Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-08-2024, 08:07
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.068
Standart Zihin-Beden Problemi

Bu baslikta, imkanim oldukca 'Zihin-Beden Problemi' uzerine paylasim yapmaya calisacagim. Oncelikle Nagel'den bahsetmek gerekir. Vaktim kisitli oldugu icin, simdilik, bir alinti vermek istiyorum. Linki ekleyecegim; arzu ederseniz lutfen linke gidip, tamamini okuyabilirsiniz. Sizlerin de yorumunu duymak, cok iyi olur. Ornegin SIZ, Nagel'in fikri hakkinda ne dusunuyorusunuz?

--yarasa olmak neye benzer --



THOMAS NAGEL'İN BİLİNÇ KURAMINDAN HAREKETLE DİĞER ZİHİNLERİN BİLGİSİNE DOĞRUDAN ERİŞİM PROBLEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ



Diğer zihinler probleminin temelinde, bilince ait deneyimlerin öznel niteliğinin belirleyici olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, bir insanın ve insan dışındaki canlıların bir zihne sahip olduğunu ya da bilinçli olduğunu nereden biliyoruz?" sorusu diğer zihinler probleminin temel sorusudur. Dolayısıyla, diğer zihinler nitelemesiyle hem kendi dışımızdaki insanların zihni hem de farklı canlı türlerine ait zihinler kastedilmektedir.

Özellikle, insan zihni söz konusu edildiğinde temel tartışma, bir insanın diğer insanların zihin ve bilinç durumlarına, öznel deneyimlerine ilişkin bilgi sahibi olup olamayacağı, eğer bu mümkünse de bunun nesnel açıklamasının ne kadar olası olduğu tartışmasıdır. Benzer şekilde, insan dışındaki canlılar söz konusu olduğunda da bu canlıların insan gibi bilince ait öznel deneyimlere sahip olup olmadığı ve bu deneyimlerin bilgisine doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşmanın imkânı ve sınırının ne olduğu noktası tartışma konusu edilmektedir. Bu doğrultuda, makalede ilk olarak diğer zihinler probleminin ne olduğu farklı filozoflardan hareketle ortaya konulmuştur.

Sonrasında da makalede, Nagel'in "Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?" adlı makalesi merkeze alınarak türe ait "o organizma gibi olmaklık" diye bir şeyin bilinç ile ilişkisine değinilmiştir. Sonuç olarak bu makalede; Nagel'in bilinç hakkındaki düşünceleri çerçevesinde diğer zihinler probleminin hem tek tek insan bireylerinin hem de bir tür olarak insanın, diğer türlerin öznel deneyimlerinin bilgisine nesnel olarak erişmesinin imkânı noktasındaki tartışmanın değerlendirilmesi amaçlanmıştır.


https://dergipark.org.tr/en/download...e-file/1106373

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30-08-2024, 00:36
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.068
Standart

Birkaç gündür kimse yazmadı. Bu işi kolaylaştırmak adına şunu sormama izin verin:

bilinç nedir?
Bilim bilinci açıklayabilir mi?
Bilinç bir gizem midir?
Bilime güvenebilir miyiz?
Bilinci fiziksel özelliğe indirgeyebilir miyiz?
Bilinci fiziksel açıklamaya indirmek, fizikilazm midir?

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30-08-2024, 02:16
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675

Onur Üyeliği 

Standart

Beden hayatta kalabilmek ve sürdürebilmek için olmaz ise olmaz ise de, "nihayetinde beyin" içindir...

Bilinç, zihin, düşünmek, organize sistemlerin, hafıza, okuyucu, duyular da dahil tüm diğer bileşenleriyle birlikte, ancak bir bütün olarak açığa çıkardığı bir fonksiyondur, sistemden(form-yapıdan) ayrı, bağımsız düşünülemez.

Canlı ve cansız arasındaki temel fark organize -örgütlü- davranış sergileyip, sergileyememe esasına dayanır. Şu halde inorganik form-yapılar dahi, eğer aldığı etkilere, organik ve yorumlanmış(yani sıradan, mekanik etki-tepkiyi aşarak, etkileri yorumlayıp-değerlendirip, süzgeçten geçirip organize etki-tepki verebiliyorsa -farkındalık, bilincin temeli!- canlıdır).

İnorganik maddeler, organiğe, organik maddeler ise inorganiğe dönüşür, burada belirleyici olan form-yapılardır.

Temelde yine etki-tepki yatmaktadır. A cismi, B cismine temas ettiğinde, B cismini itiyor olsun. Burada iş açığa çıkar. Bu halde bir sistemde A cismin, B cismini itmesi sonucu, B cisminin C cismine temasına X anlamı verirsek, bu halde, ilgili form-yapı açısından X durumunun açığa çıkamsı için, A cisminin tetiklenmesi, B cismini etkimesi, B cisminin de C cismine etkimesi gerekir. Bu kaba, mekanik bir ifadedir, anlaşılsın diye.

Bir duvara vurursak ne olur? Mekanik bir etki-tepki yaşanır, peki bir duvara vurduğumuzda, duvar atıyorum ıslık çalabilir mi?

