Yukarıdaki Twitter mesajını dünkü
www.cumhuriyet.com.tr'deki bir makalede görmüştüm ve yerden göğe kadar bu mesajda haklıdır.
İnsanoğlu, doğaya uyum sağlayamayan ve en fazla tahribat veren bir varlıktır. Matrix filminde olduğu gibi "Zararlı bir Virüstür" aslında. Varlığı yerine, yokluğu daha hayırlıdır derler ya.. Onun gibi birşey.. Bunu Marlon Brando'nun "Dr. Moreau'nun Adası" filminde insanlaşma ile vahşetin arttığını, keşke evrimleşmeseydik dedirten bir film. Hayvan olmanın daha sağlıklı olacağını düşündürür.
Bakın bir insanlığa; Türkiye'deki HES'ler gerçekten enerji ihtiyacını karşılamak için mi yapılmakta ya da rant tek bir sebep midir ? HES'lerin inşaatlarını gezenler var mıdır bilinmez. Ama, o doğa katliamları bizzat gören birisi olarak içler acısıdır.
Kentsel dönüşüm diye yutturulan çalışmalar. Gerçekten depreme yönelik bir çalışma mıdır ? Yoksa, tamamıyla rant mıdır ?
İnsanlık var olduğundan beri, en büyük katliamlar onun sayesinde yapılmaktadır.
Çılgın projeler adı altında; doğa ile hiçbir bağlantısı olmadan, her tarafı beton yapılardan geçilmeyen_ her tarafı kaplayan AVM ve rezidanslara ne demeli.. Buna en büyük örnek; reküşlerde ve cadde kenarlarında yapılan ağaçlar - Peyzaj Mimarları Odası; ağaçların köklerinin dışarıya çıkarılması, inşaat yaparken; yeraltı sularının göz ardı edilerek, yönlerinin değiştirilmesi ya da kurutulması... Sırf kendi zevkimiz için gece yapılan aydınlatmalar (ağaçlara gece sarılı olan ışıklandırmalar)... Ne kadar vahşi bir varlık olduğumuzun göstergesidir.
Doğa ile uyumlu bir yaşamı tercih etseydik. Küçük küçük evlerimizin olduğu ortamda, doğa ile barışık bir yaşamda olsaydık. Çevremizde; göller, ağaçlar olsaydı. Sanata, egzersize ve bilimsel araştırmalara hitap eden küçük küçük yapılarımız çevremizde olsaydı. Merak ve mutluluğumuzun peşinden koşsaydık, daha güzel bir dünya olmaz mıydı ?
Sonuç olarak; insan eşref-i mahlukat değil... Evrimle ilerleyen, ne yaptığının farkında olmayan bir Virüstür.
(Kaynak alıntı; *
http://muratgermen.wordpress.com/201...tuyu-istanbul/)