Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #71  
Alt 24-02-2025, 03:34
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Bak şekillerle ve meselenin bir yönüyle ve öznel algıyla anlatayım ok, anlaşacaksak, ya bu algı sorunu aşmalıyız, ya da seninle yazşmanın anlamı yok...
A
:::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::


B
:::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::

Şimdi noktalar görüyorsun, noktaların birlikteliğinden oluşan, 2 farklı form, A ve B görüyorsun... A'da herhangi bir nokta, yer değiştirip, B'ye geçerse ne olur?
A'
::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::


B'
::::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::
:::::::::::::

Sen özne olarak buna diyorsun ki, GÜÇ kaybetti. ok. B ise güç kazandı diyorsun. Yetmiyor, A'dan ayrılıp, B'ye geçiş yapan parça, A'da değişime yol açıyor, ama bu B'de de bir değişime yol açıyor, oluyorlar A', B'. Buna İŞ diyorsun. Daha fazla geçiş olursa, ilgili formlar K,Z de olabilirler, A tüm ihtivasını kaybederse A devrederek tükenmiş olur, parçalar ise yok olmaz, B'dedirler, o kadar ki değiştirir. Örneğin, oksijen+oksijen+oksijen = OZON, bir oksijen, K ya gitti ne oldu?.

Bu sefer soruyorsun A ne kadar parçayı, B'ye devredebilir? Noktaları sayalım mı? 104 parça. 1 parça B'ye gittiğinde ne oldu, 103, B'de ne oldu? 105. A güç kaybetti, B ise kazandı diyorsun. Bu yer değişimi ve sonucuna da İŞ dedik mi, dedik. nasıl hesaplacağız? Madem izah edeceğiz, madem ölçeceğiz vs. Tabi ki A'nın, B'nin niceliğiyle, ihtivasıyla (KÜTLE) vb... Bu örnekte ayrıca ne görüyoruz, temel, saf parçalar(madde de) yok oluyor değil, sadece yer değiştiriyorlar, sen algında formları yok oluyor gibi görsen de bu sende oluşturduğu etki, senle olan parçacık alışveriş oranı değişiyor, formalr değişiyor, böylece tepkilenişin, algın da ona göre değişiyor(örneğin yanan bir odun, özünde formunu oluşturan parçaların saçılımı(ısı buradan anlam kazanıyor) böylece A'nın, A olmaktan çıkışı, öte yerde C,D,E lere karışması veya onları da başkalaştırması(parça nakli vb) veya K,L'nin de tükenmesine(bütün ihtivasını başkalarına devretmesine) yol açması, senin yok olmak, var olmak dediğin de özünde bu, bu zeminle ilgili, formlar değişiyor, parça alıp veriliyor, devrediyor-devirdaim-, parçalar ise yok olmuyor, yer değiştirmiş oluyor, devir haline aktı deniyor, buna da enerji aktarımı, aktı, akışı vs. demeye başlıyoruz vs...).

Sen özne olarak bu, parça ihtivasına GÜÇLÜ, ZAYIF olmak diyorsun. Örneğin sıska, cılız bir insan gördüğünde zayıf, etine, buduna dolgunu gördüğünde ise güçlü diyorsun, binlerce yıl bu kelime, kavramları böyle tanımlamış, dile geçirmişsin, zaten başka türlü de olmaz. Öznesin, sana nasıl etkiyor, yansıyor veya sen etkiyi nasıl yorumlyuorsan, öyle anlam veriyorsun. Oysa bu, yukarıdaki örnek bağlamında neyle ilgili? ne kadar ekmek, o kadar köfte, o oranda güçlü veya zayıf... Orada gerçekleşen yer değişimlerine etki diyoruz, sonuçlarına ise, İŞ, çünkü bir şeyler değişmiştir. O halde bir şeyleri değiştirme, etkileme, İŞ kapasitesine de enerji diyoruz.

