Verdiğin örneklerde A'nın B'ye göre kuzeyde, C'ye göre güneyde olduğu gibi farklı referans noktaları belirtilmiş, ve bu konumlar elbette görecelidir; ancak sen, bu çoklu referans noktalarını belirsizlik gibi sunarak, göreceli konumun tanımlanabilirliğini göz ardı ediyorsun. Konum kavramı elbette ki belirli bir referans çerçevesinde tanımlanır, ama bu çerçeveyi dikkate almadan konumlanmayı anlamsızlaştırman, kavramın içeriğini çarpıtmaktır. .
Bu cümlenden ne anladın? Cümlen diyor ki, ben anlamaktan acizim zaten öyle bir çabam da yok, çarpıtmak istiyorum diyor ve ayrıca sözlerin kendi, kendini çürütüyor. Ben konum belirsizdir demedim, görecelidir dedim, yine bilerek çarpıttın. Bana bunu sormuştun öyle değil mi? İçi ve dışı olmayan bir uzayda maddenin nasıl konumlandığı ve yer aldığı soruma cevab bekliyorum.
Oysa cevabını vermiştim, defalarca... Hem kendi cümlende, kendin de cevap vermişsin, madde nasıl mı konumlanmış , referans noktasına bağlı olarak, inandın mı? kendin söylemişsin, oysa madde orada veya şurada değil, ortada, uzayla bütün. Konum derken, konum birbirlerine nazaran orada ve şurada(rastlantı) olarak ifade ettiğimiz form-yapılara nazaran, göredir. Böylece birbirlerine kıyasla referans alarak konum kavramına hayat veriririz. Uzay-madde açısından ise bir ayrımı yok, tümü uzay, tümü madde, ayıramaz . Sen anlayamıyorsun, hangi sorunun, hangi zemin, açıda, neye muhatap olup, olamadığına bakmaksızın, nasıl, neye göre anlam kazandığını bilmiyorsun. Elma ağacı da ağaçtır, armut ağacı da öyle değil mi? Bana madem bu ağaç meşe değil, o halde nasıl elma veriyor diye sorarsan veya bana bütün ağaçlar elmadır dersen saçmalarsın, anlıyor musun? Tabi ki hayır
Bırak lafazanlığı, soruyu cevapla. A nerededir? Tamam madem bana bu minvalde bir soru sordun, cevabını aldın, hala aksi yönde ısrarcısın, o halde buyur yanıtla ve ayrıca A'nın sonsuz konuma sahip olması da tuhaf olmadı mı?.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Örneğin
A ve etrafında 6 adet başka özne olsun.
A, B'ye göre Kuzeyde ve 1 metre mesafede.
A, C'ye göre Güneyde ve 3 metre mesafede.
A, D'ye göre Batıda ve 10 metre mesafede.
A, E'ye göre Doğuda ve 7 metre mesafede.
A, F'ye göre Kuzeybatıda ve 30 metre mesafede.
A, G'ye göre Kuzeyde ve 100 metre mesafede.
Şimdi A nerededir, konumu nedir (oysa GÖRELİ, GÖRECELİDİR->Görelilik!)? peki 6 referans noktası değil, dünyadaki ve Güneş sistemindeki tüm parçaları esas alsak ne olurdu?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Sen, konum kavramının yalnızca mekan ve zamanla değil, aynı zamanda ilişki ve algıda da nasıl değişebileceğini vurgularken, bu kavramı nesnel bir gerçeklikten çok, ilişki ve referansın bir ürünü olarak ele alıyorsun. Ancak, bu bakış açısı, konumun belirli ve somut bir şekilde nerede olduğuna dair soruyu yanıtsız bırakıyor.
Ben yapmıyorum, sen anlamıyorsun, sorunu yanıtladım ya, görecelidir, referansına göre değişir, ayrıca form-yapı oluşumları özellikle şahsına münhasır belirlenmiş bir konumda değil, rastgeledir(rastlantısal) diye! kavramları da bilmiyor, izah edildiğinde çarpıtıyorsun, "nesnel gerçek" bu, ben söylediğimdne dolayı değil, zeminin açısı, kapsamı, doğası gereği.