Yukarıdaki form-yapı, eğer yapısal-moleküler yapıda ve X durumunun oluşması, yine form-yapıya dahil -sistemin parçası- veya ikisi de birlikte başka bütün bir sistemin başka bir parçasının tetiklenmesine dönüşüyorsa, bu tetiklende ilgili form yapının D parçası, bir kanal içinde olan E parçasına doğru hareket ediyor, ederken de kanalda bir basıınç oluşturuyor, bu basınç da F nesnesinin titreşimine dönüşüyor ve bu titreşim ıslığa benziyorsa, o duvar ıslık da çalacaktır.

Elbette organik yapıalr bu kadar basit değil, ancak tümünün temelinde basit bir zemin vardır, etki-tepki. En basit organik yapılardan, en karmaşığa, milyonlarca yıllık süreçler sonunda kazanılmış bir çok yetilere sahibiz, ancak temelimizde yatan, madde ve maddi etkileşimlerdir(etki-tepki, tepkimeler ve tepkimelerden açığa çıkan sonuçlar-etkiler. örneğin bir insana halüsinojenik madde enjekte edersek, hem zihin, hem bilinç, hem de davranışları olumsuz olarak etkilenecektir, çünkü ilgili madde, organın normal, olağan koşullarda sağladığı etki-tepki süreçlerini, tepkimeleri, hatta form-yapıları dahi deforme edebilecek biçimde sekteye uğratacaktır.).

Düşünüyorsak, vücudumuzda bir bütün halinde "etki-tepkiler" yaşanır ve ilgili bileşenler kaçınılmaz olarak birbirini etki-len-diği için, tepki verirler. Bu da yorumu anlamlı kılar. Zincirleme etki-tepki süreçleri,olabildiğince yüksek orandadır ve bu bir İŞ'tir(dolayısıyla enerji sarfı-iş kapasitesi tüketimine- yol açar)

Organik yapılar, inorganik yapılar gibi "salt, örgütsüz, bütünde saf, sert yapıda" değildir, yapıları gereği olamazlar, farkı örgütlü ve moleküler yapıda ortaya koyarlar ve bu bakımdan da daha esnek ve kalıtsallıkla aktarılabilir, yenilenebilir, çoğalabilir,ilişki ağlarına, ağ yapısına da uygun formlarda, çok daha geniş ve büyük ölçekli form-yapıların bir bileşeni(parçası değil, bileşeni) olması gerekir.

Bilinç, zihin, form-yapı, organizmadan ayrı ve bağımsız düşünülemez, yeti ve fonksiyonlarımız, organizmanın bütünlüğü ve bütünde anlam kazanan işleyişin çeşitli ürünleri olabilir... "Bilinç, zihin, düşünce" = beden demek değildir, çünkü beden ile bilinç, aynı kefeye konup, kıyaslanamazlar. Beden, bilinç ayrılığı, bedenin bilinçten ayrılığı veya bilincin, bedenden ayrılığı-dışındalığı vb. türden bir çok söylem mantık hatası içerir.. Bilinç organik bir yapı veya yapının kendisi değil, organik yapının açığa çıkarttığı bir çeşit yeti, fonksiyon olarak düşünülebilir, o sebeple karşı, karşıya koyup, ne ayırmak, ne de birleştirme çabası anlam taşımaz, biz burada bilinci, bedenden bağımsız düşünemeyiz diyebiliriz Burada ifade edilen bağımsız olmama durumu cismen 2 farklı şeyin kıyası değil, bir şeyin açığa çıkarttığı ürün, yeti, özellik, fonksiyon olarak o şeye bağlı açığa çıkması anlamındadır. Bilinç bedenden ve hatta çevreden de bağımsız [/I]olmadığı gibi, bedenin(form-yapının) çeşitli alan, koşul, işlere göre, çeşitli bileşenleriyle açığa çıkarttığı yeti, fonksiyonlar olarak değerlendirlebilir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-09-2024, 02:06
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.068
Standart Jackson'in "fizikalizm" elestirisi

Merhaba,

Bati'da cok fazla "fizikalizm" eklestirisi mevcut. Ozellikle felsefe alaninda nesnel/materyalist/naturalist aciklamayi genelde reddeden bir anlayis hakim. Bu yazida, bir filozoftan bahsedecegim. Ismi Frank Jackson. Kendisiyle ayni fikre sahip degilim. Dolayisiyla eger bu konuda yazacak olursaniz, bana yonelik degil de yaziya/yazara/filozofa yonelik yazmanizi rica ediyorum. Dedigim gibi, sahiplendigim bir gorus degil bu. Yine de elestiriye ve tartismaya acmak icin buraya ozet yazacagim. Kaynak da burada. Isterseniz kendiniz acip okuyabilirsiniz. https://www.sfu.ca/~jillmc/JacksonfromJStore.pdf

Ozetleyecek olursak,

Jackson'in anladigi kadariyla fizikalizm, zihin ve bilincin her yonunu fiziksel sureclerle aciklayabilir. Filozof, u gorusun sinirlarini incelemek icin iki ornek veriyor: Fred ve Mary.

