
09-06-2018, 12:57
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
> Bilim, Din , Felsefe Ve Bilgi Paylaşımı
Felsefe nedir. Kısaca bana anlatmanızı rica ediyorum.
Felsefe kendisi bilgi sevgisi anlamına geliyor .yine matematikte yakın bir anlama gelir. öğrenme isteği, araştırma, okuma, düşünme merakı/meraklılık.bunların kendi biraz felsefedir. ama özelde ise varlıkbilim-ontoloji , epistemeloji/bilgi yapılandırma, etik-ahlak , siyaset/yönetimbilim-mantık ..bunların hepsi felsefe kolları ve alanları olarak görülür.belki hukuk bir felsefe alanı olarak eklenebilir. sonra toplumbilim-insanbilim, yaşambilim bunların hepsi aslında felsefedir. kimi mutluluğu aramaktır der kimi ataraksiyaya ve epokheye erişmek çabası der felsefe için. felsefe bilgiyi rasyonalize etme ya da sistematize etme ve artırma çabası gibi görülebilir. bilgi ve deneyimi genel olarak artırma ve iyinin bilgisi peşinde koşma denilebilir .her şey denilebilir.bilgiye ulaşma sistematiği olarak görülebilir .işin aslı felsefe geniş bir tanım. ama sanırım iki yerde felsefe var. birincisi kişinin genel merakının peşinden gitmesi, sevdiği işi yapması ve öğrenme ve keşif isteği...diğeri de varoluş sorununu ve ontolojiyi çözümleme ve açma işi.buna bir de toplumsal sorunları giderme/çözümleme ve buna genel duyarlılık belki eklenebilir... öğrenme sevinci en genel felsefe tanımıdır. felsefe bilgiye açık olmak ,öğrenmekten ve kendine yeni bir katmaktan mutluluk ve coşku duymaktır...
> Bilim, Din , Felsefe Ve Bilgi Paylaşımı
Felsefe: Sosyal sorunları temel bir mantık çerçevesinde sorunları çözme faaliyetidir.
Sorum şu
Kimler felsefe yapar?
herkes biraz felsefe yapar ama siyaset denilen bir şey var. hani politik olmak ve politik davranmakta deniyor. benim anladığım felsefe bunun tersi gibi...yani politika olmayan ( yönetmek ya da çıkar için olmayan ya da duruma göre kıvrılmayan) biraz felsefedir. objektif ve açık tutum biraz felsefedir.. felsefe yaşamla ve bilgiyle olan bağ gibi.bağın kendi gibi.. tarkovsky nin bir sözü vardır -ilkelerine ihanet eden insanlar yaşamla olan bağını yitirirler.. özgür düşünce felsefe yapar. yaşam ve bilgi sevgisi olan, insan ve doğa sevgisi olan felsefe yapar/üretir. düşünsel ruhsal olgunluğu, sevgi/paylaşma kavramı ya da bunların arayışı ve gelişimi olan herkes biraz felsefe yapar.. felsefe politika değildir-felsefe en çok politika değildir ve hiç poltitik değildir.işin aslı politik olmayan felsefedir/filozofidir... Buradaki politik olma kavramı yönetme/çıkar ilişkisi-iletişimi denklemi gibi soyulabilir..
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

22-06-2018, 12:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Ateist & Müslüman & Deist & Hristiyan& Agnostik Tartışma Platformu
Soru/Paylaşılan:
A.M.A : Mükemmel gördüğünüz ve sizi İslama girmekten alıkoyan soruları yazın. Ateist deist ya da hangi inanç olduğu fark etmez.
---
Yanıt:
soru?
varlık nedir?
yokluk nedir?
var nedir?
yok nedir?
olmak nasıl tanımlanır?
tanrının tanımı nedir?
ben kimim? ben demek nedir?
özne kimdir? kimlik nedir? kim olmak nasıl tanımlanır?
öznellik nesnelik ne anlama gelir?
varoluş nedir?
gerçeklik-realite nedir?
ölüm ve yaşam nedir?
zıtlıklar ne anlam ifade eder?
enerji ve varlık yoktan varolabilir mi?
varolanı bir varlık ortaya koyabilir mi?
zaman nedir?
zaman başlayabilir mi?
hareket nedir?
