Sevgili karakedi
Uzun uzadıya yazmışsınız, katılmadığınız yerler daha çokmuş, kısaca beğenmemişsiniz, eyvallah.
Ama TARİH denen şeye hislerle bakarsak yanılırız, anlaşılan İslam denen şeyle hiç aranız yok, onuda anlarım. Dolayısıyla onlar da kusur aramak hiç zor olmaz, zira insan dediğimiz varlık "
ODAKLI" çalışan bir makinedir. Odağının dışını pek göremez, algısı da seçicidir bu yüzden, yani siz neye odaklandıysanız, onu arar gözleriniz, ona uymadı mı? Çok kolaydır silip atmak.
Şimdi ben İslamın ne savunucusu ne de yericisiyim, hatta ben bu foruma gelmeden önce 7-8 senedir hiç elime kuran alıp bile bakmazdım, çünkü o defteri kapatmıştım ama forum da öyle kuran rüzgarları esiyor ki şaştım kaldım. Hatta bunu bir kaç kere de dile getirdim, bu forum adamı zorla müslüman yapar diye

Son 1 senedir hiç ilgilenmiyorum bile, din konularıyla. Politikada ilgi alanım değil mesela, diyeceğim TARİHSEL bir örnekleme olmadan "
Evrimsel Düşünceyi" nasıl anlatacaksınız, mecburen medeni dünyaya da giriyorsunuz.
Ama gel gör ki mesele İslam, Hristiyan, ırk meselesine gelip dayanıyor, çünkü TARİH denen şeyden anlaşılan bu, dinler ve ırklar. Oysa medeniyet denen şey sadece bunlar mı?
EVRİM ANCA TARİHLE ANLAŞILIR.
Çünkü işim içinde "
süreçler, değişimler, gelişimler" vardır, bunlar tespit edilse bile, tarih denen şey olmadan anlamı bile olmaz ki?
Lakin Evrim denen makine yavaş işliyor... Öyle yavaş ki çarklarının dönmesi asırlar alıyor, milyonlar alıyor, öylesine ağır bir işleyişi var. Sindire sindire oluyor Evrilişler, hızlı bir şekilde asla olmuyor.
Mesela çok hızlı olsaydı biz bunu da ASLA anlayamayacaktır, zira beyin kapasitemiz, belli bir hızın üstünü algılamaz. Bunun detayına girmeye bile gerek yok, Lakin beynimiz Evrim gibi çok ama çok yavaş işleyen bir hızı da algılayamıyor... Sıkıntı burada. Onun için TARİH şart!
Peki algılayamıyoruz diye bu şey YOK MUDUR?
Hayır geride izler bırakıyor, bu izleri herkes bilir, ama nedir, Evrim demez, diyemez. Çünkü insanlar için hazmı çok zor bir konudur bu, insanı aradan çıkartan bir yapıdır, bu da insanın bilgisini aşıyor, bu da KORKU demektir, insan bilmediğinden korkar!
Şimdi,
İnsanın evrimi de insanın tarihiyle anlaşılır, Medeniyetler tarihi dediğimiz bu şey de
YAZILIDIR.
Nasıl ki Evrim, aşamaları, süreçleri, hücrelere, DNA lara, genetiğe, botaniğe yazmış, işlemiş, insan da kendi aşamalarını tarihine yazmıştır.
Yani çıkıp dersiniz ki İslam ne yapmış, o ne yapmış, bu ne yapmış, diyebilirsiniz de, bu yazılı TARİH denen şeyi yoklamaz, aksine ona bakmayı gerekir. Çünkü yapılanlar kayda girmiştir.
Bir de "
Ortak hafıza" denen kayıt var toplumlarda, orada yazılı bir şeyler yok, ya ne var, İMGELER, SEMBOLLER, SEVGİLER, NEFRETLER vs.ler var.
Toplumlar ne yapar bu "Ortak hafızaya" göre hareket ederler, okumazlar, araştırmalar. Ortak hafıza yeterlidir onlar için.
DİJİTAL ÇAĞDAYIZ...
Ortak hafıza denen şeyler içinde ki yanlış bilgiler, artık tek tek çıkıyor ortaya, neydi bu bilgiler Müslümanlar yatmış, el ense yapmış, ganimet peşinde koşmuşlar, bunun doğru yönleri yok mu, var elbet, ama hepsi de böylemi miymiş, "
din başka bilim başka", bunu anlayın, bu adamlar Bilim de yapmışlar, bunda anlaşılmayacak bir şey yok ki?
Aslında bende bu konuda sizden farklı değildim, çünkü habire söylenen soru, ne yapmışlar? Cevapta, bişi yapmamışlar! Haliyle ortaya çıkan önyargıymış, yapamazlar ki miş.
Neil de Grasse Tyson'un sunduğu
COSMOS adlı bir belgeseller serisi var, onu seyredince Jeton düştü, lan dedim bu ne? Bize ne diyorlardı, gerçekte ne olmuş, biraz da detaya inince, resmen ortada hayaller varmış dedim.
Tyson, Ateistte biri, bunu zaten Cosmos'ta da söylüyordu, "
yıldızlarla buluşma" denen programda da çok rahat, gururla da söyleyen biri, hatta programa rahip çağırıp sorular da sordu, Rahip bazı şeylerde mantık aranmaz filan deyip anca kurtulabildi.
Diyeceğim
Tyson "
objektif" biriymiş, geçmiş gelecek bunları bir birinden kopartmadan, aksine bir birine bağlayarak, her şeyin Evrilerek oluştuğunu, pat diye gökten inmediğini, vs. harika bir biçimde ele aldılar, tabi o program sonuçta bir ekip işi, adamlar derslerine iyi çalışmışlar, körü körüne önyargı olmadan, o iyi bu kötü diye bakmamışlar, zaten bakamazlar ki, BİLİM bir şeyleri niye örtsün ki? -ki esas aydınlanma da bu olsa gerektir, örterek, kötüleyerek aydınlanma mı olur?
Dediğim gibi
DİJİTAL ÇAĞDAYIZ, bu çağda yalanlar, palavralar, hayaller hepsi ortaya bir bir çıkıyor, çıkacak. Bilgi çağı bu demek.
Bilginin karşısın da eskinin bağnaz, nefret dolu, sevgisiz yaklaşımları, önyargıları kalmıyor, kalmayacak. Bu yüzden Bilgiyi, bilgilenmeyi hiç iyi görmeyenler de var, çünkü foyaları ortaya çıkacak. Neticede bilgi acımaz, hayalleri ezer geçer.
Bakın bu da EVRİMSEL bir süreç, Evrim bizi bu noktaya getirdi, boşa değil bunlar. O yüzden bilgi çağın da kafamızda ki şeylerle geçmişe bakarsak, bu gerileme olur, en fazla yerinde saymak olur, ama
ASLA ilerleme olmaz. Yani yargıladığımız şeyi kendimiz yapmış oluruz. Çağ ilerler, bilgi ilerler, anlayışlar, bakışlar değişir ama önyargılı olanlar değişmez. Bu ise kayıptır. Ama Evrimde de değişmeyen şeyler vardır, yok değildir, lakin insan açısından aslolan değişmeme değil, aslolan değişimdir.
Akıl var mantık var, geçmişe mi bakıyoruz, kafamızda ki bize empoze edilmiş bakışlarla bakmayacağız. Onları kenara koyacağız. Ne islam iyi/kötü diye, ne Avrupa iyi/kötü diye, ne de ırklar iyi/kötü diye bakacağız. Ne tek kaynakla yetineceğiz, ne de tek kişiyle yol çizeceğiz (
Bunlarla bakan anca hayalini görür) Başka türlü geçmişte ne olmuş göremeyiz!
Gerçek ne levhi mahfuzda, ne kutsal kasede, ne de 10 emir sandığında olmadığı gibi, ne de Avrupanın patentlerle, lisanslarla örülmüş, dünyaya kibirle bakan anlayışların da değildir! Ya nerede? İşte o da Evrimsel düşüncede, yani bütünü görmekten geçiyor...
Batı bir tarih yazdı kendince, bu onların kendi yazdığı bir tarihti, sevdiler, hislerle de doluydu, aydınlandılar, devrimler yaptılar, sanayileştir, medeni oldular vs. Ee bizde bunları okuduk haliyle, adamlara hayran kaldık, biz bişi yapmamış, adamlar ne işler yapmış dedik. Özellikle de okuyan kesim bundan etkilendi, okumayan için zaten bunlar bir şey ifade bile etmiyordu.
Bir dayatılan tarih vardı, bir de gerçek tarih vardı, dayatılan da iyi/kötü var, gerçek tarihte iyi/kötü yok, "
olan" var. Mesele bundan ibaret.
İyiyi mi arıyoruz, kötüyü mü arıyoruz, yoksa olanı mı arıyoruz?
Ne aradığımızı biliyor muyuz?
Dediğim gibi "olan" da iyi/kötü yok, ne olmuşsa o var. İşte bu EVRİMSEL olan.
Çok zor değil artık bilgiye ulaşmak, bilgi dijitalleşti, tekel kırıldı, daha da dijitalleşecek elbet.
---
Verdiğim kaynakları incelemişsiniz, görmek istediğinizi de görmüşsünüz, saygı duyarım, ben bunu değiştiremem tabii, işim de olmaz ne ben yargıcım nede siz mahkum, ne de tam tersi, ortada olan iki medeni insanın PAYLAŞIMI hepsi o. Adamlar mutlak kabulcü demişsiniz, dikkat etiniz mi, Allah kavramı da geçmiyor Miskeveyh'te Allahsız bakıyor olaya, yoksa İslamcılar 6 günde her şey oldu bittiye inanıyor, dahası "
ol dedi oldu" gibi bir anlayışları varken, bu adam başka bir şey söylüyor, siz beğenmediniz, belki etiketi başka bir şey olsa böyle söylemezdiniz...
İşte bu Allahsız bakış sıkıntı oldu İslam da, ilk mesajımda bunu bilerek belirttim zaten, ..."
Kısacası Araplar Antik çağların eserlerini alıp, onları geliştirerek "sorgulamanın" da önünü açtılar."... diye dedim. Ve bunu bilerek dedim, sizin görmediğinizi ben çok rahat görebiliyorum.
Bu Allahsız bakıştır!
Gelelim Rönesans Avrupa'sına, 1800 lerin sonlarına Darwin'e kadar, insan yaratılışına Avrupa nasıl bakıyordu? Yaratılış denen şeyi onlar nasıl algılıyorlardı? ben de mesela onu merak ettim. Hatta şimdi nasıl bakıyorlar?
Şimdi çoğu inanmıyor zaten, Allahsızlığı veya İlahsızlığı kabullenemiyorlar, illa bir İlah olmalı diyen bir dünya dolusu insan varken, bugün inanmayan Avrupa Rönesanta mı inanacaktı bu işe? Mümkün değil.
Aslında işin garibi de köklerin de Paganizm olan bir coğrafya da, bu mesele çok daha kolay kabul görecekken, dirençle karşılaştı, elan da o direnç devam ediyor, sebebi de malum dindir. Hepsi mi böyle elbette değildir, ama bu mesele bugün DÜNYA GÜNDEMİNE oturamıyorsa, bizim gibilerin forum alanlarında tartışmasına soğuk meze oluyorsa, bir yerler de sıkıntı var demektir.
Sonuçta isteyen inanır istemeyen inanmaz, bu tercih sebebi insan dediğimiz canlı "
robot" değil zaten, istediği yoldan gider. Hele de böyle bir Evrim gibi bir bilgi de yokken niye inanmadılar da denemez, ama şimdi denebilir mesela, o yüzden "
Erim keşfedildi ama henüz anlaşılamadı" dedim ve hepte diyeceğim. Anlayan bir dünya böyle olmaz, en azından Batı olmaz ama oluyor işte.
Bu bile Evrimin işlerinden, herkesi aynı şekilde Evirmiyor....
Bu konuyu ben gittiğim yolu söylemek amaçlı açtım, ama iş tarihte İslam ne yaptı, Batı Rönesans yaptı gibi İNSAN eksenine sıkıştı kaldı, ideolojik bir çıkmaz bu tabii.
Ben bu konuyu o zaman İNSANSAL DÜŞÜNCE de derdim mesela, lakin EVRİMSEL DÜŞÜNCE dedim, niye Evrimde sadece insan yok, bu kadar basitti niyetim.
İnsan nasıl Allahsız düşünebiliyorsa, İnsansız da düşünebilir, her ikisi olmadan da düşünebilir, insan böyle bir şey, o sınırlandırılamaz....
---
Size altta bir bilgi daha vereyim, neler yapılmışla ilgili, daha önce ırkçı dediniz, şimdide İslamcı diyeceksiniz gibi ama Bilgi denen şey de bu kadar kolaycılık yok. Etiketi yapıştır, söyle git, bu kolaycılık olur.
Diyorum
BİLGİ ÇAĞINDAYIZ, bilgi dijitalleşti, ona ulaşmak bir tık'a bakıyor artık, o yüzden "
BATI ve DOĞU" bilgilerinizi bence
GÜNCELLEYİNİZ...
Ayrıca güncellemeden korkmayınız, ki BİLİM de kendini ara ara günceller, çünkü bilgiler değişir, yöntemler değişir, DOĞA değişir. İnsan niye değişmesin!
EVRİM DEMEK DEĞİŞİM DEMEKTİR, DEĞİŞİM DEMEKTE GELİŞMEK DEMEKTİR !...
Gelişmek nasıl olur?
Aynı bilgilerin peşinde koşmak, iyi/kötü anlayışınızı beslemek, ona göre davranmak, anca etrafınızda ki duvarları yükseltir, bu ise gelişim değildir, bu yerinde saymaktır. İnsan tam da bu noktada o duvarları yıkacak ki gelişsin. Başka türlü gelişmez. Tabii önce değişmesi gerek ki insan gelişim denen şeyin önünü açsın.
İnsan aynı şeyleri yaparak, aynı fikirleri uygulayarak gelişemez, yerinde sayar.
Ortak hafıza denen şeyden de kurtulun, onlar geçmişe ideolojik bakışlardır, Bilgi çağında kıymeti de kalmadı, belli ki araştırmayı okumayı da seviyorsunuz, ne güzel, bunu iyi değerlendirin.
Sevgiler
---
Ahmed Bin Musa: (10. yy) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi.
Akşemseddin: (1389 - 1459) Pasteur'den önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı.
Ali Bin Abbas: (? - 994) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı.
Ali Bin İsa: (11. yy) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.
Ali Bin Rıdvan: (? - 1067) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi.
Ali Kuşçu: (? - 1474) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.
Ammar: (11 yy) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı.
Battani: (858 - 929) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.
Beyruni: (973 - 1051) Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Beyruni amerika kıtasının varlığını kristof colomb'un Keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük Alimidir.
Cabir Bin Eflah: (12. yy) Ortaçağın büyük matematik ve astronom bilginidir . Çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.
Cabir Bin Hayyan: (721 - 805) Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası sayılır. Maddenin en Küçük parçası atomun parçalana bileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.
Cahiz: (776 - 869) Zooloji İlminin öncülerindendir. Hayvan gübresinden amonyak elde etmiştir.
Cezeri: (1136 - 1206) İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles Babbage olarak bilinir..
Ebu Kamil Şuca: (? - 951) Avrupaya matematiği öğreten islam bilgini.
Ebu'l Vefa: (940 - 998) Matematik ve Astronomi bilginidir trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.
Ebu Maşer: (785 - 886) Med-cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgindir.
Evliya Çelebi: (1611 - 1682) Büyük Türk seyyahı ve meşhur seyahatnamenin yazarıdır.
Farabi: (870 - 950) Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren ilk bilgindir.
Hazerfen Ahmed Çelebi: (17. yy) Havada uçan ilk Türk. Planörcülüğün öncüsü.
Huneyn Bin İshak: (809 - 873) Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.
İbni Baytar: (1190 - 1248) Ortaçağın en büyük botanikçisi ve eczacısıdır.
İbni Cessar: (? - 1009) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman doktor.
İbni Fazıl: (739 - 805) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.
İbni Firnas: (? - 888) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.
İbni Haldun: (1332 - 1406) Tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.
İbni Hatip: (1313 - 1374) Vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.
İbni Heysem: (965 - 1051) Optik ilminin kurucusu büyük fizikçi. İslam dünyasının en büyük fizikçisi, batılı bilginlerin öncüsü, göz ve görme sistemlerine açıklık kazandıran alim. Galile teleskopunun arkasındaki isim.
İbni Macit: (15. yy) Ünlü bir denizci ve coğrafyacı. Vasco da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek hindistana ulaştı.
İbni Sina: (980 - 1037) Doktorların sultanı. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalar, civa ile tedavi, pastör' e ışık tutması, ilaç bilim ustası, dış belirtilere dayanarak teşhis koyma, botanik ve zooloji ile ilgilendi, Fizikle ilgilendi, jeoloji ilminin babası.
İbni Yunus: (? - 1009) Galile'den önce sarkacı bulan astronom.
İbnünnefis: (1210 - 1288) Küçük kan dolaşımını bulan ünlü islam alimi.
Kadızade Rumi: (1337 - 1430) Çağını aşan büyük bir matematikçi ve astronomi bilgini. Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.
Kambur Vesim: (? - 1761) Verem mikrobunu Robert Koch'dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.
Kemaleddin Farisi: (? - 1320) İbni Heysem ayarında büyük islam matematikçisi, fizikçi ve astronom.
Kindi: (803 - 872) İbni Heysem'e kadar optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin. Fizik, felsefe ve matematik alanında yaptığı hizmetleri ile tanınmıştır.
Mes'ûdi: (? - 956) Kıymeti ancak 18. 19. Yüzyıllarda anlaşılan büyük tarihçi ve coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Mesûdinin eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.
Mimar Sinan: (1489 - 1588) Seviyesine bugün dahi ulaşılamayan dahi mimar. Mimar Sinan tam manası ile bir sanat dahisidir.
Ömer Hayyam: (? - 1123) Cebirdeki binom formülünü bulan bilgin. Newton veya binom formülünün keşfi Ömer Hayyama aittir.
Piri Reis: (1465 - 1554) 400 sene önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizen büyük coğrafyacı. Amerika kıtasının varlığını Kristof Kolomb ‘dan önce bilen ünlü denizci.
Razi: (864 - 925) Keşifleri ile ün salan asırlar boyunca Avrupa'ya ders veren kimyager doktor ünlü klinikçi. Devrinin En büyük bilgini İbni Sina ile aynı ayarda bir bilgin.
Sabit Bin Kurra: (? - 901) Newton' dan çok önce diferansiyel hesabını keşfeden bilgin. Dünyanın çapını doğru olarak hesaplayan ilk islam bilgini. Matemetik ve astronomi alimi.
Uluğ Bey: (1394 -1449) Çağının en büyük astronomu ve trigonometride yeni çığır açan ünlü bir alim ve hükümdar.
Zehravi: (936 -1013) 1000 sene önce ilk çağdaş ameliyatı yapan böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ve ilk böbrek ameliyatını gerçekleştiren bilim adamı..