Ben bir olayı izah ediyor olayım, özneyim ya, bunu dile dökmeliyim. Ne yapacam, bu kavramları kullanacam. Sizin hatanız, kavramları anlamlandırma biçiminizi, algılayışınızı, algı olarak, nesnele, fiziğe dayatmaktır, bu bir hatadır... Ama ben yine de izah ederken, dile dökerken o kavramalrı kullanmak zorundayım, senin yapman gereken algını, fiziğin önüne ve üzerine dayatmamak, o zaman doğru anlarsın, ama sende bu algı, hata, e görelikleri tersine çevirme hatası olduğu sürece, yanlış anlayıp, yanlış içeriklendirmeye devam edeceksin...

Bu örnek bir kaç faktörledir, bir kaç faktörle, mahiyeti izahla kısıtlıdır, o halde değerlendirmesi de o faktörleri aşmamalı, böylece manipüle edilip, çarpıtılmamalı, başka yerlere çekilmemelidir, -ki hukuk anlayışımda, bana -itham, isnat çerçevesinde- hakaret bile etsen, senin rezaletindir, önemsemem, ama bu şekilde çarpıtırsan veya iftira vb. o durum(savunma, savunurken ekstra açıklama,gereksiz ve düzeltme yolunda aşırı emeğe ve emeğimi de çarçur ettiğin için) hatadır ve bilerek yaparsan da nazarımda suçtur ve davranışının yargılanması da safsata değil kaçınılmaz olur. O halde itham değil, terspitlerim(soytarı, şarlatan, alçaklık, adilik) durumu belirtir. O yüzden anlatımın amacı dışında şu da var, bu da var diye gelme, burada amaç mantığın kavranması... Yoksa A'dan, B'ye yer değiştiren 1 parçacık, bizim için ISI olarak da algılanır, oturup şimdi meselenin ısı, sıcaklık, soğukluk yönüyle de izah edemem, A,B,C,D ilişkisinde ne oranda parçacık akışı olur, sıcak(etkielşimli), ne oranda düşer soğuk(etkileşimsiz) olur, böylece ne oranda girdi-çıktı o oranda değişim getirir, A 104 adet parça ile A iken bunun 4'ünü B'ye devrettiğinde o artık A değildir, B'de B değildir, bunun sebebi sıcaklık vs. de değildir, sıcaklık(sonuç bazlı algı ve ifadesi) dediğimiz de dahil, tümünün sebebi de formun girdi-çıktısı ve oluşturduğu değişim, etkilerdir. Ne kadar ekmek, o kadar köftedir.

