Ölü gömme kültlerinde rastladığımız ilginç ritüellerde var. Bunlardan biri de toplumumuzda
görülen ölünün karnı şişmesin diye konulan bıçak.
Ölünün karnının şişmesi gerçek de bıçak ya da demirin bunu önlediğinin bilimsel bir açıklaması var mı acaba?
Bu konuda bilgisi olan var mı?
Toplumumuzda uygulanan ölünün karnı üzerine bıçak ya da başka bir demir alet konması konusunda bir açıklama gelmedi.
İslami kaynaklarda bu konuda bir bilgiye rastlamadım. Dolayısıyla bu uygulamanın İslami olmadığını söyleyebiliriz. Bilimsel bir açıklaması da yok. Nitekim ölü 2-3 haftalık iken karnı patlıyor. Demir, bıçak konmuş olması bu sonucu değiştirmiyor.
Demir kültü Türklerden gelme. *Eski Türkler demiri kutsal olarak görmüşlerdir. Bu inanç Türklerin müslümanlaşmasından sonra da devam etmiştir. Demircilik ise şerefli bir meslek sayılır. Bir Yakut atasözüne göre demirciler ve şamanlar aynı yuvadan çıkmadır. Bu atasözü Şamanizmle demircilik arasındaki ilişkiyi açıkça göstermektedir.
Kırgızlar ve Kazaklar demirden kötü ruhların kaçtıklarına inanırlardı. Lohusa kadınlara musallat olan alkarası veya albastının demirden korktuğuna dair inanç Anadolu köylerinde sürmekte olup bunun için yatağın altına bıçak, çekiç vs. konur.
Ölü üzerine konulan bıçak ya da demirden amaç da aslında ölüyü kötü ruhlardan korumaktır.
Toplumumuzda uygulanan ölünün karnı üzerine bıçak ya da başka bir demir alet konması konusunda bir açıklama gelmedi.
İslami kaynaklarda bu konuda bir bilgiye rastlamadım. Dolayısıyla bu uygulamanın İslami olmadığını söyleyebiliriz. Bilimsel bir açıklaması da yok. Nitekim ölü 2-3 haftalık iken karnı patlıyor. Demir, bıçak konmuş olması bu sonucu değiştirmiyor.
Demir kültü Türklerden gelme. Eski Türkler demiri kutsal olarak görmüşlerdir. Bu inanç Türklerin müslümanlaşmasından sonra da devam etmiştir. Demircilik ise şerefli bir meslek sayılır. Bir Yakut atasözüne göre demirciler ve şamanlar aynı yuvadan çıkmadır. Bu atasözü Şamanizmle demircilik arasındaki ilişkiyi açıkça göstermektedir.
Kırgızlar ve Kazaklar demirden kötü ruhların kaçtıklarına inanırlardı. Lohusa kadınlara musallat olan alkarası veya albastının demirden korktuğuna dair inanç Anadolu köylerinde sürmekte olup bunun için yatağın altına bıçak, çekiç vs. konur.
Ölü üzerine konulan bıçak ya da demirden amaç da aslında ölüyü kötü ruhlardan korumaktır.
Evet benim de bildiklerim aynen bu yönde sevgili pante.Başlığı yeni okudum.Özellikle de bu alkarısı vs. falan hala yaygın ve sanki islama kaynamış bi inanç.Birçok insan biliyorum,kültürlü,çağdaş,modern müslüman diye geçinip çocuğun 40 ı çıkmadan yalnız bırakmak iyi değildir,aman yatağın altına bıçak koyun,yorgana firkete takın,alkarısı demirden korkar demir olmazsa gelir parçalar allah korusun anlayışına sahip insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazla
Diğer ölü gömme ritüellerine bakarsak yine ilginç sebeplerle karşılaşmaktayız;
Ölenin gözleri kapatılır:
Gözüne toprak kaçmasın diye,
Bu dünyada gözü kalmasın diye.
