Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 19-07-2009, 16:41
mehmetsalih mehmetsalih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 09 Jun 2008
Mesajlar: 1.260
Standart İslam'da savaş karşıtı, İmam ve Devlet Reisi Sömürgecili Karşıtı ''Bir Mezhep''

Haricilik
(Dünya Dinleri)
Havaric sözcüğü “haric”in çoğuludur; dışa çıkanlar, dışta kalanlar demektir. Gerçek anlamı Sünnilik’le Şiilik’ten ayrılanlardır. Bu mezhebin, ortaya çıkışı Sıffın Savaşı’nda görülür. Sıffın Savaşı’nda Ali üstün durumdaydı, bunu istemeyenler olayı yatıştırmak, karşı yanı yenilgiden kurtarmak için barış yapılmasının daha uygun olduğunu ileri sürerek işin içinden sıyrılmaya çalıştılar. Bu nedenle, durumu incelemek için birer yargıcı (hakem) seçtiler, Ali de bu görüşü benimsedi. Üstün durumdayken, barış yaparak olayı yatıştırma yanlısı olmayanlar, Ali’nin bu eğilimine karşı çıktılar, onu gerçekçi olmamakla iki yanlı davranmakla suçlayarak karşıt bir tutum takındılar. Ali’nin inancından kuşkuya düşerek, onu inan yenilemesi için baskı altına almaya kalktılar. İstekleri yerine gelmeyince Ali’den, onun topluluğundan ayrıldılar. İşte bu olay nedeniyle kendilerine “ayrılanlar” anlamında “Havariç” dendi.


Hariciler (Havarie) çöllerde yaşayan, konar-göçer bağımsız topluluklardı, İmamlık yüzünden savaş istemiyorlardı Bu nedenle, imamlık uğruna savaşan Ali ile Muaviye’ye karşı çıktılar, onları ağır bir dille yerdiler, kötülediler. Bu mezhebe göre savaş gereksizdir, inanç, için kan dökmenin dine yararı yoktur. İslam dinini savaşla yaymaya kalkışmak, imamlık sorununu bir savaş nedeni durumuna getirmek, islam inançlarının özüyle bağdaşmaz, bu yüzden savaş yanlış bir yoldur. Böyle yanlış bir yola girdikten sonra, üstün durumdayken, karşı yanın isteğine uyarak uzlaşma yapmak, barış sağlamak ise inancın köksüzlüğünden, yüzeyselliğinden dolayıdır.

Havaric mezhebinin, özde bir, görünüşte ayrı kolları vardır. Bu kolların hepsi de Ali’ye karşıdır, onun da, soyunun da İslam inançlarına yürekten bağlı olmadığı kanısındadır. Bu kollar şunlardır ;

1- Acarade kolu. Kendi içinde Etrafilik (Etrafiye), Hamzavilik (Hamzaviye), Hazmilik (Hazmiye), Hulefilik (Hıılefiye) , Malumilik (Malumiye), Mechulilik (Mehıliye), Meymunilik (Meymuniye), Mukrimilik (Mukrimiye), Sealibilik (Sealibiye), Sealibe-i Mabe diye, Şibanilik (Şibaniye), Şeibilik (Şeibiye) gibi kolları vardır. Kurucularının adlarıyla anılan bu kollara göre Ali’ de, soyu da iyi insanlar değildir, yanlış yoldadır. Bir doğru insan imam olabilir, imamlığın bir yada birkaç kişinin tekelinde bulunması İslam dininin özüyle bağdaşmaz. İş karşılığı çıkar sağlamak (rüşvet) en aşağılayıcı davranıştır.
2- Bikesilik kolu. Bu kola göre inanç dille açıklanırsa yeter, başka neden aramanın gereği yoktur. Çocuklar suç (küfr) ile inançta babaları gibidir.

3- Esferilik (Esferiye), tapım (namaz, oruç) gereksizdir, dahası suçtur, dinden ayrılmadır.

4- Ezrakilik (Ezrakiye) koluna göre Ali’yi öldüren iyi bir iş yapmıştır, inancın gereğini yerine getirmiştir. İlk dört halife, kadınları, yandaşları kötü, çıkarcı, yalancı kimselerdir. İman dille açıklanırsa yeter, birtakım tapım kurumlarını oluşturma gereği yoktur.

