herkes kendine bir baksın, yazdığı mesajların ne kadarı karşı çıkma amaçlı, ne kadarı katkı sunma amaçlı.
karşı çıktıkları katkı sunduklarından fazlaysa sidik yarıştırıyordur.
herkes kendine bir baksın, yazdığı mesajların ne kadarı karşı çıkma amaçlı, ne kadarı katkı sunma amaçlı.
karşı çıktıkları katkı sunduklarından fazlaysa sidik yarıştırıyordur.
Ben miyim sıdık yarıştıran? Afferin sana vallahi bravo!
İnsanın duygusal mantığı sağlıksız denildi, mesele diyalektiktir dedik. Diğeri diğerine üşütün kılınmamalı dedik. Dediğimiz bu, bunun neresi sıdık yarıştırma? Duygusal mantık sağlıksızdır denilip AKP seçmeni de örnek gösterilince, genelleme hatasıdır dedik. Bunu hatırlatmak, karşı çıkmak sıdık yarıtırmak mı?
Sıdık yarıştırmak demek, yaptığı hatayı alenen entel dantel söylemlerle üstünü kapatmaya çalışmaktır. Benim haklı çıkmak için hatamı kapatmaya yönelik cümle gördün mü? Olurya, kim bilir belki algılamadım. İnsanlık hali, gördüysen yaz da bende bileyim.
Mekanik robotlardan değil, yapay zeka unsurundan söz ediyorum.
Dikkatini dağıtacak vs. unsurlar vs değil, istisnalardan hiç söz edilmedi, bunu da sen dahil ettin, yine konuyu çarpıttın. Konu nasıl davrandığı ve neden öyle davrandığından ziyade,
düşünme üzerine, sistemdir, inançtır, kanıksatılmışlıktır, bağımlıhale geliştir, çaresizliktir, şu ya da budur, sabit-mekanik PROGRAMLANMIŞLIK(!) düşünme eylemini olumsuz etkiliyor mu? Evet
Bende diyorum ki rogramlama sonucu kendiliğinden öğrenmeyle, irade olmadan düşünme eyleminden bahsedemeyiz. Dalgınlık ve odaklanma, iradeye bağlı eylemlerdir.
Dalgınlık, kişinin dikkatini çevredeki uyaranlardan uzaklaştırıp iç dünyasına yöneltmesidir. Örneğin, bilinç altından robot gibi araba kullanmamız gibi, dalar gideriz, belli bir mesafeyi nasıl geldiğimizi unutur, şaşırırız.
Odaklanma ise, kişinin dikkatini belirli bir uyarana veya konuya yöneltmesidir.
Kapitalizmde de, insanlar kendi istekleri üzerine kurulu iç dünyalarına, paranın peşinde koşmaya yöneliyor. Materyalist gerçeklikte malın mülk getirmedigine odaklanamıyor; bu nedenle düşünemiyor. Dahil etmişim edecem tabi sonuçta irade söz konusu..
Seni adi, yalancı, acemi düzenbaz, öyle denmedi, bunların DÜŞÜNME EYLEMİ AÇISINDAN bir çok faktörle birlikte, hele ki istismarı üzerinden, OLUMSUZ ROL oynadıklarına değinildi. Aynı şey mi? Oysa sana tam 4 kez bu ifademi tekrar etmiş, izah etmiştim.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Bende diyorum ki rogramlama sonucu kendiliğinden öğrenmeyle, irade olmadan düşünme eyleminden bahsedemeyiz. Dalgınlık ve odaklanma, iradeye bağlı eylemlerdir.
Eeeee? İnanmak, aldanmak, çeşitli sebeplerle enfekte olmak, programlanmak iradeden bağımsız mı? Burada ben, düşünme eylemini olumsuz etkileyen faktörlerden bahsediyorum, dalgınlıktan ise hiç söz etmedim, o da bir faktör demek ki! Sen şimdi de, ama şuna bağlı vs. diyorsun. Konu bu mu?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Kapitalizmde de, insanlar kendi istekleri üzerine kurulu iç dünyalarına, paranın peşinde koşmaya yöneliyor. Materyalist gerçeklikte malın mülk getirmedigine odaklanamıyor; bu nedenle düşünemiyor. Dahil etmişim edecem tabi sonuçta irade söz konusu..
