İslamiyet'in Alllah'i ruh değil miydi? Literal anlamda herhangi bir insan şeklinde vücudu yoksa baldır ne alaka? Burada belli ki mecaz yapmaya çalışmışlar, yine de saçma olmuş. Bu konuya kafa yormak bile anlamsız.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
konuya kimin gözüyle baktığınız belli oldu.
Müslim vurdu gol oldu. Anlaşılmıştır.
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez
Hesap günü ise kaval kemiğinin(*) açılmasıyla gelecek. Burası kesin.
(*)Kaval kemiği midir, incik midir, baldır mıdır, bacak mıdır, kimindir, literal çevirilerde orası belli veya açıklanmış değil.
Hadi diyelim ki bacak.
Bu bacak neden Allah'ın olsun?
Olsa olsa insanındır. peki insanın bacağı/baldırı neden açılıyor.
Çünkü herşey ortaya çıkıyor. artık saklanacak gizlenecek bir şey kalmıyor.
Çaresizlik var, güçsüzlük var burada.
Gerisini siz açıklamışsınız zaten.
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez
Aşağıdaki videoda 8.yy'da kurulan Mutezile hareketi hakkında genel bilgiler veriliyor.
Mutezile hareketi, Emevilerin baskıcı rejiminin yıkıldığı döneme denk geliyor. O dönemin aydınları vahyin (ayetler-sureler) ve naklin (hadisler-rivayetler) akla uygun olması gerektiğini, akla uygun değilse reddedilmesi gerektiğini söylüyorlar. Videonun 17:30 zamanında "Allah'ın eli-ayağı-yüzü vs. olamaz, Allah insansı özellikler taşıyamaz" dediklerinden bahsediliyor.
Demek ki, 8.yy'da Kuran coğrafyasında Kuran'da ve hadislerde-rivayetlerde yer alan "Allah'ın eli-ayağı-yüzü vs" gibi ifadelere kesin olarak inanılıyordu. Mutezile ekolü, bu ifadelerin reddedilmesi gerektiğini söylediğinde büyük dirençle karşılaştı.
Bence Kuran'da ve hadislerde-rivayetlerde yer alan "Allah'ın eli-ayağı-yüzü vs" gibi ifadeler mecaz değildir, yanlış çeviri değildir. O dönemde, o coğrafyada yaşayan toplumun "bilgi" olarak benimsediği, koşulsuz inandığı, ölümüne savunduğu kendi "gerçek"leridir.
Mutezile mezhebi, neden ''Kuran Mahlûktur'' dedi?
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Demek ki, 8.yy'da Kuran coğrafyasında Kuran'da ve hadislerde-rivayetlerde yer alan "Allah'ın eli-ayağı-yüzü vs" gibi ifadelere kesin olarak inanılıyordu. Mutezile ekolü, bu ifadelerin reddedilmesi gerektiğini söylediğinde büyük dirençle karşılaştı.
Bence Kuran'da ve hadislerde-rivayetlerde yer alan "Allah'ın eli-ayağı-yüzü vs" gibi ifadeler mecaz değildir, yanlış çeviri değildir. O dönemde, o coğrafyada yaşayan toplumun "bilgi" olarak benimsediği, koşulsuz inandığı, ölümüne savunduğu kendi "gerçek"leridir.
"Allah'ın eli onların elinin üstündedir." ayetinden, gerçekten allah'ın eli var ve bu el fiziksel olarak onların üstünde olduğuna mı inanıyorlardı?
Yapmayın Şüpheci Dinsiz.
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez
Bakın aşağıda "mukatil bin süleyman" (MS.702-767) 'ın bu ayete dair tefsiri var.
Bahsettiğiniz yüzyılda yaşamış. Bildiğim kadarıyla bugüne ulaşan en eski tam kuran tefsiri ona ait.
Fetih 10 ayeti,
Şöyle demiş,
... Allah 'ın eli {yani, onlara va'd ettiği hayrı eksiksiz vermesi} , onların {Nebi'ye (s.a) , "Biz seninle kaçmamak ve savaşmak üzere bey'at ediyoruz, sen de bizim bu durumumuzu bil" dedikleri
zaman onların} eli üzerindedir. Kim bozarsa {yani, bey' atin gereklerini yerine getirmezse} , ancak kendi aleyhine bozmuş olur.
