Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Çalışma Alanı > Tercüme Çalışmalarımız

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #51  
Alt 16-12-2007, 13:41
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Darwin'in Tanrısı

zamana ve zemine göre hareket eden bir tanrı fikri komik değilmi? -Harunkahya
....
Evet, eğer Tanrı stabil bir düzen kurmuş olsaydı bu dediğinize katılırdım.

Herşey doğuyor, gelişiyor ve ölüyor. *Bu tıpkı da kocaman bir 1000 er sayfaya bölünmüş sitcom seneryolar gibidir.

En üstte genel kaidenin sahibi senarist ve aynı zamanda *yönetmenin olduğu ve her bölümde farklı yaşam kesitlerinin farklı kurallar ile oynandığı bir sitcom.

Unutmayınız, bir bütün olarak bizlere gösterilen filmler. Sahne sahne hatta kare kare çekilir. Düşünsenize bir de oyuncuların doğaçlama gibi bir cüzi iradesi olunca bu işin ne kadar da zor bir o kadar da heyecanlı olduğunu anlayabiliyoruz sanırım.

Gerçekten kainatta cerayan eden ve yaşanan olayların bir bütün halinde izlenebileceği bir filmden daha muhteşem bir film olamaz bence.

Hele hele o doğaçlamaların filimin tasarlanmış finaline uygun düşmeyen karelerini düzeltmek için, yönetmenin araya koyduğu bilge karekterlerin söylemlerini bugünde okuyabiliyorsak.

Dekor, sahne, oyuncular ve herşey kendisini asıl sanıyor ama aslında camın arkasına sıkışmış levhalar. *

Kendini yönetmen sanan bir figüranın oynadığı kısa metrajlı bir film vardı. Sanırım portekiz sineması örneğiydi. Öğrenciyken izlemiştim. Bulsakta tekrar izlesek keşke.

Sevgili metalheart, sanırım cevap asıl sizin için oldu *:wink:

Aman arkadaşlar, bu başlık Darwin'in Tanrısı başlığı ve daha yorumlayacak çok uzun bir yazımız var. Bu konuyu burada kesiyorum ben kendi adıma. yoksa eksen kayacak.

Spartacüsün oki'si ile ben şimdi, kilise kapısı arıyoruz şeyedecek


Selamlar
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 16-12-2007, 14:05
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart Re: Darwin'in Tanrısı

Spartacüsün oki'si ile ben şimdi, kilise kapısı arıyoruz şeyedecek


Sevgili Öz Hakiki Öz Nar Öz Hakikat yolcuları! Kaptanınız Ziggurat kenarında 15 dakika ibadet molası vermiştir, Oki'nin otobüs içerisinde kalması ve kati suretle dışarı çıkmaması önemle rica olunur!. (M.Ö 3000)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 16-12-2007, 18:26
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart Re: Darwin'in Tanrısı

Benim vitesi sen 6 ya taktın sevgili Oki, o halde katlanacaksın!

Bizler bazı konuları ele alırken kendi çerçevemizin dışına çıkamıyoruz. Aslında buda gayet normal bir davranıştır. Evrim yada Tanrı konusunda hazır kalıp bilgiler, kafamızın hep bir yerlerine kazılmış "dinsel" metodlar, ussal kalıplar, erekselci(uşlaşmak istenilen sonuç - önyargı fabrikası), kendi görüşüne olan aşırı güven ve dolayısıyla kendi görüşünü doğru kabul eden - > öznelci... bir takım davranış yada tarza kapılırız... Bu saydıklarım, düşünce biçimimiz üzerinde çok büyük bir etkiye dönüşür. Neredeyse tamamen önüne geçer...