Neden yöneliyorlar? Neden odaklanmıyorlar? Para, mal sistemin dışında olan bir şey mi?(oysa aslında en temelde, insanlar, bunlar vb. anlamını bilmezken -bebek-çocuk-ihtiyaç-muhtaçlık-istismar (vb. etkenlerle) çevre tarafından kodlanmıştır) Bir insan OLUMSUZ rol oynayan faktörleri saydığında, ona itiraz için olumsuz faktörlerin sebeplerini öne sürmek, buna da itiraz demek SAFSATADIR, AHMAKÇADIR.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
çünkü düşüncelerinin önünde HİSLER gibi, CEHALET VE inanç, zaaf istismarlarıyla, hissiyat, ihtiyaçlar vb. üzerinden istismar edilerek BAĞIMLI HALE, KÖTÜRÜM HALE GETİRİLMEK gibi engelleyeci faktörler
Konumuz bu değil, olsa insanın da çoğunlukla bağımsız-İRADESİ DIŞINDA PROGRAMLANDIĞINI ele alır, nasıl, hangi koşullarda bunun gerçekleştirildiğine değinirdim. Veri tabanının temelinde dış dünya yatar ve bu veri girdisi sürecinde, ne kadar hazır vargılara, sonuçlara ulaşılarak, hazır-paket olarak alındığı da önemlidir, örneğin bebeklik ve çocukluk döneminde üzerinde düşünmeden, ayrı-bağımsız bir irade göstermeden alırlar(!), hatta toplumun neredeyse tümü din-cilik-, milliyet-çilik- şeklinde, milyarcası hemen, hemen aynı şeylerle kodlanır-programlanırlar, enfekte olurlar. BEN BU İFADEMDE NEDEN BÖYLE OLUR TARTIŞMIYORUM -amacım da bu değil-, DÜŞÜNME EYLEMİ AÇISINDAN OLUMSUZ ROL OYNADIĞINI, İNSANIN DA ÇOĞUNLUKLA ROBOTLAR GİBİ KODLANIP-PROGRAMLANABİLDİĞİNİ de, üstelik bunların en temelinde ne yazık ki o hissiyat-duygu-inanç faktörlerinin istismarı olduğunu da görmüş oluyoruz. Örneğin eğitim-öğrenim kurumları neden vardır? Olsun diye değil, insanın da düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi veri tabanının, dış dünyadan edinilmiş olmasıdır(iç dünyadan edindiği oran çok düşüktür), insan da öğrenmeye açık ve muhtaç bir canlıdır.
Kaç kez söyledim; insan ya da değil, düşünme konusunda bağlayıcı faktörlerden birisi olarak, herhangi bir yorumcu, işlemci, eğer anlık ve bir çok veri içerisinden TERCİH yapabiliyorsa... Eh bu da bir nevi , çeşit düşünme, iradedir. Düşünmenin temeli, esası, yorumlama işidir, düşünmek, yorumlamak için şey'in, düşündüğünü, yorumladığını bilmesi başka, yorumlaması başkadır, kaç kez daha söyleyeceğim, bilmesi, hissetmesi şart değil...
Homo Sapiens ile Homo Sapiens Sapiens arasındaki farklardan birisi nedir? Bilen ile bildiğini bilen farkıdır..
Örneğin bir kedi de düşünür, bilebilir ancak düşündüğünü, bildiğini bilmesi gerekmez, bu bildiğini, düşündüğünü bilme işi eylemden(düşünmek, bilmek) sonrası içindir ve düşünmek-bilmek için gerekli-şart faktörlerden birisi değildir. Demek ki, aksi faktör, lafazanlık gerekçesi olarak bunları öne sürmek de anlamsızdır
Yapay zeka da düşünür -düşündüğünü de bilebilir-, ancak bunun için bir benlik hissiyatı gerekmez. Ruh diye bir şey yok, kıçınızı boşu, boşuna yırtmayın.
