Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 22-04-2018, 19:21
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Fabula da alıntı
Gelişmiş dediğimiz toplumlarda komunizmi ağzına dahi alan pek yok. Varsada istisna.

Gelişmiş dediğimiz toplumlarda neden bu durum yok diye düşünürken , o toplumun zenginlerinin halkın isyan etmesini engellemek için , barınma , beslenme , eğitim ve akla gelecek tüm sosyal aktiviteleri için
fırsatları önlerine koyduğunu fark ettim.
---------------------------
Sn Fabula kusura bakma. Spartakus la aranıza girdim ama. Spartakus ta kusura bakmasın.
Bu düşünce aklıma takıldı.

Bu gelişmiş toplum dediğin bizim de Emperyalist dediğimiz ülkeler değil mi.
Bu emperyalist ülkeler böyle senin orta sınıf olarak gördüğün toplumları yaratıp desteklerken ne gibi kaynak kullanıyor, hangi mazlum halkların haklarını gasp ederek bu orta sınıfı destekliyor. Dünyada yaratılmış değerleri farklı yöntemlerle el koyuyor. Sermeye hırsızlığı yapıyor.

Evet kendi ülkelerinde sosyal patlamayı önlüyor komünizm in konuşulmasını da önlüyor ama bu önleme dünya halklarına nelere mal oluyor.
Ayrıca şunu da görmekte fayda var dünyanın en gelişmiş komünist entellektüelleri de bu gelişmiş ülkelerden çıkıyor. Demokrasinin ve o rahat yaşamdan dünya insanlığını düşünen insanlarda üretiliyor.

Ayrıca son zamanlarda dünya insanlığını tehdit eden düşüncelerinde o ülkelerden çıktığını da görmek gerekir.

Evet bu gelişmiş (gaspçı emperyalist) ülkeler sosyal patlamayı önlemek için bazı şeyler yapıyor Ama bu sömürü aşağılanma denilen insanlık dışı davranışı saklayamıyor.
Bu ülkeler bu ve benzer sosyal tabakayı yaratmakla insanlık dışı davranışlardan da hiç geri kalmıyor. Ayrıca bu ülkelerin tarihinde binlerce mücadele örnekleri var. Kanla kazanılmış mücadele örnekleri var.

- Ben her şeyi yanıtlamıyorum. Bazen sadece okumakla yetiniyorum.


gelişmiş ülkeler ve dünyanın geri kalanı arasında dengesiz bir iletişim var. Biz bunu da düzeltebilmek istiyoruz.


Ama şu da var: Gelişmiş ülkelerde hukuk devleti + basın özgürlüğü + çok partili sistemler var.


ve eğitim düzeyi belirli bir yere geldiği için mesela kuru milliyetçilik istisnadır. Kural değildir. Siyasette herkes kendini sağ veya sol veya "ortada" olarak tanımlar (ya da "siyasetle alakam yok" der).


Monarşi özlemi / Şeriat / din devleti özlemi artık bitmiş. Rafa kaldırılmış.


ve mesela vahşi kapitalizmi biz yaşıyoruz. Onların hademesinin bile maddi durumu öyle aşırı kötü değil. Buna rağmen bakın: Bütün anarşist, sosyalist, çevreci vs hareketler onlarda var. Bizde, mesela TR'de, sol hareketi devlet bilinçli olarak ezmiş. Onlarda sendikacılık vs. çok gelişmiş.


Bir tek buna bakarak anlıyorsun ki, liberal toplum modeli ile sosyalizm arasında taban tabana zıtlık yok.


Burjuvazi TR'de milleti eziyor. Fransa'da sınıf farkı o kadar çarpıcı değil. Ama Fransa'da insanların yarısı solcu, Türkiye'de insanların yarısı şeriatçı.


Bunlara da dikkat etmek gerek
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 22-04-2018, 19:30
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Spartaküs

Değişim açısından komunizm aşaması sondur. Benim için çelişkili bir durum ifade ediyor. Aksi bir hal varsa öğrenmek isteriz.

