Çömlekçinin topraktan çanak yapması, sadece topraktan ibaret değildir; biçim ve işlev de maddeyle iç içedir. Evin de bir formu var ve o form, kullanışlılık ve anlam kazandırıyor. Biçimi çıkarırsak geriye sadece malzeme kalmaz, anlam ve işlev de kaybolur. Yani maddeyi sadece muhtevaya indirgemek eksik bir yaklaşım olur. Önemli olan, maddenin hem malzeme hem de biçim olarak birlikte nasıl bir anlam ve değer taşıdığıdır.
Maddenin hem malzeme hem de form olarak nasıl anlam kazandığını göz ardı ediyorsun. Toprak, kendi başına bir potansiyele sahip olsa da, çanak, tuğla veya ev haline geldiğinde, formuyla birlikte bir anlam ve işlev kazanır.
Dine mine ne, konu anlam-işlevin kaybolmasını tartışmak değil(form yapıyla anlam kazanıyor demişsem, zeka sorunun da yoksa, form-yapı kaybolunca onlarda kaybolur değil mi?), o konuları merak edersen bu forumda, form-yapılar ve form-yapılara DAİR! soyutlamalarımızı etraflıca dile getirmişimdir. BU KONUDA dahi, form-yapılara nazaran anlam kazanan özellikler diye de dile getirmişim. Ne demiştim, uzay, zaman enerji, boyut maddeden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Örneğin aşağıdaki alıntıyı kafana göre envai yere çekip, ilgili ifadeyi mahiyeti, -E DAİR, -E GÖRESİNDEN saptırıp dansözlüğe, safsataya, lafazanlığa girişirsen yaptığın şarlatanlık!. Cümlenin mahiyeti, maksadı,ifadesi okadar net ve açık ki...
"Genel görelilik teorisini tek cümlede özetlemek zorunda kaldığımızda: Zaman, uzay ve kütle çekiminin maddeden ayrı bir varlığı yoktur." Einstein
Form-yapı ile anlam kazanan biçimler, özellikler vb., kaybolan-dönüşen, evrilen- form-yapı ile de O FORM-YAPI HALİNDE SERGİLEDİĞİ anlamını kaybeder, bunu özellikle beliritmek mi gerekiyor, zeka sorunun mu var? Oysa, MALZEME, MUHTEVADAN söz etmişim, orada amacım, anaokulu düzeyinde, BİLAL'E anlatır gibi, MALZEME, MUHTEVAYA derken dile getirdiğim ATIFTIR. Çarpıtma demişim...
Çok merak ediyorsan yine anaokulu düzeyinde örnekleyim(amacım alakasız envai çeşit öznel veya nesnel özellik vb. konusunu tartışmak, şu ya da bu namına bir şeyleri mutlak* vs. ilan etmek değilçarpıtamayacağın seviyeyi bulana kadar İZAH!) -ki sahtekar ve şarlatan yine de çarpıtmayı başarıyor. *Madde ne ezelidir(sanal), ne ebedi(sanal), ne de mutlaktır, çünkü zaman maddenin dışında ve ayrı, bağımsız soyutlayabileceğimiz bir şey(!) değil, umarım anlarsın! uzay kuzeyde, güneyde denebilir mi? hayır, maddeyi de öyle zamana veya maddi ilişkilerle anlam kazanan kriter, ölçüt, sınırlara dayalı-bağlı bir kafese sokamazsın!.
X+X(2X DİYELİM) => oluştu -> A(form, yapı bileşen)
3X(X+X+X) => oluştu B(form, yapı) 4X, 2A, 1A1B, 2A1B... uzar gider, daha üst, daha farklı biçim, ebad ve özelliklerde çeşitli form yapılar, ilişkiler, etkileşimler, tepkimeler... anlam bulur... En nihayetinde burada(metafor örneğimizde!), muhteva, malzeme nedir? X(madde), öyle değil mi? Tümününde temelinde olan şey-> X(MADDE, konu kapanmıştır).
