
21-12-2005, 08:46
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Dinde Zorlama Yoktur -Bakara 256 -II-
1-) Bakara 217:''Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve cehennemde e b e d i y y e n kalırlar. ''
Bu ayet ile a n l a t ı l m a k istenen nedir?
2-) Ali İmran 86/90: ''İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden SONRA inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz. ''
Bu ayet ile a n l a t ı l m a k istenen nedir?
3-) Nahl Suresi 106:'' Kim iman ettikten S O N R A Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır. ''
Bu ayet ile a n l a t ı l m a k istenen nedir?
4-) Alu İmrân, 3/91: "İnkâr edip kâfir olarak ölenlerin hiç birinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verseler bile kabul olunmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onların bir yardımcıları da yoktur ''
Bu Ayet ne a n l a m a gelmektedir?
5-) Alu İmrân, 3/106: "O gün nice yüzler ağarır, nice yüzler kararır. O zaman yüzleri kara olanlara; mümin olduktan sonra dinden çıktınız ha! O halde inkâr ettiğinizden dolayı tadın azabı, denir"
Bu Ayet ne a n l a m a gelmektedir?
6-) Nisa Suresi 115:''Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelir, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız. Kendisini cehenneme koyarız. Ne kötü dönüş yeridir orası"
Bu Ayet ne anlama gelmektedir?
AYRICA
* Ayrıca mürted öldüğünde yıkanmaz, kefenlenmez, cenaze namaz kılınmaz ve müslüman mezarlığına defnedilmez. Mürted için istiğfar câiz olmadığı gibi, onu rahmetle anmak da caiz değildir: "Ne peygamberin ne de mü'minlerin cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın akrabaları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz"(et-Tevbe, 9/113).
** ''İslam dini hoşgörü dinidir''
Bakara 256: Dinde zorlama yoktur...
Apaçık gerçekleri inkar etmek için saçmalamanın ötesinde gözlerde bir perde olması gerekir. Bu perde ''İslam'' dır. Kuranı eline alırken abdest alan, yaradana sığınan bir Mümin; t ü m hayatını dinsel seremonilere (Secde, Rüku, Oruç, Kurban, Hac vs) vakfeden bir İnanan; okuduğu kitabta bazı gördüğü meseleleri, aklına yatmayan meselelei - g ö r m e d i ğ i n e / şeytanın aklına vesvese kattığına - kendini inandırmasından kolay ne vardır?
|

