Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 27-07-2009, 00:05
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger paslicivi;

siz evrensel insan olarak; algılayan, boşlukta yer kaplayan, yansıyan yansıtan, bir gözlemci bilinç olarak niçin varsınız, ne olmuştur da siz böyle bir düzeneğin bir parçası olmuşsunuzdur...olmamızın bir amacı var mı yoksa tüm bunlar bir serap mı, biz neyiz ve kimiz... bu soruyu kendinize sordunuz mu hiç, sorduysanız bir cevabınız var mı? -paslicivi-

Sonucta sorulari soran da; sordugu soruya cevap veren de; insanogludur. Insanoglu'nu butunun bir parcasi olarak ele alirsak; kendi parcasi adina; hem butunu, hem de diger parcalari; yansilarini algilayip; kavramiyla yansitabilir.

Ama; soru; bir parca olan insanoglu; hem kendi parcasini, hem de diger parcalari ve butunu kendi adina koyarken, alternatifi varmidir? Yoktur.

Eger bir alternatif yoksa; insanoglunun; kendi adina ve kendisi icin ortaya koyduklarini yine kendisi kendi adina; degerlendirir, yalanlar veya dogrular.

Ama onemli olan, bir parca olan insanoglunun; ortaya koydugunun neye gore kondugudur. Bu ortaya koyus ta; ne butunu ne de diger parcalari ilgilendirmez.

Sorulan sorular ve verilen cevaplar ise; hep epistemolojik olarak kalacaktir. Bu sorulari, benim kendime sormam veya cevap vermem; tamamen bir kendi kendimi ikna konusudur.

Oyuzden ben, ne bu sorulari sorarim, ne de cevap ararim. Cunku, birincisi; cevaplar; ikili ve karsitlidir. Ikincisi; benim yasam ve iliskilerimde bu sorularin veya cevaplarinin bana bir yarari yoktur. Amac; yasam ve iliskilerdir.

Bak bu konuyu izah eden, sana iki link veriyorum. Cunku yazilanlari bir daha yazmak, pek huyum degildir.

http://www.turandursun.com/forumlar/...t=5958&page=51

Mesaj 509

http://www.turandursun.com/forumlar/...t=5958&page=56

Mesaj 560

Bu arada "neomen Nedir?" yazisini da okursan-e.kosesi-son sayfa-, orda da zihnin obje ve subjesi var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 27-07-2009, 07:01
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Sorulan sorular ve verilen cevaplar ise; hep epistemolojik olarak kalacaktir. Bu sorulari, benim kendime sormam veya cevap vermem; tamamen bir kendi kendimi ikna konusudur.

Oyuzden ben, ne bu sorulari sorarim, ne de cevap ararim. Cunku, birincisi; cevaplar; ikili ve karsitlidir. Ikincisi; benim yasam ve iliskilerimde bu sorularin veya cevaplarinin bana bir yarari yoktur. Amac; yasam ve iliskilerdir
burayı biraz örneklerle açabilir misin...

özellikle de koyu renkle vurguladığım yeri...


Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 27-07-2009, 11:26
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger paslicivi;

Tanri-varlik;ikilem
Tanri-inanc;ikilem
inanc-varlik;ikilem
Varlik-var-yok
Inanc-inan-inanma
somut-soyut;karsitlik
ozne-nesne;karsitlik

Ornekler cogaltilabilir. Bu konunun daha iyi algilanabilmesi icin, asagiya bir goz at.

http://www.turandursun.com/forumlar/...t=5958&page=51

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 29-09-2016, 22:19
Hiççi Hiççi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 23 Jul 2016
Mesajlar: 125
Standart

Olmak Ya Da Olmamak.. Bütün mesele bu
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 12-03-2019, 19:50
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

Nedir diyerek tanımlama isteniyor, ancak gerçeklik bizim onu tanımlamamızdan bağımsızdır.

Gerçekliğin ne olduğu tartışmaya açık değil.
Çünkü gerçeklik zaten ortadadır.