Daha kaç kez söylemeliyim; şu ya da bu konu düşünmek olduğunda, kıstas salt insana indirgenemez. Üzerinde durduğum söylemlerle alakasız, üzerinde durmadığım söylemler üfüre, üfüre yaptığın boş lafazanlığı bir yana bırak artık. 10. defadır izah etmeme rağmen, anlamamak için de ya ileri düzey ahmak ya da arsız olmak gerekir. Her zaman yaptığın sulandırma, bulandırma, çarpıtma taktiğin, duvara tosladı, hala eğip, büküyor, uzatıp duruyorsun.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (13-09-2023 Saat 14:58 ) değiştirilmiştir.
Tales den , sophia ya
Elbette ki tales den evvel de düşünen insanlar vardı ama tales in karşısına sophia yı koysalar adam ne yapar dı acaba ? Oh my god mu derdi yoksa o tanrısıni red mi ederdi ?
Dine , robotlar DÜŞÜNEMEZ diyemiyor. Lafı eveleyip geveliyip salata yapıyor. Ne anlattiğı belli olmadığı gibi , kendisine bir şeyler anlatanın söylemediği üzerinden başka başka saçmalamalara giriyor.
Bu durumda okuyucuyu yıpratıyor tabi ki.
Evet doğru robot düşünebilirse ne olur sorusuna ;
-robot düşünemez
-robot düşünebilir
-şimdilik bu imkan yok denilebilir.
Bunların tamamida mekanik halinin dışında ortaya konan YAPAY ZEKA üzerinden degerlendirilir.
İnsan gibi düşunmesi ise ap ayri bir durum. Dine nin , aklı hem tutuk hemde ideolojik saplantılı bir üye , ha bire konuyu , duygu, ideoloji gibi yerlere çekiyor. Bu durum da bayıyor ve biriside çıkıp " sidik yarıştırmaya döndü " diyor.
Düşünme insana ait olsa da başka canlılar da bu gözlemlenebiliyor. Düşünmek öyle çok yüceltilse de bir çok insan bunu gerçeklestirmekte başarılı olamıyor. Ornek olarak AKP liler degil , akp seçmeni örnek veriliyor. Akp seçmeni AKP li değil.
Bunu hiç böyle düşünebildimi bu alman hanzosu mesela.
İnsan düşünebilse de , DÜŞÜNCESİZ dediklerimiz de var dimi ,, mesela bir insan yada başka bir canlı zor durumdayken daha büyük zarar verene yada umursamadan yanından geçene DÜŞÜNCESİZ diyoruz.
Mesela ormanı kasıtlı yakana ,yada o ormanı kasıtsız yakana da düşüncesiz diyoruz. Örnek çok.
Robotlar düşünebilirse ne olur ?
Çok şey olur çok. Bu onları yüceltme anlamına gelmez. Hatta o düşüncesiz insanlar daha iyi kontrol altına alınabilir. Eğitilme olarak tabi ki.
Mesele dine nin duygusal takintilı tanrıcı tapcı ,ideelojik meselesi değil ki !
O bunu istiyor.
Belki de çok ilgiye muhtaç ! Ailesi cevresi ona ilgi göstermediği icin bu kadar saçmalıyor. Saçmalayarak ilgi cekmeye ugrasıyor.
Birde böyle DÜŞÜNMEK gerekmez mi , yapay zeka bir robota bunu sorsak , eminim ki ilgilenin diye bir düşünce ortaya koyar.
Seni adi, yalancı, acemi düzenbaz, öyle denmedi, bunların DÜŞÜNME EYLEMİ AÇISINDAN bir çok faktörle birlikte, hele ki istismarı üzerinden, OLUMSUZ ROL oynadıklarına değinildi. Aynı şey mi? Oysa sana tam 4 kez bu ifademi tekrar etmiş, izah etmiştim.
