Sevgili sodomo, yazımda kimi bölümler size olan yanıt olacaktır.
1. Bir şey biliyorum, hiç bir şey bilmediğim ile üzerinde durduğunuz yerden çıkarttığınız anlam yanlıştır ve bu kelimeye dayanarak felsefeleri kategori etme anlayışınız ise bir zorlanımdır bu bir. önceki yazılarımda ifade ettim. Göreceğiz ki
ateistlerde tarihte olaylara, siz yaradılış felsefecilerinin
biliyorum Tanrıdandır dediği şeylere
BİLMİYORUM diyebilenlerden gelmektedir.
2. Sıcak-soğuk, ilk yazıdan okur iseniz, felsefeninde, düşünceninde iki alanından bahsetmiş olduğumu görürsünüz. Bu kadar kalabalığa gerek kalmazdı, ilk yazım açılsın bakılsın zaten orada yokluğun ne olduğu varlığı ile ifade edilmiş!!? NESNEL-ÖZNEL. Ha idealizm nesnel alanı ciddiye almaz o, o felesefenin sorunudur, benim değil ki.
Zaten ne dedim
kavramlarda zıtlık vardır, yok demeden var diyemezsiniz demişimdir. Sizin yaradılış felsefenizde malesef
KAVRAMLAR dahilinde, yani aynen sizin söylediğiniz sıcak, soğuk neye göre his, bir orta noktası vs olan ölçülere vs göre diyorsunuz. Doğrudur zaten bende onu diyorum, ben bir Tanrı hissetmiyorum sodomo, buda
sonuçta sizin ortaya attığınız savlara göredir, sizin için var dır ama bu varın yoku ise bende şekillenir.
Benim için ise Tanrı yoktur, savlarınız Tanrı yı sizin adınıza *VAR kılıyor iken, aynı savlarınız O'NU YOK da kılıyor, bu yokluk size ait, biz sadece söylemek zorunda kalıyoruz. Nesnel açıdan, ateistler için Tanrı yok denemez, çünkü yok diyebilmek için bir VAR lığının olması gerekirdi, ilk yazımda bunu zaten açıkladım!!. Gördüğümüz gibi siz onu kavram olarak
var ettiğiniz için, zıttınıda:
yok kendiniz varettiniz. Yani Tanrıyı kavramda yaratmak, VAR etmek ile onu kavramda yine siz YOK etmiş oldunuz. Kısaca bu kadar basit!
Vampir nesnelde varmıdır=gerçekdışıdır. Öznelde ise vampir vardır, hem vardır ama hemde yoktur. Öznelde kan emen bir korku masalı kahramanıdır vampir, ama bu öznelde olan, öznelde kalmış şeyi getirirde
nesneldede emiyor demeye kalkarsanız bizde böyle bir(YANİ HALA VAMPİR SİZİN İDDİANIZDA YAŞIYOR) VAMPİR yoktur deriz. Kanımızı emmedi, emse idi, şimdi oturur onunla oruç değilse çay içmeye giderdim. İşte Tanrının öznelde olduğu halde nesnele sokulan halide böyledir. Bırakın var-yok bunlar öznel alanda olan şeylerdir. Nesnelde ise VAR-YOK ikiside şu anda anlamsızdır.
3. Metafizik, Diyalektik bu iki şey felsefe değil yöntemdir bu üç. Felsefe ise iki genel kabul çizgisindedir. idealizm ve Materyalizm. İdealizm ise antik çağda metafiziği, ortaçağ sonrası ilk evre olarak diyalektiği yöntem olarak kullanmış ama son evrede işi her şeyi bir ilaha delalet ve ilah(fizik ötesi alan) ile açıklama çabasında olduğu için belirleyiciliği metafizik ile noktalamıştır, bu üç.
4. Tanrının varlığını TAŞ olarak gömediğimizi şu ana kadar yazdıklarımda da, şu üstteki maddelerde de görüyorsun görmesinede, illa kendi düşüncene göre oluşturduğun bir ateist, bir materyalist mantelitesi noktasından dayatıp duruyorsun. Ne diyeyim, Tanrıyı kavramsal alanda, öznelde siz VAR ettiniz, şimdi ise bize diyorsunuz ki, var-yok diye bir şey yoktur sadece var vardır demeye, kendi ifade ettiklerinizi kendiniz yalanlayrak, agnostizme gidin diyerekde işi belirsizliğe götürmeye çalışıyorsunuz, dayatıyorsunuz
Çok Yanlış! Oysa VAR dediğiniz belirsiz bir sonuç değilse, neden güdük idealizmin, felsefeyi salt bir hayal, masal, düşün alanına indirgeyerek evrenseli ve nesneli kapı dışarı eden anlayışa dayanarak ben VAR yada bilemeyiz diye kabul edeyim canım! Madem bilinemezdi siz neden VAR diyorsunuz, buyrun sizde bilinemez deyin bizde, bilinemez ise o halde var yada yok olduğunu iddia edemeyiz diyerek işimize bakalım! Tanrı var demediğinizde göreceksinizde kimse çıkıpda ona yoktur demek durumunda kalmayacaktır, bunu anlayabilirseniz gerçekten yeterince derin ve ateistler gibi
sığ düşünmediğinizi bize göstermiş olursunuz.