Gerçekliğin ne olduğu üzerine bir tartışma yapılıyorsa taraflardan en az biri kördür. Gerçeklik ortada olmasına rağmen göremiyordur.
Tartışma ise sadece bu körlüğün tedavisine yönelik ilerler.
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 12-03-2019, 23:05
Rapi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rapi Rapi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Mar 2019
Mesajlar: 546
Standart

Hakikat (Doğruluk) olarak gerçekliğin bilgisi, anlatımı, ifadesi vb.
Gerçeklik var oluşun zihinden bağımsız olarak mevcudiyeti.
Hakikatte özne ve bilinç, zihindeki ilgi söz konusuyken gerçeklikte (Realitede) kendine has bir olma, meydana gelme, bir var oluş özelliği taşıması yer alır.
Bir hakikatten söz edebilmek için bir gerçeklik gerekliyken bir gerçeklikten söz ederken hakikat gerekliliği yoktur. Yani gerçeklik olmasaydı bir hakikat olamazdı. Ama bir gerçeklik hakikat olmadan da var olabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 13-03-2019, 00:13
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
varoluş nedir, niçin yokluk, hiçlik değil de varlık vardır..
Bir kere burda neden niçin diye soruyor
Bir nedenden ötürü ve dolayı mı olmalıyız ve varız? Bunu kim belirliyor?

Varoluş ne'dir gibi sorular yanıtlanamaz. Ne içermesi ve ne olduğunu belirtmesi.

Varoluş varoluştur kendidir ne değildir diyebilirdik..

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
varoluş nedir, niçin yokluk, hiçlik değil de varlık vardır....
________
Öyle olduğu için öyle bir sebebi yok
diyebiliriz..

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

[B]niçin ve nasıl varız..._
Şimdi sorular teleolojik ve çıkarsal mı deniyor ,eristik mi deniyor doğru ya da uygun kavram ne bilmiyorum ancak soruların kendi ya da işaret ettiği şey bozuk.
Zorunlu bir nedenselleği işaret ediyor haliyle yanıtlanamaz..
Soru belirli bir nedenselliği ve kendi yanıtını işaretliyor. Açık bir yanıt aramıyor aslında soru formunda ve düzeninde bile değil..
Kendi yanıtını doğrulatmaya girişiyor ve götürüyor..

Ne için var değiliz ve nasıl varsak öyle varız

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

varoluş nedir, __
Varolmayış değildir. Bu bir cevap o halde..
Varoluş ne değildir bu da bir yanıt..

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hakikat nedir?,
Bu bir şeyin orjinali ve sahicisi anlamına geliyor. Sahte olanlardan ayırma süreci.
Örneğin doğru ve geçerli gibi tanımlar vardır. Altının sahtesi yapılır. Bir çok şeyinde.
İyi doğru geçerli ya da yararlı bilgi gibi kıstaslar belki bunun yerine önerilebilir.
Öte taraftan realite kavramı var.. Gerçeklik ya da realite diyoruz.
Maharaj'ın hakikat arayışıyla ilgili bir yorumu vardır
Siz sahte ve gerçek olmayanlarla dolandırılmaktan ve aldatılmaktan mı korkuyorsunuz?
diye soruyor..

QUOTE=paslıçivi;203046]
ölüm sonrası size ne ifade ediyor __[/QUOTE]

Doğum öncesi ne ifade ediyorsa o
İşin aslı gerçekten de ölüm sonrası ifadesi doğum öncesi kavramıyla ya sa sonra ve zaman kavramıyla da çatışkıya giriyor...

Ölümün sonrası öncesi ve zamanı olmaz.. Örneğin ele alınan fizik ölümse bir çiçeğin ölümü gibidir.. Öte yandan yaşamış biliş ve deneyim formunun Kızılderili inanışı ya da Budist karmacılık gibi doğada hala var ve dönüyor oluşunu varsayacaksak bu yanıt değişir elbette ama ben denen kavramın soyutlanması.
Şimdi ölen kim ve ne?

