
04-03-2020, 23:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2008
Mesajlar: 369
|
|
iste böyleee.
Araplar nekadar dogrucuysa,uydurduklari dinde okadar dogrudur. Ama arabin kitabi kurandir.
Araplar hemen hemen her laflarinda and icerler,TÜRKLER konusmlarinda YEMiN edenlere cok bozulurlar.Yalan söylemeyenler AND etmezler.Bu nedenlede Türkler AND etmekten kesin hoslanmazlar.
Ama arabin kitabinin Allahina araplar bol bol yemin ettiriyorlar.Söyleeee,YEMiN ederimki yani Allah sahitimdirki.Allah hanki Allahi sahat gösteriyor?Hani ALLAH tekti.Bu araplar varya bunlar 7 milyarlik dünya insaninin 1,5 milyarini ALLAHSIZ yapipda koydular ortaya.Bu FELLAHU muazzamlar derki,dinde ARASTIRMA , GARISTIRMA , iDiKLEME , DiDiKLEME olmaz.Olursa altindan CAPANOGLU cikacagindan yasaklanmistir.
Bakin ne diyor FELLAHU KERiM: DiN US (akil)isi degil, NAKIL isidir.Yani din konusunda TANRININ kellemize koydugu USSA danisamayiz Fellahin uydurup yazdigini gercek Kabul etmek zorundayiz.
Yani inanilacak sey ALLAHIN AKLI degil FELLAHIN NAKLIDIR.Fellahlar AKLA inanmadiklarindan ülkelerini yikip harap ediyorlar.Soonrada beyenmedigi KAFiR,DiNSiZ,YAMYAM dedikleri ülkelere milyonlarcasi kosmaktan vaz gecmiyorlar.Arabin ALLAHININ adi,KUREYSiN putunun adindan alinmadir.Kureysin putunun adi EL-iLAHDIR.Sonra bu ad ELLAH oldu daha sonrada ALLAH olup cikti.Bu konuda tonlarca yazi var internette.
Tolonbeg
|

01-07-2024, 21:29
|
 |
|
|
Üyelik tarihi: 01 Jul 2024
Mesajlar: 3
|
|
Ayette ve Hadiste geçen kelime saq kalimesi ve bacak anlamında kullanılır ama Arap edebiyatında her söz gerçek anlamında değil mecaz anlamında da kullanılır tıpkı bizim dilimizde de " Herkes gider Mersine ben giderim tersine" de olduğu gibi mersin kelimesi kafiyeye uysun diye söylenmiş ama çok fazla turist almayan bir şehrimizi sanki milyonlarca turist alıyor gibi göstermiştir.
Yukarıdaki örnektede gösterdiğim gibi bu bağlam, mecazi anlamda zorluk veya sıkıntıyı ifade etmek için de kullanılabilir. Örneğin, Arap edebiyatında veya şiirlerinde bu tür mecazi anlamlar sıkça kullanılır. Ayetin bağlamında mecazi bir anlam taşıdığı görünmektedir. Kelime anlamı olarak Bacak/Baldır/Gövde anlamına gelmiş olsa bile Allah bu bağlamlardan uzak olduğunu belirtmek isteriz
Bu deyim, geleneksel Arap kültüründe ve edebiyatında sıkça kullanılmış olup, özellikle savaş durumlarında veya büyük felaketlerde kullanılmıştır. Kur'an'daki kullanımında da bu mecazi anlamı taşır ve kıyamet günü gibi büyük bir olayın zorluğunu ve ciddiyetini ifade eder.
Örneğin, Kur'an'da "يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ" (Yevme yukşefu 'an saq) ifadesi, kıyamet gününde büyük bir sıkıntı ve zorlukla karşılaşılacağını ve insanların bu durum karşısında ne yapacaklarını bilemeyeceklerini anlatır. Bu durum, mecazi olarak "baldırın açılması" şeklinde ifade edilmiştir.
Bir şiirde şöyle denir إذا اشتدّ الحربُ كشفَ عن ساقٍ
Anlamı: "Savaş şiddetlendiğinde, baldır açılır." Bu, savaşın zor ve çetin bir hal aldığını ifade eder. (ifadesi, meşhur Arap şairi Al-Nabigha Al-Dhubyani'ye atfedilmiş bir şiirden alıntıdır)
Başka bir şiirde ise إذا حمي الوطيسُ كشفتْ عن ساقِها
Anlamı: "Kazanın altı kızışınca, baldır açılır." Bu, bir durumun iyice ciddileştiğini ve zorluğun arttığını ifade eder.
Tarihi Arap metinlerinde, savaş veya felaket anlarını anlatırken sıkça bu deyim kullanılır. Örneğin, bir savaşın zorluklarını anlatan bir tarihçi, "يومَ كشفَ عن ساق" (yevme keşefe 'an saq) diyerek olayın zorluğunu vurgular.
Bu örnekler, "baldırın açılması" deyiminin Arap edebiyatında nasıl kullanıldığını ve ne tür durumları ifade ettiğini göstermektedir. Deyim, genellikle büyük zorluklar, ciddi durumlar veya tehlikeli anları ifade etmek için mecazi anlamda kullanılır.
Burada da anlattığım gibi Kur'an mecaz anlam ve Arap edebiyatında kullanılan sözlere atfederek bir çok kelime kullanmıştır. Nitekim öyleki Kur'an da geçen bir çok söz dönemin şairlerini hayrete sokacak seviyede bir dil kullandığıda görüldüğünden bu sözdeki kastın Ahiret günündeki zorluk olduğu görülür.
|

