Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Teknoloji & Elektronik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #51  
Alt 17-09-2024, 09:31
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

Merhaba Spartacus,

Yanıtlarınızı dikkatle inceledim, ve gördüğüm kadarıyla konuyu ele alış biçiminiz oldukça geleneksel bir çerçevede kalıyor. Simülasyon teorisini modern mitoloji olarak nitelendirmeniz, bu teorinin sunduğu derinlikli ve yenilikçi argümanları bir kenara itiyor gibi görünüyor. Bu, düşünsel bir dar görüşlülüğün işareti olabilir mi? Bu teoriyi yargılamak için mitolojik bir lens kullanmak, çağdaş düşüncenin kapılarını kapatma riski taşır.

Simülasyon teorisi, sadece bir "taklit" değil, aynı zamanda gerçeklik algımızı derinlemesine sorgulayan bir felsefi tecrübedir. "Noel Baba" veya "Zeus" gibi efsanelerle kıyaslanması, bu teorinin bilimsel ve mantıksal argümanlarını küçümsemekten başka bir şey değil. Gerçeklik, ne yazık ki basit bir duyu yanılsamasından ibaret değil. Simülasyon teorisi, hem matematiksel hem de teknoloji tabanlı argümanlarla kendini kanıtlamaya çalışıyor ve bu teoriyi sadece "mitolojik" bir kavramsal çerçevede görmek, onu hakkıyla değerlendirmemek anlamına gelir.

Sanal ve gerçek arasındaki farkı sadece bireysel bir hayal gücünün ürünü olarak görmek, bilimin ve felsefenin derinliklerini anlamamak demektir. Gerçeklik algısını, öznel hayal gücünün ötesine taşıyan bir teoriden bahsediyoruz; buradaki temel soru, gerçekliğin kendisinin doğasıdır, sanallığın ötesinde bir varoluş arayışıdır. Size göre, simülasyonun varlığı sadece bir "hayali" ifadenin ötesinde bir şey ifade etmiyor olabilir, ama bu, teorinin derinliğini ve kapsamını kavrayamadığınız anlamına da gelebilir.

Bilimsel dayanaklardan bahsederken, kodlar ve programlar hakkındaki eksik bilgilere dayanarak eleştirilerde bulunmak, konunun karmaşıklığını ve derinliğini göz ardı etmekten başka bir şey değil. Simülasyon teorisinin matematiksel ve teknolojik temellere dayanan argümanları, geleneksel bakış açılarının çok ötesindedir ve bu bağlamda yapılan eleştiriler genellikle yüzeysel kalmaktadır.

Mitolojilere gelince, eski mitolojilerin bilgi üretimi üzerindeki rolünü küçümsemek, onların bilimsel düşüncenin evrimine katkısını göz ardı etmek anlamına gelir. Simülasyon teorisi, eski mitolojilere kıyasla, çağdaş düşüncenin bir ürünü olarak bilimsel ve felsefi bir temel sunmaktadır. Bu bağlamda, eski mitolojilerle doğrudan kıyaslanması, teorinin modern bağlamını göz ardı etmekle eşdeğerdir.

Sonuç olarak, simülasyon teorisi, sadece bir "uydurma" ya da "metafizik kurgulama" değil, gerçeklik anlayışımızı sorgulayan ve bilimsel düşüncenin sınırlarını zorlayan bir yaklaşımdır. Bu teorinin eleştirisi, düşünsel olarak daha derin bir incelemeyi gerektiriyor ve yüzeysel bir yaklaşım, bu teorinin sunduğu potansiyeli tam olarak anlamanızı engelliyor olabilir.