5- İbazilik (İbaziye) kolu kendinden olmayanları dinsiz sayar, Ali yalancıdır, çıkarcıdır. Bu kolun da Hafisilik (Hafisiye), Harsilik (Harsiye), Raiba, Yezidilik (Yezidiye) gibi yan-kolları vardır.

6- Muhme koluna göre de Ali suçludur, yanlış yoldadır, yandaşları dinsizdir.

Bu kollar Kuzey Afrika dolaylarında, Irak’ta, Zengibar’ da yaygındır. Bu durum da, inançla yaşama biçimi arasındaki bağlantıyı gösterir.

Bu yazıyı ben www.dunyadinleri.com sitesinden aldım.

Ardakaşlar İslamn Tarihinde gerek şii ve gerek sünni kaynaklarda hep kısa anlatılan bu mezhep hakkında bilgilerinizi ve bildiğiniz isteler, kaynak özelikle yabancı objektif yazaları alalım.

Sevgi ile...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-07-2009, 16:54
mehmetsalih mehmetsalih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 09 Jun 2008
Mesajlar: 1.260
Standart

Selam,

Hariciler hakkında objektif BİLGİYE ULAŞMAK ZORDUR ELBET. AMA KÜFÜRLÜDE OLSA BİRKAÇ BİRBİRİNDEN KOPYA YAZI BULMAK MÜMKÜNDÜR.

1- Haricler bireysel ve özgür yönetimden yana kimseye itaat etmezdiler
2- Herkes Kuranı anlabilir ve hüküm çıkarabilir

bu çıkarımlarıda yine sünni ve şii kaynaklarda çıkarıyoruz. Hariclerin kendi tarihleri ne yazıkki elimizde yok. Ama yemen ve ırakta yaşayanlar var.

Ali İbni Absı tartışmaya gönderirken ''onlarla Kur'an ile tartışma Hadis ile tartış çünkü Kur'anla tartışsan seni yenerler'' yani Hadis daha çok işimize geliyor. Bu fırkamıdır acaba gerçek islam? Bunları ssiizle bir istişare ve tartışma olarak veriyorum yardımlarınız beklerim.

Bakın işte yine küfürlü bir makale.

HÂRİCÎLİK Salı, 10 Mart 2009 M. Ali KAYA
Hz. Ali (ra) döneminde ortaya çıkan siyasi bir mezheptir. Hz. Ali (ra) gibi seçimle iktidara gelmiş, adaletle ve ilimle hükmetmiş olan bir idareciye karşı çıkarak “Sen Allah’ın hükmü ile hükmetmiyorsun” diye idareciye itaatten ayrılarak zulme ve anarşiye yöneldikleri için kendilerine hak yoldan çıkanlar anlamında “Havaric” denilmiştir. Allah yolundan, hak yoldan huruç etmek ve çıkmak anlamını taşımaktadır.

Hariciler “dinde hassas muhakeme-i akliyede noksan” ilimde cahil olan ve bedeviyeti benimsemiş, medeniyetten nasibi olmayan gençler gurubudur. Bedeviyetin gereği olarak anlaşma ve uzlaşma kabul etmez, kendi bildiklerinin dışında hiçbir doğru kabul etmeyen radikal bir gruptur. Kendileri gibi düşünmeyenleri kâfir olarak görürler. En küçük bir günah işleyeni hemen küfür ile damgalarlar. Kendilerine göre adaletten ayrılan idareciye isyan etmek vaciptir, itaat eden kâfir olur derler. (Hatip el-Bağdadi, El-Fark Beyne’l-Firâk, 55) Hariciler bu radikal inançlarından dolayı Hz. Muaviye (ra) ile hilafet konusunda anlaşma yoluna giden Hz. Ali’yi (ra) bu anlaşmadan vazgeçmediği sürece küfür ile itham etmişler ve kendisi ile savaşmışlardır.

Haricilerin diğer özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Bunların çoğu “Kurra” denen Kur’ân-ı Kerimin hafızı olan, ama Kur’ân-ı anlamayan, bilgisizce yorumlayarak sosyal hayata tatbikinde hata eden cahil gençlerdir. Çünkü sosyal hayat ideal bir toplumun kolayca oluşmasını güçleştirir.

2. Haricîler merkezî yönetime karşı çıkan geleneksel direnişi temsil etmektedirler. Cahiliye döneminin zihnî yapısını taşıyan ve bireysel bağımsızlığa alışmış, hiçbir otoriteyi ve amir gücü kabul etmeyen bedevi ve kabile zihniyetinin yansımasıdır.

