Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 30-08-2006, 20:57
istavrit istavrit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Mar 2006
Mesajlar: 634
Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

sevgili cevat,

insanlarin ihtiyaci sadece karin doyurmak degildir..

boyle olsaydi sovyetler dagilirmiydi?..ben 5 tane eski komunist ulke gordum ve yasadim...su andada eski bir sovyet ulkesinde yasiyorum..

kazin ayagi pek senin dusundugun gibi degil..insanlar her konuda cok aclar..yillarin verdigi acligi her yerde gormek olasi

bu cok ayri bir konu..hic girmiyelim..

yalancılar,maymunlar,domuzlar,eşekler,pislikler!aş ağılıklar!canı çıkacasılar,Köpekler,Alçaklar,yabani eşekler,merkepler,susamış develer,geberesiciler,reziller,sapik Kişiler,beyinsizler,kofkütükler,zorbalar,soysuzlar ,Kahrolasılar,yalancılar,
HZ.ALLAH
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 30-08-2006, 21:17
mep
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

İNSAN BU KADAR KENDİNİ KOMİK DURUMA DÜŞÜRMEMELİBüyük düşünür semerkant
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 30-08-2006, 22:31
deli_cevat deli_cevat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jan 2006
Mesajlar: 808
Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

sevgili cevat,

insanlarin ihtiyaci sadece karin doyurmak degildir..

dünyada açlıktan ölen insanlar olduğu sürece dinlere modaya silahlanmaya(buna her zaman) ve bilimum israf türlerine aktarılan emekler fazladır gereksizdir bu emeklerin insanların karnını doyurmaya aktarılacağı yegane sistem marksizmdir
hem marksizm insanlara sadece karın tokluğu vaad etmez her türlü sosyal imkanı ve huzurlu bir yaşamı vaad eder üretenin ürettiği kadar tükettiği bir sistemdir komunizm

Gelenek ve Gelecek 'Ne Yapmalı'cılarındır
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 30-08-2006, 23:37
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

Bu Tanrının yeri konusu da oldukça ilginç bir konu. Daha önce tanrıların ağaçların üstünde ikamet ettikleri konusunda bir katkıda bulunmuştum. Ama elbette sürekli ağacın üstünde durmuyorlar. Bir göğe, bir yere iniyorlar.

Şaka bir yana, gerçekten de çok tanrılı dinlerde tanrılar değişik yerlerde görevlendirilmiş durumdalar. Tektanrılı dinlere geçilince tek bir tanrı olacağına göre yeri neresi olacak? Çetin bir soru. Her yer mi? Hiç bir yer mi? Buna bir bektaşi fıkrası anlatalım:

Bektaşi, nasıl olmuşsa işte, bir gün camiye gitmiş. Hoca, tanrıyı anlatıyor. Öve öve bitiremiyor. (Ahmet Hulusi aklıma geldi nedense ) "Allah" diyor "öyle yücedir ki ne yerdedir ne gökte." Anlatım böyle sürüyor, ne şöyledir, ne böyledir, ne ordadır ne burdadır. Bektaşi sonunda dayanamıyor, hocaya sesleniyor: "Hoca, hoca, sen şuna yok diyeceksin, ama demeye dilin varmıyor"

Bektaşi ne hoş demiş, ne hoş şekerler yemiş *

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 31-08-2006, 10:51
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şuanda  online konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

Gökte Bir Tanrı mevcut mu? Hayır.

Heryerde bir Tanrı mevcut mu ? Hayır. Her yerde olan hiç bir yerdedir.

Bir diğer hususumuza gelelim. Der ki; Bülbüle emir lisan öğren vak vaktan anlat tarih anlat balığın tırmandığı kavaktan. Ve ayrıca yine der ki;Kazı koz, koca karıyı kız anlamak.

Arş marş vs mecaz, yok şu mecaz yok bu mecaz bunların hepsi mesaj anlayışında ki kör bakış zorlamasına. Ne kadar ata yada eşeğe pijama giydirsekte birer zebra olmazlar. İşine gelinmeyen her yerde islam anlayışı, işine geldiği tarafa doğru ne varsa kuşa çevirmektedir. Ama yinede dalından başlayalım çok basit bir kuşa çevrişmişin köküne inelim.