03-07-2024, 23:53
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Bir kelimenin mecaz oalrak kullanıp kullanılmadığını cümle bütünü belirler.
Mecaz dediğiniz bir çok çarpıtma mecaz değildir, ancak sizin de akıl ve mantığınıza ters geldiği için, ya kelimeleri değiştiyorsunuz ya da olsa da, olmasa da her türüne mecaz diyorsunuz.
"Rabbimiz baldırını açar,", "Baldırın açılacağı o günde" (demek ki baldır açmak vuku gününü temsilen bir mecaz değil, aksine günü başlatan eylem-işaret olarak kullanılmış. Yani gün, Allah'ın tanınması için baldırını göstermesiyle başlıyor. Kaldı ki, iyelik eki var, bu halde kim'in sorusu sorulur, kimin baldırı? Rabbimizin burada mecazdan söz edilemez.
Demek ki, bu MİTOLOJİDE, başlatıcı bir eylem olarak baldır açma durumu söz konusu.
Bu "hesaplaşma, hesap günü, vuku" anlamında bir mecaz değil, Allah baldırını gösterir, böylece başta Peygamber olmak üzere, herkesin, karşılarındakinin Allah olduğunu anlamaları sağlanır. O andan itibaren bir kaos başlar(hesaplaşma, herkes kendi derdine düşermiş) vs. geçmişe nazaran bu hikayenin temelinde bu olmalı -ki rivayetler de bu yöndedir.
Ha uyduruk rivayetler, hadisleri (9. yüzyılda uydurulmuş) bir yana bırakalım denecekse, o halde yine dürüst olmalı, ya tümü ya hiç biri, öyle seçmece olamaz. İslam tarihi ve İslam da, böylece uydurma olur. 9. yüzyılda son halini almıştır, tarihi de 9. yüzyılda sözde rivayetlerle -kısaca önüne gelen uydurmuş ya da dedesinden dinlediği masalları aktarmış, eğer rivayetler, hadisler uydurma ise, islam tarihi de kaçınılmaz olarak uydurma halini alır. O derecede ki; Kur'an'da namaz yoktur, namaz kılınır, neye dayanarak? hadislere, oysa tümü de Mecusi, Musevi gelenekleri. Kur'an'da namaz yoktur desem ilk Müslümanlar itiraz edecektir, ama yoktur, o sebeple de tarifi de verilmez(övmek, yüceltmek, anmak, beklemek-dua anlamında kullandıkları görülen kelime, sonradan namaza-ritüele- çevrilmiş).
Sorularlaislamiyet gibi siteler ise, aşırı safsata, işine nasıl geliyorsa yöntemleri kullanan ve cevaplarında konuyu bağlamayan-içermeyen ayetler koyarak okuyucuyu etki-zan-korku altında bırakma taktikleri izleyen, konuyu alakasız yerlere çekip, alakasız bağlantılar kuran garip bir yer.
Örneğin, "Allah, insanı kendi suretinde yarattı" kelimesindeki "kendi" ifadesinin desteklenen kaynaklarla da, açıkca Allah'ı kastettiği ortada iken, bu hadisi çarpıtır, insanı, insanın kendi suretinde yarattı, orada kendi ile kastedilen Allah değil Adem'dir denir.
Oysa Buhari'den aktarılan ifadelerde mecaz kullanılmadığı açık iken, başka kaynaklarla desteklendiği ve meselenin temelinde "kendi" ifadesiyle kastedilenin Allah olduğu, "insanın yüzüne vurmaktan çekinilmesi gerektiği" rivayet edilmiştir, çünkü Allah insanı "kendi" suretinde yaratmıştır. Abdurrazzâk, Musannef, IX, 445
"Yüzleri takbîh (kınama, aşağılama, beddua) etmeyiniz. Zira Âdemoğlu Rahman'ın sureti üzere yaratılmıştır" İbn Ebî Âsım, es-Sünne, I, 228-229; Taberânî, Kebîr, XII, 430.
Mecazi bir örnek değil, SEBEP açısından gösteriliyor. "ala suratihi", "ala surati'r-rahman" bu iki kelimeye rağmen, yukarıda ifade ettiğim biçimde çarpık yöntemlere başvuran kaynaklara güven olur mu? Haşa Allah'ın baldırı, yüzü, gözü mü vs. varmış? gibi yaklaşımlar ve ardınca her ifadeye mecaz diyenlere güvenilemeyeceği açık ve ortada. Sen gerçekten de her şeyi yaratan ve her yerde olan(=hiç bir yerde değil), her şeyi bilen(=hiç bir şeyi bilmeyen) bir tanrı olduğuna, ama bu metafizik güce, böylesine masallardan kopup gelmiş bir tanrının, kendi kendine var olabileceğine, yaratılmaya muhtaç olmadığına inanıyor musun? O halde, gözü de olabilir, Allah gördü ve bildi ki -sonradan öğrendi- de denebilir(Fetih), baldırını da gösterebilir, onca masala inanmışsın da bir bu mu sorun?.
Hocanın birisi anlatıyormuş, O ne yerdedir, ne gökte dir, her yerdedir, her şeyi görür, her şeyi bilir, ne öyledir, ne böyledir, ne ona benzer, ne şuna.............. böyle devam ediyormuş.
Bektaşi'nin birisi demiş ki,
"Hocam sen şuna yok diyeceksin de dilin varmıyor" demiş...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