Elma tatlı, biber acı, limon ekşi, ev kapalı bir mekan ve insan için korunak, su sıvı, taş katı.... o halde madde acı, tatlı, sıvı, insan için barınakr, sıcak,soğuk, yüksek, alçak, geniş, dar....... diyerek ve tek, tek sıralayarak, madde bunlardan herhangi birine indirgenebilir mi? Peki sen ne demiştin? maddeyi KATI olarak kriterlemiştin(konunun başında sözde itiraz edebilmek namına yaptığın zırvalık bu değil miydi? Sen ne yazık ki daha bu seviyedesin, bu konularda yeterince bilince sahip değilsin ve bu ayıp değil, senin sorunun yobazlık ve bağnazlığın, kendi, kendine ördüğün duvar, bu konularda forumları,provokatif safsatacı sidik yarıştırmalarınla -rüzgara karşı işiyorsun- baltalamak yerine,, önce anlamaya,kavramaya çalışsan ne kaybedersin? Kaç kez ifade ettim, biz ETKİ-TEPKİYE dayalı olarak görüyor, duyuyor, soyutluyor, kavramlaştırıyoruz, fizik, maddi dünya sizlerin iradi ve özneye göre tanımlarına, arzu, ihtiyaçlarına göre var olmaz, biçim almaz, sıvı,katı, akışkanlık, neye göre?etki-tepkiye nazaran sergilediği davranışa göre. Yani sıvılık, katılık şey'in davranışıyla ilgili soyutladığımız bir kavram, şeyin yapısını ifade edeceğimiz temel ise moleküler yapısıdır(nice benim diyen bile bunu anlamıyor ki, kaldı ki sana izah edebileyim...).
Uzatmama gerek var mı? Burada konumuz A, B form, yapıları insana ne kadar yararlı, C acı mı, tatlı mı diye tartışmak mı? HAYIR! E? Neden çarpıtıyorsun bak BASİTÇE bir kez daha izah verdim, insaf! ÇARPITMA, önce anlatılmak isteneni, cümlelerin amacı, manayı idrak etmeye çalış!
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (15-09-2024 Saat 04:39 ) değiştirilmiştir.
Madde ne ezelidir(sanal), ne ebedi(sanal), ne de mutlaktır, çünkü zaman maddenin dışında ve ayrı, bağımsız soyutlayabileceğimiz bir şey(!) değil, umarım anlarsın! [B]
Bu nasıl cümle böyle, karmakarışık olmuş. 'Çünkü' ne demek? Bu alıntıyı düzgün bir şekilde açıkla; Ayrıca, zamanı soyutlayabilseydik ne değişirdi, bunu da açıkla.
Bu nasıl cümle böyle, karmakarışık olmuş. 'Çünkü' ne demek? Bu alıntıyı düzgün bir şekilde açıkla; Ayrıca, zamanı soyutlayabilseydik ne değişirdi, bunu da açıkla.
Cümle o kadar açık ki, zaten zaman kavramı da, hareket, değişim ve sonuçları kriter-esas alınarak soyutlanır
Cümlemin herhangi özel bir detayı açıklamak gibi bir derdi yok, cümle diyor ki, zaman, boyut, enerji... gibi kavramlar maddeden ayrı, bağımsız olamaz,haricen anlam taşımazlar. Ezel, ebed, mutlak gibi kavramlarımız da, zaman kavramıdır, yani ezel, ebed gibi kavramlarınız da maddeden ayrı, bağımsız değildir. Zaten açık, bak orada ÇÜNKÜ demiş ve ifade etmişim
Bilal'e cümlenin mahiyetini 10. Kez örnekliyorum-> uzay'ın yönden bağımsız olması ve bu bağlamda "uzay kuzeyde mi, güneyde mi?" gibi bir soru-yaklaşımın anlam-muhatap içermemesi gibi... Forum, ilgili detaylar(detayların açıklandığı haliyle!), defalarca -üstelik bazıları sana özel- yapılmış izahlarla dolu...
