Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Diğer Bilimler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 14-04-2018, 14:00
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

GAPS kitabı yerine bu anneyi okuyabilirsiniz. Başkalarını düzeltmek için bütün yanlışları sırayla deneyimlemiş ve yapmış sanıyorum. Hep bunları tarihin içine kim koydu gibi oluyorum..

Özel deneyimletilmiş tanık bir denek'in çabası gibi, biçimi gibi duruyor!
tarihi bir kurgul gibi! bunu durduramıyorum-

sunuş biçimleri çok hristiyansı diyebiliyoruz bize uymuyor sevmedik!

naklen canlı yayın-bu kadar şeyi nasıl hafızanda tutun ve birleştirdin-biraraya getirip yazdın. Arada gelip benim yerime yaz...

Tipik bir GAPS ailesinin hikayesi..

Eşi Bernard'ın, kızı Harriet'in, oğlu Andrew'in ve de kendi iyileşmesini Anne anlatıyor.
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: PANDAS, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), ODD, otizm, bipolar bozukluk, kronik yorgunluk sendromu, lupus, egzema, sindirim problemleri, depresyon, gelişme geriliği, astım, saman nezlesi, aşı hasarı, gıda intoleransları, saç dökülmesi

GAPS Diyeti öncesi hayatımız giderek zorlaşıyordu. 3,5 yaşındaki kızımız Harriet'in DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) hastalığı olduğuna inanıyordum (çocuk doktoru, 7 yaşın altındaki çocuklara teşhis koymuyordu). Kızımın davranışları şöyleydi: her gün saatlerce bağırıp çığlık atmak, etrafa tekmeler atıp vurmak, tüm vücudunu sürekli duvara çarparak çığlık atmak. Harriet sürekli zıplıyor, koşuyordu ve uzun süre konsantrasyon gerektiren hiçbir aktiviteyi yapamıyordu veya sessizce duramıyor veya oturamıyordu. İmpulsifti ve etraftaki tehlikeli her şeye atılan korkusuz bir çocuktu. Sürekli, engellenene dek yükseklerden atlayıp dizlerinin üzerine düşüyordu. Ayrıca teşhis edildiğine göre ODD'si vardı. Ondan istenen her şeye karşı, yüksek sesle bağırarak cevap veriyor ve "asla, istediğini hiçbir şekilde yapmayacağım!" diyordu. Ayrıca PANDAS (streptococcus bakterisinin yol açtığı bir psikiyatrik durum) hastalığı vardı. Sıklıkla boğazı ağrırdı ve o zamanlarda kontrol edilemeyecek şekilde çığlık atar ve her zamankinden daha vahşi olup şiddete yönelirdi; kendini odanın etrafında bir yerden bir yere atardı. Bu bazen tüm gün sürerdi. Ayrıca her gün süren güçten düşüren mide ağrıları olurdu; egzeması, gıda intoleransları vardı ve ayaklarının ucuna basarak yürürdü. Doğası dışa dönük bir çocuktu ama eve gitmek için arkadaşlarına bağırıp sonra evde misafirler geldiğinde odasından çıkmazdı. ​

​Düşük-alerjik ve tamamen katkı maddesiz diyeti denedik. Harriet önce çok güçlü bir gelişme kaydetti ancak bir yıl bu şekilde yedikten sonra davranışlarının çoğu kötüleşti. Sonradan neden olduğunu anladım: Diyette çok fazla rafine karbonhidrat ve patates vardı; çoğu detoks gıdası da diyetten çıkarılmıştı. Ona bakmaksa neredeyse imkansızdı; banyo yaptırmamızı veya altını değiştirmemizi engellemek için şiddet gösterirdi. Onu dışarıya; hatta evimizin karşısındaki oyun bahçesine bile çıkaramıyorduk; çünkü kaçınılmaz olarak, eve dönerken öyle bir bağırıp tekmeleyecekti ki eve dönüş bir endişeye dönüşecekti.



Kendim için de şunu fark etmeye başlamıştım: Otizm belirtilerim vardı; ancak belirtiler çok açık olmadığı için bunlar, yetişkinlik hayatım boyunca çoğu kez sosyal olarak beceriksiz olduğumu düşünmeme neden oldu. Ayrıca, hayatımdaki en küçük olaylara bile aşırı duygusal tepkiler vermekten dolayı da çok acı çekmiştim. Öfke ve duygusal acılarım o kadar yoğun olurdu ki, kendimi batağa saplanmış hissederdim. Böyle zamanlarda, duygularımı yatıştırmak için beynimin mantıksal çıkarım yapan kısmına erişemezdim. Bu, PANDAS hastalığıyla ilgili okuduklarıma benziyordu; muhtemelen benim psikiyatrik durumumu kızım da yaşıyordu. Duygularım bu kadar kontrol dışıyken kendimi kontrol edebilmem çok güçtü. Şiddete başvurmaktan korkardım. Harriet ile bir yıl aynı düşük-alerjik diyeti uyguladım ve alkol için aşırı bir arzu duyuyordum ve bu çok sık ve neredeyse kontrol edilemez bir hal almıştı. Oysa iki yıldır alkolü kesmiştim. Bunun; diyetimdeki işlenmiş karbonhidratların, vücudumda alkol üretimi yapmasından kaynaklandığını fark ettim. Ayrıca geçmişimde şu rahatsızlıkları yaşadım: 15 yıldır süren ishal ve oğlumun doğumundan sonra beş ay süren kabızlık/ishal, kronik yorgunluk sendromu, astım, saman nezlesi, gıda intoleransları, saç dökülmesi.

