Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 08-05-2025, 01:52
kehf86irkalla kehf86irkalla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Jan 2025
Mesajlar: 44
Standart

aslında putperestlik, bir dini inanç değil, kurgu sistemi idi, doğanın değişimini ve çeşitliğini tanımlayan, öğreti yolu ile tarif eden kurgu idi. tanrı adlarına yüklenen anlamlar ile açıklanmış, tarif edilmiş idi, akademik ve aristokrat nufusa. örneğin "ra", hem tanrı'nın adı, hem güneş'in adı, keza; sin, şamaş, utu, anu, vesaire hep öyle.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 08-05-2025, 02:36
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

kehf86irkalla´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
aslında putperestlik, bir dini inanç değil, kurgu sistemi idi, doğanın değişimini ve çeşitliğini tanımlayan, öğreti yolu ile tarif eden kurgu idi. tanrı adlarına yüklenen anlamlar ile açıklanmış, tarif edilmiş idi, akademik ve aristokrat nufusa. örneğin "ra", hem tanrı'nın adı, hem güneş'in adı, keza; sin, şamaş, utu, anu, vesaire hep öyle.
Totem, tabu ile putu karıştırmış gibisin. İlgisi yok.

Güncelden gidersek;

Kabe, Hac = Puttur
Kıble = Puttur
Namaz = Puttur
Kurban = Puttur

O yapılan tanrıların temsili heykelleri, çeşitli takılar ve atfedilen kutsallıklarla aracı kılınması da = Puttu...

Yine dediğin gibi tümü de kurguya veya kurguya ulaşmaya dayanır... Biçim değil yüklenen anlam önemli...

Put dediğimiz ARACI esasıyla değerlendirilir, aslında puta tapılmaz.

Örneğin İslam'ı bilmeyen birisi, Kabe etrafında dönüp taşı öpenleri görse ne düşünürdü? Put! Neden kıble, namaz var? Sözde aracıdırlar, arzu edilen, hayal edilene, kurguya götüren vs. Oysa bu akıl, mantıkla, sözde dinin kendi kurallarıyla da çelişir, inanca göre Allah namaz da, oruçta istemez, beklemez, buyurmaz, bunlar acizlik olur, hem ne dilerse gerçekleşendir diyeceksin, hem de zeytine, geceye, gündüze vb. yemin ettirip kendisine inanmasını ve ibadet etmesini beklediği, istediğini söyleyeceksin, kendin çalıp, kendin oynayacaksın...

Evet Allah'da öyledir, esasen El'dir, Enlil de El İlahtır, Ra da, burada temsilen yüklenen anlam aynı-benzer olsa da, aralarıdnaki fark dil, harf farkıdır... İlah eki ise kral, yani tahtda oturan tarnı anlamıyladır, geç islam'a, Allah'ın tahtı ve bu tahtı taşıyan 8 melek, ne iş? taht mı? Bir de taşıyan 8 melek mi? Nereye, hangi mitolojiye vardın?

Örneğin Beytel nedir?
Ba'al neydi?
Eli nedir?

Jismael(tanrı bana gülsün), Jakopel, İsrael(Tanrı ile güreşen), Azrael, Hezekiel, Michael vb..

Zeus

Spartacus, Antonius ...... us, .... us....

Hepsinin karşılığı aynıdır...

Temelinde yatan da çok daha eski dönemlerdir, rüzgar, fırtınaya tanrının yansıması, tezahürü anlamı yüklediklerinde o isimle anmışlar, Yel diyebilirsin, Gök diyebilirsin, Güneş diyebilirsin, Deniz diyebilirsin. Böylece Gök Tanrı, Fırtına tanrısı, Güneş tanrısı, yüzü, nuru, temsili Ay vs.(öyleya görünürde yıldırımlar gökten aşağı düşüyor gibi)... Ama ortada panteon var ve peki en güçlü olan hangisi? Buna kim karar verecek, insnalar kararını vermiş. Egemen güçler kararını vermiş, zira en yaygın gerçekleşen ve kendilerine kul, köle kıldıkalrı halk üzerinde böylece en yaygın etki, korku oluşturacak olan fırtına, yıldırımları seçmişler, çoğunda bu fırtına, şimşek, yıldırımlar tanrısıdır(Enlil, Hadat(Taru), Zeus, El İlah(Allah!) - bunlar genelde yıldırımlar gönderir ve onunla çarparlar*, kral bunlardır)

* Rad Suresi, 13- "Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından tesbih ederler.. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğini çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü pek çetin olandır."

