|
PISA olarak kısaltılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (İngilizce: Programme for International Student Assessment) adında Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından 1997'de geliştirilen uygulama uluslararası çapta üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencilerin başarısını sınamaktadır.
|
PİSA - 2018 değerlendirme sonuçlarına göre
# Matematik ----------- Bilim --------- Okuma-anlama
1 Çin --------------------- 1 Çin --------- 1 Çin
---------------------------------------------------------
43 Türkiye --------------
40 Türkiye ------
41 Türkiye
Başarı sırasında 79 ülke içinde Çin 1., Türkiye ortalama 42. sırada yer almış.
37 OECD ülkesi arasında ise
30. sırada.
2022'de ise
81 ülke arasında 34. sırada yer almış.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ulusla..._Program%C4%B1
2022, Okuma becerisnde ise Türkiye 81 ülke içerisinde
36. sırada, OECD(37 ülke) sıralamasında ise
30. sıradadır.
https://odsgm.meb.gov.tr/meb_iys_dos...2022_rapor.pdf
Eğer bu analizler, bir bütün halinde toplum için yapılsaydı - ki okuduğunu anlama becerisi oranı, Türkiye için %39-40 civarında seyreder.
Zaten İPS KMP tarafından dönem, dönem yayınlanan araştırmalar var.
Örneğin Türkiye'de nüfusun %39'u okuma-yazma, okuduğunu anlama, basit matematik ve problem çözme gibi
temel yeteneklere sahip değil.
https://www.ipsos.com/tr-tr
Benim yıllardır dile getirdiğim bir mesele var, "-E DAİR, -E GÖRE" ve elbette kavramların ne olduğu, kökeni, dayanakları ve tanımları da bilmek gerekir -ki bu oranda olanların bir çoğu kavramları da, nasıl soyutlandıkalrını da, ne ile ilgili olduklarını, cümle bağlamı açısından nasıl, neye göre, ne için kullanıldıkalrını, kaynağını bilmez. Bunu kavrayamayan, mantıklı bir biçimde kıstas etmeyen kişilerin okuduğunu anlamaları mümkün değildir. Zaten sitemizde de, muhatabı çıldırtacak düzeye kadar vardıran, anlama sorunlu örneklerle de karşılaşmaktayız.
İnsan bilmeyebilir, kimse her konuda bilmek zorunda da değildir, ancak asıl sorun, bilmediğini bilmemek, duyduğunda da dürüstçe kulak vermemek veya
dürüst davranmamak(ne yazik ki din etkisi ağırlıklıdır), irdelememek, değerlendirmemek, araştırmamak, buna rağmen oradan buradan yalan, yanlış, menfaatlere dayalı oluşturulmuş, akıl, mantıkla bağdaşmayan, ama kişilerin inançları, aidiyetleri, menfaat, egoları vb. okşayan sözler dillerinde slogan, bilmek(!) haline gelmiştir.
İşte bir diğer sorun da budur, bu insnaların okuduklarını anlaması, akıl, mantık, zeka, kıyas, kriter, irdeleme, sorgulama, analiz yetilerini çalıştıramadıkları sürece de imkansızdır.
Daha en basit mantık sorunlarını çözemeyen insanların, basit matematiği bilmesi, çözmesi de beklenemez... Sıfra sıfır, elde var sıfır.
2m+2k = ? - cevap 4 eder mi? Peki bunlar toplanabilir mi?
Peki doğru cevap 2m+2k = 2m & 2k dersem?
Çok basit matematik probleminde dahi ney
e göre, ney
e dair önemlidir.
Deseydim ki, burada 2m => 2 metre , 2k => 2 kilogramdır. Bu halde sonu 4 eder mi? Kısaca bu basit örnekte dahi, elma ile armutu ayırt edebilmek, -e göre, -e dayanak, -e dairlik önemlidir.
Kısaca insan da, organizmadır ve organizmaların çeşitli birimleri çalışmadığı sürece, atıl kalır-paslanır ve bu süre uzadıkça ilgili birimler işlevini kaybeder, çünkü kullanılmadıkları, zorlanmadıkları, türlü akıl, mantık dışı yol, söylemle tesir altına alındıkları ve ön kabullü veya durumalrına uyan hazır şablonlar, akıl mantık, bilim dışı hazır sunulan reçelere biat eder veya nefer olmayı seçtikleri ve günümüz menfaat dünyasında aldatıldıkları için, hem saf dışı kalır, hem gelişmez, ilerleyemez, hem de tecrübe kazanamazlar...
Düşünmeyen, irdelemeyen, akıl mantık süzgecinden geçirmeyenler, söylemlere, argümanlara ve elbette kelime, kavramların anlamı, neye göreliğini bilerek değil de menaaftlerine, şartlandırıldıklarına, empoze edildiklerine, kendilerine hoş geleni, sürü psikolojiyle davrandıkları ve kullanıldıkları ve farkına varamadıkları sürece anlama, kavrama, ifade etme sorunları aşılamaz...