
27-02-2025, 13:41
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
Simülasyon
Merhaba arkadaşlar,
Hepimizin bildiği gibi bir simülasyonun içinde yaşamaktayız. Bu gerçekliğin kendine has yasaları var ve bu yasaları her Rusya vatandaşının bilmesi gerekir. Siz ne yaparsınız bilemem.
Aslında bu konuda burada çok fazla benim gibi düşünen yok. Ancak, son dönemde bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği olduğunu, bu kanunun (Simülasyon Yasası) hayal ya da kurgu olduğunun düşünüldüğünü tespit ettim. Bu bilgi açığını gidermek için bu konuyu açmaya karar verdim. Bir süredir aklımdaydı bu arada.
Bu başlıkta bu yasaları teker teker inceleyecek, bilimsel yöntemlerle ispat ve açıklamasını yapacağız. Başlayalım o zaman.
SİMÜLASYONUN GÖRSEL YASALARI
1- Görüntü, gözlemcinin bakış açısından bağımsız olarak simülasyon tarafından gönderilen bilginin görsele dönüştürülmesi şeklinde oluşur.
Şimdi bunu önce bir örnek üzerinden açıklayalım, daha sonra teknik izahını yapacağız. Bunun örnekleri bolca var ayrıca, daha sonra örnekler artırılacaktır.
Bu görselde, bayrak direklerine karşıdan bakmaktayız.
Bu görselde de bayrak direklerine karşıdan, aynı açıdan bakmaktayız. Yalnız, sağ tarafa doğru odaklandık.
İlk görsele bakarsak, bayrak direkleri arasındaki mesafeler birbirine yakındır. Ancak ikinci resimde direkler arası mesafe azalmaktadır. Şimdi bunun sayısal tespitini yapalım.
Karşıdan odaklanarak direklere baktığımızda direkler arası mesafenin ortalama 27-28 olduğunu görüyoruz.
Yine karşıdan aynı bayraklara, sağ tarafa odaklanarak baktığımızda mesafelerin 52'den aşağı azalarak gittiğini görüyoruz.
Bu durum aslında normal, okulda öğrendiklerimize benziyor. Bir şeye karşıdan bakarsan gerçek ölçüsüne yakın görürsün, yanlamasına bakarsan kısalır. Ancak, burada, dünyanın simülasyon olduğunu gösteren ince bir detay var. Şimdi size aynı bölgelere aynı harfleri vererek son 2 resmi tekrar göstereceğim:
Şimdi, bakış açımız değişmedi. Bakış açımız aynı olduğu halde,
A bölgesinin uzunluğu 28'den 52 birime çıktı. (%85 büyüdü)
B bölgesinin uzunluğu 28'den 32'ye çıktı. (%14 büyüdü)
C bölgesinin uzunluğu 27'den 30'a çıktı. (%10 büyüdü)
Bunu göremediğimiz bölümlere doğru uzatabilseydik, kısaldığını görecektik.
Peki
Gerçek bir dünyada, gerçek bir gözlemde, her iki resimdeki A, B ve C uzunlukları ne olmalıydı?
İlk resimdeki uzunluklara eşit olmalıydı.
Bunu size çizimle anlatayım:
İlk fotoğrafta gördüğümüz uzunlukların temsili gösterimi. Burada A bölgesini, hesaplamakta kullanmak için biraz daha açtım.
Bu da ikincisi:
A bölgesini ele alırsak; görme açısı,
Birinci resimde:
(α) = arctan (L/H) olur.
Burada H'yi dik mesafe olarak kabul edelim. Dik mesafe her iki resimde de aynıdır, çünkü pozisyonumuz değişmedi, bu yüzden bayrak direklerine uzaklığımız aynıdır.
İkinci resimde:
(α) = arctan (L/H) olur.
Yani ilk resimde de ikinci resimde de görme açısı aynıdır.
Görme açısı, görünen uzaklık aynı olduğu için, görünen uzunluk da aynı olur. Çünkü bakış açısı değişmemiştir.
Özetle;
(α1) = arctan (L1/H)
(α2) = arctan (L2/H)
(α1)=(α2) olduğundan, görünen uzunluk
L1=L2 olur.
Yani her iki fotoğrafta da aynı uzunluğu görmemiz gerekmektedir. Peki neden farklı görmekteyiz?
Yukarıda yasada bahsedilen nedenden ötürü:
Görüntü, gözlemcinin bakış açısından bağımsız olarak simülasyon tarafından gönderilen bilginin görsele dönüştürülmesi şeklinde oluşur.
Sözünü ettiğimiz bu durumda, görsel bilgisi bize, bir cisme karşıdan baktığında gerçek ölçüsünde görürsün şeklinde ulaşmaktadır. Bu nedenle A bölgesine, diğer bölgelerle birlikte karşıdan bakıyormuş izlenimi verecek şekilde bakarsak (burası önemli), yanındaki bölgelerle eşit ve gerçek ölçüsünde görürüz. Ancak aynı A bölgesine, diğer bölgelerle birlikte yandan bakıyormuş izlenimi verecek şekilde "ÜSTELİK ÖNCEKİYLE TAMAMEN AYNI AÇIDAN" bakıldığında, bu kez beyne, yakındaki cisim büyük, uzaktaki cisim küçük görünür bilgisi ulaşmakta ve görsel de buna göre şekillenmektedir.