​Eşim Bernard da bizimle bir yıl düşük-alerji ve katkısız yiyecek diyeti yaptı. O dönemde depresyonu o kadar kötüleşti ki, ancak yarı-zamanlı bir işte çalışabiliyordu. Bu, finansal güçlük yaşamamıza neden oldu. Birkaç yıldır vejetaryendi ancak hala B12 vitamini enjeksiyonları gerekecek kadar B12 vitamini eksikliği vardı. Ayrıca saman nezlesi ve mevsimsel astımı vardı. Bernard'ın bağışıklık sistemi bu diyetle kötüleşmişti (tüm ailede olduğu gibi) ve çok ağır bir grip ve soğuk algınlığına yakalandı. Bernard'ın diğer problemleri; sisli zihin ve işlerini organize edememekti. ​6 aylık bebeğim Andrew iyi görünüyordu, sadece bir aydır kilo almamıştı ve doğduğundan beri sulu dışkısı vardı. Ayrıca, 4 aylıkken olduğu rutin aşılarından sonra yeni kendine gelebilmişti. Bunların hemen ardından, Harriet gibi olmuştu: aşırı heyecanlı, aşırı gürültülü ve hiperaktif. Bu çok radikal bir kişilik değişimiydi ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) geliştirmesinden endişelendim.

​Sonra 2,5 yıl önce, bir arkadaşım Dr. Natasha'nın kitabını ödünç verdi. Hayatımın en heyecanlı kitap okumalarından biri olmuştu çünkü kitap sanki bizim için yazılmış gibiydi; biz tipik GAPS insanlarıydık. Harriet'ın bebekken sıkça yaşadığı kulak enfeksiyonlarının (hepsi antibiyotikle tedavi edildi) ve bağışıklık sisteminin durumunun; muhtemelen DEHB'siyle ve diğer problemleriyle ilişkili olduğu açıktı. Onu 15 ay emzirmiştim, ancak sıkça Candida enfeksiyonlarım oluyordu. Muhtemelen sütümle ona geçmişti. ​Harriet'i Tam GAPS Diyetine başlattım; ancak kısa zamanda gastro virüsü kaptı ve GAPS Giriş Diyetine geçtik. Diyette birkaç haftadan sonra karın ağrıları azaldı ve birkaç ay sonra tamamen kayboldu. İlk ay içinde egzeması geçti. Diyetteki ikinci ayında Harriet'in hiperaktivitesi birden azaldı ve artık hiperaktivitesi tamamen geçti. Ayrıca, geçmesi güç oldu ama ondan isteklerimize verdiği şiddetli negatif tepkileri de geçti; karamelize soğan, fırınlanmış kök sebzeler gibi çok tatlı yiyeceklerden çok fazla yediğinde ise bu huyları geri dönüyordu. Bu gıdaları azalttığımızda, bu huylarının azalması birkaç hafta sürüyordu. Artık boğaz hastalıkları ve kulak enfeksiyonları çok nadir. Son zamanlarda, ayak uçlarında yürümek yerine, ayaklarının üzerine basarak yürümeye başladı! Bu değişim, pancar kvass içeceğini diyetine tanıttıktan sonra oldu. Bu tanıtma, eski günlerine benzer biçimde, duygusal öfke nöbetleri şekilde ağır die-off (yavaş ölüm) reaksiyonlarını başlattı. Bunun bir detoks ve die-off reaksiyonu olduğunu anladık; bu yüzden detoks banyolarına ve pancar kvass içeceğine devam ettik ve birkaç ay sonra ise normal yürüdüğünü fark ettik. Probiyotikleri ve probiyotik gıdaları fazla artırdığımız veya Harriet kimyasallara (örn. dairemiz yenilendiğinde) maruz kaldığı zamanlarda; şiddet ve çığlık nöbetleri geri geliyordu. Bu dönemlerde detoks banyoları ve Harriet'ın yorgun kalmamasını sağlamak yardımcı oluyordu. Ancak bu tür davranışları, asla GAPS Diyeti öncesindeki gibi aşırı olmadı ve buna çok minnettardık. Harriet artık derslerini çok iyi yapıyor ve uzun süre konsantre olabiliyor. Çeşitli nedenlerden ötürü Harriet'a evde eğitim verdiriyoruz. Son zamanlarda olan bir gelişme de, Harriet'ın dinleme kabiliyetinin çok ilerlemesi. GAPS Diyetinden önce, hiçbir taktik (tehdit, ödül veya disiplinsel önlem), Harriet'ın davranışlarında işe yaramıyordu. Kendini kontrol edememesinin, tüm ebeveyn çabalarının boşa çıkmasının nedeni olduğuna inanıyorum.

