Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #51  
Alt 25-09-2006, 18:10
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

Sevgili sodomo ,
Tavsiyene uyarak sectim, biraz da seni dusunerek; ister gunesin dogusu, istersen batisi olarak gorebilirsin.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 25-09-2006, 21:09
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

"Tanrı vardır"

""İnsanlar ölünce yıldız olur"

"18 tane tanrı vardır"

"İnsan ölünce olimpos dağında tanrılarla halay çeker"


Bu önermeleri doğrulayan kanıt yok. Bunların yanlışlığı da kanıtlanamıyor.

Şimdi bu 4 önermeye aynı mesafede mi durmalıyız? Yoksa içlerinden birini çekip (mesela tanrı vardır önermesini) onu sevip, diğerlerine "tü kaka" mı demeliyiz? Eğer böyle yapıyorsak bunu yapmak için bir dayanağımız var mı, yoksa tamamen keyfi bir iş mi?

Bir soru demiştim 3 soru oldu..."
Ex;
İstenirse binlerce önerme çıkarılabilir. Ancak bir Tanrı'nın varlığı önermesinin bütün diğer önermelerden farklı ve özel bir konumu vardır. İnsanlık için, bilim için, felsefe için, dinler için "Tanrının varlığı" önermesi diğerleriyle eşit mesafede olamaz. "Tanrının varlığı"'na alternatif olarak "Tanrılar" ya da " En mükemmel ve ezeli olan varlık" önermesi düşünülebilir.
Doğrusu, önermenin insanları, bilimi, felsefeyi ne kadar ilgilendirdiğidir.
Bir tanrı önermesiyle, uzayda başka yaşamlar, ya da dünyaya ilk yaşam tohumlarının uzaydan geldiği gibi ciddi önermeler eşit mesafede tutulabilir. Bunlar da en az bir Tanrı tartışması kadar önemlidir.
Asıl önemli olan ise Parmanides'in;
"Varlık, varlığa varlıktan mı gelmiştir yokluktan mı? Yokluktan bir şey çıkmaz. Öyleyse varlık varlıktan gelmiştir." tezindeki ilk varlığın Tanrı mı yoksa madde mi olduğudur. İnsanlık tarihindeki asıl tartışma da budur zaten. Bu tartışmayı yok sayıp, sanki birileri garip bir önerme ile ortaya çıkıyormuş gibi hafife almak yanlıştır.

Sodomo, benim bir saplantım ya da *bir ön kabulüm yok. Şartlanmış değilim. Daha önce de yazdığım gibi daha doğru düşünceyi bulduğumda derhal değiştirebilirim. Bir seçim yapmış olmam ise beni kötü etkilemiyor. Çünkü ben bir bilim adamı değilim. Felsefi anlamda agnostik düşünebilirim. Ama agnostik yaşayamam. Bir benzetme yapmam gerekirse, "Yürümek, yüzmek, uçmak arasında uçmayı tercih ederim. Ama kanatlarım olmadığı için yüzmek yerine yürümeyi seçmek zorundayım. Yanlış seçim yaptığımda ise topluma birşeyler kazandırabilme olanağından yoksun kalırım. Birşey bilmediğimizin farkındayım ama yanlış bilenlerin büyük çoğunlukta olduğu bir toplumda onlardan daha doğrusunu, daha zararsızını ve hatta insanlık için daha faydalısını bildiğimizi göstermek zorundayız.
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 26-09-2006, 04:33
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

(Panteidar)
Ezkamo Hoca'ma katılıyorum. Keşke bir Tanrıya gereksinimimiz olmasaydı...