Değişimin kesinliğini bilenlerin neden marx ın en son aşama diyerek ortaya koyduğu komunizm hakkında değişimin orada bitmeyeceğini ortaya koyan makaleler yazılar vb gibi fikirleri ortaya koymuyorlar?


Siz değilde bazı arkadaşlar insan sosyolojisini sonucu olan tarihi yasaymış gibi değerlendiriyorlar.

Doğa yasaları ile insan sosyolojisinden ortaya çıkan durumlar nasıl aynı şekilde değerlendirilir.

Bazen bende yapıyorum bu hatayı , tarih tekerrur ediyor dediğim çok olmuştur. Tarih doğamı ki ?

Popperi ben hiç konuşmadım sayın.
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 22-04-2018, 21:01
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Fabula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Spartaküs

Değişim açısından komunizm aşaması sondur. Benim için çelişkili bir durum ifade ediyor. Aksi bir hal varsa öğrenmek isteriz.

Değişimin kesinliğini bilenlerin neden marx ın en son aşama diyerek ortaya koyduğu komunizm hakkında değişimin orada bitmeyeceğini ortaya koyan makaleler yazılar vb gibi fikirleri ortaya koymuyorlar?
Komünizm, SINIFLI TOPLUMUN ORTADAN KALKMASI olarak SON aşamadır. Yani yeni bir başlangıçtır ve ondan sonrasını ancak-ne yazık ki- o koşullar belirler.
Fabula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Siz değilde bazı arkadaşlar insan sosyolojisini sonucu olan tarihi yasaymış gibi değerlendiriyorlar.
Bırakalım bu eleştirini, daha kötüsü resmen bir DİN, İNANÇ gibi, hatta sembol siyaseti yapıyorlar. O dereceye varıyorlar ki, işi kişiselleştiriyorlar bile, mürid misali, eleştirilere de küfürle dahi dönebiliyorlar.

Cehaletle, materyalizmi, komünist anlayışı, ideolojiyi bilmemekle, değil kapitalist kültürü, daha feodal dini siyaseti, garip feodal, teist siyaset-ahlak anlayışını aşamamış kişiler. Bu salt kişi olarak değil, mevcut sözde örgütlerde tarikatvari, inanç siyaseti üzerinden, bir çeşit takım tarafgirliği, bir topluluğa-sürüye bağlılık-aidiyet siyaseti gibi(hani olur ya sokakta, kişiler kavga ederler, birisi babama küfretti der, öteki anama, yok beriki dayımın oğlunu dövdü vb aidiyet siyaseti)...

Diğer yandan da meseleyi İYİ İLE KÖTÜNÜN savaşı gibi işliyorlar, bir çok insan böylece duygusal, inançsal, feodal bir tarafgirliğe ait oluyor, bildiği bir eşy yok, ama mevcut siyaset bunlar üzerinden şekillenen, dinsel motiflere sahip olunca, ürün de böyle oluyor. Ne iyi(allah vs) ile kötünün(şeytan), ne de doğru(din) ile yanlışın savaşı değildir bu. Bu tür sözde savaşlar din savaşıdır ve hepsi kendisini subjektif böylece ideolojik doğru ilan ederken, cahil, holigan, zombi kitleler edinir ve siyaseti de kof bir slogana dönüştürür. Körü, kuru bir duygusal ajştasyondur, savaş tellallığıdır ve gayet kolay da istismar edilir, provake edilir. Örneğin bugün bir çok AKP'liye kızmıyorum, kızamam çünkü doğru bildiği bu ve doğru olanı yaptığını düşünüyor, o raddeye varıyor ki kendisini feda etmeye dahi hazır, eee sözde aydın olduğunu iddia edenin farkı olmalı...

Bunun en belirgin örneği Zerdüştlük dinidir.