Öncelikle bilimde inanca yer yoktur(bu bilimin sonu olurdu). Sonuçlanması ve dayandırılması önden belli bir şey uğruna çalışmaz bilim. Yani dinler tamamen erekselci(ulaşmak istenilen sonuç) iken bilim nesnelcidir(önsel bir yargı için ulaşım gayesi gütmez yada önsel bir yargıyı temel dayanak yapmaz, yapamaz, maksat önceden bilinen bir sonucu "İSPATLAMAK" değil, elde olan verilerin nedensellikleri üzerinden, bir sonuca bilgiye erişmedir.) İnanç kelimesine bu gün iki açıdan yaklaşabiliriz, 1. İnanç(dinsel kabul ve bütün, adanış) 2. Kabul görme...
kabul görme, kabul edilebilir olma bir inanç sistemi gibi ele alınamaz, suyun 100 derecede kaynıyor olmasının kabul görüşü bir inanç yada bir inanım değil, bir analiz sonucunun mantıksal ifadesidir. Ama yine burada bir inanç olarak yaklaşılamaz, çünkü suyun bileşimleri kaç derecede kaynayacağını da belirliyor yada değiştiriyor. İşte bu halde bu öznel(soyut, düşünsel, iradi) değil, nesneldir(somut). Burada verdiğim örneğe göre bilim ne öznel ama nede inançsal olamaz, metod açısından bilimin yaklaşımı tamamen nesneldir, ve dayanağını ne inançsal amaçlar uğruna ama nede öznel varsayım yada kabuller üzerine dayandıramaz. Bunlar temel dayanak olamaz...

***
Bazı konularda(mesala din ve teolojisi) içinde yaşadığımız dünyayı kavramadan tam bir bilgiye sahip olamayız. Bizlere mantıklı yada mantıkdışı gelen bir çok şeyi değerlendirirken, okuduğumuz yada yorum yapacağımız şeylerle biz, kendimiz başbaşa kalırız. Tüm çevresel faktörleri(mesala üretim biçimi, tarzı, toplum yapısı, çağı, nesneli, sorguyu, eleştirel yaklaşımı vs) bir tarafa iterek, Kutsal sözlerle karşı karşıya ve birde bizim ne düşündüğümüz, nasıl inandığımız bize ne kadar doğru yada yanlış geldiği noktasına odaklanırız(bu öznellik ne kadar belirleyici olabilir?)....

O halde kendinizi bir okyanusun tam ortasına indirin, 365 derece dönerken ne düşünüyorsunuz? ne düşündüğünüzü belirleyen o anki nesnel durumunuz olacak, yön tayini dahi nesnele göre yapmaya kalkacak ve yine ne yapacağınıza usunuzdaki hazır kalıplar ne diyor, mesala Kur'an size hangi ayetinde nasıl sesleniyor, bunlara bakmayacak, nesnel durumunuzu tespit ve bir düşünceye, bir bilgiye sahip olmak için etrafınıza bakacak, gözlemlemeye çalışacaksınız.... Hazır kalıp size hep güney'e git(Kıble) diyor olabilir ama siz yinede 365 derece dönerken Kuzey'deki ada parçacığını görebilirsiniz.... Bir dinci için dünyada çözüm üretilemeyecek hiç bir soru yoktur.. İstediğiniz kadar deneyin her sorunuza mutlaka bir yanıt alacaksınız. Aldığınız yanıtların kendi Mutlak doğrularınıza hitabeti sizi yanıltmasın! Mesala doğaya bak ne güzel, peki şu çiçekler nasıl oldu Tanrı yarattı.. (peki cevapsız bir soru örnek verelim, Tanrıyı kim yarattı? kafir olursunuz yanıta gerek yoktur, böyle bir soru sorulamaz bile, dolayısıyla cevaba da gerek yoktur) Peki bu deprem niye oldu, takdiri ilahi, bu yıldırımlar neden(işte bilimsel soru, neden!) olur? Dinci, Tanrı onlarla kullarını uyarır(amaç), gökten ateş parçacıklarını yeryüzüne atarak insanlara misal(amaç) verir, yola gelmeyen ve bozgunculuk öıkartanları ise onunla çarpar(amaç)......
Gördüğümüz gibi erekselcilikle din, NEDEN sorularına hiç bir zaman yanıt veremeyecektir... NASIL sorularınada yanıt veremeyecektir, sadece tanrı'nın yaptığı bir şey diyecektir. Siz iyide niye böyle yapıyor şöyle olmaz mı diye sorabilirsiniz, o halde cevapda tanrı bilir olacaktır!...