Ama her açıdan ölümden sonra belirtmesi şimdi ve buradan iletilen subjektif ve yanlış bir telaştan doğayı iyi ve yeterince gözlemlememiş, zaman ve varlık üzerine durup düşünmemiş, çalışmamış olmaktan ibaret..
Tüm bunları anladığınızda anlarsınız yanıt bu. Kavradığınızda kavrarsınız. Zaman ve önce kavramı kalmaz. Ben kavramıda bozulur hasat bozumu gibi..

Ölümden sonranın öznesi ben ya da "ben bu ben"
O özneye dair
O özne öldü ya da geçti ve değişti.. O halde kendine dair değildi. Kendi değildi ..
ya da tikel ve subjektif olmak nedir?

O özne öldü ya da geçti ve değişti
O halde ölümden sonrası tüm varoluşa dair. Ben bu ben'e dair değil. Ben'e dair değil...Subjektivite o alana dayatılamaz.

O özne öldü dreken subjektivite de öldü-kapandı..

Ölümden sonra hakikatinin ve adlandırmasının yapısalı ya da hakikati ne olursa olsun "ben bu ben" ve onun subjektvitesi kimliği kişiliği orda yok, olamaz, subjektivite bitti. Bağsız ilişik ve soruşturma. Biliş varsa da nesnel artık form varsa da neyse de farketmez... Subjektif değil artık..Nesnel.
Obejktif..
Öznellik bitti. Öznellik o alana dayatılamaz. Realitenin hakaikati

Ölümden sonrası objektif. Fazla tantanaya gerek yok bu kadar.
Herkese ve herşeye ne oluyorsa varoluşun ve enerjinin yasası ve devimi neyse o.
Yasalar varsa düzen varsa o. Değilse de o. A ve B farkı yok...
Ne farkeder objektif.
Yanıtın A ya da B olmasının farkı yok.
"Ben" kalmadı ya da " Ben bu ben " ve "Ben bu şimdiki ben" kalmadı, dağıldı-değişti..

Subejktivite bitti kapandı anlıyor musun?
Yanırın A sağlanmasının B sağlanmasının hatta öyle ya da böyle olmasının farkı yok. Neyse o yasası...

Daha ölüm sonrasına subjektivite dayatan zihniyet varoluşunu/varoluşumu hiç incelemedim hiç üzerine dürüst serbest düşünmedim ordan burdan hazır yanıt topluyorum laylaylom yapıyorum hızlı kolay beleş yanıt arıyorum ona buna dini ahkam ve baskı dayatıyorum kör ve kötü yoldan bilgi çalmaya çabalıyorum saysın..
Onun yanıtı da öyle alınamaz..
Nesnel kavrama ya da gelişim patikası. Kişisel gelişimi işaretliyor. Kavrama zamanı işaretliyor

Ölümden sonra objektif oluruz..
Ölüm sonrası da bunu ifade ediyor o halde.
Objektif...
Bunu bu kavramı anlaman ölüm sonrasını anlamandan daha önemli olmasın?

Bir an yaşamı ölüm ölümü doğum gibi düşün.
Belki bunda yanıt vardır.

Bir kere tikel varlık, tikel salt kendinden ibaret ben ve özne olmak ikilemi ve kavramı çöktüğünde "Ben bu ben" "Burada doğmuş ben bu ben" gibi kavram ve ikilemler ölüm ve doğum kalmıyor yadsınıyor. Geçişler değişimler gibi bir tanımlama alır. Hareketin devimin uzantısı ve parçası.
"Ben bu ben" ve tikellik ölüyor diyorum. Ölmeden de ölüyor. Zaten bura Araf (öbür taraflar) oluyor öyle düşün. Hiç doğmadım ki oluyor.
Öte beri kalmıyor tek yüzey oluyor. Öte gitmek öte değil. Ön arka ve iç dış, karanlık açık , yokluk hiçlik gibi bölüyorsunuz.