Sevgili Panteidar,
Bence yaşamımızda keşkelere yer vermemek gerekir. Otuz yıldır ateistim. Yaşamımda hiç bir dönem tanrıya yer vermedim. Çünkü bu kendimle çelişmem demekti. Yaşam felsefem öz-güven üzerine kurulu. Böyle düşündüğüm için de tanrıya gereksinim duymadım. Kendimizi tanrıya havale etmemiz demek kendimize güvenmemek demektir. Eğer bir insan olarak kendi gücümüze inanırsak biz de bir tanrıyız demektir. Tüm dostlarıma tavsiyem kendinize inanınız. Her türlü sorununuzu ancak kendiniz çözebilirsiniz. Bu sorunlarımızı tanrıya havale etmek demek o sorunları bana göre ertelemek demektir. Döner dolaşır tekrar gelir seni bulur. İsterseniz deneyin. Denemesi bedava...


(Merwe)
Ben ise aklımın acziyetini kabul ediyorum sadece.

Sevgili Merwecik,
İşte seni diğer canlılardan üstün kılan en önemli özelliğini kullanmaktan niye acizsin ki. Sen düşünen ve üreten bir canlısın. Sonuna kadar bu özelliklerini kullanmalısın bence. Zaten bizi biz yapan da bu aklımız ve mantığımız değil mi? İşte insan olarak nedense bazen aciz kalıyoruz. İlaki sığınacak bir güç arıyoruz. Üstelik sığınacağın güç de sana bir şey vermiyor. O zaman o güce sığınmanın bana bir mantığını izah eder misin? İşte insan olarak burda yanlış yapıyoruz. Sonuna kadar aklımızı ve mantığımızı kullanalım. Baktın ki içinden çıkamıyorsun kabullen. Çünkü çözemediğin bir şeyi kabullenmek daha gerçekçi bir yoldur. Kabullenmesen de kendini yer bitirirsin. Buna da değer mi?
Şimdi ben bunları söylemekle kendimi abartmış mı oluyorum? Kesinlikle hayır. Sadec bir insan olarak gücümü ortaya koymaya çalışıyorum. Bence denemelisin. İnanki çok şey kazanırsın. Sonra demedi deme...

(Sodomo)
"Tek bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir"

Sevgili Sodomo,

Evet ben de bir şey bilmiyorum. Benim ne kadar çok şey bildiğimin bence hiç bir önemi yok. Benim için önemli olan bildiklerimin ne kadarını yaşama uygulayabiliyorum. Sence önemli olan da bu değil mi?

İkincisi. Ön kabul diyorsun. Bak şimdi...Vay efendim dünyayı kim yaratmış, insanı kim yaratmış. Ya bunlar çok mu önemli? Sen bu dünyada bir insan olarak yaşıyorsun. Sen önce insan olmanın gereklerini yerine getir. Biz bunu bırakmışız ıvır zıvır şeylerle uğraşıyoruz. Nasıl bir ön kabul ama...Değil mi?...
Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 26-09-2006, 04:59
exclusive exclusive isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Dec 2005
Mesajlar: 1.123
Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

Sodomo senin bu yaptığın savaş ilanıdır

O kadar dedim bize şeriatçı lazım diye ama olan oldu işte. Şu gazete ilanını dinci gazetelerden birine versek daha iyi olur aslında

Ateist vs. Agnostic... Buyrun bakalım, hodri meydan...


Madem söz dürüstlükten açıldı o halde dürüst olalım Agnostik dostlarım. Ben hikayeyi dürüstçe anlatayım, itirazı olan buyursun... Aslında vaktiyle siz de ateisttiniz. Biraz işi kurcalayıp Agnostizmden haberdar olduktan sonra "sahi yaw, ben nerden bilicem ki var mı yokmu, varlığı da yokluğu da kanıtlanamıyor" diyip tanrıyı kocaman bir "soru işareti" ilan ettiniz...

Lütfen şimdi "vay be amma da arınmışım egolarımdan, helal olsun bana" demeyiniz. Zira telaffuz etme gafletinde bulunduğunuz bu cümle kendi kendisini yalanlayan paradokslardandır.

Diyorsun ki; "Sonuçta eğer bir ön-kabul ile yola çıkarsak gerçeği öğrenme şansımız kalmayacağı gibi gerçeği kendi ön-kabullerimize yamama yoluna gireriz."