​Bu artık değişti; davranışları değişebiliyor. Harriet hala bazen impulsif olabiliyor. Ayrıca hala süren kısa-süreli hafıza problemi var; örneğin yediklerini çiğnemeyi unutması gibi. Harriet yediklerini hiç çiğnemez ve hemen yutardı. Ama artık birkaç hatırlatıcıyla çiğniyor. Bu alanlarda çok gelişme kaydetti ama hala biraz yolumuz var. Bu diyet ve Harriet'in kaydettiği ilerlemeler için minnettarım. Diğer problemli alanlarının da gelişeceğini umuyorum. ​Kendim için de büyük gelişmelerden mutlulukla bahsedebilirim. Henüz GAPS Giriş Diyetini bilmediğim için, SKD (Spesifik Karbonhidrat Diyeti) ile başlamıştım. Önce bazı die-off semptomlarım oldu: sıcak basması, yürümenin ve konuşmanın zor olduğu kas zayıflığı gibi. Ve ne yazık ki etrafımdaki herkes için irrite edici ve çabuk öfkelenen biri olmuştum. Bir hafta sonra ise, die-off semptomlarım çok çabuk azaldı (ama, özellikle de yaşadığım bu eklem ve kas ağrıları, GAPS Diyetini yapan konuştuğum diğer kişilerden hep daha kötü geçiyor gibiydi). Tam GAPS Diyetinde iki ay geçirdikten sonra, aşırı saç dökülmem geçti (önceden, altı yıldır saçlarım dökülüyordu!). Sonra, dışkım normale döndü. Kronik yorgunluk semptomlarım yok oldu ve enerjiyle dolup taştığımı hissettim. Ayrıca, son iki yıldır soğuk algınlığı veya gribe yakalanmıyorum (GAPS Diyetinden önce çok zayıf bir bağışıklığım vardı). Diyette, sürekli başa dönmemi gerektiren çok hatalar yaptım. Bu yüzden Giriş Diyetinin ilk aşamasını beş kere yapmam gerekti. Bazı hatalarım; laktoz içeren Saccharomyces Boulardii tabletlerini kullanmak ve mebendezole içermeyen ama pyrantel embonate (etiketini okumayı unuttuğumuz için, en son aldığımızdan sonra değiştiğini fark etmediğmiz aktif içerik madde) içeren bağırsak kurdu önleyici tabletlerini kullanmaktı. Herkese verdiğim o kurt önleyici tabletler, Andrew'in dışkısını sulu yaptı. Ancak artık Dr. Natasha'nın önerdiği bikarbonat sodayı kullanıyor ve böylece dışkısı katılaşıyor. Saccharomyces tabletleri bir süre ishalimin geri dönüp devam etmesine neden oldu. Bağırsak kurdu önleyici tabletlerse; uzun sürede oluşmuş iyi bakterilerimi yok ederek, Candida'nın yeniden oluşmasına ve bu yüzden aylar süren ishale, aşırı uyku haline ve aşırı duygusal reaksiyonlarıma neden oldu. Sindirim sorunu semptomlarımın olmadığı zamanlarda, astım ataklarım da olmuyordu (bir keresinde bu ataklar aylar sürmüştü). Sindirim sorunu semptomlarım geri geldiğinde, astım ataklarım da paralel şekilde başlıyordu. Saman nezlem de, GAPS Diyeti öncesinden daha az şiddette geçiyor. ​Ama yakın zaman önce bana, bir bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan Lupus teşhisi kondu. Sanırım regresyonlarımın ve aşırı die-off semptomlarımın sebebi buydu. Saç dökülmesi ve kronik yorgunluk, yaygın Lupus semptomlarıdır ve bu semptomlarım GAPS Diyetiyle çok çabuk geçti. Dr. Natasha; GAPS Diyetinin, bağışıklık sistemi sorunu olanlar için çok uygun olduğunu söylemişti, bu benim durumumda da doğru. ​Şu anda aşırı duygusal tepkilerim yok. Tepkilerimin normal olduğunu hissediyorum ve duygularımı hafifletmek için mantıksal çıkarım yapabiliyorum. Bu benim için çok büyük bir değişim ve bundan çok mutluyum. Son zamanlarda yeni insanlarla tanıştım ve sosyalleşmekte bir güçlük hissetmedim (bazı otistik özelliklerimin olduğuna inanıyordum çünkü yeni insanlarla tanışmak benim için hep güçtü). Zihinsel dikkatim de GAPS Diyeti öncesinden çok daha iyi ve bu da beni çok mutlu ediyor. Bir gelişme de oldukça şaşırtıcı: GAPS Diyetinden önce hiç resim çizmeyi öğrenemezdim; çok uğraşırdım ama yapamazdım ve bu yüzden vazgeçmiştim. Altı ay önce bir kalem aldım ve çizmeye başladım, gayet iyi yapabiliyordum ve de kolaydı! Diyette, yavaş bir şekilde olsa da, aşırı alkol arzularım azaldı; üstelik diyete başlamadan sadece birkaç ay önce alkolü bırakmıştım.

​Bernard'ın da 2,5 yıl önce Tam GAPS Diyetine başladığından beri B12 vitamini eksikliği semptomları artık yok. Önleyici ilaç kullanmamasına rağmen yıllardır astım atağı da olmadı. Oysa GAPS Diyeti öncesinde çok kötü mevsimsel astımları oluyordu. Ayrıca artık GAPS Diyeti öncesinden çok daha az saman nezlesi var. Depresyonu da artık hiç GAPS Diyeti öncesi dönemdeki kadar ağır olmuyor ve GAPS Diyetine başladıktan sonra tam zamanlı işe dönebildi. Artık çok zor nezleye veya soğuk algınlığına yakalanıyor ve eğer yakalanırsa da hafif geçiriyor. Bernard'ın depresyonu, GAPS Diyetindeki son 2,5 yıllık süre boyunca değişkenlik gösterdi: Diyetindeki değişikliklerle, bağırsak sağlığıyla ve yaşadığı stresle; depresyonunun nasıl azalıp şiddetlendiğini tespit ettik. Bir keresinde Bio-Kult probiyotiğimiz bittiği için bir hafta kullanamadık. Büyük hataydı! Depresyonu hemen ağırlaştı ve aylarca da geçmedi. Bernard karbonhidrat alımını artırmayı denediğinde veya peyniri, ekmeği denediğinde ya da o gün bir parça fazla meyve yediğinde depresyonu ağırlaşıyordu. O korkunç bağırsak kurdu tabletlerinden sonra ise depresyonu ağırlaştı. ​Bernard yakın zaman önce ilk kez GAPS Giriş Diyetini yaptı ve O ZAMANDAN BERİ DEPRESYONDA HİSSETMİYOR! Bağırsak fonksiyonlarını hepimizden daha iyi gördüğü için daha önceden Giriş Diyetini yapmayı gerekli görmemişti.