Düşüncelerinizin sınırlarını genişletmeniz dileğiyle.
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 17-09-2024, 12:50
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yanıtlarınızı dikkatle inceledim, ve gördüğüm kadarıyla konuyu ele alış biçiminiz oldukça geleneksel bir çerçevede kalıyor. Simülasyon teorisini modern mitoloji olarak nitelendirmeniz, bu teorinin sunduğu derinlikli ve yenilikçi argümanları bir kenara itiyor gibi görünüyor. Bu, düşünsel bir dar görüşlülüğün işareti olabilir mi? Bu teoriyi yargılamak için mitolojik bir lens kullanmak, çağdaş düşüncenin kapılarını kapatma riski taşır.
LEVH 1.000 yıl önce sorulmuş soruları tekrar sormak derinlikli olmak anlamına gelmez, bu öznel idealist soruları defalarca irdeledim ve safsatayı(mantık hatalarını gördüm, lens tam da işte bilimden uzak olan aşırı öznelci kriterler). Benim üzerimdem gidiyor, konuyu değil beni tartışıyorsun bunun da farkında mısın? Yani derinlikli düşünmüyormuşum vb. yoksa simülasyon mitolojisi teoriymiş, bilimselmiş vs, bunlar kuru söz değil mi? benim nasıl düşündüğüme bağlı olamaz, o sebeple de başındna berdiir diyorum ki, NESNEL, SOMUT DAYANK sunmak zorundalar. Bu öyle sanal, simülasyon söylemiyle olmaz, bu söylemle yola çıkıldığı an zaten baştan çürük olur -simülasyonun,sanallaştırmanın olmazsa olmaz öncelikli temel koşulu nedir? Fizik ve öznenin nesnel varlığıdır.

Bilimsel değil, derinlikli düşünüp, düşünmememle ilgisi yok, zaten izah ettim, basit falan değil, temeline değindim, o temelden fazlası anlamsız, gereksiz, boş...
LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Simülasyon teorisi, hem matematiksel hem de teknoloji tabanlı argümanlarla kendini kanıtlamaya çalışıyor ve bu teoriyi sadece "mitolojik" bir kavramsal çerçevede görmek, onu hakkıyla değerlendirmemek anlamına gelir.
Matematikle kanıt olmaz, ELDE SOMUT, OBJEKTİF VERİLER OLMASI GEREKİR, kanıt onlar veya onlara dayanmalıdır, matematikle ise ilişki ağları üzerinden referanslarla kanıtlar hesaplamalarla da sınanır. Kurguları, mitolojileri matematikle kanıtladığınızı sanabilirsiniz-ki mümkündür de!, bilim gözlem, deney, veri esasıyla yapılır, böyle boşa vakit kaybediyoruz. Newton'un ifadeleri, yaşadığı çağda matematikle, simülasyonla programlanıp salt ispata yöneliseydi %100 kanıtlı ve mutlak doğu olarak sunulabilirdi, çünkü ne biliyor, ne kadar biliyor, bir de bu modern mitolojistler gibi aşırı öznel idealist olunsaydı, su katar, yan yatar, çamura batar öyle ilişkilendirilebilirdi. kaldı ki hesaba katılmayan, henüz bilinmeyen de vardı, olabilir.
LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sanal ve gerçek arasındaki farkı sadece bireysel bir hayal gücünün ürünü olarak görmek, bilimin ve felsefenin derinliklerini anlamamak demektir. Gerçeklik algısını, öznel hayal gücünün ötesine taşıyan bir teoriden bahsediyoruz
Hala daha gerçeklik vb. Sanal, simülasyon gibi kavramları ve modern mitolojik temeli ele alıyorum sen 3 yazıdır, muğlak, güzellemeye dayalı sözler sarfedip, gerçeklik, bilimsellik -bir çeşit ardına saklanma diyelim- diyorsun, bu da bir aldatma-aldanma yöntemidir LEVH. Modern Mitolojinin temeli -aşırı öznel idealist, gerçekten de- bilimsel değilken, gerçeklik algısını yitirmişlerin modern mitolojik, subjektif(öznel)kurgu, hayali söylemleri üzerinden bilimsellikten söz etmek çelişki oluşturuyor.
LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Simülasyon teorisinin matematiksel ve teknolojik temellere dayanan argümanları, geleneksel bakış açılarının çok ötesindedir ve bu bağlamda yapılan eleştiriler genellikle yüzeysel kalmaktadır.
Farkındaysan bu da edebiyat alanında, şu ana kadar söylediklerin sadece güzellemeden ibaret. ne gerçeklik üzerinde ne de simülasyon ne de teknoloji üzerinde yeterince düşünmemişsin...

