Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Mitoloji & Esoterisizm > Sufizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 15-12-2007, 13:36
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

okinono";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yukarıda ki soruya cevap verebilmek için;
Konu başlığını Kuran'ın felsefesine göre, Mevlana'nın yorumu, İslam'a uygunmudur? olarak değiştirmeliyiz bence.

Bu arada Sevgili Psikokemoterapi, siz Konyalımısınız
Selamlar
Sevgili okinono ;

Sorunun:
"Kuran'ın felsefesine göre, Mevlana'nın yorumu, İslam'a uygun mudur?"

Olması durumuna katılıyorum.

Konyalı değilim * *
de
Ama Mevlana'nın "Bakış"ının da "Anlayış"ının da hayranıyım.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 15-12-2007, 14:04
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Mevlana konusuna ilgi duyduğum için konuyu biraz araştırayım dedim. İkixiki'nin üzüm/bağcı diyalektiği üzerine güzellemeleri de ilgimi kışkırtmadı değil hani. Ben de bir "Erdoğan Aydın"lık yapayım dedim. Sanırım yazının sonunda "Erdoğan Aydın"lık yapmanın ne demek olduğu da daha iyi anlaşılacaktır.

Olay sanırım basınımızda "2007 Mevlana Yılı" biçiminde duyurulduğu için ben de Unesco'nun her yıl bir tarihsel kişiliği seçip dünyanın her tarafında onunla ilgili etkinlikler yaptığını düşündüm. Yani bir tür Nobel ödülü gibi birşey olduğunu düşündüm. Unesco'nun sitesinde bu tür bir seçim göremedim. Bunun nasıl birşey olduğunu anlayabilmek için UNESCO'nun 33. Genel Konferansı'nın dosyasını bulmam gerekti. Dosyayı aşağıdaki linkten görebilirsiniz.

http://unesdoc.unesco.org/images/001...28/142825e.pdf

Burdan 126. sayfadaki "Celebration of anniversaries" bölümüne bakmanız gerekiyor. 2006-2007 yılları için kültür mirası sayılabilecek toplam 63 kişi, kurum ve olay saptanmış. Herkesi bu uğraştan kurtarmak için 2006-2007 yıllarında kutlanması kararlaştırılan kültürel olayların listesini aşağıya aktarıyorum:

