Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 27-02-2007, 05:05
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

Sevgili gozde hocam,

2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. Einstein'in bir lafi vardir, Ucuncu dunya savasin bilmem ama dorduncu dunya savasi tas ve sopalarla olur der. Babilliler dunyanin yasini isadan binlerce yil once 3.500.000.000 olarak hesaplamistir. Daha sonra hristiyanlikla beraber bu bilgi degismistir ve yuzon sene oncesine kadar (dun gibi) insanlar dunyanin yasinin isadan ikibin yil once oldugunu savunmustur. Bu tip ornekler insanin ilim ve irfan yolunda cizildigi gibi yukselen bir dogru ile yukselmemis olabilecegini dusundurur. Bu durumda tanri ile insanin iliskisini bu sekilde yargilamak sacma olur. Konusulan dil telepati olabilir, Adem ve cocuklari sayilari birkac yuze ulasinca (yada birkac milyona) birbirlerini buyuk olcude tahrip etmis olabilirler, buda teknolojinin kaybolmasina yol acabilir. Bunlar cevabi bilinmeyen ve bilinemeyecek sorular.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 27-02-2007, 10:14
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

Fenerbahçeli ,

Yazıların son derece anlamsız ve değersiz. Daha öncede dediğim gibi fikirler ve bilgiler üzerine konuşalım lütfen. Eğer kişisel yazılarına devam edersen sana cevap vermeyeceğim bundan sonra.

Sevgili respendial ,
Anladığım kadarıyla sen insanlığın yok olup tekrar var olmuş olabileceğini iddia etmişsin. Bu durumda tekrar var oluş ta Tanrı eliyle mi olmuştur? sorusunu düşünmek lazım.
Tanrı ile insanın ilişkisi ilk insandan başladığına göre , ilk insan dini inanca göre, adem olduğuna göre, ilişkiyi tahlil etmek için ademden başlamak bence doğru bir yaklaşım. Ve tabiiki bilinen en eski insanlık tarihinden başlamakta öyle. Sizin iddia ettiğiniz tarihler bilimsel literatürde genel kabul görmüş tarihlerden daha mı gerçektir onu bilmiyorum. Ama ben kulaktan dolma bilgilerdense bilime güvenmeyi tercih ederim.

Konuşulan dil telepati olmuş olabilir demişsin. Zaten bende yazımda belirtmiştim, mutlaka konuşulan dilin bir başka boyutta başka bir dil olduğu söylenecektir diye. Peki telepati olsun iletişim aracı. Adem sadece tanrıyla ve havva ile *mi telapati kurabiliyormuş. *çocuklarıyla bu yöntemle iletişim kurması mümkün değil miymiş. Birbirlerini tahrip etmiş olabilirler demişsiniz. Genellikle insanlık tarihinde nesilden nesile bilgilerin aktarıldığını görüyoruz. Kaldı ki bu söyledikleriniz sadece teorilerden ibaret. Ortada bir paleolitik dönem gerçeği var. İlkel insan gerçeği var. Sizin de dediğiniz gibi saydıklarınız asla cevabı bilinemeyecek sorular. Asla cevabını bilemeyeceğimiz teorilere *inanmaktansa gerçek bilimsel tarihe inanmayı tercih ediyorum.

Ayrıca konu üzerinde düşünüp,bunuda paylaştığınız için teşekkür ederim.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 27-02-2007, 10:28
mep
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

beelzbb *abim
*Ağır olan ne anlamadım. hele islamda olmadığını yalan
olduğunu söylediğin şeyin ne olduğunu hiç anlamadım.
Ganimetmi yalan?Buna yalan dersen Kuran'ı yalanlarsın.
Neyi paylaşmayı emretmiş islam,Ganimeti paylaşmanın dışında?
*Yalanlaştırılmış,Çarpıtılmış dersen,Bunu bana değil ''Kitabı ben koruycam''
diyene söylemen lazım,hatta sorman lazım
'' Bir kitabı korumaya bile kudretin yetmiyormu'' diye.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 27-02-2007, 11:58
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

gözde zaten senden cevap istiyen olmadı.sen cevap *veresin diyede yazmıyorum.yazdıklarında çok mantıksız.ancak bu kadar mantık dışı olabilir bir insan.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 27-02-2007, 13:03
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

Fenerbahçeli
Burası forum sayfası, kişiye özel yazıyorsan özel mesajı kullan, genele yazıyorsan herkes yanıt verir...