Her yer realite. Her durum realite . Objektif genel geçer realite... Bir şey değişmiyor değişen ben değilim. Ben doğmadım ki? Doğma nedir beliriyor... Tikellik ölüyor diyorum ve eğer istersen zaten yaşarken de ölüyor. Tikellik öldüğünde ölüm doğum gibi belirtmeler yapay. Tikel beni hedef alan bir özel özne nerde? Tükel ya da tekil özne nerde? Biliş nerde?

Ben tikelim
Ben doğdum
Ben öldüm öleceğim
Bak bunlar "ben tikelim"e uygulabilir

Ben tikel değilim ve kendi tikelliğimden ve tikelimden ibaret değilim.
O halde kim doğdu öldü
O
Eğer öyleyse. O öyle iddia ediyorsa

Ben ontik varlığın ortak duyuşudur ve bilişidir dersem. Ben ortaktır dersem. Üstyapı gibi..
O halde doğan kim ve ne?
O ya da " bir ben" ya da herhangi biri
Ben de herhangibiriyim işte..
Beni ya da duyuşu (ben duyuşu) tikelime özel ve ait, kendi tekelinde addetmiyor hissetmiyor ve ve.....
Ben duyuş anonimdir
Doğum ölüş kalmadı
Bitti
Oh ne rahat
İşte kırklara karıştık bak ne rahat...

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (13-03-2019 Saat 01:06 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 13-03-2019, 12:54
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hakikat nedir?, sorusunun cevabını merak etmeyen insanoğlu varmıdır acaba..
Neyini merak edecek ki? İstilâcı bir tür olduğunu mu?
İnsanın hakikati bu, İSTİLÂCI BİR TÜRDÜR!

Zaten bunu merak etmediği için, İSTİLÂDAN başka her türlü, inanç, ideoloji, fikir geliştiren, milyonlarca da kitap yazan ve bunlar içinde ortalığı velveleye veren insan değil midir?

İnsan bunun aksini niye merak etsin ki?
Hakikat insanın yiyebileceği en ağır bir tokattır!

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 14-03-2019, 10:26
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Istilaci ve ihtilamci bir turdur insanoglu.

Hakikat ise tahkikattir.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 23-07-2024, 08:09
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart Hem guncelleme hem konuya katki acisindan "hakikat" kavrami

Gercegin dogasi ve bir onermenin veya inancin dogru ya da yanlis olmasini belirleyen sey hakkinda bircok teori var. En eski ve en yayginlarindan biri, uygunluk (correspondence) gerceklik teorisidir. Bunu kisaca aciklamak istiyorum.

Uygunluk teorisi iki ana iddiada bulunur. Ilk olarak, bir onerme yalnizca ve yalnizca gerceklere uygunsa dogrudur. Ikinci olarak, bir onerme yalnizca ve yalnizca gerceklere uymuyorsa yanlistir. Bu iki iddiaya bir de ekstradan baska bir ucuncu bir iddia eklerler. O da su: bir onermenin veya inancin dogrulugu, gerceklere veya dunyanin nasil olduguna baglidir. [Rengarenk basladik, gunumuz pozitif olsun, diyelim]

Aristoteles'in yazdigi gibi soyle bir gorustur: "Senin solgun oldugunu dusundugumuz icin solgun degilsin; sen solgun oldugun icin biz bunu soyleyenler olarak dogruyu soyluyoruz." Yani, senin solgun oldugun onermesi, sen solgun oldugun icin dogrudur. Senin solgun oldugun onermesi, senin solgun olma gercegi nedeniyle veya bu gercege dayanarak dogrudur.

Uygunluk gerceklik teorisine gore, bir onerme onun hakkinda inandigimiz sey nedeniyle dogru degildir. Ornegin, birinin solgun oldugu onermesinin dogrulugu, buna inanmamiza veya onun hakkinda ne inandigimiza bagli degildir. Onerme yalnizca ve yalnizca biri solgunsa dogrudur.