​​Andrew 5 aylık olduğundan beri aynı kilodaydı. 6 aylıkken katıları ilk kez tanıttığımızda onları sevdi ama ne kadar yerse yesin kilo alamıyordu. Kalori alımını artırdım ve emzirmeye devam ettim. Paniklemedim; çünkü 5 aylıkkenden beri çeşitli enfeksiyonları oluyordu ve onlardan yeterince iyileşirse kilo alacağını düşündüm. 7 aylık olduğundaysa panikledim ve çocuk doktorundan randevu aldım. Ayrıca Dr. Natasha Campbell-McBride'dan telefonla danışmanlık almak için de rezervasyon yaptırdım. Önce çocuk doktoruyla görüştüm ve bu aslında çok talihsiz bir durum oldu. Dr. Natasha'yla görüştükten sonra şu netlik kazanmıştı: Andrew'in gelişme geriliği hastalığı bir GAPS durumuydu (o ana kadar hastalığının GAPS'la ilişkisinden yeterince emin olamamıştım). Sonraki birkaç ayda Andrew'i, önerilen GAPS Diyetine başlattım ve ısrarı üzerine çocuk doktorunu görmeye devam ettim. Andrew GAPS'a başladıktan sonra biraz kilo aldı ama bu, doktorunun korkularını azaltacak miktarda değildi. Doktor, Andrew'i hastanede tutup tipik bir diyetle onu beslemek istedi. Onu beslemediğimiz için kilo almadığını ima etti! Gelişme geriliği olan bebeklerin çoğu katıları çok sevmese de, Andrew 10 aylık olana kadar seviyordu, 10 aylıkkense onlara ilgisini kaybetti. Bunun, bağırsağının yeterince çalışmamasından kaynaklandığını ve bağırsakları düzelince iştahının geri geleceğini sezgisel olarak biliyordum. Ama 10 aylık olana kadar çok az yedi ve hiç kilo alamadı. Çocuk doktorunun tedavi planına uymadık ve o da bizi çocuk sağlığı birimine şikayet etti. GAPS Diyetiyle ilgili açıklamalarımızı dinlemedi ve GAPS kitabına hızlıca göz atıp onun işe yaramaz olduğunu çünkü referansların, onun onayladığı akademik dergilerden olmadığını söyledi (bana öğretilense, bir araştırmanın değerini belirleyenin dizaynı, yöntemi ve sonuçları olduğuydu; nerede yayınlandığı değil!). Doktorla ve otoritelerle yapılan bu tartışmalar ve Andrew'in durumu konusundaki endişelerim benim için o kadar üzücü bir boyuttaydı ki, bir hafta sürecek olan kalp çarpıntılarım başladı. ​Neyse ki Andrew GAPS Diyetinde hemen kilo almaya başladı ve sonunda, çiğ keçi kefirini tanıttıktan sonra katı kaka yapabilmeye başladı. O sırada 12 aylıktı. İştahı açıldı. O ana kadar kefiri tanıtmayı ertelemiştik çünkü çiğ keçi sütü yoğurdunu tolare edemiyordu. Dr. Natasha ise, yoğurt tolare edilmese bile kefiri denememizi tavsiye etti. Şansımıza bu konuda Andrew iyiydi. Çocuk doktorumuzu değiştirebildik ve Andrew 18 aylık olana dek, zorunlu doktor ziyaretlerimizi sürdürdük.

​Yeni çocuk doktorumuz Andrew'in büyüme hızına hayret etti ve sonunda, "hayatlarımıza daha fazla müdahalede bulunmayı bırakmak zorunda olduğunu" (kendi sözleriyle) söyledi. Çünkü, nasıl yaptığımızı bilmese de çok iyi bir iş çıkarıyorduk. İlk çocuk doktoruyla yaşadığımız sorundan sonra, bu doktora GAPS Diyetinden bahsetme cesaretini gösteremedik. ​Andrew şu anda 3 yaşında ve yaşına göre çok uzun, kilolu ve bilişsel olarak da ileri. Şükürler olsun ki, ilk gittiğimiz çocuk doktorunun, Andrew'in boy ve kilo hedeflerine asla ulaşamayacak olan zihinsel olarak geri bir çocuk olduğu ve her an kalbinin durabileceği tahminleri gerçekleşmedi! ​GAPS Diyetinde iş yükünü aşırı bulduğumuz zamanlar oldu (denediğimiz ilk diyetti) çünkü; sıklıkla, tencereler dolusu çorbayı kaynatmaktan ve onlarca bulaşığı yıkamaktan boğuluyorduk. Çok daha tezgah alanı olan yeni bir mutfak yardımcı oldu: Artık kirli bulaşıklar ve yiyecek hazırlamak için yeterince yerimiz var, bu yüzden aynı anda hem pişirip hem yıkayabiliyorum. Harriet son zamanlarda, yemek pişirmenin TV izlemekten daha eğlenceli olduğuna karar verdi ve bu da bana biraz yardımcı oldu! (Koruyucu meleğim ona büyü mü yaptı acaba?) Müzik dinleyip sohbet ederek bu işleri eğlenceli hale getiriyoruz. Sonuç olarak, iş yükü öncekinden çok daha idare edilebilir oldu.