Ben gerçekleri yazsam ispatlasam innamayacaksın ki demişsin?

Yanlış!!!

Gerçek denen şey öyle herkesin keyfine göre şekil almaz, o yüzden habire doğru yol, yanlış yol diye tutturursunuz, çünkü doğrular kişiye ve nereden bakıldığına göre değişebilir..
İslam doğru yol denir, oysa yolun doğrusunu eğrisini, sembolik varlıklar ve bir yerde olmak belirlemez. Sana göre islam doğru yoldur, öbürüne göre de başka bir din, bunun sonu yoktur... Bir şey kendisinin en, en, en doğru olduğunu iddia etme ve dayatma ve bunu kullanma ve helede kabul etmeyeni yakma, yıkma, katletme, cezalandırma vs gibi abuk subuk, fikir azmanı, akıl düşmanı, tehditlerle dolu mantıksızlık aczine düşmüş ise onda temelden yanlışlık var demektir...

Tek kişiye göre değişmeyen ancak kendi gerçeği ile değişen şey gerçektir... Sen doğruları yazma haşa Allah var iken sana muhtaç değildir, sen gerçeği gösteremezsin, gerçek evvela kendini göstermelidir! Kimsede kimsenin bildiği yada inandığı gibi inanmak zorunda değildir, insanların inançları üzerinden, fikri, bilgiyi, hayatı vs her şeyi insanın inancı üzerinden tanımlama anlayışı, bir cücenin akşam güneşinde gölgesine bakması gibidir.. Her şeyi kendisi ile başlatıp açıklarken, kendi işine gelen herşeyide gerçek sanmaya başlar....
İnsanları inanca çağırmak, onların inancını kullanmak felaket tellalığından başka bir şey değildir, sanane yada size ne, inanç benim değil mi, ne sana nede herhangi bir dine, insanın özel inancı hakkında konuşma hakkı yoktur.... İnanç kullanılamayan bir şey olmalıdır böyle olduğu gün insanları inançlarından hareketle kullanmak, gütmek olan dinler mekanizması ait oldukları rafa konacaktır...

İnanmak aldanmanın öbür yarısıdır çünkü.
Çünkü insanların inançlarını kullanarak, onların korkuları gibi inançlarınıda kullanarak insanları ne adına olursa olsun gitmek fiili alçaklığın dik alasıdır...
Neye inandığım ne yiyeceğimi belirlemez, neye inandığım dostumla, çevremle nasıl bir ilişkide olacağımı belirlemez, neye inandığım hangi savaşta ne adına gidip öleceğimi belirlemez, neye inandığım diğer insanlara karşı nasıl bir ceza vereceğimi belirlemez, neye inandığım kime ait olacağımı ve biat edeceğimi belirlemez, neye inandığım havaya-civaya diz çökmem için sembolik vücut hareketleri yapmamı gerektirmez.....
Dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyorum, akşamın karanlık olduğuna inanıyorum ama bu inancım bana kimi dost edip etmeyeceğimi, 2 ile 2 yi çarptığımda nasıl bir sonuç alacağımı, ne yiyip ne içeceğimi belirlemiyor, kimseyede sen buna inanıyorsan şunu yapacaksın, bunu edeceksin, şuna biat edeceksin, yoksa sürünürsün demesine neden olmuyor..

