Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-07-2007, 21:59
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Bu yazı dizisinde yardımlarınızla hıristiyanlığın "zındık" saydığı akımların bir derlemesini yapmak istiyorum. Aynı çalışma İslamiyet için de yapılabilir tabii. İslamiyetle ilgili sitede epey birikim oluştuğu için bu bölümde sadece hıristiyanların "zındık"larını tercih edelim diyorum.

Ben Valentinus'la başlamayı düşünüyorum. Arkasından Mani ve Arius'a geçeceğim. Katkılarınızı bekliyorum.

Valentinus ile internette türkçe olarak az bilgi var. Valentinus'u, sevgililer günü ile ilişkilendirilen Aziz Valentinus'la karıştırmamak lazım. Birçok yerde verilen iki paragraflık bilgiyi aktarayım önce:

M.S. II. yüzyıl) Gnostisizmin Roma ve İskenderiye okullarını kuran Mısırlı din felsefecisi. Müritlerinin kurduğu Valentinusçu cemaatler II. ve III. yüzyıllarda Hıristiyan ilahiyatının karşısındaki en ciddi tehdidi oluşturmuştur. İskenderiye'de felsefe eğitimi gördükten sonra 136-140 yıllarında Roma'ya gitti ve 25 yıl orada kendi öğretisini yayarak nüfuz kazandı.

Roma piskoposu olmayı beklediği halde bu göreve getirilmemesi üzerine 140 yılında Hıristiyan cemaatini terk etti. Yaklaşık 160'da Kıbrıs'a ya da İskenderiye'ye gitmek üzere Roma'dan ayrıldıktan sonra Paulusçu ilahiyat ile gnostisizmin ilkelerini kaynaştıran Hakikatin İncili'ni kaleme aldı.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-07-2007, 22:50
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Valentinus'un Gnosisi

Bütün Gnostiklerde olduğu gibi Valentinus'ta da kısaca "insanın kendini bilmesi, Tanrı'yı bilmesi demektir". Gnosis, bilgi demektir, Valentinus'a göre ise iki anlam taşır:

1. öz-bilgilenme (insanın kendini tanıması)
2. insanın içindeki ruhun tövbesi ve kurtuluş

Biz bu anlayışı aslında yakından tanıyoruz. Bildiğimiz tasavvuf anlayışıdır bu. Vahdet-i vücut olarak ifade edilen tanrının insanda olduğu düşüncesidir. Bu tanrıya da kolaylıkla ulaşılamayacağını, birçok evreden geçerek ruhu terbiye etmek gerektiğini biliyoruz. İşte Valentinus'da da bu anlayış vardır.
http://www.ezoterizm.8m.com/gnosis.htm

Valentinus için "gerçek varlık" tanrısal yada tinsel olandır. Bizim elle tuttuğumuz şey "gerçek varlık" değildir. İşte bu "gerçek varlık" şu anda bir bedenin içinde tutsaktır ama tanrısal yaratılışta ve kökendedir. Bir zamanlar tamamen bu özelliklere sahip iken aşkın bir bölgede yaşamıştır ama daha sonra aşağıdaki bu bölgeye atılmış ve bedensel zindanına mahkum edilmiştir. Bu bedene girmek bir "düşüş"tür. Daha yüksek, daha aşkın bir bölgeden aşağı düşmüştür. Burdan kurtuluş bir "yeniden doğuş" oalacktır.

Valentinus, insanın yaşadığı bu dramı aynı zamanda tanrının yaşadığı bir dram olarak ele alır. Tanrı, insanları kurtarmak için dünyaya kendi oğlunu göndermiştir. İnsanın "yeniden doğuş"u için gerekli olan birçok aşağılanma vardır ve bu oğul bütün bu aşağılanmaları yaşar. Göğe dönmeden önce de birkaç seçilmiş kişiye "gnosis"i aktarmayı başarır.

Görüldüğü gibi İncil öykülerini anlaşılır hale getiren bir düşünce sistemi ile karşı karşıyayız. Aslında teolojik açıdan sorun olabilecek birçok noktaya açıklama getiren mantıklı bir bütünlük içinde çözümlemeler yapar Valentinus.

