Bağlaçlar ne işe yarar arapçada, heleki noktalama, imla olmadan yazılmış ise bir kitap. evren genişliyor dedi bilim insanları, hop kuran mucizecileri bir ayeti anında adapte etme telaşına düştü.
Bakara 236
Eli geniş (zengin) olanın kendi takdirine (kudretine), eli dar (fakir) olanın da kendi takdirine (kudretine) göre marufla (örf ve adete uygun) bir meta verererek faydalandırmaları, muhsinlerin üzerine bir haktır.
ve mettiû-hunne
: ve onları metelandırın, faydalandırın
11.
alâ el mûsiı
: eli geniş olan üzerine (zengin olana)
12.
kaderu-hu
: muktedir olduğu (kendi kudreti) kadar
13.
ve alâ el muktiri
: veeli dar olan üzerine (fakir olana)
14.
kaderu-hu
: muktedir olduğu (kendi kudreti) kadar
Zayirat 47
ve es semâe
: ve sema, gökyüzü
2.
beneynâ-hâ
: onu biz bina ettik
3.
bi eydin
: bir kudretle, büyük bir kuvvetle
4.
ve innâ
: ve muhakkak ki biz
5.
le
: elbette
6.
mûsiûne
: genişiz
Ve sema; Biz onu bina ettik büyük bir kudret ile. Ve muhakkak ki genişler Biziz.
Bu ayetlerde geçen geniş kelimesi sıfattır. Yani özellik ifade eder. Ayrıca kuranda tanrısallığa özgü eylemler(fiili)
beneynâ-hâ örneğindeki gibi na-ha na-hu biz yaptık, ettik şeklindeki geniş zaman kalıbıyla ayrılır. Bir çok örneği vardır ki bir kaçını yine koyarak göreceğiz.
Oysa sıfat olan geniş(musiu) eylem ifadesi olmadığından bu kalıpla dikkat edin kullanılmamıştır. Yani onu genişleten biziz demek için mucize uydurma meraklısı olmak gerekiyor.
Yine onu ifadesinin (gökler) kullanılmadığına ikinci cümlede dikkatinizi çekerim. Oysa hiç şansı yok, eski imlasız, herekesiz yazımla yazılmış kuranda semalarla ilişkili olsa idi (ve) bağlacından sonra buna ilişkin zamir kullanılırdı ki bu durumda Biz öznesinin etkileyeceği eylem olma ihtimali olabilir diyebilirdik. Ancak bağlaçtan sonra ne eylemsel kalıp kullanılmıştır bu sıfatı farklı okuyacak nede semaları bağlayacak zamir.
Yani buradaki genişlik sıfattır, eylem değil. Sadece bize yöneliktir semalara değil.
Bir sonraki ayetdede bu kalıbın kullanılışı aynen vardır ve arz ile ilişkili eylemi -na-ha ile belirtir.
Zayirat 48
Mahid: Döşek ,sermek
1- ve el arda
: ve yeryüzü, yeri
2.
fereşnâ-hâ
: onu biz yaydık
3.
fe ni'me
: işte ne güzel
4.
el mâhidûne
: döşekler, döşenenler döşekçi.yayıcı
Bu ayetde evrenin genişlemesinin keşfine kadar genişlik, somut fiziki anlam olarak çevrilmezken birden mucize oldu İslam aleminde ve genişlik sahibi olanlar genişleticilere dönüştü.
beneynâ-hâ
: onu biz bina ettik(bina edeniz)
Ve İnna le musiune :ve biziz genişçi-ve biziz genişler ve (biz geniş kudret, güç sahibiyiz)
Bu arada zayirat 48de ne yayıp döşeniyor acaba?
Şimdilik saygımla gittim...