Sinemayı öldürür mü, öldürebilir, ölenlerden geriye ne kaldıysa artık... Sonuç olarak neo liberallerin ve sahte liberallerin(ki asıl etkiyi bunlar temsil ediyor) adına "serbest piyasa ekonomisi" dediği(istismar), piyasanın koşulsuz ve hak, hukuk tanımaz biçimde sermayenin, sermayeye dayalı gücün(öznesinde insan da, hak, hukuk meselesi de bulunmaz)
kaderine teslimi iken, sermaye egemenliği
oligarşisi ise fıtrattır. Gerçek ve asıl-temel oligarşi ise; sağda solda sözde medya, sözde akademik tanımlar, perde, kılıf(kılıcı gizleme ve kılıf namı) üzerinden ve işine geldiği gibi tanımlar. Gerçekte ise; hakimiyetin, menfaat sağlayan kriterince(örneğin sermaye, para, servet gücü) sağladığı ayrıcalık üzerinden sağlanmasını benimser, içerir(oligarşi). Panzehiri ise; kamu yararı, kişi değil toplum, HERKES(böylece her birey!) gözetimi ve herkesin eşit hakka sahipliğinin koşullarının sağlanması önceliği ve buna engel olan bütün oluşumların sınırlanma ve tasfiyesini içerir. Kimse başkasının özgürlüğünü kısıtlayıcı koşulları icraa edemez ve güce dayalı hiç bir gerekçeye endekslenemez. Netfilix böyle bir sermaye gücüne sahip olamamalı, oluyorsa bu açıktır ki soygun, hırsızlıktır. Zira sömürüyü Mars'ta kendi başına değil, bizzat toplum ve toplum sayesi ve sağladığı olanaklarla, yine o toplumu kullanarak, haksız biçimde sağladı. Kaldı ki, nasıl ki, kimse, kimseyi satın alamamalı(esasen gönüllü bile olsa gasptır), bu da o temelden bakılarak değerlendirilmeli ve bu tür tekelleşme bazlı ve çalışanı ve müşteriyisle
insan alım ve satımlarını da içermesine karşın sınırlandırılmalı veya usülen yasaklanmalı, her firma müşterisi ve çalışanı dışta tutularak, gösterdiği sermaye vb. üzerinden reel olarak, böyle bir işi kurmak için gerekli asgari sermaye üzerinden fiyatlanmalı, o bahisle(isteyen satsın-ki çoğunlukla satmayacaktır-, istemeyen satmasın) kontrol sağlanmalıdır. Adobe, Macromedia'yı (müşterisi!, çalışanıyla!) satın aldı, şimdi aldığının piyasa ve kullanım değeri=sıfır ve Adobe o günden sonra haksız kazanç, seçenekleri azaltma üzerinden soygunu, hırsızlığı beşe katladı ve rakipleri üzerine çevirdiği türlü hak, hukuksuz yaptırım, dolaplar ve bunda da yine para gücünü kullanıyor olması ise ayrı bir konu...
Kısaca "ekonomi"; fayda,,, "politika"; faydanın en az maliyetle veya direk sağlanması yol, yöntemi esasına dayanır. Hal böyle olunca ayrıcalıklı olma durumunun belirleyeni, örneğin para, maddi güce sahiplik ve bu güç üzre tekelleşme(bu ve iktidar veya sömürgesini kimse ile paylaşmama istenci kaçınılmaz hale gelir), SERBESTLİK ve ayrıcalığını kullanma HAKKINA sahip edilmişse,
çıkar ve menfaatini sinema dışı görsel zeminde elde eden bir gücün, o zeminde
elde edenleri saf dışı veya yutarak ele geçirmesi, diğerlerince
temsil olunan her ne ise,
çözülüm ve aşınıma uğratacağı ve elbette tüm diğerlerinin de rekabeti, özgürlüğünü, güçlü olanın çıkarına kısıtlayacağı(!) kaçınılmaz olur.
Netflix satın alsa ve aldıktan sonra
sinema için de üretim yapsa dahi, bu yine de
sinemayı ölüme götürür, ama tek sorun bu değil, Netflix vb. üzerinden temsil edilen sunum sektörünün ölümü, bağımlılık meselesine de dönüşür ve neresinden bakarsak bakalım, temelde yatan tekelleşme ve haksız rekabet koşullarının hakim kılınması, kamu teşviklerinin bile tekeller yararına
piyasaya müdahele olarak sahtekarca işlenmesi gürültüsüyle vb. ve ayrıca özgürlüğün dışlanması ve olanaksızlığı koşullarının sağlanması olarak eğilim, işlev görecektir...