Denilmedi derken, denildi kabul edildi ve bu hakikat yıldıztosuna bildirildi, eğer öyle olmasaydı, dört kez açıklamaya çalışmazdın değil mi? Bu yüzden bana neden hakaret ettiğini anlamıyorum. Eğer ama bazı açıklamalarını kabul etmediğim için hakaret ediyorsan, öyle olsun, ama dürüst olmadığına dair düşüncemi değiştiremezsin. Konu başlığı üzerinden algı girişimlerin ortada, üfürüp kıvırmalarını kabullenmek mecburiyetinde de değilim.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Eeeee? İnanmak, aldanmak, çeşitli sebeplerle enfekte olmak, programlanmak iradeden bağımsız mı? Burada ben, düşünme eylemini olumsuz etkileyen faktörlerden bahsediyorum, dalgınlıktan ise hiç söz etmedim, o da bir faktör demek ki! Sen şimdi de, ama şuna bağlı vs. diyorsun. Konu bu mu?
Adama bak ya, konu bu mu diyor yahu? Hem kendin konuyu saptırıyorsun, sonra bana AKP seçmeni meselesi değil, mesele kapitalizm meselesidir diye açıklama gereği duyurtuyorsun. Sonra da "Konu bu mu?" diye bana soruyorsun.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Neden yöneliyorlar? Neden odaklanmıyorlar? Para, mal sistemin dışında olan bir şey mi?
Soruya bak, eğer bu aptallığın zirvesi değilse, nedir? Sorduğun sorunun materyalist gerçeklikle ne alakası var? Materyalist gerçekliğin aksine, kapitalizmde ki para/mülkün para getirmesi ve çoğalması, sadece, ikimiz üzerinden verdiğim örnekte olduğu gibi, dine mine'nin mal/para birikiminin kendi emeğine dayanmadığı gerçeğine dayanır. Bu saçmalığın din mülk para zırvalığı ile ilgisi yoktur. Sorun yüz yıl boyunca kira ödeyip kendi mülkünü elde edemediğin gerçeğinde yatıyor. Bu, emeğinin çalınması ve kazandığının aslında sana ait olması gerekirken benim cebimde toplanmasıyla alakalı. Sistem, paranın sahip olmadığı insan iradesine dayanıyorsa, öyleyse neden böylesine aptalca bir soru soruyorsun?
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Örneğin eğitim-öğrenim kurumları neden vardır? Olsun diye değil, insanın da düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi veri tabanının, dış dünyadan edinilmiş olmasıdır
Tamam, konuyla alakalı yazıyorsun. Bağlamdan koparma niyetimde yok. Ancak, yine de dayanamadım. Mahsuru yoksa izin verde, senin o bahsettiğin kapitalist sistemdeki düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi dediğin şeyin taaa a…. s.k.m.
Devaminda ruh diye bir şey yok derkende, Ruh diye bir şeyin olmadığını söylemek, ruhu fiziksel bir varlık gibi nesnel forma dair düşünmeyi gerektirir. Ancak, ruhun enformasyon temelinde programlanma şekliyle de düşünülebileceğini düşünüyorum.
Yapay zekayı programlayan bir akıl varsa, bizi de bir üst akıl kudretiyle programlamış olabilir.
Ben miyim sıdık yarıştıran? Afferin sana vallahi bravo!
yo ben genel konuştum.
karşı çıkan yorum sayısı katkı sunan yorum sayısından fazla olanları sidik yarıştıran olarak tanımladım.
ki bu tanıma göre ikiniz de öyle gibisiniz.
Denilmedi derken, denildi kabul edildi ve bu hakikat yıldıztosuna bildirildi, eğer öyle olmasaydı, dört kez açıklamaya çalışmazdın değil mi? Bu yüzden bana neden hakaret ettiğini anlamıyorum. Eğer ama bazı açıklamalarını kabul etmediğim için hakaret ediyorsan, öyle olsun, ama dürüst olmadığına dair düşüncemi değiştiremezsin.