21-12-2005, 08:49
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Dinde Zorlama Yoktur -Bakara 256 -I-
''Dinde Zorlama Yoktur'' Bakara 256 -I-
* Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: Kim dinini değiştirirse onu öldürün. Buhari, Cihad ve's-Seyr, 2794 1585
* Zeyd Ibni Eslem ( radıyallahu anh ) anlatıyor : Resulullah ( SAV) buyurdular ki, Dinini değiştirenin boynunu vurun. (İmam Malik, bu hadisi Muvatta'da ( Akdiye 15- 2736) kaydeder ve hadis hakkında şu açıklamayı sunar : Bu hadisin manası şudur, herkim İslam'dan karak zındıklık ve benzeri bir dine girecek olursa kendisine galebe alındığı taktirde öldürülür. Öyle birine tevbe teklif edilmez. Zira gerçekten tevb edip etmediği bilinemez. Çünkü bunlar ( galebeden önce ) küfürlerini gizleyip, müslüman olduklarını iddia ediyorlardı. Ben böylelerinin küfrü, delille sübut bulduğu taktirde, tevbe etmeye ağrılmalarını uygun bulmam, ( tevbe etse de kabul edilmemeli ) Devamla der ki, '' Bizim nezdimizde esas olan şudur : Bir kimse irtidat ederse tevbeye ağrılır, ( kendisine galebe çalınmazdan önce ) tevbe ederse hayatı bağışlanır, aksi taktirde öldürülür. )
*İrtidad, büyük günahlardandır. Kişinin bütün hayır amellerini sevabını yok eder. Hadisi açıklayan İmam Malik, esas itibariyle zındık oldukları halde müslüman görünen kimselerin irtidad etmeleri halinde, yakalanınca tevbesine güvenilmeyeceği kanaatindedir. Bu sebeple Malik'e göre onlara tevbe teklif edilmez, tevbekar olup, İslam'a geldiklerini beyan etseler bile bu tevbe onlardan kabul edilmez. İmam Şafi tevbelerinin makbul olduğuna hükmeder. Ebu Hanife'nin onlar hakkında iki ayrı görüşü olmuştur.
Zındık, Kamus'da, Ahiret'e veya Rububiyet'e inanmayan veya küfrünü gizleyerek iman izhar eden kimse diye açıklanır. (Kütüb-i Sitte Cilt/6 Sayfa 189)
*İbni Abbas ( ra ) anlatıyor, Abdullah ibni Sad ibni Ebi's Sarh, Hz. Peygamber'e katiplik yapıyordu. Şeytan ayağını kaydırdı, adam irtidad ederek kafirlere sığındı. Resulullah, Fetih günü onun öldürülmesini emretti, ancak Hz. Osman onu himayesi altına aldı. Resulullah da bu himayeyi tanıdı. (Ebu Davud, Hudud 1-4358, Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, ( 7-107 )
--ŞAMİL İSLAM Ansiklopedisi--
Mürted ve İrtidat Konusu:
Mürtedin Cezası
* Müslümanın irtidadı; görülmesi, duyulması, itiraf etmesi V E Y A iki âdil müslüman tarafından şahitlik edilmesi hallerinde sabit olur.
* Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149).
* Müslüman anne babadan doğan ve müslüman olarak yetişen kimse irtidat edince, tevbe etmeye çağrılmadan had uygulanır. Fakat daha önce küfre girip sonra müslüman olan kimse tevbeye çağrılır.
* Allah'a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah'a ve rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (İbn Kudame, a.g.e., 125 vd.)
*Mürtedin irtidat etmesiyle birlikte, bütün salih amelleri silinir ve o ebedî olarak Cehennemde kalır: "Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve âhirette amelleri boşa gitmiştir. İşte cehennemlikler onlardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır" (el-Bakara, 2/217).
* Ayrıca mürted öldüğünde yıkanmaz, kefenlenmez, cenaze namaz kılınmaz ve müslüman mezarlığına defnedilmez. Mürted için istiğfar câiz olmadığı gibi, onu rahmetle anmak da caiz değildir: "Ne peygamberin ne de mü'minlerin cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın akrabaları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz"(et-Tevbe, 9/113).
* Bir kimse İslâm'dan çıkıp, başka bir dine girdiği zaman onun irtidadına hükmedilerek cezalandırılır.
İslam'da Mürtedin Öldürülmesinin Hikmeti
İslâm, insan için, bütün eksikliklerden arındırılmış bir hayat programıdır. O, dindir, devlettir, ibadettir, önderliktir, kitap ve kılıçtır, ruh ve maddedir, hem dünya hem de ahirettir. O, akıl ve mantık üzerine bina edilmiş ve kesin bilgi ve deliller üzerinde yükseltilmiştir. Onun inanç sisteminde ve şeriatında insan fıtratıyla çatışan, ona ters düşen hiç bir şey yoktur ve o, insanın önünde diğer beşerî düşünceler gibi, onun edebî ve maddî olgunluğa erişmesi için bir engel değil; ona ulaştıran emin bir yoldur. Kim İslâm'a girer, onun hakikatini kavrar, onun ruhî zevkini tadar ve sonra da ondan dönüp irtidad ederse apaçık delilleri inkar ederek, hak ve mantık ölçülerinin dışına çıkmış olur.
İnsan bu duruma geldiği zaman, çöküş derecelerinin en aşağılarına düşmüştür. Böyle bir insanın hayatının korunmasının hiç bir geçerli sebebi yoktur. Çünkü onun hayatında ulaşılması gereken ne yüce bir gaye, ne de şerefli bir maksat kalmıştır.
Diğer bir açıdan bakıldığında da İslâm'ın insanın yaşayışında ihtiyaç duyduğu her şeyi kapsayan bir nizam olduğu ve bu nizamın değer ve hududlarının korunmasının mutlak anlamda gerekli olduğu görülecektir. Çünkü hiç bir nizam yoktur ki, onu yok etmeye, yeryüzünden silmeye yönelik tehditlere karşı korunmadan ayakta durabilsin, varlığını devam ettirebilsin. Bir düzenin korunmasını sağlayan en önemli şeylerden biri de, her dileyenin dilediği gibi onu inkâr ederek, dışına çıkmasını engellemektir. Bu yapılmadığı taktirde, bir düzenin korunması mümkün değildir.
İslâm'dan çıkıp irtidat etmek; ihanet ederek ona baş kaldırmak ve parçalayıp yok etmeye azmetmektir. İslâm toplumunu bu tür bir tehlikeden korumak için önlemlerin alınması kaçınılmazdır. Bunu önlemek ise, beşerî sistemlerin de uygulamak zorunda oldukları gibi ölüm cezası vermeye bağlıdır.
|

21-12-2005, 11:04
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
|
|
Mutezileciğim sana bu konuda daha kaç defa cevap vereceğim?Ayrıca bu konu ile ilgili topic vardı başka topic açmanın ne gereği var?
|

