Agnostizmin, din konusunda temelde duran çelişkisi bilmek-bilmemek değil ki, tanrı hakkında(!) bilip-bilmemek temelinde. Daha doğrusu kuşku temelinde...
Zira sorun şu, bir şey hakkında bilip-bilmemekte, bilgiye bağlı. Nedir Tanrı? İşte bu soruya cevap verdiğiniz an agnostizm, bilmemek, bilmek değil kuşku temeline yaslanır. Haliyle bilmediğimiz bir şeyden bahsedemeyiz, neyden kuşku duyup, duyamayacağımızı dahi belirleyemeyiz -ki bu çerçevede, noktada agnostizmin anlamı olsun. Yani bimediklerimiz hakkında zaten konuşmuyoruz, tanrı konusunda bildiğimiz de zaten nesnel dayanakalra değil, insanın hayal gücünde üretegeldiği biçimiyle ifade ediyoruz. Yoksa ne tanrı diye bir şey biliyoruz ne de bilmiyoruz, ne bilinebilir deriz, ne de bilinemez, zira elimizde hiç bir veri yok ki hakkında konuşalım(bu açıklamam da agnostik değil, objektiftir.)
Basitleştirmek adına diyalogla örneklersek;
Nedir tanrı?
Her şeyi yarattığına inanılan yaratıcı vs.
Madem bilinemez nasıl cevap verdiniz? Madem bilinemez bu sıfatları nasıl yüklediniz ve madem bilmiyorsunuz hangi hakla hakkında konuşuyorsunuz ve madem bilmiyordunuz nasıl olurda neyn bilinip-bilinmeyeceği konusunu gündeme getirebiliyorsunuz? Madem biliyordunuz o halde neden bilinemez diyesiniz?
Çelişki burada, o nedenle kuşkuculuk farklı bir şey, tanrı konusunda kuşkuculuk ise bilinemez-bilinebilir açısından değil, kuşkulanıyorum açısından anlamlıdır ki bu da farklı.
Yani tanrıdan kuşku duymak, ya varsadan tutalım da, olabilir de, olmayabilirde, ama ben kuşkulanıyoruma doğru genişletebileceğimiz bir duruş. O nedenle tanrı konusunun bilinip-bilinemeyeceği değil, bu başlıkta kuşku duymak temelinde irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Ki hiç bir agnostikte tanrı'dan kuşkuluyum demekle ya da benim ifade etmemle rahatsız olmaz-olmamalı, zira hal-durum böyle.
Tanrı bilinemez demek, elma bilinemez demek gibi bir şey, ya hakkında bilgi sahibi olmalısınız, bu halde bilinemez demez, bilinemeyen yönleri olduğu-olacağını ifade edebilirsiniz, ya da elmadan bahsetmek dahi bilinemez ifadesiyle zıt bir çelişki içerir. Bu çelişki ile bu bilinemez ya da bilinemezlik anlamsızlaşır, dayanaksız bir genellemeye dönüşür.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|