çokluk birlerin çokluğu mu? çokların çokluğu mu?
varlıkta tin,töz,öz ,kaynak gibi ifadeler var mıdır mümkün müdür?
bilincin kaynağı onun içindeki bir nesne olabilir mi?
varoluşun kaynağı yine onun içindeki bir neden olabilir mi?
nedensellik bir baş neden ve ilk oluş/ilk olan ilkeye sabitlenebilir mi ve götürülebilir mi?
sonsuzluk nedir ne anlama gelir?
varoluş başlayabilir mi?
eğer varoluş varolmaya başladıysa ve başlıyorsa daha önceki durumu neydi?
olmak ya da varolmak denilen kendi yokluğuna ve önceline indirgenebilir mi ve bu indirgeme ile çözümlenebilir mi?
ilk kez varolmak gibi bir saptama ne ifade eder?
zamanlar başı ve olmalar-başı ya da olanın olmaya başlaması ve başlangıcı (ya da olanın yoktan içsel bir kudretce ortaya getirilmesi) gibi kavramlar ve tanımlamalar ne ifade eder? öncesindeki durum tanımı ve etiketi nedir?
varolmak onu üreten köken, neden ya da sebeplere indirgenebilir mi ve bunun/bunlar üzerinden tanımlanabilir mi ve çözümlenebilir mi? bunlar kavramsal indirgeme ya da soyutlama hataları mıdır?
olmak başlangıçsız ve sonsuz ve kendi içinde çatışkısız-dingin öylece hep var olabilir mi?
zaman geniş zaman yekpare bütün zaman ya da ilk zamansız zaman olabilir mi?
zaman insan algısına göre görece ve başlangıçsız olabilir mi?
zamanda ilk ve başlangıç diye bir yön/yer ve evrensel bir objektif bir realiteye (ya da evrensel objektif bir gözlemciye göre) gerçek bir geçmiş ve ilk zaman olmaması mümkün müdür?
şimdi zamanın temeli midir?
izafiyet ya da subjektivite tek evrensel gerçek ve realite midir?
objektif bir realiteye göre başlangıç çatışkısı tanımlanabilir mi? olmak çatışkısı var mıdır?
varlıkta objektif bir başlangıç çatışkısı ya da objektif ilk zaman var mıdır?
varlıkta objektif bir gerçeksizlik çatışkısı var mıdır?
olanın olmadığı geçmişsel bir düzlem var mıdır?
varlıkın varlıklardan ya da oluşlardan yoksun olduğu tanımlı ya da tanımsız zamanlara bağlı dönem/hal ya da varlıkın içinde devinimler ya da evrenler olmadığı objektif geçmişsel bir düzlem var mıdır ? tanımlanabilir mi? bu tip tanımlamalar subjektif gözlemci yanılsamaları mıdır?
maddeye göre zaman var mı? nasıl tanımlanır?
evrenimiz ilk ve son evren midir?
zaman üzerinde ilk diye bir nokta ya da ilk zaman ve ilk şimdi ya da şimdiler-başı/başlangıcı ya da şimdinin olmaya başlama zamanı gibi bir zaman işaretlenebilir mi? bu işaretleme objektif bir realite de ne anlam ifade eder?
varlıkta evrensiz ve gerçeksiz (gerçeklikten yoksun) bir taban bulunabilir mi?
varlıkta onu yine kendi içinden ve içten üreten ona aşkın bir içsel ilkvarlık, başvarlık bulunabilir mi?
varlıkta bir varlık (içvar ve içvarlık, içkin bir seçici özne/ kimlik ya da olgusal durum sentezi) diğer varlıkların ve tüm varların/ varlıkların başı (varlıklar başı ve sorumlusu) ve tüm zamanların tüm varlıklarının hem baş hem de ilk ve son yaratıcısı ve baş-ilke , hem başyaratan hem ilkyaratan hem de son yaratacak son yaratan ve tüm zamanlar için tüm özneler ya da tüm nesneler baş başı olabilir mi?
gerçeklik tabanı ve ilk gerçek arayışları zaman ilüzyonuna bağlı ve gözlemci izafiyetine göre ve subektif gözlemciye göre yanılgılar mıdır?
gerçekte bir zaman geçişi var mıdır? zaman geçişi ve akışı nedir? zaman bir gözlemci ilüzyonu mudur?
içkin varlıkın ya da içkin subjektivitenin ya da olası içkin yaratıcıların ve yaratıcılığın varlıka aşkın tanımı ya da içyaratıcıların ya da gözlemci yaratıcıların oluşa aşkın tayini gerçek objektif bir realiterlikte nasıl yorumlanır?
tek bir bir gözlemcinin içkin yalıtımı ve oluşa aşkın tayini ya da monoteistik düzlemin tekbir tanrı ilanı ya da oluşa aşkın merkezi irade ve güç tayinleri kompleksleri objektif bir inceleme de ne anlam ifade eder?
henüz neyi bilmiyoruz ya da gözden kaçırıyoruz?
varlıkta aşkınsal töz ya da ilk neden var mıdır?
yukarıdaki soruların objektif realiter /genelgeçer yanıtları nedir?