Bir dinci bir dinsel önermenin kendisine ne kadar doğru geldiğini hissederek, o şey her ne ise kabul buyurur. Doğruluğundan yada gerçekliğinden hiç bir şüphesi yoktur çünkü inancı bunun böyle olacağını söylüyordur. Mesala basit bir örnekle, dinsel inanç MUTLAK doğruya olan bir inançtır, dolayısıyla MUTLAK olanda tanrı olmak durumundadır. O halde;
"O, Tanrının en iyi bulunacağı yerin, bilinmeyen yöreler, anlaşılmış olmanın aydınlığını henüz görmemiş karanlık köşeler olduğunu varsayıyordu. *Öyle anlaşılıyor ki buraları bakmak için tam da en yanlış yerler." ("Darwin'in Tanrısı" yazısından)

Erekselcilikten bahsederken ne demek istiyorum. Mesala bu gün "Big Bang" nedir. İşte bunun dinsel yorumuna bakmak her şeyi açıklayacaktır. Big Bang tanrıyı kanıtlar..... O halde bilim adamları Tanrı'yı "ispatlamak" için çalışmalıdır. Peki soru: Bilim hangi konuda olursa olsun yola düşerken "ispat" için mi çalışır? peki yola düşerken "ispat" için çalışacak ise daha yolun başında neyi bulacağını bilmiş olmuyor mu? Bu halde bilimin sonu gelmiştir....
***

Vitesi 5 e doğru çekerken bir noktaya dikkat çekmek istiyorum... Öz Nar nakliyat Yolcuları için Mola yerine yaklaşıyoruz, direksiyonu kaptırmama gayretiyle Oki'yi Muavinliğe zorluyoruz, gerekirse zorla

Köleci toplumlarda Tanrı insanları Hizmet için yaratmıştır söylemi her şeyin önünde gelirdi. Çünkü Köleci toplum yapısı Kutsal ve Soylu olan ailelerin, Tanrı oğulları ve sevgili adamlarının Tanrılar adına hizmeti insanlardan alıp, tanrılara ulaştırdığını öngörür, yayarlardı. Mesala Sümerlerde, Yunan, İyon teolojilerini incelediğimizde bu hizmet etme faktörü fazlasıyla ön plana çıkartılmıştır... Mesala Sümerlerde tanrılar hepinizin karmaşa içinde ve bir çok ağızla yaptığınız duaları duymak istemez, çünkü bu gürültü çok can sıkıcı olacak ve dualarınızı dinleyemeyecektir. Bu nedenle tanrı ile sizler arasına yanrılar aracılar koymuştur(Hristiyanlıkdaki günah çıkartma).. Bu aracılara giderek tanrılardan dilek ve isteklerinizi iletin! *(peki kimin duasının alınıp tanrıya iletileceği, kimin eleneceğine kim karar veriyordu? Aracılar olmasın)
Evet köleci toplumlarda din açısından öne çıkan Hizmettir. Ne gariptir ki köleci toplumlarda insanın belirli insanlara kayıtsız hizmeti üzerine şekillenmiştir...

feodal Toplum yapısında ise, toplumsal odaklanmanın Hizmet değil, üretim olduğunu görürüz. Bu nedenle dinsel söylemlerde üretimin merkeziliği, üretimin merkezi bir biçimde yönetilmesi ve çeşit, çeşit soylu aileler ve kabileler değil, tek bir merkezden tüm üretime hakim olma ve güvence altına alma politik olarak ön plana çıkıyor... Tanrı tek merkezin tek hakimidir, ancak tanrı kendi başına iş göremediği için yine temsilciler eliyle ve kendini temsil üzerine iktidar tanımlaması yapılıyor.... Tanrısal açıdan ön plana Rızk, şükran, egemen olana kulluk çıkıyor... Kulluk ise merkezde olana koşulsuz bağlılık, biat olarak işlenirken, merkezde olan tanrı'nın merkez temsiline dayalı iktidara kulluk olarak biçimleniyor. Çünkü tüm yöneticiler ve egemenler tanrının yönetiminin birer kutsal temsilcisidirler, tüm kurumlar kutsaldır.

