Kanıt, bir olguyu doğru (ontik düzlemde geçerli) olarak kavramlaştırmana olanak sağlayan algı birimi demektir. Kanıt bir olgunun oluş biçiminin direkt ve mutlak gözlemi anlamına gelmez..
Sen kanıt olarak sadece olgunun direkt gözlemini kabûl edeceğini söylüyorsun, - ki - "gözlem" diyerek ne kastettiğin de belli değil (bir canlının, gözünün önünde transformers gibi başka türden bir canlıya dönüşmesini mi istiyorsun?) Bence aklındaki evrim kavramını düzeltmeyi dene, bunun için de fizikî fenomenleri biraz daha kapsamlı incele.
Bilim sana "mutlak" gözlemler sunamaz ki, mutlak gözlem diye bir şey zâten yoktur, ancak ontolojik duruma koşullu "gözlem olanağı" vardır, bu yüzden de insanın epistemolojisi = ontolojisidir. Bu temelde evrimi de bir bilip-bilmeme meselesi değil, algılara dönüşen duyumları doğru şekilde kategorize etme, eldeki verilerden, doğanın işleyişini anlama meselesi, doğayı, -doğru(sal) biçimde kavramlaştırma- meselesi olarak görmek gerekiyor..
Mutlak gözlemden kastınız nedir? Bu arada kanıtı oldukça farklı tanımlamışsınız. Bir şeyin doğruluğunu gösteren veri de denebilir kanıta. Fakat dolaylı ve doğrudan gözlemden bahsedilir. Yani bir şeyi doğrudan görmeden, olayın sonrasında çıkarım da yapabiliriz. Fakat bardağı elle tutmak gibi kesin olabilir mi? Emin olabilir miyiz?
Evet doğru anladınız bir türün, başka bir türe dönüştüğünü görmemiz lazım. Dönüştüğü iddia ediliyor. Gözlemsel bir kanıt olarak da bunu görmemiz gerekiyor. Görmez isek, dönüştüğünü söyleyemeyiz. Sadece tahmin edebiliriz. Var mı böyle bir gözlem?
Gözlem olanağı vardır diyorsunuz. Tamam o gözlemi konuşabiliriz. Yani türden türe geçiş hakkında ne gibi gözlem var bunu anlatabilirsiniz. Duyum ve algılardan bahsetmişsiniz. Evrim duyum ve algılar değildir. Evrim, ortak bir atadan bütün canlıların türemesidir. Yani bilip bilmeme meselesine karşı olarak getirdiğiniz şeyler aslında karşı değildir. Kategorize etmek için zaten bilmeniz lazım. Bilmeniz için de gözlemlemeniz lazım. Yani kısaca algılamanız gerekiyor. Bunlar birbirinden ayrılacak şeyler değil. Evrim, bir bilgi meselesidir. Gözlemlediysek ancak biliriz. Ya da gözlemlemiş bilim insanları bunu bildirirler, öyle biliriz. Bu arada meselenin özünden uzaklaşmayalım. Değişimi inkar etmiyor kimse. Fakat türden türe geçişe karşı çıkıyor bazı bilim insanları. Bir tür, başka bir türe dönüşmez, türün değişebilirlik potansiyeli vardır diyor Turan Güven. Böyle düşünen bilim insanları da var. Yani kısaca türlerin birbirine dönüşüm örnekleri nedir bunu konuşalım. Bakın şu videoda koskoca biyologlar tıkanıyor.
Once olgu ile olay'i ayirt etmeyi ogrenin, sonra evrimi tartismayi deneyin. Olgu tartisilir mi? Sonra yaratici veya tanri bahsine gelir takilir kalirsiniz evrim'e iliskin.
Bakin yukarida gozlem yapabileceginiz herhangi bir arkadasi koyduk, peki siz tanri, Allah vs. yerine ne koyacaksiniz gozlem babinda? Yine Amerikan destekli, kilise/hristiyan gudumlu, kriminal'den cikarilan, ortaya konulan tanri mi, hani su baska baslikta tartisilan?
Veya su arkadasi koyalim, videodaki ufaklik bile sizden mantikli sorular yoneltiyor;
Once olgu ile olay'i ayirt etmeyi ogrenin, sonra evrimi tartismayi deneyin. Olgu tartisilir mi? Sonra yaratici veya tanri bahsine gelir takilir kalirsiniz evrim'e iliskin.
