Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 31-01-2018, 04:54
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.551
Standart Bilgiye, veriye, yaşamdaki yerine dair aforizmalar

Biraz da kendi dağınıklığımdan, kafa karışıklığımdan yola çıkarak bu başlığı açmaya karar verdim.

Neredeyse Türkiye'ye girdiğinden beri bilgisayar ve internet kullanıyorum. İnternetten önce de bbs vardı, bilmem hatırlayanınız var mı?

Geçenlerde 4TByte disk dolmuş, neymiş diye baktım, gelmiş geçmiş bütün projelerin yedekleri ve onlarca versiyonlarının yedekleri, bütün yazışmalar, bütün e-postalar, veritabanı yedekleri. İki tane harici disk var, onlar da tıka-basa dolu, yedekler, yedekler...

Dönüp bakacak mıyım, kullanacak mıyım, başkasına verir miyim, başkasının işine yarayacak mı? Muhtemelen hayır. Sırtımda taşıyorum. Genelde her yıl DVD'ye yazar saklarım, evde eski yılların DVD'lerine baktım, bir kaç yıl önce yazdıklarım artık okunamıyor, veri kalıcı olarak kaybolmuş. DVD'ye bile güven olmuyor demek ki. Belki yer kiralayıp internette buluta atma zamanı gelmiştir. Bu haliyle hiç bir işe yaramayacağından eminim gerçi, yine de silmeye elim gitmiyor, ömür boyu sırtımda taşımak da istemiyorum.

Bunca veri değersiz gibi görünse de aslında süzülse-damıtılsa-derlense-anlaşılabilir bir sunumla bazı insanların işine yarayabilirdi. Her insanın diğerlerine öğretebileceği bir bilgisi-farkındalığı mutlaka vardır.

Bu başlığın hedefi bunun üzerinde tartışmak.

Neden bilgi edinmek isteriz, bilgiyi nasıl ediniriz, edinince bu bilgiyi nasıl kullanırız, nasıl bilgi üretiriz, edindiğimiz-ürettiğimiz bilgiyi başkasına nasıl naklederiz, nakletme kaygımız olmalı mı, olmamalı mı?

İlkel insanın yaşamı basitti ve bence güzeldi. Doğar, yetişkin olur, av peşinde koşar, avdan kaçar, yaşam alanı için savaşır, ürer, yaşlanınca da av olur, ölür giderdi, ölmekte iken sanmıyorum ki gözü arkada kalmış olsun.

Şimdi devlettir, kiradır, vergidir, enflasyondur, okuldur, iştir, trafiktir, siyasettir, teknolojidir, hava kirliliğidir, bilmem nedir, bin türlü belayla uğraşıyor. Bunlarla uğraşırken bir de bakıyor ki yaşlanmış, hayatı ıskalamış. Ölmeden önce yapmak isteyip de yapamadığı, yaşlandığı ve ekonomik durumu gereği yapamayacağı o kadar çok şey var ki.

Konuya geleyim; Bu çağda, kirli veri-az bilgi bombardımanı altında olan insanın yaşamını yavaşlatması, organize etmesi, sindire sindire yaşaması bir zorunluluk bana sorarsanız.

18-20 yaşlarına kadar bu bombardımandan veri topluyorsunuz, edebildiğiniz kadarını bilgi olarak süzüyorsunuz, yaş ilerledikçe okudukça, tecrübe kazandıkça, üzerinde düşündükçe neyin çöp neyin bilgi olduğu daha da netleşiyor. Bunları damıtıp gelecek kuşaklara, en azından çocuklarınıza aktarmak için yeterli zamanı ayırmanız lazım. Bunu yapmazsanız, onlar da hayatlarının değerli bir kısmını bu çöpleri-bilgileri çiğneyerek, hazmederek, kusarak geçirecekler. Dünya da şimdi olduğu gibi kusmuk içinde kalmaya devam edecek.

Bu bir yana, okumuş-yazmış-filozof yaşlılarla konuştuğumda gözlerinde bir hüzün görürüm. Bu insanlar yaşamları boyunca edindikleri bilgileri hazmetmişler, özümsemişler, bir şekilde doğayla-yaşamla ilişkilendirmişler. Öyle bir noktaya gelmişler ki, çöp verinin içindeki bilgiyi kolayca ayırabiliyorlar, çünkü verinin doğruluğunu test edecek binlerce referansa sahipler. Ancak ileri yaşların getirdiği bedensel zorluklarla boğuşuyorlar.