Neyse uzamasın...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 09-05-2025, 08:23
kehf86irkalla kehf86irkalla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Jan 2025
Mesajlar: 44
Standart

Eylemci tanrı/tanım, tek tanrı fikrine layık görülmüş olması benim anladığım zaten,
enlil; el/sahip/yeti,
lil/rüzgâr, rüzgâr sahibi/yetisi,
iklim, tarım için önemli olduğundan, rızık veren rab, tarla sahibi patronlar/erbab tarifli ayetlerde gördümki, rab olan insan da var, rab olan tanrı da var. bugün patron/rab denildiğinde maaş veren anlam ile sınırlı ama eskiden tarlasında köle çalıştıran insan demek idi, örneğin yusuf, potifar'a "rabbim" demiş yusuf 23'de bu sebeple.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 09-05-2025, 09:05
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Doğru, ama işte "efendi"'nin hem kullanım hem de kutsalaştırılmasının altında yatan YETİ değil, GÜÇ. Zaten dinlerin ortaya çıkışında aranması gereken temel de budur. Elbette dinler öncesi ile karıştırmamalıyız. Dinler ne zaman ki insan toplulukları deforme hal aldı, aralarında asalaklar üretti, ne zaman ki bu asalaklar güçlü olmayı başardı, bir yanda hakim asalak sınıfı, diğer yanda onlara(rablere) kul, köle halklar oluştu. Din ve mitolojinin güç eksenli merkezileşmesi, ilahileştirilmesi(efendileştirilmesi) ve taç ve taht meselesi de o dönemde başladı, gelişti. Yani evvel tabu, kutsal, totem inançları, mülk ve egemenlik değil, genel, geçer doğa merkezli, KORUNMA esaslı iken, dinler YÖNETİM esaslıdır ve insanın yönetimi -işin yönetimi değil- faktörü de, asalak sınıfların ortaya çıkışıyladır.

Şöyle düşünelim, 100 kişi bir adaya düştük veya savrulduk. Şimdi, kim meyve toplayacak, kim su getirecek, barınak için kim ağaç kesecek, ısınma için kim odun kesecek, kim toprağı işleyecek, hele güneşin, yağmurun önemi, fırtınaların, yıldırımların olumsuz etkileri... Bakınız bir iş bölümü süreci var. Eğer bu koşulda "ben bir şey yapmam, çalışmam" diyen birisi, asalaklar çıkarsa ne olacak? Ya toplum idare edecek(ama nereye kadar, hangi birini, yıllar geçiyor, nüfus artıyor), ya da o halde acından öl diyecek vs. Bu asalak haklı mı, o halde kimse çalışmaz ise ne olur(herkes ölür, çünkü insan yaşamak için çalışmak zorunda, yani burada bir zorunluluk var ve bu iradi değil, doğal, öyleyse efendilik(rablik) ve erk, iktidar anlayışı da bu zorunluluğun istismarıyla anlam bulmaktadır)... Peki bu asalak kişi, kişilere evrilir ve sayıları artar da, güç haline gelip, adaya el koyarsa ne olacak? Ada bizim, kralı da şu denirse ne olacak? Adada yaşayanlar ne yapacak? Ya savaşacak -ki muhtemel vicdanları üzerinden çoktan kaybetmişlerdi, ya da terk edecek? Ama nereye gidebilir, her yer parsellenmiş. Adalar artık birilerinin(tanrılaştırılanların) MÜLKÜ, üzerindekiler de kulu olmuştur. (demek ki özgürlük, öncelikle adayı birilerinin mülkü olmaktan çıkarmakta yatmaktadır, mülkünden mahrum olan asalak, artık bunu sürdüremezdir. temelde yatan asıl sorun haksız özel mülkiyettir ve burada sarf ile mülk karıştırılmamalı. Eğer bir mülkiyet, toplumsal üretim üzerine egemen olarak inşa edilmiş ve karşılığında ürüne el koymayı sağlıyorsa, mülktür, değilse sarftır. Kalem, ekmek, barınak vb. kısaca ihtiyaca binaen olan mülk değil üründür, sarftır, öyleyse din de sömürüyü değil, sömürenin mülkünü korumakla mükellef olacaktır. Hangisine bakarsanız özünde asalağın çıkarı kadar, malı, mülkünü korumak da esastır, ekmek çalanın dahi elini kesen bir anlayıştır bu, temelde yatan korku bellidir.)

Her neyse böylece gelişen sınıflı toplum yapısıyla bir taraf efendileri(asalak sınıfını) diğer taraf da onların mülkünde köleliği ve onlara kulluğu, YASAlarını(YANİ DİNLERİNİ!) kabul etmek, hatta bu inanç eliyle, ödül, ceza, cennet, cehennem vb. mankurtlaştırlmak zorunda bırakılacak. Önce elbette zorla, ancak kabul ve rızanın sağlanması, egemen erkin hem garantisi hem de muazzam fayda sağlamasını, toplumları bu çobanlar için sürüleştirmeyi getirecektir. Eğer tarihi okursanız özünde peygamber söylemi çobanlıktan gelir, yani bunlar asalakların din eliyle de sürüleştirdiği toplumların başına tayin edilmiş çobanlardır.

