
12-10-2017, 03:58
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 May 2012
Mesajlar: 418
|
|
Sevgili Felâsife,
güzel bir konuya deginmissiniz.
Saniyorum bende bu talihsizler arasindayim.
Belki sizlere garip gelecek ama yasadigim bir cok olay tamda bahis ettiginiz degime uyuyor.
Bir tencere yemegin icinde bir tane kil olsun ve 10 kisinin tabagina bu yemekten konsun, o kil benim tabaga girer.
Yine bir tencere bulgur pilavinin icinde tek bir tas parcasi olsun oda benim tabaga denkgelir.
Simit yerken disini kiraniniz oldumu bilmiyorum ama ben koca bir disi kirdim.
Aracimla yaklasik 23 sene gittigim hic bir yerin tam önünde park yeri bulmuslugum yoktur. Tam aksine dakikalarca park yeri ararim. Oda yetmez uzaga park ettigikten sonra gidecegim yere geldigim de ya önünde yada yakinlarda park yerlerinin bosaldigini görürüm. Gel gelelim bir baskasinin araciyla yan koltukda defalarca gidilen yerin tam önünde park yeri bulmusluga tanik olmusumdur.
Eskiye oranda aracimla cok nadir yola cikmama ragmen muhakkak bir trafik yogunluguna denk gelirim. Bu yüzden aylik metro, ötobüs karti almama ragmen, bu kezde ya metro gecikir, yada otobüs vaktinde gelmez.
Alisveris de hanki kuyruga girersem gireyim o kasada muhakkak bir terslige sahit olurum.
Elektronik cihaz alisverislerin de sifir bir cihaz olmasina ragmen defalarca bozuk ciktigi olmustur.
Birde bu olaylarin tam zittinida yasarim. Mesela zamaninda envayi cesit sans oyunlari oynadigim oldu. Tümünde ilk hanki sans oyunu oynarsam oynayim muhakkak bir ikramiye kazanirim. Bir kacinda hatri sayilir ikramiyeler de kazanmisligim oldu. Ikinci kez oynadigim da ise kesinlikle bos gecer.
Bunun gibi daha nice olaylar. Artik bikkinlik verdigini söylesem yanlis olmaz. Ben böyle SIKLIKLA yasanan olaylarin tesadüf olmadigini kesin olarak düsünüyorum, cünki tesadüfün cok ilerisinde bir sey. Sebebini bilmiyorum orasi baska. Su miknatis gibi cekim aciklamasinin olasiligini da cok düsünmüsümdür. Yalniz bu durumda maddenin ötesinde bambaska birseylerin oldugunu düsündürüyor bana. Inancliyken allah beni belalar la, tersliklerle siniyor diye inanirdim. Kulum bakalim isyan edecekmi diye. Bunda da vardir bir hayir derdim. Simdiler de o inanc da kalmadi. Su sevmedigim otu burnumun dibinde kurutamadim gitti.
Saygilarimla...
|

13-10-2017, 04:13
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Pardon Yani´isimli üyeden Alıntı
Simit yerken disini kiraniniz oldumu bilmiyorum ama ben koca bir disi kirdim.
|
Eheh, bunun atasözüde var malum, " Ters gitmeye görsün kişinin işi, muhallebi yerken kırılır dişi" 
Bunun birde dedem versiyonu vardı, ben o zamanlar çocuktum çokta anlamazdım ne demek isterdi ama sonradan tabi çok iyi anladım. " Ilgaz da çam devrilse, gelir ucu kıçıma batar" derdi ki bunu diyen dedemin, bir gözü kör, bir kolu çolak, bir ayağıda topaldı. Böyleyken bile mıknatıslık yakasını bırakmazmış ki böyle şeyler derdi. Sanırım dedemin mirasına ben varis oldum ki onun izinden gidiyorum.
Helede " Bir gözüm kör, bir ayağım topal, bir kolum çolak, Allaha şükür bir şeyim yok!" derdi ki millet kahkalarla gülerdi, ya Ismail ağa ne komik adamsın filan diye.
Tüm bunlara rağmen o genede pozitifmiş onu anladım, yoksa şükredecek bir halide yoktu yani. Bir şekilde yaşadığı olaylara ironik bir şekilde yaklaşmayı öğrenmiş, yani kafaya takmamayı öğrenmiş.
Özetle insan yaşadıklarını alaya alamıyorsa, onun etkisinden kurtulamaz, buda sıkıntıdır haliyle. Sevmediği ot burnunun dibinden hiç ayrılmaz. Tabi sevincede ayrılmayabilir ama nedir: artık o alay konusu bile olabilecek ciddi olmayan bir şeydir.
Pardon Yani´isimli üyeden Alıntı
Birde bu olaylarin tam zittinida yasarim. Mesela zamaninda envayi cesit sans oyunlari oynadigim oldu. Tümünde ilk hanki sans oyunu oynarsam oynayim muhakkak bir ikramiye kazanirim. Bir kacinda hatri sayilir ikramiyeler de kazanmisligim oldu. Ikinci kez oynadigim da ise kesinlikle bos gecer.
|
Bu iyiymiş.
Pardon Yani´isimli üyeden Alıntı
Bunun gibi daha nice olaylar. Artik bikkinlik verdigini söylesem yanlis olmaz. Ben böyle SIKLIKLA yasanan olaylarin tesadüf olmadigini kesin olarak düsünüyorum, cünki tesadüfün cok ilerisinde bir sey. Sebebini bilmiyorum orasi baska. Su miknatis gibi cekim aciklamasinin olasiligini da cok düsünmüsümdür. Yalniz bu durumda maddenin ötesinde bambaska birseylerin oldugunu düsündürüyor bana.
|
Bu işleri fizik kuralı gibi düşün derim, çürük elma olmasa diğerlerinin hepsinin çürüyecekse, bu bir kuralsa, demek ki çürük elmada gerekli diye düşün.
Çürük elmanın bile büyük bir fonksiyonu varsa, o bile boşa değilse, hayat birilerinin dediği gibi de ASLA değil, her şey yerinde demektir bu. Daha doğrusu bütünün içinde her şey yerinde.
Yoksa bütünü parçalamaya çalışanların yaptığı şekilde, yerinde değil, onlara göre çürük çürüktür, defedilmelidir.
Pardon Yani´isimli üyeden Alıntı
Inancliyken allah beni belalar la, tersliklerle siniyor diye inanirdim. Kulum bakalim isyan edecekmi diye. Bunda da vardir bir hayir derdim. Simdiler de o inanc da kalmadi. Su sevmedigim otu burnumun dibinde kurutamadim gitti.
|
Kurtulamazsın zaten, böyle bir dünya yok.
Ama nedir, kurtulamadığım dediğin düşünceden kurtulabilirsin, işte bundan kurtulabilirsin.
Şurada dediğim gibi mesela.
Olacak olanları istemezsen ; onlar istemediklerin olur.
Olacak olanları kabullenirsen ; istediklerinde hep olur.
Senin bir istediğin yoksa ; istemediğin nasıl olacak ki?
Bir istemediğin yoksa ; olanlar aleyhine niye olacak ki?
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

13-10-2017, 05:25
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 May 2012
Mesajlar: 418
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Eheh, bunun atasözüde var malum, " Ters gitmeye görsün kişinin işi, muhallebi yerken kırılır dişi" 
Bunun birde dedem versiyonu vardı, ben o zamanlar çocuktum çokta anlamazdım ne demek isterdi ama sonradan tabi çok iyi anladım. " Ilgaz da çam devrilse, gelir ucu kıçıma batar" derdi ki bunu diyen dedemin, bir gözü kör, bir kolu çolak, bir ayağıda topaldı. Böyleyken bile mıknatıslık yakasını bırakmazmış ki böyle şeyler derdi. Sanırım dedemin mirasına ben varis oldum ki onun izinden gidiyorum.
Helede " Bir gözüm kör, bir ayağım topal, bir kolum çolak, Allaha şükür bir şeyim yok!" derdi ki millet kahkalarla gülerdi, ya Ismail ağa ne komik adamsın filan diye.
Tüm bunlara rağmen o genede pozitifmiş onu anladım, yoksa şükredecek bir halide yoktu yani. Bir şekilde yaşadığı olaylara ironik bir şekilde yaklaşmayı öğrenmiş, yani kafaya takmamayı öğrenmiş.
Özetle insan yaşadıklarını alaya alamıyorsa, onun etkisinden kurtulamaz, buda sıkıntıdır haliyle. Sevmediği ot burnunun dibinden hiç ayrılmaz. Tabi sevincede ayrılmayabilir ama nedir: artık o alay konusu bile olabilecek ciddi olmayan bir şeydir.
Bu iyiymiş.
Bu işleri fizik kuralı gibi düşün derim, çürük elma olmasa diğerlerinin hepsinin çürüyecekse, bu bir kuralsa, demek ki çürük elmada gerekli diye düşün.
Çürük elmanın bile büyük bir fonksiyonu varsa, o bile boşa değilse, hayat birilerinin dediği gibi de ASLA değil, her şey yerinde demektir bu. Daha doğrusu bütünün içinde her şey yerinde.
Yoksa bütünü parçalamaya çalışanların yaptığı şekilde, yerinde değil, onlara göre çürük çürüktür, defedilmelidir.
