Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Aktüel Haberler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 21-03-2026, 05:04
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Adaletsizliğin kaynağı devlet ama konu bu değil.
Hayır adaletsizliğin kaynağı devlet değildir. Devletin kaynağı adaletsizliktir.
Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Akp öncesine nazaran, Akp döneminde yaşanan nüfus artış oranının azalmasının temel nedenine bakıyoruz.
Akp'nin, yargıya her anlamda yön vermesi ve bu kuvvetler birliği sonucunda, toplumda bir güven sorunu yaşanması ve bu sorunlar yüzünden ekonominin altüst olmasının altını çiziyoruz.
Bütün sosyo-politik pisliğin ve yansımalarının kaynağı adaletsizliktir, ama buradaki adalet kavramı, bazı tepedenci tencere-kapakların tanımladığı-aldattığı gibi dar, sahte, görünürde-yansıma- olanı, yani faslı değil, aslıdır. Ekonomi dediğimizde, yarar-zarar, fayda, çıkar, menfaat vb. tümü de burada-n-dır = ekonomi-politik. Geçim, adalet-sizlik vb. de buraya, o temele dayalı-bağlı. Adaletsizliğin kaynağı devlettir diyorsun, değil, ya da kabaca, aksine devletin kaynağı adaletszliktir... Bu biçimde bakarsak, "adaletin kaynağı devlettir" demiş de oluruz... Oysa devlet ARAÇTIR. Kaldı ki, adaletsizliği neresi yapar diye sormadım, NEDEN ADALETSİZLİK?(buna cevap bulmalısın).

* Kaldı ki seni alıkoysam, hak, hukukunu ister aldatarak ister zorla ç-alsam, bütün hak ve hukukunu çiğneyerek kişisel -isterse manevi olsun(yine ekonomik)- menfaat edinsem(ekonomi-politik), bu adalet olur mu? Peki ben devlet miyim? Peki bu sayede zayıfsan, güçlü olan ben iken, devlet kime çalışacak veya çarkı kim döndürecek? Beni güçlü kılan ne? Aslında sensin ve senden nemalandıklarım, senden nemalandıkça da sana ve senin gibilere göre, sayenizde elde ettiğim. Ve sayenizde edindiğim ayrıcalıklarım, nasıl sürdürülebilir, nasıl, nerede meşrulaşabilir, neye, hangi güce, güçlü olana göre temsil edilebilirdi, peki seni nasıl olanaksız bırakabilir, aldatabilir, uyutabilirdim?. Son 20 yılda güçlü olan AKP+MHP oldu, peki neden, nasıl, neye dayanarak? Bunlar binlerce dal, alan, ilişkide vb. detaylı, EKONOMİ-POLİTİK konular...

Ekmeğe ulaşmak için neye gereksinimin var? Her ne ise, hayatın her alanında da yine ona gereksinim var, ve olmadığında, olmuyor ve bunun zararı, götürüsü, salt maddi ihtiyaçlar değil, manevi, psikolojik, insan ilişkilerinden, tercihsizliğe, cinnetten, strese, dahi cehalete değin, bir yığın sorunları doğuruyor... Aslında İHTİYAÇ faktörü de esas alınmalı, hatta adalete duyulan ihtiyaç da aslen ekonomiktir(neden ihtiyaç duyulmaktadır, yarar-zarar ekseni mi?)...

Yani, basitçe kıyaslarsak, milyonlarca insan, AKP, AYM vb. kararına uymadı, baş örtüsünü kamu kurumlarında serbest bıraktı(toplumun yarıdan fazlası bunu onaylıyor zaten!) o halde ben bundan sonra yemeyim, içmeyim, ekmek almayım vs. demiyor, böyle ölüm orucu tutacak denli protesto edecek düzeyde bilinçli bir toplum olsa, zaten AKP'den söz ediyor olmazdık. Tabi bana kalsa böylesine bilinçli bir toplumdan yanayım, ama burada mesele benim ne düşündüğüm, ne istediğim değil, ortada olanın ne olduğu.. İçinde olduğumuz dünya, coğrafya, ülkede, borusu öten paradır ve bu sistemde her şeyin ölçütü para. Adalet de, evlilik, sürdürebilirlik, çocuk sahibi olabilirlik, masraflarını karşılayabilmek vb. sayılamayacak denli faktör etkileniyor veya fiyatı(sözde, kıytırık, sahte adalet de dahil) belirleniyor... Kısaca en basit haliyle dahi, istatistikler, ölçüt, kriterlerin temelinde fayda-zarar, bedel, para, olanak, kısaca ekonomi ekseni olmalı. Ekonomi kavranmadan, adalet kavranamaz...
Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Buradaki mesele sistemle oynanma meselesi. Akp cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getirdi, kamuya başörtüsü serbestisini getirdi, yargıya da alenen müdahale edince ip koptu.
AB'de, 1950'den bu güne, adalet ve demokrasi olumlu yönde ilerlerken, nüfus artış oranları neden düştü? Devlet her çocuğa para vereceğini söylediğinde neden düşüş oranları belirli oranlarda dengeleniyor? Ya da, aksine bazı hallerde, bölgelerde, doğum oranlarını düşürmek adına neden nüfus planması yapıldı? Kaynağı ne?