Bazen soyle soylendigini duymussunuzdur: "Senin icin dogru ve benim icin yanlis." Iste, gercek bu sekilde "goreceli" degildir. Elbette, senin kabul ettigin bir onermeyi ben reddedebilirim. Bu nedenle, bir onermenin dogrulugu konusunda anlasmazliga dusebiliriz. Yine de, bir onermenin dogrulugu, senin ya da benim ona inanip inanmamiza degil, gerceklere dayanir. Ufak bir varsayimda bulunalim. Diyelim ki, bazi eski kulturler dunyanin sonsuz bir denizde yuzen bir disk olduguna inanmis.. Bu onermenin "onlar icin" dogru oldugunu soyleyebilir miyiz? Uygunluk teorisine gore, cevap "hayir"dir. Onlar bu onermeyi kabul etmisler ve dogru olduguna inanmis olsunlar. Bu durumda diyebiliriz ki, onlarin inandiklari onerme yanlisti. Daha dogrusu gerceklere uymuyordu.

Yine de, soyle bir itiraz olabilir, mesela: "Alvin'in Istanbul'da oldugunu ve Diyarbakir'daki kardesi Metin ile konustugunu varsayalim. Alvin, penceresinden disari bakar, yagmurun yagdigini gorur ve 'Yagmur yagiyor' der. Metin de penceresinden disari bakar, gunesin parladigini gorur ve 'Yagmur yagmiyor' der. Simdi buarada, ikisi de hakli olamaz mi? Bu, bir onermenin hem dogru hem de yanlis oldugu bir durum degil midir?" Evet, ikisi de hakli olabilir. Aslinda, durumun tanimina gore, her biri haklidir. Ancak bu, ayni onermenin hem dogru hem de yanlis oldugunu gostermez. Alvin'in kabul ettigi onerme Istanbul'da yagmur yagdigidir ve Metin'un kabul ettigi onerme Diyarbakir'da yagmur yagmadigidir. Her biri dogru bir onermeyi kabul eder. Ancak ayni onermeyi kabul etmezler.

Peki ya inanclar? Inancla olan iliskiler yani. Bunu pragmatist temelde dusunmek gerekir. Bir ornek uzerinden degerlendirelim, daha iyi olur. Bir doktor bir hastayi iyilestirmek istiyorsa, hastayi neyin iyilestirecegi konusunda dogru inanclara sahip olmasi doktor icin yararlidir. Bir adam Ankara'ya gitmek istiyorsa, hangi yolu takip edecegi konusunda dogru inanclar genellikle yanlis inanclardan daha yararlidir. Bu baglantiyi goz onunde bulunduran pragmatik teori, bir onermenin dogru oldugunu, yalnizca ona inanmanin veya ona gore hareket etmenin (uzun vadede) yararli olmasi durumunda dogru oldugunu soyler. Kabaca, bir inanc yalnizca yararli veya elverisli olmasi durumunda dogrudur. Modern psikolojisinin babalarindan Amerikali pragmatist William James, "Dogru olan, davranis tarzimizda elverisli olan, neredeyse her sekilde elverisli olan ve uzun vadede ve genel olarak elverisli olan seydir" diye yazmis. Bunu anlamak icin soyle bir sey yapalim:

Dogru inanclarin genellikle iyi bir eylem temeli sagladigini, genellikle yararli oldugunu ve yanlis inanclarin genellikle kotu bir eylem temeli oldugunu varsayalim. Pragmatik teorinin elestirmenleri, bunun boyle olsa bile, dogru inanci yararli inancla ozdeslestirmemiz gerektigi sonucunun cikmayacagini belirtmislerdir. Bazen dogru bir inancin cok kotu sonuclari olabilir ve yanlis bir inancin cok iyi sonuclari olabilir.

(X) Ahmet yaslilikta uzun ve acili bir hastaliktan olecek diyelim.

Ahmet buna inanirsa cok uzulecek. Hayattan aldigi zevk azalacak. Bu dusunce onu rahatsiz edecek. Ahmet'in buna inanmasi yararli degil. Ama bu dogru olsa bile, bir seyin dogru olmasi icin yararli olmasi gerekmez.

Bazen yanlis seylere inanmak yararli olabilir. Ornegin:

(Y) Hastanedeki digerleri benden daha fazla aci cekiyor ve bunu cesaretle karsiliyorlar.