Kim de Allah ile ahid ettiği şeye {yani, bey'ate} vefa gösterirse,
ona pek yakında {ahirette} çok büyük bir ecir {yani, cennette
karşılık olmak üzere pek bol, pek büyük bir pay, mükafaat} verecektir
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez
"64. And the Jews said: "God's hand (is) chained or tied." (But) their hands (are) chained or tied, and they were
cursed/humiliated because (of) what they said, but His two hands (are) outspread/outstretched, He
spends how (as) He wills/wants; and what was descended to you from your Lord increases (E) many of them
tyranny/arrogance and disbelief, and We threw between them the animosity and the intense hatred to
the Resurrection Day, whenever they ignited a fire to the battle/war, God extinguished it, and
they strive/hasten in the earth/Planet Earth (in) corruption, and God does not love/like the corrupting."
"64. Yahudiler de şöyle dediler: "Allah'ın eli zincirlidir veya bağlıdır." (Fakat) onların elleri zincirlenmiştir veya bağlanmıştır ve onlar; bu söylediklerinden dolayı lanetlenmiş/aşağılanmıştır, fakat O'nun iki eli de açıktır, dilediği/istediği gibi harcar; sizin sahip olduklarınız, Rabbinizden size indirilenlerdir, (onlardan) çoğu zulüm/kibir ve küfür içindedir, ve aralarına kıyamet gününe kadar düşmanlığı ve şiddetli nefreti biz koyduk, ne zaman savaş için bir ateş tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü ve onlar yeryüzünde bozgunculuk içinde çabalarlar ve Allah bozguncuları sevmez."
--/--
Yine sözü Mutezile'ye getireceğim. Mutezile aydınları o tarihte yaptıkları tartışmalarda demişler ki: "Allah vahyi neden daha akıllı ve bilgili birine indirmemiş ki? Muhammed Allah'ın vahyini anlayacak kapasitede biri olmadığı için Kuran'a da iyi yansıtamamış. Bu yüzden akla uygun olmayan kısımları reddetmeliyiz."
Yukarıdaki sözde surede neden "Allah'ın iki eli de sonuna kadar açıktır" demek yerine "Allah çok cömerttir" dememiş? Mecazdır-değildir tartışması değil bu. Ne anlatmak istiyor, nasıl anlatıyor? Ne anlatmak istediği, nasıl anlattığı kısmı günümüzde hala tartışılıyorsa, hala net olarak anlaşılamayıp yüzlerce farklı tefsir çıkıyor, onlarca mezhep-yüzlerce tarikat üretiyorsa, bu dinin inanırları cehalet sefalet içinde can çekişiyor ve inançları için insan öldürüyorsa, bu işte bir yanlışlık yok mu?
Amaç, insanı hesap günü hakkında bilgilendirmekse "kaval kemiği, incik, baldır, bacak, (artık her neyse) açığa çıktığı gün hesap günü olacak" demek nasıl bir bilgi vermedir?
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Amaç, insanı hesap günü hakkında bilgilendirmekse "kaval kemiği, incik, baldır, bacak, (artık her neyse) açığa çıktığı gün hesap günü olacak" demek nasıl bir bilgi vermedir?
Bu incik boncuk anlayanların sorunu.
Bakın mukatil böyle anlamış ve bahsettiğiniz tarihte. Ve her ortalama akıl sahibi insanın anlaması gerektiği şekilde. Gerisi Lafügüzaf
... Allah 'ın eli {yani, onlara va'd ettiği hayrı eksiksiz vermesi} .. bitti.
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez
Bakın mukatil böyle anlamış ve bahsettiğiniz tarihte. Ve her ortalama akıl sahibi insanın anlaması gerektiği şekilde. Gerisi Lafügüzaf
... Allah 'ın eli {yani, onlara va'd ettiği hayrı eksiksiz vermesi} .. bitti.
O zaman Kur'an=mecazdan ibaret. Öyle safsata yapıyorsunuz ki, cümle bütününden, mahiyetten anlaşılacak ifadeleri, mahiyeti mecaz olan örnekleri gösterip işinize gelmiyor diye mecaz yapıyorsunuz, Kur'an = %100 mecaz o halde..
Kur'an'da el, ayak, göz, kulak gibi ne kadar işaret edici kelime varsa tümü de mecaz mı? Hesap gününün başladığı gün, bacak açıp, baldırın gösterildiği-açıldığı gün, İsrafil sura üflediği gün, sura üflendiği gün gibi ifadelerde kullanılan baldır, bacak, sur mecaz değildir, belirli günün startını(başlatan eylemi) temsilen kullanılmış, bu çok açık.
