Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #171  
Alt 22-05-2018, 16:39
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

finneas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
yahu nihilist blanki dediğin adam anarşist sayilir zaten. anarsizm'e yakın teorileri var.

ki adamı da kucumsemeyin. thiers, komune karşı harekat yaparken blanki yakalandığı zaman "hele şükür en tehlikelelerini ele geçirdik." demiştir.

lenin'in blanki'den az da olsa bir şeyler aldıği doğru. disiplin anlayislarini seviyor ve aliyor mesela. ama leninizm ile blankizm arasında hiç bağ yoktur nerdeyse.

blankistler politik parti örgütlenmesine karsi çıkarlar en başta. kitlesel işçi hareketiyle bağ kurulmasini da reddederler. marx, hegel'den bir şeyler öğrendi veya kendine örnek aldi diye idealist mi oluyor da lenin, blanki'den bir şeyler aldı diye blankist oluyor? blankizm ile marksizm ayrı akımlar zaten.

paris komunu ile iktidar sovyetlere sloganini nasıl olurda kendinize yontup sahiplenirsiniz?

bütün iktidar sovyetlere sözünü lenin söylemiştir zaten. ekim devrimini de mi siz yaptınız?

komun'u anarşistler kurmadi. içerisinde marksistler de dahil olmak uzere her görüşten ilerici insanlar vardı. fakat proletarya diktatorlugu ilan etmedikleri için karsi-devrime karşı savunmasız kaldılar. iki ayda yenilip, burjuvazi ve diger ülkelerdeki müttefikleri tarafından katledildiler. bunu yapmazsaniz bunlarin olması kaçınılmaz zaten.

anarşistler diyalektık materyalizm'i yeterince iyi kavrayamamislar ki proletarya diktatorlugu ve sosyalizm gibi kavramları ve aşamaları reddediyorlar. ama bu tartismanin da sonu gelmiyicek gibi sanırım.

engels'e ve bolseviklere ettiğin hakaretleri de yakıştıramadim doğrusunu söylemek gerekirse. hele engels'i sınıfsal konumundan dolayi kucumsemeye çalışan ilk seni gordum.
mesajı anlayarak okusaydın
şunu dediğimi görürdün

KENDİ sloganları olan iktidar sovyetlere sözü neden bolşeviklere söylendi.
anarşistlere yontmadım.
söylendi çünkü; iktidar sovyetlere diyenler sovyet düşmanına dönüştüler.

gelelim sahiplenmeye
laf mı şu söylediğin yani

komünizmin somuttaki karşılığı sovyettir, birey topluma sovyet üzerinden katılır.
o nedenle karikatür demokrasilerle sovyet arasında fark vardır.
önce karşındakinin anlattığını anla.

blanque meslesi.

bi kere blanque DEVLET ele geçirme üzerinden teori oluşturur.
leninle aynı kafa
anarşist ele geçirmez yıkar
üstelik blanque ile anarşistler hiçbir zaman anlaşamadı.

komünü anarşistler kurdu marksist falan diye bişey ortada yoktu. ütopik sosyalistler vardı.
yok yontma yok sahiplenme yanlış bakış açıları bunlar

ben proudhondan çok marks'ı sahiplenirim.

anarşistlerin diyalektik materyalizmi ne kadar anladığı üzerine puan verecek adam sen değilsin.
nicel-nitel bağında biçimin nicelik kavramında içkin olduğunu burda hiçbir marksist dile getirmedi.
bunu anarşistin biri dile getirdi.


senin devleti yeniden üreten evrimci sözde aşamalarının diyalektikle bağı sadece bir yorumdur.

diyalektik başka onun uygulanmış biçimi marksizm başka, ortodoks papalarınızın tevilleri ekleyip çıkardıkları ise zaten başka.

kimle ne tartıştığını karıştıma.

engelse ettiğim lafa gelince
engels iyi felsefecidir.
ama bu baylar diye küçümsediği adamlar devrimi görmek değil bizzat içinde yer alıp yaşayan adamlar.
herkes haddini bilecek.

bu arada bi arkadaş karikatür demokrasilere yaptığım hafif atıfları putinizme temel ilan edivermiş.
önce akıl yürütmeyi öğrensin

bir sözün bağlamı içeriği neye dikkat çektiği hangi temelden ilham aldığı ve kim tarafından hangi motivasyonla söylendiği önemlidir.
öyle kaba benzetmelerle forum zırtapozluğu yapmayın.

varsa düşünceniz paylaşın.
henüz göremedik.

size dendi ki

sizin bir takım aşamalar adını takıp, bu aşamalar adına devleti yeniden üretmenizi ve devlet denen aygıta meşru zemin oluşturmanız sorunlu anlayıştır.