04-07-2024, 02:57
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
|
|
pianola´isimli üyeden Alıntı
Biliyorsun ki Dionysos da "iki(nci) kere doğan" (ikincisi , Hera'dan gizlenen), yani klasik Hristiyan teolojisindeki "ikinci doğum" aynen islama da geçmiş. .
|
Teistin de, ateistin de cahili cok. Pianola zir cahilin tekiymis. Mitolojiyi bilmedigi gibi, hristiyanligi da bilmiyor. Bu yazdigini bir teoloji dersinde, bir sinavda yazsa " sifir ceker".
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
|

04-07-2024, 04:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
|
|
Burada hangi üyenin ne kadar bildiği önemli değil aslında. Vurgulamaya çalıştığım ve aslında vurgulayamadigim şey şu: kavramalar bilip bilmeden konuşuluyor ve bu da bilgi kirliliğine sebep oluyor.
Hepsi bu. Yoksa kim cahil kim değil, bu tartışma bile gereksiz ilgisiz. Yazar burada olsaydı yanıt verirdim ama ne yazık ki değil.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
|

07-07-2024, 05:51
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
Alvin´isimli üyeden Alıntı
Burada hangi üyenin ne kadar bildiği önemli değil aslında. Vurgulamaya çalıştığım ve aslında vurgulayamadigim şey şu: kavramalar bilip bilmeden konuşuluyor ve bu da bilgi kirliliğine sebep oluyor.
Hepsi bu. Yoksa kim cahil kim değil, bu tartışma bile gereksiz ilgisiz. Yazar burada olsaydı yanıt verirdim ama ne yazık ki değil.
|
Yazar, burada olsaydı
Seni tokat manyağı yapardı.
Cehaletin çaresi var
Ama salaklığın çaresi yok
Sonuçda, felsefe de yetenek meselesi
Senin kumaşında yok o yetenek
|