Kapitalist toplum yapısında ise öne çıkan bir şey var ki bu garip bir biçimde ortaçağın stabil Tanrısını dışlıyor. Bunu başaran ise toplumsal yapıda ve üretimde öne çıkan YARATIM dır. Teknoloji (icatlar vs) bir yaratım sürecidir...... 20. Yüzyılın başlarında bilime karşı din savaşı, gittikçe stabil yaratım(Tanrı bir kez yarattı, yaratılış masalı) yerine dinamik, yani durmaksızın sürekli yaratımı ve dolayısıyla nesnel değişimlerin(bilimin alanı) olmadığı, aslında bunlar birer yanılsama olduğu çünkü değişenin nesnel değil, değiştirenin tanrı olduğu görüşüne dayanan Postmodern Bilimin temelleri hortlatıldı! Temel dayanağı ise ussal ve öznelci olan, erekselci(dolayısıyla bilimdışı) bir metoda sahip ve ne hikmetse "bilim" kelimesini kendi tanımlamalarının bir yerlerine yamayan bilim karşıtı bir akım gelişti. Bu akımlar bilhassa içinde olduğumuz üretim ilişki ve tarzı gereği sağlam bir devlet desteğine sahip oldular(örn ABD). Çünkü din Toplumları uysallaştıran ve aydınlanma gereksinimini(zaten her şeyi biliyoruz) dışlayan, temel görevi görmektedir...Mesala iyi bir fotoğrafcı(kopyacı) olan, ve bu tür bilim karşıtı dinci enstütülerin kaynaklarından sınırsızca faydalanan H.Yahya - > Bilim(!) araştırma Vakfı.

Anti Evrimcilerin beslendiği Postmodern Bilime bir kaç örnek, parantez içleri ise bilimsel bakış...
1. Gerçek özneldir <> (gerçek nesneldir)
2. Bilgi oluşuturulur <>(Bilgi edinilir)
3. İnanmamakta bir inançtır <>(İnanç(mutlak, dinsel) bir dayatımdır, o halde tezlerine bakmak gerekir(tamamen özneldir), dolayısıyla çürütülen tezler üzerinden bir inanmama inancı oluşturulamaz, sorun dayatan için inandırmak iken, dayatılan için böyle ele alınamaz. Dolayısıyla inanmamak gibi bir sorunu yoktur, sorun inandırmak noktasında dayatana aittir, dayattığı sürecede devam eder)

*Yoktan var eden bir varlığın, varlığına olan inanç mantık dışıdır.. Ve bu durum "bilimsel" bir alan değil, felsefik bir alan ve ussal-öznel bir sorundur. Öznel bir mutlak kabulü, bilimin içine sokma şansı yoktur. Burada bilim derken bilimsel yöntemden bahsedilmektedir...

Vitesi aldık boşa(sen kaşınmıştın), el frenini çektik, hadi Oki, buradan daha uygun bir yer bulmak zor olacak, Zeus - Olbios Tapınağı


nerede hakkında bilgi için
http://mart.mersin.edu.tr/dio.htm

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 16-12-2007, 21:04
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Darwin'in Tanrısı

Arkaaşlar, burada çok güzel bir tiyatro alanı var, bu resimde gördüğünüz yere gelebilmek için, uzun zaman alıyor. Siz arka plandaki minareye çıkın oradan seyredin.

Tayt bizi bozar ama bale bir sanattır.
Sanatta bilim olmadığına göreeee, bale inanıra caizdir *

Haydi bakalım bayanlar baylar ,Bilimsiz sanat *başlıyoooooorrrr…

Spartacus
Aram hataçuryan
Bale 3 perde.
KONU
Savaş alanında köle kadınlar özgürlük özlemlerini yaşamlarıyla ödemek zorunda kalan eşleri ve oğulları için yas tutmaktadırlar. Korku içinde, köleliğin gelecekteki kurbanı olacak çocuklarını beklerler. Spartacus’un eşi Varinia, yeni doğan çocuğuyla birlikte yaklaşan lejyonerlerin elinden kaçarak kurtulur.

Çocuklar annelerinden alınmakta, kadınlar ise Romalılar’ın zevklerine hizmet etmek zorundadırlar. Köle ayaklanmasının bastırılmasını kutlamak üzere ardında ayak takımıyla imparator görünür. Başarılı lejyoner komutanı Crassus alayıyla sağ kalan köleleri getirir. Köleler birbirleriyle savaşmak zorundadırlar. Spartacus çarmıha gerilir.

Ölmek üzere olan Spartacus, bir halüsünasyon sırasında, çarmıhtan aşağıya, Varinia, Afrikalı, Crixus ve onun eşinin yanına indiğini görür.

Crassus çarmıha gerili Spartacus’a bakarken, ilk kez birbirlerine rastladıkları gençlik yıllarını anımsar. Onu bir gladyatör okulunda Afrikalı ile dövüşürken görür yeniden. Bu sırada Crassus, asıl rakibinin kendisi olduğunu sezer. Spartacus dövüşü kaybedip de Afrikalı zaferini reddedince Gassus onu öldürür.

Çarmıhta Spartacus, kendisini Varinia ile birlikte gladyatör okulunda görür. Orada kadın kölelerin antrenmandan sonra eşlerinin yanına girmelerine izin verilmektedir, yalnız Varinia askerler tarafından engellenmektedir.

Crassus dövüş için Spartacus ve Afrikalı’yı seçer. Bundan önce iki arkadaş bir kez daha eşleriyle birlikte olurlar. Dövüşün sonunda Spartacus diğer kölelerin heyecanını ve desteğini sezer.

Spartacus kölelere ayaklanma işareti verir ve hapisten kaçarlar. Özgürce zaferlerini putlarlar.
Köleler, Crassus ve lejyonerleri tarafından uykuda kuşatılarak kılıçtan geçirilirler. Ölmeden önce Spartacus bir kez daha eşini görür.

Spartacus:Karıcım, ben gidiyorum. Seni Allah’a emanet ediyorum. Zaten başka güvenecek biride *yok etrafımda. Hepsi keleğin daniskasını attı, ne büyük hataymış insana dayanmak.

Varinia: Ahh sevgilim, bahtsız yârim, ben şimdi sensiz ne yaparım.

Spartacus: Korkma karıcığım, Allah seni koruyacaktır.

Varinia: Ama Tımaryüs Allah yok dedi bana. Geçenlerde denizin dibine dalarken feleği şaşmış ve anlamış. Kıbleyi bulamayan Allah’ı nasıl bulacak dedi. Söyle spartacus söyle, kim bakacak bana.

Spartacus: Sen o kaşağısı kırık Tımaryüse bakma karıcığım, zaten Tanrı yoksa bende sıçtım. Bu kadar kölenin hakkını koruyacağım diye bok yoluna gerdiler beni demektir.

Varinia: Ah benim cesur bahtsız kocacığım ahhh, sen keşke biraz daha geç yaşasaydın da otobüs şofürü olaydın bunca eziyeti çekmezdin. Molalarda bedava helâya giderdin.

Spartacus: Suussss be kadın, ben şoför olacak adamıyım. O işi Okiler yapar.

O kim?
Eşşeğin biri…
………
Crassus: Seni gidi sefil yaratık. Benim gibi kudretli birini yeneceğini mi sandın?

Spartacus: Beni bugün yenmiş sayılmazsın, bu köleler bir gün özgür olacaklar. *Senin kocaman orduların varsa, sevenin Allah’ı var –Orhan abi çekil aradan. Bu iş ciddi.