Şimdiki yaşam biçimine göre insanın ömrü çok kısa. Acaba yaşam biçimimizi iyileştirebilseydik farklı düşünür müydük?

Bence;
- Günümüz insanının yaşam biçimi yanlış. Çöp veri insanın boş ve verimsiz bir ömür geçirmesine sebep oluyor. İnsanın hayatını kazanmak için günde 4-5 saatten fazla çalışmaması gerek.

- Nüfus artışı derhal durdurulmalı, kalabalık şehirlerdeki nüfus yoğunluğu seyreltilmeli.

- Bilginin damıtılması ve denetlenmesi için güvenilir kurumlar tesis edilmeli, bilgiye erişim insan hakkı haline getirilmeli.

- Trafik gibi insan hayatından gaspeden garabetler sona erdirilmeli. Gürültü kirliliği sona erdirilmeli. Büyük şehirlerin yarısından çoğu doğaya iade edilmeli.

--/--

Devam edebilirim.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-02-2018, 21:19
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Şimdiki yaşam biçimine göre insanın ömrü çok kısa. Acaba yaşam biçimimizi iyileştirebilseydik farklı düşünür müydük?
Pek zannetmiyorum, zira bizler bir şeyi yapa yapa o şeye "alışkanlık" kazanıyoruz, bağımlı oluyoruz, dolayısıyla eleştirdiğimiz bu yaşam aslında, alışkın olduğumuz bir biçim olmuş. Buna alışmışız... Bunu istemişiz... Başka bir yaşama geçince, eminim rahatsız da oluruz.
Neticede bizler alışkanlıklarımıza göre yaşıyoruz.
Öyle bir duruma gelmişiz ki kışın bile yazı düşünüyoruz, gideceğimiz tatilin planlarını yapıyoruz, varsa yerini ayırtıyoruz. Emekli olacağız diye ileriye dönük yaşıyoruz vs.

Aslında bu gün de yaşamıyoruz, bu günü hep "ileri" için bir basamak yapıyoruz, haliyle de "gün" kavramı yetmiyor, "yıl" kavramı yetmiyor, doğada ki çoğu canlıdan çok daha uzun yaşıyoruz ama genede yaşam kısa diyebiliyoruz.
Neticede planlar yapmak için yaşıyoruz. Bizi yaşatan planlarımız.
Aslında yaşamlarımız kısa değil, lakin planlarımız hiç bitmiyor, bir koşuşturmadır sürüp gidiyor, 500 senede yaşasak kısa gelecek, o derece hep ileriye dönüğüz.
---
Nüfus meselesine gelince, zaten her türlü arızanın sebebi oradan kaynaklanıyor, demin haberlerde söyledi Türkiye'nin nüfusu 80 milyonu geçti dedi, bu sadece bizde ki durum, Dünya da nüfus almış başını gidiyor, milyarları da aşanlar var.
Tür sanki yok olma tehditindeymiş gibi, herkes doğum derdine düşmüş.
Kimse anlamıyor ki tehdit altında değiliz artık, o günler geride kaldı, artık biz tehditiz ama alışkanlık işte, genlerinde hâlâ bu "korku" var insanların, bu korku ile habire doğuruyorlar.

Nihayetinde doğanın kaynakları belli, sınırsız değil, kaldı ki sınırsız bile olsa, bu denli kalabalık yaşam denen şeyi çığırından çıkartıyor, ne kadar kalabalık o kadar hareket, beyinlerimiz bile bu hareketliliği kaldırmıyor.
Yok sayıyor belli bir sayıdan sonrasını, görmüyor, hissetmiyor çünkü rahatsızda oluyor, ondan sonrası stress.

Şehir denen yerlerin karınca yuvaları gibi olmasının bir anlamı yok, ama bunu anlamak içinde illa karıncalar gibi mi olmak gerekiyor, orasını bilmiyorum belkide öyle olur.
Bir musibet bir nasihattan iyidir misali, kalabalıkların iyi bir şey olmadığı, istilâ demek olduğunu da umarım anlaşılır.

Sevgiler

Not: Devam etmeli elbet...

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-02-2018, 10:20
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Ilkel tabir edilen insanin,dusunmek icin, hayalgucunu zorlamasi icin vb. gereken sartlar mevcuttu, bu denli her turlu kirlilige maruz kalmiyordu, ama edindiklerini farkli unsurlar araciligi ile sonraki nesillere aktariyordu.Ancak simdi bilgi kirliligi altinda eziliyoruz. Eskiler bu isi sanirim simdilerde moda olup hatirlanan yavas yasam yontemiyle cozmusler.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-02-2018, 10:53
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Ben tarihsel içerikli kitaplar okuyorum 2 yıldır.
Neler kaçırmışım nelere yetişememişim geçmişte kurduğum hayallerin bu gün hangilerini yakalamışım. Yenilgilerim yenilgiden öğrendiklerim i buluyorum.

İyi oluyor.
Gelecek belirsiz tarih hiç olmazsa yaşanmış. Kimler bizi nasıl aldatmış biz kime ne maksatla inanmışız Tüh ler Vah lar ı görmemize yardımcı oluyor.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14-03-2018, 17:04
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.551
Standart

Geçen hafta hem PC, hem de notebook göçtü. Notebook'taki sorun meğer üretim hatasıymış, aynı marka-model bütün notebooklar tam da iki yıllık garanti bittikten sonra aşırı ısınma sonucu ekranda piksel kayıplarına, beklenmeyen kilitlenmelere ve kapanmalara sebep oluyormuş. Ben iyi kullanmışım herhalde, bu arızaya 4. yılında denk geldim.

Sebebi şuymuş:
Son 4-5 yıldır Sony-HP gibi gedikli markalar çevre duyarlılığı, insan sağlığı filan diyerek kurşunsuz lehim kullanmaya karar vermişler ve bunu da pazarlamada "tüketici duyarlılığı" adı altında bolca kullanmışlar. Ne var ki, kurşunsuz lehim ısınınca çabuk çürürmüş, çürüyünce de lehim noktalarında temassızlıklar meydana gelir, aletler bozulurmuş. Bunu aşmak için CPU-GPU gibi entegreler yerinden sökülür, çürük lehimler temizlenir, (kurşunlu versiyonuyla) yeniden lehimlenirmiş.

ABD'de özellikle Sony hakkında "küresel dolandırıcılık" yaptığı forumlarda açıkça dile getiriliyor. Tam garanti süresinin bitiminden sonra arızalanan binlerce notebook, PS3 yazısı okudum. Makinelerde gerçekte bozulan birşey yok, lehimleri yenileyince tekrar çalışmaya başlıyorlar.

Ben de lehimleri yenileyeceğim, bunun için sanayi tipi hava tabancası aldım. Bu hafta sonu benim HP notebook'a ve yeğenin PS3'üne bakacağım.

--/--

Asıl konuya geleyim. İki makinenin birden göçmesi epey telaş yarattı. 1100 küsur projenin ve aktif 2 büyük projenin kodlarını kurtardım, rahatladım. Kurtarırken hepsi bir bir gözümün önünden geçti. Elle tutulur (meslek dalı ve kod güncelliği açısından hala geçerliliğini koruyan) 10-15 tane proje seçip, bir blog sitesinde adım adım anlatarak kodlarını, mesleki inceliklerini, hızlı ve hatasız yazılım üretmenin yöntemlerini Anadolu gençliğine açmayı düşünüyorum.

Bundan başka, çok öğretici olacağına inandığım bir kaç elektronik proje var, Proteus ile yaptığım devre ve PCB çizimleri var. Bu devreler bilgisayarla konuşabiliyorlar, bilgisayardan yönetilebiliyorlar, kendi aralarında RS485 ağ kurup konuşabiliyorlar.

Yaptığım projelerin bir kısmı elektronik + yazılım bileşenlerinden oluşuyor. Daha çoğunu da yapabilirdim, talep yoktu. Kısır devletin kısır halkının kısır ihtiyaçlarını karşılayan kısır işverenlerinin kısır talepleriyle sınırlı kaldı.

Elektronik devreleri örneklemek problem değil. Yazılım iyi bir senaryo ile anlatılmazsa ezber yoluna gidiliyor ki bu öğrenilmiyor demek. Yazılım için kolay anlaşılabilir, kafada modellenebilir senaryolar üretmek gerek. Özellikle nesne tabanlı (OO -> object oriented) yazılımın kafada oturması önemli.

Yıllarımı alsa da açık kaynak bilgi verme işini yapacağım. Belki bir kaç çocuğa faydam dokunur, işte o zaman yaşadığıma değer.

--/--

Bir sonraki iletimde veri sıkıştırma ve veri şifreleme hakkında ön bilgiler vereceğim. Önce, mevcut devletin ne kadar kısır olduğunu, ve bu sebeple eğitimin ne kadar kısır olduğunu ortaya serelim ki, bu kafayla devam etmenin imkansız olduğu kafalara dank etsin, artık gerçekten çalışmak çabalamak gerektiği kabul edilsin.

Devam edeceğim.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:09 .