Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #191  
Alt 15-09-2016, 03:10
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

Sevgili spartacus bu konu hakkında yani evrim hakkındaki değerli görüşlerinizi bizlerle paylaşır mısınız?
Alıntı ile Cevapla
  #192  
Alt 15-09-2016, 03:24
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

izninizle buna ben de de get demek istiyorum.

materyalist felsefenin 3000 yıllık tarihi var.
doğu felsefesinde daha bile eski olabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #193  
Alt 15-09-2016, 03:25
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

Tamam nihilist bir de konuya evrimle ilgili ne düşünüyorsan yazar mısın? Yani yok felsefe tarihinde şöyle oldu falanı değil evrimi yaz lütfen.
Alıntı ile Cevapla
  #194  
Alt 15-09-2016, 03:48
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

yazdım.
korelasyon.
kapiş.
Alıntı ile Cevapla
  #195  
Alt 15-09-2016, 03:58
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

Nihilist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
yazdım.
korelasyon.
kapiş.
Prof Turan Güven diyor ki sen bu benzerlikleri öyle izah edersin bir başkası da yaratan daha farklı mı yaratacaktı der diyor. Buna ne diyeceksiniz.
Alıntı ile Cevapla
  #196  
Alt 15-09-2016, 04:11
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

ben sana düşün diyorum.
sense acele ediyorsun.

sen ve babanın genetik ortaklığı senle halanın oğlundan fazladır.
çünkü akrabalığınızın derecesi daha yakındır.

yakınlıkla genetik ortaklık arasında doğrusal artan ilişki var..
korelasyon bu.

sadece ortaklık değil,çok az rastlanan genetik sorunlar için de aynı şeyi söylemek doğru.
aleller için de.

şempanze ile insanın tam da aynı genin bozuk kopyasını taşıdıkları için c vitamini sentezleyememesi de.

ortada gözleme taban veren bir yaratıcı yok.
dolayısıyla kaynağı olmayan bilgi uydurup onun üzerinden açıklama yapılmaz.
ne yaratıcısı ya.

hem yaratıcı yaratıyorlar,
bi de işine karışıp nasıl yaratacağının çerçevesini çiziyorlar.

sen korelasyonu düşün, artan doğrusal ilişkiyi.
o zaman anlarsın benzerlikleri nasıl izah edip edemeyeceğini.
benzerlikler eşit mesafede değil.
akrabalıkla birlikte artıyor.
ne kadar akraba o kadar ortak.
niye.
sen yaratılmıyorsun.
ana-babandan gen alarak yaşam buluyorsun da ondan.
çok uzak coğrafyadaki bir diğer insan teki ile de ortak genlerin var.
ama neden anan-baban kadar ortak genin yok.
var mı açıklaması.
Alıntı ile Cevapla
  #197  
Alt 15-09-2016, 04:32
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.696

Onur Üyeliği 

Standart

Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili spartacus siz bir filozof olarak yanlışlıklar ve safsatalara dayanamıyorsunuz anlıyorum sizi. Yanlış konuştuysam kusura bakmayın. Bizi safsatacılardan koruyun. Neden ve nasılı başka olgu başka diyorsunuz. Ben bu konuda şunu diyorum. Mesela evrime mekanizma olarak mutasyonlar gayet önemlidir. Yani DNA'ya yeni bilgi eklenerek bambaşka canlıya dönüşmesi gerekir. İşte mesela mutasyonun bunu yapamayacağını ortaya koysak evrim çökmez mi?
Sevgili Save
Bir olay gerçekleşmiş olsun, bin kafadan ses çıkabilir, ama bu olayın gerçekliğini gölgelemez. Yani bir çok insan firikir yürütür, nasıl oldu, şöyle olmuş olabilir, böyle olabilir vs... Dilde kullandığımız bir söz vardır işte, "Güneş balçıkla sıvanmaz", bazılarının ideolojik hezeyanalrla yürüttüğü propagandalar kara progandadır...