Soyle ki, Fred adinda olaganustu renkleri gorebilen birini hayal edin. Fred, baskalarinin goremedigi kirmizi tonlarini ayirt edebilir. Ornegin, Fred iki farkli kirmizi rengi "red1" ve "red2" olarak ayirabilir. Fred, bu renkleri karisik bir sekilde gosterseler bile kolayca ayirt edebilir.

Onemli olan su: Filozof diyor ki, Fred'in gozleri ve beyninin fiziksel detaylarini, isiga nasil tepki verdiklerini ogrensek bile, Fred'in red1 ve red2'yi nasil deneyimledigini tamamen anlayamayiz. Fiziksel bilgiler, bu renklerin subjektif deneyimini tam olarak yakalayamaz. Bu durum, Fizikalizmin eksik olabilecegini gosterir, yani subjektif deneyimlerin onemli bir yonunu goz ardi edebilir.

Diger ornek de, Mary'nin renk deneyimi ile ilgili. Simdi Mary adli bir bilim insanini dusunun. Mary, tum hayatini siyah-beyaz bir odada ve siyah-beyaz bir ekran kullanarak gorme uzerine calisarak gecirmis olsun. Mary, renkli gormenin nasil isledigine dair tum fiziksel bilgileri, farkli isik dalga boylarinin retina ile nasil etkilesime gectigini ve beynin bu bilgileri nasil isledigini bilir.

Mary disari cikip, ilk kez renkli bir dunyayi gordugunde, dunya ve gorsel deneyimlerimiz hakkinda yeni bir seyler ogrenecektir. Bu yeni bilgi, Mary'nin fiziksel bilgileri bilmesine ragmen aslinda bir yonuyle de eksik kaldigini gosterir. Renkleri deneyimlemek Mary'nin anlayisina yeni bir boyut ekler ve fiziksel bilgilerin tum bilgiyi aciklayamayacagini ortaya koyar.

Simdi toparlayacak olursak, filozof, Fred ve Mary ornekleriyle sunu diyor. Diyor ki, fizikalizm bilinc ve deneyimlerin tum yonlerini aciklamada yetersiz kalir.Fred'in benzersiz renk gorme yetenegi ve Mary'nin renkli dunyayi gordugunde kazandigi yeni bilgi, fiziksel bilgilerin subjektif deneyimleri tam olarak aciklayamadigini ortaya koyar. Bu durum, Fizikalizmin mevcut haliyle zihin ve duyusal deneyimlerin tamamini aciklamada eksik oldugunu one surer.

Peki siz bu gorusu nasil degerlendiriyorsunuz?

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03-09-2024, 02:35
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.068
Standart Mary ornegi

Once bir video gostereyim. Dili Ingilizce fakat sanirim Turkce'ye otomatik ceviri yapilabilir. Videodaki hanimefendi Churchlan. Kendisi, norobilimci bir filozof ve Jackson ile ayni fikirde degil. Mary ornegi, Jackson'in ornegi.



*****

Ozetle Mary ornegini kolay anlasilmasi icin standart formda soyle yazabiliriz, yani anladigim kadariyla yaziyorum:

1. Mary'nin bilgisi baglaminda, Mary, renk gorusu hakkinda tum fiziksel gercekleri bilen olaganustu bir bilim insanidir, ancak renkleri hic deneyimlememistir (siyah-beyaz bir odada yasamaktadir).

2. Siyah-beyaz odasindan cikip renkleri ilk kez deneyimlediginde (renk deneyimi), daha once bilmedigi yeni bir bilgi edinir.

3. Mary'nin edindigi bu yeni bilgi, rengin oznel deneyimi ile ilgilidir ve sadece fiziksel gerceklerle yakalanamaz.

Sonuc olarak da, deneyim (ornegin, rengin oznel deneyimi) fiziksel bilgilerle tamamen anlasilmadigina gore, fizikcilik (her seyin fiziksel oldugu veya fiziksel gercekler tarafindan zorunlu kilindigi gorusu) eksiktir.

Boyle diyor.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03-09-2024, 16:08
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675

Onur Üyeliği 

Standart

Konu bilgi, nesnel gerçeklik olduğunda, renkler üzerine yapılacak her türlü deneyim özneldir, bu sebeple de renkler üzerinden yapılacak her türlü nesnel, bilgi odaklı genelleme de aldatmacadır. Öznenin düşünsel eyleminde yine ETKİ-TEPKİ yatar, ışığın frekansı değiştikçe, oluşturduğu etki de değişeceği için, sonuç olarak öteden beridir idealizmin de bir aldatmaca yöntemi olarak renkler, tad gibi söylemleri kullanarak öne sürdüğü bütün sözde deney ve deneyimler birer aldatmacadan ibarettir(elbette konu bilgi, zihin olduğunda... Bilgi, zihin başka, zihince türetilen şey'in(gerçekte şey olmayanın) tartışması, tanımlanması başkadır).

Renler, zevkler, tad gibi olgular, öznenin çeşitli maddi ve fiziksel etkilere verdiği tepkilere dairdir. Örneğin Alvin'in verdiği referans alıntılı örnek açısından sorunlu bir yaklaşım mevcut.