07-07-2024, 14:31
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
|
|
Güzel kardeşim,
Modumu bozamazsın. Suan Virginia'daki Marriott otelimde kahvaltı yapıyorum. Keyfim yerinde. Kahvaltından sonra Washington, DC'ye gidiyorum. Yarın da, Beyaz Saray'a ve Kongre binasına geçeceğim . Utah senatörüyle görüşmem var. — randevu alırsan görüşebilirsin , sonuçta Özgür bir vatandaşsın — Sana oradan resim atarım yavrum. Sen yorma kafanı böyle felsefe olaylarına. Sen mutlu olmaya bak. Zaten hayat amacın bu değil mi, sen niye canını sıkıyorsun. Ben sana soru sorarsam cevaplarsın. Öyle her lafa girme yerli yersiz. Tamam mi güzel kardeşim 🍒
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
|

07-07-2024, 16:39
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Aug 2014
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.049
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Bir kelimenin mecaz oalrak kullanıp kullanılmadığını cümle bütünü belirler.
|
Kalem 42,43
"Bacaktan açılacağı ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlardı."
Bu cümlede nasıl bir yapı var ki bunu Allah'ın baldırı olarak anladınız?
Mesela Ali-imran 103,
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti."
Burada da Allah ip mi uzatmış?
Eğer bütünlük peşindeyseniz, bütünlüğü Kur'an 'ın tamamını değerlendirerek kurabilirsiniz.
bir kelimeyi alıp bak baldır demiş, ip demişlerle bu güne kadar olmadı bundan sonrada olmaz.
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez
|

07-07-2024, 18:27
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
RollingStones´isimli üyeden Alıntı
Kalem 42,43
"Bacaktan açılacağı ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlardı."
Bu cümlede nasıl bir yapı var ki bunu Allah'ın baldırı olarak anladınız?
Mesela Ali-imran 103,
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti."
Burada da Allah ip mi uzatmış?
Eğer bütünlük peşindeyseniz, bütünlüğü Kur'an 'ın tamamını değerlendirerek kurabilirsiniz.
bir kelimeyi alıp bak baldır demiş, ip demişlerle bu güne kadar olmadı bundan sonrada olmaz.
|
Herhangi bir deyimi örnek vermeniz, mecaz olarak kullanılmayan aynı kelimeyi mecaz yapar mı? Eğer Allah'ı bacağından - uzvundan- tanıyacaklarsa -ki alıntılarımda bu ifade edilir-, buradaki bacak, baldır mecaz olarak değerlendirilemez, kaldı ki "uzuvlara dair" iyelik eki var, iyelik eki "şahsa mahsus, kişinin bir parçasına dair" kullanılmış.
Peki şimdi aşağıdaki cümlede "ip" mecaz mı? Sizin safsata yöntemlerinize göre -ilgisi olmayan örnek göstermek- mecaz oluyor, oysa bakın aşağıda kullanılan "ip" kelimesi mecaz değildir, yani neymiş, mecaz olup olmadığını cümlenin mahiyeti, kelimenin kullanım biçiminden anlıyormuşuz...
"Kuyudaki çıkrığı çevirdi ve ipe bağlanmış kovayı yukarı çekti."
Konuya benzer bir örnek vermek gerekirse;
"Oltanın ipini dolaştırmıştı"
Burada bahse konu dolaşan iptir. Bu cümlede de ip mecaz olamaz, demek ki verdiğin örneği öne sürüp bu cümledeki ipe mecaz demek saçmalamak olur. Deyim haline gelmiş bir örneği öne sürüp, ip kelimesinin mecaz olduğunu mu iddia ediyorsun?. Sözde iki-yüzlü, istismarcı dansöz İslamcılar da bu tür yöntemlere başvuruyor, ancak cümle bütününde görülüyor ki, oradaki baldır-bacak mecaz değil, o.l.a.m.a.z.
"Allah ahirette peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir." (Müslim, İman 302; Müsned, 3/1)
1. Kimliği ni, kendisi ni tanımaları için bacağı nı açar.
2. Bacağını açtığı an, HESAP günü başlar.
Buradan çıkan şu; Allah önce Kendisini gösterir-tanıtır, böylece hesaplaşma süreci başlar. Allah'ın baldırını gösterdiği gün, baldırın açıldığı gün, baldır açıldığında gibi ifadeler mecaz değil = bacak-baldır gösterimiyle başlayacak olan sözde hesap gününü temsilen söylenmektedir.
Kısaca "Baldırın açılacağı gün" = > Hesap günüdür.
Kim bacağını açıp, baldırını gösterecek? Allah. Kim in bacağı, baldırı? Allah' ın. Bu eylem ney in başlangıcı olacak? Ahiret sorgusu, hesap günün ün.
İsrafil Sura'a üflediğinde > burada bahse konu olan mecaz mı? Yoksa bir günün başlangıcı mı? Burada ne sur ne İsrafil ne de üfleme eylemi, nasıl ki mecaz değilse(saçma olduğu şüphesiz -ki bu ayrı), Allah'ın bacağını gösterip, baldırından tanınması eylemi de mecaz değildir, zaten olamaz. KUR'AN'DAN DA aldığın ayetlerde bahse konu edilen baldırın açılağı gündeki baldır mecaz değildir, bir hesap gününün başlangıcına yapılan bir göndermedir, İsrafil'in sura üflemesiyle başlayan süreç gibi bir sürecin startıdır.
Bu kadar çarpıtıp, kıvırmak için akıl, mantık dışı gerekçe üretmeye gerek yok. Allah bacağı nı açıp, baldırı nı gösterecek, bir günün başlangıç işareti olarak anılan bir eylem olması bir yana, ayrıca burada iyelik eki vardır, mecaz olamaz. Sözde İslamcılar neredeyse her akıl, mantık, çağ dışı konuda, ya Kur'an'ı değiştiriyor(belkide en fazla değiştirilen İbrahimi kitap Kur'an'dır) ya da akıl-mantığa ziyan işkembeden sallıyorlar, tabi bir kaç bin yıl önce -üstelik en bilinçsiz kesimlerce- uydurulmuş, vasat masalları savunmak hem mümkün, hem de kolay değil. Allah'ın, dua, beddua ettiği, insanlardan yardım beklediği ayetleri de eklesek, ortalık akıl-mantık dışılıkla, mecaz yukarı, mecaz aşağı iyice karışır...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

