
30-05-2009, 18:51
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Apr 2009
Mesajlar: 385
|
|
Gazeteci Yiğit Bulut'a Evrim Karşıtlığı Hiç Yakışmadı
Evrime inananlara inanamıyorum! 28 Mayıs 2009
Sevgili dostlar, iki gün önce “kızım neden evlenmiyor” başlıklı yazıda “hayatta tesadüf olamayacağını” daha doğrusu “tesadüflerin” matematiksel olarak “nasıl imkansız” olduğunu “bir genç kızın” 40 milyon kişide “aradığını” bulma ihtimali üzerinden tartışmış ve “matematik olarak” imkansız görünenlerin, nasıl olabildiği noktasında konuyu bırakmıştım. Kaldığımız noktadan itibaren sizden birçok mesaj geldi. Çok önemli katkılarda bulundunuz...
Bugün “aynı olasılık” hesaplarını “evrensel yasalara, doğaya, maddenin ve hücrenin yapısı” gibi konulara uygulamak istiyorum. Daha doğrusu iki kişinin, “minimum ortak aranan şartlarda” akıl-bilinç-istek-duygularını kullanarak dahi “birlikte olmalarının” matematiksel olarak ne kadar “zor” olduğundan yola çıkarak; “milyarlarca hücrenin mükemmel bir şekilde biraraya gelişini” tartışmak istiyorum. Kimilerine göre bu “bir zekanın bilinçli biraraya getirmesi”, kimilerine göre “random-raslantısal” bir “gelişme” yani “evrim”!
Dostlarım, canlı hücre yapısını bırakın bir kenara “sadece bir atom” alalım, yanlış anlamayın “atomu da” örneklemede kullanmayacağım. Sadece içine bakalım ve “raslantı sonucu milyon yıllar sonucu oluştu” denilen “elektron” yapısını inceleyelim... Bir atom içinde en çok dikkat çeken nokta, çekirdeği elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamaları! Olsa ne olur? Felaket olur! Madde olmaz! Biz olmayız!
AMA... Felaket sınırında “dolaşan” matematiksel olarak “olması ihtimali” yüksek olan böyle bir kaza asla gerçekleşmez ! Matematiksel olarak “mümkündür” ama olmaz! Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000 km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar! Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları, son derece şaşırtıcıdır! Şimdi düşünün; atomdan, hücreden, atomların, hücrelerin “birleşmesinden” vazgeçtim, elektronlar “dahi” mükemmel bir “uyum içindedir” ve bu uyum “varoluştan” bugüne devam eder! Bu noktada başka bir örnek verelim. Yine hücreden, evrimden vazgeçtim. Yerde duran bir tahta parçası var. Üstünde bir tezgah var, usta matkapla “çalışıyor”! Şimdi soralım; matkabın çalışır halde yere düşüp “tahtayı” delme ihtimali ne? İstatistikler her ay o atölyede 3 kaza olduğunu ve yaklaşık her 10 çalışma gününde 1 “rastgele” delik açıldığını gösteriyor. Şimdi bir soru daha soralım; aynı deliğin yanına bir “menteşe” çakılması ihtimali ne? Yine istatistikler o atölyede son 3 yıl içinde sadece bir yani 1.000 günde 1 kez aynı yerde duran artık bir parçaya düşen bir “menteşenin” üstünden geçilmesi sonrası “son derece bozuk” bir şekilde takıldığını gösteriyor. Bu iki verinin anlamı; bir delik ve yanına bir menteşe takılması ihtimali 10 binde 1! Lütfen dikkat daha “pencere” falan yapmadık! Tahtayı kesmedik, deliklerini delmedik, menteşe takmadık!