(1) 100th anniversary of the birth of Jean Carzou (Garnik Zoulumian) (Armenia)
(2) 100th anniversary of the birth of Norair Sisakian (Armenia)
(3) 150th anniversary of the birth of Sigmund Freud (Austria)
(4) 250th anniversary of the birth of Wolfgang Amadeus Mozart (Austria)
(5) 100th anniversary of the award of the Nobel Prize to Bertha von Suttner (Austria)
(6) 100th anniversary of the birth of Letif Kerimov (Azerbaijan)
(7) 200th anniversary of the birth of Napoleon Orda (Belarus)
(8) 500th anniversary of the birth of Lambert Lombard (Belgium)
(9) 100th anniversary of the death of King Gbehenzin of Abomey (Benin)
(10) 100th anniversary of the death of Marin Drinov (Bulgaria)
(11) 100th anniversary of the birth of Emilian Stanev (Bulgaria)
(12) 150th anniversary of the birth of Nikola Tesla (Croatia)
(13) 150th anniversary of the birth of Dragutin Gorjanović Kramberger (Croatia)
(14) 100th anniversary of the birth of Vladimir Prelog (Croatia)
(15) 100th anniversary of the birth of Alejandro García Caturla (Cuba)
(16) 100th anniversary of the birth of Jaroslav Ježek (Czech Republic)
(17) 150th anniversary of the establishment of the Secondary School of Glassmaking in Kamenickı Šenov (Czech Republic)
(18) 300th anniversary of the death of Jiří Josef Kamel (Czech Republic)
(19) 100th anniversary of the establishment of the city of Mbandaka and the Zoo and Botanical
Garden of Eala (Democratic Republic of the Congo)
(20) 100th anniversary of the birth of Jorge Icaza (Ecuador)
(21) 100th anniversary of the death of Paul Cézanne (France)
(22) 300th anniversary of the birth of Georges-Louis Leclerc, known as (comte de) Buffon (France)
(23) 50th anniversary of the death of Irène Joliot-Curie (France)
(24) 1500th anniversary of the construction of Jvari Church in Mtskheta (Georgia)
(25) 900th anniversary of the construction of Gelati Monastery (Georgia), architectural complex and cultural centre
(26) 100th anniversary of the birth of Dietrich Bonhoeffer (Germany)
(27) 150th anniversary of the death of Heinrich Heine (Germany)
(28) 50th anniversary of the death of Bertolt Brecht (Germany)
(29) 100th anniversary of the beginning of Bartók’s and Kodály’s systematic field research to collect traditional folk music (Hungary)
(30) 100th anniversary of the birth of Luchino Visconti (Italy)
(31) 300th anniversary of the birth of Carlo Goldoni (Italy)
(32) 400th anniversary of the first performance of Claudio Monteverdi’s Orfeo (Italy)
(33) 100th anniversary of the birth of Hideki Yukawa (Japan)
(34) 500th anniversary of the death of Aisha al-Baounieh (Jordan)
(35) 100th anniversary of the birth of Akhmet Zhubanov (Kazakhstan)
(36) 100th anniversary of the birth of Akzhan Zhaksybekuly Mashani (Kazakhstan)
(37) 100th anniversary of the birth of Abdylas Maldybaev (Kyrgyzstan)
(38) 800th anniversary of the foundation of Cesis City (Latvia)
(39) 50th anniversary of the First International Congress of Negro Writers and Artists (Mali)
(40) 200th anniversary of the birth of Benito Juárez (Mexico)
(41) 150th anniversary of the death of Danzanravjaa Dulduitiin (Mongolia)
(42) 100th anniversary of university evening classes in West Africa (Nigeria)
(43) 1300th anniversary of the birth of al-Khalil bin Ahmad al-Farahidi (Oman)
(44) 100th anniversary of the birth of Jerzy Giedroyć (Poland)
(45) 150th anniversary of the birth of Joseph Conrad Korzeniowski (Poland)
(46) 100th anniversary of the birth of Grigore Moisil (Romania)
(47) 100th anniversary of the first flight of a heavier-than-air aircraft entirely propelled by an onboard engine, produced and earlier used by the Wright Brothers in their 1903 flight, performed
by Traian Vuia (Romania)
(48) 50th anniversary of the death of Constantin Brancusi (Brâncuşi) (Romania)
(49) 150th anniversary of the State Tretyakov Gallery (Russian Federation)
(50) 200th anniversary of the foundation of the Moscow Kremlin State Historical and Cultural
Museum-Reserve (Russian Federation)
(51) 250th anniversary of the foundation of the Russian Academy of Fine Arts (Russian Federation)
(52) 100th anniversary of the birth of Léopold Sédar Senghor (Senegal)
(53) 100th anniversary of the birth of Ladislav Hanus (Slovakia)
(54) 100th anniversary of the birth of Ľudovít Rajter (Slovakia)
(55) 100th anniversary of the creation of the Committee for the Promotion of Studies and Scientific Research (Spain)
(56) 100th anniversary of the birth of the Venerable Buddhadasa Bhikkhu (Thailand)
(57) 600th anniversary of the death of Abdurrahman Ibn Khaldun (Tunisia, Morocco, Egypt, Algeria and Afghanistan)
(58) 800th anniversary of the birth of Maulana Jalal-ud-Din Balkhi Rumi (Mevlana Celaleddin-i
Belhi-Rumi) (Turkey, Egypt and Afghanistan)

(59) 100th anniversary of the birth of Ivan Bahriany (Ukraine)
(60) 150th anniversary of the birth of Ivan Franko (Ukraine)
(61) 50th anniversary of the establishment of St Joseph’s Kaengesa Seminary (United Republic of
Tanzania)
(62) 2000th anniversary of the foundation of the city of Marg’ilon (Margilan) (Uzbekistan)
(63) 2750th anniversary of the foundation of the city of Samarqand (Samarkand) (Uzbekistan)

Yani aslında İbn-i Haldun'un 600. doğum yılı da kutlandığı için "2007 İbn-i Haldun yılı" denebilirdi. *Yada ne bileyim belki Tayland medyası da bizimki gibi "2007 *Unesco tarafından 'Venerable Buddhadasa Bhikkhu' yılı olarak ilan edildi" diye olayı şişirmiş olabilir.