07-07-2024, 18:46
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
|
|
Kalem (68) suresi, ayet 42-43'den anladığımı yazayım.
Corpus Quran İngilizce literal (kelimesi kelimesine) çevirisi:
https://corpus.quran.com/wordbyword....er=68&verse=42
"(The) Day will be uncovered from the shin and they will be called to prostrate, but not they will be able. Humbled, their eyes will cover them humiliation. And indeed, they were called to prostrate while they (were) sound."
" Gün, kaval kemiğinden açılacak ve onlar secdeye çağrılacaklar, fakat buna güçleri yetmeyecek. Alçakgönüllü gözleri, onları aşağılanmayla kaplayacak. Andolsun ki onlar, sağlam iken secdeye çağrıldılar."
M.Ahmed İngilizce literal (kelimesi kelimesine) çevirisi (Sayfa 374) :
http://www.koranlitranslateandthecon...ranslation.pdf
"42. A day/time being uncovered/(relieved) of (a) shin/leg, and they be/are being called repeatedly to the prostration, so they are not able.
43. Their eyesights/understanding (are) humble/submissive, humiliation/disgrace burdens/depresses them, and they had become being called repeatedly to the prostration and they are safe/secure."
" 42. Bir gün/zaman, (bir) kaval kemiğinin/bacağın açılmasıyla gelir ve onlar defalarca secdeye çağrıldıkları halde, buna güçleri yetmez.
43. Gözleri/anlayışları alçakgönüllüdür/itaatkârdır, aşağılanma/rezillik onlara yük olur/bunaltır ve emniyetteyken (yaşarken) defalarca secdeye çağrılmışlardır."
Anladığım kadarıyla hesap günü geldiğinde yaşarken secde etmeyenlerin, artık istese de secde edemeyecekleri bir müşkülleri olacağından, buna güçlerinin yetmeyeceğinden söz ediyor.
Hesap günü ise kaval kemiğinin(*) açılmasıyla gelecek. Burası kesin.
(*)Kaval kemiği midir, incik midir, baldır mıdır, bacak mıdır, kimindir, literal çevirilerde orası belli veya açıklanmış değil.
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Konu Şüpheci Dinsiz tarafından (07-07-2024 Saat 20:49 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:14 .
|