Kurtulamazsın zaten, böyle bir dünya yok.
Ama nedir, kurtulamadığım dediğin düşünceden kurtulabilirsin, işte bundan kurtulabilirsin.
Şurada dediğim gibi mesela.
Olacak olanları istemezsen ; onlar istemediklerin olur.
Olacak olanları kabullenirsen ; istediklerinde hep olur.
Senin bir istediğin yoksa ; istemediğin nasıl olacak ki?
Bir istemediğin yoksa ; olanlar aleyhine niye olacak ki?
Sevgiler
|
Ilahi Sevgili Felâsife,
hem güldüm, hem düsündüm. Parmaklariniza saglik.
Kimi görüse göre insan beynindeki düsünceyi manipule edebilirmis. Yani olumsuz olana olumlu bakmak gibi. Gerekce olarak da, ortada olumsuzluk varsa zaten var, ona bakisi degistirip algida kendine yalan söylemek gibi. Bu manipule durumu süreklilik haline getirildigin de ise, beyin artik yogunlastigi düsünceyi gercek saymaya baslarmis. Bu yöntemle hayatla cok kisinin mücadelede basarili oldugu iddaa ediliyor.
Benim acimdan ne varki bu manipule olayi ne hikmetse aklimla hic uyusmuyor. Cünki, zaten insanlar yasam mücadelesi verirken yalanlarin bini bin para ortalik da ucusurken insan birde kendine yalan söylermi gördügünü, algiladigini manipule eder mi. Birde olumlu olanla olumsuz olani biribirine karistirirsak algimiz tümden karma karisik bir hal almaz mi. Birine karsi haksizlik yaptigimiz da, yada yanlis davrandigimiz da, bir zaman sonra manipule edilmis beynimiz bunu nasil fark edip dogruyla yanlisi ayirabilecek. Öyleya, kendi basimiza gelenleri algida degisime ugratmisken, bir baskasina nasil kendimizden daha fazla gercekci davranabiliriz.
Bir takim yasadigim haksizliklar karsisinda 1 sene piskolocik seanslara katilmistim. Dr. bana size birileri tarafindan dürüstlük siringasimi enjekte edildi, nedir bu dogruluk, dürüstlük takintiniz demisti. Halen bu sözleri hanki manada söyledigini anlayabilmis degilim. Acaba diyorum bana piskolog dr. dünyanin düzeni bu, ne bekliyorsun hayatdan, sende bir cogu gibi kivir kivirabildigin kadar, düzene ayak uydur, bosber dogruyu, yanlisi mi demek istedi? Nedenini sormaya cekindim, cünki verecegi cevab bu dogrultuda olsaydi seanslarimi o gün dururdum. Oysa ben bilmedigimi ögrenmek icin ordaydim. Eger öyleyse piskolog dorktorun da kalibina tüküreyim  Bosuna mi onca kazik, darbe yedik de kuyrugumuzu yinede dik tuttuk. Belki sizler farkli bir fikir edinebilirsiniz.
Ayni sekilde seanslarda olumsuz olani olumlu düsünme konusu islenirken pikologa; siz aciktiginiz da düsünceyle karninizi doyurabiliyormusunuz, veya susadiginiz da susuzlugunuzu migdenize gida, su almadan düsünce gücüyle bu ihticaclarinizi giderebiliyormusunuz diye sormustum. Doyurucu cevap yerine kivirma dedigimiz türden cevaplar vermeye calismisti.
Belki civisi cikmis dünyada beynimizi manipule ederek hayatimizi sürdürmek en kolayi, en sagliklisi. Tabi basarabilen icin bir cözüm gibi görünüyor. Sonucda dogruluk / dürüstlük madalyasida takilmiyor insanlara, hem takilsa neyi degistirirki, adi üstünde madalya. Malesef gerecekleri oldugu gibi görüp kabullenmek, sadece aciyi arttiriyor. Yada sizin dediginiz gibi basa gelen olumsuz olaylar ile dalga gecmek de cözüm. Bunun icinde matrak bir yapiya, vurdum duymazliga ihtiyac var. Bir gün herkezin ölecegini bilerek hayati fazla cittiye almamak gerektigini özümüzde hepimiz idrak etmisizdir. Gel gelelim heran ölümü düsünerek te yasanmiyor. Lakin hissedilenle mantik cogu yerde ayrisiyor. Adeta cikisi olmayan labirent gibi
Saygilarimla...
|

15-10-2017, 01:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Pardon Yani´isimli üyeden Alıntı
Kimi görüse göre insan beynindeki düsünceyi manipule edebilirmis. Yani olumsuz olana olumlu bakmak gibi. Gerekce olarak da, ortada olumsuzluk varsa zaten var, ona bakisi degistirip algida kendine yalan söylemek gibi. Bu manipule durumu süreklilik haline getirildigin de ise, beyin artik yogunlastigi düsünceyi gercek saymaya baslarmis. Bu yöntemle hayatla cok kisinin mücadelede basarili oldugu iddaa ediliyor.
|
İnsanın çok gücü var aslında, manipule dediğiniz şeyde bununla alakalı, ben insanın bu gücü olduğuna inananlardanım.