o aşamalar zaten devrim sürecinde devrimciler tarafından yapılırsa soyalizm belasına bulaşılmadan komünizme geçiş sağlanır.

burdaki mantık açık ve basit.
bunu çözmek bu kadar mı zor geldi de hala daha evrimciliği devrimcilik diye yutturmaya
yutmayanları da diyalektiği anlamamakla suçlayabiliyorsunuz.

ağır ol
sana dawkins ile gould arasındaki anlaşmazlığa atıf dahi yaparak bu tezi anlatmaya çalışmıştım.

devrimci süreçten aynı şeyi anlamıyoruz.
sizin devrim sonrasına erteleyip görev olarak devlete yüklediğiniz ve bunun üzerinden devleti yeniden ürettiğiniz anlayışa karşın
biz tüm o aşamaları devrimci sürecin kendi aşamaları olarak görüp çözümünü de devrimcilerin sovyetik örgütlenmesinin üzerine yüklüyoruz.

devleti değil sovyeti üretiyoruz ve çözüm olarak öneriyoruz.

komünizm zaten ancak budur.
somut durum reel sosyalizm denemeleri denen kokuşukluklardan başka bişey üretmemiştir.
çünkü devrimci sürecin/sovyetin görevleri parti/devlet/iktidar yosmasına devredilmiştir.

bal gibi sahiplenerek diyorum ki
karar sovyetlere
Alıntı ile Cevapla
  #172  
Alt 22-05-2018, 17:06
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

Tartışma ortamında bence bunu söyleyerek kendi-kendini haksız çıkartıyorsun.


Çünkü Sovyet meselesinden söz etmek bile sistemin daha ilk günden çarpıtıldığını kabul etmek demektir.


Lenin'in kurduğu düzen daha çok bir terör düzeni idi. Stalin döneminde ise bugünün Çin Halk CUmhuriyeti rejimine, yani değişik türde bir diktatörlüğe geçildi.


Gerçekte Karl Marks ideal bir demokrasi kurmak istiyordu.


Kendinden sonrakiler sayesinde de tam tersini başardı.
Alıntı ile Cevapla
  #173  
Alt 23-05-2018, 13:48
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

Leonardo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tartışma ortamında bence bunu söyleyerek kendi-kendini haksız çıkartıyorsun.


Çünkü Sovyet meselesinden söz etmek bile sistemin daha ilk günden çarpıtıldığını kabul etmek demektir.


Lenin'in kurduğu düzen daha çok bir terör düzeni idi. Stalin döneminde ise bugünün Çin Halk CUmhuriyeti rejimine, yani değişik türde bir diktatörlüğe geçildi.


Gerçekte Karl Marks ideal bir demokrasi kurmak istiyordu.


Kendinden sonrakiler sayesinde de tam tersini başardı.
sen öncelikle her konuyu çarpıtmaktan ve başlık altında durmadan alt başlık üretmekden bi vazgeç.

kurduğum cümlelerin tamamında demokrasi olumlu anlamda kullanılmıştı.
aldın, çarpıttın putinizme dayanak yaptın.

insanın eşya ve diğer insanlar üzerindeki mülkiyetinin olduğu hiç bir yerde demokrasiden söz edilemez.
sen şimdi bu cümleyi de tersinden anlarsın.
bu demokrasiye güzellemedir aslında.
ama neden bilinmez çarpıtma ihtiyacın var.

kabul etmek de ne demek.
zaten sistem ilk gününden çarpıtılmıştı.
iktidar sovyetlere demek, somutta iktidar ilişkilerini yoketmek demektir. çünkü katılımı ve bireyin azami sorumluluğunu içerir.

oysa sistem sovyetin karşına devlet/parti anlayışını çıkardı.
adı sovyetler birliği olan yerin kendisinin sovyetik bi tarafı olmadı.
o nedenle o slogan gün geldi sloganı üretenin suratına haykırıldı.

ve bunun karşılığında binlerce devrimci kızılordu ihanetiyle lenin/troçki ihanetiyle yokedildi.
stalin de o yolun devamını ısrarla ve kararlıkla getirtmiş ileri taşımıştır.

karl marksın kumak istediği demokrasi İDEAL değil zaten mümkün tek demokrasi yani sovyet demokrasisidir.
onun da temeli melik ve malikin ortadan kalduırılmasından geçer.
demokrasi ancak komünal yaşamda mümkün olan bişeydir.

parlementarizm hukuk devleti hukukun üstünlüğü insan hakları burjuva liberal palavralardır.
Alıntı ile Cevapla
  #174  
Alt 23-05-2018, 15:31
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

Birçok noktada anlaşıyoruz.


