Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #351  
Alt 18-03-2017, 22:33
aliyarasfal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyarasfal aliyarasfal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
Standart

Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
. Türler ayrı ayrı yaratılırken DNA'larının aynı noktalarına aynı virüsler yerleştirilmiştir. Bakın yaratılış ile böyle açıklanabiliyor. Neden ortak atanın ispatı olsun bu virüsler?
Demek bu tanrı dimişkine yav ben her türü ayrı ayrı yaratim amma sadece memelilerde (hepsindede değil çünkü ortak atayı tek ata sanıyorsunuz malca) DNAya her birinde aynı noktada olan bir adet virüscük koyayımda bilim insanları ORTAK ATA sansın, filim adamları anlar nasılsa benim böyle üçkağıt yaptığımı.

Çoğunluğunda bu var, olmayanlar ise farklı (virüs yerleşmemiş) ata mevcut. Yani örnekleyelim, insan ve maymunda varken ornitorenkte yok( örnekliyoruz)

Bu neyi ifade eder? Şunu, DNA diliminde bu virüse sahip olanlar(türler) aynı ortak atadan gelirken, olmayanlar farklı atadan gelmiştir. Çünkü farklı türlere evrilirken bu virüsleride beraber kopyalamışlar DNAda ve yayılmışlar. Olmayanlar ise bu virüsün yerleştiği dönemde DNAya, o ortamda bulunmadığından; farklı türler oluşurken bu virüse rastlaman o atadan(aynı tür farklı birey) gelmiş olanlarda mümkün değil.

İki farklı ata derkende anlayarak oku, farklı tür değil aynı tür olduğu halde virüs bulaşan ve bulamayan Atalar meselesi olay


Mavi göz ve siyah göz meselesi gibi bu, Mavi gözlüler bu özelliği farklı türden değil aynı türden insan Atadan nasıl alıyorsa, siyahlarda insan Atadan alıyor.

Sonuç birinin soyu mavi, diğeri siyah.

Daha extreme örnek, sarı ırk sarılık olmaz. Neden? İşte o ırkın atası bu bağışıklığı kazanmış(hepatite karşı) genlerle aktarmış, seninki geliştirememiş sonuç? Farklı tür mü? Tür içinde iki farklı ortak ata mI?


Tür içinde iki farklı ata ve Ortak atalardan evrilmiş farklı türler.


Memelilerde meme dizilimi( fetustaki oluşumu) körelmiş organlar falanada girmeye bile gerek yok çünkü sen burda tüccarlığını sergiliyorsun

Bunu anlayacak kapasiten olsa din tüccarı olmazdın

Öyle zavallıcaki şu savunma diye yazmaya çalıştıkların acınacak haldesin.

Kusura bakma (bak yada) tamamen artık saçmalama sınırlarınıda aştın tanımsızsın


Çok kısa cevap yazacağım; sen bir din tüccarı ...........sın

Boşluğu kendin doldurabilirsin.


Adam bize yine kanıt diye hokus pokus getirmiş.

Lan ne diye bilimi ağzınıza alıyorsunuz piç ediyorsunuz her şeyi? Soytarı desem soytarılara yazık.

Bir adet insan olup iki dakika dürüst olmayı beceren birini görsem yemin ediyorum( yıldızlara and olsun) saygı duymaya başlayacağımda yok olmuyor


Yazdıklarımı hakaret sananlara cevabım, şu yazılan akıl dışı safsatalara sabır etmek için gerçekten ya çok iyi niyetli ve saf olmak yada ölü olmak gerek. sanırım yaşadığımdan hakettiğinin yarısını bile söylemiyorum. Artık nezaketimin ölçüsünü siz anlayın.

Şimdilik saygımla gittim...

Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
Alıntı ile Cevapla
  #352  
Alt 19-03-2017, 22:12
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bakın çeşitleme diyorsunuz. Çeşidin bir sürü manası olabilir. Videodaki akademisyen de çeşitlenme diyerek anlatmaya çalıştı. Hayır türleşme örneklerine bakalım, çeşide değil. Mesela itiraz edilen ''bakteri hala bakteri'' meselesine ne demek istersiniz? Bakteri neye dönüşmüş?
Bir, değişimin bir sürü anlamı yoktur.
İki, evrim olgusunun bir sürü anlamı yoktur.
Üç, çeşidin bir sürü anlamı yoktur.

Bakteri, türde çeşitlenmeye dönüşmüş(olmuş 1 bakteri atıyorum 3 tür bakteri, bakterinin 3 yeni türü(gen havuzu yakınlığı, ortaklığı) oluşmuş böylece, maksat da bu değil mi, oluşumu gözlemlemek!). Daha hücrelerimiz bile, bu tür etkilerle değişiklik gösterebiliyor mu?(evet).. Ama bazılarının beklediği ve sandığı gibi, mandaya dönüşmemiş. Deneydekinin de hepsi bakteri, deneyin amacı-kapasitesi, olanakları-izolesi zaten oraya kadardır, sonuç olarak canlıların değişimi, dönüşümü gözlenmiş mi? canlılar değişiyor(asıl bu önemli!), efendim ne kadar değişiyor, bunu ortam, koşullar ve canlıya göre binlerce-milyonlarca nesil, araştırmanın düzeyi, değişimin birikimi(! düzeyi), etkileşimler belirler, keyfiyetle belirleme şansımız yok...

Canlılar değişiyor -> Bu kabul edilecek, bunu inkar etmek için aşağıdaki ifadem öne sürülemez, çünkü aşağıdaki madde buna bağlıdır, olguya itirazın gerekçesi olamaz!
Aşağıdaki madde.) Efendim A canlısı, 1 milyon yıl önce ne durumdaydı, şimdi ile arasında ne gibi değişimler olmuş -> Araştırılacak!(o kadar!)

Mantığa bakar mısınız, bakteri, yine bakteriye değişmiş-dönüşmüş, ama hala bakteriymiş, o halde tür olamazmış(bu sözü ciddiye almak dahi sorun).

1.) Dönüşümü kabul ediyor musun? Evet, o halde -> EVRİM.
2.) Evrilen şeyin, ne düzeyde evrildiği, ne gibi dönüşümler, ne oranda-düzeyde değişimler geçirdiği sorunu -> Etkileşimin detayıyla ilgilidir, bu sorunun izahı ne olursa olsun, 1 noluyu etkilemez, değiştirmez, aksine 2 nolu madde bağlıdır 1 noluya!

2 Nolunun şu ya da bu ne türden olursa olsun öne sürümüyle, 1 nolu maddeyi ret etmek, akıl, mantık, zeka dışıdır. Asıl mesele bunu görebilmektir.

İlgili deneyde ortak ata, deneye ilk giren bakteridir, daha sonra bakteriler çeşitlenince, çeşitlerin ortak atası olur->ilk giren bakteri... Her çeşitlenme, bakterinin tür çeşidi olur, böylece 1 bakteri girdi, 4 tür bakteri çıktı, tümüde türünün örneğidir ama aynı değildirler fakat henüz tür dışında sınıflandırılacak kadarda birbirinden ayrı, yalıtık değillerdir...

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kelebek

http://www.adamerkelebek.org/taksonomi.asp

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #353  
Alt 19-03-2017, 22:29
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir, değişimin bir sürü anlamı yoktur.
İki, evrim olgusunun bir sürü anlamı yoktur.
Üç, çeşidin bir sürü anlamı yoktur.

Bakteri, başka türe dönüşmüş(zira eşeyli üremiyorlar!), ama bazılarının beklediği ve sandığı gibi, mandaya dönüşmemiş(çünkü bazıları çeşitlenme, türleşme dendiğinde, kurbağa, mandaya dönüşecek sanıyor, oysa 150.000 kelebek türünden söz ettim, 150.000 adet kurbağa, manda, yılan, sinek, örümcek demedim)...