Hıristiyanlıktaki seçilmiş kişiler, kutsal ruh, vaftiz gibi birçok olgu tanrının bazı insanlara gönderdiği gizemli bilgi "gnosis" ile makul bir açıklamaya kavuşur.

Hıristiyan ortodokslar için bütün bunlar birer sapkınlıktır. Her şeyden önce vahdet-i vücut anlayışı kabul edilemez. İnsanın kendini anlamaya ve tanımaya çalışması ile tanrıya ulaşması demek tanrıya ibadet etmeyi engeller, ayrıca tanrının yarattığı bir şey olan insanı tanrıyla eşdeğer tutmak anlamına gelir, dolayısıyla da sapkın bir anlayıştır. (İslamiyette de tasavvuf anlayışının sapkın olarak nitelendirildiğini hatırlayalım.)

"Gnosis"e sahip olmak Budizm'deki Nirvana'ya ulaşmak ile karşılaştırılabilir. Gnostik metinlerden Philip İncilinde gnosise ulaşanın artık bir İsa haline geldiği ifade edilir. Bu da büyük bir sapkınlıktır. Kimse tanrılaşamaz. Bu sadece İsa'ya özgü birşeydir. İnsanlar için "yeniden doğuş" diye birşey sözkonusu olamaz.

Özetlersek Valentinus 100-160 yılları arasında yaşamış ve Roma ve İskenderiye'de geniş çaplı bir *etki yaratmıştır. Öğretisi ilk dönem hıristiyanların en ciddi düşmanlarından bir haline gelmiştir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-07-2007, 00:39
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Mani'nin Hayatı

Valentinus'un öğretisi oldukça kapsamlı, ayrıca Eski Ahit'in öykülerine uymayan bir yaratılış öyküsü var, ancak bu kısımlar şimdilik ilgi alanımız dışında olduğu olduğu için Valentinus'u geçip ilk hıristiyanların ikinci önemli düşmanı, ikinci büyük "zındık" olan Mani'ye geliyoruz.

Mani 216 yılında Babil'de doğuyor. Babası Patek Yahudi-Hıristiyan karışımı Gnostik mezheplerden Elkesaiciler'de yer almış birisi. Çocuk, yani Mani sakat doğar, muhtemelen topaldır. Mani, ateşli bir Yahudi-Hıristiyan çevrede büyür ve sıkı bir teolojik eğitim alır. Sırasıyla 12 ve 24 yaşlarında iki kez kendi görevini açıklayan vahiy alır ve bulunduğu Gnostik mezhepten ayrılıp kendi yolunu çizmeye girişir.

Mani Sasani devletinin yeni kralı olan I. Şahpur tarafından çağrılır ve kral peygamberden çok etkilenir. İnançlarını ülkesinde serbestçe yaymasına izin verir, yani resmi bir din olarak Maniheizm'i tanır. Mani kralın kardeşi Perviz'i bile dinine katmayı başarır. Bir eserini de ona ithaf eder. Dinini yaymak için imparatorluğun içine uzun geziler yapar.

Şahpur'un ölümünden sonra yerine geçen Hürmüz de Mani'ye esnek davranır ama bir yıllık hükümdarlığından sonra ölüp de yerine oğlu Behram geçince işler değişir. Mazdeistler Mani'nin dininin Sasani uyruklarındaki insanlara sapkınlık aşıladığını söylerler. Behram peygamberle gerilimli bir atmosferde konuşur ve Mani tanrıdan mesaj aldığını söyleyince Behram patlar: "Bu vahiy niye sana indi de, ülkenin efendileri olan bize inmedi?" (Aslında gayet makul bir soru) Mani "Tanrının iradesi böyleymiş" der ve tabii hapsi boylar. 20 kiloluk zincirlerle bağlanır ve ağırlıklarından dolayı büyük acılar çeker. 26 gün süren bu çile günlerinden sonra çarmıha gerilir ve diri diri derisi yüzülür. Cesedi parçalar ayrılır ve başı kent başında teşhir edilir, geri kalanı ise köpeklere atılır.