Ben yine de kapitalizmi iki açıdan savunabilirim:
1) Durum Karl Marks'ın zamanında hatta 1940'lara kadar olan zaman diliminde olduğu kadar kötü değildir. Modern demokrasilerin çoğu sosyalizm unsurlarını artık iyice benimsemişlerdir. neredeyse bütün sağ iktidarlar bu kazanımları nasıl sileriz derdine düşmüşlerdir. Ama artık çocuk işçiliği yok. Maaşlı izinler var. Günde 8, haftada 35-40 saat ile sınırlandırılmış çalışma saatleri var.


BUnlardan hiçbiri Türkiye'de yok, ya da yarım yamalak var. Türkiye'nin AB'ye alınmamasının asıl sebebi de budur.


Mesela toplu taşıma devlete ait. dolmuş olayı yok. Özel Üniversiteler Kıta Avrupasında yok veya çok az. Anaokulundan itibaren eğitim tamamen kamusallaştırılmış. Sağlık hizmetleri üst düzeyde. Parası olmayan SSk kuyruklarında filan sürünmüyor. Gayet asgari koşullarda parasız tedavi olabiliyor.


Filan. Yani 1850'li yıllarda değiliz. 1960'lardan itibaren Batı'da büyük değişimler oldu. Artık "Proletarya'nın kurtuluşu" sadece sosyalizme bağlı diyemeyiz. Demokratik bir sistemin içindeysek, sendikalaşma, ST Kuruluşları ve sol partilerle, durumu idare edilebilir bir duruma çekebiliyoruz.


"parlementarizm hukuk devleti hukukun üstünlüğü insan hakları burjuva liberal palavralardır. "


- Tam tersine. Bu saydıklarını palavra olarak gören işte Donald Trump, Putin, Tayyip gibi bir takıp aşırı liberal fikirlere kapılmış kişilerdir.


+ Fransa'da Cumhuriyetçi parti'nin söyledikleri var (Fransa'nın geleneksel sağ partisi). Halkın alım gücü olsun istiyorlar. Halk eğitimli olsun istiyorlar. Çalışma koşulları insnaca olsun istiyorlar. Çünkü bizim zamanımızda artık anlaşıldı ki, halkın durumu iyi olmazsa, Nüfusun %10'una dayanarak ülkeni geliştiremiyorsun.


Yani Liberalizm kendine yeni dinamikler üretiyor. Biz TR'de osmanlı zamanının Batı liberalizmini yaşıyoruz. Bunun tek sebebi de soldan korkulmuş olması ve cumhuriyet döneminde sol anlamdda partileşmenin olmasına sürekli engel olunmuş olması.
Alıntı ile Cevapla
  #175  
Alt 23-05-2018, 19:55
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

2) Yeni olan aslında kapitalizmdir. Komün yaşamı daha eskidir. o yüzden geçen yüzyılda bu konuda bu kadar bocalamalar oldu.


Köy yaşamında ve eski kent yaşamında herkes herkes ile yardımlaşırdı. Özel mülkiyet duygusu, birey olma duygusu filan daha azdı. Daha çok topluluk / komün duygusu baskındı.


- Bu açıdan bireyciliğin artması aslında iyi bir şey de olabilir. Geçen yüzyılın kapitalistleri bunu daha çok "hepsi benim, halka bir şey vermeyelim" olarak yorumlamış olabilirler. Ben kapitalizmin de farklı anlaşılabileceğini düşünüyorum.


En basit şey: En üst %10, belli bir seviyeden sonra parayı ne yapabileceğini bile bilmiyor örneğin. Türkiye'de bu yaşanıyor. Özellikle Avrupa'da toplumda devletin dengeleyici rolünün olmasının sistemin kendisi için yararlı olacağı görüşü hakim örneğin.


Bizdeki gibi ayakkabı alır gibi Bugatti almıyorlar. Ama hem proletarya daha eğitimli. Usta çağırıp da bir yeri yaptırdın mı adam dört dörtlük yapıyor. Hem mesela bizde olmayan üniversiteleri kamusal hizmetleri filan var.