İş dersem bil ki, bir girdi-çıktı, kütle artması veya azalması, devri gerçekleşmiştir, ne kadar malzeme, alışveriş, o kadar fiş, o kadar iş, o halde ne kadar muhteva(form dahili), o kadar alış-veriş, iş kapasitesi, o halde kütle=enerji(iki kavram da özünde kıyasladır, gayr-ı resmi, niceliktirler ve şey'in kendisi, yani parçayı temsil etmez), ama sen bunların soyutlandığı tabanı tersine çevirirsen, hiç bir ifadeyi doğru anlamaz, bir halt da edinemezsin, ama sen yanlış anlayacaksın diye de biz izahın temeli olan kelime, kavramları kullanmadan da yapamayız, buna mecburuz. Ali etli, budludur, güçlü, Veli etsiz, budsuz, zayıf dersek, burada güç, zayıf ifadeleri kıyasla, nicelikle -maddi ihtiva!- ile ilgilidir. Ne kadar güçlü peki? (kapasite!). Bu da ihtivaca->nicelikle ilgilidir, güç, zayıf diye bir varlık yoktur, varlığın şu ya da bu etkisi, form-yapıca etki edebilme, muhtevası vb. açısından yaptığımız çıkarımdır). Tek yapman gereken ben iş demişsem, o alışveriş, etkileşim ve değişime verdiği sonuç bağlamı, enerji dersem, o işin gerçekleşme kapasitesi(sıska, cılız, cüsseli, zayıf, güçlü vb. "ne kadar?" kıyasımız gibi), ne kadar kütle dersem, o kadar muhteva(ve elbette işleri, güçleri de onlarla dahil) anlamalısın... Ali ne kadar güçlü ise o kadar iş yapacaktır, o halde Ali'nin iş yapması, güç sarfıdır, ne kadar iş -parça girdi-çıktısı- yapabilir, işte biz artık buna direk enerji deriz, izah ederken de kapasite bazlı bu kelimeyi kullanırız, bir değişime sebebiyet verdiğinde de(çünkü kapasite sarfı, aktarımı söz konusu olur), ölçerken de. Ali cüsseliydi, bu ona güçlü dememizi sağladı, Ali güç kullandı, duvarı devirdi. Ali enerji sarfetti(yapabilme kapasitesini sağlayan muhteva kullanıldı, duvarda değişimi sağladı), enerji-si- duvarın devrilmesini sağladı, Ali iş gerçekleştirdi, Ali'nin iş kapasitesi neydi? Enerji. Alinin gücü(tüccarlık seviyesi, alış-veriş ve s-atabileceği malzeme düzeyi), enerjisi (iş kapasitesi, mecali, malzeme deposunun durumu) olmasaydı, duvarı deviremezdi, peki ne kadar olmalıydı ki, duvarı devirsin. İşine geldiği gibi değil, böyle soyutladık, soyutlandığı gibi alacaksın...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (24-02-2025 Saat 16:56 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 03-03-2025, 00:27
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

Spartacus, A'dan B'ye parça geçişiyle kuvveti açıklıyorsun, ama bu geçişi ne sağlıyor? Parçacıklar elektromanyetik alan olmadan nasıl etkileşir? Alanları maddeye indirgesen bile, kuantum fiziği alanların maddeden önce geldiğini, parçacıkları doğurduğunu söylüyor. Rüyada madde yokken kuvvet hissediyoruz; uçarken yerçekimi, çarparken direnç yaşıyoruz. ‘Kuvvet maddi temellidir' tezine bu nasıl uyuyor? Parçacık alışverişi olmadan bu his nasıl mümkün? ‘Parçalar yer değiştiriyor' diyorsun, ama bu hareketi ne başlatıyor? Madde kendi kendine mi hareket ediyor, yoksa bir alan mı bunu düzenliyor? Enerji ve iş kavramlarını maddeden soyutluyorsun, ama bu soyutlamayı sağlayan evrensel yasalar (E=mc² gibi) maddeden bağımsız değil mi? ‘Çarpıtma' ve ‘soytarı' gibi ithamlarla geçiştirmek yerine mantıkla yanıt ver: Alansız kuvvet nasıl mümkün? Rüyadaki deneyimi neyle açıklayacaksın? Bilimsel ve somut cevap bekliyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 03-03-2025, 05:22
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Spartacus, A'dan B'ye parça geçişiyle kuvveti açıklıyorsun, ama bu geçişi ne sağlıyor? Parçacıklar elektromanyetik alan olmadan nasıl etkileşir?
Elektromanyetik de yine parçaların, çerverelerinde, dokuda oluşturdukları etkiyle ilgilidir, etki çevresine de etki-alanı deniyor... Etki alanları da etkinin mahiyetiyle iismlendiriliyor, Elektromanyetik alan gibi. Demek ki parçaların teması, etkiye, o etki yeni ilişki ve etkilere, etkileşim, tepkileşimlere, o yeni oluşan etkileşimler de bir başka etkilere yol açıyor, yayılıyor.. O halde etki de bir olgu.