Peki "tanrı bir bilinmezdir" ne demek? Tanrı var mı yok mu bunu bilmiyoruz, asla da bilemeyeceğiz, bunu bilmek mümkün değil. Benden öncekiler bilmiyordu, benden sonrakiler de bilmeyecek...

Değerli Agnostikler, sizin bu söylediğinizin "Tanrı hep vardı ve her zaman da var olacaktır" ön kabulünden tek farkı sizin ön kabulünüzün "tanrının varlığı iddiasını doğrulayan en ufak bir kanıtın bile bulunmadığı" ayrıntısını hiçe saymayacak kadar rasyonel olmasıdır.

Ateizm basit görünür. Ergenlik çağında gençler "ben ateistim" der. Bu basit görünüş biraz antipati uyandırıcıdır. (aslında ateizm basittir ama basit olduğu için değil, basit olması gerektiği için basittir. İşin bu basit olma gerekliliği kısmı ise o kadar basit değildir)

Buna karşılık Agnostizm daha gelişmiş bir düşünüş gibi gelir. Sanki daha gerçekçi olabilmek için elini göğsüne koymuş ve tüm olgunluğuyla ağırbaşlı adımlar atmış gibidir.

Agnostizm gayet mağrur bir tavırla "hey ben tanrı yok demiyorum, neyim ben bir fanatik mi, yoksa dünün heyecanlı çocuğu mu? Neden tanrı yoktur diyeyim ki, elimde tanrının olmadığına dair kanıt mı var? Ben sadece tanrı'nın bilinmez olduğunu savunurum, zaten bilmediğim şeyi de savunmam ben" diyerek büyüdüğünü ve daha aklıbaşında biri olduğunu ilan eder.

Aslında büyüyen bişey yoktur. Agnostizm egosunu bir kenara bırakmış değildir, aksine ateizmin içinden çıkmış bir düşüncedir ve ateizmin içinden böyle bir düşünce çıkmasının sebebi insan egosudur.

Dedim ya tanrı kavramını sevmeyen yeni yetme gençler kendilerini ilk olarak ateist ilan eder. "Ben ateistim" demeden önce ateizmi araştırma gereği bile duymazlar. O veya bu şekilde tanrıya inanmıyor olmaları ateist olmak demektir onlar için.

Peki olgun insanlar, bu yeni yetme gençlerden çok daha kültürlü ve deneyimli insanlar onlarla aynı düşüncede yer alabilirler mi? Tabiki hayır! İnsan egosu buna izin vermez ve aynı safta dahi olsa kendi olgunluğunu daha ön plana çıkaracak bir gruba ayrılma talebinde bulunur. Böylece ateizmin Agnostizm mezhebi doğar.

Kısaca Agnostic; daha olgun ve daha ağırbaşlı ateisttir.

Buraya kadar yazdıklarımı bir başlık altında toplayacak olsak bu başlığın adı "Agnostizm daha olgun, daha ağırbaşlı olmak için yapar" şeklinde olabilirdi. Şimdi "ne yapar?" sorusuna geliyorum. Bu "Ne Yapar" kısmını özellikle sona bıraktım çünkü bence bu ilk kısım kadar önemli değil...

Agnostizm ne yapar'ı anlamak için ateizmin ne yaptığına bakmak şarttır. Ateizm "varlığı kanıtlanmış mı?" diye sorar.

Ateizmin yaptığı bu soruyu sormaktır, fazlası değil... Ateizm dogmatik bir biçimde "tanrı yoktur" demez. Ateizmin "tanrı yoktur" savı bir ön kabul değildir. Bunu anlatabilmenin en güzel yolu sanırım ünlü ateist Nietsche'nin "tanrı öldü" sözüdür. Nietsche "tanrı öldü" derken "evet bir tanrı gerçekten vardı ama artık yok, öldü zavallı" demek istemez.

