Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 02-06-2017, 00:25
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart Doğada Hiçbir Kuralın Olmaması

Doğal olan ve doğal olmayan ne demektir? Örneğin günlük dilde ''bu durum insan doğasına aykırı, şu olay fizik kurallarına aykırı, bu doğaya ters, şu ilaç doğal değil'' gibi ifadeler vardır.

Doğada hiçbir kural yoksa, mutlak bilgi de yok mudur?

Doğadaki kuralsızlık, anarşizm görüşüne sempati duymama sebep olmuştur. İkisi ilişkili midir?

Bu sorgulamalarımdan yola çıkarak açıklamalarımı yapayım.

Fizik gibi bilim dalları doğayı anlayabilmek için doğanın sözde kurallarını bulmaya çalışır. Hatta bazı fizikçiler tüm evreni tek bir kuralla, ''her şeyin teorisiyle'' açıklama amacına girerler.

Aslında keşfedilen bütün kurallar, sadece belirli şartlar altında geçerlidir. Fakat doğanın tamamı bu belirli şartlardan oluşmaz. Bu yüzden fizikte tekilliklerle veya uyuşmazlıklarla karşılaşılır. Örneğin kuantum dünyasını makro boyutlara uyuşturamamak, ya da standart modeli kütleçekimiyle uyuşturamamak gibi.

Bilimciler bu kuralcı/mutlakçı yaklaşımlarıyla sık sık hata yaparlar. Örneğin kuantum belirslzliklerine bakarak, kedi hakkında hem ölüdür hem canlıdır gibi hatalı bir genelleme yaparlar. Bu hata da kuralcılıktan kaynaklanır.

Kuralcılık sadece fizikte değil, biyolojik evrimde de yapılıyor bazen. Evrime bazı mekanizmalar atanıyor, daha sonra evrimin işleyişindeki kurallar bunlardır deniliyor. Bu kuralların dışında gerçekleşmiş evrimsel oluşumlara ise ''evrimsel sapma, yan ürün'' gibi tabirler veriliyor. Oysaki evrimde de mutlak bir kural yoktur.

Farklı örnekler:
Örnek 1: Klavyede H harfine basarsak ekranda H harfi görünür diye bir kural yoktur. Başka bir doğal sebep ekranda H harfinin ortaya çıkmasını engelleyebilir ve bu doğanın akışına ters değildir, ancak bizim alışkanlığımıza ve gözlemlerimize terstir.

Örnek 2: Elimdeki kalemi bıraktığımda yere düşmek yerine havalanıp uçmaya başlayabilir. Bu durum da yine doğanın akışına ters değildir. Doğadaki bazı sebeplerin diğer sebeplere baskın gelmesiyle ilişkilidir.
Doğadaki güçlerin çatışmasında hangi taraf baskın gelirse hareket ona yönelir.

Baştaki soruya dönersek, insanın ortaya koyduğu evrensel ve evrimsel mekanizmaların dışında gerçekleşen bir oluşum bizim açımızdan sıradışı diye tanımlanabilir ancak doğal bir sebebe dayanması açısından yine doğaldır.
Burada ''sıradışı'' derken yapılan şey, zihnimizdeki tanımlamaları, sınıflamaları ve alışkanlıkları dış dünyanın doğasıyla eşleştirme eğilimidir.

Doğanın hiçbir kuralı yoktur. Darwin'in veya Einstein'ın ortaya koyduğu evrimsel ve evrensel ''kurallar'' dahi belirli şartlar altında geçerlidir. Doğadaki şartların sayısızlığı ve değişkenliği ve bir şartın başka bir şarta baskın gelerek o şartı pasifize edebilmesi doğaya kural atanamayacağını gösterir.