İri şeyler, birbiriyle, hareketiyle olduğu kadar, başka irili, ufaklı -örneğin aralarına giren- şeyler üzerinden de, dolaylı, dolaysız ilişkilenirler(ilişki oluşur). Ortam ne mutlak dolu ne de mutlak boş olarak düşünülmemeli. Bir bardağa süreğen su dolarsa taşar, parçalar sonsuza kadar o hacime istiflenemez, birleşemez. Ortam yoğunluğu mutlak ve stabil düşünülemez, en nihayetinde en temelde parçacık olgusu ve hareket, çelişkiler yatar. 1 parçacığın parçacık olması, salt biçim değil, ötekiyle çelişir, formlaşmak, çelişmektir de... Uzayın dokusu dışta tutulmamalı, şeyler dokudan yalıtılmamalı, bu hal üzre değerlendirilmeli ve hiç bir şey de mutlak olarak belirli, değişmez bir yerde değildir, böyle bir doku üzerinde belirnenim de ancak bazı şeylerin, bazı şeylere göre kıyasıyla edinilir ve mutlak olması ve daim orada olması şartı koşulamaz, en küçük bir değişim, dokuda değişimdir, en küçük bir değişim, dokuda dalgalanma oluşturur vs...

A(form olan), B(form olan) parçası hem içi hem de dışı olarak boş değil, formunda dahi, kendisini oluşturan asıl parçalar, hem de aktı halinde (misafir) olan, o ana parçaların da arasında, hatta içinde, akti halinde görece daha ufak parçalarladır, mesele salt iri parçalarla da ilgili değil, ateşle, barut. Bütünü dışlamamak ve parçaları da bütünden yalıtmamak gerekir.

Yokluk neden var gibi sorulara değin gitmek anlam taşımıyor, bir nedeni yok, olmak zorunda da değil...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 03-03-2025, 13:37
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Bugün; tanrı inancını sürdürenlerce, tanrı inancıyla bağlantısı kopmuş insanlara, takımını/kulübünü değiştirmiş karşı takıma geçmiş, diaspora değiştirmiş ve neredeyse ortak kutsal hakikatimizi satmış insanlar gibi davranılıyor. Meselenin tamamı böyle değildir ve bu tutum tamamen bir tür çoğunluk güç ve iktidar yanılsamasıdır.

Tanrı hiç bir zaman ortak hakikatimiz olmadı. Bugün uzakdoğuya giderseniz göreceksiniz ki insanların büyük bölümünde tarihsel geleneksel biçimde tanrı düşüncesi yoktur. Bir kısmında olabilir.

İnsanlarda tanrı düşüncesi dışında maneviyat ve ahlak duyguları olabilir ve tüm maneviyatlar tanrı değildir ve maneviyat ihtiyacı tanrı demek değildir. Tanrısız maneviyatlar var. Bunun yine en güzel örneği uzakdoğudur

Toplumlarımızda, bilgi, düşünce ve ifade özgürlüğü yaygınlaştıkça tanrı düşüncesinden ayrılmanın tersine nazaran yoğunlaştığını görürüz. Bu bir yere dek sürer. Bugün batıda hala İsa'ya ve hristiyanlığa inanan insanlar bulabiliriz. Bunlar Taliban ya da benzerleri gibi baskıcı rejimler değildir ve buna rağmen insanların bir kesimi bu inancı sürdürür, ateizm gibi bir düşünce sistemi vardır yaygındır ve açık propaganda yapar ama yine de o insanlar inançları sürdürür ancak bu tüm toplumun genelini kapsamıyor. Yani inanma ihtiyacı duyan ve inanan bazılarımız olacak ve tersi de olacaktır.
Serbest bir durumda kim ve ne olacaksak oyuz.