sorulan soruların objektif sonuçlarına ya da sonuç olasılıklarına göre ya da olası açık yanıtlarına göre ya da açık olasılık sonsuzluğuna göre ya da alternatif yanıtların kuantum kesinsizliğine göre çıkmaz deneyimleyen gözlemci ne yapmalı?
evrensel genelgeçerlere göre ya da evrensel bilgi araştırmacılığına göre ve evrensel kafa patlatmalara ve evrensel kavrayışlar ışığına göre tanrı reddedilebilir mi? ya da reddedilebiliyorsa ve bu diğerlerine subjektif indirgenemiyorsa, gözlemci bunun çırpınmasını vermişse ya da tıkanmış ve tükenmiş hissediyorsa ve bunun acısını/sorununu duyuyorsa bunu duyan gözlemci ne yapmalı?
bu çatışkıdan bunalmış patlayan gözlemci ne yapmalı?
objektif kavrayışlar için yaşam patlatmış/eskitmiş gözlemciler basit saçmasapan bilgi çukurlarında ve acayip çatışkılarda bilgi tabanından henüz yoksun söylemcilerle eşkaynaşmak, eşsöyleşmek istiyorsa?
ya da tanrı reddinin mantıklı nedenlerini bilir koşullarda ortaya koymak ve bilgi paylaşmak istiyorsa?
tanrı reddinin objektif kavrayışlar ya da evrensel kavrayışlar eşliğinde ya da ışığında mantıksal tutarlığına ilişkin empatisel geçiş arıyorsa?
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

26-06-2018, 11:31
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Parmenides'in On Natura'sı
yana yıkıla bu ara Parmenides'le ve onun On Naturası ile karşı-teizm üretiyorum.
facebook gruplarında şu an ve şu aralar bunu yapıyorum/deniyorum.
On Natura bana mısın demiyor...
Nasıl başladı? Nasıl Oluştu? İlk? İlk hareket eden? kim kımıldadı-ney kımıldadı-kımıldattı? diyenlerin hepsine On Natura yapıştırıyorum ve Parmenides kopyala-yapıştırıyorum_ oh ne rahat
Sonra da ekliyorum ben demiyorum bak Parmenides diyor. Bak 2.500 sene önceden diyor..
Aşağıdaki bir-kaç linki ve alıntıyı kullanarak; Parmenides'e göre;
Akıl ve Gerçeklik yolunun yani aklın yaratılışın mümkün olmadığını tanıtladığını ve gösterdiğini, oysa duygusal tanıklığın ve sanıların (sanı yolunun ) bizi bilgi ve gerçekten uzaklaştırdığını ve tersini öne sürdüğünü söylüyoruz. Bunların hepsini de biz demiyoruz haa Parmenides diyor deyip ekiliyoruz ve çıkıyoruz aradan.. _oh ne güzel...
günlerdir nerdeyse sadece parmendies'e göre yazıyorum facebookta...
parmenidese göre, nokta
onalrca parmenides'e göre ve yüzlerce parmenides'e göre
Şimdi yalnızca tek, tek bir yol kaldı — Vardır.
Bu yolda varlığın yaratılmamış ve yokedilemez olduğunu gösteren birçok tanıt bulunur.
Bütündür, türdeştir ve devimsizdir ve hiç sonu gelmez.
Ne vardı ne de olacaktır.
Çünkü Şimdi vardır, hep birlikte, tek ve sürekli.
Öyleyse onun için hangi türeyişi arayacaksın?
Nasıl, Nereden büyüdü?
‘Olmayan'dan geldiğini söylemene ya da düşünmene izin vermeyeceğim:
Çünkü olmadığı söylenebilir ya da düşünülebilir değildir.
https://sokaktayim.blogspot.com/2013...a-uzerine.html
|
|
Sonuç: Parmenides'e göre varlığın ayratılmamış olduğunu gösteren tanıtlar vardır ancak bu tanıtlar tabi ki akıl yolunda bulunur..
Parmenides'e göre, evrende değişen hiçbir şey yoktur. Gerçeklik mutlak anlamda birdir, kalıcıdır, süreklidir, yaratılmamıştır, yok edilemez; o ezeli ve ebedidir; onda hareket ve değişme yoktur.
Parmenides bu sonucu şöyle bir akıl yürütme çizgisiyle elde etmiştir:
Var olan herşeyi gerçeklik, Varlık olarak niteleyelim. Varlık varlığa nereden gelmiştir?