Neye inanırsanız inanın, ama inancınız ile gerçeği, nasıl hareket etmeniz gerektiğini, kimle nasıl dost olup olmayacağınızı, hiç bir insandan bir insan olarak farkınızın olmadığını anlamanıza, kaçta kalkıp kaçta yatacağınızı, kime koşulsuz biat?edeceğinizi, ne yiyip ne içeceğinizi kısaca kendi gözlem ve gerçeklerinizle sağlamanıza, gözlerinize ve bilginize engel olmasın... Korku ile gidilen yolun sonu karanlıktır, inancı kullanarak yapılan işin sonu karanlıktır, inanç ile insan gütmenin sonu karanlıktır...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 27-02-2007, 14:53
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

Sevgili GOZDE hocam,

"Bu *durumda *tekrar *var *oluş *ta *Tanrı *eliyle *mi *olmuştur? *sorusunu *düşünmek *lazım. * "

Bence bu soruyu dusunmek gereksiz, demek istedigim yuzlerce sayfa yazarsin, tartisirsin; belgelersin. Bu birgun gokte bir perdenin acilipta tanrinin "Evet butun mantiksizligi ile cehennemi cenneti ile aynen kitaplarda yazdirdigim gibi bir hakikatin tanrisiyim ben, Muhammed'de aynen denildigi ve inanildigi benim elcim" demeyecegi anlamina gelmez.

" Sizin *iddia *ettiğiniz *tarihler *bilimsel *literatürde *genel *kabul *görmüş *tarihlerden *daha *mı *gerçektir *onu *bilmiyorum. *Ama *ben *kulaktan *dolma *bilgilerdense *bilime *güvenmeyi *tercih *ederim."

2.000.000 *yil *once *dogan *bi *insan dememi mi tarihten kastin?
Benim iddia ettigim seylerin bir kaynaktan gelmedigine nasil kanaat getirdiniz ve sizin kaynaklariniz nedir? Benim kaynagim National Geographic te ilkel insan ve insansilar hakkinda bir belgesel. Bu bilgileri bilimsel yapmayan nedir? Bir diger konuda ben sadece cok cahil oldugumu biliyorum merak etme.

" Peki *telepati *olsun *iletişim *aracı. *Adem *sadece *tanrıyla *ve *havva *ile * mi *telapati *kurabiliyormuş. * çocuklarıyla *bu *yöntemle *iletişim *kurması *mümkün *değil *miymiş. "

Evet aynende mumkun degilmis. Tryhonuissoussus isimli tanri ademi yarattiginda sebepsiz yere is olsun diye sadece Adem ve Havva ya telepati yetenegi vermistir digerlerine vermemistir. Ispatida Adem ve Havva disindaki insanlarin telepati kuramamasi. Eger boyle sorulara cevap ararsan bulursun.

" Birbirlerini *tahrip *etmiş *olabilirler *demişsiniz. *Genellikle *insanlık *tarihinde *nesilden *nesile *bilgilerin *aktarıldığını *görüyoruz. *Kaldı *ki *bu *söyledikleriniz *sadece *teorilerden *ibaret."

sevgili gozde!
Insanlik yaziyi bulana kadar nesilden nesile fazla birsey anlatamadi yada anlatilanlar nesilden nesile degisti gitti. Sumer, yunan ve misir a ait belgeler, belgeli tarihin buyuk bolumunu olusturuyor, bu belgelerde kisitli okunabiliyor yada teorilerle gidilerek bulunuyor. Sagolsun inancli insanlar, insanin insanliga en buyuk mirasi olan Iskenderiye kutuphanesini yakmistir. Bunun yanisira fosiller ve ilkel insan ve insansi kalintilari ve esyalari bize ilk caglarla ilgili fikir veriyor bile olsa ilk caglarla sumerliler arasinda cok uzun bir zaman var. Bu zaman tarihte insanli zamanin buyuk cogunlugunu olusturur. Bilinen tarih bile akla en yatkin ihtimallerle teorilerle aydinlatilmis yada yamanmistir. Senin teorilerle sorunun ne o zaman? Insanin bilimi sorgulamadan almasindan yanamisin?