Cümleleri öncelikle maksadıyla anlamaya çalış. Şimdi bu ifademde "çalış" demişsem, amacım çalışmanın ne olduğunu, efendim çalışmayanların da olup, olmadığı vb. tartışmak veya açıklamak veya detayandırmak değil. Art niyetin, illa fanatik, holiganca karşı çıkmış olayım da nasıl olursa olsun, isterse akıl, mantık dışı, aptalca yöntemler kullanmış olayım, yeter ki karşı çıkmış olayım kafası(bu da sana, kaçınılmaz bir trollük bahşediyor )...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Uzay ne mutlak ne de değil, niceliğe vurulamaz-sayılamaz, olmayan öteki, diğeri başka uzay ile kıyaslanamaz, zaman kavramı olarak ne sonlu ne de sonsuz, ne başlar ne de biter, ne içi vardır ne de dışı, ne var olur ne de yok olur(bu halde "neden" var, "nasıl" var gibi sorular anlamsızdır, eyleme tabi var olma biçimi değildir), bu kavramların muhatabı değil,salt gerçeklik, ortadalık,verili form-yapıya nazaran(mecburen) kavramlar birebir karşılamaz,ancak anlamayı, ifadeyi sağlar(salt gerçeklik, ortadalık kelimelerim veya sonsuz(sınırsız anlamıyla), daim(zaman kavramı olarak, kalıcı, ortada(!)) kelimeleri gibi, sırf kavrayış için -bir amaçla- kullanılırlar). Öznece sınırlandırılan-varsayılan sözde uzaylar (lokallikler) ise afaki, tercihli-referanslı, gayr-ı resmidir ve uzay olmaktan ziyade A, B uzayı, mekanı vb. çerçevesinde ifade edilirler... Mantık hatası namına bir örnek daha vereyim, sınırsız olanın ne zaman veya nerede başladığını mesele etmek, sormak anlamlı olabilir mi? Zaman, maddeye bağlı -hareket-değişimden soyutladığımız bir kavram, bu halde aynı minvalde, madde veya varlık ne zaman başladı diye sormak da anlamsızdır, hasılı "uzay+varlık-yokluk" bir bütün ortadadır, salt -su katılamaz- gerçek, fiziktir....
Mekan(lokal), şahsına münhasır veya öznece çeşitli referans noktaları, tercihlere göre sınırlıdır ve sınırlar da görecelidir, bu bağlamda mutlak olamazlar. Bu kavram ile uzay kavramı, ifade amacı, zemini birbirinden farklı olup; mekan çeşitli biçimler ve anlayış sağlamak adına da kullanılır, örneğin: yeri, yurdu, içinde olunan ortam vb. gibi.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Bilocan, eğer madde mutlak değilse ve zaman göreceli ise, uzayın da göreceli olması beklenir, değil mi? Bu, senin "Mekan (lokal), şahsına münhasır olarak sınırlıdır ve sınırlar da görecelidir, bu bağlamda mutlak olamazlar" cümlenle uyumludur. İkisi de uzay ve zamanın mutlak olmadığını ve değiştiğini ifade eder.
Ama bu, senin içi ve dışı olmayan uzay modelinin yüzeyi olmadığı anlamına gelir ve bu nedenle fiziksel gerçekliği yoktur. Bu Einstein ile uyuşmaz çünkü Einstein, uzay ve zamanın maddeden bağımsız olmadığını ve maddenin uzayı bükebileceğini belirtir. Yüzeyi olmayan bir uzay, fiziksel gerçeklikte anlam ifade etmez çünkü ne bükülür ne de değişebilir. Einstein'ın genel görelilik teorisi, uzayın bu dinamik ve etkileşimli doğasını açıkça ortaya koymuşken, sen bence bu konuyu bir daha iyi düşün derim.
Bilocan, eğer madde mutlak değilse ve zaman göreceli ise, uzayın da göreceli olması beklenir, değil mi? Bu, senin "Mekan (lokal), şahsına münhasır olarak sınırlıdır ve sınırlar da görecelidir, bu bağlamda mutlak olamazlar" cümlenle uyumludur. İkisi de uzay ve zamanın mutlak olmadığını ve değiştiğini ifade eder.