​Bernard ve ben, GAPS Diyeti olmasaydı bugün hangi noktada olabilirdik diye tartıştık: Duygusal dengesizliklerim geçmezdi ve bir hapishaneye düşerdim, aileme de dışarıdan tıbbi yardım gerekirdi ayrıca Andrew'in hastalıklı bağırsaklarının bir kısmı alınmak zorunda kalırdı. Nereye ulaştığımızı hatırlayıp şikayet etmeyi bırakıyoruz ve çenemizi kapatıp yemek pişirmeyi sürdürüyoruz!
bir kere buluşturucu tanık iyileştirici kim
herkes kendi hikayesini oluyor ve yaşıyor ve iyileştiriyor
tanık, kişi kendi iyileştirme girişimine girişmese doktor mekkempıl diye bir şey ve GAPS diye bir bilgi ve içerikte olmazdı! veoluşmazdı!
bunu anlayanınız var mı?

mekempıl kendini parçalama başka yollar bul-
bırak başkaları yapsın-paylaş genişlet ağlaş ve dağıt onlar yapsın artık sen mesih felan değilsin ve dur artık yeter seni seviyoruz ve durabilirdin biz iyiyiz!
yaşama sırası sende
eğer -bunu- istiyorsan tabi!

bir buçuk porsiyon yaşama söyle gelir o yakında!

olgu yumakları olgu yumakları ve sadece ve sadece çok fazla olgu yumakları görüyorum -düşünsel ses ve his sadece bu
hayır olan hissi sadece olgu yumakları gibi açıklayabilirim kelimesel anlamsal kavramda buna oturuyor bi şey gördüğüm yok
ses kendini oluşturuyor düşünce -ile-
hiç bir şey yok olduğum yerde oturuyorum ve arkada piyano felan çalıyor youtube diyorlar ona
sigara ve yeşil çay yemeyi unutuyorum yemeli miyim arada, akşama doğru genel darmadağınık şeyler yiyorum ne bulursam ve uydurursam
benim GAPS hekimi maaşım yok henüz canım!

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 14-04-2018, 16:08
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

uydurtunun doktorculuk oynaması budur

gerçek ve birebir face kaydı

Soran: Merak ettigim sadece bipolarin beyni farkli mi eksik mi?

soru bana değil genel olarak duvar başlığıdır tabi
el-cevap uydurtudan Mutlu Öykü Deniz olarak geliyor

Hanımefendi eğer bir GAPS hekiminden yardım alıyor olsanız size derdi ki; vücudunuzdaki nöro-toksinlerin ve nöro-toksisitenin ya da bozuşmuş kimyasal aktivitenin daha sonrasında beyine ulaştığında yarattığı biliş sisi ve bilişsel dağınıklık ya da yoğun kan şekeri dalgalanmaları ve iniş-çıkışları ve kan şekeri regülasyon problemi diyebilirdi.
Yani toksinler temizlendiğinde -ya da kan şeker şeker regülasyonunuz yeniden yapılandığında- ve fizyolojik ve kimyasal işleyiş tam olarak yeniden düzenlediğinde ve yeniden yapılandırılıp iyileştirildiğin de bu da tamamen yokolabiilr ve düzelebilir derdi.. yani beyniniz bozulmadı organ ve dokularınızda nöro-toksinler ve nöro-toksik hasar var ve başlıyor demek. Bu da genelde emilim sistemine ve bağırsak duvarı ve geçirgenliğine indirgeniyor ancak bu konuda uzman bir hekim yardımı-desteği alınız..

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 14-04-2018, 16:16
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

"face gruplarına ihtiyaç var-face yardımlaşma grupları" ve iletim-iletişim

GAPS Bipolar -GAPS Şizofreni ve GAPS Otizm gibi ama GAPS adı taşımalı, Sataşma istemiyoruz -yardım istiyoruz
diğer alanlardaki kavgacılık ve sataşmacılık ya da bilgiye tamah etmezcilik ve görmezden gelmecilik belki böyle aşılabilir hem yuvasında saldıran gelsin saldırsın arkasında kimi buluyor, kimi ve neyi buluyor...kimi ve kimleri
bulacağına da artık iyi bir -ve daha iyi bir- baksınlar-..kendi gelecekleri ve çocukları onlara saldırıyor, yüz çeviriyor ve gelecekte yargılıyor olacaktır
bunu açık ve net görmeliler
sistem çöktü
pause
bitik
tuş
ve mat
güle güle
arşın
arşın boyu arşın

tıp sistemi tamamen bitmiştir-çökmüştür ve çürüktür
Yakında üç beş seneye çıkar kokusu
Çok yakında -iler ki yıllarda- sanıyoruz ki iyi organize olur ve yayılırsak GAPS sertifikasız hekim hasta bakamaz olacaktır

tarihin alnına hem de -şimdi- tam burdan çakılmıştır sözlerim

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 14-04-2018, 16:40
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Yürekleri güçlü insanlara sesleniyorum ve yürek verin ve yürek verin ve birlikte yapalım!
Bu kavga bizimdir!