"her seyin fiziksel oldugu veya fiziksel gercekler tarafindan zorunlu kilindigi gorusu"

Örneğin bir bilgisayara, aşağıda kod karşılığı verdiğim, ama aslında disk yüzeyine fiziksel yolla işlenmiş olan manyetik iz'in

01010001+01010101+01011001+1011100+01011011+...... ...10101010
01010001+01000101+01011001+1001100+01011011+...... ...10101010

Olduklarını düşünelim. Diyelim ki bunlar fizik alanında mevcut olan 2 kuvvetin, kodlanmış karşılık sembolü(!) olsun. Eğer bilgisayarın bu izi rastgele(mantıksızca) veya ilişki kurulabilir, bağıntılı bir kuralla(mantıklı) harmanlayıp, yeni bir dizi oluşturmasını isteseydik açığa yeni bir kod(sembol) çıkardı. Gerçekte var olmayan bir kuvvet(sanal, zihinsel türetim), ancak bu var olan 2 kuvvetin, yine var olan özne tarafından, 2 kuvvetin(fizik) etkisinden(fizik) , elde edilen verinin(etki-tepki aktı-fizik) , yine özne, organizmaca(fizik) temsili-karşılık olarak oluşturulan kodun(disk yüzeyinde fiziki iz) afaki bir biçimde birleştirilmesi sonucu elde edilen öznel, hayal, kurgu, kıyas, türetme vb. olur ve yeni(türetim) sembol de disk yüzeyine işlenirdi(nesnel, fiziki iz bırakılırdı ve özne düşünürken(eylem!) bu semboller arasında dolaşmaktadır). Sonuç olarak türetilen 3 nolu sembol, öncül 2 sembolle anlam kazanır, yani her türetim, üretim için malzeme, hammadde, işleyici, etki-tepki, ilişki şarttır.

madem renk kullanılıyor, peki; hayatında bir kez olsun ışık görmemiş bir insanı ele alalım. İlk ışığı gördüğünde, dyelim ki ışığın dalga boyu 645nm, frekansı ise 450THz aralığında olsun. Sonuç olarak bu etkiden yola çıkarak ORGANİZMANIN yorumlayacağı renk nedir? Kırmızı... Organizmada eğer herhangi bir sorun yoksa ve olağan insan organizması ise, o insanın ışığın bu aralığında kırmızdan başka bir rengi yorumlaması mümkün değildir. İsmine ne derse desin, o insan bu frekans aralığında ışık etkisiyle karşılaştığı her koşulda ZORUNLU olarak aynı rengi kodlayacaktır. Bu ÖZNEYE(fiziki), keyfine, zihinine(fizik), zihinsel olarak türettiği(öznel, sanal!) değil IŞIĞA ve o ışığın organizmada ilgili duyu organında oluşturduğu etkiye(fizik) bağlıdır. Burada bizi ilgilendiren renk değil, IŞIK ve etkisidir.

Sonuç olarak; beden-zihin problemi gibi konularda, renkler, zevkler gibi örnekler üzerinden yapılacak her türlü genelleme veya kaideler geçerli olmazlar. Beden-zihin problemine dair, bir ayrılık, birbirinden bağımsızlık gibi yaklaşılacak her türlü yaklaşım açısı, baştan mantıksız(elma ile armut kısası gibi). O sebeple dileyen, dilediği biçimde öncüle önyargılarını yerleştirip, yorum anında zaten baştan şartladığı önyargı ve kabullere ulaşması ve ulaşılan bu sonucun, kişinin önyargısı ile örtüşüyor olması, yargısının geçerli olduğu anlamına gelmez, aksine bu bir yanılsama-safsataya(mantık hatası) dönüşür denebilir.

Diğer mesele de; bilginin nesnel gerçekliği ve nesnel zaruriyetlerinden söz eden birisinin, bu ifadesinde "beden zihin ayrımı, problem veya benzeri" bir iddiası, amacı yoktur. Ama biz bu ifadelerden sanki böyle iddia edilmiş gibi sonuç çıkartırsak, elbette bu hatalı bir yaklaşım olur.

Bir şey'in gerçekte fiziki varlığı ile, zihince türetilen ama aslında gerçekte var olmayan, ancak zihinsel türetimle oluşturulan ürünlerin "öznel şeyliği", yine kaçınılmaz olarak fiziki bir karşılığın zaruriyetine dayansa da(muhahhak bir özne, fiziki etkileşimler, alıcı -özne-duyu organları, okuyucu, yorumcu -> beyin gerektirir), yine de öznel şeyin kendisi(gerçekte var olmayan, türetilen, sanal) fiziksel bir karşılığa sahip değildir(o sebeple metafizik,zihni türetimdir zaten) ve türetimler namına, türetilenin kendisi de(öznel şeyliği!) fiziki olmak zorundadır gibi bir zaruriyet öne sürülemez. Özne, nesnel, fiziki varlıklar(şeyler), organizma, fiziki etkiler ve bu etkilere tepki veren duyu organları, beyin,,,,, organizmanın çeşitli maddi ilişkiler ağıyla elde edip, yorumladığı bilgi, maddi, nesnel iken, türetimlerde öznel şeyin veya kurgunun kendisinin(ancak öznel türetimde, hayalde şeyleşen, metafizik) fiziksel bir karşılığı olmak zorunda değildir, ancak o(hayali şey bile olsa), fiziki süreçlere bağlı, muhtaçtır. Böylece nesnel edinimlerden yola çıakrak öznel edinimler de kazanırız -organizmanın yetileriyle

