Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı
sevgili spartacus
bu üzerinde yeni düşünmeye başladığım bir konu
kısaca şöyle özetleyeyim açılım olabilir umuduyla
nicel değişimler nitel değişimlere yol açmazlar
nicel değişimler nitel değişimlerden soyutlanırlar
nitel değişimden ayrı ve önce nicel değişim diye bir şey yoktur
|
Sevgili Blitzkrieg
Nicel = miktar ile ilgili.
Nitel ise bir şey'i o şey yapan -ki bu ifadeyi, özellik değilde, belirleciyici özellik gibi düşünebiliriz-
Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı
nitel değişim dendiğinde sadece faz geçişleri akla gelmemeli
nitelik demek katı sıvı ve gaz mı demek
|
O sadece bir örnek.
Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı
15 derecedeki su ile 16 derecedeki su arasında da nitel değişim var
|
İşte ısı oranı(nicelik) değişmiyor mu?
Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı
15 derecedeki su 16 dereceye kadar ısıtılır da buharlaşmazsa -ki basınç epeyce düşmezse buharlaşmaz-
|
İlgili ifade-diyalektik'de- eşik ile ilgilidir. Nicelik, verili an'da zaten nitelikte mevcuttur, nitelik olarak değişim bir yığın ilişki temeline de dayanır. İşte nicelik hem şey'in kendisinde hem de diğer şeylerle olan ilişkisinde(örn:derecesinde), hem de tüm etkimelerin sayıca, kapsamca-oranca farklılığın da -işte bu sayıca, oranca dediğimiz kısım niceliktir- anlam kazanır.
Nicel değişimlerle kasıt şey'in salt kendisiyle ilgili değil, yalıtmadan bakılmalı.
İlişki sayısı, etki eden sayısı, etkiyen kuvvetin düzeyi, hareket oranı, örn: ısı derecesi, etkiyen, alınan verilen ısı miktarı vs...
Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı
o ifadeye göre nitel değişimden bahsedilmez
ancak su buharlaştığında nitel değişimden bahsedilir
|
Alınan ısı miktarı = nicel olandır. Haliyle, her şey birbiriyle ilişki halinde, siz fark etseniz de etmesenizde, bu ilişkiler, nitel değişimlere de yol açıyor.
Farkedilebilir olan değişim ise, EŞİK-SIÇRAMA olarak ele alınır.
Eşik öyle dar ve nicelik bakımından ciddiye alınamayacak kadar düşük bir niceliğe tekabül eder ki, bu sıçrama anı, esasında o ana kadar ciddiye alınamaz derecede biriken -beher- nicel değişimle mümkün olur.
40 KG direnç kapasitesi olan bir köprü düşünelim.
Üzerindeki ağırlık, 1+1+1+1 kg olsun, 4kg etti. Bu artı 1, artan kg
oranı orada niceldir, bu halde iken, köprünün üzerindeki şey'lerin ne olduğu, olmadığı, yapısıyla ilgili bir çözümlemede, tartışmada bulunmuyoruz, köprünün her ne sebep ve nesnece olursa olsun, ne
kadar ağırlığa dayanıp-dayanmadığını konuşuyoruz.
Bir cismin niceliğini, yalıtalarak, salt kendiyle ilişkilendirmek doğru değildir. Hem kendinde sayılabilir ilişki, etkileşim,bileşen sayısı, miktar(ne kadar?) önemli iken, hem de tüm çevresiyle girdiği ilişkideki tepkilemelerinde oranı, çeşidi, sayısı vs de önemlidir. Tüm bu sayılabilir olarak dile getirdiğimiz ifadeler niceldir.
Dönelim köprüye;
4Kg yük birikmesi oldu, sorun yok. 20kg oldu, yani ağırlık artıyor(nicel artış) sorun yok. 30 oldu sorun yok. 40kg oldu sorun yok. 40kg lık bir ağırlık, köprünün direnç kapasitesine göre hayli bir nicelik iken, 41 kg da köprü çöker, sadece 1 kg ağırlık artışı(1 kg ağırlık artışı, nicel ifade), köprüyü çökertir. Bu diyalektik sıçramadır.
Bunu toplumsal, organik, politik.... alanda da düşünebiliriz.
Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı
niceldir dediğin soruların bile tamamı bana göre aslında niteliği işaret ediyor
|
Köprü örneğimizdeki dış etken-ağırlık -> köprünün kendinde niteliğini belirleyen faktör değildir.