Yani doğadan her şey beklenir. Pencereden atladığımda düşeceğimden bile emin olamam. Biz doğanın belirli bir bölgesinde yaşadığımız için sıradışı diyebileceğimiz olaylarla pek karşılaşmayız, çünkü şartlar birbirini kendi içinde kısmen limitlendirir. Ama ''doğaya aykırı'' dediğimiz olaylarla karşılaşma ihtimalimiz yine doğal yollarla mümkündür.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-06-2017, 07:04
SelGom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SelGom SelGom isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 03 May 2017
Mesajlar: 369
Standart

Evet doğada kural yoktur. İnsanlar aleminde insanlar kural mural diye bir şeyler koymuşlar. Yani şunu yaparsan suçtur kötüdür, şunu yapmak suç değildir gibi şeyler var. Yani hukuki kurallar falan var insan topluluklarında. Doğada böyle bir şey yok tabi. Hayvanlar toplanıp da mahkeme kurup kural koymaz. Birbirlerini yiyorlar yahu, kuralın k'sından haberdar değiller. Beynin bilişsel yetenekleriyle ilişkili bir şey. Fakat senin dediğin kural sanırım fizik yasaları falan. Yani belli bir işleyişi yoktur koşullara göre değişir diye düşünüyorsun. Bilim de bunun üzerine kuruluyor aslında. Üniformitaryanizm ilkesi esas alınıyor ve bu işleyiş veya yasa denilen şeyler geçmişte günümüzde ve gelecekte de aynı şekilde işler deniyor. O çok konuşulan mikro ve makro meselesini de böyle çözüyordu evrim ağacı ekibi. Mikro evrimler yani görece ufak evrimler zaten sürece yayıldığında ve sürekli olduğunda makro evrimleri doğurmak zorundadır diyordu. Böyle düşünmek zorundayız. Yoksa bilim çıkmıyor ordan. Mikro makroyu ortaya çıkartmadı, hepsi ayrı ayrı yaratıldı ve kendi içlerinde ufak değişimler geçirdiler desek bilim kalmıyor. Doğal olarak oluşmaları lazım. Yaratıcıyı katmadan açıklayabilmemiz lazım. Ama doğal olan ve olmayan ayrımını yapamıyorsak hepsini yaratıcı ayrı ayrı yarattı ve birbirlerine dönüşmedi de denebilir. Ayrımı yapabilmemiz lazım. Aslında teistler evrende yasalar var yani bunun arkasında bir tanrı var diye yürüdükleri için sanırım yasa yoktur kaotiktir savunması yapıyorsun. Öyle kaotiklik olsa bilim yapamazdık. Belli işleyişler var. Hatta Taslaman yasa dediği şeylerin evrenin her yerinde aynı olduğunu iddia ediyor.