Mantığa bakar mısınız, bakteri, yine bakteriye değişmiş-dönüşmüş, ama hala bakteriymiş, o halde tür olamazmış(bu sözü ciddiye almak dahi sorun iken, günlerdir 3 safsata söyledin, yıllardır aynı safsataları söylüyorsun ve her birininde safsata veya cehaletden ileri geldiğini defalarca söyledik, defalarca, sen ise bozuk plak gibi, yanlış kıyaslar, yanlış çıkarımlar, safsata bağıntılar olduğunu gördüğün halde, başka çaren kalmadığı için sürekli o safsata mantığnda ısrar ettin)

1.) Dönüşümü kabul ediyor musun? Evet, o halde -> EVRİM.
2.) Evrilen şeyin, ne düzeyde evrildiği, ne gibi dönüşümler, ne oranda-düzeyde değişimler geçirdiği sorunu -> Etkileşimin detayıyla ilgilidir, bu sorunun izahı ne olursa olsun, 1 noluyu etkilemez, değiştirmez, aksine 2 nolu madde bağlıdır 1 noluya!

2 Nolunun şu ya da bu ne türden olursa olsun öne sürümüyle, 1 nolu maddeyi ret etmek, akıl, mantık, zeka dışıdır. Asıl mesele bunu görebilmektir.

İlgili deneyde ortak ata, deneye ilk giren bakteridir, daha sonra bakteriler çeşitlenince, çeşitlerin ortak atası olur->ilk giren bakteri...

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kelebek

http://www.adamerkelebek.org/taksonomi.asp
Siz, değişimin olup olmaması ile değişimin ne kadar olduğunu ayırıyorsunuz. Güzel savunma yaptınız fakat videodaki akademisyenler yapamadı maalesef. Adamlar biyolog olmuşlar ama cevap veremiyorlar. İnanılmaz. Bakın siz ise akademisyen olmamanıza rağmen güzelce cevap verebiliyorsunuz. Bilimi nerde bulacağını şaşırıyor insan. Forum forum dolaşıp spartacus gibi birini mi bulmam lazım? Bu foruma denk gelmesem de akademisyenleri dinleseydim, cahil mi kalacaktım? Bilimi akademisyenlerden öğrenmeyecek miyiz? Diyeceksiniz ki kitap makale oku falan. Onları da akademisyenler yazıyor. Yoksa akademisyenler hazır cevap mı değil? Düşünüp cevap vermesi mi gerekiyor? Forumlarda düşünüp cevap verilebildiği için mi cevap verebildiniz itirazlara? Bilimi ve felsefeyi nereden öğrenilebileceği konusunda da aydınlatırsanız sevinirim.

Sizin yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla türleşmenin olmaması, evrimin olmadığını göstermez. Evrimin belli bir seviyesidir türleşme. Yani önce ufak değişimler olur genlerde. Sonra onlar birike birike bir noktadan sonra yani eşik değer aşıldıktan sonra türleşme olur yani makro evrim. Mikro ve makro olarak ikiye ayırabiliriz evrimi. Anlamamız için daha iyi. Sizin örnek verdikleriniz mikro evrim idi. Yani türün içerisinde değişimler yaşanır ve hatta çevreye uyum sağlayabilir ilgili tür. Burda bir sıkıntı yok. Adamların itiraz ettiği ise canlıların türleşmesi ve birbirine dönüşmesi. Siz de bu spesifiktir, genellenemez diyorsunuz. Yani illa türleşmesine gerek yok gibisinden bahsediyorsunuz. Adamlar ise evrim=türleşme diyorlar. Fakat her bir varolmuş tür, kendisinden önceki ata türün kendisine dönüşümüyle var olmuştur evrime göre. Yani atanın tamamı veya bir kısmı, dönüşerek torun türü meydana getirmiştir. Her yeni tür bu şekilde var olmuştur evrime göre. Aslında genelleyebilirsiniz. Genellemezsek ve spesifik diye bir kenara atarsak sorunla karşılaşıyoruz. Çünkü türlerin ilk varolma süreçlerini kapsıyor evrim. Tür yaratılıp da ondan sonra değişmesi değil evrim. Türün varolması zaten önceki türün buna dönüşmesiyle oluyor. Her bir tür böyle oluşmuştur evrime göre. Yani adamlar bu yüzden türleşme=evrim diyorlar. Eğer spesifiktir diye kenara atarsanız olacak sorunları anlatayım. Yani türleşme spesifiktir diye kenara atarsak şunlarla karşılaşırız; karşı tarafın görüşü ne idi yaratılış idi. Yani yaratıldıktan sonra tür içinde evrim geçirmişlerdir diyorlar ve sizin bahsettiğiniz evrime uyuyor. Oysa evrim, türlerin ilk varoluşunu kapsar. Türler yaratıldıktan sonra değişim geçirmiş değil, türlerin varolması zaten dönüşümle olmuştur. O yüzden türleşme çok önemlidir. Türleşme spesifik diye kenara atmamalıyız. Kritik nokta türleşme zaten. Yoksa adamlar yaratıldıktan sonra tür içinde değişmiş diyorlar. Ama türlerin varolma sürecine evrimi katmıyorlar, yaratıldıktan sonra tür içinde değişim yaşadıklarını söylüyorlar. Oysa dediğim gibi evrime göre türler bi şekilde varolduktan sonra tür içinde değişmişlerdir ifadesi yanlıştır. Türlerin varolması zaten evrimle olmuştur evrime göre. O yüzden türleşmeyi ele almalıyız. Evrim ve yaratılışı da ayırt ediyor zaten türleşme. Mikro evrimi göstermeniz ispat olmuyor o yüzden. Adamların görüşlerinde mikro evrim var zaten. Makro evrim iki görüşü ayırıyor. Ayırt edici nokta makro evrimdir. Adamlar, türlerin birbirlerine dönüştüğünü kabul etmiyor. Türler o halleriyle yaratıldıktan sonra tür içinde değişim olmuştur fakat asla birbirlerine dönüşmemişlerdir diyor. Hangi görüşün doğru olduğunu makro evrim belirleyecek yani türleşmeye bakmalıyız. Anlatabiliyorumdur umarım.

O yüzden türleşme örneklerini konuşabiliriz.
Alıntı ile Cevapla
  #354  
Alt 19-03-2017, 23:59
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Siz, değişimin olup olmaması ile değişimin ne kadar olduğunu ayırıyorsunuz.
Değişim -> olgu düzeyidir.
A'nın değişimleri? -> A olgu değildir(öznedir!), bu soru'da mesele ise A'da değişimin(olgu olan bu->değişim) ne düzeyde olduğudur(bu tür sorular ve sorunlar, yan A'nın değişiminin derecelerine dair detaylar, değişimin -olgunun- reddiyesi olamaz).
  • Dünyanın dönmesi olgudur.
    • Dünya ne hızla dönmektedir -> Niceliğe dair verilen cevap-ölçü miktarı, olgu değildir, ne hızla döndüğünü bilip, bilmememiz döndüğü olgusunu değiştirmez.
  • Değişim -> Olgudur
    • A Irmağı yatağı ne kadar değişti? Ne kadar değiştiği, olgu değildir, olgu değişimdir.
  • Aşırı yağmurların ırmakları taşırması-> olgudur
    • B ırmağı aşırı yağmurlarla taştı ve felakete yol açtı->Olgu değil olaydır
  • Üreme olgudur
    • ama falancanın doğması olaydır(üreme falancanın-şu yada bunun şurada, şu tarihte- doğması olayına bağlı değildir, ama falancanın doğması, üreme olgusuna bağlıdır).
  • Değişim olgudur
    • ama C ne kadar, nerede, ne zaman değişti? Olaydır.
  • Evrim olgudur
    • Ama falancanın evrimi, olgunun falancadaki yansımasıyla ilgilidir, spesifiktir(karakteristik).
Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Adamlar ise evrim=türleşme diyorlar. Fakat her bir varolmuş tür, kendisinden önceki ata türün kendisine dönüşümüyle var olmuştur evrime göre. Yani atanın tamamı veya bir kısmı, dönüşerek torun türü meydana getirmiştir. Her yeni tür bu şekilde var olmuştur evrime göre. Aslında genelleyebilirsiniz. Genellemezsek ve spesifik diye bir kenara atarsak sorunla karşılaşıyoruz.
Evrim, sürece-uzama yayılmış değişimdir.
Türleşme=evrim demek değildir, türleşme, evrimin yansımasından sadece birisi denebilir, böylece bu bağlamda konu türleşme değil, "türlerin evrimi", 'türlerin kökeni" olur.