Burada iki alternatif vardır: Varlık varlığa ya varlıktan (yani, varolan bir şeyden) ya da yokluktan (yani, var olmayan bir şeyden) gelmiş olabilir. İkinci alternatif, tüm Yunanlı filozoflar gibi, Parmenides için de kabul edilemez olan bir alternatiftir, çünkü Yunanlılara göre, hiçten hiçbir şey çıkmaz. Birinci alternatif söz konusu olduğunda ise, Varlığın yaratılmamış olduğu sonucu çıkar, çünkü O varlığa kendisinden gelmiştir. Yani kendi kendisiyle aynıdır.
Varlığın, Parmenides'e göre, parçaları da yoktur. Öte yandan, Varlığın dönüşümsüz/başkalaşımsız olduğu da söylenmelidir. Öyleyse, Varlık hakkında, O'nun var olduğu dışında hiçbir şey söylenemez. Varlık dönüşemez, değişemez, çok olamaz/artamaz (aşkınsallık tersi), zira hareket eder- kendi dışına taşar, değişir ve çok olursa/artarsa, var olmayan bir şey/kendi olmayan şey, yani yokluk haline gelir. Varlığın var olmak dışında hiçbir özelliği yoktur.
Parmenides Varlıkla ilgili değişmezlik öğretisinin bir sonucu olarak, içinde yaşadığımız dünyanın gerçek olmadığını, gerçekten var olmayıp, yalnızca bir görünüş olduğunu öne sürer.
Parmenides'in gerçeklik ve görünüşten oluşan ontolojik nitelikli ayrımına, akıl ve duyulardan oluşan epistemolojik nitelikli ayrımı karşılık gelmektedir. Ona göre, duyuların tanıklığına güvenmek, bizi görünüşler dünyasına, değişmenin gerçek olduğu sonucuna götürür. Oysa, aklın sesini dinlemek bizim gerçek Varlığa yönelmemizi, gerçek Varlığı temaşa etmemizi sağlar.
http://www.ekultursanat.com/felsefe/...77-Parmenides-
|
|
Sonuç: Parmenides'e göre gerçeklik, evren ya da varlık yaratılmamıştır
ya da
Parmenides'e göre gerçeklik, evren ya da varlık, ürememiştir, türememiştir, oluşmamıştır.
Sonuç 2: Parmenides'e göre, aklın yolunu izlemek bizim gerçek Varlığa yönelmemizi sağlar ve bizi gerçeklere götürür.
Parmenides'e göre duyuların tanıklığına güvenmek, ve sanı yolunu izlemek bizi geçiciliğin gerçek olduğu ve varlığın oluştuğu sanısına ve sonucuna götürür.
‘'bir anlamda o,oluşmamıştır ve bozulamaz,
zira eksiksiz,sarsılmaz hem de ereksizdir;
ne bir zamanlar vardı,ne de olacak.
Madem halihazırda vardır evren;hemhal, bir, sürekli…
Hangi minvalde gelişmiş olabilir?
Varolan-olmayadansa,ne söz etmene izin vereceğim senin ne de düşünmene;
zira söz edilebilir değil, ne de düşünülebilirdir ‘'yoktur''.
sonra ya da önce, hiçlikten fışkırmaya?
Böylece ya bütünüyle hazır olması zorunludur ya da olmaması.
Ne de inanç kudreti izin verecek var olmayandan
meydana gelmesine bir şeyin kendinden öte;
bu sebepten,
ne oluşa icazet vermiştir Dike,ne de bozuluşa, bırakmak suretiyle zincirleri,
Oluşmadıysa,vardır;oluştuysa,yoktur.
Çünkü varlık hiçlikten gelemez.
Her şey oluşsa,başta hiçlik vardır ve hiçlikten varlık türetilemez. Vardır ve bozulamaz,çünkü bozulmak için hareket ve değişim şarttır,hareket varsa değişim vardır.
http://babi-bebo.blogspot.com/2017/1...a-hakknda.html
|
|
Sonuç:
Parmenides'e göre varolan olmayandan ve kendinden başka olandan olamaz
Parmenides'e göre varolan/varlık oluşmamıştır ve amaçsızdır.
Parmenides'e göre Varlık oluştu demek o yok ve hiç bir zaman yoktur ve hiç olmayacaktır demekle de eşittir.
