Biyofizik ve alternatif tıpta, az sayıda yazar, "biyofotonlar" terimini kullanırlar.
Biofotonlar, hücrelerin enerjisel durumu hakkında bilgi sağlar. Zayıflamış veya hastalıklı hücreler çok az ve her şeyden önce kaotik bir ışık yayarlar, sağlıklı hücreler ise güçlü ve net bir şekilde yapılandırılmış bir ışık yayılımına sahiptir. Hücrelerdeki hastalığa ve yaşa bağlı süreçlere, biyofotonların konsantrasyonunda bir azalma eşlik eder. Popp'un araştırmasına göre, her hastalık hücre içindeki ışık eksikliğinden kaynaklanır.
Kuantum fiziği bulgularına göre sağlık, performans ve canlılık doğrudan vücudumuzdaki biyofotonlarla ilgilidir. Tüm hücreler foton üretir ve yayar. Biyofoton emisyonu, canlılığın ve bir organizmanın refahının bağlantısını gösterir.
Biyofotonlar, ultra zayıf ışık dalgalarıdır. Biofoton araştırmasının öncüsü Alman fizikçi Prof. Dr. Fritz-Albert Popp'dir.
Biyofotonların yardımıyla, bir organizmadaki hücreler metabolik süreçlerini kontrol eder ve birbirleriyle iletişim kurarlar.
Biofotonlar bilgiyi taşırlar ve böylece her bir hücrenin birbirine bağlı olduğu ve ne yapması gerektiğini bildiği tutarlı bir düzen alanı yaratırlar. Biyofotonların yüzde 90'ı hücre çekirdeğindeki DNA'dan yayılır. Biyofotonlar insan vücudundaki tüm biyokimyasal süreçleri koordine eder.
Radyasyonları çok hassas cihazlar ile ölçülebilir.
Bu olay Rus biyolog Alexander G. Gurwitsch tarafından 1920'lerde keşfedilmiştir. Rus bilim adamları S. Schurin, V.P. Kasnatschejew ve L. Michailowa da 5000'den fazla deneyde canlı hücrelerin biyofotonları kullanarak bilgi alışverişinde bulunduklarını göstermiştir.
1970'lerde Alman biyofizikçi Fritz-
Albert Popp, biyofoton araştırma bilgisini daha da geliştirdi
Vücudumuzdaki bu zayıf ışık, hücreler ve biyofoton radyasyon arasındaki iletişimden sorumludur. Vücut hücrelerimiz biyofotonlar vasıtasıyla birbirleriyle "konuşur".
Vücudumuzdaki biyofotonların bilgi taşıyıcıları olduğu ve hücreler arasında hem de içinde bir iletişim aracı olarak hizmet ettiği varsayılmakta.
Işık hızında aynı miktarda bilgiyi aktarabilen bir ortam. Fakat bu konuda araştırmacilar bölünmüştür. Bazı yaklaşımlar hücrelerin birbirleriyle ve hücreler içindeki moleküllerle etkileşmediğini ve her şeyin şansla olup bittiğini iddia etmekdedir.
İnsan vücudu milyarlarca hücreden oluşur. Her saniye, 10 ila 50 milyon vücut hücresi bir yetişkinde ölür ve aynı anda yeni vücut hücreleri ile yer değiştirir.
Inanilmaz büyük sayılar. Tüm bunların tesadüfi gerçekleştiğini hayal edebiliyormuyuz?
Her hücrede her şeyi kapsayan bir plan olmalı. Bugün bu planın DNA üzerinde oturduğunu biliyoruz.
Bilim adamları, DNA üzerinde büyük bir biyofoton depolamanın olduğunu varsayarlar, çünkü buradaki bilgi yoğunluğu çok yüksektir. Nihayetinde, vücudumuzdaki biyofotonlar muhtemelen bir kuantum fiziği olgusu olabilir.
Araştırma ekibi beyin biyofotonlarının iletişim durumunda, kuantum bilgilerini de iletebileceğinden şüpheleniyor. Düz dilde bu, beynimizin biyofotonları, bilincimiz ve pek çok kültür ve dinin ruh dediği şey arasında güçlü bir bağlantı olabileceği anlamına gelir. Biyofotonlar Fritz-Albert Popp tarafından tanımlanmışdı. Popp, paranormal etkileri araştıran Princeton Üniversitesi'nin Princeton mühendislik anomalileri araştırma laboratuvarının icrl grubunun bir üyesidir.
Bu soruları sormak ve bu türden metafizik hipotezleri kurmak, bizi, bilincin gerçekte ne olduğu, nereden geldiğini anlamaya ve gerçeğe daha yakınlaştırabilir.
|