Düşünme açısından bir çok faktörle birlikte OLUMSUZ ROL OYNAMASI BAŞKA
Direk hedef alındığı iddiası başkadır.
Kim öyle kabul etti, hangi adi?
Bunlar hakaret değil, bak 5. kez izah ettim. Sen iftira ve çamur atıyorsun, 5. kez izah edildi hala devam ediyorsun, adilik değilse nedir?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Adama bak ya, konu bu mu diyor yahu? Hem kendin konuyu saptırıyorsun, sonra bana AKP seçmeni meselesi değil, mesele kapitalizm meselesidir diye açıklama gereği duyurtuyorsun. Sonra da "Konu bu mu?" diye bana soruyorsun.
Milyonların robotik hareket etmesine örnektir o sadece, AKP'yi tartışmak değildi, kıçından lider sevgisi uydurup hem tartışmaya hem de savunmaya çalıştın, düzenbaz, o sadece bir örnek olup, kimdir, nedir, necidir hedefi yoktur, neden-nasıl böyle oldu tartışması değildir.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Soruya bak, eğer bu aptallığın zirvesi değilse, nedir? Sorduğun sorunun materyalist gerçeklikle ne alakası var? Materyalist gerçekliğin aksine, kapitalizmde ki para/mülkün para getirmesi ve çoğalması, sadece, ikimiz üzerinden verdiğim örnekte olduğu gibi, dine mine'nin mal/para birikiminin kendi emeğine dayanmadığı gerçeğine dayanır.
Ne kendi söylediklerinden ne de sorduğum sorudan haberin var. Para, mal mülk ve edinme arzusu enjeksiyonu sistemden bağımsız mıdır(?) sorusunu anlayamayacak düzeyde ahmak olursan, böyle yorumlarsın işte.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Tamam, konuyla alakalı yazıyorsun. Bağlamdan koparma niyetimde yok. Ancak, yine de dayanamadım. Mahsuru yoksa izin verde, senin o bahsettiğin kapitalist sistemdeki düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi dediğin şeyin taaa a…. s.k.m.
Bunun da ifadelerimle ilgisi yok.
Bağlamdan koparma niyetin mi yok? Geri zekalı mısınız?
Ben diyoroum şu, bu vb. faktörler düşünme eylemi AÇISINDAN şu, şu, şu koşullar-istismarlar vb. durumunda OLUMSUZ(sağlıksız) ROL OYNAR
Sen bu sözün ana temasını, gayesini anlayamayacak kadar ahmak olsan dahi, cümle kalıbından da mı çözemiyorsun?
Bak cümlede insanın duygu, inanç vb. hedef alma durumu yok, kaç yazıdır bana hedef almışım gibi(faktörlerden cımzılayıp, kelime üzerinden) maval okuyorsun. Hem ifadelerimi, hem konuyu çarpıtıyorsun.
Aşkın gözü kördür deyiminde amaç aşkı kötülemek değildir, değil mi?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Devaminda ruh diye bir şey yok derkende, Ruh diye bir şeyin olmadığını söylemek, ruhu fiziksel bir varlık gibi nesnel forma dair düşünmeyi gerektirir. Ancak, ruhun enformasyon temelinde programlanma şekliyle de düşünülebileceğini düşünüyorum.
Yapay zekayı programlayan bir akıl varsa, bizi de bir üst akıl kudretiyle programlamış olabilir.
Ruh diye bir şeyin olmadığını söylemek, nesnel temellere dayanmaz, subjektif olarak türetilip, lafızla varlandığı için ancak subjektif olarak yoklanabilir. Yani ruh meselesi SUBJEKTİF bir meseledir.
Ruh enformasyon vb. alakasız(yani safsata) ilişkilendirmeler. 3 YAŞINA KADAR NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ BURADA BANA ANLATABİLİR MİSİN? Evet düşünme eylemi başlamıştır, ancak veritabanı boştur, hazır-paketlenmiş ruhani üfürükler içermez.
a-bilir, e-bilir üzerinden, safsata(asılsız, fasılsız ilişkilendirmelerle) yargılar-vargılar üretmek ise lafazanlıktır.