Olumsuz olanı olumlu edebildiği gibi, olumlu durumu da olumsuz edebilir.
İnanan/inanmayan hepside hayatlarını yaşayamadıklarını iddia edebiliyor, bu çok ilginç değil mi? Daha fazla özgürlük, daha fazla haklar ve dahada önemlisi sadece kendisi kalsın, tek arzu bu.
Bu mesele aslında şurada ki konumda #7. mesajımda değindiğim olaya denk geliyor, yani " Organize kaos!"
Bu mesele insanın şimdiyi bile manipule edebilme gücüdür. Kaldı ki geçmişler, hatta gelecekler bile manipule edilebilir, yani etkilenebilir, yönlendirilebilir.
Diyeceğim manipule zaten insanın çok iyi bildiği ve uyguladığı bir şeydir, zor bir şey değildir, ki elanda yaptığı bir şeydir.
Ama tabi mevzu bunu kabullenmek oldu muydu o zaman kimse bunu kabullenmez, çünkü işin içinde hatalar ve bu hataların kabulü vardır ki bu da zaten organizenin onaylamadığı bir şeydir.
Seans kısmına bir şey diyemem, belki dr.a sorsanız daha iyi olurmuş, zira ne için öyle dediyi anlamak zordur, nihayetinde dr.dur ve seansına katılmış kişilere göre, uzmansa zaten donanımlıdır. Kinayen bile öyle söyleyebilir, ya da tepki ölçmek için bile öyle diyebilir, genelde dr.lar itiraf işlerini severler.
Neticede hep dürüst, doğru görünmek onlar için "kalkan" gibidir, kişi kendini bu tip kalkanların ardına saklıyordur, onunda görevi o kalkanın ardında ki kişiye ulaşmaktır. Dr. bakışı bir farklıdır neticede, dediğim gibi tepkinizi ölçmek içinde yapılmış olabilir, bilinmez.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

15-10-2017, 02:38
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
İnsanın çok gücü var aslında
|
"Sevmediğin ot" başlığını sevdim, konu açmaya oldukça müsait
Japonya'da olayı kendi istediği gibi hissetme gibi bir örgüt varmış.
Dayak yerken dahi kendini kadın okşuyormuş gibi bir haleti ruhiye içine sokabliyormuş.
Bu örgüte üye olanların çok azı bunu başarabiliyormuş.
Aslında bazı şeyler genel olsa da olayları algılama ve hissetme bakış açısıyla ilgili.
Örneğin çoğumuz GNU/Linux'u salt bir işletim sistemi olarak görüyor, ben ise onu en yakın dostum olarak görüyorum.
Bütün derdimi ona anlatıyorum, sıkıldığımda beni teselli ediyor, bazen küçük tartışmamız oluyor, üstelik o bana karşı o kadar açık ki, benden hiç gizlisi, saklısı yok, oldukça dürüst
|

15-10-2017, 02:51
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
"Sevmediğin ot" başlığını sevdim, konu açmaya oldukça müsait 
|
Evet müsait, gözlemler, deneyimler sonucu böyle bir söz söylenmiş ki böyle bir şeyin olmasının derinlerine inmekti amacım.
Bu sözü, kişilerin sadece kendilerini haklı görmek için kullandıklarını da gözlemledim desem yalan olmaz.
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Japonya'da olayı kendi istediği gibi hissetme gibi bir örgüt varmış.
Dayak yerken dahi kendini kadın okşuyormuş gibi bir haleti ruhiye içine sokabliyormuş.
Bu örgüte üye olanların çok azı bunu başarabiliyormuş.
|
Doğrudur.
Aslında normalde bizlerde pek çok konuda "doğal" olarak hiç bir enerji harcamadan da yapabiliriz bunu, bir nevi bazı durumlarda iletken, bazı durumlarda yalıtkan olabiliriz.
Japon abilerimizde demek ki kendilerini iradeli koyarak iyi yalıtabiliyorlar.
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Bütün derdimi ona anlatıyorum, sıkıldığımda beni teselli ediyor, bazen küçük tartışmamız oluyor, üstelik o bana karşı o kadar açık ki, benden hiç gizlisi, saklısı yok, oldukça dürüst 
|
Onu kullanmıyorum, yaşıyorum diyorsun yani, eyvallah.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:54 .
|