İnsanın doğasına aykırı, bu davranışın normal değil gibi şeyler de genelleme üzerinden gidiliyor. Mesela bi insanın belli bir karakteri ve davranışı var. Mesela insanın davranışlarını gözlüyor psikologlar. Diyelim sinirli biri var. O adam önceki davranışlarından farklı davranınca bunda bir anormallik var deniyor. Mesela milyon kere öyle davrandı ama 1 gün eve geldi ve farklı, garip davrandıysa bişey olmuş diyorlar. Çünkü o kadar zaman hep aynıydı birden bir farklılık görüldü. Anormal dendi. Bakıyorlar ki psikolojisi bozulmuş çıkıyor mesela. Bu normal ve anormallik ayrımı önemli. Mesela insanların vücut sıcaklığı 36.5 normal deniyor. Çünkü çoğunluk bu şekilde sağlıklı yaşamış. 37'yi falan geçince tehlike deniyor. Hakkaten fazla ısınınca vücuda zarar veriyor. Yani doğal olan 36.5'tir, 37 ve ötesi tehlikelidir anormaldir denebilir. Bunlar fayda sağlar hem. Yoksa yok doğada kural yoktur diye bunları yakalayamazsak ateşten yanar gideriz. Şöyle düşün bunu. Şu an insan türünün normal sıcaklığı 36.5'tir. Fakat evrim falan geçirip de başka bişeye dönüşürse normal sıcaklığı da değişebilir. Ama normal şu an budur. Başka bişey olana kadar da bu geçerlidir. Mesela fizik yasasına aykırı gelme şöyle. Pencereden atlarsak düşeriz. Düşmeme gibi bir durum yok. Denemek tavsiye edilmese bile denemekte özgürüz ve kendi kararımız. Tabi burda bazı koşullar var. İp falan olursa yere çakılmayabiliriz ip bizi tutar. Veya atlayacağımız yere yumuşak bişey sererlerse daha az hasarla atlatırız. Veya diyelim ki roket icat edildi ve sırtımıza roket taktık. GTA san andreas oyunundaki gibi o zaman uçabiliriz. Ama bunlar yok ise yani salt biyolojik bedenimizle atlıyorsak düşmeme şansı yok. Ki her seferinde de düşülür. Yok diğerinde belki yer çekimi kalkar, kütle çekimi iptal olur diye bir şey yok. Çok düşük ihtimal olsa da iptal olacak diyelim. İptal olana kadar da geçerlidir. Ki öyle birden pat aha iptal oldu diye bişey yok. Dün yattım bugün uyandım kütle çekimi iptal olmuş diye bir şey yok. İptal olacaksa bile o kadar uzun zaman geçecektir ki göremeyiz zaten. Bizim ömrümüz içerisinde kütle çekim her türlü işleyecektir. Mesela Taslaman diyordu ki evrenin sonu gelecek. İşte evrenin sonu geldiğinde kütle çekimi de bitmiş olur evren bittiği için. Evren biterse zaten her şey bitmiş olur ve biz de biteriz. O zamana kadar geçerli ama. Evrim bile o kadar yavaş süreç ki milyarlarca zamanda anca büyük değişiklikler oluyor. Kütle çekimi falan kalkmaz. Bu işleyişe göre de hayatımızı ayarlarsak biz faydalı çıkarız. Yoksa ufak çocukların sandığı gibi pokemon veya spiderman gibi aşağı atlarsak sonucu iyi olmaz Ben çok iddialı davranmayım yani evreni her yerinde işler demeyim ama istisnası bulunmadığı için hala yasa falan diyor fizikçiler. Yani bizim için geçerlidir. Atlarsak düşeriz. Tabi ip roket falan yoksa düşeriz. Böyle şartlar var. Paraşüt, ip, roket falan gibi şeyler yoksa atladığımızda düşeriz çünkü yer kütlesi bizi çekiyor. İsterseniz gök itiyor deyin sonuçta bir kuvvet var orda.