"Ortada *bir *paleolitik *dönem *gerçeği *var. *İlkel *insan *gerçeği *var. "

Benim dedigimle paleolitik donemin yada ilkel insanin nerde cakistigini anlamadim? Birde " Sizin *iddia *ettiğiniz *" seklinde sizli bizli konustugun icin bende o sekilde cevap vermege calistim ama sonra bazi yerlerde unutup yine senli benli devam ettim. Bunu ictenlik ve samimiyet olarak al, saygisizlik olarak degil. Yazilarimi okuyup kafa yordugun icin tesekkurler.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 27-02-2007, 15:07
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. Einstein'in bir lafi vardir, Ucuncu dunya savasin bilmem ama dorduncu dunya savasi tas ve sopalarla olur der. Babilliler dunyanin yasini isadan binlerce yil once 3.500.000.000 olarak hesaplamistir. Daha sonra hristiyanlikla beraber bu bilgi degismistir ve yuzon sene oncesine kadar (dun gibi) insanlar dunyanin yasinin isadan ikibin yil once oldugunu savunmustur. Bu tip ornekler insanin ilim ve irfan yolunda cizildigi gibi yukselen bir dogru ile yukselmemis olabilecegini dusundurur. Bu durumda tanri ile insanin iliskisini bu sekilde yargilamak sacma olur. Konusulan dil telepati olabilir, Adem ve cocuklari sayilari birkac yuze ulasinca (yada birkac milyona) birbirlerini buyuk olcude tahrip etmis olabilirler, buda teknolojinin kaybolmasina yol acabilir. Bunlar cevabi bilinmeyen ve bilinemeyecek sorular.

* * * * sevgili respendial

* * * * bazı takıldıgım ve anlamadıgım sorularım olacak.

* * * * 1- insanın zeka evrimini 2 milyon sene evvel mi tamamladıgını ve bundan sonra zekasının evrim geçirmedigini mi söylemek istiyorsunuz.

* * * * 2- iki milyon sene evvel insanda mühendis ya da matematikçi olacak zeka vardı derken neyi kastediyorsunuz ve neden olmadılar.

* * * * 3- Babillilerin dünyanın yaşını 3,5 milyar yıl olarak hesapladıklarını neye dayanarak söylüyorsunuz.

* * * * *4- Kilisenin savundugu yaradılış tarihinin İ.Ö. 4004 olması gerekiyor.

* * * * *5- Telepati derken bu bir varsayım mıdır yoksa az da olsa bir bulgu içeriyor mu.

* * * * *6- Adem ve çocuklarının sayısı çogalınca bu geniş dünyada neden birbirlerini tahrip etmek zorunda olsunlar.

* * * * *7- İşbölümünü gerçekleştirememiş, kafa ile kol emegini ayıramamış, tarımı bile bilmeyen bir toplum nasıl bir teknoloji gerçekleştirebilir ki sonra bunu kaybetsin.


* * * * * * * saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 27-02-2007, 15:26
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

Sevgili dilaver hocam,

Hemen konu dagilmadan elimden geldigi kadar cevap vereyim,

1. insanin ilk eserleri bir kalip camura capraz ve duz cizgiler cizmek, el izlerini duvara basmaktan ibaretti. Bu tip eserler bize insanin zeka evrimini bu eserlerin baslamasiyla tamamlandigini gosteriyor.

2. Bu insanlarin neden muhendis olamadiklarina gelince, bugun muhendis olan kisiler bildigi bircok seyi kitaplardan ogrenmistir. 0 dan 9 a kadar sayilari bulmak zorunda degil, suyun kaldirma kuvvetinden haberdar. Yazinin olmadigi donemde insanin ogrenmesi omru kadarken olurken bularin cok azini geriye birakabiliyordu. Bu sebeple pasifikteki kucuk adalar ve halklar kendi bilimlerine ve teknolojilerine mahkum kaldiklari icin, bildiklerini digerlerinin bildikleri ile kiyaslayamadiklari icin teknolojide geri kalmislardir. Aztekler bile bir top yapip ispanyol kalyonlarini batiramamistir. Teknolojinin pamuga ekilen fasulye gibi kendi kendine buyumedigini unutmamak lazim.

3. Tabiki babillilerden kalan bulgular uzerine arastirma yapan arkeologlardan.

4. Eh tamam bunu ben isanin dogumundan 2000 sene once olarak biliyordum ama senin dediginide arastiricam. Tesekkur ederim.

5. Olay o degil hocam ya lutfen. Telepati olmadigi ne kadar cok bulgu iceriyorsa olduguda o kadar bulgu iceriyor. Benim asil kastettigimde bu zaten.