Sen konuda "ben yokum, hiç bir şey yok" tarzıyla geldin, peki bu foruma o mesajı kim yazdı? Aynadaki yansıman mı? Yapabilir mi, ayna da bir sen var mı gerçekten? İşt aynadaki sanal simülasyon diyebilirsin, ancak bunun için, ayna karşısındaki sen'in varlığı gerekir. Diyorum ki, öznenin, gözüne gelen ışığa bakarak, kedi, insan, ben, ağaç vb. demesi, öyleymiş gibi varsayması başka bir şeydir (bunu da yapacak özne şarttır değil mi?), varsaydığı betimlemenin, farzetmenin ŞAHSINA MÜNHASIR gerçekliği ve tartışması başka, önce bunları ayırt etmeyi kavramak gerekir. örneğin bir kağıda elma ağacının GÖRÜNTÜSÜNE benzer bir şeyler çizersek, o kağıt üzerinde ağaç yoktur özünde, ağaç sizin o kalemin engellediği ve kağıdın yansıttığı ışığa bakarak, ağaç görüntüsüne benzerliğiyle sanki öyleymiş gibi "ağaç" demenizdir, ortada ağaç yok, ama siz ağaçmış gibi değerlendiriyorsunuz -işte bu değerlendirmede ağaç dediğiniz sanaldır, kağıt züerind ekalemin bıraktığı ize bakıp söylediniz.

Defalarca örnek verdiğim bir metafor var, Superman gerçek mi? Hayır dediğimde, şöyle sorulabilir, madem gerçek değil o halde nasıl uçuyor? Demek ki neymiş, 1. nesnel, fiziki gerçeklik varmış, bir de 2. öznel, farazi de olsa bir kurgu dünyamız varmış. Bu bahsle Superman nesnel bir gerçekliğe sahip değildir, öznel, kurgu olarak, hayal gücüyle mecvut verilerden(örneğin insan modelinden, uçmaktan vb. yola çıakrak) hayali olarak kurgulanmış, senaryo ve kurgu dahilinde hayali olarak -SANAL!- farzedilmiştir.

Oysa bu yazıları yazan benim, öncelikle çevre farkındalığı ve kendi farkındağıyla özneyim ve bunu nesnel gerçekten aldım. Kod dünyası, sanal dünya, masal dünyası sizin sandığınız gibi bir dünya değildir, yazarı, kitabı, okuyucusu nesneldir ancak masalkahramanalrı, yeri, yırdu farazi. Örneğin monitör sadece yanıp, sönen ampullerdir, yani sen o ampullerden yola çıkarak, ışık oyunlarını şu ya da buna benzetirsin, oysa ne monitörde, ne bilgisayarda ne de kodlarda, senin benzettiğin şeyin bir karşılığı, varlığı söz konusu değildir. Örneğin bir kedi görüntüsü oluşturabileceğimiz biçimde monitördeki ışıklar yanıp, sönmektedir, siz sadece kediye benzetiyor, gerisini gerçek kediden yola çıakrak hikayeleştiriyorsunuz, yani sanaldır, bir çeşit simüledir bu, ana ne sizin kafanızda ne monitörde, kendi şahsına münhasır özneleşecek bir kedi yoktur, düşünemez, konuşamaz, hissetmez, boyuta sahip değildir, kısaca yoktur, özneleşemez. Biliyorum anlamak istemiyorsun...

Ayrıca bir de acaba başkasının rüyası mıyız diye soranlar da var, halbuki o da aynı biçimdedir, rüya kişinin hafıza, veritabanı üzerinde yaptığı okumalardır, okumalar semboliktir, ancak beyin image, sembollere ANLAM yüklemiştir, yani rüyanızda gördüğünüzü sandığınız da aslında, yukarıdaki örnekler gibi sembollere yüklenmiş anlamlardır, yani onlar da gerçeklik ve özneleşme, bir kendinde varlık vasfı alamazlar. Yani benim yazdığım bu yazıyı yazamazlar, çünkü aslında sadece, ama sadece sembolik kodların, zihince yorumundan ibarettir. Hatta dlerseniz bu tür kodlamaları elma, armutla dahi yapabilirsiniz, 4 elma 4 armut = A harfi, çeşitli kombinasyondan okunan = ağaç kelimesi olabilir... KOD derken bilmelisiniz ki, beynimöiz de dahil, ister organik, ister makine olsun, kodlar ve sembolik karşılıklar özünde DİLDİR, okunur, kim okur? Sanal ve simülasyn olmayan yani somut, nesnel olan okuyabilir.