Bu kural bulma işi hoş bir şey. Hep aynı işleyiş olması bilimi doğuruyor ve eğlenceli oluyor. Sürekli değişse bilgi bile olmazdı. Mesela su ısıtıldığında kaynar diyoruz. Bugün yattık yarın kalktık baktık ki ısıttığımızda kaynamıyor başka bişey oluyor artık. O zaman bilgi olmazdı. Şöyle olursa böyle olur şeklinde bir bilgi ortaya çıkamazdı. Fakat genel kaide çıkartabiliyoruz, aynı işliyor. Mesela deniz seviyesinde su 100 derecede kaynar diyorlar. İşte kaç derecede kaynaması koşullara bağlı. Başka bir ortamda farklı ısıda kaynayabilir. Fakat ısıtılınca kaynıyor sonuçta. Veya ısıtınca ısınmış oluyor. Bir şeyi bir ortama koyduğumuzda da ısı alışverişi oluyor. Ortamla ilişkiye giriyor. Mesela sıcak yemeğimiz soğuyor, soğuk şey de ılıyor. Bunlar kaotik olsa ve böyle işlemese bilim olmaz zaten. Şartlara bağlı olması kaotikliği ve tesadüfü göstermiyor. Suyun ısıtılınca kaynayacağını biliyoruz bu tesadüf veya kaotik değil. Mesela şartlara bağlı değişir dediğin cümlen bir yargı içeriyor. Bu da kural denebilir. Bir kurala karşı çıkmaya çalışırken de başka kural ve yargı cümlesi kuruluyor. Kural yoktur bile bir kural olabilir. Şartlara göre olma hakkaten kural haline getirilebilir. Her şey şartlara bağlı oluşur veya olur diye genel kaide kurulabilir. Mesela ama bu şartlara göre olmuyor diyorsak şartlara göre olmama bile şartlara göre olduğundan buna da kural denebilir. Bide bu şart olayının ayrıntısı var. Suyu ısıtınca ısınır ve kaynar fakat falanca derecede kaynaması ortama ve koşulara bağlı. Yani yine kaynıyor ama başka derecede kaynamış oluyor koşul değişince. Evrim de böyle gibi. Canlılar yine değişiyor ama az veya çok değişiyor. Değişim sürekli demezsek evrim teorisi sıkıntıya girer. Taa tek hücreliden günümüz canlısına kadar yolculuk suya düşer. Sürekli demek zorundayız. Yani evrimin şartlara göre olmasını bir anlayalım. Şu şart altında da bu şart altında da canlılar evrim geçiriyor ama farklı yönlere gidiyorlar veya değişimin düzeyi farklı oluyor. Yani düzeyi ve yönünü etkiliyor koşullar. Yoksa farklı ortama götürdük diye evrim durmuyor değil mi? Az değişmiş olsa da sonuçta değişmiyor mu? Mesela yaşayan fosil örneği gösteriyorlar. Bilmem kaç milyon yıl önceki canlı ile bugünki aynı diyorlar. Öncelikle aynı değil ama benziyor. Aynı olsa hiç değişmemiş denebilirdi. Farklı tür ise demekki değişmiş. Ayrıca o benzeyen geçmişteki tür de sonuçta başka türlerden gelecek, sonra görece daha az bir değişime uğrayabilir ortam koşulları yüzünden. Yani burda düzeyi etkileniyor, evrimin kendisi değil. Evrimin mekanizmaları evrimin hangi yollardan olduğunu söylüyor. Hangi yollardan olursa olsun sonuçta olan şey evrim. Yani ortam değişse bile olan şey yine evrim olmuş oluyor. Bu arada mesela çocukken uçan balon alırdım. Bırakınca yere düşmüyordu. Ama sabaha kadar helyum gazı bitiyordu ve sabah uyandığımda görüyordum ki balon yerde duruyor. Balon havadayken bile bir çekim var. Yani kütle çekimi orda iptal olmuyor. Çekiyor ama helyum gazı direniyor ve bitince de düşüyor. Ama sonuçta çekiyor, çekmeme durumu yok. Kalem atsam düşmeyebilir, atlasam düşmeyebilirim gibi şeyler kurgudur. Zihinsel dramalardır. Atladığımız zaman düşeriz, kalemi atınca da düşer. Düşmediğini gördük mü ki düşmeyebilir diyoruz? Olasılığına tanıklık etmedik ki. Mesela ilüzyonistler var onlar ilüzyon yaparak fizik kurallarını aşmış gibi görünüyorlar. Sahte onlar. Gerçekte olmuyor. Fanteziden öteye gidemiyor bu yok şöyle olabilir de olmayabilir de gibi şeyler. Olasılık var bile diyemiyoruz. Çünkü olduğunu tek bir kere bile görmemişiz. Ha şunu diyebiliriz mesela binadan atlasak bile öleceğimiz kesin değil bunu diyebiliriz. Ama pencereden atlayıp da göğe yükselme gibi bir şey olamaz. Biyolojik bedenimizin öyle bir yetisi yok. Kuş olsak yere çakılmayıp uçabilirdik. Ama şu an yalnızca fanteziler peşinde koşup hayal kuruyoruz yere düşmeyiz derken. Hayallerle yaşayana hayatlarla ders veriyorlar maalesef.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-06-2017, 09:12
NickMickyok NickMickyok isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Sep 2016
Mesajlar: 343
Standart

Doğada hiçbir kuralın olmaması da bir doğa kuralıdır o zaman

Aslında her şey, her şeyle iç içe. Ama zayıf etkileşimi olanlar, göze batmıyor.
Herşeyin teorisi bulunsa bile, o teori DNA yı açıklayamaz mesela. Herşeyi kendi öznel koşullarında değerlendirmek lazım.
Pencereden atlayan kişi, % 99,99 yere düşer. Bilim, diğer koşulları göz önüne almadan normal şartlar içinde söyler bunu. Özel koşulları ayrıca belirtir.