Bu durum sadece beyinle alakalı değildir. Bu konunun ilk gelişim aşamalarında bunun gözün odak ve beynin manipülasyonu olduğunu iddia edenler oldu. Ancak, aynı durumu kamera, fotoğraf makinesi, ve diğer görüntüleme yöntemleriyle de tespit edilebilir.
Herkes için ikna edici, gayet akılcı bir konudur. Bu ilk konu hakkında sorusu olan varsa alabilirim. Sonra devam ederim buna. Konu çok ağır, özellikle benim gibi Türkiye'nin en zor bölümlerinden birini bitirmiş ve 33 yılını internet araştırmalarında geçirmiş birisi değilseniz bu durumu tam olarak anlamak zorlayıcı olabilir. Bu kapsamda eleştirel anlamda değil de, anlamak açısından soracağınız soruları içtenlikle yanıtlayabilirim.
Ay ışığı konusu, güneş ışığı konusu daha bir çok görsel argüman daha var. Şimdilik görsel argümanlardan ilerleyeceğiz. Hayırlısı olsun İnşübü.
Konu Şüpheci Dinsiz tarafından (27-02-2025 Saat 20:26 ) değiştirilmiştir.
Sebep: Üyenin isteği üzerine bazı kısımlar değiştirildi.
|

27-02-2025, 15:40
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
Konu kafanızda soyut kalmasın ve daha iyi somutlaştırmanız için bir örnek daha vereceğim:
Şimdi burada bir işyeri var. İşyerinin önünde iki cılız insan, solunda da iri yarı bir kadın var. Yalnız, cılız adamla soldaki kadının boyu sanki yakın gibi. Kadın bir tık daha uzun ama adam geride olduğu için olabilir. Aynı ya da yakın gibi düşünebiliriz. Şu anda Dükkanı karşımıza alarak bakıyoruz.
Şimdi, aynı yerde duruyoruz, bakış açımız da aynı, sadece, sağ tarafa doğru bakar gibi yapıp aynı üç kişiye, yine aynı açıdan ve aynı mesafeden bakıyoruz:
Sanki soldaki kadın biraz daha büyüdü gibi, ama tam emin olamadık. Çünkü zaten büyüktü. Bir de diğer tarafa bakıyormuş gibi yapalım:
Şimdi sola doğru bakıyormuş gibi yaptığımızda, sağda kalan cılız insanlar bir anda normal görünmeye başladı, soldaki iri yarı kadın da biraz zayıflayıp hatta kısaldı, normal insan boyutuna geldi. Biraz da uzaklaştı. Az önce de aynı açıdan, aynı noktadan bakıyorduk, sadece kafamızı sola doğru çevirip gözümüzün sağ ucuyla baktık. Yaptığımız tek şey bu. Ve şimdi boyutlar böyle değişti.
Peki hangisi daha büyük? Sanırım yan yana koyup metreyle ölçmeden emin olamayacağız.
Simülasyon burada devreye giriyor.
Bir cismi karşına alıp sola doğru bakarsan, cismin sağ tarafı büyük ve sol tarafı küçük görünecektir. (Uzaklaşırken küçülme şartından dolayı)
Bir cismi karşına alıp sağa doğru bakarsan, cismin sol tarafı büyük ve sağ tarafı küçük görünecektir. (Uzaklaşırken küçülme şartından dolayı)
Bir cismi karşına alıp karşıya doğru bakarsan tüm boyutları makul şekilde eşit görünecektir.
Peki, dünya bir simülasyon olmasaydı, gerçek olsaydı nasıl görmemiz gerekirdi?
Cevap: Balık gözü tabir edilen kamera görüntüsü gibi. Yani şunun gibi:
Gerçek bir dünyada görüntü daima böyle oluşmalıdır. Çünkü, cisimlerin boyutları lineer olmasına rağmen, görüntü trigonometriktir. Bir başka ifadeyle, görüntü arktanjant bir fonksiyondur.
Bir başka ifadeyle, cisimlerin boyutlarının ifade edildiği fonksiyon ile görüntüyü oluşturan fonksiyonlar "ÖRTÜŞMEZ!". Bu da ikinci derece parabole tekabul eder. Fakat bunu hiç bir zaman göremeyiz çünkü veriler beynimize doğrudan simülasyon (bilgisayar) tarafından iletilmektedir.
Bir başka şekilde ifade edersek, gözümüzle görmüyoruz. Gözümüz sağlamsa, görme yeteneği varsa, bir şeyi gördüğünde, görüntü onaylanır ve simülasyon tarafından gözümüzün görmesi gereken görüntü (Manipüle edilmiş şekilde) doğrudan beyne iletilir. Bir başka ifadeyle, görüntü beyne gözden değil, simülasyondan gelir.
|

28-02-2025, 11:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Bu tarz yöntemler, örnekler vb. birer aldatmaca, isnanın kendisini aldatması denebilir... Görüntü anlam ifade etmez... Ortaçağda öznel idealistler kullanırdı bu tarz yöntemleri, sonra dönüp alakasız şeytlere bağlarlardı -renkler, görüngüler vb. diye, diye...
Görüntü, neyle çekilirse çekilsin, görme organı vb. bunlar ışığın -daha doğrusu maddi ortamın- bir yüzey üzerinde oluşturduğu maddi etkilere verilen tepkilere yapılan yorumlarla oluşur. Yani görüntü için madde, verici, alıcı, yorumlayıcı öncüldür.