Hal böyle iken madem adanın sahibi bizleriz ve kalanlarda bizim kulumuz o halde tanrı da böyle olmalı, böyle yapmalı, buyurmalıydı vs... (kaba ve kısa geçiyorum). Bir kaç nesil sonra, kullaştırılan o toplum var ya, kullaştıranlar, yani egemen erk tarafından eğitildikleri için, hem kendi varlıkalrını hem adayı efendilere has olarak görecektir, nasılsa onlar tanrı tarafından seçilmiş ve tanrının yeryüzündeki gölgesi, temsilcisidir vs. Bu inanç 21. yüzyılda dahi hala ortadadır çünkü din görevini yapmakta ve hala işlevlidir.

Kısaca dinlerin özü buradan gelir, asalak erkin hakimiyeti, kullara, kölelere masalalrı, kendi asalak iktidarlarını tabi kılma vb. ideolojik, politik hattından. Zamanla bu asalakların önde gelen efendi, rab ataları tanrılaştırılmıştır, hayat hikayeleri bire bin katarak efsanelştirilmiştir vs... "İsyan haramdır, tanrının düzenini sorgulamak haramdır, sorgulamak haramdır, yasaya(dine), efendilere, asalah egemenliğine karşı çıkmak haramdır, çünkü bu tanrının düzenidir" vs. bu uzar gider, ama 21. yüzyılda köhne dinler eliyle bu kul, köle kavraşıyı etkin işlevine devam etmektedir. Acısanı biçimde 21. yüzyılda bile AKP gibi bir yalan, dolan, talan iktidarını erk, RAB olarak merkeze yerleştirmeyi başarmaktadır...

Herneyse kısaca din budur, tanrısı da uyarlamadır, ama bu uyarlama farazi değil, insan toplulukları içerisinde gücü ele geçiren asalakları, onların çıakrları ve hakimiyetinin temsili namına işlevli bir araçtır. 1.000 yıl önce yaşasaydık, Erdoğan peygamber, Soylu vb. ise cennetlik ilan edilecekti ve iletişim başkanlığı ilahı(Erdoğan) tanrılaştırıp, KHK'larını sure, ayet gibi işleyecek, kutsal yasa, kitaplar haline getirecek, yandaş medya da yalan, dolan, talan döşenip duracaktı... 21. Yüzyıldan söz ediyoruz,i kaldı ki binlerce yıl önceki dünyayı ve aldatılmış insanlığın, bu efendielre(rablere) hem kul, hem köle, hem de fetih adı altında çöktükleri topraklar uğruna asker edinilip ölmeleri, çektikleri acı vb. halini düşünmek bile üzücü...

Ne demişti kleptokrasi merkezi AKP'nin, hakkında bir dolu yolsuzluk iddiası olan milletvekili, Zehra Taşkesenoğlu(Rab!), benim zenginliğim Allah vergisi, fakirler şükretsin ve AKP'nin hukuku ne yapmıştı, bu vekile hırsız diyene 7 yıl ceza verileceğini beyan etmişti(oysa o kişi mal varlığını nasıl elde ettiğini beyan etmedi, ama vekil olduktan sonra servetini katlamış görünüyor ve iddialar da somut delillere dayalı, yine AKP'li bir dolu bakanın yolsuz, usülsüzlükleri açıkca ortada olduğu halde neden dokunulamıyor, çünkü din ile uyutulmuş bir toplum var, din siyasi bir kurum olarak siyaset, ticaret üzerinde de belirleyici oluyor, olabiliyor). Ne diyordu DİYANET(Rablerin -efendilerin- kurumu), "fakirler şükretsin, çünkü ahirette hesap vermeleri kolay olacak, zenginlerin işi ise çok daha zor. vb." ve tabi eklemeli, zenginlik Allah vergisi, düzen Allah vergisi, zamları yapan Allah, deprem olur takdir-i ilahi, kader, fıtrat vb. bunlar(hak, hukuk, adalet diyenler) ezan düşmanı, başörtüsü düşmanı, sakın onları dinlemeyin ezanı yasaklayacaklar vs., isyan etme, sorgulama, sömüren, hırsız Allah'a şükret vs., öyle ya bu bahisle fakiri sömüren, fakirden çalıp, zengine veren de onlara(asalaklara) göre de Allah oluyor! Dönelim adaya, ne diyordu adanın asalakları, bu ada benim, bizim, mülküm ve bu tanrı vergisi, yasalarım da(din) bu...

İnsanlık bu köhne dinleri (inanç demiyorum, dileyen dilediğine inanır, din siyasi bir kurum, inançla olan ilgisi inancı sömürmesi, kullanması, istismarıdır) ve o saçma sapan söylemlerini kavrayıp, aşamadığı sürece de ilerleyemeyez, elbette bu tek başına yeterli değil, ama dinlerin işlevi bakımından -ki yukarıda kabaca değinildi- aşılmak zorundadır...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (09-05-2025 Saat 10:37 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:13 .