6. Bu sorunun cevabi 5 te verilmistir

7. Bunu anlamadim ama bunu anlamamamin sebebi benim dedigim birseyin anlasilmamasindan kaynaklaniyo sanirim.

bana dusuncelerimi acma imkani veren sorularin icin tesekkurler
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 27-02-2007, 16:02
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

"2 milyon yıl önce doğan insan" çok spekülatif bir belirleme. Çünkü 2 milyon yıl önce insandan çok insanımsılardan söz edebiliyoruz. İnsan evriminde belli bir aşamayı belirlediği düşününülen Homo Habilis ve ardılı homo erectusta beyin sığası sırasıyla 600-800 cc ve 850-1100 cc kadar ölçülüyor. Kaldı ki homo erectus'un günümüzden 250 bin yıl öncesine kadar yaşadığı da biliniyor.

Şimdi bu antropolojik bulgulara rağmen, insanın 2 milyon yıl önce mühendis zekasında olabilmesi daha da spekülatif bir yorum değil mi ?

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 27-02-2007, 16:15
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI

Sevgili Respendial;

Yıl 1960 küsürler, ben öyle hatırlıyorum, Tevrata dayanarak tespit edilen Dünya yaşı, 6.000 olduğu ret edilmiştir, ret edilirken büyük papaz o halde 10.000 yıl demiştir..... Sonrasında ise milyar yıllar konuşmuştur... Bilime karşı sürdürülen karanlık savaş 1900 yılında sağlam temellere oturtulmaya çalışılmıştır, çünkü dinler gibi hurafelerden ibaret ve gerçekten sağlam bir silah olan, geniş kullanım alanları olan çoban kavalı kaybedilmek istenmemektedir..

Bilhassa Ortadoğu Dinleri insanlara zerre kadar bilimsel bilgi vermezler. Böyle bir amaçları yoktur ancak varlığı götürüp bağladıkları ilahları açısındanda bir varoluş sorunları vardır.. Peki nasıl oldu sorusuna bulunulan yaratılış teorisi(masal, uydurma, hikaye, saçmalama), elde sopa(korku, heyecan, inanç, acz, sefillik, arzulardan ve beklentilerden oluşan Tanrılar) insan kafasına vurularak empoz edilmiştir, heleki bu iş kimilerinin geçim kaynağı olmuştur ki, kraldan sonra ... Ortada bir öğreti yoktur çünkü bir şeyin öğreti olabilmesi için ölçülüp tartılabilir olması ve mümkün olduğunca kişi ve farklı dinlere vs göre değişmemesi gerekir. Ölçülüp tartılamaz en azından varsayımları oluşturabilecek kadar donelenemeyen hiç bir şey öğreti olamaz, çünkü bilgisine erişilemez, ancak bir masal yazını olarak ezberlenebilir yada gözlerimizle gördüğümüz nesnel gerçekler bu masallara araç olarak kullanılırlar..

Eğer varsayımlardan ve kimilerince kesin sayılan masallardan yola çıkacaksak, iddia ediyorum Adem diye birisi hiç bir zaman yaşamamıştır. Aksini kim ispatlayacak? Sorun bir ayet numarası vermekse vereyim işte ispatlıyorum Adem hiç olmamıştır;
Adem Masalı Suresi, Ayet.1; Onlar ki bir çok yerde yalana saptılar. Ben insanlığı topluluklar halinde Yarattım, oysa onlar, insanlığı sanki bir kişi yaratmışımda sonra ona bir tane eş yaratmışm gibi uydurdular.

En fazla zorlama ile ulaşacağımız Adem masalınının gerçeğine, MÖ 6000 ler olarak varırırız. Sümer kaynaklarının yazılı belgelere dökülmesi, başlangıç MÖ 4000 küsürler ise ve ismi anılan masal kahramanları(Nuh = Ziusudra) muhtemel MÖ 5000-6000 arasına tarihlenmesi gerekir, bu bize bu masalların tarihsel dönemi hakkındada ipuçları verir. Kaldı ki yazı dışında sembollerin kullanıldığı gerçeği bize ilk yazıların sembolik yapıtaşları hakkındada done sunar... Varacağımız yer ise mağara resimleri, işaret ve şekilleri olacaktır...