"Tanrı Öldü" kanıtsız olduğu halde reddedilmeyen savlara, en başta da "Tanrı vardır" savına bir göndermedir. "Tanrı vardır" ve "tanrı öldü" önermeleri birbiriyle aynıdır. İkisi de kanıtlanmamış ve kanıtlanamayacak önermelerdir. İkisinin de doğruluk değeri eşittir.

Ateizmin vurgulamak istediği nokta kanıtlanmamış sonsuz sayıda iddia üretilebileceğidir. Bu durumda aklı "doğru olmadığı halde doğru sanılan" savlarla doldurmamak için bir parça acımasız olup kanıt istemek en doğrusudur.

Gelelim Agnostizme...

"Tek bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir"

Agnostizm'in sağ duyulu ve rasyonel maskesinin altında kocaman bir çelişki canavarı vardır. "Tek bir şey bilen" bir insan "hiç bir şey bilmiyor" değildir. Bildiği bir şey vardır.

"Tanrı bir bilinmezdir" savı da bir hüküm belirtir. Kişi bir hüküm vermiş ve tanrının "bilinmez" konumda olduğunu iddia etmiştir. Bu da bir bilme durumudur. Burada bilinen şey tanrı'nın ölçülemez, algılanamaz, hakkında araştırma yapılıp veri elde edilemez, dolayısıyla da "bilinemez" olduğudur.

Bir kişiye "Ahmet hakkında ne biliyorsun?" diye sorduğunda "Hiç bir şey bilmiyorum" şeklinde bir cevap alırsan aldığın bu cevap da senin için bir bilgidir. "O kişinin ahmet hakkında hiç bir şey bilmediği" bilgisine sahip olursun.

"Tanrının varlığı hakkında somut bir bilgi sahibi değiliz" demekle "Tanrı bilinmezdir" demek farklı şeylerdir. Bunlardan ilki şu an için geçerli bir bilgi, diğeri ise genel geçer (de facto) bir tanım, kanun ya da hükümdür.

Peki agnostizm tanrıyı nasıl "bilinmez" ilan eder?

İşte asıl dananın kuyruğunun koptuğu an bu andır. Agnostizm tanrıyı bilinmez ilan ederken bilimin ilkelerini çiğnemiş, dolayısıyla bilimsellikten uzaklaşmıştır. Örneğin ilk mesajımda da bahsettiğim gibi bilimin "basitlik ilkesi" çiğnenmiştir.

Agnostizm "tanrının varlığına dair kanıt var mı?" + "tanrının yokluğuna dair kanıt var mı?" sorularını sorar.

Oysa "... yokluğuna dair kanıt var mı?" sorusu geçersiz bir sorudur. Noktalı kısıma ne getirirseniz getirin cevap "hayır, yok" şeklinde çıkacaktır. Böylesi bir sorunun yukarıdaki toplama eklenmesi gereksiz bir iştir bu yüzden de yanlış bir iştir.

Son olarak "Bence hiçbir sey için yok diyemeyiz. Varlığı kanıtlanamamıştır diyebiliriz sadece." sözünün sahibi Agnostik arkadaşımdan "bir ablan var mı?" ve "bir abin var mı?" sorularını ayrı ayrı cevaplamasını istiyorum mümkünse...

Bir de düşünün lütfen sözlüğünüzden "yok" kelimesini çıkarıp yerine "bilinmez" kelimesini koymak felsefi, düşünsel, bilimsel bir işe mi daha çok benziyor yoksa Türk Dil Kurumu'nca yapılan bir kelime değişikliği işine mi?

m.kara
Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 26-09-2006, 06:24
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

"Tek bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir"
* *Ben aslinda bu cumleyi"kesin olarak bildigim tek sey ,hicbir sey bilmedigimdir" diye hatirliyorum. Manasi biraz degisiyor, bir sey bilmek degil bildigine emin olmayi ifade ediyor. Yanlis mi hatirliyorum acaba?