3. Hâriciliğin ortaya çıkmasının bir sebebi de gençlerin Hz. Osman (ra) zamanında ortaya çıkan “Sebeiyye” fikirlerinden etkilenmiş olmalarıdır. Hz. Osman’ın (ra) şahadetini netice veren siyasi olayların arkasında bulunan Sebeiler Müslümanların kafalarını karıştırmış ve pek çok sapık fikirlerin oluşmasına sebep olmuşlardır.

4. Hariciler ilim sahibi olmadıkları için ayet ve hadislerin zahiri manalarına dayanarak görünüşte tevhide aykırı her şeyi reddetmeyi prensip edinmişlerdir. (Mektubat, 2005, s.620) Bu sebeple işin girift taraflarını bilmediklerinden pek çok yanlışlara düşmüşler ve toplumu da kargaşaya sürüklemişlerdir.

Hakem olayından sonra Hz. Ali’den (ra) ayrılarak önce Harura’da daha sonra Nehrevan’da toplandılar. Abdullah b. Vehb er-Râsibi el-Ezdî’yi kendilerine halife seçtiler. Hz. Ali (ra) kendileri ile konuştu ve bir kısmını ikna etti. İkna olmayanlara da “Kan dökmediğiniz, can yakmadığınız, mala ve namusa tecavüz etmediğiniz zaman fikirlerinizde tamamen hürsünüz. İstediğiniz gibi fikirlerinizi yayabilirsiniz. Cana, mala ve namusa tecavüz eder, kamu düzenini ihlal eder, anarşi çıkarırsanız o zaman hukuk namına sizi cezalandırırım” demiştir.

Daha sonra onlarla konuşmak için peygamberimizin (sav) “Tercümanu’l-Kur’ân” dediği Hz. Abbas’ın (ra) oğlu âlim ve fakih Abdullah b. Abbas’ı (ra) gönderdi. Ona şu tavsiyede bulundu: “Sakın onlarla konuşurken Kur’ândan delil getirme. Çünkü Kur’ân ayetlerinin farklı manalara gelen kelimeleri vardır. Onlar senin anladığın manayı kabul etmez, seni cahillikle suçlarlar ve kendilerinin verdiği manayı esas alırlar. Onlara peygamberimizin (sav) tatbikatını ve sünnetini delil olarak getir. Onlar buna itiraz edemezler. İkna olurlar ise ne ala, olmazlarsa fazla tartışmaya girme” dedi.

Başlangıçta on iki bin kişi oldukları bilinen Haricilerin büyük bir kısmı ikna olarak Hz. Ali’nin (ra) tarafına geçtiler. İlim ve fikirle ikna olmayan radikal Hâriciler kendi görüşlerini kabul etmeyen Hz. Osman ve Hz. Ali’yi (ra) “Kâfir olmakla” ve dinden çıkmakla itham ederek kan dökmeye ve can yakmaya, anarşi ve terör estirmeye başladılar. Hz. Ali (ra) Nehrevan bölgesinde onlarla savaşmak durumunda kaldı. Bu savaş onlar için tam bir felaket oldu. Beş bine yakın Harici öldürüldü. Geriye kalan bir avuç Harici kaçtılar ve fikirlerini yaymaya devam ettiler. Hz. Ali (ra) peygamberimizin (sav) “Bâğîlerin alametleri olarak Zü’s-Sedye” namında bir adamın garip bir nişanını haber vermiş. Bu kişi aynı şekilde Nehrevan’da öldürülen Haricilerin içinde bulunmuş, Hz. Ali (ra) onu haklılığına delil olarak göstermiştir. (Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, 7:238; Beyhaki, Delâilu’n-Nübüvve, 6:412; Hâkim, Müstedrek, 3:139-140; Bediüzzaman, Mektubat, 169-170; Buhari, 3:243; Müslim, 2:744)

Nehrevan’daki bu öldürülme ve mağlubiyet onların üzerinde silinmez bir etki bırakmış ve onlar için Allah yolunda öldürülme ve şehit olmanın simgesi haline gelmiştir. Radikal görüşleri daha da güçlenmiş ve bir kahramanlık halini almıştır. İntikam duygularına bir de “Allah yolunda şehit olma” gibi kutsal bir amaç ilave edilmiştir. Daha sonra gizli ve radikal bir örgüt olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. Hz. Ali (ra) bir Harici tarafından şehit edilmiştir. Emeviler ve Abbasiler zamanında da her türlü fitnenin içinde bulunmuşlardır. (Taberi, Tarih, 6:29-35) Daha sonra da gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar zamanında radikal örgütlerin içinde ve başlarında bulunmuşlardır. Grup ve fırka olarak bulunmamışlarsa da fikir olarak bulunmuşlardır. Günümüzde Hârici Fırkası yoktur; ama fikir olarak siyasî ve radikal grupların tümünde Hâricî fikirlerin olmadığı ve bu grupları etkilemedikleri söylenemez.