Tür demek, canlıların ortak gen havuzuna göre ifadesi demektir. Yani tür denince, bir tarafa bir sinek, diğer tarafa da bir kurbağa koyup, işte türün tanımı budur demek doğru değildir...

https://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim_...r%C4%B1m%C4%B1)

Evrim, zaman içinde birdenbire olmayan kesintisiz, niteliksel ve niceliksel değişim sürecidir. Evrim sözcüğü çoğunlukla Charles Darwin'in evrim kuramını belirtmek için kullanılır. Biyolojik anlamının yanı sıra, gezegenlerin ya da bilimin vs. gelişimini tanımlamak için de kullanılır.

Bu konuda defalarca ifade ettim, evrim, kopuk süreçler değildir(kesintisiz-süreklilik), bu bağlamdada kopuk, alakasız, keyfi birleştirip, ayrıştırmalar içeren, evrimsel bir zemine-tabana dayanmayan haydi, şu, şuna dönüşsünde görelim türündeki ifadeler(olay dayatımı) cehaletten gelir.

Evrim kelimesini="Evrim teorisi" olarak kullanmak -ki yukarıda da koyulaştırdım- öteden beri hatadır, yanlıştır! Zaten bu karmaşanın yüzünden bir çok insanın kafasıda karışmaktadır ve bazı art niyetli kullanımlarında, teoride şu ya da buna dair açıklamaların, şu ya da bu temelde eleştirilmesine dayanıp, kavramın reddi gibi el çabukluklarında(sihirbazlık) farkına varması zorlaşmaktadır. Örneğin "kanser teorisi=kanser" denebilir mi?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #355  
Alt 21-03-2017, 03:36
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Değişim -> olgu düzeyidir.
A'nın değişimleri? -> A olgu değildir(öznedir!), bu soru'da mesele ise A'da değişimin(olgu olan bu->değişim) ne düzeyde olduğudur(bu tür sorular ve sorunlar, yan A'nın değişiminin derecelerine dair detaylar, değişimin -olgunun- reddiyesi olamaz).
  • Dünyanın dönmesi olgudur.
    • Dünya ne hızla dönmektedir -> Niceliğe dair verilen cevap-ölçü miktarı, olgu değildir, ne hızla döndüğünü bilip, bilmememiz döndüğü olgusunu değiştirmez.
  • Değişim -> Olgudur
    • A Irmağı yatağı ne kadar değişti? Ne kadar değiştiği, olgu değildir, olgu değişimdir.
  • Aşırı yağmurların ırmakları taşırması-> olgudur
    • B ırmağı aşırı yağmurlarla taştı ve felakete yol açtı->Olgu değil olaydır
  • Üreme olgudur
    • ama falancanın doğması olaydır(üreme falancanın-şu yada bunun şurada, şu tarihte- doğması olayına bağlı değildir, ama falancanın doğması, üreme olgusuna bağlıdır).
  • Değişim olgudur
    • ama C ne kadar, nerede, ne zaman değişti? Olaydır.
  • Evrim olgudur
    • Ama falancanın evrimi, olgunun falancadaki yansımasıyla ilgilidir, spesifiktir(karakteristik).

Evrim, sürece-uzama yayılmış değişimdir.
Türleşme=evrim demek değildir, türleşme, evrimin yansımasından sadece birisi denebilir, böylece bu bağlamda konu türleşme değil, "türlerin evrimi", 'türlerin kökeni" olur.

Tür demek, canlıların ortak gen havuzuna göre ifadesi demektir. Yani tür denince, bir tarafa bir sinek, diğer tarafa da bir kurbağa koyup, işte türün tanımı budur demek doğru değildir...

https://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim_...r%C4%B1m%C4%B1)

Evrim, zaman içinde birdenbire olmayan kesintisiz, niteliksel ve niceliksel değişim sürecidir. Evrim sözcüğü çoğunlukla Charles Darwin'in evrim kuramını belirtmek için kullanılır. Biyolojik anlamının yanı sıra, gezegenlerin ya da bilimin vs. gelişimini tanımlamak için de kullanılır.

Bu konuda defalarca ifade ettim, evrim, kopuk süreçler değildir(kesintisiz-süreklilik), bu bağlamdada kopuk, alakasız, keyfi birleştirip, ayrıştırmalar içeren, evrimsel bir zemine-tabana dayanmayan haydi, şu, şuna dönüşsünde görelim türündeki ifadeler(olay dayatımı) cehaletten gelir.

Evrim kelimesini="Evrim teorisi" olarak kullanmak -ki yukarıda da koyulaştırdım- öteden beri hatadır, yanlıştır! Zaten bu karmaşanın yüzünden bir çok insanın kafasıda karışmaktadır ve bazı art niyetli kullanımlarında, teoride şu ya da buna dair açıklamaların, şu ya da bu temelde eleştirilmesine dayanıp, kavramın reddi gibi el çabukluklarında(sihirbazlık) farkına varması zorlaşmaktadır. Örneğin "kanser teorisi=kanser" denebilir mi?
Anladım dediğinizi. Ne derece değiştiği, olgunun reddiyesi olamaz diyorsunuz. Haklısınız. Sizin anladığınız ve tanımladığınız evrimi, evrim karşıtları da kabul etmekteler. Hepsi kabul eder mi bilmem ama birçok kabul eden var. Onlar başka bir şeye karşı çıkıyorlar. Evrimin ne seviyede gerçekleşebileceğine dair söylemler var ortada. Evrim için çizilen tablo, evrim teorisine giriyor galiba. Yani evrim teorisine göre taa ilk canlılardan evrimleşerek günümüzdeki canlılar meydana gelmiş. 3.8 milyar yıl sürmüş. En basit canlılardan bu kadar kompleks canlılar çıkmış evrim teorisine göre. Yani aynı tür olarak kalmamışlar. Teori bize bunu söylüyor. Fakat günümüzde gördüklerimiz, teoride bahsedilen büyüklükteki değişimler değil. Minicik değişimleri görebiliyoruz ömrümüz kısa olduğu için. Bahsedilen büyüklükteki değişimleri göremiyoruz. Belki de canlılar o kadar büyük değişimi kaldıramaz ve öledebilir. Evrime karşı çıkanlar ve yaratılışçılar ise şunu savunuyorlar; değişim vardır ama tür içinde ceryan etmektedir. Evrim=değişim denirse evrim vardır fakat sadece tür içinde ceryan etmektedir ve türler ayrı ayrı yaratılmıştır. Bunu savunmaktalar. Oysa evrim teorisine bakarsak her bir tür değişim ve dönüşümle oluşmuştur. Ayrı ayrı yaratıldıktan sonra tür içinde değişmek evrim teorisine uygun değildir ve terstir. O yüzden evrim karşıtlarının görüşü oldukça farklı gördüğümüz gibi. Sadece tür içinde değişim olabilir, başka türlere geçiş olmaz diyorlar. Bunu konuşalım şimdi. Bir türün başka bir türe dönüşmesi şeklinde bir değişim yoktur diyorlar. Öyle bir geçiş yoktur diyorlar. Türlerin ayrı ayrı yaratıldığını ve sadece değişimlerin tür içinde yaşandığını iddia ediyorlar. O yüzden evrim karşıtı olarak anılıyorlar. Evrim için çizilen tablodan çok farklı çünki. Peki o görüş doğru mu? Türler ayrı ayrı yaratıldıktan sonra, değişimin türün sınırları içerisinde kalması doğru bir görüş mü? Yoksa bütün türler değişim ve dönüşümle mi oluşmuştur? Yani türlerin ilk oluşumunda görüş ayrılıkları var. Evrim teorisine göre bütün türler evrimle oluşmuştur. Evrim karşılarına göre ise türler ayrı ayrı yaratılmıştır ve tür içinde değişim yaşabilir. Değişimle yeni türler ortaya çıkmaz evrim karşıtlarına göre. Peki bu doğru mu?