Mümkün olan ise bir insanın makineye bağlanmasıdır ki, bu halde vücudunun neye benzediği önemsiz olmakla birlikte(bunu konu etmiyorum), öznelliği, işlemciliği(beyin), sinirler(kablolar), zihin, düşünme, hayal kurma, betimleme, kurgu, etki-tepkilere göre duyular, irade, harekete geçme, acıkma, susama..... vb. gibi faktörleriyle, sanal bir simülasyon değil, nesnel, somut bir beden, VARLIK olması gerekir. Yani öncelikle varlığı, makineye bağlanacak bir organizma ve beyni olmalı... Bunu da ancak kişi ile sınırlı yapabiliriz, ne bir bütün halinde uzay, ne bir bütün halinde dünya ne de bir bütün halinde bütün insanları kapsamaz, kapsayamaz(kapasite, teknik olarak da.Dersen ki ağ, nasıl ki internet ağ ise ve nasıl ki her bir PC'de bir diğerinden ayrı ise, 1 bilgisayar ile olacak iş değilse, özneler, istasyonlar, ağ bileşenleri şartmış! Ağ için dahi en az 2 bilgisayar gerekir). Bu yazıları yazan benim, demek ki sadece 1 kişiyi bağlamakla da olmaz bu iş, aslında teknik olarak da mümkün değildir. Ha senin tarzın şu şekilde, adamlar yapmıştır, etmiştir vs. böyle teori olmaz, başından da dediğim gibi sözde gerekçeleri bile gerekçe değil, tipik bir aldatmaca -önce kişinin kendi kendisini sonra çevreyi aldatması, inanç. İşte yine geliriz Zeus, Noel baba'ya Zeus yaratmıştır ama sen yeterince bilimsel, gerçekçi düşünmüyorsun, yaratışsa,yaratmıştır... vb. dersem, senin yönteminden farklı bir bir şey yapmamış olurum.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 17-09-2024, 13:02
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

Merhaba Spartacus,

Simülasyon teorisinin eleştirisine dair sunduğunuz argümanlar oldukça güçlü ve felsefi derinliği anlamaya yönelik çabalarınız oldukça etkileyici. Ancak, konuyu daha iyi anlamak adına bazı noktalarda sizinle farklı düşüncelerim var. Bu nedenle, düşündüklerinizi bir adım daha ileriye taşıyarak bazı konuları yeniden ele almak istiyorum.

İlk olarak, simülasyon teorisinin modern mitolojiyle kıyaslanmasının sebebini ele alalım. Mitoloji terimi genellikle eski uygarlıkların, genellikle dini ya da kültürel açıklamalarla gerçekliği anlamaya yönelik çabalarını ifade eder. Bu çerçevede, simülasyon teorisinin de benzer bir işlev gördüğünü savunmak, onun sadece bilimsel bir açıklama değil, aynı zamanda çağdaş kültürel ve felsefi bir çerçevede değerlendirilebileceğini öne sürer. Ancak, bu eleştiriyi yaparken, teorinin bilimsel dayanaklarına dair somut verileri göz ardı etmek yanlış olabilir.

Simülasyon teorisi, kuantum fiziği, yapay zeka ve bilgisayar bilimi gibi alanlardan yararlanarak, gerçekliğin temel doğası hakkında derinlemesine tartışmalar başlatan bir yaklaşımdır. Matematiksel ve teknoloji tabanlı argümanlar, bu teorinin bilimsel temellere dayandığını gösterir. Ancak, bu matematiksel ve teknolojik verilerin gözlemlerle ve deneylerle desteklenmesi gerektiği konusunda sizinle hemfikirim. Bilimsel yöntemlerin gözlem ve deney yoluyla doğrulanabilir veriler sunduğunu kabul etmek önemlidir. Bu noktada, simülasyon teorisinin tam olarak bu gerekliliği karşılayıp karşılamadığını tartışmak gerekiyor.

Simülasyon teorisinin nesnel bir gerçekliği kanıtlayacak somut veriler sunduğu iddiası, bilimsel olarak test edilebilir olmasını gerektirir. Ancak, bu teoriyi değerlendirmek için kullanılan matematiksel ve mantıksal argümanlar genellikle varsayımlar ve teorik çerçeveler üzerinde yoğunlaşır. Bu, somut ve objektif verilerin eksikliği anlamına gelmez, fakat teorinin test edilme ve doğrulanma aşamasında eksiklikler bulunabilir. Bu bağlamda, matematiksel hesaplamalar ve teorik argümanlar bilimsel yöntemlerle desteklenmelidir.