İnsanlar yazıyı kullanmazdan evvel, evet nesilden nesile yine aktarım vardı ve devam ediyordu. Bu görevi ilahiler üstlenmiştir ve halada bunca bin yıl geçmiştir ki insanlık bu yöntemden vazgeçebilmiş değildir... Tevrat yada diğerleri, o bölgedeki Tanrı-Yaratılış vs ilahilerde aktarılanların çeşitli dönemlerce uyarlanmasından başka bir şey değildir..

Adem Neolotik çağın ürünüdür...


İnsanlığın tümden yok olduğu ve tekrar devam ettiği varsayımın bence gözleme dayanılarakda dahi olsa geçerli gibi görünmüyor. Neden görünmüyor, eğer ilk insanlarda(ki 2 milyon yıl önce demişsin) mühendis, bilimadamı, mimar.... vs olsa idi, fazla değil bundan 1000 yıl önce insanlar savaşlarını kılıç-kalkan ile yapıyor olmazdı, Yıldızlar Nurdur yavrum demezdi, Adem maslına kanmazdı(komedi, şimdide kanılmaktaya o ayrı). Demek ki sizin dediğiniz gibide düşünsek, her iki evredede bir gelişim-evrim süreci vardır, olmak zorundadır, bu bir zorunluluktur..

"2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. "


Demişsin, Einstein'in ifadesi bir gözleme dayanmaktadır, geçmişe öykünmek bence anlamsızdır... Şuradan yola çıkılarak evet varsayımda bulunabilirsiniz, eğer gelecekte insanlar tekrar ilkelleşecek ise, o halde geçmişte bu süreç neden yaşanmış olmasın ? Varsayalım ki dediğin gibi, oysa bu gün adına 2. evre diyelim ve görelim, teori yanılıyor mu? Hayır, insanlık mağara döneminden çıkalı şurada milyon değil bin yıllar var, en eski mağara resimleri 30.000 yıl öncesine gitmiyor ve kaldı ki bu dönem Paleolitik dönemdir.

Bu gün yeni doğmuş bir insanı ıssız bir adaya bıraksanız ne olur, bir mühendis, bir mimar, bir matematikçi olabilir mi sizce? İşte gözlemimiz buna dayanmak zorundadır, bence olmaz çünkü, bilgi, bilim, birikim vs, bunların tümü, tüm insanlığın nesilden nesile aktarılan ve gelişerek ilerleyen tüm edinimlerinin toplamıdır. Günümüzden geriye doğru gittikçe, toplam edinimde azalmakta ve öyle bir noktaya gelmektedir ki, artık insan ediniminin parmakla gösterilir kadar az olduğu zamana varılmaktadır. Bir musluktan damlayan damlaların, leğene ilk damladığı haline, ağzına kadar dolmuş leğenden bakarak geri döneceğiz, bu kadar basit. İşte bu zaman ilkel insan dönemi olarak adlandırılmaktadır.. Burada mantıksız helede tutarsız bir durum yoktur, tamamen mantıklı bir sonuçtur ve hiç bir biçimde varsayımlarla yola çıkmayacak kadar gözlemlenebilir doneleri vardır. Bunu en basitinden 20 yıl önce kullanmadığımız internetten dahi anlamamız mümkündür...

Her canlı edinimlerini nesilden nesile aktarır, insanın varlığından günümüze bir sıfır noktası hiç bir zaman olmamıştır. Böyle bir şeyin olması için, dünyada tek bir insanın bile kalmadığını varsaymak gerekir. Aksi insan var ise, zorunluluk olarak edinimlerini nesilden nesile aktaracaktır, böyle olduğundada günümüzden geriye doğru gidişde bir sıfır noktasına ulaşamazsınız, ancak bir varsayım olabilir ama günümüzdeki bizlerinde yaptığımız gözlemlerimiz sizin ifadenizi varsayım üzerinde temellendirirken, bilimin şu ana kadar sunmuş olduğu veri ve tezleri doğrular... Damlalar, damlalar, ve damlalar, biriken damlalar... İlkel olmakta bir sakınca yoktur, eksik olan damlalardır...

