Göbekli Tepe bizlerden çok daha ileri düzeydeki bir uygarlığın mirasıdır.
Bu bakış bayağı fantastik olmuş, bizlerden daha ileriydi deyince, o zaman bu adamlar nerede? Uzaya mı gittiler! diye düşünmeden edemiyor.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Turdur'un mesajini gordum fakat bu cumleyi atlamisim. Ben de merak ettim. Gobeklitepe gunumuzden nasil daha ileri bir medeniyet oluyor aciklar misiniz?
karakedi, Felâsife. İnşaat mühendisliği olarak makineler ile bugün yapılabilecek T gibi görünen taşları o dönem nasıl yerleştirmişler, ip, halat, mekanik bir alet ne olursa olsun... Bu T harfi görünümünde ki taşlar o kadar iyi yerleştirilmiş ki, bugün dahi vinç gibi yâda iş makinası gibi gibi araçlarla sıfıra sıfır denilen bu işlemi yapmak çok zor. Hele alfabe ve rakamlar icat edilmeden önce yapılmışsa baya ilginç oluyor.
Kitabın içeriğinde inşaat mühendisliği olarak bugünden daha eksik oldukları asla söylenemez diyor.
Kitabın içeriğinde uzaya rastlamadım, Sirius yıldızına karşı ritüel yapmış olabilecekleri tahmini var. Bu insanlar ile Mısır'da ki Piramitleri yapan insanları aynı kültürden ve aynı medeniyetten gelmiş olabileceği yazıyor. O medeniyet, Mu kıtası - Atlantis.
Felâsife bu adamlar nereye gittiler bilemiyorum. Bir muamma olarak kalmış. Neden çevrede buna benzer yapılar yok, varda bizler mi bulamadık. 1 insan iskeleti bulamamışlar daha. Göbeklitepe 1.500 yıl civarında inşaa sürecinin sonunda neden toprağa gömüldü?Bunlar bilinmiyor.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Felâsife bu adamlar nereye gittiler bilemiyorum. Bir muamma olarak kalmış. Neden çevrede buna benzer yapılar yok, varda bizler mi bulamadık. 1 insan iskeleti bulamamışlar daha. Göbeklitepe 1.500 yıl civarında inşaa sürecinin sonunda neden toprağa gömüldü?Bunlar bilinmiyor.
Aslında ben kitabın yazarına gaiben sormuştum, tabi o da cevap veremez buna ama bir takım bilinmezlerden, buna bakıp bizden daha ileriydi sonucu da çıkartmak, biraz afaki kaçıyor.
İleri oldukları şeyler olabilir, veya geliştirmiş oldukları zaten ben bunlara kapalı da değilim de, bunu bir yerlere bilmeden bağlamakta çok mantıklı gelmiyor bana, gerçekten çok acayip hikayeler var geçmişe dair, adamlar nasıl bir eser yapıyorsa binlerce yıldır ayakta da kalıyor. Sanırsın ki adamlar taşa, toprağa hükmediyorlarmış.
Zaten bu yönde geçmişte, yer çekimini yok eden bir alet veya şeyden de bahsediliyor ama buna dair hiç bir şey bulunamadı, o koca koca kayaları nasıl yaptıklarını geçtik, bir şekilde yontmuşlardır ama nasıl taşıdıkları, hareket ettirdikleri muamma hakikaten.
Birde geçmişte böyle şeyler sır olarak kalmış, mesela bugün basit olan "demircilik" Şamanik toplumlarda acayip derecede önemli, meslekten daha ziyade ruhani bir şeymiş, o kadar ki Şamanik eğitimde, demirci Şamanı bile eğiten kişiymiş, hatta bu yüzden "Her demirci bir Şamandır ama her Şaman demirci değildir" deniyor.
Diyeceğim toprak, taş, maden gibi şeyler doğanın bir parçası, bu adamlar da doğa adamları olduğuna göre, bu işin altından tuhaf ama bir o kadar da basit şeylerde çıkabilir.
Tabii her halükarda bilmiyoruz.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Aslında ben kitabın yazarına gaiben sormuştum, tabi o da cevap veremez buna ama bir takım bilinmezlerden, buna bakıp bizden daha ileriydi sonucu da çıkartmak, biraz afaki kaçıyor.
Evet afaki olabilir sonuçta gizemi daha çözülemedi. Yazar UYGARLIK demiş zaten. UYGARLIK nedir?
Uygarlık veya medeniyet, bir ülke veya toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat, bilim, teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder.
Uygarlık yâda medeniyet olarak bizden ileri olabilirler malum şu an insanlık birbirini yiyor. Genede yazarın iddiası "afaki" olarak kalacak.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Zaten mesele hep bir bizden daha ileri bir uygarlık aramakta aslında, bu tıpkı ilk insanı aramak gibi bir şey, merkezinde "insan" olan şeylere odaklanmışız çünkü.
Geriye kalanlar çok ilgimizi çekmiyor.
Benim demek istediğimse, bu işin altında, insan olamayabilir, taşlar orada kendiliğinden de oluşmuş olabilir, bunlar doğa için imkansız şeyler değil. Sonradan da birileri gelip oraları süslemiş, dizayn da etmiş olabilir.
Mesela şu resme bakınca insanlar bunu nasıl yapmış, o taşları oraya nasıl koymuşlar demiyoruz, belkide diyen de vardır ama jeolojik oluşum deyip geçiyoruz. Aslında hiç şaşırmıyoruz da ama konu insana gelince, iş değişiyor.
Daha doğada bilmediğimiz çok tuhaf işler var bana göre.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
Friedrich Engels
Materyalist anlayışa göre, tarihte, egemen etken, sonunda, maddi yaşamın üretimi ve yeniden-üretimidir. Ama bu üretim, ikili bir özlüğe sahiptir. Bir yandan, yaşam araçlarının, beslenmeye, giyinmeye, barınmaya yarayan nesnelerin, ve bunların gerektirdiği aletlerin üretimi; öbür yandan bizzat insanların üretimi, türün üremesi....... Kan bağı üzerine kurulmuş eski toplum, yeni yeni gelişmiş toplumsal sınıfların çatışması sonucu değişir; yerini, artık dayanaklarını kan bağı üzerine kurulmuş toplulukların değil, belirli bir ülkede yaşayan toplulukların oluşturduğu devlet içinde örgütlenen aile rejiminin tamamen mülkiyet rejimi tarafından belirlendiği günümüze kadar gelen yazılı tarihin bütün özünü biçimlendiren sınıflar çatışması ve sınıflar savaşımının artık içinde özgürce gelişeceği yeni bir topluma bırakır.
Panzer Birlikleri
K.J. Macksey MC
2.Dünya Savaşı ve Panzer birliklerinin meraklıları okuyabilirler. Sonlara doğru duygulandırıyor insanı.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Uçurtma Avcısı
Khaled Hosseini
EVEREST YAYINLARI
Sayfa Sayısı 375
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.
Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.
Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.
Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
karakedi, Felâsife. İnşaat mühendisliği olarak makineler ile bugün yapılabilecek T gibi görünen taşları o dönem nasıl yerleştirmişler, ip, halat, mekanik bir alet ne olursa olsun... Bu T harfi görünümünde ki taşlar o kadar iyi yerleştirilmiş ki, bugün dahi vinç gibi yâda iş makinası gibi gibi araçlarla sıfıra sıfır denilen bu işlemi yapmak çok zor. Hele alfabe ve rakamlar icat edilmeden önce yapılmışsa baya ilginç oluyor. taşların ağırlığı 15 ton civarı. arkeologlar bu taşların nasıl dikiliğini de açıklıyor. bir kere yapım tekniği sizin dediğiniz kadar gelişmemiş. çünkü halen daha sıfır kotunun üzerine çıkacak teknik bilgileri yok. yeri kazıp, kazı kenarından destek alarak inşaa ettikleri bir yapı var. ağaçlardan elde edilen ahşap kalaslar ve sarmaşıklarla yapılan halatlarla yaklaşık 75-100 kişilik bir ekiple bu taşların dikilebileceğini söylüyor arkeologlar.
kazının çok yakınında işlenmiş fakat bitirilmemiş yarım taşlar da bulmuşlar. yani taşlar uzak diyarlardan geldi, nasıl geldi, uzay gemileri mi getirdi gibi bir şey yok.
Kitabın içeriğinde inşaat mühendisliği olarak bugünden daha eksik oldukları asla söylenemez diyor.
Kitabın içeriğinde uzaya rastlamadım, Sirius yıldızına karşı ritüel yapmış olabilecekleri tahmini var. Bu insanlar ile Mısır'da ki Piramitleri yapan insanları aynı kültürden ve aynı medeniyetten gelmiş olabileceği yazıyor. O medeniyet, Mu kıtası - Atlantis. ritüel konusunda çok kesin değiller. bir kere din veya hac yeri olmadığını biliyoruz. çünkü bir din adamları, ruhban sınıfı, kurumsallaşmış bir dine ait herhangi buluntu bulunmamış. daha çok dediğiniz gibi ritüelin gerçekleştirildiği veya ortak özelliği olan grupların toplanma alanı gibi bir yer.
Felâsife bu adamlar nereye gittiler bilemiyorum. Bir muamma olarak kalmış. Neden çevrede buna benzer yapılar yok, varda bizler mi bulamadık. 1 insan iskeleti bulamamışlar daha. Göbeklitepe 1.500 yıl civarında inşaa sürecinin sonunda neden toprağa gömüldü?Bunlar bilinmiyor. biliniyor. çevrede buna benzer 10 küsür daha yapı bulmuşlar. göbeklitepe bittikten sonra onların da kazısına başlayacağız diyorlar.
insan iskeleti de bulmuşlar.
neden gömüldüğü konusunda da tahminde bulunuyorlar, yapı kullanım amacını tamamladığı için kapattılar deniliyor.
kırmızıyla cevap yazdım.
fatih altaylı'nın göbeklitepe programında bu konuların çoğunu işlemişler. bunlar direkt kazıda çalışan arkeologlar.
şu linkte de bahsettiğiniz kişinin programı var. fantastik birine benziyor bilmiyorum. anladığım kadarıyla arkeolog değil. amatör bir araştırmacı.
burda da göbeklitepedekine benzer taşların antik çağda nasıl kaldırıldığını anlatan bir animasyon. kültür bakanlığı göbeklitepe'nin yapım aşamasını anlatan bir animasyon hazırlıyormuş. bitsin paylaşacağız diyor. hep devletin bu konularda cahil kaldığından şikayet ederiz ama sanırım kamuoyu daha cahil. doğuşgrubunun sayfasında bile buranın dünyanın en eski tapınağı olduğu yazıyor. bazıları kutsal hac ziyaretine falan benzetmiş. acayip şeyler uçuşuyor. uzaylılar yaptı diyenler var.
bu da kaldırma aşamasını gösteren bir görsel. zor bir olay değil. yapımı 1500 yıl devam eden bir yapı. tapınak yada piramitler kadar büyük ve karmaşık olmadığı ve 1500 yıl sürdüğü düşünülürse, normal geliyor insana.
karakedi; Göbeklitepe'de ki mabetlerin yapımı 1.500 yıl sürmüş ancak bir mabed için değil bu süre. Birden fazla mabed var ve bazıları arasında ki zaman 1.500 yıl olarak hesaplanmış. Yani 1 mabedin yapımı o kadar sürmemiş. Dönem dönem mabedler yapılmış.
Bu mabedler yapılırken alfabe ve rakamlar bilinmiyordu. İşin en ilginç kısmı bu, çünkü kime nasıl ne yapacağını ve hangi ölçüde yapacağını nasıl anlatacaksınız ki?
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe