Fabula´isimli üyeden Alıntı
Spartaküs
Değişim açısından komunizm aşaması sondur. Benim için çelişkili bir durum ifade ediyor. Aksi bir hal varsa öğrenmek isteriz.
Değişimin kesinliğini bilenlerin neden marx ın en son aşama diyerek ortaya koyduğu komunizm hakkında değişimin orada bitmeyeceğini ortaya koyan makaleler yazılar vb gibi fikirleri ortaya koymuyorlar?
|
Komünizm, SINIFLI TOPLUMUN ORTADAN KALKMASI olarak SON aşamadır. Yani yeni bir başlangıçtır ve ondan sonrasını ancak-ne yazık ki- o koşullar belirler.
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Siz değilde bazı arkadaşlar insan sosyolojisini sonucu olan tarihi yasaymış gibi değerlendiriyorlar.
|
Bırakalım bu eleştirini, daha kötüsü resmen bir DİN, İNANÇ gibi, hatta sembol siyaseti yapıyorlar. O dereceye varıyorlar ki, işi kişiselleştiriyorlar bile, mürid misali, eleştirilere de küfürle dahi dönebiliyorlar.
Cehaletle, materyalizmi, komünist anlayışı, ideolojiyi bilmemekle, değil kapitalist kültürü, daha feodal dini siyaseti, garip feodal, teist siyaset-ahlak anlayışını aşamamış kişiler. Bu salt kişi olarak değil, mevcut sözde örgütlerde tarikatvari, inanç siyaseti üzerinden, bir çeşit takım tarafgirliği, bir topluluğa-sürüye bağlılık-aidiyet siyaseti gibi(hani olur ya sokakta, kişiler kavga ederler, birisi babama küfretti der, öteki anama, yok beriki dayımın oğlunu dövdü vb aidiyet siyaseti)...
Diğer yandan da meseleyi İYİ İLE KÖTÜNÜN savaşı gibi işliyorlar, bir çok insan böylece duygusal, inançsal, feodal bir tarafgirliğe ait oluyor, bildiği bir eşy yok, ama mevcut siyaset bunlar üzerinden şekillenen, dinsel motiflere sahip olunca, ürün de böyle oluyor. Ne iyi(allah vs) ile kötünün(şeytan), ne de doğru(din) ile yanlışın savaşı değildir bu. Bu tür sözde savaşlar din savaşıdır ve hepsi kendisini subjektif böylece ideolojik doğru ilan ederken, cahil, holigan, zombi kitleler edinir ve siyaseti de kof bir slogana dönüştürür. Körü, kuru bir duygusal ajştasyondur, savaş tellallığıdır ve gayet kolay da istismar edilir, provake edilir. Örneğin bugün bir çok AKP'liye kızmıyorum, kızamam çünkü doğru bildiği bu ve doğru olanı yaptığını düşünüyor, o raddeye varıyor ki kendisini feda etmeye dahi hazır, eee sözde aydın olduğunu iddia edenin farkı olmalı...
Bunun en belirgin örneği Zerdüştlük dinidir.
Yalnız bu tür kişi, gruplar vb kitleler üzerinden Marx değerlendirilemez, Marx başka, onu külte, puta dönüştürüp meseleyi kavramayan, savaş tellalı haline gelmiş, kinci, dinci, sembolcü, yıkıcı(yapıcı olmayan salt yıkımcı kof-basit anlayış), herhangi bir tarikat, kapitalist parti
sürüsüne has kitle psikolojisi başkadır ve Marx'a tamamen uzaktır, yabancıdır(!) -ki bu egemen-hakim anlayışı kırmak dahi yüzyıllarımızı alabilir-ki devrim orada başlayacak.
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Bazen bende yapıyorum bu hatayı , tarih tekerrur ediyor dediğim çok olmuştur. Tarih doğamı ki ?
|
Tarih tekerrür etmez. Bir an bile bir diğerinin ne tekrarı ne de ardışığı değildir. Zaman verili, müstakil, mevcudun hareketinden, dolayısıyla değişiminden soyutlanmış kıyasdan başka bir şey değildir. İlk kıyaslanan ile son kıyaslanan arasında gerçeklik farkı vardır, ilk artık verili bir gerçek değildir, gerçek olan müstakil mevcudun hareketi ve temsil ettiği o an'dır ve bizlerde belirgin değişimlerle zamanı soyutlarız. Lakin bu kıyas ettiklerimiz arasında bir ilişki-bağ olmadığı anlamına gelmez, önü sonu kıyas ettiğimiz mevcut-müstakil varlığın hal-durumlarıdır, o zamandan bağımsız ortadadır ve zamandan söz ettiğimiz an, demektir ki, hiç bir an-koşul, bir diğerinin ardışığı veya tekrarı değildir ama aralarında nesnel bir ilişki vardır, ilkide, son kıyas da, müstakil varlığın hareketi-değişimine dairdir, iki kıyas da mevcut olanın değişen hal-durumuna göredir, böylece mevcudun hareket-değişimine nazaran, tarih sorunsalı anlam kazanır.
Verili hal-durumun ve evvel tespit edilen hal-durumun analizinden, gidişata dair öngörülerde bulunuruz ve burada
nesnel(objektif) bir ilişki-bağ vardır, bunu koparmadan objektif analiz ve öngörülerde bulunabiliriz ve tarih sorunsalı da böyle anlamlı olur.
Egemen sistemlerin tarihi ise, kendi çıkarları ve yerleşik anlayışa göre, subjektif olarak, masa başlarında, öznel-subjektif bakış açısının hakim olduğu çerçevede masa başında icra ed-eb-ilir ve böylece günümüz insanı, toplum, çevre, aile, okul, medya vb aracılığıyla önüne getirilenle aynılaşır(hemhal) olur ve düşünceleri de belirlenir... (kaba gidiyorum, detayı uzun anlatılar olur)
Bu bağlamda diyorum ki, Marx veya Materyalizme dair bir şeyler söyleyeceksek, yerleşik verili propagandalardan ziyade, kendi analizlerimizi yapabilmek ve tecrübe edinmek namına Marx'ı okumak gerekir. Popper vs bu gibi süslü söylemleri eleştiriden sayan yerleşik-egemen kofluğu da böylece bir kenara bırakmak mümkün. nasıl ki darwin evrim karşıtlarınca topyekün bir hedef, çarpıtmaya maruz kalıyor ve ortalık bunalrın ürettiği çarpıtma, yalan, combızlama, boş laf kirinden geçilmiyorsa, Marx'da aynı yol, yöntemlerle hedef edilmiş durumda, ve nasıl ki bir evrim karşıtının safsatalarla dolu yazdıklarına cevap vermek kolay değilse(zira oturup Evrim teorisini sayfa, sayfa muhataba anlatma sorunu doğar) Marx'da öyşe. Yani ben oturup Marx'ın binlerce sayfa yazdığı yazıları buraya alıp, binlerce sayfa aktarıp, yorum yapamam...
Bir yanda din egemen bir dünya-> Darwin olmak
Diğer yanda kapitalizm egemen bir dünya'da Marx olmak... Kolay değil.