Hepimiz aynı duygu düşünce süreçlerini taşımıyoruz. Hepimiz aynı bilişsel kavrayışsal durumda da değiliz. En basit örnekte hepimiz hukuk okuryazarı değiliz hepimiz bilgisayar programcısı değiliz vs (bu uzatılabilir) ve bunlara dair yazılı kaynak ve bilginin tamamını tüm toplum bireylerine açsak okutsak bile hala hepsi aynı işlemeyecekti. Yani, yine de hukuk yorumlamayanlar olacaktı ve yine de bilgisayar programı yazmayı başarmayanlar olacaktı ya da farklar olacaktı. Fikri ve düş güçlerimiz/dünyamız böyledir.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 03-03-2025, 16:29
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bugün; tanrı inancını sürdürenlerce, tanrı inancıyla bağlantısı kopmuş insanlara, takımını/kulübünü değiştirmiş karşı takıma geçmiş, diaspora değiştirmiş ve neredeyse ortak kutsal hakikatimizi satmış insanlar gibi davranılıyor. Meselenin tamamı böyle değildir ve bu tutum tamamen bir tür çoğunluk güç ve iktidar yanılsamasıdır.

Tanrı hiç bir zaman ortak hakikatimiz olmadı. Bugün uzakdoğuya giderseniz göreceksiniz ki insanların büyük bölümünde tarihsel geleneksel biçimde tanrı düşüncesi yoktur. Bir kısmında olabilir.

İnsanlarda tanrı düşüncesi dışında maneviyat ve ahlak duyguları olabilir ve tüm maneviyatlar tanrı değildir ve maneviyat ihtiyacı tanrı demek değildir. Tanrısız maneviyatlar var. Bunun yine en güzel örneği uzakdoğudur

Toplumlarımızda, bilgi, düşünce ve ifade özgürlüğü yaygınlaştıkça tanrı düşüncesinden ayrılmanın tersine nazaran yoğunlaştığını görürüz. Bu bir yere dek sürer. Bugün batıda hala İsa'ya ve hristiyanlığa inanan insanlar bulabiliriz. Bunlar Taliban ya da benzerleri gibi baskıcı rejimler değildir ve buna rağmen insanların bir kesimi bu inancı sürdürür, ateizm gibi bir düşünce sistemi vardır yaygındır ve açık propaganda yapar ama yine de o insanlar inançları sürdürür ancak bu tüm toplumun genelini kapsamıyor. Yani inanma ihtiyacı duyan ve inanan bazılarımız olacak ve tersi de olacaktır.
Serbest bir durumda kim ve ne olacaksak oyuz.

Hepimiz aynı duygu düşünce süreçlerini taşımıyoruz. Hepimiz aynı bilişsel kavrayışsal durumda da değiliz. En basit örnekte hepimiz hukuk okuryazarı değiliz hepimiz bilgisayar programcısı değiliz vs (bu uzatılabilir) ve bunlara dair yazılı kaynak ve bilginin tamamını tüm toplum bireylerine açsak okutsak bile hala hepsi aynı işlemeyecekti. Yani, yine de hukuk yorumlamayanlar olacaktı ve yine de bilgisayar programı yazmayı başarmayanlar olacaktı ya da farklar olacaktı. Fikri ve düş güçlerimiz/dünyamız böyledir.


Özgürlüklerin anlaşılması/kavranması önemli çünkü bu yarın azınlık olunsa bile inancı savunmanızı ve karşılıklı saygıyı sağlayacak olan şey

Bu yarın size evrimi/bilimi/bilgiyi/gerçekleri/doğanın kanunlarını reddedenler ya da evrime/bilime/bilgiye/gerçeklere karşı inançsızlar/kayıtsızlar adında saldırılamamasını sağlayacak olan şey ve yarın sizin haklarınıza azınlık olsanız bile saldırıya geçit vermeyecek olan şey

Özgürlükler biri değil herkes içindir. Özgürlükler çoğunluğun ve gücü elinde bulunduranların azınlığa tahakkümü ya da sürüye uygunluk değildir ve otorite ve gücün ele geçirilmesiyle çarpıtabileceğiniz bir kavram da değildir. Baskı her zaman kendi karşıtlarını doğurur.