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 15-04-2018, 11:27
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

uydurtu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BU YİYECEKLERE İZİN YOK

Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs...
Yaşamın kendisi, kaliteli yaşamdan daha değerli değil.
Bunları yemeden yaşamaya devam etmek, sadece nefes almaya devam etme çabası olurdu sanırım.

Bunları yemeden 80 yıl yaşamaktansa bunları yiyerek 60 yıl yaşamak daha tercih edilesi.

uydurtu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.
Uzun ömürlü yaşayan gruplar incelendiğinde genelde sebze-yeşillik ağırlıklı beslendiğine dair istatistiki veriler var diye biliyorum.
Kıyı bölgelerde yaşayanlar falan, sebze-bitki ağırlıklı beslenerek sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlardı.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 15-04-2018, 21:42
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yaşamın kendisi, kaliteli yaşamdan daha değerli değil.
Bunları yemeden yaşamaya devam etmek, sadece nefes almaya devam etme çabası olurdu sanırım.

Bunları yemeden 80 yıl yaşamaktansa bunları yiyerek 60 yıl yaşamak daha tercih edilesi.


Uzun ömürlü yaşayan gruplar incelendiğinde genelde sebze-yeşillik ağırlıklı beslendiğine dair istatistiki veriler var diye biliyorum.
Kıyı bölgelerde yaşayanlar falan, sebze-bitki ağırlıklı beslenerek sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlardı.
Bu diyet bir ömür boyu beslenme biçimi değil ve bunları uzun yaşa diyeti değil.
Bu özellikle beyinsel-bişisel denilen ya da psikolojik denilen bir çok hastalık tanısının beslenme biçimi ile tedavisini öngören bir sağlık ve beslenme protokolü.
Ya da bağırsak emilim sorunlarında, bağırsak duvarı hasarı nedeniyle vucuda toksin sızdığı durumlarda ya da bağırsak flora sorunlarında ve buna bağlı sağlık sorunları olanlar için önerilen bir sağlık ve yardım protokolü.

Bunu 6 ay dan 2 yıla kadar, bağırsak yapısı ve düzeni ayrıca bağırsak emilim ve geçirgenlik düzenini yeniden sağlanana kadar ve sürdürmek yeterli. Ve bundan sonra normal bir bealenme biçimine geri dönülüyor....

--
Vejeyataryenlik?
. Kişi gözlemini ve fikirlerini sunmuş. Üzerine düşünmek, değerlendirmek ya da araştırmak okuyucuya kalıyor
Ve bu yaş süresi uzunluğu takıntısı nedir ya da neyin göstergesi

GAPS protoklünde vetaryen sanırım beslenemezsiniz
Uzun süre vejetaryen beslenirseniz sonunda GAPS ptokolünü ihtiyacınız olabileceği de orda yorumlanmış

Ve bunları söyleyen kişi de insan yararına adanmış gönüllü ve iyiniyetli bir tıp doktoru. Gerisi okuyucu hafızasına kalıyor...

Şunu söyeleceğim son.. Tam otçulluk tam etçillikle kıyaslanabilir.
Sadece et ve çiğ hayvan sütü yiyen ve hiç bir kalp damar hastalığı olmayan bir insan grubu şu an sanırım örneklenebiliyor...
Doğumdan ölüme vejetaryen beslenmiş insan toplumu örneklemesi var mı? Ve bunu sağlık biliş durumu nedir? Nasıldır?
Ben bu konu da kişisel tartışmak istemiyorum ama kişisel görüşlerimi yine de söyleyebilirim...

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 15-04-2018, 21:55
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yaşamın kendisi, kaliteli yaşamdan daha değerli değil.
Bunları yemeden yaşamaya devam etmek, sadece nefes almaya devam etme çabası olurdu sanırım.

Bunları yemeden 80 yıl yaşamaktansa bunları yiyerek 60 yıl yaşamak daha tercih edilesi.


Uzun ömürlü yaşayan gruplar incelendiğinde genelde sebze-yeşillik ağırlıklı beslendiğine dair istatistiki veriler var diye biliyorum.
Kıyı bölgelerde yaşayanlar falan, sebze-bitki ağırlıklı beslenerek sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlardı.
Bu diyet bir ömür boyu beslenme biçimi değil ve bunları ye uzun yaşa diyeti değil. Uygun hastalar için sağlık protokolü..

Bu özellikle beyinsel-bişisel denilen ya da psikolojik denilen bir çok hastalık tanısının beslenme biçimi ile tedavisini öngören bir sağlık ve beslenme protokolü.
Ya da bağırsak emilim sorunlarında, bağırsak duvarı hasarı nedeniyle vücuda toksin sızdığı durumlarda ya da bağırsak flora ve yapı sorunlarında ve buna bağlı sağlık sorunları olanlar için önerilen bir sağlık ve yardım protokolü.

Bunu 6 ay dan 2 yıla kadar, bağırsak yapısı ve düzeni ayrıca bağırsak emilim ve geçirgenlik düzeni ve genel toksisitenin dinmesi yeniden sağlanana kadar sürdürmek yeterli. Yani bağırsak tamir ediliyor ve fizyolojik toksisite özellikle nöro toksisite giderilip engelleniyor.. Ve bundan sonra normal bir beslenme biçimine de geri dönülebiliyor....

Bu protokol yemeye devam ederek bağırsak sorunlarını tamir edebiliyor ve bağırsak geçirgenlik sorunları ve sızıntılı denilen durumun yolaçtığı genel fizyolojik toksiteye maruziyetini, kan ve organ doku toksisitesini ve bilişsel sisi en aza indiriyor ve buna bağlı psikolojik denilen ve psikolojik yakıştırması alan bir-çok sağlık problemini de çözüyor.