Parmenides'e göre varlığın hep/her zaman ya bütünüyle olması zorunludur ya da hiç bir zaman olmaması
Ama sözünü ettiğim çok tartışılan tanıtlamayı uslamlama yoluyla yargıla
---
"Kımıldamadığı, başlamadığı, doğmadığı ve göçmediği için aynı şey olarak, aynı şey içinde kalarak, kendi kendine yatar." -
"Var olanın dışında 'başka' olmayacaktır" - Parmenides
"gerçeklik, ne başka birşeyden doğar, ne de geçicidir; bütündür, kendi sınıfında tek, devimsiz ve sonsuzdur." -Parmenides
"Varlık ayırılabilir değildir, çünkü bütünüyle kendisi gibidir. Hiçbir yerde daha çok değildir, çünkü yoksa bir arada durmayacaktır, ne de daha azdır, çünkü herşey Varlık doludur. Herşey (Evren) tek bir birleşik bütündür, " -Parmenides
"ve burada daha çok, orada daha az olmak üzere, Onun aynıya ulaşmasını engelleyecek bir yokluk yoktur;"
Parmenides
http://www.ideayayinevi.com/2014/on_...erine_siir.php
|
|
Sonuç:
Parmenides'e göre varlık başlamamıştır.
Parmenides'e göre ilk kımıldama yoktur.
---
ve diyorum ki onlar hey hey
Eski yunan ve felsefenin temel yapılandırıcılarından birine göre berrak bir şekilde akıl ve mantık ilkeleriyle Varlık'ın yaratılmadığı, türemediği ve ortaya konulmadığı sonucu sadece iki işlemle ve çok açık biçimde ortaya çıkıyor ve bu ortaya konulabiliyor ve çözümlenebiliyor...
ve ona göre bu akıl ışığında bu tanıtlanaibiliyor.
Kimsenin aklıyla dalga geçmiyoruz.
Şimdi Parmenides'e sorarsanız akıl, tanrının ve yaratılışın tersini tanıtlıyor.
Parmenides diyor ki; duygu ve sanı yolunu ya da duyguların tanıklığını takip etmiyorsak akıl bizi gerçeğe götürür.
Ben demiyorum o diyor!
Sonuç:
Ama Parmenides'e göre bu tanıtlamaları uslamlama ve akıl yürütme ile yargılamalısın...
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

28-06-2018, 12:57
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Vicdani Ret, Ahlaki Ret ya da Düsünsel Onaysızlık ve Ret Kavramına Dayanarak Tanrının Sayılamamasının ve Reddinin Açıklanması
Orda sayılamaması dedik. İstense de sayılamadığı bir nokta var. an gelir....
Tanrı düşüncesinin kötü ve yanlış bir şeyi ve durumu saymamak ve onaylamamak gibi olduğu ve bunun çıkıp geldiği bir an var.
Tanrı düşüncesinin bir yanlışa onay ve geçit vermemek yada kendinde olanı görmek ve oradan sonra Tanrının sayılmasının bir sorun olarak görüleceği ya da istense de bunun yapılmayacağı bir an var...
--
Vicdani ret dediğimiz şu. Kimi insana yalan söyletemezsiniz. Ezilip bükülür yine de söyleyemez. Kıpkırımızı kızarır ve bunu beceremez. Eline bir silah verseniz de bir insana ateş ettiremezsiniz.
Bu yapmak istemediğin bir şeyi yapmamak ya da vicdanen yapmak istememek anlamındadır. hatta bazen yapmak istesen bile yapamamak ve neredeyse fıtratına ters düşmesi anlamındadır.
Tanrıyı bir gün insan vicdanı ve düşüncesi tabiri caizse kusuyor ve bir gün Tanrı, vicdana, merhamete, insan sevgisine ve akla ,bilime, eşitliğe -bilgiye ve özgürlüğe uygun (onaylanası) bir durum olmaktan çıkıyor. Bünye (akıl ve vicdan) onu kendinden kusuyor. Asıl orda tanrıyı kabuletmek bir yana kabul ettim diyebilmek bir mümkün değil ama sorun da bu değil..
bu teist ateist çatışması sunan arkadaşlar sunulan vicdanı anlamıyorlar ya da anlamazlıktan geliyorlar..
Arkadaşlar bunu anlamıyorlar.. Tanrının feshi gibi bir yer var...ordan sonra Tanrı yok olması da mümkün değil. Geri dönüş felan mümkün değil. Vicdan açık ne ve huzurlu orda, hiçbir ikirciklik yok..
Bunda sonra Tanrı Tanrı demek bir erkeğe neden doğum yapmıyorsun ki ya da döllenmiyorsun demek gibi olacak ... Mümkün değil. Tanrı vicdani bir ilke olarak ölmüştür/sönmüştür. Bilgi tabanı yetersiz de olsa... Bu hem bir seçimdir hem bir karardır da.. Bir şeylerin yanlış olduğu ve bunun mutlak onaylanmaması gerektiği ve Tanrı düşüncesinde bu haliyle mutlak mantıksal bir hata ve mutlak çelişki olduğu vicdanı ve sezişi gibi bir vicdani açıklıktan/sonuçtan bu gelişiyor...
Olanı biteni anlamıyorlar....
---
Bu arada bir anekdot anlatayım.