Muhammed dönemi Arap yarımadasında, neredeyse 1000 yıl boyunca ne bir bilimsel ilerleme nede kozmolojik araştırmalar nede okullar, eğitim temelinde kayda değer ilerlemeler yada kayda değer dıştan edinimler edinilmemiştir. Bunun bir çok nedenleri vardır. Bir zamanlar MÖ 3000 lerde başlayan ilerleme, insanlıktaki ve uygarlıkta ki gelişim, kozmolojik araştırmalara, gökte aranan tanrıların yıldızlara yansıtılan parlaklığın vs anlamı ve ilahi boyutları ile, bir yığın insan incelemesi yapılmıştır. Sümerler ile başlayan süreçte, sümerler kozmolojiyi ve insanlığı her şeyin tanrılar tarafından verildiği ve olanın bitenin her şeyin tanrılar tarafından varedildiği düşüncesi ile evreni incelemişlerdir. Onlara göre Tanrılar ölümsüz olsalar dahi, yiyeceğe, suya, sağlığa ihtiyaç duymaktaydılar. o nedenle sümer teologları evreni bir tanrısal yapı ve sürekli tanrıların işleri olarak incelemişler. Tanrılar her daim görev başındadır ve yağmurun her yağmasında o işle meşgul olan tanrının bunu yapması gerektiğine inanırlardı. Yani yaşamın her saniyesinde işlerinin başında olan 7 aktif 4 büyük 50 küçük tanrı. Tanrılar da insanları, kendilerine yiyecek ve içecek(su ve bira(ağzı dolduran köpük)), barınak sağlamaları için, hizmet için yaratmışlardı. Bu sebeple sürekli görevlerinin ve işlerinin başında olan tanrılardan dolayı, evren hareketlerini, sürekli doğa olaylarını incelemek, iş başında olan tanrıların neler yaptığını anlamak, ona göre önlemler yada ayinler düzenlemek çekici bir yön oluşturuyordu... Sümerlerde neler ilahi sayılırdı bir kaç örnek.
Tapınaklar ve oralara konan tanrılar(heykel), Kral Tacı, Asa, Çobanlık(lider)..

Ayrıca, garip bir biçimde iyilik ve kötülük melekleri vardı. Tanrılar o kadar yoğundurlar ki herkesi dinleyemezler ve duaları ile ilgilenemezler, o yüzden Tanrılar ile insanlar arası ARACILAR vardı, tanrı buyruklarını düzenleyip yerine getirecek olan rahipler. Aracılar ise, zor durumda olanların Tanrı ile arasında ki bağdı. (peygamberlerde birer aracı gibidirler, ondan aldığını insanlığa iletmekle mükellefmiş gibi kendilerini öne sürmüşlerdir) Sümer yazını sonradan gelme bir yöntem izlemiştir. Mesala bir savaş olmuştur ortalık yıkılmıştır ondan sonra yazmaya başlayan teologlar yada şairler, önce X memleketini A tanrısı yokedecek, çünkü kral Z tapınağı yapmadı, her yıl yapılan K ayinini düzenlemedi, Tanrıların buyruklarını yerine getirmedi diye başlayıp, ardından en sonunda ilk başta söylediklerini Tanrı yıktı, yoketti olarak söylemektedir, oysa yazdığı anda zaten olan olmuştur, böylelikle Tanrısal inançlarında hiç çelişki yaşamamışlardır, ve buyruklar yerine getirilmediği sürece Tanrıların kızacağına hep innamışlardır. Kötü durumda olan, mesala hasta birisi tanrısına binlerce kere yalvarmıştır, eğer iyileşmemiş ise Tanrı çok meşguldür ve onu dinlememiştir, eğer hastalık geçici bir hastalık ise, kişi kendiliğinden iyileşmiştir ama onlara göre tanrı iyilik meleklerini göndermiş kişinin dualarını kabul etmiştir, olan olmuştur, biten bitmiş yorum sonra gelmiştir. Her halükarda tanrı çelişkiye düşürülmemektedir. Bu erken dönem din anlayışı sonraki dönem din anlayışlarında da aynı Tanrıya yontma anlayışı devam etmiştir. O kadar devam etmiştir ki, iyilik Allah'dan kötülükde kuldan dır diye işlemişlerdir, böyle elma armut mantığı ise tamamen çürük bir mantıktır. İyilik kötülük ikiside içiçedir. Beraberdir, birisini ayırıp diğerini yaratamazsınız. Kurak yemişleri sulayan yağmur iyilik iken, aynı yağmurun selinden hüsrana uğrayanlar için ise kötülüktür ve yağmur görüldüğü gibi hem iyi hemde kötü olmaktadır, oysa onda ne bir iyi vardır nede bir kötü... Kısaca iyilik ve kötülük beraberlerdir, ama sözde tanrıyı korumak için saplantılı (bunun için çok nedeni var)insan aklı onları ayırmış iyiliği allah'a kötülüğü insana yorumlamışlar ve iyiliği allaha yarattırmışlardır, kötülüğü değil!.. İçinde bulundukları zor anlarında tek kurtarıcı kıldıkları biricik tanrılarını korumak zorundaydılar, yoksa o aşk(avuntu=ümit) orada biterdi...

Sümerlere göre

Evren iki parçadır. YER-GÖK.
Onların arasında ikisini ayrı tutan KUBBE biçiminde ruh(rüzgar, hava) vardır. şekli kubbe biçimindedir ve en ilkel bir kozmoloğun dahi rahatlıkla göreceği biçimde, sabah ve akşam ufkun çizdiği yaydan anlamak mümkündür.
Yer bir disk biçimindedir ve altında ve üstünde SU vardır.
Yıldızlar ve güneş, ay gibi cisimler ise o kubbe biçimindeki ara tabaka(atmosfer) ile aynı maddeden olup(kalay), farklı olarak sadece parlatılmışlardır. Yani yıldız ve güneş ve ay da bir ruhtur(hava, rüzgar vs).

Burada bizi ilgilendiren ise tamda Kendilerine KUTSAL diyen sonraki dönem din anlayışının(Yahudi, Hıristiyan, İslam), erken dönem(sümer çok tanrılı)din anlayışı ile aynı noktada buluşmuş olmasıdır. Kutsal dinlere göre, bırakın Tanrı'nın nerede olduğunu(ilgilenmiyorum), yeri yada yurdunu konumuz o değil, onun yerini mecazda olsa tanımlarken evren hakkında verdiği MÖ 2-3000 li yıllara ait bilgidir. Yer ve gök vardır, gök yere düşmesin diye görünmeyen sütunlarca tutulur, gök kubbe biçimindedir, üstünde(allahın altında diyelim) su vardır. Aynen sümer kozmologları ile teologlarının buluştuğu yerdedir. Yani yer arada ruh(hava) onların dışında su. Allah'ın arşının ve tahtının bu suyun üstünde olması ve melekler tarafından taşınması üfürüğü, bir dalı temsil ederken kökü sümerlerin tanımlayışı temsil etmektedir ve Muhammed aynı coğrafyada bin yıldan fazla süren savaş, iç savaş ve toplumsal körelmeden dolayı sümerlerden daha ileri olan bilgiyi bulamamıştır. O yüzden bilgi namına verdiği bir çok şeyde somut ve nesnel bir anlatım yoktur, soyuttur ve genelede ima ve mecazlar çoktur, açıkca söyleyeceği her somut şeyden, korku ile kaçmıştır. Kaçması ise normaldir çünkü bilmediği evren hakkında, bilmediği doğa ve çevrimlerden dolayı somuta inmekten korkmuştur, yağmurun neden yağdığı depremlerin ve sel felaketlerinin neden olduğu konusunda sümerler ile aynı noktayı işaret etmiştir. Yani Tanrının ya bir lütfudur yada bir hıncı(tufan vs). Sümerlerden tek farkı ise, onlar bu işleri 50 küsür tanrıya biçerken, Muhammed kendinden önce gelen geleneği(asası sümerler gibi çok değerli) (Yahudi ve Hıristiyan) esas alıp, bir ve sadece tek olan Allah'a, yahudilerin RAB'ına yaptırmıştır.
Bu gün insan etkisi ile yağmurların yapay olarak arttırılması dahi mümkündür ve insan tanrının işine karışmaktadır ve tanrı hiç bir şey yapamamakta 3 gram yağdıracağı yağmuru insanlar ondan zorla, arttırabilmketdir. Dünya disk biçiminde değildir ve Tanrının işine karışan insan onun resmini çekebilmektedir.
Kendinden ortalama 2000 yıl öncenin gelenek ve anlayışını sürdüren Muhammed'de bilgiyi efsaneler ve kehanetler, hurafeler üzerinden ortaya koymuştur. Çaresiz elinde olan yazılı yada söylence bilgi onlardır. Neredeyse 2000 yıl süren o coğrafyadaki karışıklıklar ve uygarlıkların birbirine esir olmasından dolayı insanlığın düştüğü zor ve kurtulma telaşında olan ve bu beklentilerini tanrılara atfederek giddikçe kendi iradesi ve gücünüde yitiren böylelikle her şeyi tanrılara havale ederek ancak avuntu ve içe kapanmaya dönen insan, kör saplantılara düşmüştür. X yad Z tanrıları onları kurtaracaktır ve onlar onun kurtarması için onun sadece buyruk ve aracıları ile iletilen sözlerini yerine getireceklerdir. Aracı dönmüş dolşamış peygamberlere dönüşmüştür, uygarlık ise bir batağın içinde debelenmektedir.

Liderliğe oynayan birisi için zor olan, kime hangi zeminde liderlik edeceğini bulmaktır. Bu gün birisi çıkıpda benim peşimden gelin der ise, bizlerde döner neden? deriz. Nasıl bir haklı gerekçesi olabilir ki? Zorda olan, zor koşullarda olan bir toplulukda birisi çıkıp geliyor ve BULDUM diyor, ben sizin babanızım ben ne dersem o olur, Tanrı yada ismi Rab bana seslendi. Bana seni tüm insanlığa önder kıldık dedi ve geriye kalanların benim peşimden gelmesini istiyor. İşte bir aracı. Bu kötü niyetli bir liderdir, açıkca liderliği için hem ilahını hemde insanları kullanmaktadır. Bir diğer çeşidi ise, zor ve acılar içinde olan toplumlarda, aynen Mısır'da daha erkek olarak dünyaya gelen (israiloğlu diyelim) bebeklerin öldürülmesi gibi bir esirlik anında, toplum tarafından meşru olarak önder olmuş insanların peygamber edilmesi bir diğeride bu zulüm ve esirliğe karşı savaşarak ünlenen insanların, büyük insan(kral) kabul edilmesi ve kendinden sonra gelenler tarafından peygamberleştirilmesi yada ilahlaştırılmasıdır. Her halükarda son ikisi tamamen masumane bir durum iken, birincisi kötü bir davranıştır. Liderlik için biçilmiş bir kaftan edinmek Muhammed'in lüksüdür ve kendinden önce ne var ise hayali bilgi namına alıp çarçur etmiş, değiştirmiştir.
Evet somut şeyler konu olunca Muhammed hiç bir biçimde nesnel olanı değil mecazi yada mesaj-mecazi konuşuyor denmektedir, her çelişkide bu yola kaçan islam teologları yazının başındaki sümer teologları gibi Muhammed'i kurtamanın yolunu tutmuşlar ve mecazi, yok mesaj veriyor başka bir şey diyor gibi aynı saplantıya binlerce konu ile girmişlerdir. O halde şunu neden rahatlıkla söylemiyoruz? Muhammed'in Allah olarak ortaya koyduğuda mecazidir, o öyle derken başka bir şeyi kastetmiştir. Buyrun bunu deyiverin, Allah mecazdir deyin! Diyemiyor iseniz zaten somut hiç bir şeyi olamayan Muhammed sözlerini savunmak için, söylediklerini kuşa çevirmeyin. Arş vardır, su vardır, sümerler ne demiş ise oda aynısını söylemiştir çünkü elde olan kozmolojik bilgi sümerlerden köklenmektedir. Mecaz mücaz, ıvırtı yada zıvırtı değildir. Elde somut ne var bir onu söyleyin!!!
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 31-08-2006, 16:18
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

Sn. Spartacus,
Biz varız. Sonra sizler varsınız (Aslında hepimiz diyecektim ama bizleri, bu rezil halimizle kabul etmeyeceğinizi düşündüm.).
Aklımız var, zekamız var, görgümüz var.
Bilim var, tarih var, araştırma var.
Tüm güzellikler var.
E daha ne olsun.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 31-08-2006, 18:22
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şuanda  online konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart Re: GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU?

hepimiz varız, ve hepimiz ekmeği yiyor, suyu içiyoruz, hepimiz seviniyor yada üzülüyoruz, hepimizin canı yandığında kötü oluyoruz... hepimiz varız, düşüncelerimiz var ama aynı olmaması bizi insan olmak noktasında ayırmıyor, zorla bedel yada diyetler ile başkalarını kendi düşüncemize çekme düşüncesidir bizi insan olmaktan ötelere zorlayan. İllede böyle bir şekilde, tehdit yada kötürüm halleri ile insanı bir yerlere zorlarken, kendinden geride kalanları insan değil, kafir vs olarak görmek ise daha büyük bir yaradır. Bizden kelli sorulan somut *budur. Zorla sağlanmış bir inançta hangi tanrısal erdem, hayır yada beklenti olabilir ki? O halde eziyetlerin anlamıda bu soyut anlamsızlığın resmidir, resim ise onun somutu.

Hepimiz varız, iyilikte ve sağlıkta, paylaşım yada bencillikte, güzellik yada rezillikte.
İnsan kalalım o halde.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:02 .