Havaya atacağım taş, yere düşer. Bilim bunu söyler. Ama ben bu taşı, Dünyanın kaçış hızından daha hızlı atabilsem, (elbette atmosferde yanmayacağını düşünürsek), uzaya çıkar. Bu bir ayrıntıdır. Bilim bu ayrıntıyı, genel yaklaşımın içinde değil özel koşullarda açıklar.


Bilimin mutlaklaştırılması, bilime tapılması doğru değil tabi. Ama elimizdeki en sağlam veriler bunlar. Bir de sağduyumuz ve tecrübelerimiz.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-06-2017, 17:34
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

Kuralsızlık sadece fizikte değil, her konuda geçerli.

Mesela;
''kadınlar şu tarz erkeklerden hoşlanır''
''şunları yersen grip olmazsın''
''evrimsel süreçte güçlü olanlar hayatta kalır''
''kapatma tuşuna basarsam telefon kapanır''

gibi ifadelerin hiçbiri tam olarak gerçek değil. Çünkü bu sözde kuralları ve çıkarımları etkileyen sonsuz sayıda değişken var. Dolayısıyla hiçbiri tam olarak bir bilgi ya da gerçeklik değil.
Biz genelde böyle gözlemlediğimiz için ve iletişim kurabilmek için bu tarz ifadeleri kullanmak durumundayız.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02-06-2017, 18:48
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
Standart

Doğanın bir doğası (kökeni) yok, insanın da öyle, sadece tarihi var.







































Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-06-2017, 19:26
SelGom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SelGom SelGom isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 03 May 2017
Mesajlar: 369
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kuralsızlık sadece fizikte değil, her konuda geçerli.

Mesela;
''kadınlar şu tarz erkeklerden hoşlanır''
''şunları yersen grip olmazsın''
''evrimsel süreçte güçlü olanlar hayatta kalır''
''kapatma tuşuna basarsam telefon kapanır''

gibi ifadelerin hiçbiri tam olarak gerçek değil. Çünkü bu sözde kuralları ve çıkarımları etkileyen sonsuz sayıda değişken var. Dolayısıyla hiçbiri tam olarak bir bilgi ya da gerçeklik değil.
Biz genelde böyle gözlemlediğimiz için ve iletişim kurabilmek için bu tarz ifadeleri kullanmak durumundayız.
İnsan psikolojisi veya biyoloji gibi bilimler çok karmaşık şeyleri incelediği için yasa veya genel kaide kurmak çok zor. Fakat fizik yasası dediğimiz şeye biyolojik varlıklar uymak zorundadır. Birisi camdan aşağı 100 defa da atlasa her bir seferde aşağıya düşer. Aşağıya düşmeme ihtimali yoktur. Yok atlarken birisi tutsa falan demek ise bağlamla alakasız. Atlamaya kalkışsa değil, atlasa diyorum. Yani pencereden çıkmış, havada oluyor o an. Düşmemesi mümkün değil. Kanadımız da olmadığına göre uçamayız. Yani düşmek %100'dür. Denemesi tavsiye edilmez. Deneyen ufak çocuklar şu an yaşamıyorlar veya sakatlandılar. Bu tür genel kaideleri dikkate alarak hayatımızı düzene koyarsak kendimiz için faydalı olur.

Evrimde güçlü değil, uyumlu hayatta kalır demek gerekir. Uyumlu değilse zaten hayatta kalamaz canlı. Fakat en iyi uyum değil de hayatta kalmaya yetecek uyum yeter. Mesela insan için aşırı soğuk ve aşırı sıcak ortamlarda yaşayamayız. Belli sıcaklıklarda ancak yaşayabiliriz. Belli ortamlarda yaşayabiliriz. O ortamlara da adapte olduğumuz için yaşayabiliyoruz. Zaten biyolojik organizma diyorsak çevresine uyum sağlayan varlıktır. Uyumu yitirmişse ölür. Fakat kim hayatta kalacak, kim neye evrimleşecek bunun tahminini yapmak zor. Bunu bilmek mümkün görünmüyor ama illa değişecekler diye öngörebiliriz ve yanılmayız.