Simdi, Ahmet buna inanirsa, kendi acisiyla daha iyi basa cikabilir. Bu inanc Ahmet icin yararli. Ama bu yanlis olabilir. Yani, yararli olan her sey dogru degil, dogru olan her sey de yararli degil.

Bir baska dogruluk teorisi de tutarlilik teorisi. Bu teori, bir fikrin dogru olmasi icin diger fikirlerle uyumlu olmasi gerektigini soyler.

Ornegin:

(i) Elimde beyaz bir sey var
(ii) Elimde yuvarlak bir sey var
(iii) Elimde soguk bir sey var

Bu fikirlere inaniyorsam, "Elimde bir kartopu var" fikri bunlarla uyumlu olur. Bu yuzden bazi filozoflar, uyumlu fikirlerin dogru olma ihtimalinin daha yuksek oldugunu dusunur. Ama bu teorinin de sorunlari var. Bazen yanlis fikirler de kendi icinde uyumlu olabilir. Ayrica, bir fikrin diger fikirlerle uyumlu olmasi onun kesinlikle dogru oldugu anlamina gelmez. Belki hepsi yanlistir ama birbirleriyle uyumludur.

Tutarlilik teorisiyle ilgili cesitli itirazlar vardir. Mesela ilk olarak, bazilari "tutarlilik" kavraminin belirsiz oldugunu soyler. Bu noktada, bazi elestirmenler tutarlilik kavraminin da tipki "uygunluk" ve "gercek" kavramlari kadar aciklanmasi gerektigini soylerler. Tutarlilik teorisinin, uygunluk teorisine gore netlik acisindan gercek bir avantaji olmadigini belirtirler. Ikinci olarak soyle bir itiraz var: bir onermenin her zaman tutarli bir onermeler kumesine ait olmasi durumunda dogru oldugunu soyleyemeyecegimizi belirtirler. Cok gercekci bir kurgu olabilir fakat yanlis seyler barindirabilir.

Bunu soyle ifade edeyim:

Yukaridaki ornege tekrar bakin. (iv)'un (i)-(iii) gibi diger inandigim onermelerle tutarli olmasi, (iv)'un dogru oldugunu garanti etmez. (i)-(iv)'e inaniyor olabilirim ve sadece bir kartopu halusinasyonu da goruyor veya bir kartopu tuttugumu hayal ediyor olabilirim.

Descartes, kotu bir cin tarafindan buyuk bir aldatilma olasiligini gundeme getirmisti, oyle ki dunyayla ilgili duyusal deneyimlerimizin cogu yanilsamadir demisti. Tabii buna inanmiyor fakat dusunce deneyi yapiyordu. Dusunun ki, boyle bir senaryoda, cevremizdeki dunya hakkindaki inanclarimiz neredeyse tamamen yanlis olurdu. Ama yine de, oldukca tutarli olabilirlerdi. Aslinda, boyle bir senaryoda inanclarimiz su anda oldugu kadar tutarli olabilir. Ancak yine de yanlis olurlardi. Son olarak, hatirlatmakta fayda var ki, gerekcelendirme kriteri ile dogruluk kosulunu karistirmamamiz gerekir ve gerekcelendirme kriterine sahip oldugumuz icin dogruluk kosuluna sahip oldugumuzu varsaymamamiz gerekir.

Tutarlilik bir gerekcelendirme kaynagi olsa bile, bu bir onermeyi dogru kilan seyin o oldugunu gostermez.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Din Nedir? mehmetsalih İslam 10 11-01-2018 20:09
Sevgili Öz Nar Hakikat Seyahat İşletmesi Yolcuları; okinono Konu-dışı 34 23-06-2009 17:46
futbol klübü nedir?,din nedir?,inanç nedir? İslam 3 22-05-2007 14:35
din nedir? commandante Politika 2 13-12-2006 20:56
new age nedir ? gameover Mitoloji & Esoterisizm 2 09-02-2006 10:17

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:29 .