Görüldüğü gibi Unesco bir müslümanı seçmiş, bir sürü spekülasyona yol açacak bir şey yapmamıştır. Hangi dinden, hangi anlayıştan olursa olsun kültür hayatımıza katkıda bulunmuş olan önemli isimlerin bu yıllar içinde anılmasına karar vermiş, bunun içinde bir bütçe oluşturmuş.

Şimdi geliyorum "Erdoğan Aydın"lık yapma konusuna. Bana göre "Erdoğan Aydın"lık yapmak gerçeklere ulaşmaya çalışmaktır. İdeolojik yada dinsel gözlüklerini takıp, dünyaya sadece ordan bakınca insanlar inançları dışındaki herşeyle dalga geçerler. Bu siteye gelen bazı bilmiş müslümanların ilk sözleri "sizlere acıyorum, sizler komik adamlarsınız" vb. olması bu kişilerin dinsel/ideolojik körlüklerinden dolayıdır. "Erdoğan Aydın"lık yapmak ise şunun arkasında ne var acaba diyebilme cesaretini göstermektir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 15-12-2007, 14:49
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Önce frodo'nun harika yorumuna tamamen katıldığımı belirteyim. Mevlana tam da "mevali" olan yarı-köle yarı-özgür sayılan ve binbir türlü dinin etkisi altında olan bir topluma Kuran ve İslam'ı kabul ettirmeyi görev edilmiş bir kişidir. Mesnevi baştan aşağı bir tür Kuran tefsiri'dir. Ancak daha önceki yorumcular gibi sıkıcı dilli, yobaz, Kuran'ı kurallar yığını olarak anlayan birisi değildir. Zaten böyle olsaydı mistik dinlerin etkisindeki yığınla insana tekdüze, basit, hatta ilkel denilebilecek kurallardan oluşan bir kitabı kabul ettirmesi mümkün olmazdı. Eğer iki kültürel eser olarak Kuran ile Mesnevi'yi karşı karşıya koyarsanız, Mesnevi Kuran'dan yüz kat daha zengin, daha güçlü ve anlam yüklüdür.

Mevlana yobaz birisi değildi, içinde yaşadığı toplumun o zamanki özelliklerinden dolayı olması da mümkün değildi. Çokça kullanılan ve Mevlana'nın sevgisinin büyüklüğü olarak gösterilen

Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel

sözleri Mevlana'nın sevgi dolu olduğunu göstermez. Bu sözler esneklik gösterir, farklı dinlerden olan insanları çekme çabası, bir tür misyonerlik özelliğidir. Aslında bu özellik her dinde, her anlayışta, hatta en yobaz olanında bile vardır. Asıl önemlisi insanların gelmemesi durumunda onlara nasıl bakıldığıdır.

Mevlana'nın sürekli sevgi sembolü olduğu söylenir ama bazı yaklaşımlarının içeriğine pek bakılmaz. Örneğin Mevlana'nın kadınlara nasıl baktığı hiç sorgulanmaz. Ben Mesnevi'den birkaç örnek vereceğim. Bunları nasıl yorumlayabiliriz acaba. O dönemler kadınlara genel bakış açısı buydu, abartmamak lazım mı demek gerekir, yoksa Mevlana bir tür kadın düşmanı mıdır? Benim yorumun Mevlana'nın Kuran'ın kadınlarla ilgili yorumunu kabul ettirme çabası olduğu şeklindedir. Buyrun:

6. Kitap

4320. Bil ki aklı ve ruhu da zayıf olduğu için kadının rüyası, erkeğin rüyasından daha aşağıdır, daha değersizdir.

4475. Kadının hilesine son yoktur..

4555. ..Kadının bakışı fitnedir. Fakat bu fitne, sesi de duyuldu mu bir katken yüz kat olur.
Sesini yüceltmesine imkân bulunmazsa kadının bakışı, yalnız başına fayda etmez.

1695. Allah, her şeyi görür ama huyu, örtmektir. Fakat haddini aştın mı açan da odur ha!

1880. Kemikle ekmek gibi pis şeylerin cüzileri, bu cihanda kuzgunların mezesidir, gıdasıdır.
Hikmetin kadrini bilme nerede,kuzgun nerede?Gübrede yaşayan kurt nerede, bağ bahçe nerede?
Nefsiyle savaşmak, kahpe adama lâyık değildir. Eşeğin ardında öd ağacı yakılmaz, eşeğin ardına da misk sürülmez. Kadınlara savaş yazılmamıştır. Nefisle savaşmaksa onların işi olamaz. Çünkü bu, büyük savaştır. Ancak nadir olarak bazı kadında da bir Rüstem vardır. Meryem gibi gizlidir o.

2795. Padişahım, senin hapsinde bir Yusuf’um ben. Lûtfet, beni kadınlardan kurtar. Arşta oturup duruyordum. Anamın şehveti “inin” emri ile beni buraya attı. O tam yücelikten bir kocakarının hilesiyle rahim zindanına düştüm. Ruhu ta arştan bu yurda getirdi. Hasılı kadınların hilesi pek büyük. İnişim, önce de kadın yüzünden, sonra da kadın yüzünden. Ruhtum, nasıl oldu da bedene büründüm?

2995. Erkekte kadın huyu oldu mu **** olur, namussuzluk eder. Kadına erkek huyu verdi mi kadın, kadın arar, sevici olur.


5. cilt

2465. ...Kadında hayvan sıfatı üstündür. Çünkü kadının renge, kokuya meyli vardır.

3240. Ululuk ıssı Tanrı'nın güzelliğiyse yüzlerce Yusuf güzelliğinin de aslıdır. Ey kadından aşağı adam, o güzelliğe feda ol.

4080. Gül renkli oyuncağı ardına at. Onlara renk vereni aklına getir ve şaş. Dereye gir, testiyi taşa çal. Kokuya, renge ateş ver. Din yolunda yol kesicilerden değilsen kadınlar gibi renge, kokuya tapma.

4. cilt

1618. Ey, yiğit er, erkeklerin kadınlara üstünlüğü kuvvet, kazanç ve mal mülk bakımından değildir. Öyle olsaydı aslan ve fil, daha kuvvetli olduğu için insandan yüce, daha üstün olurdu a kör!

1620. Ey yalnız bu anı gören, erkeklerin kadınlardan üstün olması erkeğin kadına nazaran daha ziyade sonu görür olmasındandır! Erkek, işin sonunu göremezse işin sonunu görenlere nazaran kadın gibi noksan sayılır!

3. cilt

3126. Bir erkeğin gönlü, kadının gönlünden aşağıysa o gönül, işkembeden de bayağıdır gayrı.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 15-12-2007, 15:12
metalheart
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

sevgili sargon
aktarımlarına teşekkürler..
kadını bu kadar aşağılamananın ötesi ''gay'' lik olabilir mi diye de bir soru aklıma gelmiyor değil hani..
(bundan ''gay'' düşmanı olduğumun çıkarılmamasını temenni ederim)
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 15-12-2007, 15:52
mer-orh mer-orh isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Mar 2006
Mesajlar: 81
Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Mevlana, iyi mi kötümü anlamis degilim.Sadece Ilhan Arsel in "Aydin Aydin" kitabin da Mevlana elestirisini okumustum.Yazdiklarinizi ilgiyle izliyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 15-12-2007, 16:11
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Sargon araştırman ve bizi bilgilendirmen için teşekkürler. Medyada 2007 yılının UNESCO tarafından sadece Mevlana'yı anmaya ayrıldığı gibi bir izlenim verildi Türkiye'de. Hem de öyle bir yoğun şekilde verildi ki şahsen hiç bir tereddütüm olmamıştı doğruluğuyla ilgili. Oysa öğrendik ki UNESCO çok sayıda tarihsel kişiliği anma listesine almış ve dileyen ülkeler de bu anmaya katılabiliyor. Histerik bir abartma ile ülke gündemine sokmuşuz konuyu.

Bir diğer ilginç nokta İranlıların da Mevlana'yı sahiplenmesi. Aşağıdaki alıntı http://maulanahouse.com/modules/news/ sayfasından:

United Nations (UNESCO) has named the year 2007 the year of Molana (Rumi) the Persian mystical poet, philosopher. In support of this act a website was created for people to sign their name as way of showing their appriciation to UNESCO for recognizing the importance of Maulana Jalal e Din's doctrine of love and peace for this century. Please visit www.SEPASUNESCO.com and vote to show your support . Afghanistan, Turkey, Iran are celebrating the year of Maulana in September. Maulana House will also take part in celebrating the year of Maulana.

Unesco'nun Türkiye sitesine baktığımızda da konu netleşiyor:

UNESCO, insanlığa, barışa ve kültüre katkı yapmış kişiler ve olayların bütün dünya tarafından tanınması, bilinmesi ve takdir edilmesi amacıyla ülkelerin kendileri tarafından kutlanan kimi önemli yıldönümlerinin UNESCO’nun temel hedefleri ile ilişkilendirilmesi amacıyla 1956 yılından beri uygulanan “Yıldönümlerinin Kutlanması” programını başlatmıştır.

Bu program kapsamında birçok ülke ulusal öneme sahip kimi kültürel varlık, tarihi olay ve kişilerini uluslararası düzeyde de bilinmesi ve tanınması amacıyla 50 yıl ve katları biçimindeki yıldönümlerini (doğum, ölüm, kuruluş vb.) UNESCO’ya tescil ettirmektedirler.

Türkiye 1996 yılından bugüne kadar 6 önemli tarihsel olay ya da kişiyi UNESCO ile ilişkili yıldönümleri listesine ekletmiş bulunmaktadır. Bunlar;

Nasreddin Hoca’nın 700. ölüm yıldönümü 1996
Türk yazar ve şairi, eski Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel’in 100. doğum yıldönümü 1997
Türk Şairi Şeyh Galib’in 200. ölüm yıldönümü 1999
Osmanlı Kültürünün ve Kültürel Çeşitliliğinin oluşumunun 700. yılı 1999
Nazım Hikmet’in 100. doğum yıldönümü 2002
Şair ve felsefeci Mevlana Celaleddin-i Belhi-Rumi’nin 800. doğum yıldönümü 2007


Görüldüğü üzere bugüne kadar tarihimiz ve kültürümüz açısından önemli yerlere ve etkilere sahip kimi olay ve kişilerin doğum ve ölüm yıldönümleri UNESCO tarafından isteyen ülkelerde kutlanmak üzere listelenmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 15-12-2007, 16:19
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Mevlana'nın Moğol'ları destekleyip desteklemediğini bu forumda epey uzun tartıştık. Ben o zaman şöyle bir tez ileri sürüyordum: Asıl Moğolları destekleyenler Anadolu'yu Moğol'lara teslim etmiş olan Selçuklu'dur. Türkçülerin pek büyük liderler olarak öne sürdükleri Alaeddin Keykubat, II. Keyhüsrev gibi Anadolu sultanları Moğollara bütün Anadolu'yu peşkeş çekmişlerdi.

Sultanların Moğol'lara teslim olduğu doğruydu ancak bu teze dayanarak Mevlana'nın tutumunu aklamaya çalışmak doğru değildi. Birilerinin hatası diğerinin doğruluğunu göstermez. Mevlana'nın yazılarında Moğolların egemenliği Tanrı'nın onlara verdiği bir bağış olarak açıklanıyor. Arapların *Moğollara haksızlık yaptığı ve bu yüzden de Moğol padişahına Tanrının bu lüftu verdiğini söyleniyor. Bununla ilgili ilginç bir pasajı da aktarayım

[b]Fihi Ma-fih

15. bölüm

(Birisi) dedi ki: Moğollar, bu ile ilk geldikleri vakit çıplaktılar. Binekleri öküzdü, silâhları tahtadandı. Şimdiyse ululandılar, doydular. En iyi Arab atları, en güzel silâhlar onların.

(Mevlânâ) buyurdu ki:

Gönülleri kırık, kendileri arık, güçsüz-kuvvetsiz bir haldeyken Tanrı onlara yardım etti, yalvarışlarını kabul etti. Şimdiyse ululandılar, kuvvetlendiler; onların, kendi güçleriyle-kendi kuvvetleriyle değil, Tanrı yardımıyla üst olduklarını, dünyayı o yüzden zaptettiklerini bilsinler diye Ulu Tanrı, halk zayıf bile olsa gene de onları kahreder.
Buyurdu ki:
Onlar, ilkin bir ovadaydılar. Halktan uzak, azıksız, yoksul, çır-çıplaktılar. İhtiyaç içindeydiler. Ancak içlerinden bâzıları alış-veriş için Hârezm-şâh'ın iline gelirler, alımda-satımda bulunurlar, kendilerine elbise yapmak için kaba keten kumaşlar alırlardı. Hârezmşâh onları men'etti; tacirlerinin öldürülmesini buyurdu; onlardan vergi alınmasını da emretti. Tacirlerinin, ülkesine girmesini de men'etti. Tatarlar, padişahlarının tapısına gidip öldük diye yalvardılar. Padişahları, onlardan on gün mühlet istedi. Gitti, bir karanlık mağaraya girdi. Oruç tuttu, yalvarıp yakarmaya koyuldu. Ulu Tanrıdan, yalvarışını duydum, duânı kabul ettim, dışarı çık, nereye gidersen üst olacaksın diye ses geldi. İşte sebep buydu, dışarı çıkınca Tanrı buyruğuyla üst oldular, dünyayı zaptettiler.


Görüldüğü gibi Mevlana Moğol istilası hakkında pek ciddiye alınacak bir açıklama yapmamaktadır. *Amacı sadece insanlara İslamiyetteki Allah anlayışını kabul ettirmektir. Buna göre yaşanan olayları kul belirlemez, tanrı dualarını kabul eder ve onu başarıya ulaştırır.

Mevlana'nın İslamiyeti nasıl yorumladığına dair yazılarında yeterince bilgi var. Kesinlikle sünni İslam anlayışının propagandasını yapmaktadır. Şiilerle ilgili çok sayıda polemiği vardır. Hafiften alaya alır Şiiliği. Hatta birçok mezheple ilgili de tartışmalar yapar. Bırakın dinler üstü falan olmasını, mezhepler üstü bile değildir Mevlana. Mutezile mezhebi ile ilgili bir örnek vereyim. Bilindiği gibi İslam tarihinde en ileri mezheplerden biri Mutezile mezhebidir. Mutezile kaderi kabul etmez, insanın herşeyi kendi iradesiyle yaptığını ileri sürer. Bu yüzden ilk dönemlerde en önemli müslüman aydınları içine çekmiş, ancak çok sert baskılar görmüştür. Bakın Mevlana'nın Mutezile ile ilgili bir pasajı:

53.bölüm

Mu'tezile der ki:

İşleri yaratan kuldur. Kuldan beliren her işin yaratıcısı, yapıcısı kuldur. Böyle olmasına imkân yok. Çünkü kuldan beliren her iş, ya akıl, can, kuvvet, beden gibi kulun araçlarından biriyle belirir; yahut da vasıtasız belirir. İki halde de kulun bir şey yaratmasına imkân yoktur. Bu organlarla bir iş görülse bunları bir araya toplamaya gücü yetmez; şu halde o, bu araçla bir işi yaratamaz; çünkü araç, onun hükmü altına girmez. Bu araç olmadan da bir iş yaratamaz, çünkü araçsız bir iş görmesine imkân yoktur; demek ki ne halde olursa olsun, işleri yaratan Tanrıdır, kul değil. Hayır olsun, şer olsun, kuldan beliren her işi kul, bir kuruntuya uyar, bir şey umar da yapar. Fakat o işteki hikmet, kulun aklına-fikrine geldiği kadar değildir. O işte kendisine görünen anlam, kendisine beliren hikmet, elde ettiği fayda, gördüğü, elde ettiği kadardır da o yüzden o işi işlemiştir. Fakat onun tümden bütün faydalarını Tanrı bilir; o işten neler elde edecek, Tanrı bilir onu. Meselâ, ahrette sevab elde etmek, iyi bir ad-san ıssı olmak, dünyada da aman bulmak için namaz kılarsın. Fakat o namazın faydası o kadar değildir; vehme sığmayacak kadar yüz binlerce faydalar elde edeceksin amma faydaları Tanrı bilir de kulu bu işe koyultur. Şimdi insan, Tanrının kudret avucunda bir yaya benzer. Ulu Tanrı, onu işlerde kullanır-durur. Gerçekte yapan-eden Tanrıdır; yay değil. Yay bir araçtır, fakat Tanrıdan haberi yoktur, dünyanın durması için gaflet içindedir. Kimin elindeyim ben diyen, kimin elinde olduğunu bilen yay, ne büyük yaydır. Ne diyeyim şu dünyaya ki gafletle durur; direği gaflettir. Görmez misin, birini uyandırdılar mı, dünyadan bezer, dünyada sanki erir-yok olur-gider. İnsanoğlu, küçükken büyümeye başlar ya, gaflet vasıtasiyle büyür, gelişir; yoksa hiç mi, hiç boy atmazdı, büyümezdi. Mâdem ki gaflet vasıtasiyle mâmur oldu, büyüdü; Tanrı gene ona, istesin, istemesin, zahmetler yollar, çalışmalar verir; böylece de o gafletleri yur, arıtır onu da ondan sonra o âlemle tanıştırır insanı. İnsanın varlığı, bir çöplüğe benzer, pislikten meydana gelmiş bir tepedir. Pislikten meydana gelen tepe üstünse, padişahın yüzüğü vardır orda da ondan dolayı üstündür. İnsanın varlığı, bir çuval buğdaydır; padişah, şu buğdayı nereye götürüyorsun; benim ölçeğim orda diye bağırır. İnsanınsa ölçekten haberi bile yoktur; buğdaya dalmış-gitmiştir. Ölçekten haberi olsaydı buğdaya nerden aldırış ederdi. Şimdi seni yüce âleme çeken, aşağılık âlemden seni soğutan her düşünce, o ölçekten vuran parıltıdır; o ölçeğin ışığıdır ki dışarıya vurmadadır; insan bu ışık yüzünden o âleme meyleder. Yok, tutar da aşağılık âleme meylederse bu ölçeğin perde altında gizlenmiş olduğunu bildirir.


Mevlana'yı yobaz İslam savunucuları sevmezler. Eserlerinde pronografiye varan ifadeler olduğunu gerekçe göstererek Mevlana'yı dışlamaya çalışırlar. Halbuki Mevlana'nın verdiği örnekler, kullandığı dil, bazen alaylı bazen küfürlü konuşmaları tam da dönemin kültürünü yansıtmaktadır ve kültürel olarak son derece değerli ve önemlidir. Mevlana yobaz biri değildir, insanlar oturup emek harcasalar Mesnevi'nin Kuran'dan çok daha değerli bir kültür ürünü olduğunu göreceklerdir. Ancak bunlar Mevlana'nın tam bir Kuran ve İslam savunucusu olduğu gerçeğini değiştirmez.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 15-12-2007, 18:01
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Mevlana, Mutezile'nin kader anlayışının cüz-i irade ile ifade edilmemesine karşı çıkar.

Bunun sebebi olarakta, Selçuklu sarayı ile halkın arasında dini bir iletişimin sağlanmasını görev kabul etmesini gösterir diye biliyorum. Yani, iradenin tamamının insana verilmesi demek, meliğin tanrısal bir yönetimin kaderi ile değil kendi iradesi ile bu güce ulaştığını kabul demek olur ki; bu da farklı güçlerin aynı kadere kendilerinin de ulaşabileceği yolunu açar.

Bu nedenle de özellikle abbasilerden başlayarak memlük selçuklu osmanlı ve günümüz yönetimleri kaderin tartışılmasını bu yönden çok zararlı görürler.

Yav Dilaver ortadan kaybolalı yazılarım mı değişti ne, işi şimdi bir de mülkiyet ile bağlayım da görün siz

Dilaverrr, nerdesin bunlar kaçacak konular değil yavvv


Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 15-12-2007, 19:12
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Yani, iradenin tamamının insana verilmesi demek, meliğin tanrısal bir yönetimin kaderi ile değil kendi iradesi ile bu güce ulaştığını kabul demek olur ki; bu da farklı güçlerin aynı kadere kendilerinin de ulaşabileceği yolunu açar


* * yaklaşmışsın oki, bir adım daha atarsan mülkiyettesin. *


* * *saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 15-12-2007, 19:57
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Mevlana'nın Felsefesi İslama Uygun mudur?

Eeeeee, ne de olsa "Müslümanın malı ortak" diye bir sözü var halkımın *değil mi.

Millet yanlış anlıyorsa ben ne yapayım

Mülkiyete müptela olanlar düşünsün Dilaver

Selamlar
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:04 .