Kapatma tuşu değil de telefonun kapanmasını gerektirecek bir şey olursa kapanır demek gerekir. Tuşa bastığında her seferinde işleyecek diye bir şey yok. Tuş veya telefon da bozuk olabilir, o an hata olabilir. Fakat telefonun kapanmasını gerektirecek bir durum olduysa telefon kapanacaktır. Bu şuna benziyor. Mesela beyine tek kurşun her zaman öldürmeyebilir. Açısı, şiddeti ve hızı çok önemli kurşunun. Fakat öldürmeyi gerektirecek şekilde beyni parçalarsa ölecektir demek gerekir. Vücudu ikame ettiren veya yaşatan organlar ölmeyi gerektirecek şekilde hasar aldıysa o organizma ölür. Burda nasıl, ne kadar ve ne zaman sorularını sorabiliriz hasara ilişkin. Her hasar öldürmez, her hasar da yaşatmaz. Hasara bağlı. Tamam burda değişkenler elbette var çünkü biyolojik bir mesele. Fakat yerin çekmesi veya kütle çekimi müthiş bir şekilde işliyor. Bir şey kendini bıraktıysa kesin olarak yere düşüyor.(tabi tutan veya engelleyen yoksa) Uçaklar ve kuşlar belirli süreler boyunca havada kalabiliyorlar. Helyum gazının direnmesi gibi bir şey. Direnmesi bitince o da düşer. Sonuçta orda çekim var, bundan kaçış yok. Fakat bir insan evladı aşağıya atlayınca direnme gibi bir şey yok. Çok hızlı bir şekilde aşağıya düşer.

İstisnai meseleler de var. Bir kadının bırakın şöyle erkek seçmesini, erkek bile seçmeyebiliyor. Hem cinsine gidiyor. Aynı şey erkek için de geçerli. İnsan çok karmaşık bir biyolojik varlık olduğu için aşağı atlayınca yere düşer şeklinde genel kaide kurmak zor oluyor karmaşık mevzulara ilişkin. Mesela 2 kalpli ve 2 kafalı insanlar da var. İnsanın tek kafası ve tek kalbi olur dendiyse istisnası çıktı. Çift cinsiyet insanlar da oluyor. Veya doğduğu cinsiyete kendini ait hissetmeyenler ve karşı cins gibi hissedenler de oluyor. Eşcinseller de oluyor. Biseksüeller de oluyor. Bunları kimisi kusur olarak görür kimisi görmez ama çeşitlilik olduğu aşikar. Taslaman'ın psikoloji örneği vardı bu konuda. Bir insana arkadan şaplak atınca ne tepki vereceğini bilmiyoruz diyor, her tepkiyi verebilir. Fakat kalemi bırakınca düşmesinde veya balkondan aşağı atlama konusunda şüphe yok. İşte basit meselelerde (fizik kimya) matematiksel olarak hesap yapıp geleceği yüksek doğrulukla öngörebiliyorlar. Biyolojide öyle zor ki. Tıp ve biyoloji çok zor alanlar. Doktorlarımız bi ilaç yazıp başından savıyor ama normalde meslekleri çok zor. Yani gerçekten emek verse çok zorlanacaklardır. Bi ilaç vermekle bitmiyor işte. Hastalığı tespit etmek en önemli aşamalardandır. İnsanlarda farklı belirtileri olabiliyor aynı hastalığın. Kalp krizinin bile birsürü belirtisi oluyor. Dişi ağrıyıp da kalp krizi geçiren bile var. Fizik yasası gibi basit değil biyolojide işler.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03-06-2017, 12:31
NickMickyok NickMickyok isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Sep 2016
Mesajlar: 343
Standart