İnsanların, başı baştan mantık hatalı, önyargı, kabullü argümanlar türetip, ardınca süreğen "ist"ler geliştirip ayrışmasına anlam veremiyorum. Anlam veriyorum da, anlamı insanın davranışından ziyade, öncülde yapılan mantık hatalarıyla değerlendirebiliyorum. Kısaca beden-zihin ayrım veya problemi anlam taşımıyor, yinede, fizik-metafizik(zihnin kendisi değil, türetimleri namına) ayrımı anlamlı oluyor - zira temelde, temelden ayrışan nesnel dayanaklara sahip.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (03-09-2024 Saat 17:30 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-09-2024, 01:45
Russell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Russell Russell isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2004
Bulunduğu yer: Çukurova
Mesajlar: 738
Standart

Marksistler birçok felsefe ekolünü kapitalist sömürüyü görmeyi engelleyici bir set olarak görüyorlar (bence haklı olarak), bu bana onun doğrudan bir örneği gibi geldi.

Kuran'ı okuyup anlayana gayrimüslim, anlamayana müslüman denir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-09-2024, 20:08
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675

Onur Üyeliği 

Standart

Russell´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Marksistler birçok felsefe ekolünü kapitalist sömürüyü görmeyi engelleyici bir set olarak görüyorlar (bence haklı olarak), bu bana onun doğrudan bir örneği gibi geldi.
Evet. Aslında bu bir sonuçtur, ancak itirazların özünde yatan kaygı, siyasi de değil, bilgi, bilim eksenlidir. Daha doğrusu dünyayı çözümlenemez bir hale sokmaya çalışırlar. Bunu bazıları menfaatleri* uğruna yapar, ancak oluşturdukları ortamda, milyonlarca insan, öznelciliği, cehalete de(objektif sorgulamayı da bilmeyen) uygun düştüğü için sorgulamadan kabul eder ve artık başka türlü, yöntemli düşünemez hale gelirler. Yani artık dayatılan sistem süreğen kendini üretme haline gelir.

* Örneğin Ali ERBAŞ, Diyanet'in başındadır, sırf buradan dahi ilgili kişiyi istisnasız referans alan milyonlar vardır. Ülke din istismarı ve dini gericilik, cehalet üzerinden bir grup tarafından(kleptokrasi) soyulmaktadır, Ali ERBAŞ soyulan halka, "şükredin, fakir mutlu olmalı çünkü cennete girmesi daha kolay, zengine(hırsıza?) Allah veriyor(sakın sitem etmeyin!!!!)" gibi beyanlarda bulunur, sokağa çıakrsınız asgari ücret açlık sınırı altında dersiniz, bir bakmışsınız size verilen yanıt "şükretmiyoruz, şükredin nankörler, sebebi bu" olabiliyor. Özünde siyaset buralardan doğar, fayda, menfaat. Sömürenin faydası nerede ise bilinci siyaseti de o yönde belirler, bunu masa başında özellikle düşünüp yapmaz, zaten ekonomik menfaatleri, otomatikman örgütler ve kendi menfaatlerinin anlayışı, siyaseti, dünya görüşünü, zaten ellerinde olan medya, devlet, sistem olanakları, köleyi kendisine muhtaç bırakmış olmakla, topluma empoze ederler. (3 kuruş menfaati için her türlü şey olabilen fahişe aktrolleri düşünün, ya onları takip eden, kendilerini soyup, sömürenler için nefes aldığını sanan milyonlar?)

İdealizm de esasen egemen ideolojinin omurgasını, kitlelerin bilimsel, objektif akıl, mantıkla düşünmesini engelleyen biçimde temsil eder, nesnel, maddi olanı tüm ilişkilerinden yalıtıp, sanal, zihni bir çerçeveye gelişi güzel çekmeye çalışır ve süreğen malzeme sunar, kişiler ister farkında olsun, ister olmasın, temelden beslendiği kaynak, bazı elitlerin menfaatleridir. Hatta her bir öznel, kişilere görelik arzeden görüşü dahi hemen "ist" ekiyle kategorileştirip, ayrıştırır, böl, parçala, indirge dediğimiz, metafizik yöntemli(objektif esaslara dayanmayan), ayrıştırarak etkisini zayıflatmayı amaçlayan safsata mantığa sahiptir.

