Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 22-03-2016, 11:04
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Aslında bu konuyu sorgulamaya şu soruyla başladım: ''bilince sahip zihnin ulaşabileceği zirve noktası ne olabilir?''
İnsanlık hep ilerledi, gelişti, dinler üretti, bir kısmı dinleri yok etti... hep bir aşama var, peki bunun sonu ne olabilir? zirve neresi?
Sevgili Yildiztozu;

Bilince sahip zihnin ulasabilecegi zirve noktasi tam bir bilincsizliktir.(zirve noktasi/kime gore, neye gore???) Bilince sahip olmak baska birsey, bilincli olmak/davranmak vs. baska birseydir.

Asil sorulmasi gereken bence;
Insanlik gercekten ilerledi mi? Ilerledi ise ne duzeyde ve egilimde?
Gelisti mi?
Dinler uretti mi? Yoksa mevcut ortam unsurlari uzerinden(sosyo/ekonomik/politik vs.) geleneksel yasamini organize dinlere mi cevirip pazarladi?
Acaba yok ettigini mi zannetti, yok etmekle birlikte?

Iste bu sorularin cevaplari yuzunden, insanlik olarak basimiz dertten, sorundan kurtulmuyor. Asama denilen hep ileriye dogru egilim gostermiyor, iki ileri bir geri seklinde gidiyor. Yanisira duygular neden kotu veya neden " duygusallık oranı azaldıkça mantıklı olma oranı artarken, güçlü olma oranı da artıyor.", guc'den algiladigin nedir bu kisimda?
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 22-03-2016, 11:22
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

bilirsiniz, bilimler olgular üzerinden gider ve doğaları gereği analitik takılırlar.

psikiyatride de durum böyledir.
temelden ikiye ayırır ve saltıklaştırır.

düşünce durum bozuklukları (örnek şizofreni)
duygudurum bozuklukları (örnek bipolar yani ben)

bi adamın aklına da ulan duygu ve düşünce birbirinden izole edilemez, indirgenemez,
biri diğeriyle geribesleme ilişkisi içindedir diye gelmez mi, gelmez amk.
çünkü analitik zırva her şeyin içine etmekte pek mahirdir.

duygu ve mantıkmış.
len bu ikisini nası ayıracaksın, nası izole edeceksin.
duyguyu nası karşı cinsle (homolar alınmasın onları yoksaymıyorum) çoğalma güdüsüne indirgeyebilirsiniz.

şu sitede mantık mantık diye az bağırıp durmadık.
sistematik düşüncemizi doğaya uydurmak adına, analitiği içeren ve aşan diyalektiği de az önermedik.

bir nihilist etik ve estetiği yoklar yoklamasına da.
duygu olmadıktan sonra düşünce mi olur.

felsefe bile en ilkel tanımıyla bilgiyi SEVMEK değilmidir.

siz mi hastasınız ben mi.
duygu ve düşünce bir madalyonun iki yüzüdür.
biri eksilirse öbürü de yara alır.

özfarkındalığın, ya da başka ifade ile bizzat kendi varoluşunun farkında olman
düşünce midir, duygumudur.
düşünce ise hangi mantık kurallarına göre varolduğun sonucuna vardın.
yoksa akşam güneşini seyrederken mi varolduğunu hissettin.
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 22-03-2016, 14:47
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
Standart

Nihilist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
felsefe bile en ilkel tanımıyla bilgiyi SEVMEK değilmidir.
Bilgiyi sevdiğim için öğrenmiyorum, bilgiyle aramda duygusal bir ilişki yok, bilgiyi merak ettiğim için öğreniyorum, merak etmemin altyapısında da mantık var.

Bilgiyi merak etmek yerine ''sevmek'' de diyebilirsin tabi. Sanırım farklı şeyler yazıyor olmamızın nedeni, duyguya yüklediğimiz tanım ve içeriğin farklılığı.