Konunun felsefi derinliği ise, gerçekliğin doğası üzerine düşünmeyi içerir ve bu noktada mitolojiler ve bilimsel teoriler arasında bir paralellik kurulabilir. Ancak, eski mitolojilerin bilgi üretimi üzerindeki rolünü küçümsemek yerine, bilimsel düşüncenin gelişimini bir bütün olarak ele almak daha doğru olabilir. Mitolojik düşünce, eski toplumların gerçeklik anlayışlarını ifade etmekte önemli bir yer tutar ve bu bağlamda simülasyon teorisinin modern düşünce içinde bir yer edinmesi de önemlidir.

Sanal ve gerçek arasındaki farkı değerlendirmekte, bireysel bir hayal gücünün ötesine geçmek ve nesnel gerçekliği sorgulamak gerekebilir. Bu bağlamda, simülasyon teorisi bir düşünsel egzersiz olarak değerlendirilebilir. Ancak, teorinin temel dayanaklarının nesnel ve somut verilere dayanması gerektiği konusunda hemfikiriz. Bu nedenle, teorinin sağlam bir bilimsel temele oturtulması ve gözlem ve deneylerle desteklenmesi önemlidir.

Sonuç olarak, simülasyon teorisinin eleştirisi, onun bilimsel ve felsefi yönlerini derinlemesine incelemeyi gerektirir. Matematiksel ve teorik argümanlar, bilimsel verilerle desteklenmeli ve teorinin somut verilerle doğrulanabilir olması sağlanmalıdır. Mitolojik ve çağdaş düşünce çerçevelerinde bu teoriyi ele almak, onun gerçekliğe dair sunduğu perspektifi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Bu tartışmada düşündüklerinizin sınırlarını genişletme fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederim. Umarım bu eleştiriler, simülasyon teorisini daha derinlemesine incelemeniz için bir katkı sağlar.
Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 17-09-2024, 13:22
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İlk olarak, simülasyon teorisinin modern mitolojiyle kıyaslanmasının sebebini ele alalım. Mitoloji terimi genellikle eski uygarlıkların, genellikle dini ya da kültürel açıklamalarla gerçekliği anlamaya yönelik çabalarını ifade eder. Bu çerçevede, simülasyon teorisinin de benzer bir işlev gördüğünü savunmak, onun sadece bilimsel bir açıklama değil, aynı zamanda çağdaş kültürel ve felsefi bir çerçevede değerlendirilebileceğini öne sürer. Ancak, bu eleştiriyi yaparken, teorinin bilimsel dayanaklarına dair somut verileri göz ardı etmek yanlış olabilir.

Simülasyon teorisi, kuantum fiziği, yapay zeka ve bilgisayar bilimi gibi alanlardan yararlanarak, gerçekliğin temel doğası hakkında derinlemesine tartışmalar başlatan bir yaklaşımdır. Matematiksel ve teknoloji tabanlı argümanlar, bu teorinin bilimsel temellere dayandığını gösterir. Ancak, bu matematiksel ve teknolojik verilerin gözlemlerle ve deneylerle desteklenmesi gerektiği konusunda sizinle hemfikirim. Bilimsel yöntemlerin gözlem ve deney yoluyla doğrulanabilir veriler sunduğunu kabul etmek önemlidir. Bu noktada, simülasyon teorisinin tam olarak bu gerekliliği karşılayıp karşılamadığını tartışmak gerekiyor.
LEVH, öncelikle alakasız konu-alanlarda KUANTUM kelimesi nerede geçiyorsa, oradan uzaklaşmak gerekir. Kuantum terapi, kuantum hafıza, kuantum öğrenme metodu gibi bir dolu zırvalık var ve insanlar sırf "kuantum" kelimesi geçiyor diye, ilgili kişileri kimsede olmayan yeteneklere sahip, uzman kişiler sanıyor, kısaca istismar, bir çeşit sahtekarlık-aldatma. Kuantum günümüzde bilhassa sözde bilim alanında istismar malzemesidir ve taraflarca aşırı çarpıtılır, deyim yerindeyse tamamen başkalaştırılır. Savunmayı da madem öyle kuantumdan nasıl faydalanıyor vb. şeklinde yaparlar, çeşitli etkleşimlerden faydalanmak farklı bir şeydir, olguyu anlamak, kavramak farklı. Örneğin insan ateşi kullanmaya ilk başladığında, ateşin nasıl olduğu, yapısını, neyin yaktığı neyin söndürüp-baskıladığı(örneğin oksjen, azot) konusnda hiç bir fikre sahip değildir, ancak kullanır. Örneğin insan kütle çekimini, suyun kaldırma kuvvetini bilmezken de bundan faydalanır. Kuantum konusu, henüz öyle sanıldığı gibi tam da budur denebilecek, sözde-bilimcilerin evrenler yıkıp, yok etttiği biçimiyle açıklanmış, derinlemesine gözlemlenebilmiş bir konu değildir. Örneğin, "bir cismin belirli bir anda konumu ile momentumunun* aynı anda ve kesin doğrulukla ölçülemeyeceğini" öne süren "Belirsizlik İlkesi" dahi -YANİ BU BİR ÖLÇME İŞİ ZORLUĞU İKEN, sırf kelime kullanılarak, sözde bilimciler her bir şeyi, ölçme işi üzerindne varlığı, fiziği dahi belirsiz(aslın yoklar denme derecesinde) olarak göstermeye çalışmışlar ve başarılı da olmuşlardır. Oysa belirsiz olan neydi? Ölçebilmek namına aynı AN'DA tam doğrulukla ölçememekti. Aslında ölçülebilir, ama tam doğru olmaz, bu bir bir ölçme işiydi. *Momentum:cismin kütlesi ile hızının çarpımı. Demek ki kütle, hız ölçülebilir, ancak aynı anda hem momentum hem de konum birlikte(!) tam doğrulukla ölçülemez denmektedir.