Çok basit bir örnekle; Yapay zekadan sizi bir deniz kenarında resmetmesini isterseniz, resminizi verirsiniz, arka planı var olanları harmanlayarak türetir ve sizin resminizi oraya yerleştirir. Bu yapay zekanın zihin ve beden problemi olabilir mi?
Yapay zeka bize ne gönderdi, metafizik mi, yoksa maddi bir şeyler mi?. Metafizik mi (zihince tasarlanan, ancak o gönderilemez, sadece maddi kodlar çeşitli araçlarla iletiletip yeniden yorumlanabilir. yani metafizik dediğimiz de aslında maddi karşılıkla işlenmiş sembollerin harmanlanması, maddenin, maddi yorumuyla, işlenmiş sembolik maddi kodlara, maddi yorumla anlam kazanıyor, iletilebiliyor)? Aslında gönderdiği elektrik yükü sayesinde etki-tepki kolerasyonu veya benzerler arası rastlantısal, 0 ve 1'ler(etki-tepki, alıcı-verici) vasıtasıyla derlenip, harmanlanıp, kodlanmış ve resim formatlı gönderilmiş şöyle bir şeydir; "Õ-¹VÏz¼±†ZÃàÛ¶P}jK]XÉÀæºR=¨ÔŒ•Ínæ£y‘rsUÌ'Ê£". Bizim bilgisayarımız da formatı öğrenir(dosya uzantısı veya içinde belirtilmiştir), bu kodları çözümler, ilgili program tekrar 0 ve 1'ler olarak okunacak biçime dönüştürür, işlemci(maddi)(beyin) bunları yorumlar(etkinin çeşitli birimlerde oluşturduğu etki-tepki ve harmanlanması) ve yine elektrik yükü(maddi) karşılığı olarak ekran kartına(maddi) yollar(maddi), ekran kartı işlemcisi(beyin) bu kodlara(maddi) göre monitöre(maddi) elektrik yükü ve hangi konumda(boyut gibi) olacağına dair yollanmasını sağlar, monitör de gelen yükü(maddi etki maksatlı) ve konuma göre(pixele göre diyelim) ilgili led ampüle elektrik yükünü aktarır-yol verir. Led(maddi) elektrik yükü şu değerde ise mavi(ışık frekansı!), bu değerde ise kırmızı vb. yanıyordur, böylece tüm pixeller, elektrik yüküyle aydınlatılır ve tüm ışık duyu organımıza(maddi) etki eder ve organizma bütünlüğünde, beyin(maddi) tarafından yorumlanır(maddi). Hani sanal derler ya burada sanal olan sadece ama sadece yorumcunun ışık frekansına yüklediği anlamdır, geriye kalan her şey maddedir, maddidir. Günümüzde modern mitoloji sanal evren, dünya safsatası da işte temelde bu kadar safsatadır, geriye tek bir şey idealizm ve birilerine bol, bol trollük yapma, para kasma, aldatma, modern cüppeli olma imkanı kalır. 1 sadece bir var olması mümkün olmayan(!) özne var(?) ve O, -ne idüğü, neye anlam verdiği belirsiz metafizik(püf) biçimde anlam veriyordur(sanal), ancak bu sadece anlamdır, nesnel karşılığı da, olabilitesi de yoktur, dolayısıyla "sanal alem" safsatası da külliyen öznel idealist, metafizik, akıl, mantık, bilim dışıdır, kara cehalettir. Sanal olan, yorumcunun(maddi) o an, ekranda hiç bir anlamı olmayan(!) ışığı(!) yorumlarken verdiği anlamdır, masal kahramanlarına yüklediğimiz anlam gibi ve yorumcuları(kim?) gerektirir. İdealizmin temel sorusu "kim" sorusudur, materyalizmin temel sorusu ise "neden, nasıl"

Bizim beynimiz de, organizmalar da, mantıken ve temel olarak farklı çalışmıyor, fark organizmaların, verileri alma, işleme sürecinde anlam kazanıyor, yoksa temelde olan maddi ETKİ-TEPKİ'dir. Düşünmek, zihin, akıl, mantık tümü de, organizmanın kendisi değil, organizmaca açığa çıkartılan yeti, özellik, nitelik, fonksiyonlar bağlamındadır. Bunun lamı, cimi, tartışması, ayrışması vb. anlam taşımaz.

İdealist komplo teorilerine bir örnek de Nöron Efsanesidir. Onda da aynı taktik, yöntem uygulanır ve o noktaya vardırırlar ki, her bir şeye karar verenin nöron olduğu iddiasıyla başlık dahi atarlar. Bu dar kafalılığın bir sonraki türetimi, adımı, çarpıttıkları enerji tanımıyla maddeden ayrı, bağımsız, fizik dışı-ötesi metafizik,ruh vb. söylemi olabilir. Oysa nöronların kendi şahsına münhasır bir bilinci, önceliği vb. yoktur, milyonlarca nöron, temelde gliyalar, daha temelde sinir sistemi, daha temelde duyu organları, bir bütün halinde organizma bütünlüğünde anlam kazanan etki-tepkilerin harmanlaması süreci, BÜTÜNDE anlam kazanan yeti ve fonksiyonlar. 1 fonksiyonu veya yetiyi, organizma bütünlüğünden yalıtırsak, o parça da, o yeti ve fonksiyonlar da kaybolur, anlamını kaybeder. Dolayısıyla atış serbest bir biçimde dileyenin gaipten üfürmesi mümkün hale gelir.