Asıl sorun. Avrupa dışında da miletin kafayı çalıştırmaya başlaması.
Alıntı ile Cevapla
  #176  
Alt 28-05-2018, 18:22
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

nihilist, inan anarşizm'i ben o kadar ciddiye almiyorum. ne teorik ne pratik olarak bir şey üretebilmissiniz, ne de bu konularda bilimsel sosyalizm/komünizm ile ya da marksizm-leninizm ile başa cikabilirsiniz. kapitalistler ve emperyalistler bile sizi bir "tehdit" olarak görmüyor. onlar marx'tan, engels'ten, lenin'den, stalin'den vs vs. bolsevizm yada marksizm-leninizm'den korkuyorlar. varsın sosyalist devrim korkusuyla titresinler. korkunun ecele faydasi yok.

engels'ten bahsediyorsunda sanki marx, engels'ten çok farklı düşünüyor. direkt anarsizm'i kucuk burjuva ideolojisi olarak mahkum ediyorlar.

http://www.solyayinlari.com/solyaz/au.html

N. Y. KOLPİNSKİ

SINIFSAL özü bakımından küçük-burjuva toplumsal-siyasal bir akım olan anarşizm, 1840 ile 1860 yılları arasında oluştu. Ama kökenleri çok daha gerilere uzanır. Anarşizm akımlarının ve eğilimlerinin çeşitliliğine ve en önemli ideologları Max Stirner (K. Schmidt'in takma adı), Pierre-Joseph Proudhon ve M. Bakunin'in ileri sürdükleri görüşlerin farklı olmasına karşın, bu görüşlerin ortak olan yanı çerçevelenebilir. Bu, her şeyden önce, her türlü devlet iktidarının yadsınması ve eksiksiz bireysel özgürlüğün propagandasıdır. Anarşistlerin aşırı bireyciliği ve öznelciliği, kendisini yıkıma sürükleyen büyük sanayi üretiminin gelişmesine karşı, büyük sermayenin çıkarlarını savunan devletin sömürücü doğasına karşı ve sanayi devriminin kapitalist biçimlerine karşı, küçük-burjuvazinin protestosunu dile getiriyordu. Bu protesto, anarşistlerde, —kendi sınıf doğasından bağımsız olarak her türlü kötülüğün en başta gelen nedeni saydıkları— devletin mutlak olarak yadsınması, her türlü merkeziyetçiliğin yadsınması ve sınırsız bir özerkliğin propagandası biçimini aldı. İşçi sınıfının siyasal savaşımıyla, sosyalist devrimle ve proletarya diktatörlüğüyle değil de, halk yığınlarının kendiliğinden ayaklanmasıyla, devlet iktidarının ve bütün devlet kurumlarının derhal ortadan kaldırılmasıyla, devletin ve sömürücü sınıfların olmadığı bir toplum yaratmaya yönelik ütopyacı düşler bütün anarşist eğilimlerin belirleyici özelliği oldu(...)
kronstad'ta bile küçük burjuva talepler surmelerinin yani sıra, isyanın arkasında duran ingilizlere ve diğer emperyalistlere bakarak , iç savas ortamında aslında kimlere hizmet ettiklerini anlamış oluruz. liberalizm ile anarşizm arasında çok benzerlik vardır zaten. iki akımda sonuna kadar bireycidir örneğin. burdan da ortaklasa yanlış bir özgürlük anlayışı geliştiriyorlar.

sen istediğin kadar paris komun'unu anarsistler kurdu de. blanki komun'un lideri olarak sayılabilirse de, komun ilerici insanlarin bir tür koalisyonuydu.

blanki bir anarşisttir ve lenin ile bir alakasi yoktur. blanki, devlet ele geçirme uzerinden teori oluşturmuyor. bir grubun işçi sınıfının kitlesel hareketine dayanmadan komplo yoluyla yada şiddet yoluyla devrim yapmasını öngörüyor. bu politik parti örgütlenmesi değildir. ki zaten kendisi boyle bir parti örgütlenmesine karşı çıkar.

öncü komünist parti proletarya'yi arkasina almadan ve işçi hareketiyle bağ kurmadan, işçi sınıfının kitlesel desteğini kazanmadan devrim yapamaz ve devrim teorisi oluşturulamaz. bunun marksizm-leninizm'de yeri yoktur. bu elbette uzun bir konu ancak lenin'den alıntı yaparak bu konuyu özetleyebiliriz;

"Yalnız başına öncüyle zafer olanaksızdır. Bütün sınıf, bütün yığınlar, öncüyü doğrudan destekleme durumuna gelmedikçe ya da öncüye karşı sempatik bir tarafsızlık tutumunu benimseyerek karşı tarafı desteklemeleri olasılığı kesin olarak ortadan kalkmadıkça, öncüyü kesin olarak savaşa sürmek yalnızca bir ahmaklık olmakla kalmaz, bir cinayet olur. Oysa bütün sınıfın, sermayenin ezdiği geniş emekçi yığınların, gerçekten böyle bir tutumu benimseyebilmeleri için yalnızca propaganda, yalnızca ajitasyon yetmez. Bunun için yığınların kendi öz siyasal deneyimleri gereklidir. bütün büyük devrimlerin temel yasası böyledir." ("sol" komünizm bir çocukluk hastaligi)