Peygamberi öldürdükten sonra Behram'ın emriyle din de acımasız bir şekilde ezilir. Yine de oldukça yaygın bir taraftar topluluğu ile uzun süre varlığını sürdürmeyi başarır. Hatta Uygur'ların da Mani dinini kabul etmiş olduklarını biliyoruz.

Hıristiyanlığın en ciddi düşman veya rakiplerinden biri Sasani devleti ve Mazdeistler aracılığıyla ortadan kaldırılmış olur böylece.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-07-2007, 00:46
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Mani Öğretisi konusunda dünyadinleri.com'da güzel bir çalışma yapılmış. Ordaki metini aynen aktarıyorum.

Mani Öğretisi

O dönemden günümüze kalabilen resmî belgeler Mani'yi bir din sapkını ve bir şarlatan olarak tanıtıyorlar. Ancak, XVIII. yüz yıldan başlayarak yapılan araştırmalar Mani hakkında tüm bilinenleri değiştirdi. Artık Mani, kimilerine göre yeni bir din kuran bir bilge, kimilerine göre de çeşitli dinsel öğretilerin, Zerdüşt inancının, Buddha'cı ahlâkin, Mithra kültünün ve Hıristiyan öğretisinin bileşimini gerçekleştirmiş bir dehâdır.

Özellikle XX. yüz yılda gerçekleştirilen bazı buluşlar, Mani'nin yasam öyküsünün tümüyle gözden geçirilmesini gerektirdi. Ortaya çıkarılan ve Mani tarafından bizzat yazılmış olduğu savunulan bu yeni belgeler, Mani'yi insanlığın kurtuluşunu müjdeleyen bir peygamber olarak göstermektedir. Mani, insanlığın dinsel kurtuluşunun tarihsel bir akis içinde en önemli aşamalarını sıralarken, kendi öncülleri arasında Enoch'u, Nuh'un oğlu Sam'ı, Buddha'yı, Zerdüşt'ü ve İsa 'yı saymıştır. Mani, bu yazılarda, İsa 'nın yaşamının belli baslı olaylarını özetlemiş, Havariler'in çabalarını, Paul'un misyonunu, Hıristiyan Kilisesi'nin yaşadığı krizi ve dünyayı düzeltmek için uğraş vermiş olan Marcion ve Bardanes gibi gnostikleri anlatmıştır Nihayet, İsa 'nın müjdelemiş olduğu "Paracletos"un, yani bizzat Mani'nin döneminin geldiğini ilân etmiştir.
"Paracletos" sözcüğü, Ruhulkudüs'e verilen bir isim olarak Yuhanna İncili'nde geçmektedir. "Paracletos"un din dişi anlamı "şefaat eden, aracı, arabulucu" biçimindedir. Özellikle, İsa 'nın veda konuşmalarında "Avutucu, Gerçek Ruh ve Kutsal Ruh" adi altında sıkça yer almaktadır (Yuhanna XIV/16,26 - XV/26 - XVI/7).

Manicilik'te gerçek gizem, köktenci ve evrensel Düalizmdir. Manici inanca göre bu gizem, Mani'nin ruhsal ikizi olan Paracletos tarafından Mani'ye aktarılmış ve Mani de bu gizemi öğretmekle görevlendirilmiştir. Mani, on iki yaşındayken ilk kez göksel bir ziyarete tanık olduğunu ve ilk ilâhi açıklamaları aldığını ileri sürer. Arap tarihçisi en-Nedîm'e göre bu ziyareti yapan "et-Taum" (ikiz anlamına gelen Nebatîce bir sözcük) adli bir melektir. Bu melek Mani'nin ikizi ya da ruhsal esi olup, onu eğitip görevine hazırlayacak olan Paracletos'tur.