Burada önce duyguların kapsamını belirlememiz lazım ve bu kapsama göre duyguların önemi tartışılabilir.

Anladığım kadarıyla sen daha geniş kapsamlı yaklaştın, duygu ve düşünceyi bir bütün olarak değerlendirdin.

Benim yaklaşamıma göre ise duygular acizliğimizin bir sonucudur. Nasıl ki evrimsel süreçte aciz kaldığımızda sığınacak bir tanrı icat etmişsek, yine aynı acizlikten dolayı sığınacak duygular icat etmişiz. Duygular bizi tatmin ediyor.

Madem duygular bizi tatmin ediyor, hatta mutlu edebiliyor, o halde neden duygular kötüdür diyorum? çünkü acizliğimizin sonucu olarak ortaya çıkmışlar.

Bana bir örnek verebilir misiniz, herhangi bir konuda karar verirken duygu ve mantığın farklı tercihlere yönlendirdiği durumda duygunun vereceği karar daha faydalı olsun?

Irkçılık, dindarlık gibi hisler de duyguların sonucu mesela. Sadece mantığın hakim olduğu ütopik bir toplumda yanlış hareketler imkansızlaşırdı.

Duygularla yaşamak zorundayız, yemek yemek de zorundayız, işte bunlara muhtaç olmak kötü bir şey değil midir?

Tanrıda duygu var mıdır diye sormuştum, her şeyi bilseydik, her şeye gücümüz yetseydi yine de duygularımız kalır mıydı? Ben bu soru üzerinden ilerledim. Mevcut insanlık üzerinden değil.

Diğer sorunla alakalı ''var olduğumu nereden biliyorum'' sorusu için cevabım; var olduğumu varsayıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 22-03-2016, 21:12
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilgiyi sevdiğim için öğrenmiyorum, bilgiyle aramda duygusal bir ilişki yok, bilgiyi merak ettiğim için öğreniyorum, merak etmemin altyapısında da mantık var.

Bilgiyi merak etmek yerine ''sevmek'' de diyebilirsin tabi. Sanırım farklı şeyler yazıyor olmamızın nedeni, duyguya yüklediğimiz tanım ve içeriğin farklılığı.

Burada önce duyguların kapsamını belirlememiz lazım ve bu kapsama göre duyguların önemi tartışılabilir.

Anladığım kadarıyla sen daha geniş kapsamlı yaklaştın, duygu ve düşünceyi bir bütün olarak değerlendirdin.

Benim yaklaşamıma göre ise duygular acizliğimizin bir sonucudur. Nasıl ki evrimsel süreçte aciz kaldığımızda sığınacak bir tanrı icat etmişsek, yine aynı acizlikten dolayı sığınacak duygular icat etmişiz. Duygular bizi tatmin ediyor.

Madem duygular bizi tatmin ediyor, hatta mutlu edebiliyor, o halde neden duygular kötüdür diyorum? çünkü acizliğimizin sonucu olarak ortaya çıkmışlar.

Bana bir örnek verebilir misiniz, herhangi bir konuda karar verirken duygu ve mantığın farklı tercihlere yönlendirdiği durumda duygunun vereceği karar daha faydalı olsun?

Irkçılık, dindarlık gibi hisler de duyguların sonucu mesela. Sadece mantığın hakim olduğu ütopik bir toplumda yanlış hareketler imkansızlaşırdı.

Duygularla yaşamak zorundayız, yemek yemek de zorundayız, işte bunlara muhtaç olmak kötü bir şey değil midir?

Tanrıda duygu var mıdır diye sormuştum, her şeyi bilseydik, her şeye gücümüz yetseydi yine de duygularımız kalır mıydı? Ben bu soru üzerinden ilerledim. Mevcut insanlık üzerinden değil.

Diğer sorunla alakalı ''var olduğumu nereden biliyorum'' sorusu için cevabım; var olduğumu varsayıyorum.
sence, özgürlük istemi bir duygumudur, düşüncemidir,yoksa duygu-düşünce bir bütünmüdür.

özgürlük sevdası bir acizlikmidir.

Netice itibariyle Equilibrium'u izleme vaktin gelmis demişti bir arkadaş.
bence de bi izle..
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 24-03-2016, 01:18
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

Corpse Bride´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Rica ederim. hiç kimseye önermem. oraya vereceği paraya onun bakımına yardımcı birini bulmak ve evinde bakılmasını sağlamak en ideali. tek istedikleri şefkat yapmacık olmayan zoraki olmayan şefkat. hem bakımını yapmak hem şefkat göstermek zordur bıkar insan dediğim gibi insan eti ağırdır evde bir yardımcı bunu kolaylaştırır
etin artık başkalarına ağır geliyorsa,
hayat denen maceranın bitmesi için uygun koşulları beklemeye gerek yok.
o koşulları kendin üretirsin olur biter.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 25-03-2016, 23:18
Odyssey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Odyssey Odyssey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Oct 2014
Mesajlar: 151
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Başarma duygusu bile aslında iyi bir duygu değil. Başarma duygusuna sahip olan kişi başaramamış kişidir. Başaramadığı birşeyler var ki bu duyguya sahip.
Elbette.. zaten başarmak, yenilgilerle öğrenilen bir durum. ama bu sonucu değiştirmiyor.
Her istediğimizi başaracaksak tanrı olmamız gerekirdi.
Böyle bir imkanımız olmadığına göre, başarma isteği ve sonuçta elde edilen mutluluk değerlidir.


Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgi duygusuna sahip kişi sevgiye muhtaç ki bu duyguya sahip. Muhtaçlık kötü bir şey.
Muhtaç olduğumuz şey sevgi ise, o mutlaka bulunur. Bu konuda kaynak sıkıntısı yok; insanlar, hayvanlar, ağaçlar... hepsi sevilmek için var.
Sanat sevgidir, müzik sevgidir... Sohpet etmekten mutlu olmak, dünyayı gezmek farklı insanlarla tanışmaktan mutlu olmak.. hepsi sevginin bir yansıması.



Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bunlara iyi duygular desek bile bütün iyi duygular, kötü duygularla birlikte var olmak zorunda. Başarma duygusunun var olabilmesi için başaramama duygusunun da var olması gerekli.
Sevgi için nefret de gerekli.
Bütün duygular zıtlıklarıyla mümkün.
İyi ve kötü duyguları birarada zorunlu olarak yaşamak yerine sıfır duyguyla ve sadece mantıkla yaşamak daha mantıklı görünüyor. Zaten adı üstünde mantık.

Gelişmiş bir uzaylıyı ağlarken veya üzülürken düşünemiyorum. Sevgi ve üzüntü ancak birlikte var olabildiği için ideal varlıkta duygular nötr seviyede olmalı.
Duygular olmazsa, istek de olmaz. istek olmadığında ise insanın gelişmesi söz konusu değil.
Yani duygulara önem vermek, zaten mantığın bir gereği.

"bazı nefretler sevgiden kaynaklanır" dersek, ona katılıyorum.
Sevdiğimiz insanlara haksızlık yapıldığında veya hayvanlara işkence yapıldığında nefret duyarız, bu insani birşeydir.

Ancak sevgi sadece nefrete bağlı değil. mesela nefret olmasaydı, hiç kimsenin sevgilisi olmayacak mıydı..?
Veya anne, bebeğini severken, kimden nefret ettiği için onu sevmektedir?
Bir kediyi severken, bunun alt yapısında hangi nefret vardır..?

Yani burda önemli olan insan zihnindeki negatif duyguları yenebilmek... bu da psikoloji ve nöroloji biliminin gelişmesiyle, ve doğru eğitim yöntemleriyle gelecekte başarılabilir.

Bir soru: Eleştirmenini, ölüm ve sonsuz işkenceyle tehdit edecek kadar çaresiz bir kitabın yazarı, bilgili ve adaletli biri olabilir mi...?
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 26-03-2016, 00:55
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

Limbik sistem amacı belirler. Neokorteks ona ulaşma yöntemini..

Hepimiz neticede "mutlu hissetmeye" programlı yaratıklarız. Limbik sistemi olmayan, salt neokorteksten ibaret beyinlerimiz olsaydı bilgisayarlardan farksız olurduk...
.

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 10-04-2016, 19:38
Odyssey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Odyssey Odyssey isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Oct 2014
Mesajlar: 151
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bana bir örnek verebilir misiniz, herhangi bir konuda karar verirken duygu ve mantığın farklı tercihlere yönlendirdiği durumda duygunun vereceği karar daha faydalı olsun?

Bu konuda çok sayıda örnek var. Sadece kötü örneklere odaklanırsanız, gerçekçi bir sonuç üretemezsiniz.

İşte örnekler......;

Mesela idam kararı almak üzere olan bir hakimsiniz. kanun maddeleri ve deliller, sanığın idam edilmesini gerektiriyor.
Ancak sanığın idamını gerektirecek bir suç işlemediğini, iyi bir insan olduğunu biliyorsunuz.
Mantıken, kanunları uygulamalı ötesini düşünmemeli ve bu kararı dert etmeyip gece rahat uyumalısınız.

İşte tam bu noktada vicdanlı ve duygulu bir insan olmanız, bir insan hayatı ile ölçülecek kadar önemli ve faydalı bir sonuç doğuracaktır.



Başka bir örnek;
Sporcusunuz ve olimpiyatlarda maraton koşuyorsunuz...
Yarışın sonlarında birincilik için kıyasıya bir mucadele var. vucudunuz adeta "yeter artık bırak beni" diye bağırıyor.
Mantıken en kötü ilk sıralarda dereceye gireceksiniz. kazanılacak paraya da fazla ihtiyacınız yok.

İşte tam bu sırada, sevgilinize verdiğiniz söz akla geliyor ve dostlarınızla ortak amaçlarınız aklınıza geliyor.
Bu yarışı kazanmalısınız, çünkü bu sayede çok önemli bir projeyi gerçekleştirebileceksiniz.
Bir taraftan da bu yarış için, ailenizin yapmış olduğu fedakarlıkları düşünüyorsunuz.
İşte bu sırada duygularınız iyice çoşuyor ve yarışmayı kazanıyosunuz.



Diğer bir örnek;
Evlisiniz ve eşinizle birbirinize karşı giderek ilgisiz hale gelmişsiniz. ama aynı zamanda onu seviyorsunuz.
Mantığınız "boşver işinle ilgilen" diyor. Ama siz duygularınızı dinliyorsunuz.
Sonuç; daha mutlu bir aile, daha mutlu çocuklar. ve işe daha motivasyonlu gittiği için daha başarılı bir insan



Başka bir örnek ve kesinlikle bilimsel;
Tehlike yaşadığımız durumlarda adrenalin salgılanır. bu hormon odaklanma ve doğru karar alma yeteneğini en üst düzeye çıkarır.
Bu bir duygudur... adına korku veya gerilim deyin, önemli değil.. ama bir duygudur.
Mesela bir hatalı sollamada sizi kurtaracak haraketi yaptıran şey, sadece mantık değildir. aynı zamanda bu duygudur.

Trafikte tehlikeli haraketlerden kaçınmanıza sebep olan şeylerin başında da duygular gelir;
İnsan yaşamına duyduğumuz saygı ve ailemizin mutluluğuna verdiğimiz önemdir, bizi dikkatli olmaya sevkeden...



Psikologların ve bilim adamlarının onayladığı bir gerçek daha....;
Sevginin stresi azalttığı, hücre ömrünü uzattığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği tıp insanlarınca kabul edilmiş bir gerçek.
Sevgi ve mutluluk çok ciddi bir şekilde birbirine bağlıdır. Bunlar aynı zamanda insanın maddeden ibaret bir varlık olamayacağının kesin kanıtlarından biridir.


Sonuç olarak sorunuzun cevabı çok net; duygular gereklidir ve mantığı ortadan kaldırmayacak biçimde olduğu sürece faydalıdır.
Ve insanlar, olumlu duygu ve düşünceleri olmadan "insan" olarak tanımlanamaz.
İnsanın bir robota dönüşmesi ise, yokolması ile eş anlamlı bir durum.

Bir soru: Eleştirmenini, ölüm ve sonsuz işkenceyle tehdit edecek kadar çaresiz bir kitabın yazarı, bilgili ve adaletli biri olabilir mi...?
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 10-04-2016, 21:13
world world isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2010
Mesajlar: 3.123
Standart

Odyssey´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu konuda çok sayıda örnek var. Sadece kötü örneklere odaklanırsanız, gerçekçi bir sonuç üretemezsiniz.

İşte örnekler......;

Mesela idam kararı almak üzere olan bir hakimsiniz. kanun maddeleri ve deliller, sanığın idam edilmesini gerektiriyor.
Ancak sanığın idamını gerektirecek bir suç işlemediğini, iyi bir insan olduğunu biliyorsunuz.
Mantıken, kanunları uygulamalı ötesini düşünmemeli ve bu kararı dert etmeyip gece rahat uyumalısınız.

İşte tam bu noktada vicdanlı ve duygulu bir insan olmanız, bir insan hayatı ile ölçülecek kadar önemli ve faydalı bir sonuç doğuracaktır.



Başka bir örnek;
Sporcusunuz ve olimpiyatlarda maraton koşuyorsunuz...
Yarışın sonlarında birincilik için kıyasıya bir mucadele var. vucudunuz adeta "yeter artık bırak beni" diye bağırıyor.
Mantıken en kötü ilk sıralarda dereceye gireceksiniz. kazanılacak paraya da fazla ihtiyacınız yok.

İşte tam bu sırada, sevgilinize verdiğiniz söz akla geliyor ve dostlarınızla ortak amaçlarınız aklınıza geliyor.
Bu yarışı kazanmalısınız, çünkü bu sayede çok önemli bir projeyi gerçekleştirebileceksiniz.
Bir taraftan da bu yarış için, ailenizin yapmış olduğu fedakarlıkları düşünüyorsunuz.
İşte bu sırada duygularınız iyice çoşuyor ve yarışmayı kazanıyosunuz.



Diğer bir örnek;
Evlisiniz ve eşinizle birbirinize karşı giderek ilgisiz hale gelmişsiniz. ama aynı zamanda onu seviyorsunuz.
Mantığınız "boşver işinle ilgilen" diyor. Ama siz duygularınızı dinliyorsunuz.
Sonuç; daha mutlu bir aile, daha mutlu çocuklar. ve işe daha motivasyonlu gittiği için daha başarılı bir insan



Başka bir örnek ve kesinlikle bilimsel;
Tehlike yaşadığımız durumlarda adrenalin salgılanır. bu hormon odaklanma ve doğru karar alma yeteneğini en üst düzeye çıkarır.
Bu bir duygudur... adına korku veya gerilim deyin, önemli değil.. ama bir duygudur.
Mesela bir hatalı sollamada sizi kurtaracak haraketi yaptıran şey, sadece mantık değildir. aynı zamanda bu duygudur.

Trafikte tehlikeli haraketlerden kaçınmanıza sebep olan şeylerin başında da duygular gelir;
İnsan yaşamına duyduğumuz saygı ve ailemizin mutluluğuna verdiğimiz önemdir, bizi dikkatli olmaya sevkeden...



Psikologların ve bilim adamlarının onayladığı bir gerçek daha....;
Sevginin stresi azalttığı, hücre ömrünü uzattığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği tıp insanlarınca kabul edilmiş bir gerçek.
Sevgi ve mutluluk çok ciddi bir şekilde birbirine bağlıdır. Bunlar aynı zamanda insanın maddeden ibaret bir varlık olamayacağının kesin kanıtlarından biridir.


Sonuç olarak sorunuzun cevabı çok net; duygular gereklidir ve mantığı ortadan kaldırmayacak biçimde olduğu sürece faydalıdır.
Ve insanlar, olumlu duygu ve düşünceleri olmadan "insan" olarak tanımlanamaz.
İnsanın bir robota dönüşmesi ise, yokolması ile eş anlamlı bir durum.
Duygular evrimsel bir yan üründür.Hayatta kalma içgüdüleridir .
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 10-04-2016, 22:07
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
Standart

Odyssey´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İşte örnekler......;

Mesela idam kararı almak üzere olan bir hakimsiniz. kanun maddeleri ve deliller, sanığın idam edilmesini gerektiriyor.
Ancak sanığın idamını gerektirecek bir suç işlemediğini, iyi bir insan olduğunu biliyorsunuz.
Mantıken, kanunları uygulamalı ötesini düşünmemeli ve bu kararı dert etmeyip gece rahat uyumalısınız.
Bu durumda duygu ve mantığın verdiği kararlar birbiriyle çelişmiyor. Sanığı serbest bırakmak mantığın da bir gereğidir. Çünkü kanunda bir eksiklik vardır ve mantıklı bir şekilde düzeltilmesi gerekir. Kanunlar mantıkla konulmuş kurallardır ve eksiklik görüldüğü takdirde yine mantıkla düzeltilebilir.


Odyssey´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Başka bir örnek;
Sporcusunuz ve olimpiyatlarda maraton koşuyorsunuz...
Yarışın sonlarında birincilik için kıyasıya bir mucadele var. vucudunuz adeta "yeter artık bırak beni" diye bağırıyor.
Mantıken en kötü ilk sıralarda dereceye gireceksiniz. kazanılacak paraya da fazla ihtiyacınız yok.

İşte tam bu sırada, sevgilinize verdiğiniz söz akla geliyor ve dostlarınızla ortak amaçlarınız aklınıza geliyor.
Bu yarışı kazanmalısınız, çünkü bu sayede çok önemli bir projeyi gerçekleştirebileceksiniz.
Bir taraftan da bu yarış için, ailenizin yapmış olduğu fedakarlıkları düşünüyorsunuz.
İşte bu sırada duygularınız iyice çoşuyor ve yarışmayı kazanıyosunuz.
Evet bu örnek biraz daha duygusal görünüyor. Duygular bizi motive ediyor olabilir. Fakat duygulara ihtiyaç olmadan da yarışmalar kazanılabilir. Kazandığım takdirde işime yarayacak bir ödül elde edeceksem bu ödül için kazanmaya çalışmak mantıklı bir gerekçedir.

Odyssey´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Psikologların ve bilim adamlarının onayladığı bir gerçek daha....;
Sevginin stresi azalttığı, hücre ömrünü uzattığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği tıp insanlarınca kabul edilmiş bir gerçek.
Namaz kılmak ve dua etmek de birçok insanı rahatlatıyor, stresini azaltıyor. O halde bunlar da iyidir veya gereklidir diyebilir miyiz?


Odyssey´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsanın bir robota dönüşmesi ise, yokolması ile eş anlamlı bir durum.
Aslında şunu sorguluyorum; bizi mutlu eden şeyler mi önemlidir yoksa sadece gerçekler mi önemlidir? Gerçek ne olursa olsun, ne kadar rahatsız edici olursa olsun o gerçeği kabul etmek veya farkında olmak daha değerli geliyor bana. Mutlu olmak gibi bir amaçtan bile daha değerli.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:09 .