Alvin´isimli üyeden Alıntı
''Arkadaş seni yormayalım''
Beni yormazsin ictenlik, sen fikirlerini paylas. Okumaktan memnun olurum.
|
Baştan alalım. Peki
Felsefe Giriş
Ontolojiyle başlarız. Varlık, varoluş varolma bilgisi ya da mevcut durumda sorunsalı. Biraz soruşturma/irdeleme yürüttükten sonra yoktan gelemeyeceğimiz, dolayısıyla hep var bulunduğumuz, dolayısıyla başlangıçsız ve sonsuz varoluş fikrine erişiriz. Ontoloji buhranı çözülmüş ve aşılmıştır. Ontoloji tartışmasını bu noktada keseriz. Geriye diğer bilgi alanları kalıyor
Etiğe uzanırız. Mevcut etikleri inceleriz. İdeal etiği ararız ve insanın insana karışmadığı, kimsenin kimseyi yönetmediği, hak çatışmasının olmadığı ,doğal özgür vb duruma erişiriz. Bu da ancak doğa da bulunabilirdi deriz ve bakarız ki insan boşa etik tartışıyor. Subjektif etikler tartışıyor. Mevcut konjonktürü ve statükoyu sürdüren onaylayan, üst sınıflar adına düşünen yönetme etikleri tartışıyor. Etiği kapatırız.
Politikaya yöneliriz. İnsanların nasıl yönetileceğini tartışacağız. Kimin için? Kimin gözünden? Yöneten üst sınıfların gözünden. Buna da alet olmayalım deriz. Kapat.
Sanat ve estetiğe yöneliriz. Kim tüketiyor? Kim talep ediyor? Üretim emeğini kim finanse ediyor? Aristokrat üst sınıflar, seçkinler. Bunu da geçelim deriz.
Geriye insan bilimleri ve doğa bilimleri kaldı. Bunlar iktidarların tekelleri altında. Okullar özgür değil. Bilgi özgürlüğü soru işareti. Devlet var. Akademi ve bilim ödevi herkese açık değil. Diploma var. İsteyen özgürce bilim çalışamaz. Para emeği var. Para var. Sahte statü var. Yalan eğitim var. Okul bir denetleme kurulu ve kurumu. Bilim adında engizisyon var. Tam da bilim kılığında. (Üst bilim hakemleri, bombacılar ülkesinde) Bunu da geçelim.
"Sonuçta halk için, halk adına bilgi üretmemiz gerektiğine karar veririz. Tüm sınıfları, tüm insanları birleştiren kapsayan ve herkesi ilgilendiren, herkesin bilincine hitap eden; okurun ve tüketicinin sadece seçkin azınlıklar ve orta üst sınıflar olmadığı bilgi emeği ve ortak tüketilebilecek miraslar."
Ne üretebiliriz?
İnsanlık ne haldedir Ne halde olmalıdır?
Uzunun kısası şu. Modern tekno uygarlık bir çöptür. Doğaya karşı ,insanı doğasından, birbirinden ve kendinden uzaklaştıran, yabancılaştıran, çıkarcılığa götüren, bireylere bölen, zevkçilik aşılayan, parçalayan, savaştıran, güç dengesizliği ,adaletsizlik, hak sorunları üreten geçici/sahte bir birliktir ve ilk fırsata doğal koşullar ya da insanın kendi birliği tarafından parçalanacaktır.
İnsan ileri felan değildir. Savaşan, birbirini yokeden ilkel barbar türdür. Uygarlık ve modernite süslü yalan. İkiyüzlülük. Sahte soslu.
İnsan doğaya, doğal birliğine, doğal varoluşa geri dönmelidir. Tersi her durum çatışma üretecektir. İnsan doğanın çocuğudur. İnsanın evi doğadır.
Bunun haricindeki her şey gevezelik olurdu. (İtaliği karşılamadığı sürece yani tırnak içindeki italiğe dönük üretim hariç)
Felsefe Çıkış/Exit
Hobbes bize akademi de lisans düzeyinde açıklandı. TV de yoktu.
Kant ismini ne zaman duyduk? Kim okuyor? Ne anlıyor. ?
Seçkin hissetme için, özel/elit/üst/üstün bilgi bulma için, zihin çalışması için, ilerleme için, zihin açma için, felsefik hissetme için, genel kültür için, meze....
Seçkinlerin zihinsel tüketim yemeği, orta sınıfın boş zaman salatası.
Kant okuduk mutlu olduk, Kant bildik kutlu olduk artık Kant hakkında Kant üzerinde atıp tutabiliriz, bu bizi üst sınıfa ait hissettirir yakınlaştırır. Zihinsel elit hissi verir. Başka?
Arkadaş dürüst mü olacağız. Bir Karacoğlan deyişi tadı, bir Yunus şiiri tadı/sıcaklığı, bir Pir Sultan deyişi tadı vermez, herkese erişemez. Mansur değil, Bedreddin değil. Kemiklerine tuz basılmış Nesimi değil. Kız çocuğunu yazan Nazım değil.