Sevgili dostlar, bu “gerçekler” ve bu “veriler” eşliğinde bir daha soralım; bir tahtanın bir “pencere” olma ihtimalinin “olmadığı” bir gerçek düzeyinde, tek hücrenin “bir zekanın müdahalesi” olmadan bugün gördüğümüz “mükemmel bizi” ortaya çıkarma ihtimali sizce kaç? Yorulmayın ben söyleyeyim; matematiksel olarak böyle bir “ihtimal” yok! Bu gerçeğe “dünyanın oluşumu”, “yer çekimi” gibi kanunların da oluşumunu ekleyin! Tekrar ediyorum; böyle bir “ihtimal” matematiksel olarak “ifade edilemez”! Biraz “matematik” bilen, evrim gibi bir “saçmalığa” asla inanamaz! Bana kendi başına “oluşan tek bir pencere” gösterin, ben de inanacağım!
Sonuç: Yukarıda anlattığım çok “basit” veriler ışığında soruyorum; “sizce evrim” sonucu “bu hale gelmemiz” mümkün mü!
http://haber.gazetevatan.com/haber.v...ryid=4&wid=150
Evrime inananlara inanamıyorum (II) 30 Mayıs 2009
Sevgili dostlarım, “evrim” Türkiye’de ne kadar hassas bir konuymuş, önceki gün yaşayarak öğrendim!
Sabah kalktığımda “mail” kutularım dolmuş, gazetede “yorumları” giren arkadaşlarımız bunalmaya başlamıştı! Sizden “bilimsel ve dini açıdan” olaya bakan o kadar çok mesaj geldi ki, bunlar başlı başına bir “kaynak” oldu. Eleştirenlere de “katkı” yapanlara da çok teşekkür ediyorum.
Bugün izninizle sizden gelenlerden yola çıkarak hatta alıntılar ile paylaşarak, konuya devam edeceğim. Her şeyden önce “başlığı” çok doğru atmadığımı gördüm. İstediğimi net ifade edememiştim. Doğrusu “Evrim’in varlığına değil varoluşumuzun rastlantısal başladığı” şeklinde algılanan “evrim kavramına inananlar” olmalıydı. Evrimin varlığına “inanmamak” doğru bir tanımlama değil, en azından benim fikrim bu değil...
Evrim “süreklidir”, her yerdedir ve “bilinçli bir zekanın yaradılışı başlattığı” süreç içinde “iyiye ve güzele doğru” evrim veya “tekamül” maddi-manevi anlamda devam eder. Bir sistemi kurarsınız, bileşenlerini “tasarlarsınız” sonrasında sistemin işleyişi sırasında karşılıklı etkileşim ile “yeni sonuçlar” ortaya çıkabilir. Bu da “evrimdir” ama “yaratıcı bilinci” inkar etmek gerekmez! Aynı mantık sosyal sistemlerde de geçerlidir. Sistem “evolution-evrim” geçirmek ve bileşenlerin “ihtiyaçlarına” uymak zorundadır. Evrim veya tekamül engellenir ise “birikmiş evrim devrim” getirir! Örnekleyeyim; Fransız Devrimi sosyal-ekonomik-politik sistemin “halkın düşünce dünyasının evrimine, gelişimine ayak uyduramayan” bir yapının yani “engellenmiş” evrimin “devrimi” getirmesidir... Engellenmiş “evrim” her zaman “devrim” değil bazen de “devrim” süsü verilmiş “darbelere” yol açar! Bu darbeler sivil ve askeri kaynaklı olabilir. Toplumun “evrimi” çerçevesinde onu “kapsayamayan” sistemler “kırılır”!
Diğer önemli bir konu, sizden en çok gelen tespitlerden biri de bu; elektronların “evrim” ile ne alakasının olduğu detayı...Bir okuyucumdan aynen aktarıyorum; “...Elinize bir ipe bağlı top alın ve çevirin. Belirli bir hızdan sonra onun aniden yön değiştirerek sizin gözünüzde patlaması olasılığı SIFIRdır. Çünkü evrenin temel yasalarına aykırıdır. Newton yasaları. Şimdi elektron da kalkıp yörüngesinden ayrılıp, hadi bir çekirdeğe çarpayım diyemez...”
Sevgili okuyucumun cevap vermesi gereken “elektron nasıl orada durur hale geldi”, bu yasa “nasıl oluştu” sorusudur! Bir bilgisayarı açın “işletim sistemini” kullanmaya başlayın, orada şunu dersiniz; bu “işareti tıklayınca” program açılacak! Peki “o işletim sistemini yani yerçekimini, evrensel yasaları” hangi güç yazdı, oraya koydu? Şimdi içine hiç işletim sistemi yüklenmemiş bir bilgisayar alın, yerçekiminin olmadığı bir dünya düşünün ve “şimdi kurun aynı çıkarımı”!
Hazır sistem üstünde “çalışmak” ve “sebep-sonuç” üretmek kolaydır, önemli olan “üzerinde ahkam kestiğimiz” sistemi “hangi gücün” dizayn ettiğidir!
Sevgili dostlar, canlı-cansız bütün sistemler “sürekli evrim” halindedir! Evren “dışa doğru genişlemeye” yani evrimine devam eder! Bu inkar edilemez! Ama bu evrim “ilk yaratılış sırasında” konan “kuralların içinde kalır”! Ve biz tahmin edilebilen veya algıladığımız kadarıyla “öngörebildiğimiz” bu yapıya “düzen”, sıçramalara da “düzensizlik” deriz!
Burada çok önemli bir not düşelim; kuantum teorisi “lineer olmayan” yani bizim “idrak kapasitemize göre” olmaması gereken ama “her seferinde şaşmadan” olan olayları açıklamada önemli bir adım atmış ve aslında “kaos” dediğimiz her şeyin bir üst algılamaya göre “kosmos” olduğunu ispat etme yoluna girmiştir. Bütün ihtimaller aynı anda gerçektir ama her seferinde sadece “olması gereken seçenek” hayata geçer! Elektron her zaman yolunu bulur!
Sonuç: Evren, maddenin yapısı, hücre, organizma ve “bizim içinde bulunduğumuz” algılama ile “logaritmasını yazamadığımız” her olay, “üst algılama seviyeleri” için rahatlıkla görülebilecek mükemmel “matematik”, “sebep-sonuç” denklemlerine göre işler. Algılayamadığımız “bölümler” için herkes kendine göre “mekanizmalar” kurar! Kimi “kuantum” der kimi “Bundan sonrasına sadece inanılır sorgulanmaz” der! Algılama düzeyimiz arttıkça göreceğiz ve bileceğiz ki; evrenin özündeki “matematik gerçeklere dayanan sebep-sonuç” yasaları kesindir ve “elle tutulabilir, kağıda dökülebilir” hale gelebilir. Bir mühendis “statik hesabı” kağıda döker, bir çocuk oraya sadece “duvar” diye bakar!
Son söz: Evrim gerçektir, süreklidir ve “sistemi kuran” büyük zekanın sisteme kattığı “bileşenlerden” biridir! Sistemin “özü” veya “sistemi yaratan” kavram değil!
http://haber.gazetevatan.com/haberde...ryid=4&wid=150
|

30-05-2009, 18:59
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Sevgili wolf Yiğit Bulut'tan ne bekliyordunuz ki ? Asıl ben buna şaşarım.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

30-05-2009, 19:01
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Sn. Wolf18, Yiğit Bulut'un ilk yazısı evrim karşıtlığı gibi anlaşılıyor.
Hele başlığı çok itici ve evrime inanmıyormuş algısı veriyor.
Fakat, anlaşılan o ki, maillerle gelen yanıtlar kendisini bir hayli etkilemiş.
Evrimin gerçek olduğunu açıklamış.
O, ilk canlılığı ve biyolojik evrim dışındaki ilkleri sözkonusu yapıyor ki bu da evrim teorisinin kapsamında değil zaten.
Evrim yasasının tanrıdan olduğuna inananlardan olması, evrim karşıtı olduğu anlamı taşımamalı.
|

30-05-2009, 19:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
ilginç buluyorum. Elektronu eleştirirken kullandıkları kavramları bu tasarımcı için de düşünseler ya.
Evrendeki 100 milyar galaksinin her birinin içinde yer alan yüzmilyarlarca yıldızın oluşumunu tasarlayabilecek bir zeka. Ve bu zeka da kendi kendine var olabiliyor. Bunu düşünebilen bir beyin elektron döngüsüne kılıf bulabiliyor.