Tanrı ve din kavramına karşı verilen savaş (ya da bunun üzerinden sosyal haklara ve yapılan çirkin saldırılara ve müdahalelere karşı duruş ve kendini savunma diyelim) kavramı savunanlar kendine çeki düzen verene kadar sürecektir. Ne zaman sosyal haklara ve hayata, diğerlerinin özgürlüklerine saldırı ve müdahaleci tutumu durdurur tam bu noktada durur. Ne zaman insanların hayatlarını denetleme, diğerlerine boyunduruk olma telaşından vazgeçer o zaman özgürlük ve inancın konusu olurdu. Burası sosyal barışın gerçekleşeceği yerdir. Şu noktada değil.

Din ve tanrı üzerinden bunun herkesin bilincini ve sosyal hayatı kaplaması ve kapsaması gerekeceği tantanası sürüyor. Çatışmanın kökeni burasıdır. Tanrı inancını savunduğunu söyleyenler yanılıyor. Bir deistte tanrıya inanıyor ama kimseye ağzından "reddedenler" gibi ifadeler saçarak ortalıkta dolaşmıyor ve tanımayanlara tanrı tanıtımı yapmazlardı. Bu gerçekçi değil.

İbrahimi dinler aracılığıyla tanrıyı savunan ve tanıtan biri; bir deisti bile non-teist ilan edip diğerlerinin (ateistin) tarafına koyacaktı. Tanrıyı kabul eden ona bile başka türlü bir tanrının tanıtımı ve kabul ettirilmesinin dayatımını sunarak baskısını kuracaktı.

Asıl sorun tanrı ve dinin tıpkı komünizm gibi çoğunluk ya da baskı/güç yoluyla talebiyle yönetsel bir biçime dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir çünkü diğer durumda diğerlerinin gerçekliği ve yönetimine katlanmak ,ortak yol bulmak, özgürlüklere saygı duymak zorunda kalırdın ve kendi saf idealin/beklentin gerçekleşmezdi.
Direnç (karşı oluş) burada başlıyor çünkü hiçkimse diğerlerinin kafasındaki tanrı ve dini inancın kendi hayatını sınırlaması ve yönetmesine izin vermek istemezdi, kendi bildiği türden özgürlükleri deneyimlemek isteyecektir.

Tanrı savunmak ve tanıtmak tıpkı komünizm savunmak ve tanıtmak gibi politik yönetsel bir eylemdir

Tanrı iradesine uygun ve dini yaşam biçimi talebi özgürlükler karşısında bir tehdit gibidir ve dinsel hayat ideali tıpkı komünizm talebi gibi özgürlükleri çalan bir şey çağrıştırır. Bu insanlara tüm özgür deneyimin ve hayatın elinden alınması gibi bir şey çağrıştırır. Bu nedenle bir denge kurulana kadar bu savaş/çatışma sürecek. Bu bir bilgi çatışması da değil. Ne yazık ki değil.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 03-03-2025, 19:45
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
Standart

Tanrı, bana çocukken söylenen bir otorite figürüdür.
Bir yalandır.

Tanrı, apaçık bir yalandır. İnsanlık tarihinin en büyük sahtekarlığıdır. Aynı zamanda insanın muhtaçlığıdır.

Her konuda bir yanılma payı bırakmayı tercih ederim. %0,0000001 de olsa bir pay.
Mesela benim aslında bir böcek olmama rağmen kendimi insan sanma ihtimalime dair bir yanılma payı gibi.
Bundan dolayı Tanrıya meydan okuyorum. Önemsenmeyecek düzeydeki yanılma payımdan dolayı meydan okuyorum. Varsan bana bir şeyler yapsana, elimi yüzümü yamultsana mesela. Ama yapamaz, çünkü kesin diyebileceğim düzeyde kendisi yok.
%0,00000001 lik yanılma payının günlük dildeki karşılığı kesinlik.