Türün özelinde konuşmakta tür özne diyorsunuz. Aslında o da önemli. Ters görüşler var konuda. Mesela 4 ayaklı kuyruklu bir maymundan geldiğimiz söylenir evrim teorisinde. Oysa yaratılışçılara göre Adem ve Havva yaratılmıştır ve bütün insanlar bu iki kişiden gelmiştir. Bu iki duruma da bakarsak ikisinde de değişim var. Fakat farklı boyutlarda değişimler bunlar. Sizin tanımınıza göre Adem ve Havva'dan gelmek de evrim oluyor fakat tür içinde. Dikkat ederseniz Adem ve Havva evrimle oluşmuyor onlar yaratıldıktan sonra tür içinde değişim yaşanıyor. Oysa evrim teorisine göre varolan, varolmuş ve varolacak bütün türler evrimle oluşurlar. Fakat yaratılışçıların görüşünde ise önce yaratılıyor, ardından tür içinde değişim oluyor. Değişimle yeni türler çıkmıyor yaratılışa göre. Anladınız di mi? Yani özne dediğiniz şeyi de konuşmamız önemli. Peki hangisi doğru?
Alıntı ile Cevapla
  #356  
Alt 21-03-2017, 20:08
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

Sundance´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Save bilimsel anlamda evrim teorisini yanlışlayan hangi itiraz var? Söyler misin, "Şu şu şu evrim teorisi ile uyuşmuyor" dediğin örnekler neler? Var mı böyle verebileceğin örnekler?

Bilimadamlarının videodaki hal ve hareketleri çok önemli ha? Bilim videolarla mı yapılıyor save? Edindiğin bilim bilgisi bilimadamlarının videolardaki hal ve hareketlerinden edindiğin izlenim kadar olursa hiç bir şey anlamaman normal. Richard Dawkins'e sorulmuş bir sorunun sadece 1 dakika düşünmek istiyorum kısmını gösterip, cevap kısmını yayınlamayıp "Richard Dawkins'in cevap veremediği video" şeklinde yayınlayan üçkağıtçılar var. Böyle bir videoyu gördüğün zaman Richard Dawkins hiç bir şey bilmiyor diye mi düşünüyorsun?

Senden acilen evrim teorisi ile uyuşmayan örnekleri bekliyorum...



Bu paragrafınla rengini iyiden iyice belli ettin. Lenski deneyi ile yaratılışın gözlemlendiğini iddia edebilmek için Adnan Oktar vari bir yaratılışçı olmaktan başka bir yol yok.

Yaratılışta "DEĞİŞİM" var ha? Yaratılışta ne değişiyor tanrının iradesi dışında? Tanrının iradesinden bağımsız bu "DEĞİŞİM"in etkenleri nedir? Bu dediğin "DEĞİŞİM" bizim bildiğimiz "EVRİM"'i anımsattı bana.

Sen laf kalabalığına getirip gözlerden gizlemeye saklamışsın ama aslında sorunun özüne de cevap vermiş bulunmuşsun.

Sonuçta o tüpün içindeki bakterinin DNA'sının değişimi herhangi bir tanrı tarafından birden bire yaratılarak gerçekleşmediği gözlemlenmiş. Bir seri DNA değişikliği ile bakteri bulunduğu ortamda avantaj kazanmasına neden olan daha önce sahip olmadığı bir özelliği kendiliğinden doğal süreç ile edinmiş.

Bir bakterinin "DEĞİŞİM"'e, "EVRİM"'e uğrayıp başka bir bakteri haline gelmesinde tanrının iradesinin etkili olmadığını kendi ağzın ile söylemişsin.

Şimdi yaratılış teorisine göre senin tabirinle "DEĞİŞİM" bizim tabirimizle "EVRİM" kendiliğinden olmuş diyorsun. Tanrı iradesinden bağımsız diyorsun. Peki bir bakterinin farklı bir özellik kazanmasının etkisi sadece tür içinde mi kalır zannediyorsun?

Mesela bir hayvanın bağırsağında parazit olarak yaşayan bir bakteri diyelim hayvanın yediği ancak sindiremediği selülozik gıdaları parçalama özelliği kazandı. Bakteriyi taşıyan hayvan da bunun sonucunda etrafta bol bulunan bu selülozik gıda kaynağından faydalanabilmeye başladı. Şimdi burada sadece bir bakterinin tür içinde değişimden bahsedebiliyor musun? Ne oldu senin tür içinde değişim dediğin gelişme gitti başka bir hayvanın yeni bir özellik kazanmasına neden oldu. Tamamen tanrının iradesinden bağımsız senin de ifade ettiğin gibi. Sonuçta bu hayvanın diş yapısı, vücut yapısı da bu yeni özelliği gibi senin tabirinle "DEĞİŞİM"'e bizim tabirimizle "EVRİM"e uğrayıp zamanla farklılaşıp bizim ona farklı bir tür ismi vermemize sebep oluyor.

İddia ettiğin yaratılış teorisinde bile kabullenmek zorunda olduğun tanrıdan bağımsız "DEĞİŞİM" (EVRİM)'in miktarının bizim farklı tür isimleri vermemize neden olduğunu idrak etmek lazım önce.

Mesela protozoa ile kolibasili bakterileri farklı canlılardır, bu da bakteri bu da bakteri demek, yunus da memeli, insan da memeli, yarasa da memeli demek gibi yunus ile insanın, yarasanın aynı olduğunu ifade etmek gibi bir yanlışa götürür.

Dolayısıyla ister adına yaratılış deyin ister başka şey deyin tanrının iradesinden bağımsız canlıların "DEĞİŞİM"'e uğradıklarını söylediğiniz zaman o canlıların birbiri ile etkileşiminin de tanrı iradesinden bağımsız etkilendiğini söylemiş olursunuz. İstediğiniz kadar kıvranın işte bu kendiliğinden olan şey "EVRİM" olgusudur!
Hocam bilimcilerin cevapları gerçekten önemli ama. Siz hal ve hareket diye pek ciddiye almıyorsunuz bu cevapları. Bunun üzerine diploma alıyorlar. Akademisyenlik falan yapıyorlar. Onlar bilmeyecek de başkaları mı bilecek? Richard Dawkins ile alakalı dediğiniz videoda kesildiğini söylüyorlar evet. Fakat benim koyduğum videoda öyle bir kesme olmuş mu? Adamların cevaplarını gösteriyorlar. Dawkins olayında göstermiyorlardı diye hatırlıyorum. Yani Dawkins olayında başka işler dönüyor, kesip biçme var videoyu. Oysa benim koyduğum videoda akademisyenlerin verdikleri cevaplar yayınlanıyor. Bak hocam hastalanınca nereye gidiyoruz? Doktora. Doktor da diplomalı uzmandır. Evrim konusunda da diplomalı uzmanlar akademisyenlerdir. Akademisyenlere gidiyoruz, kanıtları soruyoruz ve itiraz ediyoruz ama cevap veremiyorlar. Sorun kimde? Videodaki akademisyenlerin bilgisi yetersiz mi? Neden cevap veremiyorlar? ''Bakteri hala bakteri'' itirazına yanıt vermeleri bu kadar zor mu? Hile hurda ile mi akademisyen olmuşlar? Gerçekten bilimden soğutuyor o video. Akademisyenlerin böylesine aciz bir duruma düşmesi çok çok üzücü. Bilimi akademisyenlerden de öğrenmeyeceksek kimden öğreneceğiz, kim bu işin uzmanı yahu? Kitap, makaleleleri falan da akademisyenler yazıyor. Neden videodakiler aciz kalmış lütfen açıklayın.