Hâricîlerin büyük çoğunluğu bedevî çöl Arapları oluşturuyordu. Onların hayat şartları ve çoğu yoksul olan bu insanları kabalığa ve şiddete sürüklemişti. Düşüncelerinde ve inançlarında samimi olmalarına karşın ufukları dar, anlayışları kıt ve bilgileri yüzeyseldi. Atılgan ve taşkın mizaçlarının gereği olarak eylem onlar için bilgiden önce geliyordu. Bu sebeple inançlarındaki samimiyet onları bağnazlığa, hoşgörüsüzlüğe götürmüş, anlamaya değil, slogan haline getirdikleri belli ilkeleri ve benimsedikleri kuralları gerçeği görmelerine engel oluyordu. Onları eyleme sürükleyen Kur’andan aldıkları, din haline getirdikleri ve slogan halinde söyledikleri siyasi fikirleridir. “Allah’ın hükmü ile hükmetmeyen kâfirlerin ta kendilerindir” (Mâide, 5:47) ayetini esas alırlar. “Hüküm Allah’ındır.” “Hâkimiyet Allah’a aittir” “Allah hiç kimseye hüküm verme yetkisi tanımamıştır” gibi insan iradesini ve hürriyetini engellediği sanılan ayetlerin zahirinden alınan ve slogan haline getirilen görüşler onları yönlendiriyordu. Kur’ânı çok okuyorlardı ama anlamıyorlardı. Kendi anlayışları dışında hiçbir anlayış ve düşünceyi de küfür görerek kabul etmiyorlardı. Haklılıklarına ve doğruluklarına o derece emindiler ki her an ölümü göze alabiliyor ve bunu şehitlik mertebesine ulaştıracak bir vasıta ve bir amaç olarak görüyorlardı. En basit ve önemsiz bir olayı dahi tehlikeye ve ölüme atılmalarına sebep teşkil ediyordu.

Hariciliğin temeli peygamberimizin (sav) zamanında Müseyleme-i Kezzabın fitnesi ile irtidat etmiş ve dinden çıkmış olan Necid ahalisine dayanır. Necid kavmi Hz. Ebubekir (ra) zamanında Hz. Hâlid b. Velid’in kılıcı ile ziruzeber edildi. Bundan dolayı Necid ahalisi Hulefâ-i Raşidine ve merkezi otoriteye karşı bir kin ve iğbirar seciyelerine işlemiştir. Samimi Müslüman oldukları halde ecdatlarının yedikleri darbeyi unutamıyorlardı. Bu sebeple fırsat buldukça tecavüz etmişlerdir. (Mektubat, 616) Daha sonra Hz. Ali’nin (ra) Nehrevan’da onların hâfızlarını ve çoğunu öldürmüş olması da buna ilave edilince derinden derine kalplerine ve seciyelerine “Ehl-i sünnet ve’l-Cemaat” olan ve “Hulefa-i Raşidinin” yolundan gidenlere karşı daima muhalif vaziyeti almışlardır.

Radikal düşünceleri ve uzlaşma kabul etmez tavırlarından dolayı Haricilerin kendi aralarında fikir birliği yoktu ve olması da mümkün değildi. Her birinin farklı düşünce ve görüşü vardı. Kalplerinde ayrılık bulunmakla beraber kendilerini bir araya getiren ve eylem birliği sağlayan paylaştıkları görüşleri son derece azdır. Mezhep tarihçisi Şehristanî’ye göre yalnız üç noktada görüş birliği sağlamışlardı:

1. Hakem olayını kabul eden, Hz. Ali (ra) ve Hz. Muaviye (ra), bu olaya sebep olan Ebu Musa el-Eş’ârî (ra) ve Amr b. Âs (ra) ile Hz. Osman ve Cemel savaşına katılanlar ile buna sebep olan Hz. Aişe (ra) Hz. Zübeyir (ra) Hz. Talha (ra) küfre düşmüşlerdir. Bunların haklı görenler de aynı şekilde küfre girmiş ve kâfir olmuşlardır.