Ama bu, senin içi ve dışı olmayan uzay modelinin yüzeyi olmadığı anlamına gelir ve bu nedenle fiziksel gerçekliği yoktur. Bu Einstein ile uyuşmaz çünkü Einstein, uzay ve zamanın maddeden bağımsız olmadığını ve maddenin uzayı bükebileceğini belirtir. Yüzeyi olmayan bir uzay, fiziksel gerçeklikte anlam ifade etmez çünkü ne bükülür ne de değişebilir. Einstein'ın genel görelilik teorisi, uzayın bu dinamik ve etkileşimli doğasını açıkça ortaya koymuşken, sen bence bu konuyu bir daha iyi düşün derim.
Maymun bile daha kavrayışlı olmalı -çarpıtmasan kabul, devamlı çarpıtıyorsun-, ne diyeyim ki artık. Sözde sunduğun gerekçeler yine saçma.
Yüzey'in olması, sınırlı olduğu anlamına gelir mi? Hayır. Hem kime, neye göre yüzey-sınır?-uzay sınırlanmış mı oluyor? hayır. Bir okyanusun bir bölgesinde fırtına çıksa, 10 metrelik dalgalar oluşsa, okyanus, okyanus olmaktan çıkar mı? Hayır, mal bile bu kadar basit metaforu anlar. Biz ne deriz, okyanusun şu bölgesinde fırtına, o kadar, peki okyanus fizikle sınırlanamaz olsaydı(yani sınırı olmasaydı?. Ancak genel zemine -ki doğası gereği- tanımlarla, bir şey'in, yerin, olayın vb. spesifik detaylarına dayalı tanımları birbirine karıştırmak da ayrı bir hata olur. Okyanus metafordur, onu da çarpıtma... Başka?
Uzay spesifik, şahsına münhasır özellikler, niteliklere göre diğerlerine nazaran farklar ve benzerlikleri, çeşitli biçimler vb. esas alınarak ortaya konmuş bir tanım değildir, genel zeminde tanımlanabilir -herhangi bir şeye indirgenemez, bu bizim tercihmiz değil, doğası gereğidir.
Zaman maddenin hareket ve değişimden soyutlanır. UZAY ve elbette zaman da(!) MADDEDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ. Ay'dan dünyaya baktığında göreceğin Dünya'dır ve senin evin,dünyayı sınırlamış olmaz. Yine anaokulu düzeyinde izah ediyorum, yine çarpıtacaksın(ama trollüğün lüzumu yok), senin ev'in(bina) Dünya'yı sınırlamış oldu mu? hayır, belirli alanda, lokal olarak ve öznel gereksinimlerle, referanslarla hem inşa edildi hem de tanımlandı... Ama ben sana eve ihtiyacın yok, ev kuramaz, hatta mühendisliğini, dayanım, kuvvet hesaplarını vb. yapamazsın diyor muyum? hayır, e uzayda rastlantısal, olası, çeşitli maddi yoğunluklar vb. olması uzayı sınırlar mı? Hayır, uzay referans edindiğimiz herhangi bir bölge, lokallikten veya dünya senin evinden mi ibarettir? hayır. Demek ki ilgili lokalliğin gözlemlenip, izah edilmesi de uzaya KARŞIT ARGÜMAN GELİŞTİRMEK, sınırlamak için değildir, büzüşen, genişleyen vs. bir bütün halinde uzay değil, ilgili lokallikteki DOKUDUR, ki bu halde enflasyon terimi dahi gelir konuya dahil olur(!). Katılır, katılmazsın o ayrı, sen insanların ifadelerini ÇARPITIYORSUN, gerçekten feci cahil ve en tipik özelliklerini sergiliyorsun...
Diyorum ki zaman maddeden ayrı, bağımsız düşünülemez ise, ne demektir? Demek ki zaman kavramlarını maddenin ve uzayın dışına taşıyamazsın, 50 kez anaokulu düzeyinde izah ettim, hala daha bu basit cümleyi anlayamadın, anla eleştir kabul de bin dereden bin türlü alakasız şeyler öne sürüp çarpıtmak nedir?.
Yaptığının mizahı da var. Buradaki Hüseyin'in rolü, seni ve senin gibileri oynamak.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (17-09-2024 Saat 04:33 ) değiştirilmiştir.
bütün halinde uzay değil, ilgili lokallikteki DOKUDUR, ki bu halde enflasyon terimi dahi gelir konuya dahil olur(!).
İçi ve dışı olmayan bir uzayda maddenin nasıl konumlandığı ve yer aldığı soruma cevab bekliyorum . Ayrıca uzayı çevreleyen bir sınır yoktur; Einstein'a göre uzayın yapısı doğası gereği kendiliğinden ortaya çıkar.Işık hızı, uzayın sınırlarını belirler ve bu hızın ötesinde uzay-zaman, geleneksel fiziksel anlamını yitirerek "sonsuz" ya da "sanal" bir boyuta geçiş yapar. Fizikte, ışık hızının mutlaklığına göre uzayın eğriliği sadece belli bölgeleri değil, uzayın tamamını etkileyebilir. Bu eğrilik, uzayı "sıfır noktasına" kadar bükerek, sanal bir sonsuzluğa açılmasına neden olabilir.
Evrenin yaşını hesaplayabiliyoruz, çünkü gözlemlenebilir evrenin sınırlarını belirleyebiliyoruz. Bu sınırlar içinde, kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu (CMB) gibi bilgilerle evrenin genişleme hızını ve başlangıcını hesaplamak mümkün oluyor. Eğer evren sonsuz olsaydı, yaşını belirleyemezdik, değil mi?
İçi ve dışı olmayan bir uzayda maddenin nasıl konumlandığı ve yer aldığı soruma cevab bekliyorum .
Eğer evren sonsuz olsaydı, yaşını belirleyemezdik, değil mi?
İçi dışı olmayan uzayda madde nasıl mı konumlandı? Konum nedir? Görecelidir. Neye, kime göre konum, iç, dış?
Örneğin
A ve etrafında 6 adet başka özne olsun.
A, B'ye göre Kuzeyde ve 1 metre mesafede.
A, C'ye göre Güneyde ve 3 metre mesafede.
A, D'ye göre Batıda ve 10 metre mesafede.
A, E'ye göre Doğuda ve 7 metre mesafede.
A, F'ye göre Kuzeybatıda ve 30 metre mesafede.
A, G'ye göre Kuzeyde ve 100 metre mesafede.
Şimdi A nerededir, konumu nedir (oysa GÖRELİ, GÖRECELİDİR->Görelilik!)? peki 6 referans noktası değil, dünyadaki ve Güneş sistemindeki tüm parçaları esas alsak ne olurdu? bir cevap verebilecek misin? 50 kere izah ettim, kavramlar, sorular vb. tümünün de bir ZEMİNİ, MUHATAPLIK ZEMİNİ bir -e göre, -e dairi var, değil kavrayış, cümleleri okurken dahi anlamak isteniyorsa bunlar dikkate alınmalıdır. Sonuç: A belirli bir konumda değildir, ortadadır, bünyededir. hangi zeminde belirli, salt bir konumda değildir? Konum kavramını anlamlı kılan zeminin daha alt zemininde.
Başından beridir diyorum ki, uzay yönden bağımsızdır, dolayısıyla nasıl ki uzaya kuzeyde, güneyde diye ayrım yapamaz, yön tahsisinde bulunamazsak, bu soruların da saçmadır ve 50 kez izah edildiği halde saçma, yanlış sorular sorup, pişkince doğru cevap bekliyorsun, akıl, mantığı yok.
Yazdıkların tümden saçma, Even neden girdi konuya? ne alaka uzay ile? Evren dediğin nedir? Kıçını yasladığın koltuktan etrafına bakıp, görebildiğinin sınırıyla tanımladığın, sınırladığın bir alan mı? Ömür tayinleri form-yapılar içindir, irisi, ufağı fark etmiyor, çünkü tüm bunlar oluştur(eylem) ve oluşlar da -e nazaran zaman kavramına hayat verir, oluşuyorsa, dönüşüyordur, yoktan var olmuyor! A, B ye dönüşürse, B(form-yapı) için ömür tayini anlam kazanır, bu A'nın(form-yapının) dönüşmesi sayesindedir, yoktan var olmaz, var'ın çeşitli biçimleri, eylemini, ilişki, hareket, değişimler, dönüşümlerini yansıtır...
Konu, uzay, madde, varlık, yokluk gibi kavramlar ise daha genel, alt zemindedir, o zemine böyle abuk sabuk, zemini bağlamayan kıstaslar, kıyaslar, sorular, akıl, mantık dışıdır, kaç kez daha akıl, mantık dışı olduğunu açıklamalıyım?
Saçmalıkların, özellikle yaptığın çarpıtmalar namına, daha kaç kez cevap verilecek? Anlamak güç mü? Uzay yönden bağımsızdır, o halde yön tahsisli sorular anlamsız.
Zaman, maddeye bağlıdır, hareket, değişimlerden soyutlarız, o halde zaman,, maddenin dışında tasavvur edilemez, bu halde maddeye bir başlangıç tayin etmeye çalışmak, ne zaman başladı diye sormak, yine yukarıdaki paragrafta olduğugibi saçmadır. Zemin ile kastedilen nedir bunu bilmek de önemli.
S.a.ç.m.a şeyler düşünüp, akıl, mantık dışı saçma sorular sormak meziyet değil, gerçekten, tam anlamıyla söylüyorum -itham değil, ahmakçadır. İmzamda bulunan ilk söze bakılabilir.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Sen, konum kavramının yalnızca mekan ve zamanla değil, aynı zamanda ilişki ve algıda da nasıl değişebileceğini vurgularken, bu kavramı nesnel bir gerçeklikten çok, ilişki ve referansın bir ürünü olarak ele alıyorsun. Ancak, bu bakış açısı, konumun belirli ve somut bir şekilde nerede olduğuna dair soruyu yanıtsız bırakıyor.
Göreliliği öne sürerken, her şeyin göreceli olduğunu vurgulayıp, bu durumu tamamen belirsiz bir hale indirgeyerek, konum kavramının anlamını bulanıklaştırıyorsun. Oysa, konum belirli referans noktalarına göre anlam kazanır ve bir nesne, hangi bakış açısından olursa olsun, bir konumda yer alır.
Verdiğin örneklerde A'nın B'ye göre kuzeyde, C'ye göre güneyde olduğu gibi farklı referans noktaları belirtilmiş, ve bu konumlar elbette görecelidir; ancak sen, bu çoklu referans noktalarını belirsizlik gibi sunarak, göreceli konumun tanımlanabilirliğini göz ardı ediyorsun. Konum kavramı elbette ki belirli bir referans çerçevesinde tanımlanır, ama bu çerçeveyi dikkate almadan konumlanmayı anlamsızlaştırman, kavramın içeriğini çarpıtmaktır.
Görelilik, her ne kadar farklı referans noktalarına dayansa da, nesnenin bir konumda bulunduğunu inkar etmez; senin bu noktayı bulanıklaştırman, konumun anlamını boşaltıyor.
Einstein'ın özel görelilik teorisi çerçevesinde, ışık hızına ulaşan bir nesne için zamanın durması ve mekânın anlamını yitirmesi açıklanan fenomenlerdir. Bu durum, ışık hızına yaklaşan veya bu hıza ulaşan nesneler için geçerlidir. Bu özelliklerin nasıl işlediğini anlamak, uzay ve zamanın doğasını anlamada önemli bir adım olsada, sana ne oluyor? Sana boşuna uçma demiyorum. Madde diye diye Kafan güzel olmus saçma sapan konuşuyorsun.