Acaba hangisi daha imkansız.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

30-05-2009, 19:25
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Apr 2009
Mesajlar: 385
|
|
Yiğit Bulut genç yaşına rağmen ekonomi konusunda çok bilgili, anti-emperyalist ve aklı başında bir gazetecidir. Ancak evrim konusunda çok bilgisiz olduğu ilk yazısından açıkça belli oluyor. İlk yazısında evrime ilişkin hiçbirşey olmadığı halde, "evrim gerçek dışıdır" gibi bir anlam üretmiş. Belli ki bazı bilim adamlarından almış olduğu ikna edici mailler üzerine ikinci yazısında evrimin gerçek olduğunu ama canlılığın başlangıcının bir yaratıcının eseri olduğunu iddia etmiş ancak yazı başlığı yine aynı.
Birincisi, yazı başlığı çok kötü bir seçim ve konu hakkındaki bilgisizliğinden kaynaklanıyor. İkinci yazıda açık bir "çevir kazı yanmasın" durumu var ve başlığı izah ederken hatasını kabul ediyor. İkincisi, yazıyı okumayıp sadece başlığı okuyan insanları düşünürsek, çok kötü bir başlık.
Köşe yazısı yazacağım diye, gazeteciler, bilmedikleri konuda yazmamalı, hüküm vermemelidir. Yiğit Bulut'u bu yazıdan ötürü açıkça kınıyorum.
|

30-05-2009, 20:25
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Apr 2009
Mesajlar: 385
|
|
Vatandaşın biri blogunda Yiğit Bulut'a çok güzel bir cevap vermiş. Burada paylaşıma açmakta yarar görüyorum.
Yiğit Bulut'un Çöküşü ve Evrim Teorisi
Vatan gazetesi yazarlarından Yiğit Bulut yaklaşık bir yıl öncesine kadar yazılarında sorunlara (ekonomik) yaklaşımı ve ortaya koyduğu çözüm önerileri ile benim favori yazarlarım arasındaydı. Ancak sonra ne olduysa oldu. Bu arkadaş bir sapıttı tam sapıttı. Önce ulusalcı yazıları ile dikkati çekti, sonra başka alanlara kaydı. Bilmediği ya da yarım yamalak, bildiğini sandığı alanlarda yazılar yazmaya başladı. Bu yazıları belirli yerlere mesaj niteliği taşır mı bilemiyorum. Çünkü bir yazısında gazeteden yazı başına para aldığını, yazmaz ise para kazanamadığını içeren bir yazı. Elbet bu belirli yerlere mesaj niteliği taşıyan yazılarının ne anlama geldiğini en iyi kendisi bilir. 28.05.2009 tarihli yazısı ise tam bir mesaj yazısı. Hiç anlamadığı bir konuda “EVRİM” teorisi hakkında bir yazı yazmış. Baştan sona yanlışlıklar içeren amacı sadece belirli yerlere mesaj niteliği taşıyan bir yazı. Yakında kendisini bol sıfırlı bir maaşla yandaş medyada görürsek şaşırmayacağım.
Her şeyden önce yazının başlığı yanlış atılmış. Başlık şu ”Evrime inananlara inanamıyorum”. Sonra evrim kuramının olasılık hesapları ve bir takım matematiksel örnekler vererek geçersiz olduğunu kanıtlamaya girişmiş.
Eğer bir konu hakkında yazılacaksa o konu hakkında çok detaylı bir araştırma yapılması gerekir. Yarım yamalak edinilen bilgilere göre yazılırsa okura saygısızlıktır. Yazı ile ilgili eleştirilerimizi tek tek sıralayalım.
1)Başlık: Evrim kuramı bir din ya da kutsal bir şey değildir. Din ya da kutsal bir olguya karşı inanç olur. Evrim kuramını inanıp inanmamak şeklinde bir kıstas yaklaşımı yanlıştır. En fazla kabul edip etmeme kıstası getirilebilir. Yazarımız daha baştan ofsayta düşmüş.