Tamam uzayın konumunu, yönünü, nerede olduğunu söyle bekliyorum...
Bu videoyu ve Hüseyin karakterini iyi izle, irdele, aramızdaki diyalog bu biçimde işliyor, anlatılan senin hikayendir, daha nasıl anlatayım?...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (18-09-2024 Saat 20:10 ) değiştirilmiştir.
Bir mekânda bir A nesnesi tek başına bulunuyorsa, o nesnenin bulunduğu yeri, yani konumunu, içinde bulunduğu mekânı referans alarak tanımlayabiliriz. Ancak senin 'sonsuz ve içi dışı olmayan' üfürdüğün uzay modeli, böyle bir fiziksel yer kavramını ortadan kaldırır. Bu durumda, A'nın nereye konumlandığı sorusu anlamsız hale gelir çünkü 'konum' dediğimiz şey, fiziksel bir yerle ilişkilidir.
A'nın nerede olduğunu sormaya devam ederek beni referans noktalarına çekmeye çalışman gerçeği değiştirmez. Rüyalarımızda da ışığın belirlediği referans noktalarına göre hareket ederiz, ama bu hareketin fiziksel anlamı var mı? Hayır. Benzer şekilde, içi dışı olmayan bir uzayda konumlanma diye bir şey istesende o laa maz. Nokta
Bir mekânda bir A nesnesi tek başına bulunuyorsa, o nesnenin bulunduğu yeri, yani konumunu, içinde bulunduğu mekânı referans alarak tanımlayabiliriz. Ancak senin 'sonsuz ve içi dışı olmayan' üfürdüğün uzay modeli, böyle bir fiziksel yer kavramını ortadan kaldırır. Bu durumda, A'nın nereye konumlandığı sorusu anlamsız hale gelir çünkü 'konum' dediğimiz şey, fiziksel bir yerle ilişkilidir.
A'nın nerede olduğunu sormaya devam ederek beni referans noktalarına çekmeye çalışman gerçeği değiştirmez. Rüyalarımızda da ışığın belirlediği referans noktalarına göre hareket ederiz, ama bu hareketin fiziksel anlamı var mı? Hayır. Benzer şekilde, içi dışı olmayan bir uzayda konumlanma diye bir şey istesende o laa maz. Nokta
Çarpıtma, yine saçmalıyorsun, mekan da görecelidir, göreceliğin daha alt zemininde genel zemin yatar, yani herhangi bir nesne bir yerde var olduğu için değil, var olduğu ve diğerlerince kıyaslanabildiği için YER kavramı anlam kazanır, bunu anlamamak için ne bileyim, ne kadar cahil veya akılsız olmak gerekir izah edemiyorum. Rüya örneğin de saçma -rüyada ışığa göre hareket etmeyiz, hafıza edilmiş kodlar okunarak çeşitli işlemler gerçekleştirilir-, tekrar etmek istemiyorum. SORDUĞUN SORU SAÇMA, yanlış, saçma sorulara nasıl cevap verilmesini bekliyorsun, saçma diyorum ya(imzama bak!)! 50 kez izah ettim. Konum dediğimiz öncelikle bilinen, tayin edilmiş, mutlak, belirli bir yerle değil, şeylerin birbirine nazaran KIYASIYLA ilgilidir, ancak o zaman YER mefhumundan söz edebilirsin, ağaçlar, elmalar, armutlar örneği gibi. Meyvenin şahsına yöneldiğinde -açı, ZEMİN!- kıyas oluşturursun, daha alt zeminde ise ağaçlar söz konusudur ve illa elma olacak diye bir kaide kurulamaz. Daha da alt zeminde, uzay, madde nazarında elma olmuş, armut olmuş, neredeymiş bir önemi, kıyası yok, tümü de temelde maddedir, bu isimlendirmeler madde oldukları gerçeğini(!) değiştirmez!
Önce dürüstçe, çarpıtmadan cevap ver, 5 kezdir aynı izahı, tekrarı yapıyorum, nato kafa, nato mermer..