Eskiden nüfus sayımları vardı ve bilinen son nüfus sayımında görevli idik. Taşrada küçük bir kasaba ve mahalleyi sayıyoruz. Nizam ve yasa ne diyorsa ona uygun bir sayım yaptık ve sayım defterlerini kapattık. Akşam oluverdi ve sayım defterlerini Belediye'ye götürdük. Sayım defterlerini niye kapattığımızı sordular. Belediye yönetimi tarafından tarafımıza açıklama yapıldı. Bu Belediye bizim. Her yerde bu iş böyle yapılıyor. Daha çok paraya ihtiyacımız var , Bizim köyün kütüğünde şu kadar adam var aslında yazın hepsi buraya geliyor zaten vs. vs. Bu iş kişisel ahlaki bir kılığa ya da bir gereklilik dayatmasına ve çıkmazına büründürülüyor.
Kamusal bir sorumluluk almış ve verilmiş bir insan bunu size karşı söylüyor.
O zaman kamunun o seçime yaptığı masrafı biliyorum. Bir tür kamu vicdanı ve kamusal vicdan taşıyorum. Dendi ki, Belediye yönetimi tarafından; siz o defterleri açmazsanızda biz açacağız ve sizin yerinize yazacağız.
Pide, lahmacun, bira ne isterseniz geliyor Belediye de o akşam.. İsim de uydurabiliyorsunuz, mezarlıktan ölmüşleri de yazabiliyorsunuz. Karayolundan geçen arabaları da durdurup yazabilirsiniz.
Bu hikaye de yorumlanabilecek ve söylenebilecek pek çok şey var ama asıl gelmek istediğim nokta şu.
Bir imamımız vardı, köyün imamı.. Belediye Başkanı anlattıkça anlattı-adam kızardıkça kızardı, bozardıkça bozardı. Kalp krizi geçirecek felan sandım. Her neyse imam bu işi yapamadı ve yapmadı ama imamın bozarma sorunu diye bir sorun var. Bir yasağı delemiyor. delelememesini anladım. Delme fikrini bile duyamıyor. İmamı defteri başkalarına teslim oldu.. Ama imamın defterinin ırzına da geçilecekti.
bende en az imam kadar hassastım ve kamuyu kolluyordum ve bunu umursuyordum ama tüm kamu adına bu işi susturamaz ve durduramazdım. Balık baştan kokar. Belediyelere sayım mı emanet edilir. Kamu gözetmenleri var oysa gözetmenlerle de belki görüşüldü-anlaşıldı...
Her neyse tuhaf olan biz yadırgandık...
--
Bir gün Tanrının ve Tanrı demenin gayrıahlaki ve gayrı-vicdani ve anti kamusal olacağını iddia ediyorum özetle..
...
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

28-06-2018, 14:31
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Ateist & Müslüman & Deist & Hristiyan& Agnostik Tartışma Platformu
Soru: S.G: Ne icin variz yasama amacimiz ne
--
Yanıt:
Önünde soru işareti olmayan cümle diyor ki;
"ne" için varız ve yaşama amacımız da "ne"..
ne -nin etimolojisi bu?
|
ne1
[ Orhun Yazıtları, 735]
ne kaganka işig küçig birür men [hangi kagana hizmet veriyorum]
<< ne, soru zamiri
Not: Türevleri ile birlikte, Eski Türkçede /n/ sesi ile başlayan tek sözcüktür.
Benzer sözcükler: neyin nesi, neyse
Bu maddeye gönderenler: nasıl, neden, nere, nesne (nesnel, özne), nice (nicelik), niçin, nite (nitelik), niye
|
|
yani ordan gidersek hangi için varız ve yaşama amacımız hangi..
daha da açarsak;
hangisi için varız ve yaşama amacımız hangisi
...
diyork i Maharaj: Gerçek olan içinde "gerçek olan nedir" sorusu/sorunu ortaya çıkmaz/çıkmamalı.
Burdan gidersek varolma ve varız durumu içinde neden varız sorunu ortaya çıkmamalı ya da bu ortaya konulamaz.
Totoloji diyorlar sanırım buna ya da bu yanlış kavramsa ona benzer bir şey...
armut için armut ne diye sorma gibi. zaten varız ve neyse o..
varolma varolmadır bir daha açılamaz...ya da kendi cinsiden sayılamaz/soyulamaz_ varolmama ile tarif görür ,bu çatışkı onu belirler. zihin düzeyinde bu...
ne sorusu yanlış bir bağlam. nesne, amaç iş oluş bir şeyler işaretliyor ama ne arıyor? kendi arıyor ,kendi soruyor ve kendi ortaya koyuyor bunu ve bir amaç tayin ediyor ya da bir şeyler işaret ediyor...
siz bunu ortaya koyup işaret ediyorsunuz_kendi subjektif bağlamınız o halde yanıtı sizde yine...
varoluşun bir amacı/sonucu var ya da olmalı diye sizsiniz bu beliti siz toparlayıp getirdiniz_ daha bunu sorguladınız mı? acaba amacı var mı?
ya da bir şey için mi yaşıyoruz sadece var mıyız?
varolduğumuz için varız ve neysek oyuz _bundan öte tanımlama yapılamaz_kendiyle çelişir..
--
armut armuttur ve armutun ne olduğunu biliyorsam armut armuttur ,armut için en iyi tanımlamadır...
armutun ne olduğunu bilmeyen birine armut bir meyvedir ,yiyecektir, şekerlidir ya da elmaya biraz benzer diyebilirim.
böyle...
ama yaşam ve varolma için elimde hangi kavramlar var.
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

08-07-2018, 00:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Ölüm Üzerine Denemeler 1
ölüş doğuşun zıttı ya da diyalektiği
doğum bir varolma değilse ölüm yokolma değildir
insanı oluşturan her şey bu varoluştan gelip toplandığı gibi ölümle geri kazanılır.
kısacası ölüm (doğaya ya da varlıka) bir geri dönüşüm, geri kazanım ya da re-cycle dır.
doğum başlangıç değildir ki ölüm yitiş olsun.
ölüm doğadaki ontolojik geçişleri ya da değişimi ve biribirine dönüşümü simgeler ama filozofik tabanda yine ya harekete indirgenebilir ve çözümlenebilir
ya da herşeyin birbirinden oluşup dönüştüğünü (varolduğunu ve) geçiştiğini ve herşeyin aslında aynı ve bir oluşunu ve geçicililik kalıcılık kavramlarını belki temsil edebilir...
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

08-07-2018, 00:31
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Ölüm Üzerine Denemeler 2
((doğumla) ve onun tersi)) ölümle ilgili bir çözümleme ve serbest yazım denemesi
ölüm kendi bir geri başlangıçtır. geri gelmedir ya da önceki durumuna geri geliş. ilerleme yok..
insan doğmuş ya da ölmüş değildir. doğa vardır ya da (devinen, görüntülenen ve gözlemlenen) varlık vardır.
insan olmak sadece ontolojik bir görüntü ya da parçalılık ya da gözlem biçimi..
insan tüm doğadan dönüşmüştür/değişmiştir ya da içte (zaten varolandan) oluşmuştur.
insan ontolojik bir parçadır (ve kesittir)
ölüm ve doğum sadece bir gözlem biçimi. gözlemden ibarettir...
doğumla başlayan/olan ben miyim ben kimdir?
ben nedir? kimdi? ya da neydi?
eğer ben özne ise özne demek ne demektir?
ölüm ve doğum ikisi bir aradadır....
ben olmaya (olmak ya da ben olmak) doğumla mı başladı. olan neydi?
ben oldum mu? olmak nedir?
ben oldu mu?
ben ilk kez mi varoldu-m?
ben var mı oldu?
varolmak nedir? tanımlayın?
olmak ancak ve ancak olmamak kavramıyla bağlam/ikilik kurar
ben (daha önce) olandan (olanlardan) oldum..
ben ilk kez mi oldu_m?
ben, kendi , ilk ve olmak nedir?
ben oldu mu?
ben var mı oldu?
ben burda var mı?
ben dönüştü ( (olan) bana dönüştü) ya da oluştu..
ben daha önce varolandan oluştu-m
daha önce varolanlardan ben oluştum ve bana dönüştüm..
ben olandan ya da daha önce olanlardan mı oluştu?
o halde ben vardım ama ben formunda değildim
ya da olan vardı ama ben biçiminde değildi.
ontolojik olarak ben görüntülendim ya da olan ben biçiminde görüntülendi
o halde dönüştüm ya da değiştim.
buna dönüştüm.
doğuş nedir? ölüş nedir? sorusu sorulmalıdır
o halde doğuş nedir?
o halde doğuş bir şeylerin (ama varlıksal maddelerin ya da formun) bana dönüşmesidir
ben olmayanın bana dönüşmesi mi?
o halde ölüş nedir?
belki de daha önce ben olmayanın (ve sonra bana dönüşenin) kendine dönüşmesidir...