2)Yazarın evrim kuramını eleştirmek için ortaya koyduğu olasılık ve rastlantısal eleştirisi ise evrim kuramının yalnızca bir yönüdür. Dört ayaklı bir masanın bir bacağına takılı kalıp diğer bacaklarını görmekten gelirseniz açmaza düşersiniz. Yazarımız örneğinde matematiksel olarak olasılıkları ortaya koyup bunun olamayacağını anlatmaya çalışıyor. O zaman bende karşı bir örnek vereyim. Bir kadın ve bir erkek cinsel birleşme gerçekleştirdiğinde erkekten milyonlarca sperm kadının rahmine boşalır. O milyonlarca spermden yalnızca bir tanesi kadında bulunan yumurtayı dölleyecektir. Yumurtayı dölleyen spermin hangisi olacağını belirleyen faktörler neyse evrimin kuramının ortaya koyduğu doğanın meydan gelme koşulları da benzerlikler içerir. Evrim teorisi, yaşamda birlikte var olan şans ve gereklilik, rastlantısallık ve nedensellik (determinizm)’i ifade eder. Darwin’in temel keşfi işte buydu: yaratıcı fakat bilinçli olmayan bir süreç.
3)Yazarımıza göre matematiksel olarak mümkün olan bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin olamayacağını ortaya koyarken babasından annesinin rahmine düşen milyonlarca spermden “Yiğit BULUT” u yaratacak sperm konusuna da açıklık getirmesi gerekir.
4) Yazarın anlamadığı ya da anlayamadığı süreç şudur. Evrim süreci, kendi kendine değil, doğal bir takım etmenler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu etmenlere “evrimsel etmenler” ismini vermekteyiz. Bilinen evrimsel etmenler,
Mutasyon (her nesilde genler üzerinde oluşan rastgele değişiklikler),
Gen akışı (bireylerin coğrafı göçü sonucunda ortaya çıkmaktadır),
Genetik sürüklenme (nüfustaki büyük azalmalar sonucunda oluşmaktadır)
Rastgele olmayan eş seçimi
Ve, doğal seçilimdir.
Bu sayılan etmenlerden evrim üzerindeki etkisi en fazla olanlardan biri, kuşkusuz doğal seçilimdir.
5)Yazar verdiği uç bir örnekle aklı sıra evrim kuramını alt ettiğini sanmaktadır. Üstelik verdiği örneğin evrim kuramı ile ne ilgisi var anlamış değilim. Önce yaşamın ya da hayatın bir pencereye gereksinim duyması, daha sonra bu gereksinime göre koşulların oluşması gerekir. Durduk yerde hadi pencere yapalım deyip tahtanın üstüne matkap düşmez ve delik açılmaz ve yanına da menteşe takılmaz. Böyle bir örneği verip evrim kuramını çürüttüm sanmak zavallılığın bir göstergesidir ve art niyet taşır. Sayın Yiğit Bulut’a önerim, lütfen yüz binlerce okuru olan bir gazete de yazıyorsan yazdığın yazının içeriğinin sorumluluğunu taşıyacaksın. Yarım yamalak bildiğini sandığın bir konuda ve saçma bir takım örnekler vererek yazmak en azından yazar sorumluluğu ile bağdaşmaz.
Not: Bu yazı kendisine e-mail olarak da gönderilmiştir.
Saygılarımla
Ali İhsan UĞUZ
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=182737
|

30-05-2009, 22:32
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Oct 2007
Bulunduğu yer: Bilgisayarımın Karşısı
Mesajlar: 1.610
|
|
Ne diyebiliriz ki, gazetecilik ciddiyet ve sorumluluk gerektirir, çünkü yazılan her satır insanların olaylara bakış açısını etkileyebilecek konumdadır. Konu hakkında bilgi sahibi olmadan yazılanlar, köşe yazarı hakkında ki iyi niyetli hükümleri de bertaraf ediyor. Yiğit Bulut çok gel-git yaşamaya başladı bu aralar, yazılarından da anlaşılıyor.
"Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar"
Ernesto Che Guevera
|

30-05-2009, 22:39
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
|
|
Ohoooo! Cahilin önde gideniymiş bu adam ya. Ne alakası var elektronla evrimin? canlı-cansız sistemler evrim halindedir demiş, hidrojen atomonun evrildiğine dair bir şey ben duymadım, duyan varsa aydınlatsın beni. Yönetim biçimleri, dil gibi kavramları kastediyorsa yine saçma bunlar canlılığımızın yan ürünleri.
Şecaat ederken merd-i kıpti sırkatin söylermiş. Tam anlamıyla kariyerini rezil eden bir iş yapmış adam, yazık...
|

31-05-2009, 01:04
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Apr 2008
Mesajlar: 1.190
|
|
Genelde evrim karşıtlarının temel hatasına düşmüş. Tahtalar evrim geçirip masa olamaz diye bir sonuca varmış. Doğrudur tahtalar evrim geçirip masa olamaz çünkü onlar cansız maddelerdir.:bump2:
Canlı varlıklar evrim geçirirler.Ağaçlar evrim geçirip başka tür ağaçlar olurlar.
|

31-05-2009, 11:25
|
 |
Yazar
|
|
Üyelik tarihi: 05 Apr 2009
Bulunduğu yer: Şehr-i güzin
Mesajlar: 717
|
|
wolf18´isimli üyeden Alıntı
O zaman bende karşı bir örnek vereyim. Bir kadın ve bir erkek cinsel birleşme gerçekleştirdiğinde erkekten milyonlarca sperm kadının rahmine boşalır. O milyonlarca spermden yalnızca bir tanesi kadında bulunan yumurtayı dölleyecektir. Yumurtayı dölleyen spermin hangisi olacağını belirleyen faktörler neyse evrimin kuramının ortaya koyduğu doğanın meydan gelme koşulları da benzerlikler içerir.
(...)
3)Yazarımıza göre matematiksel olarak mümkün olan bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin olamayacağını ortaya koyarken babasından annesinin rahmine düşen milyonlarca spermden “Yiğit BULUT” u yaratacak sperm konusuna da açıklık getirmesi gerekir.
|
Eleman açıklık getirmiş ama, blog yazarında jeton köşeli olunca alınması gereken mesaj alınamamış :
wolf18´isimli üyeden Alıntı
Sevgili okuyucumun cevap vermesi gereken “elektron nasıl orada durur hale geldi”, bu yasa “nasıl oluştu” sorusudur! Bir bilgisayarı açın “işletim sistemini” kullanmaya başlayın, orada şunu dersiniz; bu “işareti tıklayınca” program açılacak! Peki “o işletim sistemini yani yerçekimini, evrensel yasaları” hangi güç yazdı, oraya koydu? Şimdi içine hiç işletim sistemi yüklenmemiş bir bilgisayar alın, yerçekiminin olmadığı bir dünya düşünün ve “şimdi kurun aynı çıkarımı”!
Hazır sistem üstünde “çalışmak” ve “sebep-sonuç” üretmek kolaydır, önemli olan “üzerinde ahkam kestiğimiz” sistemi “hangi gücün” dizayn ettiğidir!
|
Türkiye ve Dünya'daki gerçek mutaassıplar, canlılar'ın değişim/dönüşüm/gelişim gösterdiğini söyleyenler değil, bunların tesadüfler ve raslantısal süreçler sonucu oluştuğunu hayal eden "Evrimciler"dir.
Yiğit Bulut bir proje, bir süredir üzerinde çalışıyorlar. Bu ülkede İslam'la kavga ederek iktidar olma ihtimali artık %0. O sebeple antrenmanda arkadaşımız, tabi onu hazırlayanların jetonları da en az blog sahibininki kadar köşeli, bu tip mühendislik çalışmaları ile sonuç alma devrinin bittiğini henüz farkedebilmiş değiller. Tahminim 2011 öncesi Yiğit abimizin hangi takımda forma giyeceği, ona çıkarılacak lisansla birlikte ayan beyan ortaya çıkar.
Bu ayrı bir mesele.
Ancak eleman mutlak bir gerçeğe işaret etmiş ve muhataplarını kendi mantıkları içinde kıskıvrak yakalamış.
" Gık" bile diyemezsiniz...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:35 .
|