_ATESİTLERİN SIĞLIĞI, MATERYALİZMİN GÜDÜKLÜĞÜ VS ÜZERİNE_
Ateistlerin sığlığı konusu ise bir zorlamadır sevgili sodomo. Bakın sığ dediğiniz bu düşünce size şunu söylüyor, siz Tanrı'yı var ettiğiniz an, onun YOKLUĞUNU da var ettiniz. Bu bu forumda her ne kadar örneklerim öznel-nesnel olarak çorba edilmiş olsa bile bu durum gazete örneği gibi ortadadır, aynen yokluğun da bir varlığının olduğu ve sizinde kabul ettiğiniz gibi, şimdi bunun neresi sığ. Ne yani sığ olmamak için illa bir Tanrı vardır deyip, yağmur duasına mı çıkmalıyız!
Ateistler
ortada bir tanrı iddiası olmadığı halde ona yok dememişlerdir(üst yazımda bunu anlattım zaten), eğer ateistleri sığ olarak görür iseniz bu sığlık tam tersinin yani karşıtının(sizin) olur. Ateistlerin Tanrı konusunda tek bir artı savı yoktur, tanrıya koşut iddialar malesef ateistlerin değil, yaratılışçıların iddialarıdır, şu halde görüldüğü gibi tek başına ateistlere sığ deme şansımız yoktur. Klişeler konusunda ise fikirlerimi 2 önceki yazıda belirttim, ne ateistleri dincilerden ama nede dincileri ateistlerden soracak değil isem, ne idealizmi materyalizmden nede materyazlizmi idealistlerden öğrenecek de değilim, bu konuya girecek te değilim ama böyle HOKUS-POKUS gibi, derde derman gibi böylesi yıllarca dini egemenlik altında kendisini ifade etme şansı tanınmayan, tanınmadığı için kendilerini ifade edemedikleri her boşluğu papaz takkeli adamlar tarafından doldurulan, işte materyalizm bu diyen bir imamdan, işte ateizm bu diyen bir papazdan, ne öğrenme nede ifade etme lüksünüzde, hakkınız da yoktur, ben buradayım, ateistler burada, imam sakallı yada papaz takkelilerden sorma, varsa bir fikriniz koyarsınız tartışırız, zaten onu yaparken dönüpde bu klişelere başvurmanız sizin açınızdan olduğu kadar benim açımdan da bir
talihsizliktir.
Dünya dönüyor dediği için Ömür boyu hapse atılan Galilonun fikirlerini, o içerde ve ifade edemediği için, onun adına başkalarının(dincilerin) onu anlattığı şeylerden değil, hücrenin kapısını açarak Galileo dan dinlemeyi başarmalısınız. Hayatımın 10 yılını salt felsefe üzerine araştırmalar ile geçirdim, 2 yılını seminerler vererek sürdürdüm, kazın ayağı da öyle değil! kalıplar ortaya atılır ve konudan başka şeyleri tartışmaya kalkarsak, sıvamak için benimde kollarım vardır, ama yeri değildir, konumuz bu tür atışmalardan MİLYONLARCA kez şu anda, şimdi burada daha değerlidir. Dediğim gibi sizin yada benim şuracıkta ortaya koyduğumuz sav ve fikirlerden gerisi pekde bir anlam taşımıyor, bundan kelli klişelere yönelecek ve fikirlerimizi TU-KAKA yapma yönteminde olacak toptan götürü piyasa ortamlı noktalara girilir ise, ya bu forumlardan çekilirim yada kollarımı sıvar bıktırana kadar dökerim. Sığlık insanın özünde değil, konuların kendisindedir! Antik den bu güne *idealizme kalsa idik, yağmura bile ilahi bir edinim biçerken, nasıl oluyor, niçin yağıyor sorularına kesin olarak bulduğumuz sonuç, Yaratan yağdırıyor olurdu işte bu durumda araştırma isteminiz yoktur çünkü yaratn oldurduğu için siz bilmiş olursunuz, ne biz hiç bir zaman yağmuru nede süblimleşmeyi, ısıl etki ve tepkileri öğrenemez, yaratan yaratıyor ile yetindiğimiz için, bu gün teker yerine eşeği evcilleştirmenin mühendisliği üzerinde çalışıyor olurduk. Haşa, yaratanın bir lütfunu, nasılı ve nedeni ile uğraşmak insan işi değildir, çünkü tamda neden ve niçin alanı Ruh alanına girer ki, bize düşen yağmur