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

08-07-2018, 00:36
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Ölüm Üzerine Denemeler 3
ölümü doğum kavramına beri çeken önerme ya da aforizmalar denemeleri-m
eğer ölüm olmasaydı doğumun bir zıttı onu karşılayanı ya da diyalektiği olmazdı
eğer ölüm olmasaydı doğumlar anlamsızdı
eğer ölüm olmasaydı doğum tek başına kalırdı
ölüm doğum anında başlamıştır
doğmak aynı (an da) zamanda ölmektir
her doğum mutlak olarak ölümle sonuçlanır
doğurmaya karar vermek öldürmeye de karar vermektir
doğurmak fiilinin karşıtı öldürmektir. eğer doğurmak diye bir şey varsa..
öldüren doğurandır
doğumlar doğanınsa doğuran ve öldüren doğadır , doğdurmak insanınsa doğduran ve öldüren insan
doğumu oluşturan ve başlatan süreç olümü oluşturandır
doğumlar sevinçle karşılanıyor? sonsuzluk mu doğurduk ve sonsuz mu doğduk? neden ölüme yeriniriz?
doğuşu karşılayan bir kavramda batımdır/batıştır
doğu kavramını batı kavramı karşılar. bunlar iki yönlüdür... tam orta da gözlemci duruyor
güneşler/yıldızlar da doğup ölürler. belki evrenlerde doğup ölüyorlar...
doğma ölmenin aynasında doğmadır
ölmeler olmasaydı doğmalar sevinç değildi?
doğuyorum ve batıyorum
ben olarak doğup ben olarak batıyorum
ben oyununun perdesi doğumla açılıp ölümle kapanıyor
ben gelip geçtim
doğmak eğer dünyaya gelmekse ve doğum gelmek/geliş kavramıyla karşılanıyorsa ölüm dünyadan gitmektir, gitmek adıyla karşılanmalıdır
doğumun sevincinin karşılığı ölümün uğurlayışı olmalıdır..
getirmeye sevinenler götürmeye de sevinmeliler
eğer dünyaya getiren insansa dünyadan götüren de aynı zamanda insandır
canı ya doğa verdi doğa aldı ya da insan verdi insan aldı
ölüm doğum döngüsünün sonlanmasıdır
ölüm doğum başlamasının sonudur ve sonucudur
ölüm ne sorusunda doğum ne eş-sorulmalıdır
ölümün ne olduğu soruştırmasına doğumun ne olacağı soruşturması eşlik etmeli
ölüm doğumun bitişidir
ölüm doğumun sonsuzluğunu kesintiye uğratır ve doğumların sonsuz (ve tek yönlü) olmasını önleyerek/engelleyerek doğada bir diyalektik ve denge kurar
ölüm sadece doğumu bitirir ve yener/karışlar
ölüm doğuma bakar
ölümün doğumun karşısındadır
ölüm doğumun bitiş yerinin işaretlemesidir
yaşam doğum ve ölüm arasında işaretlenebilir
doğum ve ölüm zıtlıkları/karşılıkları olmaksızın yaşam olan/denen işaretlenemez
kesintisiz bir süreğenlik ya da sonsuzluk denen parçalara ayrılmaksızın incelenemez/ontolojik görüntü vermez
teklik ontolojik görüntü/bölüm vermez.ontolojik bölümlenmeler ya da bölümlemeler çatışkı üretir ve gözleme olanak sunar. ölüm doğum sadece ontolojik bir çatışkıdır
çatışkılar olmaksızın mutlaklar incelenemez
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

10-07-2018, 02:04
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
İlk Big Bang ve İlk Tanrı
Felsefe der ki;
İlk neden,
ancak ilk tanrıdadır (ilk tanrıda bulunabilir)
(Baştan birinci Tanrı ilk nedendir ve Tanrılar Tanrısıdır atasıdır)
İlk oluşma ve ilk başlama da ancak ve ancak ilk big-bang'te..
Baştan birinci big-bang big-bangler başıdır ve en büyük big-bangtir ve ilk (en ilk önce) big-bangtir..
En ilk önce big-bangi big bangler başıdır..
şehadet ederim.uguh!!
Kurtulun artık şunlardan....
İlk sona bağımlı kavramdır. İlk saymaya ve sırlamaya ilişkindir.. Başı olanın sonu vardır. Eğer ilk tanrı varsa son tanrı ya da ondan sonraki tanrı var..
Eğer ilk neden varsa ondan sonraki nedenler var?
bunlar neden var?
neden ilk neden?
(neden kümesini düşünün ya da nedenler kümesi.. sayamazsın)
Tanrı bir nedenler kümesi elemanı mı?
ya big-bang
sonuçlar kümesi de var mı?
Eğer ilk neden varsa sonsuz ilk neden var
saydık
oldu bitti
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

12-07-2018, 12:53
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Yaşam ne kadar varolmaya eşitse ölüm de o kadar (varolmaya) eşit.
Bunun biri ben olmaya eşit değil
(ya da şimdi ki bu ben)
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:16 .
|