Tanrının iradesinden bağımsız değişmekten bahsediyorsunuz hocam. Aslında biz farketmiyor olabiliriz. Yani mesela kuklalara baksak sanki kendileri hareket ediyorlarmış gibi görünür. Oysa onları oynatan birileri vardır. Evrimi ve yaratılışı da kontrol eden bir tasarımcı varsa? Kukla gibi kontrol ediyorsa ve biz de sadece kukla kısmını görüyorsak? Oynatanı görmüyorsak? Tabi bir de saat gibi de olabilir olay. Mesela insan saati üretiyor ve ondan sonra saat kendi kendine çalışmaya başlıyor. Eliyle dokunarak akrep ve yelkovanı hareket ettirmez insan, anlamı da olmaz. Saat kendi kendine çalışır üretildikten sonra. Tanrı da sistemi kurduktan sonra kendi içinde bazı değişimler yaşamış olabilir canlılar. Bunda sıkıntı nerede sizce?

Hocam evrim teorisine uyuşmazlık örneği istemişsiniz. Bakın makro ve mikroyu anlatarak uyuşmazlıktan bahsedeyim. Aslında yaratılışçıların görüşleri evrim teorisine terstir. Adamlar diyor ki yaratıcı türleri ayrı ayrı yarattı, ondan sonra tür içinde değişme yaşandı. Evrim teorisine tamamen ters. Evrim teorisinde durum şu idi; bütün türler değişim ve dönüşümle ortaya çıkar. Yani yaratıldıktan sonra tür içinde geçirilen değişim evrim değildir, evrim türlerin ilk varoluşunun değişimle olduğunu söyler. Yani evrim teorisinde bütün türler değişimle oluşmuştur, yaratılışta ise yaratıldıktan sonra tür içinde değişim gerçekleşir. Yaratılış makro evrimi kabul etmez, etse yaratıcıya ihtiyaç olmadan yeni türler ortaya çıkabileceğini kabul etmiş olur. İşte bu yaratılış görüşü, evrim teorisine uymamaktadır. Siz evrimi çürüten bir örnek istediniz ama bu yaratılış ve evrim uyuşmazlığı da dikkate değer. İkisinden biri doğru ama hangisi ve neden?

Yunus da memeli, insan da memeli demişsiniz. Akademisyen diyordu ki insanlar hala balık Yani koskoca akademisyen böyle diyor. Olacak şey mi. Bu arada akademisyenler türü tanımlayıp sınırlarını çizemediklerinden mi böyle zorlandılar sizce? Yani bakteri hala bakteri itirazı gelmişti röportajcı tarafından. Bakteri tür mü cins mi yoksa familya mı? Geçersiz bir itiraz gibi ama akademisyenler tatmin edici bir cevap veremediği için ve saçmaladıkları için insanın kafası karışıyor elbette. Mesela insanın türleştiğini düşünelim. Homo dorus türü çıktı mesela yeni olarak. Ama homo sapiens de hala var olsun. Yani torun ve ata tür ikisi de yaşasın aynı dönemde. Evrime kanıt istediklerinde de homo dorusun ortaya çıkmasını örnek göstermiş olalım. İnsan hala insan diyeceklerdir büyük ihtimal. Oysa türleşme örneği istiyorlardı. Türün değişimi de diyorlardı hatta. Türün değişimini göstermek inanılmaz kolay, türleşme de gösterilebilir. Fakat kelime oyunu yapıyorlar gibi geliyor bana. İnsan hala insan ama türleşme olmuş. Homo darus çıkmış atıyorum. Burada kavramları iyi tanımlamak mı mühim? Burada insan denilen tür değil cinstir kanımca. Cins aynı kalmış fakat türleşme yaşanmış, cinsin aynı kalması türleşmenin yaşanmadığını ve değişim olmadığını göstermez. Cinsleşme istemediler ki, türleşme istediler ve türleşme örneği verdik. Kelime oyunu değil mi yaptıkları? Akademisyenler neden sıkıştı? Bu konuya açıklık getirebilir misiniz? Bir de makro evrimin kanıtı için türleşme yeterli mi? Cins, familya, takım, sınıf, filum vs bunların hepsinin mi evrimle oluştuğunu görmemiz lazım makro evrimin kanıtı için? Neyi görmemiz lazım?
Alıntı ile Cevapla
  #357  
Alt 21-03-2017, 20:23
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Anladım dediğinizi. Ne derece değiştiği, olgunun reddiyesi olamaz diyorsunuz. Haklısınız. Sizin anladığınız ve tanımladığınız evrimi, evrim karşıtları da kabul etmekteler. Hepsi kabul eder mi bilmem ama birçok kabul eden var. Onlar başka bir şeye karşı çıkıyorlar. Evrimin ne seviyede gerçekleşebileceğine dair söylemler var ortada. Evrim için çizilen tablo, evrim teorisine giriyor galiba. Yani evrim teorisine göre taa ilk canlılardan evrimleşerek günümüzdeki canlılar meydana gelmiş. 3.8 milyar yıl sürmüş. En basit canlılardan bu kadar kompleks canlılar çıkmış evrim teorisine göre. Yani aynı tür olarak kalmamışlar. Teori bize bunu söylüyor. Fakat günümüzde gördüklerimiz, teoride bahsedilen büyüklükteki değişimler değil.
İfadende renklendirdim... Değişimlerin büyüklüğü, milyonlarca yıllık birikimle ilgili, damlaya, damlaya havuz dolar ama sen hala, efendim damlaya bakıyorum bir havuz etmiyor diye gelmeye devam edersen -sürekli ifade ettiğim halde- yazışmamız anlamsız. (bir doluda örnek verdim, hibrit tohumlar, envai tür, kedi, köpek türleri, tümüde güncel ve kimsenin elinde Zeus diye bir malzeme yok, kullanılmadı-yok-!)

Hiç bir evrim karşıtı ifadelerimi de, evrimide kabul etmemektedir, muğlak yargılar ve genellemeler üretmeyelim. Evrim karşıtlarının evrimi ret etmesinin dayanağı, her şeyi tanrının yarattığı dolayısıyla tanrının iradesi-müdahalesi dışında DEĞİŞMEYECEĞİ(!! yarattığı gün gibi olduğu), ayrıca herhangi bir canlı, cansız namına tanrının yaratmadığı bir biçim alması söz konusu olamaz gibi inanca, batıla dayalıdır. Bu temelde karşı çıkış zaten hem safsata(alakasız ilişki, bağlam) hem de boştur.
Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Minicik değişimleri görebiliyoruz ömrümüz kısa olduğu için. Bahsedilen büyüklükteki değişimleri göremiyoruz. Belki de canlılar o kadar büyük değişimi kaldıramaz ve öledebilir. Evrime karşı çıkanlar ve yaratılışçılar ise şunu savunuyorlar; değişim vardır ama tür içinde ceryan etmektedir.
Tür içinde ceryan eden değişimler -> ortak gen havuzundan çıkmaya varır->böylece açığa çıkar yeni bir tür...

kelime oyunlarıyla bir yere varılamaz, ama dürüst davranırsak aynı kelime oyunları sözde itiraz ettikleri ifadelerede destek oluverirler.

A->B,C,D
B-> E,F,G
C-> H, I,J
H-> K,L,M

M kırmızı renkle işaretledim, tür içi değişimler dediğin bir zincirde, M, genetik-ortak havuz olarak, A'nın mirasından kopmuşşşşş-değiş, değiş derken olağanmışşşş-!

Hasılı, Nasreddin hoca komşusundan kazan almış. Daha sonra ise komşusuna bir tencere(tür içi değişim) vermiş.
Komşusu demiş ki, Hocam bu nedir?
Hoca demiş ki, senin kazan doğurdu...
Komşusu sevinerek almış(?!)
Gel zaman git zaman komşusu hocadan kazanı istemiş.
Hoca demiş ki, Kazan yok.
komşusu demiş ki, iyide hocam istedin verdim. Nasıl yok..
Hoca demiş ki: Senin kazan öldü.
Komşu demiş ki: Hocam kazan ölür mü?
Hoca: Doğurduğuna(tür içi değişim) inanıyorsunda, öldüğüne(türü aşan değişim) neden inanmıyorsun demişşşşşşş...

Gökten 3 eşelek düşmüş;
Birisi, safsatalarla kandırılanların
Diğeri hurafelerle aldatılanalrın
Öbürü de, lafazanlık, kelime oyunlarıyla insanları kandıranlara kananların başına...

Ama, ama, ama elmalara ne olmuş ki, eşelek düşmüşşşş..
Birisi, safsatalarla insanları kandıranlarca
Diğeri, hurafelerle insanları kandıranlarca
Öbürüde lafazanlık, kelime oyunlarıyla kandıranlarca yenmişşşşş, ham edilmişşşşş...

İşte böylece payınıza düşen eşelekmişşşş...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #358  
Alt 21-03-2017, 20:40
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İfadende renklendirdim... Değişimlerin büyüklüğü, milyonlarca yıllık birikimle ilgili, damlaya, damlaya havuz dolar ama sen hala, efendim damlaya bakıyorum bir havuz etmiyor diye gelmeye devam edersen -sürekli ifade ettiğim halde- yazışmamız anlamsız. (bir doluda örnek verdim, hibrit tohumlar, envai tür, kedi, köpek türleri, tümüde güncel ve kimsenin elinde Zeus diye bir malzeme yok, kullanılmadı-yok-!)

Hiç bir evrim karşıtı ifadelerimi de, evrimide kabul etmemektedir, muğlak yargılar ve genellemeler üretmeyelim. Evrim karşıtlarının evrimi ret etmesinin dayanağı, her şeyi tanrının yarattığı dolayısıyla tanrının iradesi-müdahalesi dışında DEĞİŞMEYECEĞİ(!! yarattığı gün gibi olduğu), ayrıca herhangi bir canlı, cansız namına tanrının yaratmadığı bir biçim alması söz konusu olamaz gibi inanca, batıla dayalıdır. Bu temelde karşı çıkış zaten hem safsata(alakasız ilişki, bağlam) hem de boştur.

Tür içinde ceryan eden değişimler -> ortak gen havuzundan çıkmaya varır->böylece açığa çıkar yeni bir tür...

kelime oyunlarıyla bir yere varılamaz, ama dürüst davranırsak aynı kelime oyunları sözde itiraz ettikleri ifadelerede destek oluverirler.

A->B,C,D
B-> E,F,G
C-> H, I,J
H-> K,L,M

M kırmızı renkle işaretledim, tür içi değişimler dediğin bir zincirde, M, genetik-ortak havuz olarak, A'nın mirasından kopmuşşşşş-değiş, değiş derken olağanmışşşş-!

Hasılı, Nasreddin hoca komşusundan kazan almış. Daha sonra ise komşusuna bir tencere(tür içi değişim) vermiş.
Komşusu demiş ki, Hocam bu nedir?
Hoca demiş ki, senin kazan doğurdu...
Komşusu sevinerek almış(?!)
Gel zaman git zaman komşusu hocadan kazanı istemiş.
Hoca demiş ki, Kazan yok.
komşusu demiş ki, iyide hocam istedin verdim. Nasıl yok..
Hoca demiş ki: Senin kazan öldü.
Komşu demiş ki: Hocam kazan ölür mü?
Hoca: Doğurduğuna(tür içi değişim) inanıyorsunda, öldüğüne(türü aşan değişim) neden inanmıyorsun demişşşşşşş...

Gökten 3 eşelek düşmüş;
Birisi, safsatalarla kandırılanların
Diğeri hurafelerle aldatılanalrın
Öbürü de, lafazanlık, kelime oyunlarıyla insanları kandıranlara kananların başına...

Ama, ama, ama elmalara ne olmuş ki, eşelek düşmüşşşş..
Birisi, safsatalarla insanları kandıranlarca
Diğeri, hurafelerle insanları kandıranlarca
Öbürüde lafazanlık, kelime oyunlarıyla kandıranlarca yenmişşşşş, ham edilmişşşşş...

İşte böylece payınıza düşen eşelekmişşşş...
Damlaya damlaya göl olmasından ve kazanın doğurmasından bahsetmişsiniz. Yani zamanla makro evrimin olacağını kabul ediyorsunuz. Aslınd alternatiflerin yanlış olduğunun gösterilmesi lazım kanımca. Yani yaratılışın yanlış olduğu gösterilmezse, evrime ve evrim teorisine varmak zorlaşır. Belirsiz kalır mesele. O adamların görüşü de doğru olabilir, ele almadan hangisi doğru bilemeyiz. Yaratıcının bütün türleri ayrı ayrı ve benzer yaratması, türlerin kendi içinde değişebileceği görüşü doğru mu yanlış mı? 150 bin kelebek türü örneği veriyorsunuz. İspinoz kuşu örneği de verebiliriz. Darwin'in ispinoz kuşlarının türleştiğinden bahsedilir. Farklı gagalı yeni türler çıkmış. Hala ispinoz diye itiraz gelmişti. Şöyle de yaratılış olabilir; mesela yaratıcı genel çerçeveyi çizer mesela bi kelebek türü yaratır ve sonra türleşerek farklı kelebek türleri ortaya çıkar ama kelebek başka canlıya dönüşmez, diğer türlerde de aynı şekilde. Yani o şeyin kendisini yaratır ama o şeyin türleri sonradan artabilir. Kelebek örneği bunu anlamak için güzel. 1 kelebek türü yaratmıştır fakat zamanla türleşme ile yeni kelebek türleri ortaya çıkabilmiştir. Yaratıcı genel çerçeveyi çizip saati izliyor gibi izliyor da olabilir. Yani ispinozun hala ispinoz ve kelebeğin hala kelebek olduğu itirazları vardı. Oysa evrim teorisine göre taa bakteri benzeri bir canlı milyarlarca yıl içinde bunca canlıya dönüşmüş. İnsan olmuş yahu o evrensel ortak ata. Yani bakteri benzeri olarak kalmamış, insana dönüşmüş. Yani büyük dönüşüm var. Bunu istiyor insanlar bunu görmek istiyor. Kelebek örneğinde ise 150 bin tür çıksa bile hala kelebek olarak kalmış. Peki burada kullanılan kelebek ve bakteri nedir? Cins mi familya mı? ''Bakteri hala bakteri'' deniyor. Bakteri olarak kalmaması için ne olması lazım? Nasıl değişmesi lazım? Niye bakteri olarak kalıyor? Oysa milyarlarca yıl önceki bakteri benzeri canlı insana dönüşmüş. Bugünkü niye bakteri dışındaki bir şeye dönüşmüyor?