duasına çıkmak olurdu. Peki ya canlılar nasıl oluştu sorusu olmasa idi, Yaratıldıda ondan ile yetinilse idi, bunu kim araştırmak isterdi ki, araştırma istemini bırakın, nasıl oluştuğu, yapı taşı üzerine bile düşünmek bir düşünce suçu idi. Her şey tanrıdan gelmiş ise, nasıl olduğunu düşünmek ZINDIK insana *mı kaldı. Açın elde 3 kaynak var, TEVRAT, İNCİL, KUR'AN, bulun bakalım hücreyi, mikrobiyolojiyi, yağmuru, termodinamiği, cisimlerin dayanımı, fizik, kimya üzerine ne var! Ya diğer RUH felesefesi üzerine her şeyi Yaratn ile açıklarken, dönemin ateistleri, o zaman kar nasıl yağıyor dendiğinde onlar BİLMİYORUM demiştir. Oysa Yaradılışçılar ise hiç bir şeye bilmiyorum dememiş, Tanrı demiştir ve doğayı bile Tanrıya delil bulma yollarında salt bir görüngü olarak karıştırıp durmuştur. Hangi yolda olursanız olun, yiğidi öldürecek hakkını yemeyeceksiniz,
bilimin başlangıcı bilmiyorum demektir, cahilliğin ve karanlığınj başlangıcı ise, biliyorum, tanrı yada ruh öyle yarattı demekle başlamıştır, işte bu yüzden din, yaradılış felsefesi, bilim ile bağdaşamaz, çünkü bilim bilinmeyene öznel şeyler bulup bulup(zeus, Enki, An, Ra, Rab, Tanrı, İlah....) bilir etmek yerine nesnelin kendisi ile ilgilenmiştir. İşte o zaman yağmuru Allah yağdırıyor bunu kabul edin ve böylelikle BİLİN dayatmaları karşısında, Allah yok, yağmurda yağdırmaz ama şu an ben bu yağmur nasıl yağıyor bilmiyorum, araştıracağım demek ile bu evren nasıl oldu bilmiyorum demek arasında hiç bir fark yoktur, işte bilim, derinlik burada başlıyor, sığlık ise masallarda.
Bir çok Forumlarda bir kaç kişi olarak ateistlere bu tür ara iğneleri görüyor ama çoğunlukla es geçiyorum, çünkü dönüp cevap hakkımız doğduğu halde yanıt verdiğimizde ise küfürle baskı ile karşılaşıyoruz, ve bu bana burada gittikçe abes gelmeye başladı, çünkü eğilir isem saygı ile eğilirim saygı yok ise kimseye eğilecek değilim, kimsede saygı dışında ne kimseye nede bana eğilmesin derim.
Saygıyı bende oluşturan herkese saygı ile eğilecek bir başım her zaman vardır, ne düşündüğü(fikri, politik tercihleri vs) ise bu konuda umrumda bile değildir.
Sevgili sodomo, Yazımdan yaptığınız alıntılarda
benim dediğim yere geliyorsunuz olarak ifade ettiğiniz yerlerin, daha bu başlığın ilk sayfasında zaten ifade ettiğimi görürsünüz. Ve dönüpde yokluğun ne olduğunu bilmediğimizi *iddia etmeniz bir talihsizlik olmak durumunda kalmazdı.
Tanrı salt
öznel alanda yaratılmıştır, sizin Zeus'a dildedir dediğiniz yerdir öznel alan. Ateistler ise nesnelde olmayan bir Tanrı için zaten durduk yere ona yoktur demezler, diyemeyiz, o halde nesneli olmayan bir Tanrıya YOK deme şansımız nereden geliyor, her şeyden evvel ateisti ateist yapan malesef Yaradılışçılardır, onlar olmasa idi Tanrı(öznel dilde) olmayacaktı, ateistlerde olmayacaktı, onlar Tanrı şu, şu, şu iddia yada gerekçeler ışığında
vardır demiş, bu gün ateist dedikleriniz ise, yaratılışçıların Tanrı şu ve şu iddilar ile ve gerekçeler ile
vardır dedikleri her iddiayı, inceleyerek, aynı iddilaradan
VAR sonucu çıktığı gibi, aynı iddialardan
YOK sonucunuda ortaya koymuşlardır.
Kısaca Bir şeyi var ettiğinizde, o var-lık- ile onun yok-luğunuda var etmiş olursunuz. Burada anlaşılmayack ne var hala anlamış değilim, gazete örneği ise bu yüzden verilmiştir, yoklukda bir varlıktır, ve her varlık yokluğa denk düşebildiği ölçüde vardır. Yani yokluğu olmayanın varlığından söz edemeyiz.