diyalektik materyalizm üzerine uzun uzun tartışmaya girmek istemiyorum. proletarya diktatorlugu ve sosyalizm zaten diyalektigin ortaya koyduğu doğal ve temel aşamalardir. bu aşamaları reddedip komunizm'e direkt ulaşılabilecegini soyleyenler, ısin iktisadi, kültürel, bilimsel yanlarini falan geçiyorum. daha baştan zaten diyalektigi reddediyordur. ki bunlar materyalist diyalektigi ( ve bagli olarak tarihsel materyalizmi) kuran marx'in anlayışıdır. yani ona "evrimci" diyorsun ki alakasi yok. evrim ve devrim ve bütündür ve politik devrim bir sıçramadır. bu sıçramalar sona ermez komunizm'e ulaşana kadar (ve ondan sonrada) devam eder.

bu görüşler zaten devletin egemen sınıfın baskı aygıtı olduğu tezleri ile celisiyor. burjuvazi'yi baskılama işini devlete devretmek derken ne kast ediliyorki zaten? devlet sanki tarafsız bir kurum mu? partiyse işçi sınıfının partisi, devletse onun devleti. bu devlet tanımlaması ile bağlantılı olarak bunu benimsemek zaten kaçınılmaz. "parti fasizmi" gibi abuk subuk tanımlamalarinla mulksuzlestrilmis kapitalistlere ve emperyalistlere baskı kurulmasından ve onlara karşı proletarya iktidarının savunulmasından çok rahatsız olduysaniz o sizin probleminiz.

"devrimci surec" falan diye bahsettiğin muglak kavramlarla anarsizm'in teorik olarak nasil yetersiz ve bilim dışı olduğunu gostermekten başka bir şey yapmiyorsun aslinda.

tamam panpa, kapitalistler direnirken ve iktidari tekrar almaya calisirken, emperyalist devletler ve diğer ülkeler ordular gonderirken falan biz devrimci süreç abiye söyleriz o halleder meseleyi.

ben çok basit sorular sormustum. bunlara bile muglak ve tutarsız cevaplar veriyorsunuz. daha doğrusu veremiyorsunuz.

-bir kez iktidara gelen isci sinifinin sahip oldugu devlet aygitinin kuvvet ve siddetine basvurmadan kapitalistleri mulksuzlestirmelerini nasil mumkun kilacaksiniz?

-ayrica mulksuzlestirilmis kapitalistlerin ve bunlarin diger ulkelerdeki muttefiklerinin kuvvet ve siddet kullanarak bir karsi-devrimle isci sinifi iktidarini devirmesini nasil onlemeyi planliyorsunuz? yani eski duzenin surup girmesini arzu eden eski egemen sinifin direncini nasil kiracaksiniz?

-sosyalizmin ekonomi alanindaki diger ismi nedir? planli uretim veya planli ekonomidir. İhtiyaca gore komunist dagitim ilkesinin hemen hayata gecirilmesi mumkun degildir. Herkesin ihtiyaclarinin karsilanmasi icin her seyin cok bol olmasinin saglanmasi ancak uretimin cok yuksek bir duzeye erismesi ile mumkun olabilir. Bunun icinde sosyalizm yani planli ekonomi zorunludur. Planlama olanaksiz ise sosyalizmde olanaksiz demektir.

Peki siz devlet aygitini kullanmadan planli ekonomiyi nasil hayata gecirmeyi planliyorsunuz? Bunlari kullanmadan nasil uretimi ve dagitimi planlayip, ekonomideki asayisi ve duzeni saglayayip, serbest piyasa ekonomisindeki anarsiyi yok ediceksiniz?
hasili bu aşamaları hayata geçirmeden nasıl komunizm'e ulaşmayı düşünuyorsunuz. işi iktisadi bilimsel ve diyalektik olarak inceleyebilirmisiniz? çoook merak ettim doğrusu.

görüşmek üzere.
Alıntı ile Cevapla
  #177  
Alt 28-05-2018, 19:51
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

finneas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
nihilist, inan anarşizm'i ben o kadar ciddiye almiyorum. ne teorik ne pratik olarak bir şey üretebilmissiniz, ne de bu konularda bilimsel sosyalizm/komünizm ile ya da marksizm-leninizm ile başa cikabilirsiniz. kapitalistler ve emperyalistler bile sizi bir "tehdit" olarak görmüyor. onlar marx'tan, engels'ten, lenin'den, stalin'den vs vs. bolsevizm yada marksizm-leninizm'den korkuyorlar. varsın sosyalist devrim korkusuyla titresinler. korkunun ecele faydasi yok.

engels'ten bahsediyorsunda sanki marx, engels'ten çok farklı düşünüyor. direkt anarsizm'i kucuk burjuva ideolojisi olarak mahkum ediyorlar.

http://www.solyayinlari.com/solyaz/au.html



kronstad'ta bile küçük burjuva talepler surmelerinin yani sıra, isyanın arkasında duran ingilizlere ve diğer emperyalistlere bakarak , iç savas ortamında aslında kimlere hizmet ettiklerini anlamış oluruz. liberalizm ile anarşizm arasında çok benzerlik vardır zaten. iki akımda sonuna kadar bireycidir örneğin. burdan da ortaklasa yanlış bir özgürlük anlayışı geliştiriyorlar.

sen istediğin kadar paris komun'unu anarsistler kurdu de. blanki komun'un lideri olarak sayılabilirse de, komun ilerici insanlarin bir tür koalisyonuydu.

blanki bir anarşisttir ve lenin ile bir alakasi yoktur. blanki, devlet ele geçirme uzerinden teori oluşturmuyor. bir grubun işçi sınıfının kitlesel hareketine dayanmadan komplo yoluyla yada şiddet yoluyla devrim yapmasını öngörüyor. bu politik parti örgütlenmesi değildir. ki zaten kendisi boyle bir parti örgütlenmesine karşı çıkar.

öncü komünist parti proletarya'yi arkasina almadan ve işçi hareketiyle bağ kurmadan, işçi sınıfının kitlesel desteğini kazanmadan devrim yapamaz ve devrim teorisi oluşturulamaz. bunun marksizm-leninizm'de yeri yoktur. bu elbette uzun bir konu ancak lenin'den alıntı yaparak bu konuyu özetleyebiliriz;

"Yalnız başına öncüyle zafer olanaksızdır. Bütün sınıf, bütün yığınlar, öncüyü doğrudan destekleme durumuna gelmedikçe ya da öncüye karşı sempatik bir tarafsızlık tutumunu benimseyerek karşı tarafı desteklemeleri olasılığı kesin olarak ortadan kalkmadıkça, öncüyü kesin olarak savaşa sürmek yalnızca bir ahmaklık olmakla kalmaz, bir cinayet olur. Oysa bütün sınıfın, sermayenin ezdiği geniş emekçi yığınların, gerçekten böyle bir tutumu benimseyebilmeleri için yalnızca propaganda, yalnızca ajitasyon yetmez. Bunun için yığınların kendi öz siyasal deneyimleri gereklidir. bütün büyük devrimlerin temel yasası böyledir." ("sol" komünizm bir çocukluk hastaligi)

diyalektik materyalizm üzerine uzun uzun tartışmaya girmek istemiyorum. proletarya diktatorlugu ve sosyalizm zaten diyalektigin ortaya koyduğu doğal ve temel aşamalardir. bu aşamaları reddedip komunizm'e direkt ulaşılabilecegini soyleyenler, ısin iktisadi, kültürel, bilimsel yanlarini falan geçiyorum. daha baştan zaten diyalektigi reddediyordur. ki bunlar materyalist diyalektigi ( ve bagli olarak tarihsel materyalizmi) kuran marx'in anlayışıdır. yani ona "evrimci" diyorsun ki alakasi yok. evrim ve devrim ve bütündür ve politik devrim bir sıçramadır. bu sıçramalar sona ermez komunizm'e ulaşana kadar (ve ondan sonrada) devam eder.

bu görüşler zaten devletin egemen sınıfın baskı aygıtı olduğu tezleri ile celisiyor. burjuvazi'yi baskılama işini devlete devretmek derken ne kast ediliyorki zaten? devlet sanki tarafsız bir kurum mu? partiyse işçi sınıfının partisi, devletse onun devleti. bu devlet tanımlaması ile bağlantılı olarak bunu benimsemek zaten kaçınılmaz. "parti fasizmi" gibi abuk subuk tanımlamalarinla mulksuzlestrilmis kapitalistlere ve emperyalistlere baskı kurulmasından ve onlara karşı proletarya iktidarının savunulmasından çok rahatsız olduysaniz o sizin probleminiz.

"devrimci surec" falan diye bahsettiğin muglak kavramlarla anarsizm'in teorik olarak nasil yetersiz ve bilim dışı olduğunu gostermekten başka bir şey yapmiyorsun aslinda.

tamam panpa, kapitalistler direnirken ve iktidari tekrar almaya calisirken, emperyalist devletler ve diğer ülkeler ordular gonderirken falan biz devrimci süreç abiye söyleriz o halleder meseleyi.

ben çok basit sorular sormustum. bunlara bile muglak ve tutarsız cevaplar veriyorsunuz. daha doğrusu veremiyorsunuz.



hasili bu aşamaları hayata geçirmeden nasıl komunizm'e ulaşmayı düşünuyorsunuz. işi iktisadi bilimsel ve diyalektik olarak inceleyebilirmisiniz? çoook merak ettim doğrusu.

görüşmek üzere.
zıvalamak serbest

mahno küçük burjuvaydı di mi.
kronşdantdaki talepler küçük burjuvaydı ama NEP ne boktu.

anlamak istemezsen devrimci süreç ne demek anlamayamazsın zaten.

diyalektik ile marksist evrimciliği karıştırma. adam diyalektik bakışla tarihe bir açıklama getirmiş. çoğuna eyvallah.
ama tediriciliği devleti yeniden üreten birzırvadır.

asıl kimsenin marksizmden korktuğu falan yok.
salaksın lan sen.
siz ancak partinin adı tkp mi olacak 1900 bvilmem kaç mı diye birbirini bıçaklarsınız.

yunanistanın titrettiği tüm AB, güney amerikada anarşist hareketler abd'yi titretiyor. hiç bi boktan haberin yok.
kronşdant devrimcileri ile ingilizlerin adını yan yana anma. bunun masa başı uydurma olduğunu herkes bilir.
allahınızı siktirtmeyin.
amına koduumun köpekleri.

anarşistleri kızıl şafakçı polise teslim eden ve meclis denen sirkin sahipliğine soyunan kızıl faşistler.

komünizm sizin işiniz değil.

önce şablonlarınızı gözden geçirin.
ingiliz evrimcileri.

1 mayısı da anmayınb.
o gün andığınız komployla asılmış anarşist devrimcilerin anısıdır.

hamsi beyinli.
sana dedim ki
blanque devleti ele GEÇİRMEKten bahseder. lenin gibi. ve kendini anarşist kabul etmez.
anarşistler devlet ele geçirmez.

şimdi o hamsi beyninle becerebilirsen düşün

devleti ele geçirmek denen tabanda blanque kimle aynı paydayı paylaşır.

siktiğimin salak işbirlikçi kemalist yardakçısı.

tarihinizde sınıfla hangi ara buluşabildinizde bana sınıftan dem vuruyorsun.
siktir git lan.

tkp ve kke kahpelerini tanıyoruz ve sırtımızı size dönmeyiz.

anarşizm adını ağzına alırken slavat getir lan.
ortodoks lavuk.
Alıntı ile Cevapla
  #178  
Alt 28-05-2018, 21:00
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

Teşekkür ederim. Bakunin'den çok şey ogrendiginiz belli oluyor.

nep gibi kısa süreli bir zorunlulugun (savaş komünizmi gibi) konuyla ne alakası var anlamadım ama..

hala daha blanki konusunda anlatmak istedigimi anlamıyorsun. adam işçi sinifinin kitlesel hareketine dayanmayan bir devrim teorisi oluşturuyor diyorum. bunun marksizm-leninizm ile alakası yok.
adamın anarşist olup olmaması bir şey degistirmiyor. ki son donemlerine bakarsak anarşist olduğunu gorursun.

ha unutmadan yunanistan'da ki meclis olayinin aslını anlatayimmi sana? meclisin önünde protesto varken meclisi yakmak isteyen "anarsist"lerin aslında polisin ajanları olduğu ortaya çıkıyor. amaclari olayı haksiz duruma düşürüp korku ve kargaşa yaratmak ve kendi mudahelelerine mesrutiyet sağlamak. o yüzden onları çok sahiplenme bence.

sizi kimsenin ciddiye aldığı yok. onlara sırf sovyetler birliği'nin verdiği korku yeter.

siz anca adam gibi parti devrim teorisi olmadan "ya bak özge bütün* devletler katıldir tamammi?" diyip cephede gitar çalın. yada molotof kokteyleriyle oynayın. boşverin siz kapitalizmi-emperyalizmi falan biz onları hem bilimsel olarak tahlil ettik. hemde sonuna kadar savaştık ve savaşıyoruz. bunun için canını bile verenler, emperyalistlerin asıl korktuklari asıl kimlerki zaten? öğrenmek istersen sana yardimci olayım.

https://m.kitapyurdu.com/index.php?r...duct_id=254142
https://m.kitapyurdu.com/index.php?r...oduct_id=24074
https://m.kitapyurdu.com/index.php?r...duct_id=138291

yani bunları makhno, bakunin falan tahlil etmemiş. onlarda bulamazsın diye söyleyim dedim.
Alıntı ile Cevapla
  #179  
Alt 28-05-2018, 22:28
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

finneas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Teşekkür ederim. Bakunin'den çok şey ogrendiginiz belli oluyor.

nep gibi kısa süreli bir zorunlulugun (savaş komünizmi gibi) konuyla ne alakası var anlamadım ama..

hala daha blanki konusunda anlatmak istedigimi anlamıyorsun. adam işçi sinifinin kitlesel hareketine dayanmayan bir devrim teorisi oluşturuyor diyorum. bunun marksizm-leninizm ile alakası yok.
adamın anarşist olup olmaması bir şey degistirmiyor. ki son donemlerine bakarsak anarşist olduğunu gorursun.

ha unutmadan yunanistan'da ki meclis olayinin aslını anlatayimmi sana? meclisin önünde protesto varken meclisi yakmak isteyen "anarsist"lerin aslında polisin ajanları olduğu ortaya çıkıyor. amaclari olayı haksiz duruma düşürüp korku ve kargaşa yaratmak ve kendi mudahelelerine mesrutiyet sağlamak. o yüzden onları çok sahiplenme bence.

sizi kimsenin ciddiye aldığı yok. onlara sırf sovyetler birliği'nin verdiği korku yeter.

siz anca adam gibi parti devrim teorisi olmadan "ya bak özge bütün* devletler katıldir tamammi?" diyip cephede gitar çalın. yada molotof kokteyleriyle oynayın. boşverin siz kapitalizmi-emperyalizmi falan biz onları hem bilimsel olarak tahlil ettik. hemde sonuna kadar savaştık ve savaşıyoruz. bunun için canını bile verenler, emperyalistlerin asıl korktuklari asıl kimlerki zaten? öğrenmek istersen sana yardimci olayım.

https://m.kitapyurdu.com/index.php?r...duct_id=254142
https://m.kitapyurdu.com/index.php?r...oduct_id=24074
https://m.kitapyurdu.com/index.php?r...duct_id=138291

yani bunları makhno, bakunin falan tahlil etmemiş. onlarda bulamazsın diye söyleyim dedim.
ne özgesi ne gitarı lan dalyaprak

iki gün önce az daha infaz ediliyordum.
hangi şube olduğundan bile emin olmadığım bi tim beni sıkıştırınca ormana daldım.
peşimden biri geldi.
diğerleri caddede kaldı.
gelen iki adımda bir silahını düşürüyo.
elimde sadece bi av bıçağı.
diğerlerinin sesi geliyo.
vuralım burda gitsin.

bi yavşak da anarşizm denince katmanduya gidip cigara içip düzüşmeyi anlamıştı.
ondan bi farkın yok.
sik kafalı.
sen rahat koltuktan eski klişe/iftiraları yaz.

ama yunanistandaki anarşistlere polisin ajanı gibi laflar edenin amına korum.
anarşisti yaka paça kızıl şafakçılara teslim eden ajanı biz gördük.

polisin attığı gazla ölen işçi için doğrusunu bildiğiniz halde anarşistler işçi öldürdü diye utanmadan iftira edebilecek kadar soysuzdur stalin ******i.

özelden bana yazdığında da sana söylemiştim.
siktir git.
senden öğrenecek bişeyim yok.

diyalektik evrene bi bakıştır.
marksizm ise o bakışın bi uygulaması.
o uygulamayı kutsal kabul edip şablonu gözden geçiremeyen ikonacı putperest.

siktir git kafamı bozma.
Alıntı ile Cevapla
  #180  
Alt 28-05-2018, 23:05
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

kardeşim malmisiniz yoksa sizofrenmisiniz belli değil ya.. ne polisinden ne özel mesajından bahsediyorsun?

adam gibi küfür etmeden, hakaret etmeden bir konuyu tartisamiyormusunuz? bende hataki hala daha cevap yazmaya çalışıyordum.

bak senin iyi kötü birikimli, kültürlü biri olduğunu dusunuyorum. en ufak bir şeyde böyle celallenip küfrederek olmaz. bende küfür yada hakaret olmasa da anarsizm'e biraz fazla yuklendiysem kusura bakma. ya da bazen abarttiysam. bazıları hakkaten klişe biliyorum. her şeye ragmen anarsizm'in de azinsanmayacak yeri vardır sol da ama anarsizm'i böyle inancla temsil etme. islamcilardan farkımiz kalmaz sonra.

yani biraz boskoy olur mu? anarsizm'i bu kadar hayat merkezine yerlestirme. olabilir insan karşıt görüş gorunce sinirlenebiliyor. bende de bazen oluyor. eskiden daha kötüydü. çok fazla tutucu olmamak, sakin kalmak ve daha çok okuyup kalemle cevap vermek önemli olan. anliyorsun değil mi?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:56 .