Tuhaflıklar bununla da bitmiyor. İlber Ortaylı'nın Cumhuriyet ile ilgili kitapları, çok satan kitaplar arasında.
Cumhuriyet'i ya da Atatürk'ü, sürekli Fethullah Gülen'in yanına giden bir kişiden öğrenmek mi?!
"İlber Ortaylı, özellikle Osmanlı'nın gerileme ve çöküş tarihi ile idari ve bürokratik yapısı için önemli çalışmalarda bulunan bir tarihçiydi. Ama sadece bu kadar.
İlber Ortaylı tam bir elitti. Nabza göre şerbet veren bir kişiydi. Yani çıktığı televizyon programlarında Atatürk ve Cumhuriyet övgüsü yapar, milliyetçi söylemlerde bulunurdu.
Ancak; Türkiye'yi bu karanlığa sürükleyen kişi ve kurumlarla da dirsek temasını hep korudu. Özellikle FETÖ'nün etkin olduğu dönemde...
Bu dönemde İlber Ortaylı; Toktamış Ateş, Eser Karataş, Mümtez'er Türköne gibi isimlerle kitap yazdı. FETÖ'yü övdü ve hatta Pelsinvanya'ya ziyarete bile gitti.
Bu isimlerin yanı sıra Kadir Mısıroğlu'ndan hallice olan Mustafa Armağan'la da kitap yazdı, derin stratejisiyle başta Suriye olmak üzere Ortadoğu'yu Amerikan kucağına atan Ahmet Davutoğlu'yla da...
Dedim ya tam bir elitti diye; memleket konusunda fikirler sunar ama o sorunları yaratanlarla da iş tutmaktan geri durmazdı.
Yani ülkenin düştüğü karanlığa karşı mücadele vermeyen, bu karanlığın mimarlarıyla da elit tabakadan kopmamak için iş yapan iyi bir tarihçiydi.
Aydın dediğimiz kişi ise bu profilin zıttı olan kişidir. Yani bilgisini halkının aydınlanma ve ilerleme mücadelesi için kullanan kişiye denir. Tıpkı Halil İnalcık, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Doğan Avcıoğlu gibi..."
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
İlber Ortaylı, Tarih-lenk'te parçapinçik edilmiş bir tarihçi idi.
Dandik bir insan mıydı bilemiyorum. Ama kendisi gibi olmayan herkese, herşeye karşı dandik, vasat altı yüzeysel fikir ve saptamalara sahipti. Özel yemekli sohbetlerde ettiği laflardan veya özel insan ilişkilerinden yola çıkarak kendisine sallayan insanların iyi niyetli olduklarını sanmıyorum. Ama halka açık konuşmaları da bana son derece derinliksiz, yüzeysel ve her zaman otorite sevici gelirdi.
Aydın dediğin şey nedir onu bilmiyorum ama vatandaşa faydasına ve hakikat aşkına bakarak diyebilirim ki ne Celal Şengör ne de İlber Ortaylı aydın falan değildir.
Öyle ya da böyle İlber Ortaylı göçmüştür tabi, şimdi değeri biraz daha artacaktır.
Gayet de aydındır.
Entelektüel birikimleri, çok yönlü olmaları, dünyayı gezmiş anlamış olmaları, çalıştığı insanlar ve sosyal duyarlılıkları onları aydın yapar.
Özellikle İlber toplumsal konularda sesini çıkaran biri olmuştur. Minguzzi davasına tekerli sandalyeyle katılmıştır. Birçok konuda tepkisini somut olarak göstermiştir.
Her ikisi de gerektiğinde evrim konuşur, gerektiğinde yemek konuşur, müzik konuşur. Çok yönlülük aydınlığın bir gereğidir.
5-6 farklı dil konuşabilirler. Önemli insanlarla çalışmışlardır, Halil İnalcık gibi.
21. Yüzyıla göre düşünürsek, İlber Ortaylı, Celal Şengör, dallarında, mecvut olanın kıyasıyla iyi birer akademisyen, modern "aristokrat" veya adademik statüko aristokratı, ancak 19. Yüzyıla göre düşünürsek aydındırlar. Burada neye, kime göre sorunu doğuyor ve bazı kıstaslar esas alındığında aydın, bazı kıstaslar açısından ise aydın olma vasfına uzak kalıyorlar*... neydi o psikolojik sorunlu bir doktor var, Oytun Erbaş, olur olmadık her televizyona çıkıp, abuk subuk şeyler söyler, ortalama herhangi bir insana sorsanız o kişi de aydın görülür... Kriterleri dışladığımızda gerici M.E.Bakanı, Ahmet Davutoğlu dahi aydın sayılabilir, bu sebeple kime görelik esas alınamaz.
Örneğin Yaşar Kemal aydındır, ancak her yazar aydın değildir. İlhan Arsel aydındır, ama her araştırmacı yazar, profesör aydın değildir. Bazı akademisyenler aydındır, ama her akademisyen(dalında çok başarılı da olsa) aydın değildir. Aydın olmak mevcut olanı aşmayı da gerektirir ve burada mevcut olanın ve kalıbın(!) aşılması; akademik veya zanaat ustalığı değil de, dürüst, objektif olmak, mevcut olan yaşam biçimi, düzeni, sistematiği, STATÜKOYU(*) sorgulamak-aşmak, bağnazlık veya yobazlıktan sıyrılmış olmak, toplumsal duyarlılığa sahip olmak, saraylar, aristokrasi veya sermayenin değil, kamu yararını esas almak gibi temel basit kriterleri içerir...
21. Yüzyılda milliyetçi, dinci, mezhepçi veya kabileci hamaset siyasetçiliği kişiyi aydın yapmaz, bu feodalitenin ümmetçiliği, mezhepçiliği vb. hamasetiyle benzer bağnazlığa tekabül eder. Bunu çıkartıp attığınızda dahi; C. Şengör toplumsal yaşamın sorunlarına, sebeplerine inmemiş, bu konularda toplumsal aydınlanma yönünde adımlar atmamış veya mevcut olanın meşrulaştırılması adına demeçler vermiş, kamu zararı, sermaye yararına olan argümanları ya desteklemiş ya da öne sürmüş-lerdir(objektif dürüstlük, mevcut sistematiği, statükoyu aşma, kamu yararı vb. gibi ilkelere ters düşer)...
Feodalitede aristokratlar vardı, bunlar soylu olmak vasfıyla(elbette miras yollu servet aktarımıyla) hakim ekonomi-politik gücü temsil ederlerdi. Sıradan insanların herhangi bir akademide öğrenim alma şansı bulunmaz veya zaten kamu-toplum genelde serflerden veya kölelerden oluşmaktaydı. Hal böyle olunca aristokratlar da otomatik olarak eğitimli aydın maskesine bürünür veya aydın görülürdü(çünkü akademilere, hem maddi-manevi güç, hem de zaman sorunu olmamakla ancak bunlar veya eşrafı gidebilir, erişebilirdi) ve bu koşullarda hakim aristokrasinin siyaseti, topluma verdikleri "sözde bilinç" nasıl olur, hamasetten öteye geçe-bili-r miydi? Kamu zararı, kendi yararına hamaset-siyaset yürütürlerdi. Elbette aralarından, aldıkları öğrenim, gözlem, farkındalıklarıyla istisnalar da çıkar, kamu yararını esas alır, böylece statükoya karşı gelir, toplumsal uyanış ve aydınlanma adına emek sarfederlerdi, işte o zaman asıl aydınlar bunlardı(istisnalardı)... O koşullarda aydın olmanın en önemli kriteri ne olabilirdi? Aristokrasi zararına, böylece otomatikman kamu, toplum yararına çalışmak, hem de kendi gerçekliğinden kopmuş, gerçeklik algısını yitirmiş topluma, bilinç ve farkındalık sağlamak, böylece statüko, hakim yaşam biçiminin aşılması için çalışmak, kişisel çıkarlarını, dünya, insanlığın fayda ve çıkarlarının üzerinde tutmamak, istismar etmemek, tutarlı bir dirayet sergilemekle vs...
İşte günümüz benzer koşullarında da aristokrasinin soyluluğu ve temsili sermaye ve servet birikimi, mirasa ve bu mirastan ekonomi-politik nemalanabilen(akrabalar, siyasetçiler, bürokratlar, akademisyenler, medya bukalemunları vb.) eşrafa vb. dayanır. Yine bu kesim, ülkenin ekonomi-politik hakim, egemen gücü, kesimini temsil ederken aynı zamanda da statükoyu da temsil eder. Bu kesimler mevcut egemen sermaye ve büğrokrasi, statükosunu hakim kılmak, meşru kılmak -sömürü veya kamu, toplum zararına olan egemenlik araçlarını meşrulaştırmak, kutsamak, kutsallaştırmak- adına "milliyetçiliği" kullanıyorlar. Ümmetçi(feodal) topluma ve günümüzde temsil edilen gerici siyasetine karşı ileri bir konumu temsil ediyor olsalar da; kıyas ve kıstas geçmişin dünyası üzerinden değil, mevcut koşullara göre yapılmalıdır... Aydın olmanın en önemli kriterlerinden birisi bu statükoyu aşmak, toplumun da aşması için çaba sarfetmektir...
Örneğin C. Şengör'ün bütün ömrünü toplasak, kof bir milliyetçi hamaset(Ortalama bir AKP'li profilinin dinci hassasiyetiyle benzer özellikteki milliyetçi hamaset), neo-liberal propagandalardan başka-öte(madem sözde ekonomi-politik parçlayacak, özde hamaset yapacak), Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın şu programda anlattıklarının binde birini dahi alamayız. C.Şengör'ün evrim teorisi yönündeki çabaları, dinciliğe karşı tavrı, tutumu ise aydın özelliği, niteliği gösterir, ancak bu başta da belirttiğim gibi; feodalizmin 200 yıl geride kalmış dünya görüşü, yaşam biçimi, eski dünyaya dairdir(500 yıl süren ve özellikle 19. yüzyılda yoğunlaşan feodalizme ve ümmetçiliğine(toplumu, kamuyu belirli bir azınlık adına topluca kullanabilme, faydalanma, sürüleştirme, yanıltma, kullaştırma, egemenliği, statükoyu meşrulaştırmaya) karşı aydınlanma dönemi kriterleri).
21. Yüzyılda milliyetçilik, feodalizmin ümmetçiliğidir ve bu politik olarak esasında kamu zararı, aristokrasi yararına statükoya, hakim ve meşru kılmaya dayanır. Kısaca geçmişe göre ileridir, ancak günümüze göre geridir. Feodalizmde ümmetçilik yaparak aydınlanmaya karşı çıkanlar aydın olabilir mi? Kapitalizmde de olamaz...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (17-03-2026 Saat 02:04 ) değiştirilmiştir.