Yaratıcının yaratma görüşünün yanlış olduğu anlaşılırsa, evrimin doğru olduğunu düşünebiliriz. Yani doğa üstü bir kudret müdahale etmiyorsa ve sistemi kurmamış ise, doğal süreçlerle kendiliğinden olmak durumundadır doğru mu? Peki yaratıcının yaratması gerçek midir? Kusursuzluk, mükemmellik ve kompleks olmadan yola çıkarak tasarlanmıştır deniyor canlılar için. Hatta alpha ile de tartışmıştınız. Sürekli elektronik aletleri canlılar ile kıyaslayarak bin kat daha kompleks falan deyip, aletler tasarlandıysa bin kat daha kompleks şeyler mutlaka tasarlanmış olmalıdır gibi bir şey demişti. Yani bilirsiniz bu gibi şeylerden hareketle yaratıcı yarattı diyorlar. Doğru mu görüşleri? Ele alır mısınız? Evrim teorisine göre yaratıcı olmadan, doğal süreçlerle kendiliğinden mi oluşması lazım canlıların? Yaratıcının müdahalesi, evrim teorisine uygun mudur? Yaratıcının müdahalesi ve sistemi kurması gibi bir durum var mı? Üstte bahsettiğim gibi genel çerçeveyi çizip izlemeye çekiliyorsa? Veya kukla gibi kontrol ediyorsa da biz farketmiyorsak? Olamaz mı? Bütün türler doğal süreçlerle kendiliğinden mi oluşmuştur yoksa yaratıcı müdahalesi ve sistemi kurması ya da kukla gibi oynatma durumu var mıdır? Yaratıcının genel çerçeveyi çizme durumu var mı? Bir de dediğim gibi kelebek hala kelebek olarak kalmış. Başka bir canlıya dönüşmemiş. Buna ne diyeceksiniz? Evrim teorisinde ise bambaşka canlılar dönüşme var. Bakteri benzeri canlıdan insana dönüşme var bu bile yeter büyüklüğü anlamak için. Ama kelebekte öyle büyük değişim olmamış ve kelebek olarak kalmış. Bu meseleye açıklık getirir misinz?

Mikro evrimin zamanla birikerek bi eşik değeri aştıktan sonra makroya yol açacağını düşünüyorsunuz ve kazan örneği vermişsiniz. Çağrı Mert Bakırcı da böyle düşünüyordu. Bu biriken ufak değişimler, makro evirmi doğurmak zorundadır diyordu. Ama tahmin ediyor, görmez ise bilemeyiz. Belki de canlı o denli büyük değişim kaldıramayacak ve ölecek. Belki asla öyle büyük değişim yaşanmayacak. Belki bilmediğimiz başka bişey olacak. Bilmiyoruz ki çünkü görmüyoruz öyle büyük değişimleri. Yani görmüyoruz, bilmiyoruz. O zaman neden spekülasyon yapılıyor ve kesin gibi gösteriliyor? Yaratıcı genel çerçeveyi çizdiyse ve kelebeğin türleşip hala kelebek olması gibi değişimler yaşandıysa sadece? Neden olmasın? Yanlışlık nerede?
Alıntı ile Cevapla
  #359  
Alt 21-03-2017, 21:24
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Damlaya damlaya göl olmasından ve kazanın doğurmasından bahsetmişsiniz. Yani zamanla makro evrimin olacağını kabul ediyorsunuz. Aslınd alternatiflerin yanlış olduğunun gösterilmesi lazım kanımca. Yani yaratılışın yanlış olduğu gösterilmezse, evrime ve evrim teorisine varmak zorlaşır. Belirsiz kalır mesele.
Sebep? ne alaka, şeyler değişiyor böylece evriliyorsa, bu birilerinin yaratılış masalıyla ele alınması ile olmalı demek zırvadır Save.
Save The Day´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
O adamların görüşü de doğru olabilir, ele almadan hangisi doğru bilemeyiz.
O senin sorunun, o adamlarınki ele alınabilir(!) görüş değil, inanç, hurafe, batıl! İnanır veya inanmazsın zaten inanmak ve aldanmak bir madalyonun iki yüzüdür, birisi olmadan diğeri olmaz...

Dişlerimiz çürümektedir?
Efendim sebep?
Hayal gücü yüksek olan yanıtlasın.
Efendim diş perisini üzersek oda dişlerimizi çürütür.... Buyrun size görüş(?neyi açıkaldı ki? hiç o halde nesini değerlendireceğim? hiç)

defalarca ifade ettim, tanrı ile canlı ilişkisini kurabiliyor musunuz? Tanrı ile etkileşebiliyor musunuz(ki bilgi edinebilin!)? hayır o halde canlı ile tanrı ilişkisine dair objektif, dürüst ifadelerde bulunmanız mümkün değil, heleki bu tür farzileri, objektif, yani olgu, gözlem temelli nesnel ilişkilerin içine tıkıştırma gafına düşmeniz, bunu bile, bile farazi kurgularınızı değerlendirmemizi istemeniz hayli ilginç(bilimi bırakalım, ağzı olan konuşuyor misali, beyni olan khayal gücünü çalıştırıyor mitolojilerinizle, edebiyatla uğraşalım öyle mi?). Bir kere tanrıyı neye göre tanımlıyorsun? Kendi safsata mantığından yaptığın farazi çıkarımlara...

Efendim o metafizik görülmez, bilinmez, iyi o halde tanımlar, sıfatlarda veremezsiniz, şunu yaptı, etti, eder diyemezsiniz-çünkü bilgi, tespit sahibi değilsiniz-, yüklediğiniz her bir şey farazidir, ne yapalım şimdi, bunu bile, bile o adamların görüşüde doğru olabilir mi diyelim, aptal mıyız ki elimizde doğru-yanlışlığını kıyas edemeyeceğimiz bir inancı ele alalım?? Hem nasıl?

Mesela dişlerin neden, nasıl çürüdüğünü izah ediyorum diye, mecbur muyum, diş perisini üzdüğümüz için dişlerimizi çürütüyor diyenin farazisini ciddiye almaya veya ciddiye alma şansımız var mı ki? Yani diş ile diş perisi ilişkisi kurabiliyor muyuz, elimizde veri mi varki değerlendirebilelim?

Save cididyetle yazışacaksan ne ala, yazışmayacaksan böyle gelişigüzel laf üreteceksen, zaman kaybı.

Bir korkuluğun kuşları kaçırmak gibi bir amacı yoktur, o amacı ona sen yüklersin ama özünde yaptığın mantık hatasıdır, çünkü amacı yükleyende sensin-korkuluğun böyle bir amacı yok-, dönüp yüklediğin amaca göre çıkarımlar yapanda(haliyle kelime, kurgu, akıl oyunları oynuyorsun aklınca, ama göremiyorsun ki bu safsata, mantıksız, sonrada kendi, kendini yine kendi yüklediklerini(kendi kendine yüklediğin!) dayanak edip doğrulamaya kalkıyorsun, bu da ayrı bir safsata, ahmaklık)... Sonrada bana gelip, kendi kendine farazide kurguladığın akıl, kelime ve kurgu oyunlarının doğru mu, yanlış mı olduğunu irdelememi istemektesin, ben ise benim amacım kuşları korkutmaktır diyen bir korkuluk görmediğimi ve bu amacı da ona senin yüklediğini-kurguladığını bilmek gibi bir veri vardır elimde, ben bu veriyi değerlendiririm...

Hala diş perisinden söz ediyorsun, sebep? Dişlerin çürümesi gözlemi(evet gözlem tabanı olan bu!) üzerinden, alakasızca, ilişkisizce bir diş perisi manası-gerekçesi(?), masalı uydurduğun ve cehaletten gelen bu tür safsata bağıntı kurma kolaycılığıyla, diretip durduğun için.

Biz bir şeyin değişimlerini gözlemlemek, elde olduğunca araştırmak, bulgulamak derdinde isek, amacımız üzüm yemekse, örneğin dişlerimizin neden çürüdüğünü anlamak istiyorsak, bizene bizim bu amacımızla alakasızların, diş perisi farazilerinden, hem bu bizlerin bilgi edinmesinin önüne örülmüş koca bir duvar değil mi?? Bunu kim tıkıştırıyor şimdi? Sen, senin sorunun ve biz dişlerin neden, nasıl çürüdüğünü, senin diş perisi masalınla ortaya koymak zorunda değiliz, masalınıda değerlendirmek zorunda değiliz, gereği yok. Masalın yani masala dayalı çıkarımsal yargıların yanlış(!), sadece farazidir, kurgudur, çünkü elimizde masalını ve kahmaranını doğrulayacak, yanlışlayacak veri yoktur, bu halde masalın fizik dışıdır, hayali bir kurgudur biz olsa, olsa ancak bununla ilgileniriz ve ancak yanlış olarak bağıl yargılarını ifade edebiliriz...