Spartacus: Belki adları spartacus olmayacak ama amaçları senin gibi yer cüce tanrılarını yok etmek olacak.

–haberci koşarak gelir.----
Komutan Crassus bir gemici size bu mektubu getirdi.
Crassus mektubu okur ve;
Hhhaaaahhhhhaaaaa; şimdi bir mektup aldım gelecekten, diyor ki hiç korkma crassus Tanrı bu zamana kadar yok olarak geldi. Hahahahahahaaaaaahhaaaaaaaa

Spartacus son nefesini verirken gözlerini gökyüzüne doğru kaldırır ve

Tanrım, seni anlamak için herkesin benim kadar çaresiz kalmasına gerek yok der.
….
3.perde…
-Benim kahraman babacığım Spartacus nerede anne;
-Valla oğlum bir hesaba göre Öldü. Ama senin, onun bir yerlerde hala bizleri gözetlediğini düşünmende bir beis yok.

Ya sen anne, sen ne yapacaksın?

-Crassusun zulmünden kurtulabilmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Bu umudumu her gün Tanrıya dua ederek canlı tutuyorum zaten.
-Anne zeus desende tanrı demesen, bak zeus duyarsa kızar.

Ey oğul, Tanrıyı ben maddede bir suretsel dokunuş ile değil, içimde kaynayan volkan ile tanıdım. Bırak eğlensinler buradakiler, bırak Zeus Crasussun tanrısı olsun. Bize içimizdeki asıl tanrının kaynağı yeter.

3. perde kapanır….
Alkışşşşşşşşşş…..

Resimdeki sütunlu yolda konuşulanlar….
Yav spartacus harbiden kahraman daaa, bu tayt bizi bozar abi. Ne o öyle 100 derece suda kaynayan kurbağa gibi zıp zıp zıpladı durdu.

Lem salak Oki, o bilim adamı mı ki suyun derecesini ölçsün, Bale bir sanattır. Hem eşek hoşaftan ne anlar *

Aaa Oki bak, Koş koş sevenlerin minareden el sallıyor. Koşşşş…
Yok abi onlar el değil, nah böyle kol sallıyorlar bana. Buradan öyle gözüküyor *:?

Kaptaaannnnnnnnn,, anahtarları unutmuşsun. ,,, marşa basmadan manisada sürüyorlar woswosu *

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 17-12-2007, 03:08
metalheart
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Darwin'in Tanrısı

sewgili oki
olayı film kurgusunda yorumlamana teşekkür ederim.

''Kendini yönetmen sanan bir figüranın oynadığı kısa metrajlı bir film vardı. Sanırım portekiz sineması örneğiydi. Öğrenciyken izlemiştim. Bulsakta tekrar izlesek keşke. ''

Dedin ve aklıma geldi..
Gariban mahallenin birinde asım isimli bir cüce yaşarmış.meşguliyetinin büyük bölümü filmlerde oynayıp meşhur olmak hayaliymiş.Aklındaki film *ise 'pamuk prensens ,6 cüceler ve cüce Asım' mış.
Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 17-12-2007, 19:08
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart Re: Darwin'in Tanrısı


Minareyi kavramış, kurguyu oluşturmuşsun. Boşunamı seçtik Olbios tapınağını

Spartacus: Beni bugün yenmiş sayılmazsın, bu köleler bir gün özgür olacaklar. *Senin kocaman orduların varsa, sevenin Allah’ı var –Orhan abi çekil aradan. Bu iş ciddi.


Spartacus: Sen o kaşağısı kırık Tımaryüse bakma karıcığım, zaten Tanrı yoksa bende sıçtım. Bu kadar kölenin hakkını koruyacağım diye bok yoluna gerdiler beni demektir.


Spartacus son nefesini verirken gözlerini gökyüzüne doğru kaldırır ve
Tanrım, seni anlamak için herkesin benim kadar çaresiz kalmasına gerek yok der.