Benim ruh yok dememin sebebi, bir çok objektif konuda, bazılarının bilinç-altından hareketle, ruhsal, inançsal şartlanmalarından hareketle, karşı çıkma eğilimi gösteriyor olmasıdır. Zira maddenin düşünemeyeceği çünkü bir ruhu olmadığı söylemlerini çokça duymuşuzdur. Oysa düşünmek için gerekli olmayan tek şey, ruh üfürüğüdür. Temel gereksinim ise, ilişkisel ağ, yani organik(örgütlü) davranış gösterebilen, etki-tepki temeline örgütlü yanıtlar verebilen, kıyaslayabilen, ölçebilen, yorumlayabilen bir yapıdır.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Benim ruh yok dememin sebebi, bir çok objektif konuda, bazılarının bilinç-altından hareketle, ruhsal, inançsal şartlanmalarından hareketle, karşı çıkma eğilimi gösteriyor olmasıdır. Zira maddenin düşünemeyeceği çünkü bir ruhu olmadığı söylemlerini çokça duymuşuzdur. Oysa düşünmek için gerekli olmayan tek şey, ruh üfürüğüdür. Temel gereksinim ise, ilişkisel ağ, yani organik(örgütlü) davranış gösterebilen, etki-tepki temeline örgütlü yanıtlar verebilen, kıyaslayabilen, ölçebilen, yorumlayabilen bir yapıdır.
Eğer dinlerde bahsedilen ruh ölümsüz olsaydı, yeniden diriltilmesine gerek duyulmazdı. Yeniden dirilme ihtiyacı ruhun geçici olduğunu gösterir.
Tanrı'nın ruha üflemesi bilgiye dayalı bir anlayışı ima edebilirken, canlida ki statik değil, unutulabilir ve fani olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla bilgi ve anlayış açısından ruhu, sona erene kadar kendiliğinden bilgi edinmeye devam eden canlı bir program olarak tanımlayabiliriz.
İnsan yapımı yapay zeka da bilgiye dayanır. Ancak kuantum aleminde bu bilgi sadece mekanik değil, aynı zamanda hatalı, unutkan ve öngörülemez olacaktır. Ayrıca kaçınılmaz olarak karşıt görüşleride diyalektik olarak gelişecektir.
Ve eğer ruh = program ise, eğer YZ'nin kendini geliştirmesinin temel bir özelliği algılamayada dayanıyorsa, kendimizle olduğu kadar onlarla da uğraşmak zorunda kalacagimizi simdiden varsayabiliriz. Sorunlu durumları şirketlerin pazarlamasıyla ilişkilendiriyordum, ancak bu sorunla uğraşan şirketleri korkutan, bağımsız hareket edebilen bir şeyin olduğu görülüyor. Bence bu korku, her şeyin neden aniden çalıştığını gerçekten açıklayamıyor olmamamızdan kaynaklanıyor. Düşünebiliyorsa yeni çağımızın bombası olur ama kontrol altında tutulamazsa atom bombasından daha tehlikelide olabilir. Allah korusun
Eğer dinlerde bahsedilen ruh ölümsüz olsaydı, yeniden diriltilmesine gerek duyulmazdı. Yeniden dirilme ihtiyacı ruhun geçici olduğunu gösterir.
Tanrı'nın ruha üflemesi bilgiye dayalı bir anlayışı ima edebilirken, canlida ki statik değil, unutulabilir ve fani olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla bilgi ve anlayış açısından ruhu, sona erene kadar kendiliğinden bilgi edinmeye devam eden canlı bir program olarak tanımlayabiliriz.
İnsan yapımı yapay zeka da bilgiye dayanır. Ancak kuantum aleminde bu bilgi sadece mekanik değil, aynı zamanda hatalı, unutkan ve öngörülemez olacaktır. Ayrıca kaçınılmaz olarak karşıt görüşleride diyalektik olarak gelişecektir.