Bir ikincisi, bağırsak psikoloji sendromu önermesini inceleyen GAPS in bağırsak fizyoloji sendromu olacak olan başka bir versiyonu ve kitabı da kitabı yolda...

--
Vejeyataryenlik?
. Kişi gözlemini ve fikirlerini sunmuş. Üzerine düşünmek, değerlendirmek ya da araştırmak okuyucuya kalıyor
Ve bu yaş süresi uzunluğu takıntısı nedir ya da neyin göstergesi

GAPS protokolünde vejetaryen sanırım beslenemezsiniz
Uzun süre vejetaryen beslenirseniz sonunda GAPS ptokolüne de muhtemelen ihtiyacınız olabileceği de orda yorumlanmış

Ve bunları söyleyen kişi de insan yararına adanmış gönüllü ve iyiniyetli bir tıp doktoru. Gerisi okuyucu hafızasına kalıyor...

Şunu söyeleceğim son.. Tam otçulluk tam etçillikle kıyaslanabilir.
Sadece et ve çiğ hayvan sütü yiyen ve neredeyse hiç bir kalp damar hastalığı olmayan bir insan grubu şu an sanırım örneklenebiliyor...
Doğumdan ölüme vejetaryen beslenmiş insan toplumu örneklemesi var mı? Ve bunu sağlık biliş durumu nedir? Nasıldır?
Ben bu konu da kişisel tartışmak istemiyorum ama kişisel görüşlerimi yine de söyleyebilirim...
Doğada vejetaryen beslenemezsiniz. Hastalanır güçsüzleşir ya da ölürsünüz ya da kurda kuşa ya da diğer barbarlara yem olursunuz.

Vejetaryen beslenme denilen şimdi modern teknoloji ile birlikte besinlerin içindeki protein oranlarının tespiti ya da yüksek protein denilenlerin takviyesi ya da bunlardan proteinin süzülmesi ve takviyesiyle mümkün.. Doğada otların üzerinde protein yazmıyor. Vejetaryenlik saçmalıktan başkası değil. Fikrim bu
Gençliğimde iyiniyetlerle ben de aynı çukura düşmüştüm bunu da belirterek ekliyorum...

Muhtemelen de uzun yaşıyor denilenler bol nitelikli yağ ve deniz ürünü felan yiyor olmalılar
Ya da başka faktörler

Bir türksü bir halktan sözediliyordu çok uzun yaşayan..120 sene kadar.. Hunza türkleri imiş baktım. Kasaplarını görebilirsiniz. Fotoğraflara eşlik ediyor

Nentesler sadece çiğ et yiyor ona da baktım sanırım kan da..

Diğerini de arıyorum hala...

Masailer ve samburularla ilgili öykü burdan okunabiliyor
https://m.facebook.com/groups/143225...85794358305531

Ve etçil beslenme çok çok yanlış anlaşılıyor
Etçil beslenmede 3 öğün yiyemezdiniz
1 öğün ya da gün aşırı 1 öğün ya da bazen uzun açılıklar buna eşlik edecek. 3 öğün hayvan eti ve yağı tüketerek ve bunu sağlıksız çok uzun pişmiş yanmış felan tüketerek ve araya da saçmasapan şeyler katarak sağlıklı felankalamazdınız haliyle

Bir kere
Karbonhidrat tıkınmacı bir neslin yaşam kalitesinden, bu kalitenin ne olacağından ya nasıl olacağından ve ya da gerçek bir zindelik sağlık ve biliş kalitesinden asla haberi olacağını sanmıyorum..
subjektif

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (15-04-2018 Saat 22:42 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 15-04-2018, 22:27
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

uydurtu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben bu konu da kişisel tartışmak istemiyorum ama kişisel görüşlerimi yine de söyleyebilirim...
Tartışmak için değil, doğrusu neyse onu öğrenmek isterim. Vejeteryanlık sağlığa gerçekten zararlıysa bilmek isterim.
Vejeteryanlık hakkında söylenen şu cümleye şüpheyle yaklaşıyorum: ''Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.''
Yani psikiyatrideki tüm sorunların %80'ini vejeteryanlığa bağlamak; yanlış bir tespit, izlenim, çıkarım gibi görünüyor.

Bulduğum bir makalede vejeteryanlığın sağlığa yararları hakkında şunlar yazılmış:
- Araştırmalara göre vejetaryenler, et yiyenlere göre kalp hastalığına %30, kansere %40 daha az yakalanmaktadırlar.
- Vejetaryen diyeti uygulayan bireylerin, karışık beslenenlere, özellikle eti çok tüketenlere göre kan basıncı ve hipertansiyon riski düşüktür.
- Vejetaryen beslenme alışkanlığı sürdürenler, böbrek taşları, safra taşları için de düşük risktedirler.
- Plansız ve dengesiz vejeteryanlık zararlı olabilir denilmiş. Özellikle demir eksikliğine yol açabilirmiş.
http://beslenme.gov.tr/content/files...lenmesi_48.pdf
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 15-04-2018, 22:45
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tartışmak için değil, doğrusu neyse onu öğrenmek isterim. Vejeteryanlık sağlığa gerçekten zararlıysa bilmek isterim.
Vejeteryanlık hakkında söylenen şu cümleye şüpheyle yaklaşıyorum: ''Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.''
Yani psikiyatrideki tüm sorunların %80'ini vejeteryanlığa bağlamak; yanlış bir tespit, izlenim, çıkarım gibi görünüyor.