Cevap vermen gereken sorular(çarpıttığın gibideğil, işte sorduğun ve iddia ettiğin bu, o halde cevap vermelisin);
1. A nerede, hangi konumdadır? aynı anda onlarca konumda, yerde olması ve aslında sonsuz konumda olması da tuhaf olmadı mı? Diyelim ki A'dan başka hiç bir şey yok, A nerededir? İşte varlığın kriteri budur, sonrası şeylerin yani form-yapıların birbirine kıyasıyla ilgilidir, bir yerde olmak için değil, ortada var olduğu, form-yapılar yansıtabildiği için, form-yapılar nazarında ve birbiriyle kıyasla bir yerdelik anlam kazanır, daha alt zeminde madde, uzay ortadadır ve başka bir şeyle kıyas edip, bir yer tayin edemezsin. Uzay sınırsızdır, YER temsil etmez, yer, konum gibi kavramlara muhatap değildir, olabilmesi için uzayın dışının olması(sınırlı olması, ne ile, nasıl sınırlandırıyorsun? mümkün mü?) ve dışında da uzayla kıyaslayacağın uzay-bir şeyler olması ve kıyas yapman gerekir, bu akıl, mantığa da, gözleme de aykırıdır. Kısaca hiç bir şey yok ve sadece A varsa, A'nın konumundan söz edilebilir mi? Uzay, varlık-yokluk, bir BÜTÜN ve ÖNCELİKLE(her düşünceden, tasavvurdan önce!) öyle ele alınmalıdır. Yani o zeminde(!), eşdeğer veya benzer terazileyip ele alınabilir başka bir şey yok, şahsına münhasır form-yapı da değiller, yani elma, armut ayrımı da yok, hasılı belirgin bir yeri, noktası konumu da(ki zaten göreceli!) anlamsız, aksine konum, yer gibi mefhumlarımız bunlara bağlı!. İşte uzay, varlık böyle ortada, belirli, bilinen, mutlak ve tayin edilmiş bir konumu yok, konum varlığın(herhangi bir yerde, özel bir konumda olmayan! Uzay+varlık Güneş sistemindedir, ama Andromeda'da yoktur diyemeyeceğin -zemin) çeşitli biçimleri form-yapılar baz alınarak, birbirlerine göre kıyasıyla göreceli(değişken olarak da) anlam kazanıp, tayin ediliyor ve burada kavramlaştırdığımız konum mefhumu RESMİ DEĞİL GAYR-I RESMİDİR..
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Örneğin
A ve etrafında 6 adet başka özne olsun.
A, B'ye göre Kuzeyde ve 1 metre mesafede.
A, C'ye göre Güneyde ve 3 metre mesafede.
A, D'ye göre Batıda ve 10 metre mesafede.
A, E'ye göre Doğuda ve 7 metre mesafede.
A, F'ye göre Kuzeybatıda ve 30 metre mesafede.
A, G'ye göre Kuzeyde ve 100 metre mesafede.
Şimdi A nerededir, konumu nedir (oysa GÖRELİ, GÖRECELİDİR->Görelilik!)? peki 6 referans noktası değil, dünyadaki ve Güneş sistemindeki tüm parçaları esas alsak ne olurdu?
2. Soru Uzay nerededir, hangi yöndedir, konumu neresidir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Söylediklerin arasında büyük bir çelişki var. Bir yandan 'içi dışı olmayan bir uzay' diyerek, bu uzayın yön tayin edilemez, dengi olmayan, muhatap alınamaz olduğunu söylüyorsun. Ancak, verdiğin örneklerde A oradadır, B buradadır gibi ifadelerle, bu uzaya üç boyutlu derinlik katıyorsun ve konumlandırmalar yapıyorsun.
İçi dışı olmayan bir uzay dediğin şey, aslında hiçbir fiziksel mekân tanımı içermediği için, konumlar ve referans noktaları da tanımlanamaz. Yani, içi dışı olmayan bir uzayda A, B, C gibi noktalar arasında bir mesafe, bir derinlik, ya da yön tayin etmek imkânsızdır.