Bakin yukarida gozlem yapabileceginiz herhangi bir arkadasi koyduk, peki siz tanri, Allah vs. yerine ne koyacaksiniz gozlem babinda? Yine Amerikan destekli, kilise/hristiyan gudumlu, kriminal'den cikarilan, ortaya konulan tanri mi, hani su baska baslikta tartisilan?
Veya su arkadasi koyalim, videodaki ufaklik bile sizden mantikli sorular yoneltiyor;
Hep demagoji hep demagoji. Geçin bunları. Buyrun o zaman kanıtları söyleyin?
Değişimi inkar etmiyor kimse. Fakat türden türe geçişe karşı çıkıyor bazı bilim insanları. Bir tür, başka bir türe dönüşmez, türün değişebilirlik potansiyeli vardır diyor Turan Güven.
Turan Guven, ne sebeple gecise karsi cikiyormus?
Yusufiye dergisinde verdigi roportaj icerigine iliskin mi? Yani Allah inanci sebebiyle mi?
Eğer bir insan kötü genlerle doğmuşsa, onun yaptığı kötü davranışları cezalandırmak bir zulüm olmaz mı? Aynı şekilde iyi genlerle doğmuş olan bir kişinin yaptığı iyi davranışları da ödüllendirmek anlamsız olmaz mı? Çünkü iki tür davranışı da iradesi dışında yapmıştır…
-Çok haklısınız. Mademki insan genlerinin emrindedir,bugünkü hukuk sistemi kötü genli insanların yaptıkları ahlâk dışı davranışları ve suçları nasıl cezalandıracaktır? Herkesin bu dünyada nasıl davranacağı genlerinde yazılı ise, Allah insanlara niçin peygamberler ve din göndersin?Biyolojik determi-nistlerin tezlerini doğru kabul edersek, insanı ne din, ne de eğitim yola getirebilir. Nörogenetik deterministlere göre, kötü genli insanlar kötülük yapacak ve sonra da "ne yapayım? Elimde değil, genlerimin emrinden çıkamadım" diyecektir. Adam öldürmekten zevk alan bir katil, homoseksüelliğine bilimsel (!) bir kılıf bulan bir sapkın da aynı şeyleri söyleyecektir. Düşünün böyle bir zorunluluğun olduğu yerde ilahî adalet olur mu? Gerçekten de, öbür dünyada Allah bu insanları hesaba çekerken, o insanlar "Allah'ım benim genlerim kötüydü, ben de onların dediklerini yaptım. Bu genleri bana sen verdin" demeyecek midir? Allah böyle adaletsizlik yapar mı? Haşa.. O zaman temel soru şu olmalıdır: Genler mi bizi kullanıyor yoksa biz mi genleri-mizi kullanıyoruz? Bana göre, akıl ve irademizle sadece genlerimizi değil, tüm biyolojik donanımımızı kullanıyoruz.
Turan Guven, ayni paragrafta kendi soyledikleriyle celismis. Tum biyolojik donanimizi kullaniyorsak kendisine gore, o halde insanin biyolojik donanimini kendi iradesi dahilinde, kullanmasi neden sapkinlik olacak?
Bu su mudur yani?
Allah'a inanmayan sapkindir.
Escinseller sapkindir.
Dunyadaki istisnasiz herkes obur dunya mizansenine inanmak zorundadir!?
Bir benzeri, hayir oyu verenlerin, hepsi sapkin, katil vs.vs.'dir?
Eğer bir insan kötü genlerle doğmuşsa, onun yaptığı kötü davranışları cezalandırmak bir zulüm olmaz mı? Aynı şekilde iyi genlerle doğmuş olan bir kişinin yaptığı iyi davranışları da ödüllendirmek anlamsız olmaz mı? Çünkü iki tür davranışı da iradesi dışında yapmıştır…
-Çok haklısınız. Mademki insan genlerinin emrindedir,bugünkü hukuk sistemi kötü genli insanların yaptıkları ahlâk dışı davranışları ve suçları nasıl cezalandıracaktır? Herkesin bu dünyada nasıl davranacağı genlerinde yazılı ise, Allah insanlara niçin peygamberler ve din göndersin?Biyolojik determi-nistlerin tezlerini doğru kabul edersek, insanı ne din, ne de eğitim yola getirebilir. Nörogenetik deterministlere göre, kötü genli insanlar kötülük yapacak ve sonra da "ne yapayım? Elimde değil, genlerimin emrinden çıkamadım" diyecektir. Adam öldürmekten zevk alan bir katil, homoseksüelliğine bilimsel (!) bir kılıf bulan bir sapkın da aynı şeyleri söyleyecektir. Düşünün böyle bir zorunluluğun olduğu yerde ilahî adalet olur mu? Gerçekten de, öbür dünyada Allah bu insanları hesaba çekerken, o insanlar "Allah'ım benim genlerim kötüydü, ben de onların dediklerini yaptım. Bu genleri bana sen verdin" demeyecek midir? Allah böyle adaletsizlik yapar mı? Haşa.. O zaman temel soru şu olmalıdır: Genler mi bizi kullanıyor yoksa biz mi genleri-mizi kullanıyoruz? Bana göre, akıl ve irademizle sadece genlerimizi değil, tüm biyolojik donanımımızı kullanıyoruz.