Bende o zaman şöylşe derdim, eğer simülasyonda olsaydık, bardağın içine doldurduğum sudan baktığımda, farklı olmazdı, yani bardak ve su, görüntüyü bozamazdı... Öteki de aynı şeye dayaranak bu simülasyonun ispatıdır diyebilir. Çünkü yöntem safsata, kimin işine nasıl gelirse öyle çekilebilir. Çünkü oncüle yerleştirilen "simülasyon" söylemi, "yaratım" inancı gibi bir dogma. Yani dayanaklanıp gelmiyor, bir yığın farazi alakasız ilişkielendirmeler yapılıyor veya türetiliyor. 40.000 koyunum vardı, aslı yok yaylasında türküsü okuyan çoban gibi...
Simülasyon dendiğinde nedne görüntü esas alınıyor, bana göre insnalar yeterince bilmiyor, düşünmüyor, irdelemeiyor, hala daha monitöründe izlediği anime karakterininin monitörde var olan bir varlık vs. sanıyor, nesnelliği ,fiziği, görüntüye indrigemiş, öyle sanıyor, oysa monitörde ampuller yanıyor, görüntüyer yani masal kahramanına yüklendiği gibi karakter vb. vasfı izleyici tarafından yapıyor, yani aslında farazi ama dğeilmiş gibi davranıyoruz -olumlu sonuç beklenen aldatma-...
Fizik, madde, maddi dünya böyle tezahür edilemez, sırf benzetim için dahi yapmaya kalksak, bu masa üstünde düzlem temsili monitör gibi düşünülemez, dışında durulup izlenen bir ekran olarak değerlendirilemez... herhangi bir ölçüsü, ölçeğinden de söz edilemez, yani düz uzamı, derinliği kendinde temsil eden bir şey gibi. Yani nasıl söyleyim bir bütün halinde tüm fiziğe, varlık-yokluğa, uzaya vb. monitör denmiş olur, ne gereği varsa... Bu sefer de kimin simülasyonu denecek, anlamsız, boş bir paradoks, gerkeisz bir yanılsama.. Örnek yanlış, monitör, görüntü vb. üzerinden gitmek tamamen safsata çünkü örtüşmüyor, uyuşmuyor, kapsamıyor, alaksız.
Duymak, maddi titreşimlerin, alıcı levhada oluşturduğu etki, tepkinin kıyası, görmek, ışık, ses vb. maddi dalgaların, alıcıda oluşturduğu etki, verilen tepkinin kıyası, koku, ortamdaki madde ile girilen etkileşim, verilen tepki ölçümü, dokunma, yine etki-tepki, tad alma yine etki-tepki, tümü de fiziki ilişki bağlamında. Öyleyse alıcıların yapısı da tepkilenip ve odaklanmaya dayalı hale gelir.
Örneğin bir alıcı, etkiyi toparlamak için açılı satıh ihtiva ediyordur, bu halde, dış cidarıyla, iç cidarında oluşan etki, tepki farklı olacaktır, haliyle iç cidarda farklı dış cidarda farklı ölçümlerin sonucu, örneğin bu bir görüntü oluşturma işi ise fark oluşacaktır. Bunun sebebi doğanın ,fiziğin vb. sçmülasyon olması değil, alıcının yapısından kaynaklıdır, burada simüle eden alıcıdan aldığı etki-tepkiyi youmlayandır ve kaçınılmaz olur... Bu durum kullanılılarak, tersin geri bakın böyle görünüyor o halde simülasyon demek mantık hatasıdır... mercek kullanırsan, elbette görüntü de genişleyip, daralıyor gibi görünür, sebebi mercek tuutğunun simülasyon olması değil, merceğin ışık üzerind eoluşturduğu kırılımdır... Monitörlerde, masal kitsaplarında adı geçen kahramanlar varlık biçimid eğilelr, o halelriyle de var değiller, bu sadece insanın sanki öyleymiş gibi kabul edip, yüklemelerde bulunması, harmanlamasıdır, simülasyon budur. Bir insan superman düşünerek, kafasının içinde ve dışarıda bir yerde kendine müstakil, düşünen, uçan, konuşan, ilişkiye giren bir organizma var olmuş olmuyor, sadece olmuş gibi davranıyoruz, bu davranışımıza simülasyon deniyor, hisseden, yapan, eden biziz...
Bir inanın resmini çektiğimzide, resim aslında mürekkeptir, dağılımı ışığı farklı yansıtytığı için görüntü oluşutyoruz ama biz görüntü oluşturduk diye, o kağıt üzerinde düşünen, acıkan, konuşan bir biz daha varf olmuş olmuyor, o sadece kağıt ve mürekkep, monitörlerdeki ise ampul, varlık, özne, biçim salt görüntüye -ışığın, sesin vb. kullanıalrak gerçek nesneden aldığımzı etkiyle oluşan görüntüye- indirgenemez ve böyle lineer yansıma olarak da düşünülemez...
Görüntü baktığın yöne göre değişiyorsa demek ki ortamın yoğunluğu ve bakış açısı ve elbette görüntü edindiğin objenin de yapısı bağlayıcıdır. Örneğin alıcının yapısı gibi, 1 cm kalınlığında bir camdan dikine bakmak ile çaprazdan bakmak aynı sonucu vermez, dikine bakıldığında 1cm aralığında bir yoğunluk, çapraz bakıldığında ise atıyorum 1,5 cm aralığında bir yoğunluktan geçilir(ayrıca o resimlerin çoğu %99'u phoshop vb. programlarla üzerinde oynanan, esnetilen vb. resimler, doğal kırılımlar dahi değil). Dünya simülasyon olmasaydı "balık gözü kamera" gibi görmeliydik dendiğinde, simülayson olsaydı balık gözü kamera da olmazdı ama adından söz ediyorsun denir, kısaca nesnel gerçek, görüntüye ve alıcının algılama biçimlerine indirgenemez, bu salt masal, mitolojik tabanlı öznel, kurgu, öznel idealizmden öteye geçmez...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

28-02-2025, 12:19
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
Gerçek bir dünyada hiç bir cismi göremeyeceğinizi ve tüm görsellerin balık gözü kameradaki gibi olacağını daha önce belirtmiştim.