Ölünün çenesi bağlanır:
İçine şeytan girmesin diye,
Korkunç ve çirkin gözükmesin diye,
Yıkanırken ağzına su kaçmasın diye,
Çenesi sarkmasın diye.
Bulunduğu odanın pencereleri açılır:
Ruhu çıksın diye,
Melekler içeri girsin diye.
Yörelere göre bu sebepler farklılık arz eder. Bunları incelediğimizde ne mantık ne bilimsellik bulabiliriz. Örneğin;
Gözüne toprak kaçsa ne zararı var ölüye?
Öldükten sonra gözü dünyada kalır mı ölünün?
Ölünün içine şeytan ya da kötü ruhlar neden girsin ki?
Çenesi sarkıp ta çirkin görünmemesi kimler için?
Yıkanırken ağzına su kaçsa ne olacak? Neticede ölü değil mi?
Pencereler açılmasa ruhu dışarıya çıkamıyacak mı?
Ya da pencereler kapalı olunca melekler içeri giremez mi?
Kefenleme, yıkama ve şehitlerin yıkanmaması için de bu sorular sorulabilir.
Bir de toprağın altında dahi kıbleye çevrilir ceset. Ne gereği varsa?
Kur'an'da hiç değinilmediği halde, cahiliye devri inanışlarından olan kabir azabı sözde hadislerle İslam'a sokulmuş olup, sorgulayıcı meleklerin karşısında ölünün dilinin tutulmaması ve kekelememesi için defin sırasında imam ölüye telkinde bulunur.
Münkir ile Nekir adlı melekler defin yapılan kabre gelecekler ve soru yağmuruna tutacaklar ölüyü. Neden iki melek acaba?
11 melek olsaydı daha demokratik olurdu kararları. Kolay mı? İki meleğin kararıyla kıyamete kadar ya işkence görecek ya cennetteymiş gibi rahat edecek ölü.
Ya imam telkini unuttuysa ya da etkili bir telkinde bulunamadıysa ne olacak garip müslümanın hali. Kabirde mizan terazisi de yok ki ölçüp biçilsin. Sadece sorular sorulup yanıtlarına göre karar verilecek.
Eski kavimlerin mezarlara yiyecek, içecek koyması ve günümüzde dahi benzer adetlerin sürdürülmesine ne denebilir?
Kocası ölen kadının da yakıldığı, öldürüldüğü gelenekler nasıl izah edilebilir?
Bu ölüm adetleri ile ilgili son söylediğin birşey epey zamandır kafamda duruyor. Araştırma fırsatım da olmadı. Harun Yahya'nın bir kitabında Hinduların ölenin karısını da beraberinde yaktıklarını anlatıyordu, hem de nasıl bir vahşet olduğunun ayrıntılarıyla. Bunun gerçekten olup olmadığını merak ediyorum. HY'nin amacı Hinduizmin ne kadar sapık bir din olduğunu göstermek tabii. Bu tür şeyler geçmişte olabilir ama bugün uygulanıyor mu?
Bir de bizde ölenin bir eşyasını, genellikle ayakkabısını evin önüne koyarlar, *bir fakir alsın denir. Ama ben bu geleneğin altında da başka birşeyler olduğunu düşünüyorum. Bilgisi olan var mı?
Ölülerden içimiz bayıldı, eğlenceli bişeyden bahsedeyim biraz da. Ölünün kıbleye çevrilmesinden bahsedince aklıma Kemal Sunal ile Şener Şen'İn filmi geldi. Bu bahiste seyretmek iyi gider. Bu vesileyle de Kemal Sunal'ı anmış olayım.
"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Tibet'te göğe verme(sky burial) denen bir adet var. Meftayı kuşbaşı parçalayıp yırtıcı kuşlara yediriyorlar. Böylece rahmetliyi yukarı göndermiş oluyorlar.
Tibet'te göğe verme(sky burial) denen bir adet var. Meftayı kuşbaşı parçalayıp yırtıcı kuşlara yediriyorlar. Böylece rahmetliyi yukarı göndermiş oluyorlar.