Bilgisayarı düşünelim, harddisk okuyucusunun neyi okuduğunu, organizmanın dışından edinebilirsek ne olur? Bu halde biz bilgisayarda asıl işi yapanın harddisk okuyucusu olduğunu iddia edebilir miyiz? Edemeyiz, ama diğeri, ama, ama işte bakın onun okuduğunu dışarıdan edindik ve ne olduğunu çözdük, demek ki akıl, mantık karar, düşünce tümününde sorumlsub u harddisk okuyucudur gibi gerekçeler öne sürmek de safsatadır. İdealizm bu yöntemleri kullanır, her, ama her türlü konu da yöntemi budur, bu konuda da olduğu gibi. Oysa özünde harddisk okuyucusu, manyetik bir etki-tepki dizisinden(dönen disk yüzeyindeki manyetik alanlar!) etkilenmektedir. Yani etki-tepki prensibine göre, okuyucu sadece, ama sadece manyetik etkiye, tepki veren,bu tepkinin de etkiye dönüştüğü diğer bir alıcıya etki eden, bir alıcı-verici işlevini yerine getirmektedir, tamamen maddi, tamamen fiziki, en temeli mekanik. Okuyucuyu sökün, masa üzerine koyun, şimdi ne oldu**?... Bütün sistemlerin(karmaşık da olsa) temelinde yatan MEKANİKTİR(etki-tepki), mekanikliğin aşıldığı nokta ise mekanik birimler arasındaki, yine mekanik ilişkiler, ancak ağ(!) esaslı, çeşitlenmiş, farklı etkiler-tepkiler oluşturulmuş ilişkilerdir. Yani mekanik parçadan karmaşık sistem elde edilebilir, sistemden sadece 1 parça dışlansa, yalıtılsa, sistem çöker, ilgili parça da sistem dahilinde anlam kazanan işlevini yitirir. İdealist mantık bunu yapar, o parçayı sistemden yalıtıp, sistemin bütün işlev, yetisini ya bu parçaya yükler, ya da bu parçayı yalıtarak** sistemi çökertir, sonrası öznelcilikle atış serbesttir, çünkü o, hayali olarak sistem bileşen ve işlevlerini, keyfi biçimde değiştirmiş, bilim, akıl, mantık dışı tanımlarla ucubeleştirmiştir. Ne tarafa sündürmek isterse, o tarafa sündürür. Elbette bir sistemde her bir parçanın işlevi, sistemin bütün ağ ve ilişkilerini kavramanın önemi başka, sistemin bütün halde açığa çıkarttığı işlevi bir parçaya indirgeme safsatası başkadır.

İnsan nasıl ki yalanın peşinden koşarken(çünkü empoze edildiği, şartlandığı, duymak istediğini verir, mutlu eder, ikna edicidir), doğrulardan kaçar, idealist söylemler de hem çekici, hem de öznelciliğinden dolayı kişilerin duymak istediğini hazır paketler halinde sunduğu için kolayca önyargılara dönüşen, kabullendirici roller oynar. Materyalist için ise çok zordur, hem gerçeği anlatmak hem de bunu OBJEKTİF, SOMUT dayanaklara, gözlem ve deney-imlere dayanmak zorundadır. Kimseyi mutlu etmeyecek veya toplumca empoze edilen bir dolu önyargı, yalan, yanlışa savaş açmış gibi lanse edilerek isnatlara da maruz kalacaktır... Öncelikle egemen köleci sistem için tehlikeli görülecek, empoze edilecek, doğru söyleyeni dokuz köyden kocacaklardır.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (11-09-2024 Saat 20:57 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 13-09-2024, 20:59
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

Zihinsel ve fiziksel durumlar arasında derin bir bağ olduğu, zihin ve bedenin birbirine dolanmış olduğu görüşünü destekler. Zihin ve beden gerçekten böyle bir bağlantıya sahipse, bir alandaki değişiklikler (örneğin bir düşünce ya da duygu), diğer alanda (örneğin fiziksel tepkiler veya nöral süreçler) anında etki gösterebilir. Bu durumda, zihin ve bedenin tamamen ayrı maddeler olduğunu düşünmek yerine, bunların aynı olgunun iki farklı yönü olduğunu kabul etmek daha doğru olur. Bu yaklaşıma göre, zihinsel durumlar fiziksel durumlar tarafından doğrudan etkilenebilir ve bunun tersi de geçerlidir. Zihin ve beden, karmaşık etkileşimler ve geri bildirimlerle işleyen entegre bir sistem olarak görülmelidir. Bu perspektif, psikosomatik etkileşimlerin ve zihin-beden ilişkilerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlar.

Kuantum mekaniği, dalga ve parçacık özelliklerinin birbirini tamamlayarak bir olgunun tam bir resmini oluşturduğunu gösterir. Aynı şekilde, bilincin niteliksel yönleri ve sinirbilimin niceliksel, ölçülebilir yönleri de tamamlayıcı olarak görülebilir. Bu da, zihinsel ve fiziksel süreçler arasındaki ilişkinin çelişkili değil, tamamlayıcı bir "bağlantı" olduğunu gösterir. Bilincin, beyindeki karmaşık etkileşimlerden kaynaklandığı, ancak bu etkileşimlerle sınırlı olmadığı düşüncesi dolanıklık kavramına uygun düşer. Bilinç, nöral süreçler ve zihinsel durumların dolanıklığından ortaya çıkan bir olgu olarak değerlendirilebilir. Dolanıklık, bu karmaşık örüntülerin nasıl oluştuğunu ve nasıl kendini gösterdiğini açıklar.