Masallara inanmıyorum, gerçekte hokus-pokus yaratılmak diye bir mefhumdan söz edilemez, biz sadece form-yapıca değişim, dönüşümleri(oluşları, evrimi, evrileni) görürüz(bunuda biliyorum), ne yapacaksın, zorlamı hokus-pokus, büyü filan dayatacaksın? şimdi örneğin, burada bilgisayarı nasıl kullanacağımı öğrenmek için yola çıkarsam, mecbur muyum masalınızı, diş perisini, tanrıyı, bremen mızıkacılarını vb iliştirmeye? ne alaka?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #360  
Alt 21-03-2017, 22:10
Save The Day Save The Day isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sebep? ne alaka, şeyler değişiyor böylece evriliyorsa, bu birilerinin yaratılış masalıyla ele alınması ile olmalı demek zırvadır Save.

O senin sorunun, o adamlarınki ele alınabilir(!) görüş değil, inanç, hurafe, batıl! İnanır veya inanmazsın zaten inanmak ve aldanmak bir madalyonun iki yüzüdür, birisi olmadan diğeri olmaz...

Dişlerimiz çürümektedir?
Efendim sebep?
Hayal gücü yüksek olan yanıtlasın.
Efendim diş perisini üzersek oda dişlerimizi çürütür.... Buyrun size görüş(?neyi açıkaldı ki? hiç o halde nesini değerlendireceğim? hiç)

defalarca ifade ettim, tanrı ile canlı ilişkisini kurabiliyor musunuz? Tanrı ile etkileşebiliyor musunuz(ki bilgi edinebilin!)? hayır o halde canlı ile tanrı ilişkisine dair objektif, dürüst ifadelerde bulunmanız mümkün değil, heleki bu tür farzileri, objektif, yani olgu, gözlem temelli nesnel ilişkilerin içine tıkıştırma gafına düşmeniz, bunu bile, bile farazi kurgularınızı değerlendirmemizi istemeniz hayli ilginç(bilimi bırakalım, ağzı olan konuşuyor misali, beyni olan khayal gücünü çalıştırıyor mitolojilerinizle, edebiyatla uğraşalım öyle mi?). Bir kere tanrıyı neye göre tanımlıyorsun? Kendi safsata mantığından yaptığın farazi çıkarımlara...

Efendim o metafizik görülmez, bilinmez, iyi o halde tanımlar, sıfatlarda veremezsiniz, şunu yaptı, etti, eder diyemezsiniz-çünkü bilgi, tespit sahibi değilsiniz-, yüklediğiniz her bir şey farazidir, ne yapalım şimdi, bunu bile, bile o adamların görüşüde doğru olabilir mi diyelim, aptal mıyız ki elimizde doğru-yanlışlığını kıyas edemeyeceğimiz bir inancı ele alalım?? Hem nasıl?

Mesela dişlerin neden, nasıl çürüdüğünü izah ediyorum diye, mecbur muyum, diş perisini üzdüğümüz için dişlerimizi çürütüyor diyenin farazisini ciddiye almaya veya ciddiye alma şansımız var mı ki? Yani diş ile diş perisi ilişkisi kurabiliyor muyuz, elimizde veri mi varki değerlendirebilelim?

Save cididyetle yazışacaksan ne ala, yazışmayacaksan böyle gelişigüzel laf üreteceksen, zaman kaybı.

Bir korkuluğun kuşları kaçırmak gibi bir amacı yoktur, o amacı ona sen yüklersin ama özünde yaptığın mantık hatasıdır, çünkü amacı yükleyende sensin-korkuluğun böyle bir amacı yok-, dönüp yüklediğin amaca göre çıkarımlar yapanda(haliyle kelime, kurgu, akıl oyunları oynuyorsun aklınca, ama göremiyorsun ki bu safsata, mantıksız, sonrada kendi, kendini yine kendi yüklediklerini(kendi kendine yüklediğin!) dayanak edip doğrulamaya kalkıyorsun, bu da ayrı bir safsata, ahmaklık)... Sonrada bana gelip, kendi kendine farazide kurguladığın akıl, kelime ve kurgu oyunlarının doğru mu, yanlış mı olduğunu irdelememi istemektesin, ben ise benim amacım kuşları korkutmaktır diyen bir korkuluk görmediğimi ve bu amacı da ona senin yüklediğini-kurguladığını bilmek gibi bir veri vardır elimde, ben bu veriyi değerlendiririm...

Hala diş perisinden söz ediyorsun, sebep? Dişlerin çürümesi gözlemi(evet gözlem tabanı olan bu!) üzerinden, alakasızca, ilişkisizce bir diş perisi manası-gerekçesi(?), masalı uydurduğun ve cehaletten gelen bu tür safsata bağıntı kurma kolaycılığıyla, diretip durduğun için.

Biz bir şeyin değişimlerini gözlemlemek, elde olduğunca araştırmak, bulgulamak derdinde isek, amacımız üzüm yemekse, örneğin dişlerimizin neden çürüdüğünü anlamak istiyorsak, bizene bizim bu amacımızla alakasızların, diş perisi farazilerinden, hem bu bizlerin bilgi edinmesinin önüne örülmüş koca bir duvar değil mi?? Bunu kim tıkıştırıyor şimdi? Sen, senin sorunun ve biz dişlerin neden, nasıl çürüdüğünü, senin diş perisi masalınla ortaya koymak zorunda değiliz, masalınıda değerlendirmek zorunda değiliz, gereği yok. Masalın yani masala dayalı çıkarımsal yargıların yanlış(!), sadece farazidir, kurgudur, çünkü elimizde masalını ve kahmaranını doğrulayacak, yanlışlayacak veri yoktur, bu halde masalın fizik dışıdır, hayali bir kurgudur biz olsa, olsa ancak bununla ilgileniriz ve ancak yanlış olarak bağıl yargılarını ifade edebiliriz...

Masallara inanmıyorum, gerçekte hokus-pokus yaratılmak diye bir mefhumdan söz edilemez, biz sadece form-yapıca değişim, dönüşümleri(oluşları, evrimi, evrileni) görürüz(bunuda biliyorum), ne yapacaksın, zorlamı hokus-pokus, büyü filan dayatacaksın? şimdi örneğin, burada bilgisayarı nasıl kullanacağımı öğrenmek için yola çıkarsam, mecbur muyum masalınızı, diş perisini, tanrıyı, bremen mızıkacılarını vb iliştirmeye? ne alaka?
Farazi ve masal olduğunu söylüyorsunuz. Oysa size tasarımdan söz etmiştim. Alpha ile de kısa tartışmalarınız olmuştu. Tasarıma karşı sağlam bir argüman ortaya koymadınız. Hatta alpha oxfordaki profun lafından falan bahsediyordu. Lennox olması lazım. Çürütmenizi beklerdim. Alpha, teknolojik şeyler ile canlıları kıyaslıyordu her daim. Efenim canlı organizmalar, bu teknolojik aletlerden yüzlerce hatta binlerce kat daha kompleks diyordu. Bu teknolojik aletler basit olmasına rağmen tasarlanıyor, bin kat daha kompleks şeyler tasarlanmalıdır gibi argümanlar öne sürüyordu. Yani mükemmel, çok karmaşık vs gibi argümanlar öne sürülüyor. Mesela insan gözü örneği de çok verilir. İnsan gözünde 40 küsür parça uyum halinde çalışması lazım görebilmeniz için. Parçalar eksik olsa veya yanlış çalışsa göremezsiniz. Müthiş bir uyum içinde çalışıyorlar ve çok karmaşık göz. İşte bu gibi şeylere dayanarak bu şeylerin tasarım olduğu ileri sürülüyor. Tanrı ve canlı ilişkisi bu. Tasarlanıyor canlılar. Ne diyorsunuz bu argümana?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
biyoloji, evrim, evrim teorisi, ispat, kanıt


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:26 .