Sende yetenek var, ben direksiyonuda, şoför mahalinide devrediyorum, çekil şu muavin koltuğundan!

Bir daha perdeyi konuya doğru açalım, bu kadar ısınma turu ve bu kadar zıplama yeter :twisted: .. "Sanatta bilim olmadığına göreeee, bale inanıra caizdir" diorsun o halde o taytı giyeceksin, sanat için "soyunurum" denir biliyorsun? Gerçi bunu diyenlerde ben rol gördüm ama sanatçılık pek göremedim

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #57  
Alt 17-12-2007, 20:21
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Darwin'in Tanrısı

İNANÇ *VE *AKIL
*
* * * * * * * Tektanrılı *dinsel *geleneklerin *her *biri *Tanrı’yı *doğruluk, *sevgi *ve *bilgi *olarak *görür. * Bunun *anlamına *göre *doğal *âlemi *anlayışımızdaki *her *bir *artış, *pek *çok *kimsenin *sandığı *gibi *Tanrı’dan *öteye *değil, *Tanrı’ya *doğru *bir *adımdır. * Eğer *inanç *ve *akıl *Tanrı’nın *armağanlarıysa *bunlar *çevremizdeki *âlemi *anlamak *için *zıt *değil *tamamlayıcı *roller *oynamalıdır. * Bir *biliminsanı *ve *bir *Hristiyan *olarak *benim *inandığım *da *tam *bu. * Gerçek *bilgi *yalnızca *inanç *ve *aklın *bir *bileşiminden *gelebilir. * *
*
* * * * * * * * *İnançlı *olmayan *birisi *doğal *olarak *tüm *güvencini *bilime *bırakıp, *inanca *değer *vermez. * Ben *ise *bilimin; *doğal *alemi, *hem *inançlıların *hem *de *inançsızların, *ortak *bir *gözlem, *deney *ve *kuram *merceğinden *incelemelerine *izin *verdiğini *tabii *ki *teslim *ediyorum. * Bilimin *kültürel, *siyasal *ve *hattâ *dinsel *farklılıkların *ötesinde *olma *yeteneği *onun *kısmen *dehasında *kısmen *de *bir * bilme *yolu *olmasındaki *değerinde *bulunur. * Bilimin *yapabilemedikleri *ise *araştırdığı *âleme *ne *bir *anlam *ne *de *bir *amaç *özgüleyebilmesidir. * Bu *da *kimilerinin *bilim *gözüyle *bakılan *dünyanın *anlamdan *yoksun *ve *amaçsız *olduğu *sonucunu *çıkarmalarına *yol *açar. * Öyle *değil. * Ben *bunun *için, *“insanların *amaç *ve *anlam *özgüleme *eğiliminin, *bilimin *ötesine *geçmek *ve *önünde *sonunda *onun *dışından *gelmek *zorunda *kalması” *anlamını *öneriyorum. * Sonuçta *ortaya *çıkacak *olan *bilim; *inancın *değer *ve *ilkeleriyle *temas *etmekle *zenginleşebilecektir. * Hz. *İbrahim’in *Tanrı’sı *bize *hangi *proteinlerin *hücre *çevrimlerini *denetleyeceğini *söylemez. * Ama *bize, *bu *anladıklarımızı *korumak *için *ve *bunları *sevecenlikle *kucaklamak *için *ve *de *hepsinden *çok *bilginin *ışığını *cehaletin *karanlığına *tercih *etmemiz *için *bir *sebep *sağlar.


Arkadaşlar mola bitti. Şimdi konumuza Sevgili Spartacus'ün de haklı olarak işareti gibi dönüyoruz.

Yazar yukarıda inanç ile bilimin arasındaki bağı kendince açıklamış. Yazarın bilim adamı kimliğini sanırım hiç birimiz tartışmayacağımıza göre; Bu paragrafı, yazarın bilim adamı kimliğine bağlı olarak yazmasını neye bağlıyoruz. Yazar inanç ve bilim ve akıl arasında nasıl bir bağ öngürmüştür.?