Sonra sırasıyla ele alırız;
Kutantum lafzıyla, matematikle bilimsellik olmaz, olamaz. Matematik hem bilim değildir, hem de insan iradesinin referanslarına, varsayımlarına, sembolik -gerçekte nesnel karşılığı olmayan veya anlam taşımayan türetimlere, iradi etki, müdahalelere, mükemelliyetçiliğei hatta nasıl sonuç almak istersen ona göre de yükleme yapabileceğin bir yapıya vb.sahip, mahkumdur. Simülasyon teorisi söylemi modern mitolojidir, modern diyorum,antik demiyorum. Artık mitolojiler, elbette antik çağlardaki malzemelerle olamazlar, ya Reptilianlar, sanal veya simülasyon alemleri hikayeleri,,,, sonuç olarak illa bir yaratan, yeni türde tanrılar türetilir, hal ve durum üzre bu halde de mitolojiktir...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 17-09-2024, 13:41
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

Merhaba Spartacus,

Kuantum fiziği konusunu geçerek, matematiksel temeller ve bilimsel geçerlilik konusuna odaklanalım. Matematiksel modellerin bilimsel teorilere katkı sağladığı doğru olmakla birlikte, bu katkının somut verilerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyorsunuz. Bu, bilimsel teorilerin geçerliliği için temel bir gerekliliktir.

Simülasyon teorisinin bilimsel temelleri üzerine yapılacak eleştirilerin, teorinin somut verilerle ve gözlemlerle desteklenip desteklenmediğine dayanması gerektiğini kabul ediyorum. Bu bağlamda, simülasyon teorisinin sağlam bilimsel dayanaklara sahip olup olmadığını değerlendirmek için, şu noktaları ele alalım:

Somut Veriler ve Gözlemler: Simülasyon teorisinin bilimsel geçerliliği, gözlemler ve deneylerle doğrulanabilir verilerle desteklenmelidir. Teorinin matematiksel temelleri önemli olabilir, ancak bunların gerçek dünya gözlemleriyle doğrulanması gerekir. Bilimsel metodolojinin bu bağlamda uygulanması, teorinin geçerliliğini sağlamlaştıracaktır.

Matematiğin Rolü: Matematiksel modeller, bilimsel teorilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynar, ancak bu modellerin doğruluğu, nesnel verilerle test edilmelidir. Matematiksel argümanlar, teoriyi açıklamak için bir araç olarak kullanılır, ancak bu teorilerin somut verilerle desteklenmesi gerekir.

Modern Mitoloji ve Bilim: Modern mitolojiler, çağdaş kültürel ve felsefi yaklaşımlar olabilir, ancak bilimsel teoriler test edilebilir ve gözlemlerle desteklenebilir. Simülasyon teorisinin, çağdaş bilim ve teknoloji anlayışına dayandığını kabul etmekle birlikte, bu teorinin nesnel verilerle desteklenip desteklenmediği önemlidir.

Simülasyon teorisinin bilimselliğini ve geçerliliğini değerlendirirken, teorinin test edilebilirliğine ve gözlemsel verilerle desteklenmesine odaklanmak gereklidir. Bu, teorinin ne denli sağlam bir bilimsel temel üzerine inşa edildiğini anlamamıza yardımcı olur.