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 26-09-2006, 08:07
istavrit istavrit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Mar 2006
Mesajlar: 634
Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

sevgili vartor,

sizin cok sevdiginiz "Tek bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir" cumlesi uzun zamandir uzerinde dusundugum savdir.. anlamsiz, biraz da populist bir onermedir bana gore..fazla mutevazi..

bilgiyi insan uretir..insanlik bilmezligi uretseydi simdi dunya farkli bir dunya olmazmiydi?dusunen insanin *urettigi seyin adi bilgi degildirde nedir..bunun tamamina sahip olmak mumkun degildir belki..
peki bu *bilginin bir kismina sahip olmak bilgisiz olmak anlamina gelirmi?
cumle cok iddiali..HIC BIR SEY bilmemek ne demektir..
tabiki biliyoruz

insanlik yuzlerce yildir degerler ureterek bilgi birikimini yaratmistir..hala bu konuda uretime devam etmektedir..liop bilgiyi uretir bize sunar, bizde bunu harmanlayip bilgi dagarcigimiza yerlesetiririz..paylasiriz..bu forumda yaptigimiz iste bu deglimidir?

hic bir sey bilmiyorsak hayvandan *ne farkimiz kalir?

yasami boyunca egitime onem veren, bu konuda okuyup, sorgulayan, arastiran insanlar nasil olurlarda HIC BIR SEYI BILMEZLER..

bilmiyorsak bu sitede isimiz nedir? biz burada bilgisiligimizi mi yaziyoruz..bilgisizligimizi mi anlatiyoruz...en cahil olanimiz *bile bir seyler biliyor..yanlis biliyor ama biliyor..

sizin gibi insanlar hic bir sey bilmiyorsa, en cok 200 kelime ile konusan, mizrakli ilmihalden baska kitap okumayan adamda cok sey bildigini sanip *burada sallar durur..sizde hic bir sey bilmiyorsunuz diye birde ahkam keser.

bilmeyenler, bilmedikleri icin kayitsiz sartsiz teslim oluyorlar..
bunu adinada ilahi bilgi diyorlar.

bizim cok sey bilmiyor olmamiz, HIC BIR SEY bilmedigimiz anlamina gelmez?

insanlik cok sey biliyor..

yalancılar,maymunlar,domuzlar,eşekler,pislikler!aş ağılıklar!canı çıkacasılar,Köpekler,Alçaklar,yabani eşekler,merkepler,susamış develer,geberesiciler,reziller,sapik Kişiler,beyinsizler,kofkütükler,zorbalar,soysuzlar ,Kahrolasılar,yalancılar,
HZ.ALLAH
Alıntı ile Cevapla
  #57  
Alt 26-09-2006, 10:13
sodomo-- sodomo-- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

Felsefi anlamda agnostik düşünebilirim. Ama agnostik yaşayamam. Bir benzetme yapmam gerekirse, "Yürümek, yüzmek, uçmak arasında uçmayı tercih ederim. Ama kanatlarım olmadığı için yüzmek yerine yürümeyi seçmek zorundayım. Yanlış seçim yaptığımda ise topluma birşeyler kazandırabilme olanağından yoksun kalırım. Birşey bilmediğimizin farkındayım ama yanlış bilenlerin büyük çoğunlukta olduğu bir toplumda onlardan daha doğrusunu, daha zararsızını ve hatta insanlık için daha faydalısını bildiğimizi göstermek zorundayız. (Pante)

Sevgili Pante,

Bende zaten "agnostizm" derken düşünce ile ilgili olan kısmına vurgu yapmaya çalışıyorum. *Yürümek, uçmak, yüzmek vb. tercih yani ne istediğin ne istemediğin, arzuların, hayallerin, korkuların, endişelerin vb. herşeyden bağımsız olan bir düşünce, akıl yürütme süreçlerinin bir ürünü olarak "agnostizm" den bahsediyorum.