Senin verdiğin örneklerde, bu uzayı fiziksel bir mekânmış gibi sunuyor ve referans noktalarıyla derinlik kazandırıyorsun, bu ise savunduğun 'içi dışı olmayan uzay' anlayışıyla tamamen çelişiyor. Eğer içi dışı yoksa, boyutlar ve konumlandırmalar da olamaz. O zaman senin A, B ve C ile yaptığın tanımlar anlamsız hale gelir.
Söylediklerin arasında büyük bir çelişki var. Bir yandan 'içi dışı olmayan bir uzay' diyerek, bu uzayın yön tayin edilemez, dengi olmayan, muhatap alınamaz olduğunu söylüyorsun. Ancak, verdiğin örneklerde A oradadır, B buradadır gibi ifadelerle, bu uzaya üç boyutlu derinlik katıyorsun ve konumlandırmalar yapıyorsun.
Trol, nerede dedim, alıntıla da göster, hadi bekliyorum! Sorulara da insan gibi yanıt ver. Mal mısın nesin? Şarlatanlık yapıyorsun, cümleleri hem özellikle çarpıtıyor, hem de anlamazlığa vuruyor hem de kelime oyunlarına başladın... Seni ciddiye alınır insan yerine koyduğumu da düşünme, forum konusu kamuya açık ve ortada, yoksa sana verilecek en güzel cevap hadi oradan vakit israfı mal demektir.
Boşver bunalrı, 2 tane sorun var, 5 cevaptır, cevaplayacaksın, neden cevap vermiyorsun, gerçek yüzün mü açığa çıkacak? Neden korktun?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Sonsuzluk bir yer değildir, bu yüzden 'A nerede?' gibi bir soru sonsuzluk bağlamında anlamsız hale gelir. Senin savunduğun 'içi dışı olmayan sonsuz uzay' modeline göre, bir konum veya yer tanımlanamaz. O yüzden 'A nerede?' diye sormak, Zenon'un paradokslarındaki gibi varsayımsal bir sorudur ve gerçek dünyada bir karşılığı yoktur.
Bu yüzden sorunun mantıken geçersiz olduğunu söylüyorum; çünkü senin tanımladığın sonsuzluk ve içi dışı olmayan uzay modelinde bir şeyin 'nerede' olduğunu sormak mümkün değildir. 'A nerede?' sorusu, fiziksel dünyada geçerli olabilecek bir şeydir ama senin sonsuzluk kavramına göre bu anlamını yitirir.
Sonsuzluk bir yer değildir, bu yüzden 'A nerede?' gibi bir soru sonsuzluk bağlamında anlamsız hale gelir. Senin savunduğun 'içi dışı olmayan sonsuz uzay' modeline göre, bir konum veya yer tanımlanamaz. O yüzden 'A nerede?' diye sormak, Zenon'un paradokslarındaki gibi varsayımsal bir sorudur ve gerçek dünyada bir karşılığı yoktur.
Bu yüzden sorunun mantıken geçersiz olduğunu söylüyorum; çünkü senin tanımladığın sonsuzluk ve içi dışı olmayan uzay modelinde bir şeyin 'nerede' olduğunu sormak mümkün değildir. 'A nerede?' sorusu, fiziksel dünyada geçerli olabilecek bir şeydir ama senin sonsuzluk kavramına göre bu anlamını yitirir.
Zenon Paradoksu da mantık hatasıdır! O nu da açıklamıştım. Sorun akıl, mantık hataları(paradokslar -istisnası varsa hariç- mantık hatasıdır, önce buraya bakılmalı).
Yitirmez, çünkü konum, yer mefhumu, VARLIKTAN,daha doğrusu varlığın açığa çıkarttığı çeşitli biçimler, form-yapılara nazaran anlam bulur ve SONRA GELİR ve görecelidir, özneye göredir, mutlak, salt belirli bir konum yoktur! 50 kez izah ettim yahu! Önce 1.) uzay-madde, 2.) Sonra form-yapılar, 3.) sonra da özne, konum, yer, zaman gibi mefhumlar, form-yapıların çeşitli özellik, nitelik vb. kendiyle ve birbirine kriter, [B]kıyasıyla [/B]anlam kazanır, ve özneye, referans aldığı noktalara göre DEĞİŞİR, GÖRECELİDİR. Daha alt zeminin(1. zemin!) özneleştirip, şahsileştirip, münhasırlaşıtırlabilir, -form-yapı tarzında- birbiriyle kıyas edilebilir, şahsına münhasır ayrı özel muhatap, kriter, referans alıp, edinme olanağı, GEREĞİ DE yoktur . Atıyorum meşe ağacı da ağaç ise, o halde o elma olmayacaksa, meşe de olamaz, anlamını yitirir diyorsun! Yani Güneş'i şu ya da bu yıldıza göre konumlayabilirsin, ancak uzayı veya maddeyi sınırlamış, konumlamış olmazsın ve şart koşamazsın, bu tayinin uzay açısından gayr-ı resmidir, siyasi bir sınır içermeyen dünya üzerindeki ülke sınırları gibi, gayr-ı resmi. peki senin iddian nereye varıyor, önce siyasi sınırlar olmalı ki dünya var olsun? Böyle saçmalıyorsun, önce konumu olmalı ki A var olsun, hayır tam tersi, A ortada olduğu için gayr-ı resmi konum, dünya ortada olduğu için siyasi sınrılar tayin edebilme mefhumu anlam kazanıyor!... Sayı saymayı da mı bilmiyorsun? İfademin özeti, uzay-varlık, şu ya da bu konumda değildir, otadadır, konumdalık, bir yerdelik, çeşitli form-yapılara nazaran yaptığımız kıyas zemininde(yani daha üst zemine nazaran,sonra) anlam kazanır. bu kıyaslarımız da uzay-varlığa bağlıdır, yani sen bu kıyasları uzayın, yani BÜTÜN'ÜN dışına taşıyıp, BÜTÜN namına dayatıp, soru sorarsan saçma olur. Sen madem elma, armut, meşe ağacı da ağaçtır, o halde bütün ağaçlar elma olmak zorundadır yoksa ağaç olamaz gibi bir soru soruyorsun... hangisi öncelikli, hangisi hangisine bağlı anlam kazanıyor? Sonra bana diyorsun ki, iyi de senin dediğin gibi olamaz, o zaman ağaç olmaz? Sebep? Meşe ağacının da ağaç olması için illa yemişinin elma olması gerekir, bütün form-yapılar bütünde varlıktır, sen söyle o halde nerededir, bir tane konum söyle!! Yaptığın akılsızlık ve kelime oyunları, hem de bu minvalde.
Birincisi yalancısın, ikincisi çarpıtıyorsun, KONUM FORM-YAPILARA NAZARANDIR dedim mi? dedim? Ne demişim? (üstelik önceki yazılarımda çok daha detaylı izah etmişim). Bir daha yazıyorum, yalanını ALINTILA GÖSTER. masal anlatma, konuyu trolleyip, saptırma.
ALINTILA bekliyorum, ne demişim de ne anlamışsın, veya nerelere çarpıtmışsın? bekliyorum. Sonra soruları cevaplayacaksın, bu 6. kez cevap beklediğimi belirtmem...
Gerçekten anlamak istiyor ve kafanda soru işaretleri varsa, tümünü de açıkca, basitçe açıkladım,açık, berrak ve net ifadeler.
Sorulara cevap ver; 1.) Soru; A nerede, hangi konumdadır, bırak masal okumayı, buyur kendin söyle!
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Örneğin
A ve etrafında 6 adet başka özne olsun.
A, B'ye göre Kuzeyde ve 1 metre mesafede.
A, C'ye göre Güneyde ve 3 metre mesafede.
A, D'ye göre Batıda ve 10 metre mesafede.
A, E'ye göre Doğuda ve 7 metre mesafede.
A, F'ye göre Kuzeybatıda ve 30 metre mesafede.
A, G'ye göre Kuzeyde ve 100 metre mesafede.
Şimdi A nerededir, konumu nedir (oysa GÖRELİ, GÖRECELİDİR->Görelilik!)? peki 6 referans noktası değil, dünyadaki ve Güneş sistemindeki tüm parçaları esas alsak ne olurdu?
2. Soru; Uzay hangi yöndedir? Madem sana göre böyle bir mecburiyet, şart koşulmalı, buna da cevap ver.
3. Soru; Diyelim ki, A'dan başka hiç bir şey yok ise, A nerede, hangi konumda olurdu -demek ki konum, yer mefhumu temel zeminle değil, çokdaha üst zeminlerde, şeylerin biribine kıyasıyla elde ettiğimiz gayr-ı resmi bir tayin işidir, açık ve kabaca söylediğim bu!)?
Cevapla, bekliyorum, bana sorarken atığp tutuyorsun, açıklıyorum soruların SAÇMA, neden, nasıl basitçe anlatıyorum, çarpıtıyorsun, madem öyle kendin cevapla! Sorular açık, bekliyorum!
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
"Yer mefhumu, varlıktan ve form-yapılardan sonra gelir" diyorsun ama varlık dediğin çeşitli biçimlerin önce bir yer edinmesi, yani konumlanabilmesi gerekir. İçi dışı olmayan, sonsuz bir uzayda bu form ve yapılar nasıl konumlanabilir? Konumlanmak için önce bir mekân veya yer olmalıdır ki, bu da form ve yapıların varlığından önce gelir.
Yani, bir varlık veya biçimin konumlanabilmesi için önce bir yer tanımlanması gerekir. Senin savunduğun gibi "içi dışı olmayan" bir uzayda bu nasıl mümkün olabilir? Bu tür bir uzayda ne yer mefhumu olabilir ne de form ve yapılar anlam kazanabilir. Çünkü bir şeyin var olabilmesi ve bir biçim kazanabilmesi için önce onu barındıracak bir mekân gerekir.
"Yer mefhumu, varlıktan ve form-yapılardan sonra gelir" diyorsun ama varlık dediğin çeşitli biçimlerin önce bir yer edinmesi, yani konumlanabilmesi gerekir. İçi dışı olmayan, sonsuz bir uzayda bu form ve yapılar nasıl konumlanabilir? Konumlanmak için önce bir mekân veya yer olmalıdır ki, bu da form ve yapıların varlığından önce gelir.
Yani, bir varlık veya biçimin konumlanabilmesi için önce bir yer tanımlanması gerekir. Senin savunduğun gibi "içi dışı olmayan" bir uzayda bu nasıl mümkün olabilir? Bu tür bir uzayda ne yer mefhumu olabilir ne de form ve yapılar anlam kazanabilir. Çünkü bir şeyin var olabilmesi ve bir biçim kazanabilmesi için önce onu barındıracak bir mekân gerekir.
Neden sorularımı cevaplamak yerine sürekçi çarpıtıyorsun? Her defasında izah edemem 10 kez izah ettim, geri dön tekrar oku.
Sen şunu iddia ediyorsun, toprağın, toprak olması için çömlek olması lazım, çömlek olarak yer edinmesi lazım, ben de sana diyorum ki, artık çüş, hastır. A varlığın herhangi bir biçimidir, varlık mevcuttur, biçimlere bakarak sen konum, yer kavramına anlam veriyorsun, yani A yoktan, bir yerden geliyor değil, ortada olanın çeşitli devinim, hal, biçimlerine dayalı. Senin tayin edeceğin herhangi bir mutlak, öncül konumdan dolayı A var değil, A, varlığın açığa çıkarttığı form-yapı, biçimi olarak ortada olduğu an sen A'yı ve diğer biçimleri referans alarak konum, yer vb. kıyası yapabiliyorsun, avare, kaç kez söylemeliyim? Yani A olmadan önce, A'ya ayrılmış özel bir konum vs. söz konusu değil, uzay-madde bir bütün, şurası uzaydır, burası değildir diye bir ayrımı yok, orası da uzaydır, maddedir, bura da, haliyle türlü biçimler, özelde tahsis dilmiş bir konumdan anlam kazanmıyor, varlığın orada burada ve şurada olan, mevcutun yansıttığı biçimlerden anlam kazanıyor,biçimlerin özel, mutlak bir konumu yok, rastgele, konum tayini sonra, biçimlerin birbirine kıyasıyla mümkün oluyor. Varlık DEVİNEN BİR HAMUR GİBİ. A açığa çıkmadan, konum mefhumuna da muhatap değil, referans, dayanak noktası yok,YANİ BİR KONUMU YOK,(ortada devinen varlık mevcut) öyle değil mi? A, muhtevadan açığa çıktığında da BELİRLİ, MUTLAK TAYİN EDİLMİŞ BİR KONUMU YOKTUR, görecelidir, haliyle böylece, A oluştuğunda, diğer form-yapılara kıyaslanarak A konum sahibi olur. A yoksa, konumu da yok, A konuma değil, konum mefhumu burada A'ya bağlı!....
Dünya da varlık-madde, Andromeda da, alt zemin ise tümüdür, uzay-madde bütündür, o halde madde nerede, hangi konumda, yerdedir? bir soruyu da insan gibi cevapla yahu!?
Benim her ifademi çarpıtıyorsun, YER EDİNMESİ GEREKMİYOR, yoktan var olmuyor!, madem öyle iddia ediyorsun, arkadaş bana A'nın edindiği yeri, konumu söyle de bitsin bu gerizekalı işkence.
işte sorular açıkla. Tamam, madem iddia ediyorsun, o halde söyle yahu! 1. Soru;A nerede, hangi konumdadır? aynı anda onlarca konumda, yerde olması ve aslında sonsuz konumda olması da tuhaf olmadı mı?
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Örneğin
A ve etrafında 6 adet başka özne olsun.
A, B'ye göre Kuzeyde ve 1 metre mesafede.
A, C'ye göre Güneyde ve 3 metre mesafede.
A, D'ye göre Batıda ve 10 metre mesafede.
A, E'ye göre Doğuda ve 7 metre mesafede.
A, F'ye göre Kuzeybatıda ve 30 metre mesafede.
A, G'ye göre Kuzeyde ve 100 metre mesafede.
Şimdi A nerededir, konumu nedir (oysa GÖRELİ, GÖRECELİDİR->Görelilik!)? peki 6 referans noktası değil, dünyadaki ve Güneş sistemindeki tüm parçaları esas alsak ne olurdu?
2. Soru;Uzay nerededir, hangi yöndedir, konumu neresidir? 3. Soru;Diyelim ki, A'dan başka hiç bir şey yok ise, A nerede, hangi konumda olurdu?
ben soru soruyorum, bir şey demiyorum, sadece soruyorum, cevaplayamayacaksan neden saçma sapan lafazanlık ediyor, saçma sorularda ısrar ediyor, yazıyorsun?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Çift yarık deneyini hatırlarsan, gözlem yapıldığında sonsuz olasılıklar çöker ve tek bir gerçeklik haline gelir. Aynı şekilde, senin bahsettiğin sonsuz uzayda A'nın bir yerde konumlandığını söylersen, sonsuzluk kavramı çöker. Çünkü artık sonsuz bir yapıdan değil, içinde hacmi olan sınırlı bir mekândan bahsetmiş oluyorsun. Oysa hacmi olmayan bir şeyin içinde hacim olamaz. Sonsuzluk böyle bir mekânda anlamını kaybeder.
Yani, A'nın hacmi ile bir konuma sahip olması senin "sonsuzluk" iddianı çürütür. Sonsuz bir yapıdan bahsederken konumlandırmalar yapamazsın, çünkü sonsuzluk bu tür sınırları ortadan kaldırır. Bu, bir çemberin köşesi vardır' demek gibidir. Çemberin tanımı gereği köşesi yoktur; eğer köşesi varsa, o zaten çember olmaz. Aynı şekilde, sonsuzlukta referans noktası tanımlamaya çalışdigin an, o yapı sonsuz olmaktan çıkar. Çünkü referans noktaları, sonsuzluğun içi olduğunu ima eder ve bu da sonsuzluk kavramını çökertir diyorum ama kafan almiyor.