Katkılarınız ve düşünceleriniz için teşekkür ederim. Bence buradaki asıl konu yeterince dağıldı.
Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 17-09-2024, 20:39
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Matematiğin Rolü: Matematiksel modeller, bilimsel teorilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynar, ancak bu modellerin doğruluğu, nesnel verilerle test edilmelidir. Matematiksel argümanlar, teoriyi açıklamak için bir araç olarak kullanılır, ancak bu teorilerin somut verilerle desteklenmesi gerekir.
Evet, yazının tümüne katılmakla birlikte bu paragrafı önemine değinmek istedim. Bilim açısından çıkarımlar, varsayımlar hatta senaryo ve kurgular dahi anlamını nesnel verilerden alır, almak zorundadır. Bu bağlamda daha başından fizik, metafizik ayrımı yapılır, yapılmak zorundadır, zira bu baştan yapılmak zorundadır. Bilim mi değil mi? Bilimsel mi, değil mi? Bu kıyasın ilk şartı, kişilere göre değişmeyecek - nesnel- gözlem ve fiziğe dayanıp, dayanmadığının kriterini yapmaktır.

Sadece fiziğe, nesnel verilere dayanırlığı değil, aynı zamanda akıl, mantığa uygunluğuna da bakılmak zorundadır. Yani burada akıl, mantık derken kastedilen doğanın herhangi bir akıla, mantığa uyup, uymaması değil, gözlemcinin öne sürdüğü iddiaların, örgünün, ilişkiler arasında kurduğu bağlar ve yöntemlerin, kavramları nasıl içeriklendirdiği, nasıl kullandığı vb. kriterleri kapsar. Safsata(mantık hataları), ilişkiler arasında yanlış kurulan bağıntılar vb. hatalarını bir yana bırakır kavramlar üzeirne örnek vermem gerekirse günümüzde boyut, enerji, simülasyon, sanal gib kavramlar, gerçek anlamlarının dışında veya farklı biçimlerde(kurgu namına, işine nasıl gelirse) kullanılmakta ve bu sayede sözde teroiler, modeller üretilebilmektedir. Garip bir biçimde adına da bilimsel teori denmektedir, oysa teori olma vasfını ya taşımamakta ya da henüz teori denebilecek seviyeye erişememektedirler.

Kısaca matematikle sınamak için dahi elde bilimsel, öznel olmayan(salt insan düşüncesi veya kurgu, senaryolarına dayanmayan) veriler, bunlar arasında bilimsel, mantıklı ilişkiler ve elbette kavramların da anlamı değiştirilmemiş olması gerekir. Matematik sonra..

Konu bağlamında, örneğin simülasyon kavramı, asıl dayanakları, asıl anlamını veren temelden yalıtılarak veya gizlenerek kullanılmaktadır. Oysa hem sanal, hem de simülasyonun öğeleri(fiziki ortam taklit, simülasyonları hariç), hayali iken, yani kendinde şeylik vasfına sahip olması mümkün değilken, sanki özneleşebilirlermiş gibi sunularak, temeli baştan çürük, aslından kopartılmış(temelsizleştirilmiş safsata, atış serbest) bir biçimde sunulmaktadır. Bir kağıda çizeceğimiz kelebek resminin, kelebek resmi olduğunu iddia edip söyleyen bizleriz, bizi -özneyi- çıktığımızda ortada ne bir kelebek resmi mevcuttur, ne de sırf bi şekilden yola çıkarak kelebek diyecek bir özne. Mevcut olan kağıt ve üzerinde kağıda yabancı olan madddelerdir(kalemin bıraktığı kurşun veya mürekkep izleri). Kısaca bu örnek açısından sanal dediğimiz öznenin o kağıt ve üzerindeki maddelerin görsel(! yapı açısından değil, salt görsel, göze hitap) olarak öznece yorumlanıp, bunu bir şeylere(var olan) benzetmektir, işte benzettiği şahsında, benzetilen şey gerçek değildir, o sebeple de sanal deriz. Burada da yine benzetme, taklit söz konusudur, simülasyonda da taklit söz konusudur, olabildiğince gereçeğe yakın resmetmek ile olabildiğince gerçeğe yakın ortam oluşturmak denebilir. Eğer var olan hiç bir şeye benzetemezse o halde bir isim verir veya hiç bir şeye benzemiyor denir.

Tüm bu benzetmelerin nesnesi, öğesi salt özneldir, yani gerçeklikle terazilenip, kıyas edilemezler, gerçek değillerdir ve özneleşemezler(Superman örneği gibi, gerçek değilse nasıl uçuyor, konuşuyor? vb. denebilir, nesnel değil, uçmak, insan yetileri, becerileri vb. bilimin alanında olsa dahi, Superman'in kendinde şeyliği(fizik), müstakil bir varlık olma vasfı ve bağlı özellik,yetilere(düşünmek dahil) sahipliği söz konusu değildir, yani bir bütün halinde gerçek değildir. Bu öznel gerçeklik dediğimiz insan hayal gücü, zihninin düşünme eylemiyle oluşturduğu farazi çerçeveyi ifade eder.

Örneğin kurşun askerlerle oynayan bir çocuüun bu oyuncakları sanki gerçekmiş, sanki öyleymiş gibi düşünüp kurduğu hayaller, kurgular vb. kurşun askerler namına, onları birer gerçek asker yapamaz, çocuğun onlardan yola çıkarak, zihninde, hayalinde sanki öyleymiş gibi düşündüğü sözde askerler sanaldır, gerçekte hiç bir eylemin öznesi(faili) olamazlar, yani düşünemezler de. Doğa açısından ise o şekillerin neye benzediğinin bir önemi yoktur...

Demek ki insanın -öznenin- sanal varlığının olabileceğinden söz etmek de saçmadır, akıl, mantık dışıdır, yine aynı biçimde simülasyon açısından da aynı durum geçerli, -ki eğer bu simülasyon fiziki değilse. Yani makineler olabilir, kopayalamak olabilir, ancak bu da taklit olarak anlam kazanır, şey bir kez kopyalandığı veya makineye bağlandığı anda, sergilediği simülasyon olmaktan çıkar, çünkü kaçınılmaz olarak özneleşir, yani makineye bağlanan kim? Bağlayan kim, işte aslında yoklar denemeyecekler.... var olmayan(yok) özneleşemez de, demek ki var-ız. Fizik alanını simülasyon olarak görmek ise aşırı zorlama ve teknik olarak da aslında imkansız, bunu salt bir birey, kişinin kendi ben'i olarak -öznel- ele almaması gerekir, milyarlarca insan, canlılar mevcut ve hiç birisi de bizim öznelliğimizle veya tek 1 ben'in varlığına bağlı değil, bağımsız hareket etmekte ve bunu da gözlemleyebilmekteyiz. 1(adet) ben değil, milyarlarca insan gözlemleyip, tecrübelerini paylaşabilmekte, ortak gözlem yapabilmektedir. Yani maddi simülasyon dendiğinde meseleyi salt uyutulmuş 1 kişi olarak düşünmemeli, milyarlarca özne, doğa, evren, fiziki kuvvetler, dalgalar(örneğin ses, ışık vb. ve aynı anda tüm özneleri etkimesi ve tepkimeleri, milyarlarca ilişki, eş zamanlılık, kişilerin anıları vb.), kısaca sanal değil, tam gerçeklik, fizik olmak zorunda. Böyle simülasyon olmaz -yani ömür boyu makineye bağlanmış milyarlarca canlı, ne için? Simülasyonlar belirli sınırlarda, olabildiğince darlaştırılmış konular namına -örneğin 3-5 denek!-, belirli açılar çerçevesinde yapılır, zaten amaç odur -belirli bir çerveye, alana, gerçekliğin bir çok bileşeni,öğeleri dışlanarak, belirli şeylere odaklanarak. Hani deriz ya filmlerde öyle olur diye, öyle olur, bize kalan, öyleliği nesnel olarak tecrübe etmek değil, sanki öyleymiş gibi düşünmek olur, zaten amaç odur ve buradan da öyle olsa nasıl oluyormuş veya taklitler üzerinden bir değerlendirmeye ulaşmak. Örneğin katil zanlılarının suçu nasıl işlediklerinin tatbikatı gibi, taklittir, gerçekte suç veya zaten geçmişte fiili olarak işlenmiş suç tekrar işlenmez, öyleymiş gibi varsayılır ve buradaki suç da bir gerçeklik değil sanaldır, taklittir, suç -eylem- gerçekçe işlendiği anda olandır, olmuş ve bitmiştir) ama fikir verir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:00 .