Mani'ye göre Zerdüşt, Buddha ve hatta İsa 'nın başarılı olamamalarının nedeni, kendi öğretilerini yazıya geçirmemiş olmalarında aranmalıdır. Bu düşünce ile Mani, herkesçe anlaşılabilen basit bir dil kullanarak kendi öğretisini yazıya dökmüştür. Manici yazıların halktan gördüğü yoğun ilgi, Maniciliğin karşısında olanların ve özellikle Hıristiyan Kilisesi'nin neden bu yazıları yok etmeye çalıştıklarını açıklamaktadır. 279 Yılında, Roma İmparatoru Diocletianus, İskenderiye kentinde tüm Manici yazıların yakılmasını buyurmuştur. Buna benzer yok etme çabaları yüz yıllarca sürdürülmüştür. Halbuki, İsa 'dan sonra II. yüz yılın ortalarında İran 'da doğan Manicilik inancı, henüz ilk yüz yılını tamamlamadan Doğu ve Batı'ya yayılmayı başarmıştı ve doğal olarak karşısındaki en büyük rakip Hıristiyanlıktı.

Manicilik ile Hıristiyanlık arasında uzun ve sert bir kavga cereyan etti. Hıristiyanlık bu kez karşısında, akilci yöntemleri ve basarili diyalektik çözümlemeleri olan, Hıristiyan Kilisesi modeline uygun örgütlenen ciddi bir hasım bulmuştu. Her geçen gün, Manicilik karşıtı kilise kuralları, devlet buyrukları ve düalist öğretileri kötüleyen yapıtlar çoğalıyordu. Hıristiyan Kilisesi, Manicilik karşısında geçirdiği korkuyu bir daha asla unutamayacak, yüz yıllar boyunca karşılaştığı her düalist hareketi Maniciliğin bir devamı ya da hortlaması olarak kabul edecekti. Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına karşın Vaudois'lar, Kathar'lar, Tampliye'ler Manicilik ile suçlanacaktı. Artık, Hıristiyan Kilisesi'nin gözünde her sapkın inanç Manicilik olarak yaftalanacaktır. Bu suçlamadan ne Luther, ne de Calvin kendini kurtaramayacaktır. Oysa, Luther kendi yandaşları tarafından Kilise'nin Maniciliğe karşı son savunucusu olarak gösterilmiştir.

Batı'daki Reformasyon hareketinden sonra, her ne kadar Kilise'nin dogmatik tutumunda önemli bir değişim olmadıysa da, Maniciliğin araştırılması ve daha iyi anlaşılması çabaları başladı. Manici belgelerinin incelenmesi, Doğu ile Batı'yı Zerdüşt ile İsa 'yı birleştirmeye uğraşmış bir bilgenin varlığını gösteriyordu. Zamanla, eski Iran ve Hind inançlarının daha iyi anlaşılmasıyla, Maniciliğin kaynaklarına dair yeni açıklamalar elde edildi. Maniciliğin temel öğretisi olan gnostik düalizmin eski Zerdüşt inançlarının yanı sıra, Hind öğretilerinde kök bulduğu ortaya çıkarıldı. Böylece Manicilik; köktenci düalizm, Doğu pagan inançları ve doğacı dinlerden kaynaklanan, Zerdüşt'ten yola çıkarak düzenlenmiş ve İncil kalıbına dökülmüş bir gnostik Asya inancı olarak tanımlandı.

Asyrioloji'nin gelişimi Manicilikte yeni nitelikler bulunmasını sağladı. Böylece, Maniciliğin en eski köklerinin Kalde ve Babilonya'nin eski inançlarında yer aldığı anlaşıldı. Sonuçta Mani dininin, Mezopotamya -Iran düalizmi üzerine temellenen ve evrensel bir din niteliğine ulaşabilmek amacıyla Buddhizm ve Hıristiyanlık'tan aktarmalar yapan bir "syncretist" (bağdaştırmacı) inanç olarak Doğu'ya ve Batı'ya doğru genişlediği belirlendi. Bu genişleme, Hıristiyanlığın ilk yüz yıllarında tam anlamıyla etkindi ve ancak İslâm tarafından kesin olarak durdurulacaktı. Kısacası Mani, Zerdüşt inancının da kaynağı olan Kalde-Babilonya potasında, Buddhist ahlâk ilkelerini ve Hıristiyan öğretisini harmanlayan bir bilgeydi.

Ortaya çıkarılan son bulguların ışığında, Manicilik bir büyük din olarak değerlendirilebilir. Üstelik "kitaplı" bir din, bir misyoner dini, örgütlenmiş bir din, tüm büyük dinleri kendinde eritmek isteyen evrensel ve nihaî bir din. Ancak tüm bu niteliklerden daha önemlisi, her şeyin başına iki ezelî ve karşıt iki ilkeyi, Işık ve Karanlığı yerleştirmiş olan ve İsa 'nın gelişini müjdelediği "Paracletos" tarafından gizemleri açıklanan köktenci bir "gnosis"tir Manicilik. Tüm yaşamı ve tüm bilgileri içerdiğini ileri süren bir toptancı gizem dinidir. Isa basarisiz olmuş, Aziz Paul ile Marcion' un çabaları boşa gitmiştir. Gerçek Kilise'yi yeniden düzenlemekle görevlendirilmiş olan Paracletos-Mani zuhur etmiştir.

http://www.dunyadinleri.com/maniheizm.html

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-07-2007, 01:44
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Gnostik Yaratılış Miti

Gnostik yaratılış mitlerinin tipik yapısı hem Valentinus'ta hem Mani'de karşımıza çıkıyor. Gnostizm düalist bir özellik taşır. Yehova'nın yada Allah'ın dünyayı yaratan tanrı olduğunu kabul etmez. Dünyanın içinde olduğu Kozmos yaratılmadan önce yani başlangıçta iki "töz" vardır: Işık ve Karanlık. Kuzeyde "Yücelik Babası" olan Tanrı vardır. Güneyde ise "Karanlıklar Prensi" yada bizim bildiğimiz Şeytan/Ehrimen yer alır.

Henüz Kozmos yaratılmadan önce Karanlıklar Prensi kralllığının sınırlarını kuzeye doğru sıkıştırır. Göz kamaştırıcı Işığı görünce onu ele geçirmek için dayanılmaz bir özlem duyar. O zaman Baba, düşmanını püskürtmeye karar verir. "Hayatın anası"nı çağırır yada kendi benliğinden bir "ilk insan" tasarlar. (İran mitlerinde bu Ahuramazda'dır) İlk insan ruhunu beş ışıktan yapılmış ve beş oğul anlamına gelen bir zırh korur. İlk insan karablığın karşısına dikilir ancak karanlığın güçleri demonlar(Arkontlar) onu yener ve beş oğlunu da yer. İşte bu yenilgi kozmik bir karışım başlatır. Mutlak karanlığın içine ışık girmiştir.

Baba, yani iyi Tanrı yeniden bir yaratma eylemine girşir ve "Yaşayan Ruh"u çağırır, o da karanlığa doğru inerek Ezeli İnsan'ın elinden tutar ve onu yukarıya Işıklar Cenneti'ne çıkarır. Yaşayan Ruh Arkontları yener ve onların derilerinden gökleri, kemiklerinden dağları, etlerinden ve dışkılarından toprağı yaratır. Ayrıca karanlıkla temasın fazla zarar vermediği ışık parçalarından güneşi, ayı ve yıldızları yaratır.

Baba bu sefer yeni bir işe daha girişir, "Üçüncü Elçi"yi yaratır. Üçüncü Elçi kozmosu, hala karanlıkta tutsak ışık parçacıklarını toplayacak ve kurtaracak bir şekilde düzenler. Ayın ilk onbeşinde parçacıklar dolunay olan aya kadar yükselir; ikinci onbeş günde ışık aydan güneşe ve sonunda gökteki *vatanına aktarılır. Ama geride demonların yuttuğu oğulların ışık parçacıkları vardır. Sağa sola saçılan ışık parçalarını topladık, demonların yuttuklarını nasıl dışarı çıkaracağız. O zaman elçi, erkek demonlara göz kamaştırıcı çıplak bir rahibe olarak, dişi demonlara da çıplak ve güzel bir genç adam olarak görünür. Arzuyla tutşan erkek demonlar tohumlarını ve onlarla birlikte yuttukları ışığı saçarlar. Toprağa düşen tohumlar her türlü bitkinin bitmesini sağlar. Genç adamı görür görmez hamile kalan dişi demonlar da ucubeler doğurmaya başlarlar. Bu ucubeler de gidip ağaçların tohumlarını yerler ve onlardaki ışığı özümserler.

Demonlar/Arkontlar ışıkları geriye yakalamak için hain bir plan yaparlar. Biri erkek diğeri dişi iki demonışığın tamamını yutabilmek için bu ucubelerin hepsini yutar ve çiftleşirler. Adem ile Havva böyle dünyaya gelir.

Biraz karışık bir öykü. Ben Eliade'nin anlatımından aktardım. Burda ışık yada iyilik için verilen bir mücadele öyküsü görüyoruz. Işık bir onun içine bir bunun içine giriyor. Birbirlerini yiyerek ve çiftleşerek süren bu mücadelenin sonunda Adem ile Havva'nın içinde doğal olarak hem ışık hem karanlık yer alıyor. İnsan doğasının hem iyi hem kötü olmasını ifade eden ve Hint ve İran düalizminin her özelliğini taşıyan bir öyküdür söz konusu olan.

İsa'nın yani saf ışık olan, saf iyilik olan kurtarıcının dünyaya gönderilmesi de bu öykünün devamıdır. İbrahimi yaratılış öykülerine alışmış olanlar için saçma gelecek bu öykünün aslında diğer yaratılış öykülerinden bence mantıksal tutarlılık açısından eksiği yok, fazlası var.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 20-07-2007, 23:57
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Arius ve İznik Konsili

Arius o zaman Roma'nın bir eyaleti olan Libya'da doğdu. Hıristiyan ve zengin bir ailenin içinde yetişti. İskenderiyeli Petrus tarafından Diyakoz olarak vaftiz edildi ve daha sonra da ruhani lider (Presbyter) olarak anılmaya başlandı.

Hıristiyanlığın ilk dört yüzyılında en önemli tartışma hiç kuşkusuz teslis tartışmasıydı. Bu tartışma sonraki yüzyıllarda da çeşitli sorunlara yol açtı. Sonraki yüzyıllarda dine ilk karşı çıkışlar teslis üzerinden başladı. Arius ortodoks teslis yorumuna görer oldukça tutarlı ve felsefi bir teslis yorumu getirdi gündeme. Teslisi redddetmiyordu, ama üç tanrısal kişiliğin yani Eski Ahit'in yaratıcı Baba'sının, İsa Mesih'in ve Kutsal Ruh'un aynı tözden geldiğini reddediyordu. Ona göre Tanrı tekti ve yaratılmamıştı. Oğul ve Kutsal Ruh ise Baba tarafından yaratılmıştı ve dolayısıyla daha alt bir konumdaydılar. Arius'çu teslis anlayışı İslamiyet'in Hıristiyanlığı kavrayışına benzer. Tanrı İsa'yı ve melek olan Kutsal Ruh'u yaratmıştır.

Arius'un öğretisi Hıristiyan teologlar ve izleyicileri arasında büyük bir tartışma yarattı. İlk manastırın kurucusu sayabileceğimiz İskenderiyeli Antonius'un hocası olan İskenderiyeli İskender, Arius'u Sabellian'cılıkla suçladı, bir konsil toplayıp Arius'u mahkum etti ve sürgüne gönderdi. Arius İznik ve Constantinopolis'in piskoposu olan Eusebius'un yanına sığındı. Ancak bu sefer de tartışma Mısır'ın sınırlarını aşıp bütün doğu bölgelerini kapladı.

Constantinus bu sırada Roma'daki egemenliğini sağlamış ve hakimiyetini pekiştirmenin yollarını arıyor, reformlarını uygulamak için araçlar geliştiriyordu. Hıristiyanlar arasında süregiden ve parçalanmaya yol açan bu sorunu çözebilmek için Hıristiyan din adamlarını İznik'te bir toplantıya davet etti. 325 yılında İznik'te birinci Konsil toplandı. Constantinus böyle bir toplantıdan uzlaşma yaratıp politik getiri sağlamayı umuyordu ama Konsil sert bir biçimde Ariusçuluğu sapkınlık olarak mahkum etti.

Ariusçuluk ve teslis tartışması buna karşın bitmedi ve 4. yüzyılın sonuna kadar sürdü.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 22-07-2007, 00:14
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlığın Düşmanları: Zındıklar

Markion ve Polycarp

Markion 85 yılında Pontus'da doğar. Sinop piskoposunun oğludur ve ortodoks adetlerini sürdürür. Ancak Yahudi karşıtıdır ve Eski Ahit'i reddedecek noktaya kadar gider. Böylece Gnostizme adım atmış olur. Luka'nın İncili ve Pavlus'un on mektubundan oluşan kendi yasa kitabını oluşturur. Bir de kendi risalesini ekler buna. Kilise babaları tarafından aforoz edilir ve kendi kilisesini kurar. *Başlangıçta hızla yayılır ve çok taraftar kazanır. Ancak hıristiyanların sert saldırılarıyla karşılaşır.

Polycarp ise İzmir'de yetişip Yuhanna'nın öğrenciliğini yapmış olan bir kişidir. İzmir piskoposluğu yapar ve bir dizi mucizesi olduğuna inanılır. Sonunda Roma'lılar tarafından vahşi bir şekilde katledilir ve öldürülüş öyküsü yıllarca anlatılır. Polycarp'ın "zındıklara" karşı ne kadar saldırgan olduğunu daha doğrusu ilk hıristiyanların kendi anlayışlarından farklı olanlara nasıl düşmanlık duyduklarını bir hıristiyan sitesinden alıntıyla aktarayım:

* * * * * * * Polikarpos, Marsyon ve taraftarlarına karşı çetin bir mücadele verdi. Filipililere mektubunda onların hakkında şöyle yazıyordu : "İsa Mesih’in vücut alarak geldiğini beyan etmeyen herkes Mesih’e karşıdır. Çarmıha tanıklık etmeyen kimse Şeytana aittir. Allah sözlerini kendi öz dileklerine *göre çarpıtan, dirilişin ve yargının olmadığını ileri süren Şeytanın ilk çocuğudur." Bir gün birkaç öğrencisiyle hamama gitmiş ve orada Marsyonu görmüş. Aceleyle Hamamdan kaçmış ve öğrencilerine : "Marsyon burada, bina başımıza yıkılmadan buradan kaçalım" demiş.

* * * * * * * Başka bir gün, Roma’da iken sokakta Marsyon’la karşılaşmış ve onu tanımazlıktan geldiği. Marsyon ona : "Episkopos, beni tanımadın mı ?" diye sormuş. Polikarpos da "Evet, tanıdım. Sen İblis’in ilk oğlusun" diye cevap vermiş.

http://www.meryemana.net/book/index....k=52&site=2809

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13-01-2013, 09:08
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Guncelleme.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 13-01-2013, 11:09
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Verilmek istenen mesajı alsam da Mani'nin yaratılış öyküsünden hiçbir şey anlamadım(çok karışık); ama temelde Hindu öykülerini çağrıştırdı bu öykü bana. Onun dışında karma bir inanç olmakla birlikte bir tür diyalektik ilke olan evrenin zıtlıklardan var olduğu gerçeği temeli üzerine kurulduğunu anlıyorum.

Diğerleri gibi o da ne yazık ki hristiyanlığın yeterince kurumsallaşmış olmasından dolayı yaşam şansı bulamamış. Son darbeyi de islam vurmuş anladığım kadarıyla.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16-01-2013, 06:18
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Isa'nin ifade ettigi soylenen Paraklitos olayi, muhtemelen kiliseyi sarsmis olmalidir Mani inancina dair.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:06 .