Bu harika şarabı Tanrıya içiyorum. Tanrı bir sembol.
Şaraptan aldığım bu zevk için milyarlarca yıllık evrim gerekmiş, şarabın icadı gerekmiş, içtiğim şarabın olgunlaşması gerekmiş, benim şarap zevkimin gelişmesi gerekmiş. İnanılmaz. O yüzden bunların tamamına bir bütün olarak tanrı diyebilirim. Tanrı olsa olsa budur.
Alıntı ile Cevapla
  #77  
Alt 03-03-2025, 19:57
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bundan dolayı Tanrıya meydan okuyorum. Önemsenmeyecek düzeydeki yanılma payımdan dolayı meydan okuyorum. Varsan bana bir şeyler yapsana, elimi yüzümü yamultsana mesela. Ama yapamaz, çünkü kesin diyebileceğim düzeyde kendisi yok.
%0,00000001 lik yanılma payının günlük dildeki karşılığı kesinlik.
Çıksın konuşsun, hem 2 kadeh atarsınız... Hem yalvar yakar, tehdit, şantaj inanç dilenip, hem de o kadar aciz olamaz, saçmalık. (bu köhne masalın yazarı düzenbazlar olunca, masalda böyle kötü oluyor)...

Yamultma, yumultma da İslamı çağrıştırıyor. Dinden çıkanı öldürün diyecek kadar zombi, tam bir mafya çetesi.

Cüppeli artık hangi musluktan çekiyorsa, sözde peygamber efendisinin saçının suyunu satıyordu, din bu...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #78  
Alt 03-03-2025, 20:10
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çıksın konuşsun, hem 2 kadeh atarsınız
konuşamadı.
hem kendini niye gizlemek istiyorsa.
gelsin bir oturup konuşalım.
anlaşırız belki.
Alıntı ile Cevapla
  #79  
Alt 03-03-2025, 20:19
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
konuşamadı.
hem kendini niye gizlemek istiyorsa.
gelsin bir oturup konuşalım.
anlaşırız belki.
Önce bir psikiyatriste götür, ne olur ne olmaz...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #80  
Alt 03-03-2025, 21:59
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

1.400 yıl sonra bugün bile hala sünni islam, şii islama karşı kışkırtılıyor saldırıyor ya da saldırtılıyor (her neyse ya da doğru ve uygunu hangisiyse). Şu an bile, hala

Mesele tanrı değil

Şu anlamda.

En basit örnek.

Ülkenin %90 nın müslüman olduğu masalı var ve eğer yarın ülke nüfusunun %70 i şii islam ya da hristiyanlığa geçtiğini duyursaydı (özellikle de ateist nüfusu kapsayacak biçimde ve hiç ateist kalmayacak biçimde) ve hep bir ağızdan tüm bunlar kesin olarak tanrıya inandıklarını tasdik ve beyan etseydi en mutsuz olanlar şu an size tanrı anlatıcılar olacaktı, keskin bir söylem boşluğu duyumsayacaklardı.

Tanrı anlatıcılarınızı mutlu edemezdiniz (tanrıyı kabul ve tasdik ederek bile)

Siz kafirlere karşı dürüst olma borç ve edimine bile sahip değiller (insan olma ödevleri)

Sizi diğerlerinin kardeşi olduğu gibi kardeş görme edimine bile sahip değiller

Muhtemel tek mesele rahatsız etmek, huzur vermemektir, huzur kaçırmaktır. Güç ya da iktidar yanılsamaları. Doğruluk yanılsamasından gelmiyor. (bilinçaltı)

Tüm bunlar buraların arkadaşlık, dostluk, beraberlik, kaynaşma ruhu yansıtmaması ve sonuçta dolayısıyla bunların topluma yayılmaması için kirletme, burayı dağıtma, karmaşık gösterme, hoş göstermeme gibi bilinçaltı refleksif kaynakları bulunan eylemlerdir ve sonuçta en son kavgalar, gürültü, olumsuz çatışma ortamı üreterek, bir nevi ortamı karıştırıp terörize ederek ortamı bozarlar

Buraya gelip içeriye gelip bakan biri bir süre sonra artık herkesi bezdiren adi kavgadan konuşulmaya bir ortamdan başkasını bulamaz olurdu

Mesele tanrı değil didişmek, güç beyanı, güç budalalığı.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:21 .