Kamuya başörtü yasağı da adaletsizlik değil mi? Eğer adalet 3-5 yasanın, bazılarının yaşam biçimi veya ideolojisne hizmet edip, etmemesine indirgenecekse ve adalet dediğin de bu ise, o adaletsizliktir, zaten hakim olan da adaletsizlik... Kaldı ki kriterine göre bakarsak, geçmişin adaletszliğine maruz kalan toplum nezdinde, en azından %60'ın onayını almış bu yasak kaldırma eylemine nazaran, doğum oranları artmalıydı... Türkiyede doğum oranlarındaki ANİ düşüşün asli sebebi ekonomik(adaletsizlik konusu da bunun içinde!), olumsuz, en düşük insani normların dahi altında kalan yaşam koşulları(**), internet yayılımı, gelişen ve değişen kültür... Cehalet de kontrolsüz nüfus oranı artışlarında önemli bir faktördü-r.

** peki bu nasıl oldu dersek işte o zaman AKP'sinden, sisteme değin, kısaca ekonomi-politiğe inmek zorundayız, tek sorumlusu AKP ve bazı eylemleridir demek sahte bir aldatmaca, aldatıcı algı oluşturmaktır

12 Eylül faşist diktatörlüğünde, bırakın klepktokrasinin faşist AKP rejimini, bunlar direk kendi, kendilerini, güç, silah zoruyla atamış, darbe iktidarıydı... Oysa, ilgili faşist diktatörlük koşullarında ülkedeki doğum oranları %10-13 bandında, yani günümüzden 10 kat yüksekti... Kısaca bazılarının, ekonomiyi, sosyo-ekonomi, ekonomi-politiği saf dışı tutan(yani asıl kaynağı ortadan kaldıran), bir çeşit, elitin dar hakimiyet alanı-merkezi, saray işleri düzeyine indirgeyen adalet yaklaşımı(altında köle-ci bir toplum, sisteme rağmen, üstünde sarayın Ömer'inin adaleti, padişahın adaleti tarzı), hem hasıraltıcı, gerçeği gizlemeye çalışan, hem aldatıcı, hem de geçerli değildir.. Adaletten veya adaletszlikten söz edeceksek, hayat bulduğu kaynağa, zemine, ortama, ekonomiye ve adalet-sizliğin bu zeminde nasıl ortaya çıktığı, neye dayandığı, nasıl, neyle, ne şekilde varolduğu, oynadığı role bakmak gerekir. Evet bütün bu tarz sorunlarımızın altında adaletin olmayışı -bataklık- yatıyor(itiraz etmiyorum ki, aksine söylüyorum), ama bu adalet, yukarıda değindiğim türden yolunarak kuşa çevrilmiş, varlık koşullarından(ekonomi-politikden) yalıtılmış türde pazarlanan "adalet" değil... Bütün sorunlarımızın temelinde yatan en temel faktör ekonomidir(fayda zemini), bu çözülmeden, adalet, adaletsizlik de kavranamaz... Temel sorun ekonomidir, dolayısıyla ekonomiktir. Önce neye göre, kime göreliği belirsiz bir adalet, sonra ekonomi gelmez, önce ekonomi yarar-zarar, fayda|çıkar, ancak sonra siyaset(en az maliyet, zarar, bedelle en yüksek fayda, yarar yolu), payına düşen|düşmeyen, hak|haksızlık->adalet|adaletsizlik->hukuk|hukuksuzluk doğar. Adalet konusunda bakılması gereken de bütün dünya, insanlığın yararı(ekonomisi) olmalı. Yoksa AKP döneminde olağanüstü soygun, gasp yollarıyla zenginliğine zenginlik, servetine servet katan veya tümü dahil nemalanan %15'e göre, ne ekonomi kötü(nasıl kötü olabilir ki? Muazzam fayda sağlıyorlar), ne de adaletsizdir... Nereden bakılması gerektiği açık ve önemli->bütün doğa ve insanlığın, tüm toplumun yararı(yani temel yine ekonomi ve mesele de; neyin|kimin yararı, faydasının esas alınması gerektiğidir(kimin?). Ekonomi-politik.... Kuru ve neye göreliği belirsiz veya kapsayıcı olmayan, dar bir adalet söylemi; anlam taşımıyor)...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (21-03-2026 Saat 06:31 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 21-03-2026, 13:00
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
Standart

