Su Timur denilen adam hakkinda ne biliyoruz. Bu adi liselerde falan tarih kitaplarinda Osmanli tarihi icinde bu konuyu bir duymusuzdur. Hatta bir de Nasreddin Hoca ile Timur fikralarinda. Bu adam Anadoluya bir gelmis, Beyazit’i yenip, Osmanliyi bir sarsmistir, sonra da gitmistir. Baskaca da pek bisey bilmeyiz. Sadece buyuk bir adam oldugunu duymusuzdur.
Evet buyuk fatihlerden biridir, ayni zamanda buyuk katillerden biridir. Timur’un katliamlari ile karsilastirilabilecek az insan vardir tarihte. Anlatilan en unlu katliamlari da Iran platosunda baslattigi insan kellelerinden tepeler yaptirmasidir. Isfahani aldiginda 70 bin kisinin kellesinden tepe yaptirdigi soylenir, sonradan tüm Türk dünyasina yayilan bir modaya dönüsür bu. Izfihar adinda kucuk bir sehirde de iki bin esiri balcikla sivayip canli canli bir kule insaatinda kullanilan tuglalarin harcina katar. Oyle ki bir sehre Timur’un yaklastigini duymak bile sehrin teslim olmasina yeter olmustur.
Neyse ki, amacimiz Timur’un katliamlarini anlatmak degil. Timur devri Islamiyet acisindan onemli bir devirdir. Cunku Islamiyet hanesine yazilan bircok dusunsel sanatsal eser bu donemde cikmistir. Bu doneme tarihte « Timur donemi rönesansi » deniyor. Simdi bu donemin belli basli ozelliklerine gecelim.
Timur yaman bir savasci olmasinin yaninda entellektuel meraklari olan bir adamdi. Sanata, bilime cok duskundu. Dunyanin diger kentlerini yikarken, Semerkant’i buyuk bir kent haline getirmis ve donemin en buyuk kenti yapmistir. Onun zamaninda Istanbul, Semerkant’tan kucuk bir sehirdi ve ancak 16. yuzyilda Semerkent’i gecebilmis.Sehre o kadar cok ogretmen getirtmis ki, ogretmenler ders verecek ogrenci bulamamaya baslamislar.
Timur’un sansina ogullari ve torunlari da kendisi gibi hem dusunsel ve sanatsal acidan yetenekli hem de iyi savascilar cikmislar ve Timurogullari denilen bir donem yasanmis. Timur donemi ronesansi denen ve iki-uc yuzyil suren bir gelisme donemi Orta Asya’yi 14-15. yuzyil dunyasinda yildiz gibi parlatmis. Kuskusuz halklarin cok acilar cektigi bir donemdi.
Muzik Timurlara eski Sogdiyana’dan miras, irani kokenli bir miras yani. Bir müzik aletin calmamak acikca asagilanan biseydi, muzikle ilgilenmeyen egitimsiz biri sayilirdi. Harp ve flut en tutulan aletlerdi. Buyuk orkestralar, bestekarlar, virtüözler vardi.
Tabii kotu aliskanliklari da vardi. Icki cok icilirdi. Buhara. Siraz ve Gaznenin saraplari meshurdu. Bircok prensin alkolden erken yasta oldugu soylenir. Uyusturucu da yaygindi. Afganistandan gelen hashas bolca kullaniliyordu. Cinsel tutkulari da asiriydi. Oglancilik adeta bir yasam bicimiydi. Prenslerin cogunun birer subyan haremi vardi. Oglanlarin aski bir erdem olarak kabul ediliyor, boyle bir ask yasamamis olmak kusur sayiliyordu. Anne babalar kizlarindan cok genc oglanlarini korumaya calisiyorlardi, cunku genc oglanlarin kacirilmasi cok sik oluyordu.
Buna karsin kadinlar son derece rahatlardi, müslüman araplarda olmayan bir özgürlük vardi kadinlarda. Timurun pek sevdigi solenlere kadinlar örtünmeden katilirlar, erkeklerle beraber yer icerlerdi. Ata binerler, avlanirlar ve hatta Timur’un ordusuna bile katilirlardi. Genelde iyi egitim alirlardi. Babur’un kizlarindan biri degerli bir tarihci ve kronikcidir ornegin. Müslüman din adamlari bu gelenegi yok edebilmek icin cok calismislardir.
Oyunlara da cok duskunlerdi. Sans ve talih oyunlarina, yarislara bayilirlardi. Zar atma ve geleneksel asik oyunu cok oynanirdi. Daha akli basinda olanlar kagit, tavla, dama, satranc oynardi. Bu oyunlardaki kavramlar farsca ve arapca kokenlidir.
Halkta saman gelenekler cok yaygindi. Gezici vaizler vardi. Baba deniyordu bu kisilere. Bunlar Islam ortusu altina girmis Samanlardi aslinda. Ibadet falan ogretmekten cok buyuler ogretiyorlardi. Halkin sevdigi ve saygi duydugu kisilerdi.
Islamiyete engel olan sadece babalar degil, bilim adamlarinin da aralarinda bulundugu inancsizlar, özgür düsünceciler, bilinemezciler vb. Idi. Ornegin Ulug Bey dindar sinifla arasina mesafe koymustu. Gizemcilik de ilgiyle karsilaniyordu. Naksibendi tarikati bu donemde dogmus. Ayrica diger dinler de varliklarini surduruyorlardi.
Bu donem boyunca bu topraklar dunyanin hemen her dilinin konusuldugu (sadece Kabil’de 12 dil konusuldugu soyleniyor) , her erdemin ve her kusurun birarada yasadigi muhtesem bir kaynasma yeri idi.
Ulug Bey astromide, El-Kasani matematikde onemli . isimlerdi. Edebiyetta Ali Sir Nevayi, Babur, Sirazli Sadi, Firdevsi, Nizami, anadoluya burdan gocen Celalettin Rumi, Emir Husrev, tarihcilerden Residuddin ce Cüveyni yetismis.
Bir Turk lehcesi olan Cagatay Turkcesi konusulurdu, bircogu turkce yazmistir. Ama Farscanin bilim ve edebiyat dili olarak kabul edilmis olmasinin verdigi gerilim hissedilir. Mesela Ali Sir Nevayi’nin Türk ve Iran dillerini karsilastirdigi, Turk kulturunun ustunlugunu ispatlamaya calistigi kitabinin adi Muhakemet-i Lugateyn.
Yasak falan dinlenmemis resimle de ilgilenilmistir. En en gelismis olan sanat dali budur. En unlu ressamlari Behzat’dir.
Timur donemi rönesansinin bir cok urunu Islam kulturu icinde sayilir. Ancak goruldugu gibi hic de bir Islami gericiligin, kati Islami kurllarin esliginde gerceklesmis bir atilim degildir. Yasam bastan asagi seriata hic uymaz, hemen bircok yasaga hic uyulmaz. Hatta inandiklarini soyleseler de ne kadar musluman olduklari tartismalidir, yada pek iyi musluman sayilmazlar.