2. Büyük günah işleyen kimse de kâfir olmuştur ve ebediyen cehennemde kalacaktır.

3. Zâlim devlet başkanına isyan etmek farzdır. Onlara itaat eden ve zulmüne boyun eğen de büyük günah işlediği için küfre girmişlerdir. Böyle bir idarecinin azledilmesi ve öldürülmesi farzdır.

Hâriciler kendi aralarında da anlaşma ve uzlaşma kabul etmeyen radikal görüşlere sahip oldukları için çeşitli fırkalara ayrılmışlardır. Ezenkâ, Necâdât, Sufriyye, Acâride, İbadiyye ve Şebibiye gibi çeşitli dallara ve kollara ayrılmışlardır. Her bir fırkanın bir lideri vardır. Ezarika kolunun lideri Ebu Raşid Nâfi b. El- Ezrâk Basrada isyan etti v Ehvâz’da Basra valisinin kuvvetleri ile savaşırken öldürüldü. (ö. 65/684) Necedât kolunun lideri Necde b. Âmir el-Hanefiyye’dir. Yemâme’de isyan etti. Yemen, Hadramut ve Taif’i istilâ etti. Emevi valisi Haccac tarafından öldürüldü. (ö. 69/688) İbadiyye kolunun lideri Abdullah b. İbad’dır. Günümüze kadar varlığını devam ettiren Hâricî fırkası budur. Umman Sultanlığı ve Zengibar’da resmî mezhep konumundadır. Kendi görüşlerini paylaşmayanı kâfir kabul eden bu mezhep radikal görüşleri ile bilinir. (E. Ruhi Fığlalı, İbadiyye ve Görüşleri, s. 53)
Kaynaklar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat (2005-İstanbul)
2. Ahmet ÖZALP, Şâmil İslam Ansiklopedisi, Haricilik Maddesi


Sevgi...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 19-07-2009, 17:15
mehmetsalih mehmetsalih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 09 Jun 2008
Mesajlar: 1.260
Standart

Selam,

Biliyorumki Sitedeki Alevilerden ve yalakalardan belki bazı şeyleri objektif tartışamacağız ama bireysel düşünenleri ben herzaman desteklerim.

Bakın Haricilerin bazı görüşleri...

Hâricîler "Allah'ın vahyettiği ile hükmetleyenler kâfirdirler" (el-Mâide, 5/47) âyetini "Lâ hukme illâ lillâh" (Allah'tan başka kimse hükmedici değildir) şeklinde formüle ediyorlardı. Akîdelerini de mâsum mü'minleri kılıçlarıyla katlederek tatbike geçtiler ve öldürülünceye kadar öldürmeye doymadılar (el-Malatî et-Tenbîh, Neşr. İzzet el-Attar el-Hüseynî, s. 51).

Hâricîler Allah'ın sıfatlarında teşbihe karşıdırlar. Kur'ân'ın mahluk olduğunu, çünkü yalnızca Allah'ın Kadîm olduğunu ifade ederler. İmâmet hakkında imamların Kureyş'ten olmasına karşıdırlar. Son derece sert ve acımasız bir adâlet görüşüne sahiptirler. Emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'lmünker ilkesini şiddet yoluyla müslümanlara tatbik etmişlerdir. Hâricîler bu görüşleriyle Mu'tezile'ye tesir etmişlerdir.

Bazı görüşlerinde Kur'ân ve Sünnet'e dayandıklarından ehl-i sünnet'e uygun görüşleri de vardır. Ancak ehl-i sünnet'le temel de ters düştükleri meseleler de vardır. Allah'ın hem dünyada hem âhirette görülemeyeceği, haktan ayrılan imamı azletmek için isyan etme, ehl-i kıbleyi tekfir, İslâm'ın imandan olduğu, Kur'ân'ın yaratılmış olması, Hz. Peygamber'in günahkârlara şefâatini red, büyük günâh işleyenin ebedî cehennemde kalacağı gibi görüşleriyle ehl-i sünnet'e karşı çıkmışlardır.

http://fikih.ihya.org/islam-fikhi/haricilik.html

Selam...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:48 .