'Devletin kaynağı adaletsizlik' olmaz. Bırakın Türkiye'yi ya da Rusya'yı.
Sümer şehir devletleri ne için kuruldu? Adaletsizliği yok etmek için mi?
Zırva bu.
Göçebelikten yerleşik hayata geçen insanların, ürettiklerinin önce bir kısmına, sonra tamamına el koyan bir avuç haydutun, ortaya koymuş olduğu sistemin adıdır devlet.

Adaletsizliğin temel nedeni, haliyle devlettir. Buradaki adaletsizlik kavramının içeriği de çok geniş. Katliamlar, tecavüzler, hırsızlıklar, köleleştirilen insanlar; hepsi bu adaletsizlik yani devlet denilen şeyin icadı. Sümer'den beri bu böyle.

Bütün sosyo-politik pisliğin ve yansımalarının kaynağı adaletsizliktir demişsiniz ya, aslında bütün sosyo-politik pisliğin ve yansımalarının kaynağı önce insandır, sonra devlettir.

Komünist olan sizsiniz ama ben komünist gibi yazıyorum şu an.
Komüniste devletin ne olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

-Kamuda başörtüsü serbestisi, sistemle(laiklikle) oynamaktır. Çoğunluğun bu konuda ne düşündüğünün bir önemi yok.
Sistemle oynandığına ne olduğunu görmek için, kamuda başörtüsü serbestisi sonrasında doların yukarı doğru aldığı ivmeyi arama motorlarına sorabilirsiniz. Dolar, bu oynama sonrası fırladı.!

-Mesela Japonya'da doğum oranları iyi ekonomiye, işleyen adalet mekanizmasına rağmen niye düşük?
Kıyas yapamayız. Her ülkenin konjonktürü farklı. Japonya'daki insanların farkındalığı, bizim insanımız gibi olmayabilir. Gelişen teknolojiden yana bir korku olabilir. Farklı nedenler olabilir.
Biz, ancak yakın geçmişle(akp öncesi, 90'lar) günümüzü karşılaştırabiliriz.

-Şu 12 eylülü de bırakın artık. Çok farklı bir Türkiye'de, Dünya'da yaşıyoruz. Geçmişe takılıp kaldığımız için zaten bir adım ileri gidemiyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 22-03-2026, 02:02
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
'Devletin kaynağı adaletsizlik' olmaz. Bırakın Türkiye'yi ya da Rusya'yı.
Sümer şehir devletleri ne için kuruldu? Adaletsizliği yok etmek için mi?
Zırva bu.
Göçebelikten yerleşik hayata geçen insanların, ürettiklerinin önce bir kısmına, sonra tamamına el koyan bir avuç haydutun, ortaya koymuş olduğu sistemin adıdır devlet.

Adaletsizliğin temel nedeni, haliyle devlettir.
Devletin kaynağı "adaleti sağlamak" demedim. İfadem yanlış anlaşılmış. Hayır, "Devletin kaynağı adaletsizliktir"(DevletİN(iyelik eki) kaynağI(işaret edilen) adaletsizliktir(kaynak)=> adaletsizlik => devletin kaynağı... Dediğin gibi düşünseydim, "kaynak" değil "amaç" kavramı kullanırdım.. Kaynak kelimesi, açığa çıkaran, sağlayan, temelde olan, sebep olan gibi düşünülmeli... Kısaca ekonomi-politik, sosyo-ekonomi-politik=> adaletsizliği, adaletsizlik=>devleti doğurdu, devlet "adaletszliğin aracı" veya varlığı tabanından doğdu ve bu aracı, o aracı var eden, ortaya çıkartan koşullar olduğu sürece, 2 türlü de -olumlu, olumsuz, tersine- kullanmak mümkün...