Bizim yaptığımız temel hata kendi psikolojimizi fikrimizin içine monte etmek oluyor. Diyelim ki, kokuyorsun ve korktuğun için kendini bu korkudan uzak tutacak bir "sığınacak liman" arıyorsun ve sonuçta kendini teskin edecek olan herşeye kadir ve her daim senin yanında olan bir "Tanrı" düşüncesi oluşturuyorsun ve artık korkunu yenmiş bir insan olarak rahatlama yaşıyorsun ama bu "korku" düşüncenin içine adeta bir bilgisayar virüsü gibi taşınıyor ve orada yuvalanıyor ve bu andan sonra da senin düşüncelerin "korku" tarafından yönlendirilen düşünceler oluyor. *

Görünürde akıl/mantık yürütme ve oldukça akılcı sonuçlara ulaşma hatta ( fizik, biyoloji, matematik vb. her türden bilimsel açıklamalara başvurma vb. ) olağanüstü bir performans sergilesen bile aslında zihnin bir kukla gibi korkunun parmaklarında oynatılan bir zihne dönüşüyor.

Aynı şekilde güzel hayaller, umutlar, arzular da tam ters yönde görünse de senin zihnini yönlendiriyor ve bu andan sonra da kendi hayallerini, arzularını, umutlarını *"fikir" kılığına sokma çabası oluşuyor ve peşinden "kesin yargılar", "kesin sonuçlar" adeta bilimsel çalışmanın bir ürünü gibi ortaya dökülüyor.

Bu yüzden her daim havuç/sopa türünden ikilemli durumlar; yani insanın hem arzularına, hayallerine, umutlarına hem de korkularına, kabuslarına hitap eden dinsel cennet /cehennem ikilimleri insanı psikolojik yönden kuşatıyor ve adeta boşluk bırakmamacasına ele geçiriyor.

Bundan dolayı, eğer psikolojimizi bir kenara koyamazsak hiçbir zaman doğru sonuçlara ulaşamayazağımız kesindir.

Kısacası fikir özgürlüğüne yönelik müdahaleler sadece dışarıdan gelmez aynı zaman da insanın kendi iç dünyasından da gelir.

Bu bağlamda Ezkamo hocamız haklıdır çünkü bir kere kendi psikolojik *zaaflarını yendiğin zaman adeta sırtından büyük bir yükü atmış gibi özgür hissedersin kendini ve "Tanrı'ya ihtiyacın olmadığı" gerçeği ile yüzleşirsin.

Ama bu "ihtiyaç içinde olmamak" gerçeği ile "Tanrı'nın olması veya olmaması" gerçeği farklı şeylerdir. İşte bu noktadan sonra serbestçe "felsefi" düşünceler geliştirirsin ve "düşünce" planında da devam eder bu Tanrı var mıdır yok mudur soruları.

Bazı insanlar bu sorunun cevabını bulmak ile adeta "hobi" gibi ilgilenirler bu konuyla. Sonuçta herkes aynı ilgi alanını paylaşmak zorunda değil, mesela benim de çevremde gördüğüm ve bana göre oldukça "boş" olan konularla ilgilenen insanlar var ama "Onların ilgi alanı veya zihinsel olarak tat aldıkları bir konudur" derim geçerim çok üstünde durmam, sonuçta yaşam sadece "deneyim" alanında cereyan etmez ve bizler çocuklarını masallar anlatarak büyütmüş bir kuşağız, o yüzden masallarında bir değeri vardır bizler için ama gerçek ile masalı birbirinden ayırt etmek şartıyla.

Kısacası, özelde "Tanrı'nın varlığı /yokluğu" konusu genelde "fizik/metafizik" *felsefe tarihi boyunca ele alınmış üzerinde oldukça ciddi çalışmalar yapılmıştır. Hiç bir felsefeci bugüne kadar "Tanrı'nın ispatlanması" gibi bir boş uğraş içine girmemiştir sadece bilinenden bilinmeyene doğru bir düşünce yolculuğu yapılmış ve önemli bazı "metafizik" vurgular ortaya konmuştur.