Turan Guven, ayni paragrafta kendi soyledikleriyle celismis. Tum biyolojik donanimizi kullaniyorsak kendisine gore, o halde insanin biyolojik donanimini kendi iradesi dahilinde, kullanmasi neden sapkinlik olacak?
Bu su mudur yani?
Allah'a inanmayan sapkindir.
Escinseller sapkindir.
Dunyadaki istisnasiz herkes obur dunya mizansenine inanmak zorundadir!?
Bir benzeri, hayir oyu verenlerin, hepsi sapkin, katil vs.vs.'dir?
Konuyu çok başka yerlere çektiniz. Sapkınlık, öbür dünya, eşcinsellik falan bunları konuşmuyoruz burda. Turan Güven öyle düşünebilir. Biz Turan Güven'in evrim hakkındaki görüşlerine bakabiliriz. Ama konunun açılış amacı evrimin kanıtlarını konuşmaktır. Onu konuşurken bilimcilerin o konu hakkındaki görüşlerini dile getirebiliriz. Fakat sapkınlık, eşcinsellik diye konudan hızla uzaklaştınız. Evrimin kanıtlarını, verileri falan konuşacaksak buyrun konuşalım. Bu dediklerinizi başka başlıkta konuşuruz. Buraya getirmeyin eşcinsellik meselesini.
Yani bir şeyi doğrudan görmeden, olayın sonrasında çıkarım da yapabiliriz. Fakat bardağı elle tutmak gibi kesin olabilir mi? Emin olabilir miyiz?
Emin olmak ne demektir? Sen ancak kendi duyumlarından emin olabilirsin. Duyumlar üzerine gelişen algı biçimlerini hafızada yedeklediğin ölçüde, fizikî temaslara endeksli -eminlik düzeyleri- oluşur.
Evet doğru anladınız bir türün, başka bir türe dönüştüğünü görmemiz lazım.
Böyle bir şey göremezsin, boşa hayâl kurma
Dönüştüğü iddia ediliyor. Gözlemsel bir kanıt olarak da bunu görmemiz gerekiyor. Görmez isek, dönüştüğünü söyleyemeyiz.
Dönüştüğü "iddia edilmiyor", empirik bio-fiziko-kimyevî veriler temel alınarak kuram bağlamında dile getiriliyor. Bilimsel kuram, mesnetsiz-iddia değildir, yanlışlama girişimlerinden sağ çıkmış durumdaki 'empirik-teori' dir, yani gözlem temelli tümevarımdır.
Duyum ve algılardan bahsetmişsiniz. Evrim duyum ve algılar değildir.
Ha?
Evrim, ortak bir atadan bütün canlıların türemesidir.
Çok basit ve işlevsiz bir tanım bu.
Evrim, fizikî yapıların değişimi-dönüşümüdür dersek , daha açıklayıcı olabilir ..
Kategorize etmek için zaten bilmeniz lazım. Bilmeniz için de gözlemlemeniz lazım. Yani kısaca algılamanız gerekiyor. Bunlar birbirinden ayrılacak şeyler değil. Evrim, bir bilgi meselesidir. Gözlemlediysek ancak biliriz. Ya da gözlemlemiş bilim insanları bunu bildirirler, öyle biliriz.
Evrimin totâl kapsamını direkt olarak gözlemleyemezsin dedim ya, ontolojik durumun buna müsâit değil, ancak evrim kavramını temelleyecek algı birimlerinden, verilerden yola çıkabilirsin.
Bakın şu videoda koskoca biyologlar tıkanıyor.
Bir yaratılışçının "türden türden değişim" diyerek, kendi aklında evrimi nasıl kavramlaştırmış olabileceği hakkında tahminlerim var ama, sanırım, şunlar açıklayıcı olabilir: