Şamanik toplumlarda av ritüeli diye bir şey biliniyor zaten, Şaman avdan ve avlaktan sorumludur, hatta avın yerini, hangi avın yapılacağını, saatini filan gibi işin detayları da belirler.
Bu toplumlar da öyle rast gele bir avlanma da yok aslında, ne bileyim hayvanların yavrulamasından, eşleşmesine bir takım döngülere de dikkat durumu var. Hasılı bu av işinin de oldukça ince detayları vardır.
Mesela modern toplumlar da av sezonu denen şey var, oldukça mantıklı.
Tabii böyle mağara devirlerin de bu ritüeller ne kadar vardı yoktu, orasını bilemiyorum ama varsada bu olayın "ilk" halleri olan şükran minnet gibi şeyler bana daha yakın geliyor.
Talim veya eğitim denen şeyde olabilir belki, nihayetin de her toplum farklı farklı gelişimler göstermiştir, olabilir.
İlkel toplumlarda bir de "avı çağırma" olayı var, yani önce avlanacak hayvanın ruhu çağrılır, o belirlenir sonrada o av avlanır. Bir nevi o av kendini o topluluğa feda eder.
Bunun modern toplumlarda bir karşılığı veya öğretisi yok ama Kızılderililer mesela böyle şeyler yaptıklarını çok duyduk okuduk.
"O geyik bizim için kendini feda etti, bizde onun hiç bir şeyini zayi etmeyiz, her şeyini tüketiriz" derler.
Öldüreceğiniz hayvanın ruhu ile önceden anlaşmak!
Yani siz doğa da sırf öldürmek için öldürmezsiniz, bunu bir amaç doğrultusunda yaparsınız ki, siz doğayla anlaşırsanız, doğada sizle anlaşır.
Bu acayip bir şey, yiyecek size kendini feda eder, sizde onu minnetle anarsınız, o sizde yaşamaya devam eder. Buna kozmik bilinç mi denir, ekolojik düşünme mi ne denir bilemiyorum ama çevreyle bütünleşmedir bu, ayrı, kopuk, bencil, yalnız bir yaşam değildir bu.
Ama tabii şehirler de bu anlaşma denen şeyden eser yoktur, bunlar palavralar olarak ele alınırlar.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|