Tabii bunlar uzun konular, yeri geldiğinde "felsefedeki metafizik" konusuna girerim. Benim asıl vurgulamak istediğim şey; köşeli yargılardan uzak durmamızın gerçeği anlama yönünde bize oldukça faydalı olacağıdır. Bu hem bilgi elde etme yönüyle böyledir hem de çevremizdeki güzellikleri görebilme yönüyle de böyledir. Aynı bir dağa baktığımızda "Bu dağ neden yamuk duruyor ?" demediğimiz için o dağın güzelliğini görebilme şansımızın olması gibi.

Her daim sıfır noktasından bakmalıyız, diye düşünüyorum ve o yüzden diyorum ki:

"Tek bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir"
Alıntı ile Cevapla
  #58  
Alt 26-09-2006, 13:45
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

Hiç bir şey bilmediğini bilmek de bir bilmektir.

Bu söz ucsuz bucaksız evren, yaşam, sürüp giden zaman.... içinde, bildiğimizin ne kadar az olduğunu ifade edebilmek içindir bence, ama dönüpde ne kendimize cahil dememizin kapısıdır bu söz, nede alçakgönüllülüğün.

Bilgi insan karakterleri ile ifade edilemez. Yani ona, insani özellikler atıflayamayız, böyle yaparsak kutsal dinlerin hurafeleri şekillendirmesi ile aynı noktaya varmış oluruz.

Bilgi binlerce yıl boyunca insan edinimlerinin toplamıdır. Kuşaktan kuşağa, güncelden evrensele, tarihselden evrensele vs yol izler.
"Tek bir olayın gerçek nedenini bilmek için, tüm bildiklerimden vazgeçmeye razıyım"
Bu söz bir düşünüre ait, ismi aklıma gelmedi, kitaplığımda bir yerde, ancak bu örnekte de görmekteyiz ki, temel vurgu bilginin önemi üzerinedir. Biz bir insan olarak böylesine bilginin önemi üzerine olan vurgularda bilgi yerine insanı korsak yanlış sonuçlara ulaşırız.

"Tek bir şey biliyorum oda hiç bir şey bilmediğimdir" Yani neye göre, kişiye göre değil bu, bilinmeyen o kadar çok şey varki, yani bilinmeyene göre bir yargıdır. Ama ben kendime bakarak, yargıyı kendimden başlatarak hiç bir şey bilmediğimi iddia edersem burada olan varlığımın bile bir anlamı yoktur. Bu sözde vurgu bir şey bilmeyen insan değil, bilgi üzerinedir. Bilgi yok ise bilinemeyenlerde yoktur, bu unutulmamalıdır. Bilinemeyenler söylemi dahi bilinenlerden dolayıdır. Kısaca burada ve bu yargıda özne(sakın ha) insan değil, bilgi dir. Yargı bilgi ve tersine göre yapılmış.
Kısaca tanımlar ve öngörülerde sap ile samanı, elma ile armutu ayırmak zorundayız.
Alıntı ile Cevapla
  #59  
Alt 26-09-2006, 14:59
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

Sevgili Istavrit,
* *Benim de bu cumleden anlayisim Spartacus'la ayni. Aman, biliyorum deyip
gelecek bilgilere beyni muhurlememek icin soylenmis. Hele bunun zamaninin en bilgili filozofu tarafindan sarfedilmesi, onun bilgiye gosterdigi alcakgonulluluk olarak algiliyorum.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #60  
Alt 26-09-2006, 15:20
sodomo-- sodomo-- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
Standart Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine

Sevgili Ex, fikir savaşını severim ama bu aralar felsefeye biraz ara verdim kusurma bakma, metnini not ettim bilahire cevap vereceğim güzel kardeşim.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:50 .