Yalnız bu tür kişi, gruplar vb kitleler üzerinden Marx değerlendirilemez, Marx başka, onu külte, puta dönüştürüp meseleyi kavramayan, savaş tellalı haline gelmiş, kinci, dinci, sembolcü, yıkıcı(yapıcı olmayan salt yıkımcı kof-basit anlayış), herhangi bir tarikat, kapitalist parti sürüsüne has kitle psikolojisi başkadır ve Marx'a tamamen uzaktır, yabancıdır(!) -ki bu egemen-hakim anlayışı kırmak dahi yüzyıllarımızı alabilir-ki devrim orada başlayacak.
Fabula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bazen bende yapıyorum bu hatayı , tarih tekerrur ediyor dediğim çok olmuştur. Tarih doğamı ki ?
Tarih tekerrür etmez. Bir an bile bir diğerinin ne tekrarı ne de ardışığı değildir. Zaman verili, müstakil, mevcudun hareketinden, dolayısıyla değişiminden soyutlanmış kıyasdan başka bir şey değildir. İlk kıyaslanan ile son kıyaslanan arasında gerçeklik farkı vardır, ilk artık verili bir gerçek değildir, gerçek olan müstakil mevcudun hareketi ve temsil ettiği o an'dır ve bizlerde belirgin değişimlerle zamanı soyutlarız. Lakin bu kıyas ettiklerimiz arasında bir ilişki-bağ olmadığı anlamına gelmez, önü sonu kıyas ettiğimiz mevcut-müstakil varlığın hal-durumlarıdır, o zamandan bağımsız ortadadır ve zamandan söz ettiğimiz an, demektir ki, hiç bir an-koşul, bir diğerinin ardışığı veya tekrarı değildir ama aralarında nesnel bir ilişki vardır, ilkide, son kıyas da, müstakil varlığın hareketi-değişimine dairdir, iki kıyas da mevcut olanın değişen hal-durumuna göredir, böylece mevcudun hareket-değişimine nazaran, tarih sorunsalı anlam kazanır.

Verili hal-durumun ve evvel tespit edilen hal-durumun analizinden, gidişata dair öngörülerde bulunuruz ve burada nesnel(objektif) bir ilişki-bağ vardır, bunu koparmadan objektif analiz ve öngörülerde bulunabiliriz ve tarih sorunsalı da böyle anlamlı olur.

Egemen sistemlerin tarihi ise, kendi çıkarları ve yerleşik anlayışa göre, subjektif olarak, masa başlarında, öznel-subjektif bakış açısının hakim olduğu çerçevede masa başında icra ed-eb-ilir ve böylece günümüz insanı, toplum, çevre, aile, okul, medya vb aracılığıyla önüne getirilenle aynılaşır(hemhal) olur ve düşünceleri de belirlenir... (kaba gidiyorum, detayı uzun anlatılar olur)

Bu bağlamda diyorum ki, Marx veya Materyalizme dair bir şeyler söyleyeceksek, yerleşik verili propagandalardan ziyade, kendi analizlerimizi yapabilmek ve tecrübe edinmek namına Marx'ı okumak gerekir. Popper vs bu gibi süslü söylemleri eleştiriden sayan yerleşik-egemen kofluğu da böylece bir kenara bırakmak mümkün. nasıl ki darwin evrim karşıtlarınca topyekün bir hedef, çarpıtmaya maruz kalıyor ve ortalık bunalrın ürettiği çarpıtma, yalan, combızlama, boş laf kirinden geçilmiyorsa, Marx'da aynı yol, yöntemlerle hedef edilmiş durumda, ve nasıl ki bir evrim karşıtının safsatalarla dolu yazdıklarına cevap vermek kolay değilse(zira oturup Evrim teorisini sayfa, sayfa muhataba anlatma sorunu doğar) Marx'da öyşe. Yani ben oturup Marx'ın binlerce sayfa yazdığı yazıları buraya alıp, binlerce sayfa aktarıp, yorum yapamam...

Bir yanda din egemen bir dünya-> Darwin olmak
Diğer yanda kapitalizm egemen bir dünya'da Marx olmak... Kolay değil.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 23-04-2018, 10:03
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Leonardo dan alıntı
Çünkü gerçek bu: Sadece "Atatürkçü" ya da sadece "Marksist" olmak yetmiyor. Ona bakarsan Çin de "Marksist". O yüzden 15-16 yaşından itibaren "Çin'in neresi Marksist yaw?" diye bizim sormamız lazım.
Konu dışı oluyor mu bilmiyorum.
---------------------------

Bana göre ÇİN konusu bayağı incelenmesi gereken konu Bu ülkede hem komünist Parti iktidarda hem ülke genelinde planlı bir kalkınma modeli uygulanıyor.
Bir yandan da özel mülkiyet ve emperyalist sermayeye açılmış bir ülke Yüksek oranda artık değer ve aşırıya varan bir sömürü görülüyor.

Çini incelediğimizde nasıl bir üretim araçlarının varlığı ile komünizm e gidilebilir Komünizm in gerçek nesnel şartları nelerdir. Çini incelediğimizde hangi koşullar komünizm için elverişlidir gibi sorularla karşılaşıyoruz.
Ve Sovyet modeli dünyaya erken gelmiş komünizm olarak görülüyor. Bana göre.

CİN gerçekten bir bambaşka sosyalojik vaka. Bu konuda uzmanlar araştırma yapacaktır,Sanırım.
Bana göre erken gelmiş komünizm in sorunları bambaşka oluyor.
Ben geçek komünizm in AB ülkelerinde daha anlaşılır olacağına inanıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 23-04-2018, 10:50
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

1-Ben sadece, mesela 60 kuşaklarının 70 kuşaklarının anlayışının bizler tarafından biraz farklı yorumlanabileceğini savunuyorum .

2-Burjuvazi TR'de milleti eziyor. Fransa'da sınıf farkı o kadar çarpıcı değil. Ama Fransa'da insanların yarısı solcu, Türkiye'de insanların yarısı şeriatçı.
Bunlara da dikkat etmek gerek .
----------------
Sn Leonardo.
Bu iki yazıda senin yazından alıntı yapılarak aktarılmış.
*
1 - inci yazıyı anlayamadım Niçin 60-70 kuşağı ile ayrışıyorsun. Bu farklı yorumlama yı anlamak istiyorum.
Bizde yani 70 kuşağı olarak anlayamadığımız bir çok olay, örgütlenme ve yorumlar oldu.

BİRİNCİSİ şu 12 eylül öncesi devrim için fırsat elimize geçmişken devrim yapamadık. İKİNCİSİ ise bütün devrimci örgütler birbirlerine düşmanlık derecesinde bir birlerine rakipti yani düşmanlık derecesinde.
Bu iki çelişkiyi bu gün bile anlamakta zorluk çekiyorum.
Siz yani yeni kuşak olarak bizi nasıl tanımlıyorsunuz ve nerde ayrılıyoruz.
*
2- inci yazdığın benimde alıntıladığım yazı hiç anlaşılamayacak bir yazı değil o alıntıyı şimdide anlıyorum 1970 lerdede anlıyordum.
Bizim gibi ülkelerde burjuvazi çok fazla barbar olur kendi halkına karşı, çünkü elde ettiği artık değerlerin tümünü kendisi kullanamaz bir çoğunu gelişmiş ülke burjuvazisine kaptırır.

Bu barbarlığı iki şekilde sağlar 1 insanları farklı meshep ve inanç la böler ikincisi devleti vahşı olarak kullanır.Ama Farnsa gibi gelişmemiş ülkeler artık değer hırsızlığı yapan rejimler kendi halklarını hoş tutar onları memnun ederek hırsızlığına ortak eder.
Onun için sol solculuk oralarda keskin çıkışlar yapmaz işçilerde öyle. Solun güçlü olması hatta iktidar ortağı olması onlar için tehdit değildir.
Bunun sebebi burjuvazi vahşetten vaz geçti daha nazik olduğu için değil Başka ülkelerin kaynaklarını soyabildiği içindir.

Devlet dinden elini çeksin şeriat ve cemaatler bir günde kaybolur gider. Onun için cemaat ve şeriatlar değil tehdit olan devletin insanlara bakışıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 23-04-2018, 14:34
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

Çin konusunu ayrıca tartışmak gerekecek evet.
Orası bazı Marksist unsurları benimsemiş, yoğun tarım ve sanayileşmeye yönelmiş, Fakat 70'lerden sonra komünizm'den çıkmış (sadece adı komünist olan) bir ülke. Rejimi de çok katı ve ezici bir rejim. Yine de planlı toplum modeli sayesinde yabancı şirketleri kendine çekmeyi her gün daha iyi beceren bir yapılanma.


Ama konu çok geniş. Ayrıca ele almak gerek.


1- Sadece ben değil. 90 sonrası kuşağa yurt dışında "X kuşağı" derler, Ben de bu mantığa göre Y veya Z kuşağı oluyorum (popüler kültürde bir takım benzetmeler )


Bunun anlamı, mesela gelişmiş ülkelerde ve 1960'larda, adam dağlarda yaşayıp, dans edip, tosbağa ile Katmandu'ya gidip, bol bol sevişip anarşizmi yaşayıp, sonra 3-5 sene sonra geri gelip iş bulup aile kurabiliyordu. Noam Chomsky'nin zamanında ABD üniversiteleri harç ile ödenirmiş (20 daolar filan) hatta harç zorunlu da değilmiş. Şimdi ABD Üniversiteleri 40,000 dolardan başlıyor. 90'ların ortalarında bile bu rakkam 3000-5000 dolar idi.


Onun için eski dönemleri, ben biraz küresel olarak bilirim, çünkü yaşamadım, Ama biz gerçekçi olmak zorundayız, iş bulmak, aile kurmak zorlaştı. Türkiye'ye dönelim. Diyelim ki başardın. Üniversite de kazandın. Okudun, iş buldun. Sonra her şey cukka'ya bakıyor. Çocuk anaokuluna gidecek, özel okula gidecek, Üniversite için cukka lazım (normal zekalı bir çocuk için devlet üniversitesi bence çok zor). Yani dönem farkı var.


O yüzden burada tartışıyoruz. Ama biz o kadar "idealist" olamayız. Putin gibi, Trump gibi, Tayyip gibi varlıklar gelince hızlı ve somut yanıt vermek durumunda kişileriz. Çoğumuz keçi derisinden hırka ile hippi komünlerinde filan bulunamadık


Biraz uluslar arası yaklaştım bu konuda. Tabi ki kopukluk da yok. Ama bunun dışında, dünya da değişiyor, liberalizm değişiyor.


Örnek: her yerde kameralar var. Sözde terör eylemlerinden korunmak için. Ya da Facebook gibi programlar kişisel verilerimize kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Bakanlar, devlet büyükleri Twitter siyaseti yapıyor. Gezindiğimiz sanal ortamlarda troll adını verdiğimiz paralı sohbeti engellemek isteyen kişiler var.


O yüzden Marksizm aynı Marksizm zaten olamaz. Yeni uyarlamalar, yeni yaklaşımlar olacak.


Cumhuriyetçilik de öyle. Atatürk dönemine göre hem eski hem yeni meydan okumalar var. Hitler ve Musolini'ye benzer, ama onlardan daha akıllı ve sanki daha ılımlı Putin / AKP gibi kişilikler var.


Her şeyi baştan analiz etmek gerekiyor. Marks metinleri de ciddi katkı sağlıyor. Ama ben mesela "Devrimi yapınca hallolur" demiyorum. Daha farklı analizler / tartışmalar filan olduğunu düşünüyorum.


2- (ikinci paragraf). O zaman Fransa'dan devam edelim. 1789 devrimi tıpkı bizdeki gibi tepeden inmeydi. Devrim sırasında aç kalan halk bir nevi "yönlendirildi". Ama 1850'lerden itibaren, Paris komünü olaylarından itibaren, resmen kan döktüler. 1950'lere kadar halkın durumu oldukça zordu. Sonra sol partiler / sendikalar, sol hükümetler sıradan halkın yaşam düzeyini bizdekinin üstüne çıkardı.
Sermaye bunu tabi ki istemedi. Niye istesin? Bugün Çin'e kaçıp kendi halkını işsiz bırakan şirketler, o zamanlar mesela günlük çalışma saati limitinin 8 saate inmesine, işçilerin yılda 10-15 gün paralı izin kullanmasına filan itiraz ediyordu. Yine siyaseti takip edenler bilirler: - Bütün kazanımları geri almak istiyorlar.


Onun için cumhuriyet rejiminde sağ ve sol olmak zorunda. Çünkü temel dialektik bu sermaye ve sıradan halk üzerinden gider. Daha önce de dedim. Sermayeye bırakırsan, çocuk işçiliğini bile geri getirirler. Böyle bir hegelci dialektik var. Marks da bu dialektik mantığından yola çıkıp kendi yorumunu getirmiş. Ama işte Marksın dediği her şeye körü körüne de inanmıyorum. Marks'ın üzerinden 150-200 yıl geçti, sol da değişecek demek istiyorum
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 24-04-2018, 00:47
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

Fabula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn Kartopu

Aynen öyle , gelişmiş dediğimiz bu toplumlar emperyalist kapitalist toplumlar. Toplumun tamamı da değil tabiki de.

Kapitalistlerin aklı yokmuş gibi davranmayalım. Kapitalistler komunizm ve benzeri düşünceler ortaya çıkmasın diye elbetteki önlemlerini alacaak. Bu gün böyle yarın başka bir yol bulurlar.

Onlar sürekli eylem içindeler. Üretim eylemi

Biz ise kehanet bekleyen müritler gibi .

Marx ın öngörüsü !!!!!
Öngörüsü tutmamış arkadaş. 100 yılı geçmiş. Belirtisi bile yok.
ne can sıkıcı tipler var arkadaş ya.
anarşiste marksistlik yaptıracaksınız illa ki.

hangi öngörüsü tutmamış kardeşim.

kapitalizmden emperyalist-kapitalizme evrilme süreci mi tutmamış.

finans-kapital öngörüsü mü
tröstleşme-tekelleşme öngörüsü mü (onca yasal düzenlemeye rağmen)
krizlerin yapısal olması ve gittikçe hem sıklaşıp hem de daha da şiddetlenmesi mi
bonapartizm mi
faşizm mi
hangisi tutmamış

bu arada sn Leonardo
çin'den bahsederken sonuçta bir devletten bahsediyorsunuz.
geçmişi bugünü yarını başka tartışma.
ama bir devletten Komünist diye bahsedemezsiniz.
devletsiz toplumdur komünizm.
bir yönetim biçimi değildir.
zaten bildiğinizi biliyorum.
ama dikkat edelim bu ayrıntıya.
hassasiyeti olanlar var.
mesela benim gibi.

bi de anarşizm kelimesini itibarsızlaştırmaya yeltenme ağzına biber sürerim.
katmanduda sevişerek değil yunanistanda devleti hatta AB'yi altına sıçırtarak yaşanan şeye anarşizm diyoruz.
bak ben bu tarz sözde cehaletlerde kasıt ararım.
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 24-04-2018, 07:19
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Nihilist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ne can sıkıcı tipler var arkadaş ya.
anarşiste marksistlik yaptıracaksınız illa ki.

hangi öngörüsü tutmamış kardeşim .
Komunizm öngörüsü tutmamış.

Halen can man dediğinize göre bırakın komunizm , anarşizmi , siz daha dogmalarınızdan kurtulamamışsınız.

Canı çikasıca diye beddua da edebilirsiniz yakışır.
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 24-04-2018, 07:55
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Sermaye bunu tabi ki istemedi. Niye istesin? Bugün Çin'e kaçıp kendi halkını işsiz bırakan şirketler, o zamanlar mesela günlük çalışma saati limitinin 8 saate inmesine, işçilerin yılda 10-15 gün paralı izin kullanmasına filan itiraz ediyordu. Yine siyaseti takip edenler bilirler: - Bütün kazanımları geri almak istiyorlar.

Sn Leonardo.
Bu ÇİN meselesi ayrıca incelenmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü ÇİN i incelediğimizde son günlerdeki sermaye akışkanlığını da incelememiz gerekecek. Bence ÇİN ayrı bir başlık olmalı.

Marks da bu dialektik mantığından yola çıkıp kendi yorumunu getirmiş. Ama işte Marksın dediği her şeye körü körüne de inanmıyorum. Marks'ın üzerinden 150-200 yıl geçti, sol da değişecek demek istiyorum

Bende körü körüne inanmıyorum. Dediği yaşadığı zamana ait ne demek istediği bu zamana ait işte ne demek istediği bizim Marks ı anlamamız onu zamanımızla birlikte yorumlamamızdır.
Marks ı ne dediği ile anlamaya çalışsak onu ayet gibi okuruz Marks in düşünme biçimi ni bu gün yaşadığımız zamanı da dikkate alarak yorumlarsak hem zamanımızı ve mücadele yöntemini anlarız hem çelişkileri anlarız.

Örneğin: Marks ın zamanında mıknatıslı motorlar bile henüz ortaya çıkmamış sadece tasarı olarak vardı. Bu gün yapay akıl ve robotlu üretim den söz ediyoruz.
Marks ın zamanında işçiler 12 -16 saat çalışıyordu bu gün 8 saat bile fazla geliyor.
Zamanımız da insanlığı tehdit eden bu yapay akıl ve robotlarla üretim biçimi .Ayrıca dünya artık küreselleşti insanları ve şirketleri sınırlar tutamıyor.

Biz bu gün kü çelişkileri ortaya koyduğumuzda ve teknolojinin getireceği rahatlığı ve sıkıntıyı anladığımız da Marks ı da konuşuyor olacağız.

Şu 60-70 kuşağı ile nerde ayrışıyorsunuz bunu anlamadım. Dünyayı anlamakta mı, yoksa Teknoloji kullanımında mı veya eylem biçimlerinde mi.
Bunu anlatırsan, 60-70 kuşağı olarak uyarıda bulunmuş olursun . İnsanız fark edemediğimiz şeyler olabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 24-04-2018, 09:48
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

Fabula´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Komunizm öngörüsü tutmamış.

Halen can man dediğinize göre bırakın komunizm , anarşizmi , siz daha dogmalarınızdan kurtulamamışsınız.

Canı çikasıca diye beddua da edebilirsiniz yakışır.
1) tarih mi vermiş bu arkadaş da tutmamış.

2) bi deyimden yola çıkıp (can man ile dogma arasında nerenden bağlantı kurdun can kelimesinden ne anladın gerçekten bi çeşit angut falan mısın sen) hangi dogmalarımdan kurtulamadığımı bi anlatsana. anlat anlat da biraz gülelim.

3) komünizm öngörüsü tutar mı tutmaz mı belki görürüz belki birçok nesil göremez bilemem.
ama diğer öngörülere değinememişsin.
niye.
bal gibi tutmuş di mi.
ondan mı can sıkıcıdan canı çıkası diye beddua etmeye bağ kurabildin ama mesela tröstleşmeye dair bi kelime edemedin.

Konu Natan tarafından (11-05-2018 Saat 20:53 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:55 .