Şimdi cevaplar. ?

Yorumlarımızın yazı dışında olmaması sanırım daha hızlı gitmemizi sağlayacak. Bu kuralı ilk ihlal eden de ben olduğuma göre 5 yorum susma cezası veriyorum kendime.

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #58  
Alt 17-12-2007, 23:33
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart Re: Darwin'in Tanrısı

Sevgili Okinono
Alıntı yaptığını bu kadar belli etmene gerek yok, metin boyutunu böyüt, böyüt sayfa karıştı ancak okuyabildim
Anladım sert kullanıyorsun bu teyyareyi(pardon tomobüsü), iyi geçtik muavin koltuğuna, hemen yapıştırıverdin viraja...

"Gerçek *bilgi *yalnızca *inanç *ve *aklın *bir *bileşiminden *gelebilir." Demiş, tam burayı okurken felsefeden bahsediyor herhalde diyorum...

Sonra buraya geliyorum...

"Bilimin *kültürel, *siyasal *ve *hattâ *dinsel *farklılıkların *ötesinde *olma *yeteneği onun *kısmen *dehasında *kısmen *de *bir * bilme *yolu *olmasındaki *değerinde *bulunur."

Bu arada "bilimde inancın yeri yoktur" demiştim, ama inançlıya yer yoktur demedim ki Gerçek bilgiden ne kastediyor burayı anlayamadım, zor olacak anlayabilmem çünkü kriteri yakalayamadım.. İnanç ile akılın birleşiminden açığa gerçek bilgi çıkıyor ise(öznel), o halde nedir o gerçek olan anlayamadım, yani gerçek olmayan bilgi nereden çıkar ayırdımına varamadım, mesala şu dünyanın şekli üzerine Ortaçağ inancı birde akıl(hem bakın her yer dümdüz ve sonsuz görülüyor) gerçek bilgiye eriştirmiş demek mi oluyor? Peki inançlar değişir mi, farklılık arzeder mi, değişirse gerçek bilgide mi değişir? peki kim belirleyecek bu inanç ile akılın birleşiminden doğan gerçek bilgiyi bende şaşırdım, anlayabilecek kapasitede değilim demek ki o halde anlayamadığımı kabul ediyorum, gerçeğin ne olduğunu da yanlış bilirmişim diyorum...

Neyse ben biraz düşüneyim, zaten düşünüyordum bu paragrafı, Olbios tapınağında düşüneyim dedimde(hani biraz inanç duyumsaması, o giz içinde) 5 vakit, nakit derken(sende gördün hemen yakındaki ibadethaneyi), ben en iyisi vadeye gireyim deyip oradan ayrıldım... Bu devirde 5 vakit hemde karşılığı nakit zor iş.. Düşünene kadar en iyisi o taytı ben giyeyim, muavinlikten bıktım, en yakın park yerinde indir beni bale yapacağım

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #59  
Alt 17-12-2007, 23:53
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Darwin'in Tanrısı

kaldı 4
Alıntı ile Cevapla
  #60  
Alt 18-12-2007, 00:42
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Darwin'in Tanrısı

''inanç ve akıl Tanrı'nın armağalarıysa''
ya değilse, tanrı yoksa ,olmayan tanrı insanlara akıl vermediğinden inancı ,insanlar yaratıyorsa?
Akılsız insanlarda kendi yarattıkları Tanrı'ya tapıyorsa?
Sonra bu bilim adamı hem akıllı hem inançlı olduğunu düşünerek bunları yazıyor.
Mana ve anlam çok önemliymiş!
Ben bir buluş yaptım ama inancım yoksa bu buluşun anlamı ne ,Tanrı yoksa ben bu buluşu niye yaptım,keşke yapmasaydım!
Yaptığım buluş tanrının işine yaramaz ki benim yaşamımı kolaylaştırır.
Varolmak yeterli bir amaçtır.
saygılar ,sevgiler

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:35 .