İfadende kırmızı ile renklendirdiğim kısım ekonomi(fayda-zarar, menfaat vs. diğer yazılarımda çeşitlendirdim) temeline ve elbette çeşitli araç, amaç, ulaşım gayesi, gereksinimleri de(devlet, sözde adalet, hukuk, din, şeflik vb. istismar veya kötüye kullanılan bir çok araç-kurum dahil) ekonomi-politiğe yaslanır. Ekonomi, ekonomi-politik çözülmeden, kavranmadan, adalet kavranamaz... Örneğin o haydutlar, başkasının emeği, malını çalarken, "adaletsiz olmak için" yapmaz. AMAÇ ADALETSİZ OLMAK DEĞİL, fayda için yapar(EKONOMİK), adalet-adaletsizlik kavramı da bu eylemin neya mal olduğu(ekonomi-politik), kısaca eylemin hali, durumu, sonucundan doğar... Kısaca neresinden bakarsak bakalım temel sorunumuz ekonomi-politik ve bilinçtir ve adalet-adaletsizlik ve tüm olumsuz sonuçları da bu tabana dayalı, bağlı...

Kısaca 1 avuç haydut, hakkı olmayanı alıyor, alıkoyuyor(hangi yöntemle olursa olsun), kendine hak olmayanı hak haline getiriyorsa = ADALETSİZLİK olur. Bu halde ONAYLANMASI, MEŞRULAŞTIRILMASI, MEŞRU görülmesi, boyun bükülmesi, sürdürülebilmesi vb. hem güç(haydutluk hakkını sağlayacak), hem bilinç(farkındalığın haydutlar adına olumsuzluğu, öyleyse olumlayan, kabullenen bilincin, zihnyietin hakim kılınması), hem de vicdan yönünden vs. çeşitli sorunlar doğar. Bu sorunları, engelleri aşmak için de; çeşitli kurumlar(din, mitoloji, boş işlerle meşgul etme, meta fetişizmi, bireysel, böbürtük kahramanlık, yücelik öyküleri, bu dünya sınav, yalan dünya, aynı gemideyiz vb. masalı), devlet(hem zor, yaptırım aygıtı hem de ideoloji ve masalların empoze aygıtı), egemenin kanıksattığı ideoloji, kabullendirilebilir sözde-muğlak hukuk, sözde adalet ve başkasını mahrum bırakma ve sadakat hakkı-şartı veya servet, toprak, mülk, para, sermaye vb. temelli imtiyazlı-ayrıcalıklı olma hakkı, çeşitli kutsamalar, afyonik hamasetler, din, ırk, renk, mezhep, etiket kamplaştırması, ayrımcılığı, ötekileştirme ve yabancılaşma vs. doğar. Vs. vs. vs. vs.

Adalet; haksızın(adaletsizin, böylece hukuk kavramı da dahil oldu), haydutun, hakim ideolojisi, din, inanç, kurum(haydutluğa maruz kalanların afyonlandığı hamasetler, din vb. dahil), ideolojisi veya meşrulaştırılmış zihniyeti, kurumlarındaki kişisel temsile ve davranışlarına, hele ki, EKONOMİDEN(fayda, zarar, menfaat içinde) BAĞIMSIZMIŞ gibi görülerek, gösterilerek, asli, temel kaynağın dışlanmasına indirgenemez, indirgenmemeli(benim neye itiaz ettiğim açık). Fakat bu salt fayda ekseniyle değil, karşılama, yani yaşayabilmek ve yaşamı sürdürebilmek için -fayda- gerekli olan bedel ekseniyle de böyledir(ekonomi-ktir)... İnsan önce ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır(ekonomi), zaten temel istismar da buradan doğar. 1 Ağacı tüketen ve her gün artan mantarları düşünelim... Örneğin yoksulluk sınırının 100.000 TL'ye dayandığı, nüfusun %70-80'inin bu oranın altında, bu kesimin yarısının da açlık sınırı altında yaşamak zorunda kaldığı, ama buna rağmen her yıl ayrıcalıklı, azınlıklık kılınmış, mantar, haydut milyarderlerin arttığı, %2 gibinin ultra korkunç gasp, %5'in korkunç gasp-fayda, %5'in de nemalandığı, toplamda nüfusun %15'i civarı bir kesim yağlı, ballı yaşarken, bugün Türkiye'de, 1 Evlilik ve 1 çocuğun masrafı, sağlıklı(cinnetsiz) geçim için, aylık ortalama gelir ne olmalıdır? Ağaç da(toplum), doğa, mantarlar da, toplum, dünya olanak-kaynakları bakıkmından kişi başı her insanın edinebileceği ortalama gelir, fayda da belli, öyleyse demek ki gasp var, korkunç mantarlar var ve egemenler...

Adaletsizlik değil mi? => DOĞRU, adaletsizlik, işte böylece adalete ihtiyacımız oldu(öyleyse kaynağı, sebebini çözmek zorunda değil miyiz?)... Senden yaptığım alntıya dönelim, sorun nerede? Göçebelikten yerleşik hayata geçen insanların, ürettiklerinin önce bir kısmına, sonra tamamına el koyan bir avuç haydutun, ortaya koymuş olduğu sistemin adıdır devlet. ... Yani adaletsizliğin ekonomi-poliitk temeli, bir kaynağı var ve bu temel çözülmeden kavranamaz. Bir de yaşam için olmazsa olmaz ihtiyaçlar ve bunun için de olmazsa olmaz bedel görülmeden ve beraberinde,,, adaletsizliğin temsil edildiği kurumlarda ayrıcalıklı kılınan ideoloji, siyaset, ayrıcalıklıların vb. davranışlarıyla açıklamaya çalışılan soysuz(temelsiz, kaynaksız, sebepsiz) "adalet" söylemi de anlam taşımaz. Sanki temel sağlam, temelde yatan ve adaletsizliği üreten, kutsayan, sakat bir ekonomi-politik, işleyen çarkı yok, ama hakimler(ayrıcalıklı elitler) içerisinde 3-5 tuğla çürükmüş gibi. NEDEN EKONOMİ DİYORUZ? Açık, bir diğer ve AYRILMAZ-AYRILAMAZ yanı da, TOPLUM ürettiğinden kendine düşen PAY, HAKTAN NE KADAR DAHA FAZLA FAYDALANIRSA, HAYDUTLAR da, adaletsizliğin fiili koşulları da o denli GÜÇ kaybeder veya gasp oranları azalır. Ekonomi dersek dolaylı-dolaysız sonuçları bakımındandır => ekonomi-politik ve bu bir bakıma ekonomik, politik, yaşam davası, mücadelesi hem de hak, hukuk mücadelesidir de.).

AKP konusuna gelirsek, o adaletszliği üreten mevcut koşulları, adaletsizliği, aşırı pervasız, aşırı vahşi, sistemin genele yayılmış kabulleri, kanıksatılmış -üretime el koyma, üretimden pay alma -gasp- yerine-, dolaysız-çökerek, ganimet-çete-gasp anlayışını, ilkel benliğin(bilinçaltı, altbenlik), hayvani fayda-arzuların bireysel-güdüsel de olsa, kleptokrasi ve rejimle ve belirli bir zümreye, dolaysız hırsızlık yolunda meşruluk(afyonla sürüleştirilen, malı, kanı çalınacak toplum, toto oyununa benzeyen, sözde temsili demokrasi, özde temsilin mümkün olmadığı demagograsi(haydutlar çiftliği) aldatmacasıyla hükümet olma yetkisini elde etmişlik, sözde cihad adına ganimet, güç edinmek, din vb.) sağlanmış olanak, imkanlarla, sistematikleşmiş, ağ gibi örgütlenmiş halini(kleptokrasi), bu anlayıştaki vahşi haydutluğu, vahşi sermaye, hırsızlar rejimini temsil eder(kişilerin bireysel güdüleri, kişisel olsa bile, işleyen sistematik çark, sistem, ağ eliyle belirli bir azınlığın ortak gücü, temsiline dönüşmüştür). Bunlar bunca şeyi, adaletsiz olmak için yapmıyorlar, korkunç bir ekonomi-politik fayda, menfaat, hırsızlık adına yapıyorlar ve varlığı, eylemleri ve sürdürebilirliği vb. adaletsizliği doğuruyor, hakim kılıyor ve hem gasp, hem de gaspın kaygısızca sürdürebilirliği açısından -amacın ve eylemin sonucu oalrak da- adaletsiszliğe, meşrulaştıracak yol, yöntemlere, hırsızlıkalrının, haksızlıklarının farkında olunması veya olana karşı güç gösterimine de mahkumlar. Ne oluyorsa, aşırı ve hakkı olmayan düzeyde ve aldatmak, mecbur bırakmak, tehdit, şantaj(her bok var) binbir yol, yöntemle, başkalarının hakkı, hukukunu gasp ederek, menfaat, çıkar, fayda sağlamak uğruna... Dinmiş, yok ülke, milletin yararınaymış, yaptıkları bütün siyaset kendi yarar ve meşru gösterme adına, uygun kılıf, destek bulma, aldatma, meşrulaştırma adına(kısaca:istismar, tecavüz, ve toplum bu cehaletle, eline şeker tutuşturulmuş, süreğen istismar edilen bir çocuk gibi.)...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (22-03-2026 Saat 14:56 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:07 .