Bulduğum bir makalede vejeteryanlığın sağlığa yararları hakkında şunlar yazılmış:
- Araştırmalara göre vejetaryenler, et yiyenlere göre kalp hastalığına %30, kansere %40 daha az yakalanmaktadırlar.
- Vejetaryen diyeti uygulayan bireylerin, karışık beslenenlere, özellikle eti çok tüketenlere göre kan basıncı ve hipertansiyon riski düşüktür.
- Vejetaryen beslenme alışkanlığı sürdürenler, böbrek taşları, safra taşları için de düşük risktedirler.
- Plansız ve dengesiz vejeteryanlık zararlı olabilir denilmiş. Özellikle demir eksikliğine yol açabilirmiş.
http://beslenme.gov.tr/content/files...lenmesi_48.pdf
Eti çok yiyenler karbonhidartarı da çok yiyorlar ve etçil değiller. vegan beslenme karşıtında dengeli bir etçil beslenme ve tamamen anti vegan yok anlatabiliyor muyum?
Dolayısıyla bunlar gerçek birer araştırma değil! Sayılamazlar
Ve ayrıca hayvansal yağ ve protein tüketiminin yüksek olduğu alan bölge ve çalışma gruplarına da dair ben olumlu iyi çalışamalar da duymuştum. Bulursam eklerim...
Uzun ömür denilen şey bir aldatmaca bence
Yaşam kalitesinde zaman öyle sayılamaz...
Kişisel kanımla söylüyorum hiç uzatmaya gerek yok
Gerçek bir araştırma gözlem ve düşünme
Doğaya düşerseniz önce protein ararsınız
Eğer yağlı bir et bulamazsanız otlarla idare edersiniz.
Şeker ve kan şekeri, hızlı kolay, efektif enerji sağlar ama çabuk söner ve bu yüzden az ve dengeli sürekli de alınmalıdır ve de yeme içme makinesine dönersiniz
Hem 15+15 e yakın bir dengeyi doğa da keşfetmiş olmalısınız. Besinlerin şeker karbonhidrat nişasta tatlarını biliyor ve kan şekerinizi dengede tutatacak kadar yiyor olmalısınız.
Dopada hipoglisemiye yakalanmak istemezsiniz. ya da kan şekeri dağınıklığı ve dalgalanması yaşamak istemezdiniz. Bunu doğa da hiç istemediniz. Yemek hazır değil ki!
Şeker yerseniz 2 gün aç kalamazsınız zorlanırsınız
Bol su tüketmelisiniz hem

Et yerseniz bazen haftalarca zorluk çekmezdiniz
Etçil beslenme ve diyetlerde hipoglisemi' kan şekeri ya da insülin problematiği var mı?
Bugün kan şekeri denilen lif ve yağla taa bağırsaktan emilim hızından bilimsel bilgiyle denetleniyor. Bunu öğrenemezseniz 2 satte bir yersiniz
Çikokata ve cubur cubur yersiniz...
Veganlık denilip sanılıp yağsız proteinsiz lapa ve ot yerseniz? Ot türleri genellenemez. Proteinli otlar ve bitkiler gibi. Dopada beganlık için bitkisel proteinin tadını bile öğrenmelisiniz.
Ama nerdeyse yenilmeyecek hiç bir et yoktur.
Veganlık bile bilim gerektiriyor. Bilgi gerektiriyor. Hem iyi bilgi-sıkı bilgi ve bilim. Sıkı denetlenen bir besin rejimi ve bilim...yani kendinizi vegan beslemek için bayağı bir uğraşmalısınız bilmelisiniz ve modern bilim yardımınıza koşmalı..
Yiyeceklerin içeriğini öğrenip doğaya dönemezsiniz..
Gerçek doğa da gerçek ve tam bir veganlık sanıyorum ki yapamazdınız ne yazık ki!
Veganlık gerçekten bir aldatmaca ve hoş durum
Doğaya saygı olacağı öneriliyor
Bir geyikten ve inekten daha fazlasını insanlık varlık ve doğa için geri sun ve üret ve yaşa ve böylece barış bununla diyoruz o arkadaşlara...
Yediğin inekten fazlası olmaya çalış sadece...
Hayvanları ya da doğal yaşamı umursamanın ve bağ kurmanın pek çok yolu var. Avcılar olmasa av olanlar atıllıktan ve ataletten sürüngene dönüşür... Evrim metodolojinize bir göz atın
Refleks dürtü ve hareket denilenin kaçma saklanma korunma içgüdülerinin nedeni çoğu zaman doğa değil avcılardır
Doğa da bu çatışkı var..
Ben kitap yazabilirim bu yargılarımı uzatıp
Objektif
Doğal yaşamın evrilmiş ve gelişmiş insanların böylesi takıntıları olacağını sanmıyorum

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (15-04-2018 Saat 23:40 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 16-04-2018, 08:31
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

uydurtu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğal yaşamın evrilmiş ve gelişmiş insanların böylesi takıntıları olacağını sanmıyorum
doğal yaşam, doğal denge ve doğanın içinde evrilmiş ve doğada (yetişmiş) yaşayan insanlar demek istemiştim.
Yazdıktan sonra bir çok düzeltme yapmıştım ancak sanırım bunları kaydetmemişim... Telefonla apar topar yazdığımda bu tip hatalar yapıyorum..

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:32 .