Gerçekten de tıp ve biyoloji zor iş.Hele hele psikoloji daha da zor.
Ama matematik ve fizik sayesinde uzaya uydular atılıyor.Mühendis hatası olmazsa,uzaya gönderilen uydular sorunsuz çıkıyorlar,bilim adamları hesap yaparken fizk yasaları değişmiyor.
Ama söz konususu insan ise, o çok karmaşık.
Mesela, bazı doktorlar hergün aspirin alıyoruz, kalp krizine çok iyi geliyor, diyorlar.Bazı doktorlar ise, ne münasebet, zararlıdır her gün aspirin almak diyorlar.Halk zaten yarı doktor
Harvard mezunu doktor bir arkadaşım buna çok dert yanıyordu. Herkesin doktor olduğu bir dünyada yaşıyoruz, demişti

Fizk,kimya vb bilimler, insanı baz alan bilimlere göre ayakları yere daha sağlam basan alanlar.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03-06-2017, 12:47
SelGom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SelGom SelGom isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 03 May 2017
Mesajlar: 369
Standart

NickMickyok´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Gerçekten de tıp ve biyoloji zor iş.Hele hele psikoloji daha da zor.
Ama matematik ve fizik sayesinde uzaya uydular atılıyor.Mühendis hatası olmazsa,uzaya gönderilen uydular sorunsuz çıkıyorlar,bilim adamları hesap yaparken fizk yasaları değişmiyor.
Ama söz konususu insan ise, o çok karmaşık.
Mesela, bazı doktorlar hergün aspirin alıyoruz, kalp krizine çok iyi geliyor, diyorlar.Bazı doktorlar ise, ne münasebet, zararlıdır her gün aspirin almak diyorlar.Halk zaten yarı doktor
Harvard mezunu doktor bir arkadaşım buna çok dert yanıyordu. Herkesin doktor olduğu bir dünyada yaşıyoruz, demişti

Fizk,kimya vb bilimler, insanı baz alan bilimlere göre ayakları yere daha sağlam basan alanlar.
Özellikle tıp ve biyolojide nedenlerin iç içe geçmesi durumu var. Mesela bir kişi hastalanıyor ve doktora gidiyor diyelim. Hastalığın şundan olmuştur denemiyor. O kadar çok sebep var ve hepsi de olabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 09-06-2017, 00:46
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğanın hiçbir kuralı yoktur. Darwin'in veya Einstein'ın ortaya koyduğu evrimsel ve evrensel ''kurallar'' dahi belirli şartlar altında geçerlidir.
Doğanın kuralı veya kuralları niye olmasın ki? Aldığımız nefesler bile bir takım kuralların çerçevesinde oluyorken, doğanın kuralı yoktur demek, bayağı zorlama olmuş.
İnsan kendi içinde ki "kuralsızlığı" veya "kuralsızlık özlemi" için, doğayı da öyle görmek istiyor olabilir ama bu bir işe yaramayacaktır.

İnsan, madem kural yok her istediğimi yaparım dediğinde, DOĞA orada olacaktır. İyi bakmalı kural var mı yok mu?

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 09-06-2017, 01:26
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğanın kuralı veya kuralları niye olmasın ki? Aldığımız nefesler bile bir takım kuralların çerçevesinde oluyorken, doğanın kuralı yoktur demek, bayağı zorlama olmuş.
İnsan kendi içinde ki "kuralsızlığı" veya "kuralsızlık özlemi" için, doğayı da öyle görmek istiyor olabilir ama bu bir işe yaramayacaktır.

İnsan, madem kural yok her istediğimi yaparım dediğinde, DOĞA orada olacaktır. İyi bakmalı kural var mı yok mu?
Mutlak anlamda bir kuralın olmadığını ifade ettim. Onun dışında futbolun bile kuralları vardır. Ama belli şartlar altında geçerlidir.

Doğanın, toplumun ve bireyin işleyişinde her şart altında her durumda geçerlidir diyebileceğimiz bir kural göremiyorum.

Hatta ahlaki kuralların olmamasıyla, fizik kurallarının olmamasını birbirine benzetiyorum. Dediğim gibi buradaki kuraldan kasıt mutlakçılık ifade eden kural.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:27 .