Eklenti 344
Ricoldus de Monte Crucis, kendi tabiri ile İsa sevgisini tebliğ etmek amacıyla yollara düşmüş bir misyoner. Ortadoğu'ya yaptığı seyahatin anlatıldığı bu eserinde, özellikle Moğollar(Tatarlar diyor) ve Müslümanlardan bahsediyor. Arada Nasturilerden, Yakubilerden, Türklerden ve Kürtlerden de bahsediyor. Yazdıkları her kesimden insanı rahatsız edecek türden. Bence biraz dengesiz biri ama yazdıkları önemli. Kendisi gibi olmayan herkes için çok kötü şeyler söylüyor. Diğer taraftan, altta Kürtler hakkında yazdığı gibi, 'kötüler ama iyiler de' diyor. Kürtler herkesi öldürüyormuş ama bunların arkadaşlarına yardım etmişler.
Kitabın sonunda müslümanları övüyor da övüyor ama sonra ben müslümanları övmüyorum, müslümanlar şöyle böyle diyor.
Kürtlerden iki sayfa bahsetmiş. Şöyle demiş;
''Tebriz'den güneye inerek kötülük ve gaddarlıkta ziyaret ettiğimiz barbar ulusların hepsini gölgede bırakan cani ve kuduruk Kürt halkının yaşadığı topraklara vardık. Kürtler yabani keçiler gibi yüksek ve sarp dağlarda yaşıyorlardı. Tüm diğer doğu milletlerine boyun eğdiren Tatarlar bile onları dize getirememişlerdi. Bu halka kısa boylu oldukları için değil, ki vücutları hayli iridir, boylu posludurlar, Curti, Fars dilinde kurt anlamına geldiği için Kürt demektedirler. Yarı çıplak gezerler ve diğer halklardan uzun saçları ve sakallarıyla ayırt edilirler. Saçları uzundur, başlarının üzerinde ağalık ve beylik nişanesi olarak horoz ibiğine benzeyen kırmızı bir başlık takarlar. Kürtler büyük bir fenalık, soygun, hıyanet ve katliam yapmadıkça kendi içlerinden saygı göremezler ve yukarıda anılan başlığı giyemez ve kendilerine evlenecek kadın bulamazlar. Ama bir Kürt dikkate şayan bir kötülük yapmaya görsün, ona işlediği fenalığın derecesine göre en soylu, en varlıklı kadınları verirler. Eğer yaptığı kötülük önemsizse önemsiz bir kadın eğer büyük bir suç işlemişse önemli bir kadın verirler.
Kürtler müslümandır ve Kuran yasasına tabidirler. Bütün hristiyanlardan bilhassa Fransızlardan ve dindar kişilerden nefret eder, rast geldiklerini büyük bir hevesle ve gayretle katlederler. Tanrı bu insanların hiddet ve zalimliklerini bize karşı hoşgörüye ve insaniyete dönüştürdü. Bir defasında bozkırda kaybolan dostlarımızı aramaya gittiler, onları bulup karların içinden çıkardılar ve ısınmaları için büyük bir ateş yaktılar. Daha sonra bize yaban balı ve bozkırlarında bolca yetişen manna celi ikram ettiler.
Kürtler önceleri Keldani inancına tabiydiler, peşinden ikinci olarak hristiyan ve daha sonra yasanın serbest olmasından ötürü üçüncü olarak müslüman oldular. Kürtler arasında cinayet, soygunculuk ve hıyanet olmak üzere üç günah yaygındır. Bu sebeple katiyen hiç kimse onların verdiği sözlere ve ettikleri yeminlere güvenemez. Yukarıda sayılanlar yanında kürtlerde daha bir çok vahşilik bulunsa da hepsini burada sıralamak hayli uzun sürecektir. İçlerinden biri bir nehirde boğulursa, nehrin suyunu bir kırbaya doldururlar ve kırbaya sertçe vurarak nehri cezalandırırlar. Daha sonra nehre giderek yatağını bir çok kola ayırırlar ve akış yolunu daha fazla meşakkat çekmesi için kıvrımlı şekilde uzatırlar.''