Tanrı'nın ruha üflemesi(üfürmesi) nasıl oluyor da bilgiye dayalı olabiliyor
Canlı, fani mi, değil mi, konu açısından bunun önemi yok. Ne yapıyorsa canlı iken yapıyor...
Ruhu canlı bir program olarak tanımlayamayız, bir kelimeye dayalı inancımız(!) için bu kadar zorlamanın karşılığı, anlamı yok. Zaten tanımlamışız;
Akıl, zeka, düşünce, bilgi, bilinç, his, duygu, duyu, algı, mantık, hayal, düş...
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Ve eğer ruh = program ise, eğer YZ'nin kendini geliştirmesinin temel bir özelliği algılamayada dayanıyorsa, kendimizle olduğu kadar onlarla da uğraşmak zorunda kalacagimizi simdiden varsayabiliriz. Sorunlu durumları şirketlerin pazarlamasıyla ilişkilendiriyordum, ancak bu sorunla uğraşan şirketleri korkutan, bağımsız hareket edebilen bir şeyin olduğu görülüyor. Bence bu korku, her şeyin neden aniden çalıştığını gerçekten açıklayamıyor olmamamızdan kaynaklanıyor. Düşünebiliyorsa yeni çağımızın bombası olur ama kontrol altında tutulamazsa atom bombasından daha tehlikelide olabilir. Allah korusun
Ne program ruh ne de ruh program, ruh diye bir şey de yok, soyutlanması ve kullanılması da anlamsız.
Her "şey" madde ve maddidir, o program da, insanın kodladıkları da, okuyucu da, yorumcu da, yorumlanan da. Düşüncenin içeriğiyle ilgili konuşmuyorum, onu(düşünceyi) var eden, oluşturan süreçlerden söz ediyorum. Yoksa Alice Harikalar Diyarında'nın içeriği başka, bunu uyduran kişinin maddi süreçler eliyle düşünmesi başkadır. Yani birisi, organdır, örgütlü, maddi süreçler içeren bir varlıktır, diğeri ise üründür, bir ve aynı şeyler değildir.
Şimdi Avrupa'da, içki ile birlikte çikolata dağıtımının temelinde, çikolatanın sakinleştirici özelliği yatar. O madde kişilerin hormonları, kimyasal tepkimeler vb. üzerinde etki oluşturur, karşılığında kişiler farkında olsun, olmasın çeşitli duygulara kapılır, haz gibi... Evveliyatında ise bu etkileşim, tepkileşim, o özne tarafından maddi olarak deneyimlenmiş, kimyasal olarak kodlanmıştır, ilk defa deneyimliyorsa, ilk deneyiminde kodlanır, öyle ki ileride kokusundan dahi tanıyabilir.
Yani hali-hazır düşünce, bilgi diye bir şey yok, bunlar ancak yorumlandığı AN anlam kazanan şeylerdir ve beyindeki karşılığı da düşünce paketleri şeklinde değil, maddi, kimyasal vb. olarak kodlanmış verilerdir -ki yorumlananlar da, tekrar geçici belleğe atılır, bütünlük böyle sağlanır. Bilmediğiniz, bellekte karşılığı olmayan bir dilde yazılmış metinlerden bir şey anlayabilir misiniz? Evet o harfler mürekkepten olabilir, semboliktir, ama maddidir, monitör mü? Milyon tane ampulden oluşur, kısaca sembolik olarak gördüğümüz şekillere, anlam yüklemeli ve bu anlamı, karşılığını bellekte saklamalıyız -ki kullanabilelim
Yazılımda da ve bilgisayarlarda da öyledir, SANAL dediğimiz ise ürünün içeriğiyle ilgilidir. Yukarıda nasıl ki Alice örneği verdim, burada konu masalın içeriği değil, o masalın ürün olarak nasıl ortaya atılabildiğidir.