Yüzyıllar boyunca ise Ateist düşünürler ve YARADILIŞÇI egemenliğin her türlüsü altında, özgürce gelişim ve kendisini ifade edebilme şansından mahrum kalmışlardır. Bundan 5000 yıl önce yağmur Tanrısına dualar için çıkan Yaradılışçılara karşı ateistler, Yağmur tanrı tarafından yağdırılmıyor boşuna dua ile zaman harcamayın da, neden ve nasıl yağdığını araştırın demişerdir.
Benim size sorduğum gazete gibi, öznel alandada bir şey
var edilir ise(tanrı gibi) aynı iddialara dayanarak başkalarıda(ateistler)
yok edebilir.
Ateistlerin sığılığı ise, Tanrıyı öznelde VAR kılanların sığlığından kaynaklıdır. Bunu açıklamak istemiştim, sanırım bir daha ifade edeceğim, ve ifademde kullanacağım her var-yok kelimleri, var(tanrı var diyen), yok(tanrı yok diyen) anlamında ele alınacaktır. Ateist(tanrı olgusunu ret eder) ateist olarak, kendinde bir şey değildir, o bir başka şeyin, Yaradılışçıların(Tanrı olgusunu olumlar ve güçlendirir) kaçınılmaz bir sonucudur.
Ben ateisT olduğum için ateist değilim sodomo, Yaradılışçıların bir sonucu olduğu için ateistim. Siz olmasa idiniz, ateistlerde olmayacaktı, çünkü böyle bir terim (Tanrı tanımaz) mümkün olmayacaktı, çünkü Tanrı söylemide olmayacaktı. İşte VAR-YOK olayının denklemi budur, siz VAR tarafındasınız bizde YOK tarafındayız, ve siz var olduğunu iddia ettiğiniz için biz yok olduğunu ancak sizin iddialarınıza dayanarak yok diyebiliyoruz. Yani ortaya attığınız iddiların dışında biz zaten yok diyemeyiz.
__________________BİTTİ
İşte kısaca biz sizin AYNANIZ olmaktayız. Eğer agnostik olsa idik, ayna da olamayacaktık, biz olmasa idik siz eksik kalacaktınız. Sadece bir
çıkış olacaktınız. Oysa biz de sizin savlarınızın inişi isek, SİZ BİZSİZ OLAMAZSINIZ sevgili SODOMO. Eğer hala anlaşılmamış ise, bizi yaratım vs konusunda ne kadar sığlık vs ile ithaf ederseniz, bunun sebebi siz çıkışında yeterince dik olmadığı için, biz inişinde yeterince dik olmadığımız ve dik olmayan çıkışın derinliğininde ancak bu kadar olduğunu görmüş olurdunuk.
SON SÖZ
Bir gerçek vardır ki, oda yokluk da bir varlıktır. Çünkü yokluk kelimesini bir kez kullanmış iseniz zıttı olan varlıkladır, VARLIK kelimesinide bir kez kullanmış iseniz oda yokluk ile beraberdir.
Siz Tanrı VAR diyorsanız, var dediğiniz anda YOK u yaratmış olursunuz. Buradan, var İDDİANIZdan
agnostik bir şey çıkmaz çünkü
türdeş değildir. Karşıtınızın Agnostik olması için savınızın VAR değil, Tanrı bilinebilir olması gerekirdi, o zaman çokca karşınıza ancak bilinemez diyerek AGNOSTİKLER çıkardı.
Evet sevgili sodomo, yanlış konuda yanlış yerlerde yanlış yöntemler ile yanıt arıyorsunuz. Tabiri caizsse keseri kendi kökünüze vurmaktasınız benden söylemesi. Yok olmaz ise varında anlamı yoktur, kısaca var da anlamsızdır. Var diye bir iddianız yok ise zaten yok da olmaz. Ama madem
siz illa tanrı var diyorsunuz ne yapalım bizde salt sizin savlarınıza bağlı kalarak, bu savlara dayanarak bir Tanrı var denemez diyoruz, var denemez ise, eğer şu
savlarınız ile onu var etmiş iseniz, demek ki o savlarınıza göre o da yoktur, yok denebilir başkacada çare yok.
Tanrı hususunda;
VAR-YOK(yaratılışçı, tanrı tanır vs-ateist)
BİLİNEBİLİR-BİLİNEMEZ(Yaratılışçı-Agnostik)
Agnostik cevapların kesinlikle yanıt oluşturacağı konu var ile yok konusu değildir sodomo, bilinebilir, bilinemez nerede ise oradadır. Konu bu olursa ben Tanrı bilinemez derim ona göre ha

Neyse anlamak isteyen ne dediğimi anlamıştır bundan zerre kadar da kuşku duymuyorum, anladığı halde dayatan ise kanımca
zorlamaya maruz kalmaktadır, bu durumda tartışma dışı kalır, bir şey diyemem.