Şimdi, düz bir cismi, nasıl görürdük sorusunun yanıtını, doğrudan hesaplama yöntemiyle sizlere göstereceğim.
Şimdi, şuraya standart bir metre koyuyorum.
Burada 10 birim uzunlukta bir metre var. Buna cm diyelim. Aslında eşit değil, ekran büyüklüğü vs değişimlerinden dolayı. İşimizi basitleştirmek için cm cinsinden konuşalım. İddiamız neydi? Bu görseli bu şekilde göremeyeceğimiz.
Bu metreye, tam karşısından farklı mesafelerden bakalım ve nasıl görmemiz gerektiğini hesaplayalım.
Görüntünün sayısal karşılığı neydi? Arctanjant bir fonksiyondu. Bunu sürekli hatırlatıyorum çünkü konuya benim kadar hakim olmadığınız için unutmanız olasıdır.
Burada, her bir bölge için görüntü uzunluğunu hesaplayacağız.
Önce, 10 cm mesafeden baktığımızı varsayacağız. Bu, makul bir mesafedir ve bir cisme, onun uzunluğu kadar bir mesafeden baktığınızı temsil eder. Buna göre bakalım bu cm araları aslında ne olmalıdır?
L değerimizi = 1 cm
H değerimiz= 10 cm.
Tam 0-1 bölgesinin karşısından baktığımızı varsayacağız. Aksi halde hesap daha karışık hale gelmektedir.
0-1 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (1cm/10cm) = 5,7°
1-2 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (2cm/10cm)-arctan (1cm/10cm) = 11,3-5,7 = 5,6°
2-3 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (3cm/10cm)-arctan (2cm/10cm) = 16,7-11,3= 5,4°
3-4 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (4cm/10cm)-arctan (3cm/10cm) = 21,8-16,7= 5,1°
4-5 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (5cm/10cm)-arctan (4cm/10cm) = 26,6-21,8= 4,8°
5-6 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (6cm/10cm)-arctan (5cm/10cm) = 31,0-26,6= 4,4°
6-7 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (7cm/10cm)-arctan (6cm/10cm) = 35,0-31,0= 4,0°
7-8 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (8cm/10cm)-arctan (7cm/10cm) = 38,7-35,0=3,7°
8-9 bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (9cm/10cm)-arctan (8cm/10cm) = 42,0-38,7 =3,3°
1-10bölgesinin açısal uzunluğu: arctan (10cm/10cm)-arctan(9cm/10cm)= 45,0-42,0=3,0°
Şeklinde olması gerekiyor. Şimdi bu açısal uzunlukları, metremizin 10 cm olduğunu göz önüne alarak metrik uzunluğa dönüştürelim ve her bir bölgeyi kaç cm görmemiz gerektiğini hesaplayalım:
Toplam açı: arctan 10= 45°
Aynı 45° değerini yukarıdaki 10 bölgenin açısal değerini toplayarak da hesaplayabiliriz. Zaten aynı olması gerekiyor.
Toplam açı: 5,7°+5,6°+5,4°+5,1°+4,8°+4,4°+4,0°+3,7°+3,3°+3,0° = 45°
0-1 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (5,7° / 45°)*10cm = 1,27 cm = 1,3 cm
1-2 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (5,6° / 45°)*10cm = 1,24 cm = 1,2 cm
2-3 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (5,4° / 45°)*10cm = 1,2 cm = 1,2 cm
3-4 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (5,1° / 45°)*10cm = 1,13 cm = 1,1 cm
4-5 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (4,8° / 45°)*10cm = 1,07 cm = 1,1 cm
5-6 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (4,4° / 45°)*10cm = 0,98 cm = 1,0 cm
6-7 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (4,0° / 45°)*10cm = 0,89 cm = 0,9 cm
7-8 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (3,7° / 45°)*10cm = 0,82 cm = 0,8 cm
8-9 bölgesinin görüntü uzunluğu: = (3,3° / 45°)*10cm = 0,73 cm = 0,7 cm
1-10bölgesinin görüntü uzunluğu: =(3,0° / 45°)*10cm = 0,67 cm = 0,7 cm
Burada cm'den sonraki 2 basamak tek basamağa yuvarlandı. Bunun sebebi, metrelerde en küçük milimetre kullanılması ve milimetrenin santimetreden sonra bir basamak olması nedeniyledir. Örneğin 1,27 cm'yi tespit edemeyiz, ama 1,3 cm'yi net olarak tespit edebiliriz. Şimdi bu son uzunluk toplamlarını kontrol etmem gerekiyor. Yuvarlama yaptığım için 10cm'den değişmiş olabilir. Öyle bir durumda en uzak yuvarlanmış olan sayı diğer tarafa yuvarlanacaktır.
1,3+1,2+1,2+1,1+1,1+1+0,9+0,8+0,7+0,7= 10 cm. Yuvarlamalar uygun.
Şimdi metremizi nasıl görmemiz gerekiyordu, onu düzenleyelim.