Makroskopik düzeyde, beyin gibi yapılar atom ve moleküllerden oluşan katı maddeler olarak görünür. Ancak atom altı düzeyde, özellikle kuantum mekaniği çerçevesinde, madde giderek "maddesiz" hale gelir; elektronlar ve kuarklar gibi parçacıklar katı nesneler olarak değerlendirilemez, tıpkı bilinç gibi.

Zihinsel süreçler — düşünceler, duygular ve bilinç — her ne kadar beyin aktiviteleriyle yakından ilişkili olsa da, doğrudan gözlemlenebilir veya ölçülebilir fiziksel varlıklar değillerdir. Bu nedenle, bazı yaklaşımlar, düşüncenin yalnızca fiziksel beyin yapılarının bir ürünü olmadığını; daha geniş bir bağlamda madde ve zihin arasında dolanık bir etkileşim sonucu var olduğunu öne sürer.

Bu yaklaşıma göre, beyin, düşüncenin meydana geldiği bir yerden ziyade, zihinsel süreçleri destekleyen ve bunlara aracılık eden bir mekanizma olabilir. Kuantum dolanıklığı gibi kavramlar, maddi olmayan bağlantılar ve derin etkileşimler içerdiklerinden, bu ilişkileri açıklamada kullanılabilir. Bu bakış açısı, beyin ve zihinsel süreçler arasındaki ilişkiyi klasik etki-tepki modeli yerine daha bütünsel ve dolanık bir yapı olarak değerlendirmemize olanak tanır.

Sonuç olarak, bilincin ve zihinsel süreçlerin doğasını anlamak için daha geniş bir diyalektik yaklaşım sunar; beyinle sınırlı kalmayıp, zihin-beden ilişkisini fiziksel süreçlerle açıklanamayacak kadar karmaşık ve derin bir etkileşim olarak görür. Bu, zihinsel deneyimlerin bağımsız bir gerçekliğe sahip olabileceği fikrini güçlendirir ve bilincin maddi olmayan boyutlarını dikkate alarak daha bütünsel bir anlayışa kapı aralar.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 13-09-2024, 22:29
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675

Onur Üyeliği 

Standart

Trol anlayışlara mahkum damlamış, ne diyeyim yine bir dolu çorba, çarpıtma, cehalet örnekleri, karmaşası.

MADDE KATI DEĞİLDİR, madde katı, sıvı, gaz gibi, maddi oluşum MOLEKÜLER YAPILARIN, moleküler(form-yapı) düzeyinde yansıttığı özelliklere nazaran ifade edilemez, İNDİRGENEMEZ. Şimdi MADDEYİ KATI BİR ŞEY OLARAK gören ve sözde kelime oyunlarına da bunu kriter yapan birisiyle ciddi, ciddi nasıl yazışılabilinir ki, hiç bir zaman bilimsel, objektif(!), dürüst olmayacak ve yaptığı bu tarz şarlatanlıkları, ÇARPITMALARI süreğen yeniden ve envai türde yapmaya, türetmeye devam edecek...(ilk defa olsa kabul, bütün ömrünü sözde mitolojik, teist empoz ve kendi şartlı-saplantılarına adamış, cehaletindne dolayı da beynini aktroller, sözde bilimci troller, sözde bilimin modern cüppelilerinin safsatalarıyla doldurmuş, okumaya, öğrenmeye, düşünmeye emek harcamak yerine piyasa üfürükleri, sözde bilim, menfaatçi trol, şeyh, modern şeyh paketlerinden işine geleni hazır bir biçimde almış bir şarlatanlıkla muhataplık, hiç kolay olmuyor)

Atom altı parçacıklar da form-yapıdırlar, MADDE bütün form yapıların temeli, muhtevası, materyali...

Uzay da atom-altı parçacıklar dünyası da boş değil, madde, yüküyle dolu. Eğer gözlem aracımız elektron etkisine dayalı ise, elektron altı form-yapıların, alıcıda bıraktığı etki,alıcının tepkilenemeyeceği düzeyde ise, alıcı tetiklenmeyeceği için ne ölçülebilir, ne de gözlemlenebilir, ancak dolaylı yollarla ve bir çok deneyle üzerne yorum yapabilir düzeye geliriz.

Son kez; uzay da, atom dünyası da, boşluk sandığımız bir çok makro, mikro boşluklar da boş değildir, temel zeminde vakumlanamaz(süreğen akış, aktı oluşutrarak boşluklar yine dolar). Soluduğumuz havanın boş olmaması gibi, her bir ŞEY'in, şey olabilenin, form-yapıalrın, ilişki, etkileşimlerinin temeli, özü, muhtevası madde...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:55 .