Öyleyse ağırlık artışındaki miktardan söz edeceksek, bu miktar nedir? Niceldir, ağırlığın kendisinden bahsetmiyoruz burada, ağırlığın oranından söz ediyoruz. Peki ağırlığı sağlayan faktör neydi, en önemlisi madde miktarıydı değil mi? İşte o madde miktarı dediğimizde de, MİKTAR nicelik oluyor... Maddelerin miktarı, oradak, her bir parça maddenin saltık-kendinde niteliğini belirleyen faktör değildir, ancak bu miktarlardaki değişiklikler, çeşitliliğin sayısı, etkileşim düzeyi, oranı değişimlere dolayısıyla bu değişimlerde şu ya da bu niteliğin açığa çıkmasına yol açar.
Burada
Nitel ile nicel kelimelerini, SOYUT İLE SOMUT gibi düşünmemek gerekir.
Moleküler yapılar açısından da bu böyledir. Örneğin H2O, burada h2, yani 2 hidrojen atomu derken, burada sayıca belirttiğimiz niceliktir. 2 adet dediğimzide biz nicel olandan söz ederiz. 1 adet oksijen dediğimizde de, kullandığımız 1 ifadesi -sayıca olan- niceldir. Nicelikten söz ederken amacımız, oksijenin ne olduğu, yapısını irdelemek değil, bileşimde kaç adet olduğuyla ilgilidir, bileşik yapıdak oksijen adedi değişişirse...
O halde
2 adet hidrojen atomu ile 1 adet oksijen atomu bileşik yaparsa bu su'yu meydana getirir.
peki hidrojen ve oksijen
sayısında değişim olursa ne olur? Nitelik de değişir.
Çok daha fazla detaya gerek görmüyorum, nicel değişimler, nitel değişimlere yol açar ifadesi, genel bir ifadedir, efendim suyu 15 dereceden, 20 derece yaptım bir değişim olmadı demek, "nicel değişimlerin, nitel değişimlere yol açacağı", ifadesi, daha doğrusu olgusunu yadsımıyor, veya karşıt bir argüman sunmuyor. Pekala 15 derece ile 20 derece arasındaki farkı nasıl ölçtük? Bir değişim olmuyorsa? Lakin illa ısı verdim, buhar olmadı demek doğru değil... Su 100 derecede kaynar, ancak buharlaşması için böyle bir gereksinim yoktur, 15 den 20 dereye kadar ısı alırken zaten bir miktarı da -yüzey direnci- buharlaşır, moleküler yapı değişir...
Demek ki, ısı moleküler yapıda değişime yol açıyormuş. Demek ki
ısı oranı değiştikçe de, bu etki, şu ya da bu doğrultuda değişiyormuş...
Lakin bu olağan olandır, nicel değişimlerin, nitel değişimlere yol açıtğı kısmı ise, aslında diyalektikte ilk paragrafta dile getirdiğim eşik-sıçrama esaslıdır.
Bir sınıfı, toplumu düşünün.
İktidarın ekonomi-politik yaptırımlarının azar, azar etkidiği bir toplumu. Her şeye zam yapıldığı zamanı düşünün. Şu ya da bu ürünün fiyatı, toplumun niteliğini belirleyen bir faktör müdür? Yalıtık düşünürsek hayır. ürünlerin fiyatlarındaki değişim, fiyat bazındaki değişen miktar(niceldir), orada nicel olan şu ya da bu ürünün fiyatındaki artış miktarıdır, ya da şu ya da bu rünün kaç lira olduğu vb. Miktar, sayı vb, bakış açısı-doğrultusuna göre niceliği temsil eder. Toplumsal rahatsızlık, fiyatlardaki artışla doğru orantılıdır. Bu sadece bir örnek, binbir sebep, konu, koşul var, bunlardaki değişim, topluma da yansıyacaktır. Diyalektik eşik, sıçrama ise, bir, son kıvılcım dediğimiz noktadır... Son tepki, minicik bir sebep olabilir, ama o ana kadar ki nicel birikim(!), önemli hale gelir. Köprü örneği gibi. Isınan suyun 90 derecelere kadar ısınmasına rağmen kaynamaması ama son 1-2 derecekil ısı alımında kaynaması gibi... Sıfırdan 98 dereceye kadar ısı almıştır, ama sonraki bir kaç ısı arışıyla kaynamaya varmıştır. Burada bir eşik var ve o eşiğe varış, nicel(şu ya da bu etki edenin sayı, miktar, oranı vb) birikimlerle ilgili...
Dileğiniz örneği ele alın...