Bu arada kullandığım metrenin milimetrelerinin hiç net olmadığını fark ettim ama yapacak bir şey yok, idare edeceğiz artık.
Şimdi, bizim aslında görmemiz gereken metre budur. Bir kısmınız farkı anlamıştır, bir kısmı fark edememiş olabilir diye düşünerek iki metreyi alt alta koyuyorum:
Bu değişimi grafikle çizmek istersek:
Bazı sayı değerlerini yuvarladığımız için grafik ikinci derece parabol gibi olmadı. Bu yüzden ben 2 basamaklı değerleri kullanacağım, yuvarlama öncesi değerlere göre grafik:
Şimdi daha anlamlı oldu.
Bu grafiği apsisin eksi yönüne doğru simetrisini alarak genişleteceğim. Bu sayede, grafiğin tam ortasını karşınız olrak alarak sağa ve sola doğru şeklin nasıl değiştiğini daha iyi anlamanız açısından bunu yapacağım:
Bu, ikinci derece parabole benzemektedir.
Bu grafik, metreyi nasıl görmemiz gerektiği hakkında fikir vermelidir.
Eğer hesap aralığını daha da ileriye taşısaydık, yani 10 cm değil de 100 metre ve daha uzun alsaydık, ayrıca cm olan aralık seçimizi mm olarak yaparsak, metremizin görünme şekli şu olur:
Şimdi biz bunu tek boyutlu olarak yaptık. Aslında metrenin yüksekliği de buna uygun olarak değişir. Aslında biz metreyi yaklaşık olarak şunun gibi görmeliyiz:
Sanırım şimdi "balık gözü kamera görüntüsü"nü neden kullandığım anlaşılmıştır. Görmemiz gereken bu görüntü o görüntüye benzemektedir.
İşte arkadaşlar bütün mesele bu son grafikte özetlendi. Aslında çevrenizde gördüğünüz düzgün şekle sahip hiç bir cismi gerçek ölçüsünde ve boyutunda görememeniz, dahası gerçek şeklinde de görememeniz gerekir.
Şu anda bu yazıyı ekranına bakarak okuduğunuz bilgisayarın ekranını gerçek şekli olan dikdörtgen değil, son resmin üst kısmındaki gibi göbekli şekilde görmeniz gerekirdi.
Ben her ekrana baktığımda, her elime kalem aldığımda, her her karşıki duvara veya cama baktığımda, dışarıdan araca yürürken, veya yolda yürürken, ben biliyorum ki bunların gerçek görüntüsü bu olamaz. O zaman, fırsatını bulduğumda nerede kiminle konuşuyorsam, bunlar sahte, bunlar simülasyon diyorum. Gerçek olamazlar. Nedenini de, cisimlerin şeklinin lineer, ancak görüntülerinin trigonometrik olma şartını gözlemleyemediğimiz için bu hayatın simülasyon olmaktan başka ihtimal pek kalmamaktadır diyorum. Bunu anlattığım sokaktaki vatandaş, adam hayatında Te cetveli görmemiş, bir 10 dereceden matrix çözmemiş, üçüncü dereceden diferansiyel denklem çözmemiş, trigonotri nedir bilmez, limit nedir, sonsuz büyüklükteki sayıların kendi aralarındaki limit ve türev işlemleri nasıl yapılır haberi yok, asal sayı, üstel fonksiyon nedir bilmez. Adam daha, bir metrenin aslında 0 ve 1 metre arasındaki santimetrelerin integralinden oluştuğundan haberi yok, görüntünün ne türden bir fonksiyon olduğundan ve hatta açısal olduğundan bile haberi yok. Maalesef, kalkıyorlar ve beni yanlış yargılıyorlar. Anlamamalarını anlıyorum, fakat hem anlamıyorlar, hem de yargılıyorlar.
Şimdi şu çalışmaya bakın, bir yerinde mantık hata görürseniz bana haber verin.
Kolay gelsin.
|

28-02-2025, 13:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Singularity´isimli üyeden Alıntı
Şimdi şu çalışmaya bakın, bir yerinde mantık hata görürseniz bana haber verin.
|
Hata temelde, en temelde, "görüntü" bazlı olması. ve sadece görüntüye endeksli, indirgemesi. Öyle olsaydı, olmasaydı, şöyle görürdük, böyle görürdük diye bir kıyası da olamaz, çünkü görüntü demek, nesneler arasındaki ilişkide, karşılıklı etkileşimlerin, etkileşen organların yapısına göre elde edilen tepkinin, yorumuna dayanıyor -yani insan gözü balık gözlü kamera olmak zorunda değil, özne olarak kendisine en uygun hareket koşulunu sağlayan ne ise, öyle olmalıdır(sebebi farazi değil, organizma ve koşulları). Görme, duyma vb. sadece alınan değil, alındığı halde dışlanan etkilerle de mümkün...
Yani A öyle tezahür eder, B başka türlü. Organizmalar kendi ve hareketleri açısından, kendi yapılarına uygun düşecek, yani olumlu rol oynacak biçimde filtremek, yorumlamak durumunda, o sebeple de görüntü şöyle olmalıydı, olmuyorsa o halde simülasyondur demek mantık almıyor, anlam ifade etmiyor...
Örneğin robot bir süpürge, insan gibi görmek zorunda değildir, ancak sonuç itibarıyla, görmesi için sağlanan düzenek işe yarar, duvarlara çarpmaz, eşyaların etrafından dolanır vs...
Görüntü dediğimiz, öznenin fiziki etkileri yorumlayışıdır, nesneler herhangi bir zihnin yorumu olamaz, zaten görme eylemi, o nesnelerle olan fiziki etkileşimle mümkün. Simülasyon ise beznerlikle kıyas tabanı dışında, verili ilişkielrin vb. taklidi, modellemesi denebilir. Haliyle nesnel, fiziki olana, aslına muhtaçtır ve aslında görüntüyle de ilgilisi yok(ki "e göreliği" dışlandıkça yanılsama olur). Tüm ilişkiler, işleyiş, etkileşimler vb., kısaca nesnel koşullar, aslına görelik esastır, aksi veya bağdaşmaz yönlü, afaki çıkarımlar simülasyondan ziyade sanal(sanki öyleymiş gibi düşünmek) olarak ele alınabilir. Örneğin bir tiyatro sahnesi de olabilir, oyuncular gerçektir, insan ilişkilerinde gündelik hayatta olası ilişkileri taklit ederek veya türeterek simüle ediyor olabilirler... Bu oyuncular Alladdin ve Cinini oynuyorsa, cine yüklenen anlam sanaldır, cini oynayan ise gerçek. Bütün sahne, oyuncular ve izleyiciler, nasıl göründüğüne -sırf görüntüye- indirgenemez, oyuncuya sanal olarak yüklenmiş özellik, nitelik, davranış, vasıflar vb. nasıl sergilediği ve izleyici üzerinde de "sanki" oyuncu "cinmiş" "gibi" düşündürecek bir etki oluşturmasına bakılır. Orada evet gerçek oyunculari sahne, seyirciler vb. vardır, ancak "gerçekte bir cin yoktur ve birilerinin masalı oynaması da cini var etmiş, oyuncuyu da sanal, simülasyon, salt bir görüntü halien getirmiş olmaz", burada oyanayan, seyirciler, sahne değil, oynanlarca verilen mesajdır sanal vreya simülasyon olan. Burada oynanan oyuna göre dile getirdiğimiz -taklit-simülasyon nesnel gerçekliğin sorgulanması için değil, oyuncuların etkileşimlerimleriyle sergiledikleri oyundur(çıkartılan anlam, koşulların vb. taklit edilmiş olmasıdır -taklit edilmiş olmasına -> simülasyon). Cin ise insanların düşünsel, zihni kurgusu, harmanı, türetimi, aslında bir görüntüsü dahi yok, o oyuncu nasıl bir kılığa girmişse, ona göre değerlendirilmiş ve sahtedir, bizler gibi, özneler, nesneler gibi bir benliği, kendindeliği, kendiliği, hisleri vb. bulunmaz ve değil insna gözü, hangi kamera olursa olsun resmi de çekilemez, görüntüsü de olmaz -sanal, simülasyon eksenli söylemlerimizde, görüntüyü kullanmamız ve salt görüntüye indirgemememizin sıkıntısı bir yana, aslında bir görüntüsü bile yok -kaldı ki kameralardan söz edelim...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

28-02-2025, 14:04
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
Sayın Spartacus,
Konuyu yeterince anlamadığınızı anlıyorum. Eğer öyle olsaydı bu şekilde yaklaşmazdınız. Görüntü derken burada kast edilen, sadece beyinde oluşan görüntü değildir. Aynı zamanda nesnenin ışık olayları sonucu doğal olarak oluşan görsel biçimidir. Bunu tespit etmek için beyin gerekmez, kamera, cep telefonu ya da basitçe bir göldeki yansımada bile bu kurallar işler. Tabi gölün kendi ışık kırılım kuralları da geçerli olmak üzere. Ya da bir aynanın üzerinde de bu görüntü bu şekilde oluşacaktır.
Sen balık gözü kamera mevzusunu anlamamışsın. En baştan, görüntünün açısal bir olay sonucu oluştuğunu anlasan, zihninde daha iyi canlanacaktır. Görüntü açısaldır, çizgisel değil.
Yani tamam uzun uzun yanıt yazmaya uğraşmışsın ama bunlar konunun özünden kopuk. Mantık hatası derken yapılan işlemde mantık hatası var mı onu soruyorum. Yoksa olayın kendisinde mantık hatası yok, sadece sizin mantığınız almıyor olabilir. Bu da, yetersiz bilgi, deneyim ve araştırmadan kaynaklanmaktadır.
Burada şu anda simülasyonun görüntü yönünden konuşuyoruz. Bu nedenle bu konu şu anda görüntü bazlıdır. En tepeye konunun en başına bakarsan 1- diye madde koymuşum. Yani sırf bu nedenden değil. Daha bir dünya argüman var da, bu daha 1'in A'sı, öyle düşünebilirsin.
|

28-02-2025, 15:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Singularity´isimli üyeden Alıntı
Sayın Spartacus,
Konuyu yeterince anlamadığınızı anlıyorum. Eğer öyle olsaydı bu şekilde yaklaşmazdınız. Görüntü derken burada kast edilen, sadece beyinde oluşan görüntü değildir. Aynı zamanda nesnenin ışık olayları sonucu doğal olarak oluşan görsel biçimidir. Bunu tespit etmek için beyin gerekmez, kamera, cep telefonu ya da basitçe bir göldeki yansımada bile bu kurallar işler. Tabi gölün kendi ışık kırılım kuralları da geçerli olmak üzere. Ya da bir aynanın üzerinde de bu görüntü bu şekilde oluşacaktır.
|
Bicim, ışık olayları sonucu oluşmuyor, öyle hazır ışıklarda saklı, gizli, görüntü olmuş bir biçim, ilahi görüntü görmüyoruz. Cisimler, şeyler birbiriyle etkileşiyor(fiziken), ortalıkta hareket halinde, yani ışık bir görüntü falan saklayıp yansıtmıyor, keza sadece ışık değil, her türlü fiziki etki, görüntü namına, örneğin ses, ısı, dilersesiz misketler bile vb. kullanılabilir-elbette filtrenerek... Yine görüntü üzerinden gidiyorsunuz, mesele benim anlamamam değil ki... Şeyi hareketle gelen etki ve görüntü oluşturmak mı, yoksa olmayan şeylerin sözde görüntüsünün şeyleri mi? Bu Berkeley idealizmi sadece onun yaptığı, kullandıupı görüngüler, renk yerine, simülasyon kelinsinin aynı makstlaa kullanılması... (ışık dalgaları nereye çarpıyor?)
Singularity´isimli üyeden Alıntı
Sen balık gözü kamera mevzusunu anlamamışsın. En baştan, görüntünün açısal bir olay sonucu oluştuğunu anlasan, zihninde daha iyi canlanacaktır. Görüntü açısaldır, çizgisel değil.
|
Farketti mi, çizgisel demedim zaten açıdan söz ettim. Görüntü yahu, üzerinden uzaylar, evrenler, form-yapılar, madde, muhteva, özne, nesne, ilişki, etkileşim, ışık, temsil, benlik vb., ne alaka?
Singularity´isimli üyeden Alıntı
Mantık hatası derken yapılan işlemde mantık hatası var mı onu soruyorum.
|
İşte var, merkeze alınan ile ondan yapılan çıkarımın ilgisiz olması...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

28-02-2025, 15:27
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Bicim, ışık olayları sonucu oluşmuyor, öyle hazır ışıklarda saklı, gizli, görüntü olmuş bir biçim, ilahi görüntü görmüyoruz. Cisimler, şeyler birbiriyle etkileşiyor(fiziken), ortalıkta hareket halinde, yani ışık bir görüntü falan saklayıp yansıtmıyor, keza sadece ışık değil, her türlü fiziki etki, görüntü namına, örneğin ses, ısı, dilersesiz misketler bile vb. kullanılabilir-elbette filtrenerek...
|
Ben, neden anlamadığını şimdi daha iyi anladım. Demin de anlamıştım ama o lokalizeydi, şimdi daha genelize anladım.
Sen konuya alternatif bilim açısından bakıyorsun, yani cisimlerin etkileşmesi, ışığın aslında yansımaması vs.
Böyle yaklaştığın için anlaşamıyoruz. Ben konuya klasik ışık, görüntü, yansıma kuralları çerçevesinde yaklaşıyorum. Beni anlaman için konuya alternatif değil de klasik / popüler bilim çerçevesinde yaklaşman lazım. Çünkü konu çerçevesini oradan doğru ilerlettim.
Bunu kabul edersen o zaman görüntünün açısal olarak oluşması gerektiğini baştan kabul etmen lazım. Böyle bir ön kabulde bulunmuyorsan o zaman ışık ve yansıma kurallarına alternatifini ortaya koymalısın. O zaman, tekrar üstünde düşünülür.
|

28-02-2025, 16:17
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Singularity´isimli üyeden Alıntı
Ben, neden anlamadığını şimdi daha iyi anladım. Demin de anlamıştım ama o lokalizeydi, şimdi daha genelize anladım.
Sen konuya alternatif bilim açısından bakıyorsun, yani cisimlerin etkileşmesi, ışığın aslında yansımaması vs.
Böyle yaklaştığın için anlaşamıyoruz. Ben konuya klasik ışık, görüntü, yansıma kuralları çerçevesinde yaklaşıyorum. Beni anlaman için konuya alternatif değil de klasik / popüler bilim çerçevesinde yaklaşman lazım. Çünkü konu çerçevesini oradan doğru ilerlettim.
Bunu kabul edersen o zaman görüntünün açısal olarak oluşması gerektiğini baştan kabul etmen lazım. Böyle bir ön kabulde bulunmuyorsan o zaman ışık ve yansıma kurallarına alternatifini ortaya koymalısın. O zaman, tekrar üstünde düşünülür.
|
Hayır, öznenin duyu organlarının ve ortamın maddi koşullarına bağlı değişen görüntü çözümlemeleri-yorumu, yapısına dayalı algısından değil, fizikten bakıyorum...
Şu açıda, şu frekansın alındığı, şu frekansın es geçildiği, kırılım vb. o mercek böyle, şu mercek şöyle yansıtır noktasında değilim, fiziği, nesneli, uzayı, varlığı, salt bir görüntüye indirgeme hatasından söz ediyorum. Örneğin, korkuluk, insan gibi giydirilir, böylece insana benzetileceği düşünülen biçimsel bir taklittir. Kuşlar da onu insan sandığında(zan), simülasyon gerçekleştirilmiş olur -yani insan ve kuş ilişkisi taklit -simüle- edilmiş olur, yani kuşun varlığı ve davranışı da esastır. Olan biten "her şeyin -somut varlık çerçevesinde", kuş, insan, doğa, varlık, madde, uzam, derinlik, muhteva, fizik, etkileşim, ilişkiler, insan, korkuluktan(heykel) korkan kuş vb. görüntüye veya korkuluğun görüntüsüne veya neyin, nerede, ne şekilde taklit edildiğinin belirsiz olduğu bir taklide veya bir çeşit rüyaya(ki rüya gören kimler?) indirgenemez ve özne, varlık, cisimler, örnekteki korkuluk gibi düşünülemez, taklit ise neyin taklidi, simüle ise kim, neyi, nerede, nasıl simüle ediyor(gerçek 3 boyutlu alanı, fiziği neresi)?. Görüntü düşünür mü, tartışır mı, kütle, form-yapı, ilişki ihtiva eder mi, gerçekten bir derinliği, kendindeliği(mürekkep, ampuller vb. bunalrın oluşturduğu maddi etkilerin yorumlanması olmaksızın) vb. var mı? yoksa ışık, ses, ısı vb. etkisi yorumları mı? O halde yorumlanan ne, etkileşilen, yorumlayan ne?...
Sonra simülasyon olmasaydı şöyle görünürdü dememiz de yine göreceli oluyor, mercek öyle ise öyle, şöyle ise şöyle görüntüler oluşur...
Işık, dalgalar madden ve maddi, çeşitli parçacıkların hareketi ve alıcılara - çarpması- sonucu oluşan fizki etkinin yorumlanması ve buradan da görüntü, algı oluşturmamızla ilgili, doğada ise envai çeşit form-yapı, parçacık, hareket, ilişki, etkileşim, dalgalar vb. halinde... Form-yapıların özellik, nitelik, derinlik, muhteva, ebad, biçimleri ise fiziki bir tabanı temsil eder, çevrede oluşturdukları etkiler ve buradan hareketle salt görüntüyü değil ve salt bu görüntüye de indirgenemezler.
Sorun bende çünkü anlatamıyorum. Görüntü diyoruz, o halde neyin?
Cisimler, muhteva, form-yapı, ilişkileri, etkileşimler vb. vb. görüntü veya görüngülere indirgenemez diyorum... bence Berkeley araştırılmalı...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

28-02-2025, 16:47
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Sorun bende çünkü anlatamıyorum. Görüntü diyoruz, o halde neyin?
Cisimler, muhteva, form-yapı, ilişkileri, etkileşimler vb. vb. görüntü veya görüngülere indirgenemez diyorum... bence Berkeley araştırılmalı...
|
Sorun senin anlatamaman değil. Ben de kendimi sana doğru anlatamıyorum. Farklı çerçevelerden baktığımız için bu konuda ortak bir dilde anlaşmamız da kolay değil.
Benim bakış açıma göre doğadaki her şey, bir görsel göstericiye indirgenebilir. Işık yasaları, yansıma ve kırılma yasaları belliyse, sonuç da bellidir. Demek istediğim, lambayı açarsın ve oda aydınlanır. Lambayı ne zaman açarsan aç oda aydınlanır. Bunun için de ışık, yansıma ve kırılma kuralları geçerlidir. Kırılma indisi değişmediği sürece ışık daima aynı şekilde kırılacaktır. Kırılma indisi değiştiğinde indislerin oranı kadar kırılma oluşur.
Şimdi. Benim verdiğim son örnekte, tamamen teorik bir düzlemden söz ediyoruz. Tamamen teorik. Metrenin tüm çizgileri teorik. Bulunduğu ortam standart. Dışarıda bunu bozacak hiç bir şey olmadığını düşün. Kırılma indisi filan da değişmiyor. Karşıdan bakıyorsun ve tüm santimetre araları eşit uzunlukta. İşte bu durum, optiğin temel ilkeleriyle açıklanamıyor. Böyle bir şey, görüntü mantığıyla örtüşmüyor çünkü görüntünün açısal olma gibi bir özelliği vardır. Yani aslında görüntülerin açısal olması gerekiyor ama yok. Sen buna, benim bir şeyleri yanlış anlamış olabileceğim ya da alternatif açıklamaları vardır çerçevesinden bakıyorsun.
Benim burada anlattığım ise şu: 30 yıldır internet ortamında bir şeyler araştırıyorum, ve son 5 yıldır kadar da simülasyonu derinlemesine araştırıyorum. Eğer bu görüntü sorununun mantıklı bir açıklaması olsaydı, emin ol, ben onu bilirdim, veya bulurdum. Yıllardır bunu araştırıyorum zaten. Eğer mantıklı açıklaması olsaydı simülasyonu bir kenara koyardım, meraklısı değilim. Ben zaten tekillik diyorum, simülasyon olup olmaması fark etmez. Ama var işte. Çünkü başka açıklaması, en azından bilimsel temelde, ya da şöyle ifade edeyim, benim anladığım bilimsel temelde açıklaması yok. Bunun gibi bir dünya argüman var. Bak daha birincide işin içinden çıkamıyoruz. Diğerlerinde ne yapacağız.
Daha bir gece yarısı, denizin ortasındaki bir gemiyi dolunayla aramıza alıp geminin içindekileri kabak gibi göreceğiz. Sonra biraz yan tarafa doğru çekileceğiz ve gemi karanlıkta kalacak. Buradan başka bir sonuca ulaşacağız.
Daha güneşin aslında 2 boyutlu bir ekran üzerindeymiş gibi davrandığını yine tamamen optik yöntemlerle göstereceğiz.
Güneş ışığı ve gün ışığının örtüşmediğini göstereceğiz.
Güneş ışığının gölge hatalarını göstereceğiz.
Daha şimdi aklıma gelmeyen o kadar konu var ki. Yordun beni. Neyse. Zaten yavaş gitmek daha mantıklı çünkü konu gerçekten ağır. En azından sen yanıt verecek düzeyde bilgilisin. Buna da şükhübür.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:07 .
|