Bilgisayar vb. kodları da, maddidir, DİSKTE yer kaplar, okuyucular, yorumcular, kalıcı, geçici hafıza-bellek vb. ise maddi yapılardır, okunan ve yorumlananlar ise veriler(maddi veriler). Yöntem bir alan üzerinde iz oluşturmak dahi olsa, o iz oluşturulan alan maddidir, bu ister fiziki ister manyetik izler olsun, her biri maddi bir sürece, maddi bir nüveye tekabül eder.
Hasılı konuya Alice Harikalar Diyarı veya ruh masallarından değil, o masalın EN TEMELDE nasıl, hangi süreçlerle üretildiği temelinden bakılmalı(maddi ilişkiler, beyin, veritabanı vb.). Anlamsız olan ruh üfürüğüdür.
İnsan da doğar-doğmaz bir dolu düşünce, bilinçle doğmaz, çevre ve kendi etkileşimi sürecinde süreğen etkileşir(maddi tepki odaklı duyu organlarıyla), bunları yorumlar, değerlendirir ve kodlayarak hafızaya depolar, bu süreç gelişerek devam eder, demek ki bu süreçler için, öncelikle çeşitli yapılar, organlar gerekmektedir. En nihayetinde biyolojik yapıların da kimyasındaki malzeme, bileşikler, inorganiktir, demek ki; canlı, organik olmanın temelinde, örgütlü davranış geliştirebilen yapılara ihtiyaç var
Alzheimer -> nörolojik...
Çıkıp ruhsaldır demek için, kavramlara bin takla attırmaya gerek yok.
Ruh bir soyutlama değil, sadece üfürüktür, Alice Harikalar Diyarında nasıl yazılıp, okunabiliyorsa, o da insan tarafından üretilmiş mitolojik bir hayali-soyut-üründür. Şuna ruh diyebiliriz, buna dersek olabilir gibi zorlamaların anlamı yok.
Gerçekten de mesele insan gibi düşünmek ve hissetmek ise, bunu insandan başkasından beklememek gerekir. Hayır mesele akıl, zeka, düşünme(yorumlama) süreçlerini yerine getirebilmekse, bunun için yorumcunun ne illa insan ne de illa biyolojik-canlı olması şart değildir, tüm bunlar temelde örgütlü(organik!) yapılarla anlam kazanmaktadır, demek ki lazım olan veri alabilen, yorumlayabilen, depolayabilen, tekrar başvurup yorumlayabilen, veriler arasında hafıza, alınan, verilen kıyas yapabilen, tercih yapabilen(her koşulda daima aynı şeyi yapmayan) ve tercihleri doğrultusunda davranış sergileyebilen yeteneklere sahip olması gerekir.
Robotlar düşünür mü?
1.) Kastedilen hangi robotlar(yapay zekalı robotlarsa, yukarıdaki paragrafa uygun ise düşünebilir)
2. İnsan gibi düşünebilir mi? HAYIR!
3. İnsan gibi hissedebilir mi? HAYIR!
4. Hem yapay zeka deyip hem de düşünemeyeceğini -yorumlayıp, seçimler yapamayacağını- öne sürmek çelişkilidir.
Benim açımdan bu konunun cevaben özeti budur. (peki yapay zeka diye ortaya atılan her ürün gerçekten de yaay zekaya sahip midr? HAYIR! Kendi kendine öğrenme ve buna göre davranış sergileme yetisine sahip olanları, tüm diğerlerinden ayrı tutmak gerekir)
Bu tür yapay zekalara insanlar çok az veri yükleyerek işe başlamıştır. Milyonlarca veriyi ise bu robotların kendisi edinmekte ve nasıl davranacağına da kendisi karar vermektedir, yani insanlarca önceden şu şekilde davran yönlü komutlara sahip değillerdir. Zira, kendi, kendine veri edinen bir yapı için, nasıl davranacağını belirlememiz mümkün değildir, İŞTE en önemli sakınca ve korkulardan birinin temeli buradadır.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu