Sayın K.C izninizle ben üçüncü maddeye eklemek üzere ; *evliligin insan doğasına uymadıgını öngörüyorum. Evlilik olmasa bence aldatmalarda daha aza inerdi. Var olabilecek aldatmalarında karşılıgı hemen verilir insanların daha kolay dersler cıkarmaları bekelenebilirdi. Ama evlilikde öylemi acaba? Evliyseniz bir kadın için için hersey bitmiştir. Artık ömrünüzün sonuna kadar sadece o insanla birlikte olmak zorundasınızdır. Çünkü toplum yıllarca bunu dayatmış boşanma noktasına sürekli olumsuz yaklaşımlar sunmuştur.
Dul bir kadının iffetsiz potansiyelinde oldugu yansıtılmış ve böyle bir kadının toplumda gereken konumda takılıp kalması saglanacak olumsuz etkiler yaratılmıştır. Hal böyle iken boşanmaya cesaret edemeyen kadın, yaşadıgı evliliğindeki çıkmazlarıda ötelemek için solugu başka yerlerde almıştır. Boşanmak istedigi takdirde, eşinin baskıları, mahalle baskıları ve ekonomik baskılar altında kalacagını ve hatta varsa cocukları bunlardan bile kopabilecegini bilen kadın için, hem evliliğini devam ettirmek hemde kendi ruhsal tatminlerini saglayabilmek için aldatmaya başvurmuştur. Ki bununda aldatma olup olmadıgı da kadının koşulları, eşinin davranışları, kadının davranışları ve en önemlisi bizim toplumumuzdaki evliligin tercih edilmesi yolları ile birlikte degerlendirilebilinir.
Ailesi tarafından zorla evlendirilen bir kadının bu kötü şartlarda evli kalması ve daha sonrasındaki ihaneti bile ihanetmidir acaba?
Ya da eşi tarafından zorla alıkonan ve bir evliligin içine hapsedilen, tercihleri elinden alınıp tek tercih kocasının tercihleri olarak sunulan bir kadının ihaneti ihanetmidir?
Nasıl evlenirse evlensin, daha sonraki yasamında evliligini bitirmek için istekde bulunan bir kadının eşi tarafından şiddete maruz kalıp reddedilmesi olumsuzluklarının yanında, bu kadının ihaneti ihanetmidir?
Aldatmak kelimesi şak diye tespit edilip ortaya konulmaz. Aldatan kadının da erkeginde nedensellikleri, koşulları ve psikolojileri bertaraf edilmeden degerlendirilebilinir ve ancak öyle bir tespite gidilebilir. Tabi bu söylediklerim bizim " fetva hızır" hocalarımızın anlayamayacagı kadar derin mevzulardır. Çünkü onlar için sebebler değil yapılan eylem önemlidir. Çalışan bir kadını direk potansiyel ihanetci ilan edebilecek bir zihniyetin artık hiç bir gecerliliginin olmaması hatta bu adamların karantinaya alınması elzemdir.
Evliligi reddediyorum kendi öznel fikirlerimce ve benim için hiçbir yaşanılırlıgı yoktur fakat bunu idame ettırıp iyi bir yaşam olusturabilenlerde yok degildir. Bu anlamda evliliklerin artık olmazsa olmaz modundan cıkarılması gereklidir. Ülkemizde ne yazıkki tablo tam tersini gözümüze sokmaktadır. Belirli bir yaşa gelen, daha kendini tanımadan , cevresini tanımlayamadan, evliligin ne demek oldugunu ve sorumluluklarının ne denli agır oldugunu bilemeden evlendirilen binlerce insan var. Bu insanların bu kadar yetersizlikleri ve eksiklikleri oldugu müddetcede, evlilik ifadesi her zaman bozuk ve olumsuz davranıs biçimleri ile tarif edilmeye mecburdur. Hak verirsiniz ki bu evliliklerin içinde de aldatma da dahil her türlü yanlış davranış biçimleri yaşayacaktır.
Evli olmayan fakat bir ilişki içinde olup aldatılanlar yokmu diyeceksiniz şimdİ. Var tabi olmazmı ama evlilik kurumu kadar sık bogaz kuralları yok bu işilkilerin ve isteyen istedigi tepkiyi vrebilecek koşullarda oluyorlar. Durum böyle oluncada sepeti koluna herkes kendi yoluna deyip size zarar veren bir ilişki içinden kolayca sıyrılabiliyorsunuz. Başka biri ile ilişki kurdugunuz zaman da kimse sizi aldattı diye yaftalayamıyor. Evlilik dışı fakat evliligin kendi kurallarından daha katı kuralları idame ettirip öyle devam eden çarpık ilişkilerde mevcuttur. Onlar adına da allah ıslah etsin diyorum