Allah bacağını açar ve baldırını gösterir. Bu eylem sözde hesap gününün startını verir. İsrafil sura üfler, bu eylem de sözde kıyametin startını verir.
Bu ikisinde baldır, bacak, sur gibi kelimelerin mecaz olmadığı açık. Zaten sura üflendiği, baldırın açıldığı gün dedikleri de tam da bu oluyor, yani bu eylemlerin kendisi mecaz değil, belirli günleri başlatan-startını veren- eylem, temsilen kullanılmış, izaha gereksinim olmuş olmalı ki, bu şekilde açıklanmış.
Allah'ın eli, ayağı, gözü, yüzü, kulağı, baldırı, bacağı olamaz mı? Metafizik bir hokus-pokusun, gördüğü, işittiğine inanıyorsunuz da, eli, ayağı,gözü, kulağı, bacağı olduğuna neden inan-a-mıyorsunuz? Zaten mitoloji yazarı ne diyor? Allah insanı kendi(Allah'ın) suretinde yarattı.
Sanıyorunuz ki, biz bir şeye itiraz ediyoruz, siz de bize itiraz ediyorsunuz, hayır, biz itiraz etmiyoruz, gerçeği, bu dinin gerçeğini söylüyoruz, siz de tepki vererek sözde inandığınız dine itiraz edip, tepki veriyorsunuz, tepki verdiğiniz kendi dininiz(ideolojik, politik kulvarınız), ancak ya farkında değilsiniz, ya da değiştirme gayretiyle sürüdürüyorsunuz, zaten farklı coğrafyalarda, farklı olmak üzere bir hayli değiştirilmiş.
Gerisi dansözlük.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (08-07-2024 Saat 17:57 ) değiştirilmiştir.
Bu ikisinde baldır, bacak, sur gibi kelimelerin mecaz olmadığı açık. Zaten sura üflendiği, baldırın açıldığı gün dedikleri de tam da bu oluyor, yani bu eylemlerin kendisi mecaz değil, belirli günleri başlatan-startını veren- eylem, temsilen kullanılmış, izaha gereksinim olmuş olmalı ki, bu şekilde açıklanmış.
Baldır, bacak, sur bunlar yorumlayanların gerçeği, nesini anlamadınız bunun?
Bakara-30. Hani Rabbin meleklere, "Muhakkak Ben yeryüzünde bir halife yapacağım" dediği vakit ...
bu ayeti bakınız nasıl yorumlamışlar din bilgini denilen zatı muhteremler. Bu yorumlar tarihler boyu değişmeden bugüne gelmiş.
Allah ruha emretti:
- Bu cesede gir!
Ruh dedi:
- Rabbim! Bu karanlık cesedin neresinden beni sokacaksın?
Allah Teala, tekrar emretti:
- Hoşuna gitmese de gir içine!
Ruh istemeyerek onun içine girdi. Yine istemeyerek ondan çıkar.
Sonra baş tarafından Adem'e ruh üflendi. Ruh onun içinde gidip geldi,
cesedinin yarısına, göbeğe ulaşınca acele edip oturmak istedi. İşte, İnsan çok acelecidir (el-İsra, ı 7 / ı 1) buyruğu bunu anlatmaktadır. Ruh yine onda ilerlemeye devam edip ayak parmaklarına ulaşınca, oradan dışarı çıkmak istedi, fakat çıkacak yer bulamadı. Tekrar başa döndü ve burun deliklerinden dışarı çıktı. Burun deliklerinden dışarı çıktığı için
de aksırdı. Adem de, "Elhamdulillah" dedi -ki bu, onun söylediği ilk söz
idi- aziz ve celil olan Rabbi de ona, "Yerhamukellah" diye karşılık verdi
ve ilave etti: "İşte seni bunun için yarattım: Hamdimle Beni tesbih ve
takdis ediyorsun." Böylece Yüce Allah' ın rahmeti, Adem' e ulaşan ilk şey
oldu.
Neyine itiraz edelim? Neresinden tutsak elimizde kalıyor. Siz de gelmiş bunlar mecaz değil diyorsunuz.
"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğin anda gerçekleşir." Gabriel Garcia Marquez