Big bang'i eğip büktüklerinde KOCA BİLİM İNSANI öyle demiş, vay efendim kaç bin bilim insanı bunu kabul etmiş diye çoğunluk safsatası kullananlar, neden Evrim teorisine gelince yan çizer(iki yüzlüdür, iki yüzlülüğünü ise ne yazık ki cehaletine borçlu), demek ki, objektif olamayan insanın, bilim tartışmasında yeri de yoktur, sizlerde bu tür insanlara itimat etmemelisiniz.... bulundukları alan ve yemlendikleri bilgi-bilim-bilinçli olmak filan değildir, bir kaç basit kof sloganın kölesi olma durumudur, yani, yaptıkları paçavra siyasettir, hedefledikleri ise kara, içi boş proganda yapacak bir dolu papağan...

Evrimin motoru SALT mutasyonlar değil, sağda solda slogan atan her dingile aldanmayın. Lakin mutasyonlarda olasılıktır, öyleyse siz bu olasılığıda hesaba katmak zorundasınız, bilim insanları da bunu yapıyor, hesaba katıyor. bir birimde, herhangi bir mutasyon olursa ve eğer bu mutasyon mevcut koşulda avantaj sağlarsa, kalıtsal olarak aktarılacağı diğer bireylerlede devam eder, dezavantaj oluşturur da, adaptasyonu kırarsa o birey sürdürülebilirliğini kaybeder(eğer adaptosyonu kırıyorsa!), ister kısa vadede koşula yenik düşerek, isterse nesil üretemeyerek ama isterse üretilen nesillerinde adaptasyon sorunundan kaynaklı tükenip gitmesiyle veya saf dışı olması-elenmesiyle. Bu ifadem de ne gibi bir beis var? yanlışsa neresi yanlış, neden yanlış?

Siz bir mutasyonun, verili koşulda avantaj mı, dezavantaj mı sağladığını keyfi olarak nasıl belirleyeceksiniz? Bunu nesiller boyu gözlemle nasıl yapacaksınız? Ama illa mutasyonla avantaj sağlanmış canlı diyeceksek, lütfen canlılarda yapılmış bir çok deneyi inceleyin, binlerce deney yapıldı, lütfen, gaipten masal okumak yersiz.

Mutasyon ifadesi evrim mekanizmalarından sadece birisidir ama SALTIK değildir. Tabloya bir bütün halinde bakıyoruz, ve bütünlük içinde mutasyonda var, var ne yapalım gerçek bu, o tabloda bu da mevcut, ama tek başına değil ki? O tabloda daha bir çok faktör mevcut... Bir mutasyonla Evrim teorisini çökertemezsiniz(özel durumlsrdan genel sonuçlar safsatası), ancak mutasyona dair bilinen yanlışları düzeltmiş olursunuz, eğer haklı iseniz..
Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir de şu sıçrama olayında şunu dile getireyim. Mesela A türü zamanla B türüne dönüştü diyorsak bu dönüşümün kademelerini ortaya koymalıyız. Yani A türü uyuyor ve sabah kalktığında B olmuyor. Zamanla oluyor bu. İşte kademelerini ortaya koymak lazım. İşte şöyle oldu, böyle oldu kademe kademe B türü oldular gibi kademe ortaya koymak gerekir. Kademeler yoksa ve sıçrama varsa nasıl evrimden söz edeceğiz? Burada evrimden söz edebilmenin koşulu kademeleri ortaya koymak değil mi? Arada boşluk varsa nasıl evrim diyeceğiz? Bir anda yaratılış da diyebiliriz. Ki fosillere baktığımızda kademeleri göremiyoruz ve türler bir anda ortaya çıkıyorlar. İşte bu evrim için sıkıntı oluşturur diyorum haksız mıyım? Buna açıklık getirir misiniz hocam?
Sıçramalı Evrim konusu yakın geçmişe dayanıyor, çünkü incelenen milyonlarca fosilde bu gözlemlendi, daha erken tarihlerde gözlem ebadı, gözlem sayısı, gözlemci sayısı, fosil kayıtları o kadar değildi, yani süreçle elde edilen birikim, tecrübe, delil, nasılların bazı noktalarında, bazı düzeltmelere gereksinim duydu, ama dediğim gibi olgulari öznelerin olgu hakkında neyi, bilip bilmedikelrine bağlı değildir, o yüzden olgudur... yani anlatamıyorum, USÜL-ESAS başka şeydir, usule ayrkırılık arzetmeyen dıdığının, dıdıkları başka...

Yanlış anlamışsın, sıçrama demek, nitel bağın, diğer nitel bağ arasında kopukluğu demek değil Aksine ikiside İÇ-İÇEDİR, bir nitelik, mevcut olduğu ama çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır, lakin baskın değildir, baskın olması da verdiğim tuğla örneği gibi, eşik değere ulaşıldığında gerçekleşir(eşyanın tabiatı bu), dilersen binlerce çeşit deney yapabilirsin... yani her zaman aklı hokus-pokusa, geriden pislemeye, ortamı kirletme-bulandırmaya çalışan akıllı tasarımcıların iddia ettiği veya cahilce sandığı gibi değil... Her nitelik, potansiyeldir, ister baskın ister değil... Gökten zembille inmez, sıçrama deyimi, eşik değerin aşıldığı an'ı ifade eder.

Bir su'yu ocağa koyduğunuzda, gaz haline geçiş, bir eşik değerle olur, o değer toplam ısının(nicelin), %1'i olabilir... ister eşik değer, ister direnç noktası densin, arada kopuk, hokus-pokus bir süreç yoktur ve su, gaz halini POTANSİYEL olarak taşır! her değişen canlı da, değişim doğrultusu baskın olmasa bile, o değişimi potansiyel olarak taşır, o nedenle de her form, aynı zaman da bir araformdurda(diğer niteliğe geçiş formu), bütün mesele ortam-koşul baskısı, ortam değişkenleri, ilişki ağı, niceliğin istikrarı - örneğin ıstılan bir su, ısı 30 dereceye ulaştığında, verdiği ısı, aldığı ısıya baskın gelirse, o su kaynamayacaktır, o halde belirleyeni ne? Ortam, koşul, ilişkisel ağ ve nitelik POTANSİYELİ)

bir insan silahtan çıkan bir kurşunun istikamet, açı, düşüm noktası gibi bir konuda bunu formüle edecek olsun. Bu kişi, rüzgarı hesaba katmayı, o an, o koşulda akıl edememiş veya henüz rüzgarın, seyir halindeki kurşuna etki edebileceğini bilmiyor olsun... Sonra çıkıp, bunların farkına varıp, formülünü revize etsin.. ne oldu şimdi, her şey çöktü mü, bitti mi? Zeus aşkına o kişi o basit hataYı yaptı diye, atılan mermiler, hava da sabit mi kalıyor? Bir keşmekeş Akıllı Tasarımcı(siz popodan atan okuyun) çıkıp, işte Evrim teroisinde hata yapılmış-oysa gerçek revize edilen bazı kısımlardır-, o halde Evrim yalan demekle, milyonlarca fosil ve bariz değişim puff mu oluyor? Siz bilim'in, Akıllı Tasarımcı omurgasızlar gibi, ne dersek mutlak doğrudur dediğini duydunuz mu ki?

A ile B nin nasıl geçiş sergilediği, yüzlerce cilt edecek düzeyde, yazıldı çizildi, mesele salt bu değil ki, bilim ancak VERİ İLE İLERLEYEBİLİR, bu konuda eldeki malzeme ise fosiller ve doğa(dinamik! değişiyor). Fosiller bizlere daim aynı olmadıklarını, değiştiklerini ifade ediyor, ne yapalım gerçek bu! Ama oturup, efendim nasıl oldu, şipşakla ifade edilemez, bu bekleniyorsa, bekleyen avucunu yalar, aptallığına yanabilir(kömür, ağaç örneği gibi, ağaç 1 günde kömüre dönüşmez, binlerce yıl alır(çünkü dğeişim yavaştır, ortam etkisi, bileşik ypı, ilişki ağına bağlıdır, ama öyle ortamlar olabilir ki, 1 yılda da olabilir, bizim dünya'mız bu ortamı sunmuyor), ama birisi çıkıp haydi al sana ağaç, 10 dakika izleyelim bakalım kömür olacak mı derse, safsatadır, ahmaktır).

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrle%C5%9Fme

Bir evin çatısının, rüzgar vasıtasıyla uçması 50 yıl alabilir, burada mesele salt rüzgarın gücü değil ki, 50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz... Bir de faktör salt rüzgar değildir dedim, o halde yarım akıl çıkıp, al sana çatı, hadi üfle yıkılsın diyen Akıllı Tasarımcı, akılsız tayfanın safsatalarını ne yapalım? Belki 50 çeşit faktör var ve, bir teori, 50 çeşit faktörü esas alan, geniş çaıyla tabloya bakıyordur, öteki gerzek rüzgarı kafaya takmıştır, iyi de kimin sorunu? Mutasyonu saltıklaştırıp kafaya takıp, saplantı eden kim? Kim dedi size, faktör salt mutasyon diye? (çatıyı çökerten sadece rüzgardır diye?)

Çoban köpekleri neden beyaz tercih ediliyor ve neden o cins köpeklerde beyaz rengi olanlar baskın hale geliyor? insan, koyun güdüyor, koyunların rengi genelde beyaz, bir çok köpek görüyor, kimisi siyah, kimisi gri, kimisi beyaz, kimisi kahverengi bilmem ne... hangisi işine geliyor? beyaz, diğerlerini beslemiyor, süreğen beyazı besleyerek neslini sürdürüyor... Doğa ise renkler, zevkler bakımından işlemiyor, daha geniş satıhlı, verili koşula UYUM-ADAPTASYON sağlayanlar sürüp giderken, diğerleri eleniyor, ama bu iş iradi değil, uyum sağlayamadığı için hayat şansını kaybediyor!

Bir tamirci, her zaman arızayı tek seferde bulamaz, deneme-yanılmaya yönelir. Taki 3-4 parça değişecekte, asıl arızalı olanı bulacak, doğada da işler bu, ama iradi değil, KOŞULLARLA SINANMA üzerine, ama sınama da iradi değil, konuşma dilimizde başka kelime, kavramalr olamdığı için kullanıyoruz, yani nesilelr süreğen bir sınanmışlık için de, bir bakıma işleyiş dene-yanıl gibi işliyor. Arızalı olan çöpe gidiyor!

Bir çok besi hayvanı da, bazı yiyeceklerde tarihte bulunmaz, ne yani tüm bunları Akıllı-Tasarımcı Zeus'mu yapıyor, yoksa zaten doğa, bu malzemeyi ve o ilişkisel ağı sunuyor mu? Doğa ile insanın iradeyle yaptığı arasındaki farkı ise zaten idrak etmek zor değil, doğa çok çeşitli maddelerin bir araya geldiği, böylece bunalrın ilişkisel ağda birbirine etkidiği, bölece çeşitli malzmelerden, bir çok yapı, form ortaya çıktığı açık değil mi? helva bile şeker, un, su, içilen su, Hidrojen+Oksijen, uzatmamayım, türleşme içinde doğa yeterine malzeme sunmuş.

Fosil biliminin sunduğu veri, belgeleri incelemek gerekmiyor mu?

Her teoride tamamlanmaış kısımlar, henüz yeterince aydınlatılmamış kısımlar olabilir, teori, pratiği 100%'de yansıtamaz, eşyanın tabiatına aykırı, lakin aslolan bir şey de vardır ki;
"Niyetin üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?" olduğunun ayırdımı, önce bu yapılacak, sonra referans alınacak... BİLİM HİÇ BİR ZAMAN TAMAMLAYAMAZ, tamamlamaz, tamamlanmaz, tamamlanmış sayamaz, bilim, eğer, statik sonuçlar, ifadeler üretmeye başlamışsa, bilim ölüyor, can çekişiyor demektir...

Verili koşulda dinamik süreçler, birbirini ardışık takip etmesi imkansız süreçler, ortamlar dahilidir, yani tipik bir çorba gibidir, LİNEER değildir, çok açılı, çok faktörlü, çon yönlü ilişkiseldir, kısaca bilgiyi yansıtan hiç bir konu tamamlanmaz, mutlak olmaz ve ifade edilemez, yol bitmez, yürünür, yeri gelir çukurlarla karşılaşılır, düşülür ama hiç bir çukur yolcuyu yolundan alıkoymaz, seyahat bitmez, hayat, hareket üzredir, bilim de....

Yeter ki amaç, "bağcı dövmek" değil "üzüm yemek" olsun ve size en kestirme yol, niyeti bağcı dövmek olanları çöpe atmanızdır, zira hem vaktinizi çalarlar, hem idrakınızı hem de sizi ve gün gelecek bana, safsata kralının videolarını yolladım da izlemedin diye hayıflanmaktan vazgeçeceksin ..


Görüldüğü gibi Evrim teorisine dair yazışamıyoruz, idrak sorunalrımız üzerine yazışıyoruz, çatı ve rüzgar örneği gibi, kim söyledi size, çatının uçmasının TEK! sebebi rüzgardır diye, kim söyledi size tek etken mutasyondur diye?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #198  
Alt 15-09-2016, 15:23
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.557
Standart

Kol bacak nasıl çıktı, kanat nasıl çıktı?

İlk canlının suda oluştuğu, suda türleşmenin arttığı, bazı türlerin sudan karaya çıktığı, bunlardan bazılarının da suya geri döndüğü şeklinde bulgular var. Bunlar, taksonomide sınıflandırılmıştır.

İlk canlının suda oluştuğu, hem verilerle desteklenen bir olgudur, hem de mantıkla (en basit hücre bile su ile çevrelendiğinde beslenebilir, amino-asit ihtiyacını karşılayabilir, kimyasal dönüşümleri kolayca yapabilir, kolayca hareket edebilir, akıntı ile kolayca yayılabilir, su altı cisimlere kolayca yapışabilir, kolonileşebilir vesaire.) bulunabilir.

Suda evrimi devam eden canlılarda mutasyon-doğal seçilim-üreme-adaptasyon sürecinde yüzgeçler, kuyruk kısmı, omurga gelişti. Yüzgeç-kuyruk ve omurga, su canlılarının sudaki hareketini ve manevra kabiliyetini arttırdı.

Suda bitki örtüsü ve hareketli canlılar vardı. Gelgitlerle açıkta kalan bazı su bitkileri karaya uyum sağladılar. Bu günün ağaçları, bitkileri oldular. Yine, gelgitlerle açıkta kalan bazı su canlıları da karaya uyum sağladılar. Karada hareket edebilmek için kuyruklarını ve yüzgeçlerini kullandılar. Yüzgeçler kol-bacağa-kanata evrildi, kuyruk kiminde şekil değiştirerek kaldı, kiminde küçülerek işlevsiz hale geldi.

Yani, kol-bacak-kanat-kuyruk balık atalarımızdan, sürüngen atalarımızdan yadigar.

Şimdi denecek ki, yüzgeç nasıl kanata dönüşür?
Sıska bir insan düzenli vücut çalışmaya başladığında kasları büyüyor mu? Büyüyor. Vücut, -yapmakta zorlandığı işleri ısrarla yapmaya zorlanırsa- zorlandığı işleri yapmakla yükümlü olan hücrelerinin sayısını arttırır.

Şimdi denecek ki, insan nasıl akıllandı, nasıl ayağa dikildi?
Aynı şey beyin için de geçerli. Beynini kullanmaya başlayan her canlı gittikçe daha çok kullanmaya başlar. Aklınızı zorlarladıkça, bilginizi arttırdıkça vücudunuz nöron ve bilgiler arasındaki ilişkiyi kuran sinapslar üretir. Nöron sayısının (edinilen bilginin depolandığı yer olarak düşünelim) yüksek olması tek başına bir şey ifade etmez, sinaps (bunu da edinilen bilgiler arasındaki ilişkinin farkında olma olarak düşünelim) sayısının fazlalığı sorgulamayı da, anlamayı da beraberinde getirir.

Şimdi düşünelim. İlkel insan bir şekilde ilk aletini yaptı, diyelim ki bu ilkel bir mızrak. Avı tespit etmek için ayağa kalka kalka bacakları gelişiyor, diyelim ki av uygun yerde, mızrağı eliyle atacak, yani eller serbest olmalı, artık av sırasında elleri yerde değil, düşünmeye-öğrenmeye başladı bile. Vücudunu en iyi saldırı, en iyi savunma teknikleri için zorluyor, ve vücut ona istediği alt yapıyı kuruyor. Düşünün, sadece yürüyerek, yüzerek, koşarak hareket edebiliyor, bir kesici-ezici alet yapabildiyse saldırabiliyor, kendisini savunabiliyor. Bu koşulları anlayabildiyse, üstesinden gelebildiyse hayatta kalıyor, yoksa av oluyor. Koşullarda denge sağlayabildikten sonra koşulları lehine kullanma arayışı başlıyor. Uzun konu.

Bu hala böyle değil mi? Baktığımızda sporcu vücudu ile hampacı vücudunu ayırt edemiyor muyuz? Beyin gelişimi açısından, cahil biriyle aydını ayırt edemiyor muyuz?

Ne anladık?
Koşullar var, koşullar canlıları zorluyor, canlılar bu koşullarda hayatta kalabilmek için sahip oldukları bedenlerini-uzuvlarını kullanıyorlar. Bedenleri, zorlanan uzuvlarına destek oluyor, onları güçlendiriyor. Hayatta kalmak için kullanmaya mecbur oldukları uzuvlar, yüzbinyıllar içinde koşullara adapte oluyor, örneğin yüzgeç ayak-kol-kanat oluyor, kah uzuyor, kah kısalıyor, kah genişliyor. Kullanılmayan uzuvlar ise gittikçe canlının yaşamasına engel teşkil etmeyecek biçimde küçülüyor.

Bunda bir sihir keramet yok. Koşullar, süreçler...

--/--

Bilim sever insanlar bir şekilde koşulları-süreçleri anlamaya çalışıyor, yaratılışçı insanlar ise sürekli bu iyi niyetli çalışmaları karalama yönünde çaba gösteriyor.

Ben şunu anlamıyorum. E be yaratılışçı dallama, e be hödük, e be beyinsiz, e be gergedan derisi suratlı, yaratılma bir tez midir? Sıfır kanıtı olan bir dogmadan tez olur mu ulan?

Biz evrimi körü körüne savunmuyoruz. Eldeki bulgular evrimi kesin kanıtlıyor. Evrim Teorisi ise evrimin mekanizmalarını açıklamaya çalışan teoriler bütününün adı. Bu teoride boşluklar olabilir, bu teori yanlışlanabilir.
Yanlışlandığında;
- Biz dürüstçe deriz ki, bu teori yanlışmış, ardından başka teorilerin arayışına gireriz.
- Yaratılışçı dallamalar ne yapar? Derler ki: "gördünüz mü bak, yaratılış kanıtlandı."
E be dallama! Bir teorinin yanlışlanması nasıl senin dogmalarına kanıt olur?
Uçan Spagetti Canavarının evreni kusarak yaratmasıyla senin 'ol dedi oldu' iddian arasında ne fark var?

Bi' uzak dur, bi' s.git.

Sevgiler

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #199  
Alt 15-09-2016, 18:02
İlahimasal İlahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
Standart

Evrim konusu uzmanlık,eğitim,tecrübe,araştırma , emek isteyen bir bilim dalı.
Evrimden anladığım tek şey UYUM sağlamak . Makro ve mikro zamanda canlılar ve tabiattaki herşeyin uyum sağlayarak yaşama devam etmeleri.

Çok fazlada fikir üretmek ,yukarıdaki özellikler bende mevcut olmadığı için gerekde yok, ayrica EVRİM konusu, din ve tanrı fikirleri gibi basit alalade konular deil.

Evrim gibi bir bilim dalının karşısina , yaşadikları bile ispat edilemeyen hayal kahramanlarina ait sadece SÖZDEN ibaret olan fikirleri koymak da nedirki?

Evrim ile alakalı konu Darvinden öncede dillendirilmiş.( Darvinin yaşadığı kesin)
Yaratıcilık fikride hayal kahramanı mhmd'den önce dillendirilmiş.( mhmd denenen kişinin yaşadığı halen çelişkili)

Darvinden sonra binlerce bilim insanı evrim konusu hakkında milyonlarca emek verilecek somut çalısmalar yapmışlar.
Mhmd'den sonra binlerce insan yaratıcı konusunda ,gotunun altina çift minder alarak SÖZDEN başka hiç bir somut çalışma yapmamışlar.

Yaratıcılar Bu yüzyılda işin bokunu okadar çıkarmışlarki, Bilim dallarının tamamının emeklerini ŞEREFSİZCE çalarak putlarına delil yapmaya çalışmışlardır.( bir çok beyiniz teistte " aha bak kuranda yazıyordu " safsatasına inandılar)

Evrimciler ve diğer bilim insanları sonuçları yanlışda olsa ,doğruda olsa emek verip ,insanlara hizmet veriyorlar.( çok degerli)

Yaratıcı vardır diyen İLAHİYATCILAR ,bilim insanlarının emekleine atlayacaklarına ,gidip biraz deney yapsınlar.( mesla kur-an denen kitabın orjinalini araştırmaya başlayarak ,buldukları zamanda mürkkebinin , göklerden inip ,inmediği ile alakalı somut deliller ortaya koyarak başlayabilirler.)
Ben size daha çok akıl veririmde ,bozuluyorsunuz diye vermiyorum.
Haydiiiii ilahiyat prflarınızı sahaya sürün, çift minderli kırlettlerinin üstunde bilim olmaz.

Evrimci ve diğer bilim adamlarına gölge etmeyin başkada bişey istemelzer sizden.

Siyasal islamcılarınızın ağzının içi YALAN YUVASI olmuş . Sizi o ilahiyatcılar ile birlikde böyle beceriyorlar.
Taslaman ve benzerleri işde tam bu tipde adamlardır.


Taslamanın sitesine bakdım
Adam sitesinin altını allah,islam,mhmd için sözlerle doldurmuş.
Bir bilim adamı böyle yaparmı? Duydum sizi . Yapmaz diyorsunuz tabikide.

Taslaman ve benzerleri böyle yapmazlarsa mikerler siyasi islamcilar ve ilahiyatcılar . Durumun o da farkında , inanmasada ,inandım diyecek elbette.


Evrim ve bilim ile alakalı konuların karşısına dini konuları koymak ,açıkca soyluyorum şerefsizlikdir.

Eeeee ozaman niye olduk ,nasil olduk diyorsunuz.
Bilim cevaplar bekleyin. Size nasip olmazssa bebenize olur bekleyin.

Allah yaptı diyenlere
Zeus yaptı derim
Odin yapdı derim
Ben yaptım ulan derim

Hadi tersini ispat etsenize ....nasıl olsa idda lar SÖZ ile.

Maçası yiyen din prfu , ilahiyatcısı varsa sözler üzerinden fırlamalık yapmasin ,sahaya insin ,deneyli, gözlemli bilim yapsınlar. Yada götlerinin altına üçüncü MİNDERİ koyup sussunlar.

Bilim onlara götlerini tahriş etmeyecek MİNDERİDE yapar.
Alıntı ile Cevapla
  #200  
Alt 19-09-2016, 07:15
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Öncelikle bu teorinin ne kadar önemli olduğunu iyi anlamak lazım. Çünkü bu sıradan bir teori değil bir kere. Yani diğer teoriler gibi ortaya atılmış, bilimsel anlamda sıradan bir teori değil. Tamamen ideolojik anlamda ortaya atılmış bir teori.

----/----

Ortada. Bu yalana arka çıkanlardan simdi ispat beklenebilir mi.
Tabi ki iyi anlamak lazim, cunku siradan bir teori degil. Olgu iceren teoriler siradan olmazlar zaten dogalari geregi. Yani diger bir deyisle, zurafanin cani sikilinca, DNA'sina bilgi ekleyip(!), haydi bir boyutca kuculeyim, uzayayim vb. deyip, yilan olmasi degil.

Isik da bir olgu, sen simdi kalkip tamamen ideolojik bir olgudur diyebilir misin? Diyebiliyorsan ispat et haydi.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
biyoloji, evrim, evrim teorisi, ispat, kanıt


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:02 .