İnsanlar konuşamazken nasıl anlaşıyorlardı.. Bunun için evvela neye bakmalıyız, insanda konuşmak bir kaabiliyettir, kazanılmış bir kaabiliyetir, kazanılmış ve biçimlendirilmiş taklit yeteneğidir. İnsana has yada özgü bir şey değildir, sonradan kazanılan bir şeydir dil.... Bir insan hayatını düşündüğünüzde bu kazanımın ne kadarda zor olduğu ortadadır. Duyma yetisi olmayan bir insan sizce hangi dilde konuşur, İngilizce, Arapça, Türkçe? Yada herhangi bir dilde konuşmaz mı? Peki ya kendisini nasıl ifade edebilir elbette şekiller vasıtası ile, insanlığın dil gelişimide böyledir, yazınında böyledir, taklit üzerine kuruludur ve binlerce yıl süren edinim ve aktarımlarla elde edilmiş, bir sisteme kavuşmuştur. Bu gün sihirli harfler vardır, basit bir örnek vereyim, insanlık çevresindeki sesleri taklit ederken salt taklitde kalmıyor, tanımlamada getiriyor buna, kaldı ki insanlığın gelişimi ile teknolojinin gelişimi bir doğru orantı izlerken ikiside birbirini geliştiren ve olumlayan olarak ortaya çıkar. İnsanlığın gelişimi ise malesef Neolotik çağda sıçrama gösterir, çünkü insan emeği, alet edevat ve üretim, işleme, şekillendirme, mülkiyet, mekanizma, düzen, düzenek, yerleşim vs.... İnsan için gerçekten çok büyük edinimler ve kazanımlar sağlamıştır, bu kazanımlarımızı çoğunlukla el emeğimize borçluyuz... Eğer hala hazırcı ve avlayıcı toplayıcı kalsa idi, gelişim bu derece ileride olmayacaktı, olamazdı... Sihirli harfimiz ise "m" ve "n" harfleridir, dilbiliminde bu harfler bir çok dilin tarihsel kökeninde incelendiğinde, aNne, aNa, Mother, hoMe, daM, Nikah, MaMa demenin bir çok dilde aynı ses benzeşimlerini kimi dönemlercede Tanrısal açıdanda kullandığı görülmüştür... Bu ortaklık ve ses benzeşimi bilhassa Neolotik çağın evcilleştirilen memeli hayvanlarından kalma taklitsel bir armağanıdır, tanrısaldırda... Sonuçta ayrı değil, bu insanların gelişimidir, aynı cinsin gelişimidir ve ortak bir öznesi olacaktır...

Telepati dediğimiz şeye ise ilkel insan neden ihtiyaç duysun ki heleki nasıl kullansın? O halde soru şu, telepati ile anlaşıp konuşan için dahi vazgeçilemez özne bir dil biliyor olmak değilmidir?

Herneyse, daha fazla kalabalık olmadan, varsayımın bana ne tutarlı ama nede mantıklı gelmedi sevgili Respendial...

Edinimlerin en bilimsel halinden en ilkel hale dönüşümü için lazım olan bir sıfır noktasıdır, sıfır noktası yok ise, bu günki maymunlar düzeyine gerilemekde gözlemlediğimiz doğal seyir dahilinde mümkün değildir... Yok olan türler bu gün yaşamamaktadır çünkü yaşam boşluk tanımıyor, doğal olarak insanında sıfır noktasından bahsedemeyiz, etsek dahi şu önümüzde duran senin ifade ettiğin 2.evre gözlemlerimizde yanılmış olmayız.. Konuşan, yazan, çizen, okuyan, üreten, mekanizmaları ve düzeni olan bir adem hiç bir zaman olmamıştır, ikinci evresinde yok ise ilk evresinde neden olsun ki, eğer Adem masalı bu gün yazılsa idi, Adem bir uzay aracıyla gelirdi, uzay aracına biner gezerdi, gariptir ki şimdiki Adem masallarıda böyle yazılıyor Yani her öykü, masal dönemine uygun tutarlı donelerle dillenebiliyor, bizim eski Adem masalındaki ısrarımız, Onun ortaçağ masal kahramanı olmasından dolayı değil, dinlerin yaptrımsal cenderesindendir..

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:33 .