21-12-2005, 11:07
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
|
|
İnandığın değerler aşkına Mutezile,yazdığın ayetler arasında,hangisinde mürtedleri öldürün diye bir hüküm var?Bir İslam toplumunda ,İslam'da irtidat edenleri,dışlarsın,onlarla hertürlü ilişkiyi kesersin,üzerlerinde yoğun bir baskı oluşturursun öyleki bu durum onlara azap gibi gelir (buna lanette diyebilirsin,ayetlerde herikisi de geçiyor.)Taki onlar o toplumu terkedinceye kadar veya tevbe edinceye kadar.Onlar müslümanlarla savaşmadıkça onlarla savaşılmaz."Sizinle savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın ama aşırıya gitmeyin.Çünkü Allah aşırıya gidenleri sevmez.Ayet"İslam da savaşın ilkesi de budur.Kur'an daki bütün savaşla,ölüm cezasıyla ilgili ayetleri değerlendirdiğimizde;adam öldürmenin ancak savaşta,nefs-i müdafaa ile ve birde bir can karşılığında kısas ilke mümkün olabileceğini birkez daha belirtmek isterim.Mürtedlerin dünyevi cezasını söyledik.Onların uhrevi cezasıda seninde bildiğin gibi ebediyyen cehennemde kalmaktır.İnşallah meselenin özü anlaşılmıştır Mutezile kardeşim.Şayet sana kırıcı ve sert davrandıysam bunun için de senden özür dilerim.İnsanız arasıra böyle şeyler olabiliyor.Gerçi sen de arasıra beni kızdırıyor ve üzüyorsun ama ben pek önemsemiyorum.
|

21-12-2005, 11:09
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
|
|
Mutezile İslam'da irtidat edenlere yönelik,onlar herhangibir şekilde Müslümanlara saldırmadıkça ölüm cezası yoktur.Öldürme ancak savaşlarda,nefsi müdafa ve bir can karşılığında olmak üzere vardır.Kur'an daki ayetlere bakılınca bunlar açıkça görülecektir.Allah irtidat edenler için uhrevi bir azaptan sözediyor.yoksa gidip mürtedleri öldürün demiyor.
İrtidatla ilgili bazı ayetler:
"İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.
Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.
Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler. (3/86-90)"
"Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir). (3/106)"
"İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. (4/137)"
Ölüm cezası ile ilgili bazı ayetler:
Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür. (17/33)
Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı. Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azab vardır. (2/178)
Bu ayetler içerisinde mürtedleri öldürün diye bir hüküm bulunmamaktadır.
Hidayet meselesine gelince de sevgili kardeşim.Evet hidayeti ancak Allah verir.Ama Allah'ın bu vermesi,mevcut insanlar arasında kura ile çekip onlara hidayet verme şeklinde değildir.Hidayeti bir diploma gibi bir sertifika olarak kabul edersen,Allah ancak belli şartları taşıyan insanlara bu sertifikayı verir.Kur'an ın en iyi tefsiri yine ayetlerle yapılanıdır.Çünkü Kur'an kendi kendini tefsir eden bir kitaptır.Bu yüzden hidayetle ilgili bazı ayetleri zikredeceğim onlar alıntılamış olduğun ayetlerin birnevi tefsiri olacaklar.
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (7/146)
Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu.Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler. (7/175-176)
De ki: "Göklerde ve yerde ne var? Bir bakıverin." İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz. (10/101)
Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın? Ve sana bakacak olanlar vardır. Ama kör olanları -üstelik basiretleri de yoksa- sen mi doğru yola ulaştıracaksın? Şüphesiz Allah, insanlara hiç bir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar. (10/42-44)
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar müslümanlardır. (30/52-53)
Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkâra sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkârları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar. (4/155)
Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (7/30)
|

21-12-2005, 17:08
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Dec 2005
Mesajlar: 283
|
|
güzel kardeşim Mutezile bak sana benden bi tavsiye; bir ara bi psikiyatriste git sana sakinleştirici türü ilaçlar falan versin sende kullan tamammı
|

21-12-2005, 17:26
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Başka bir cevap versen şaşardım, sodomo..
|

21-12-2005, 23:59
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
|
|
Mutezile bu konuya son noktayı koyacak bir ayeti zikrediyorum.
"İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. (4/137)"
Şimdi eğer irtidat edenler öldürülseydi,bu ayete göre, irtidat edenler öldürüleceğinden,nasıl oluyorda bu mürtedler tekrar iman edip sonra yine irtidat ediyorlar?Cevabını ben vereyim.Mürtedlere ölüm cezası yokta ondan dolayı.Tam aksine Allah mürtedlere ikinci bir imkan daha veriyor.Eğer yine irtidat ederlerse,artık onların kesinlikle bağışlanmayacağını söylüyor.
|

07-04-2009, 19:48
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Önemli olduğunu düşündüğüm bir topic. Katkı sağlamanızı bekliyorum:
Nisa Suresi 115:''Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelir, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız. Kendisini cehenneme koyarız. Ne kötü dönüş yeridir orası"
Eğer bu ayet de anlatamıyorsa; İslamdan dönenlerin cehenneme koyulacağı başka nasıl anlatılabilir ki?
|

07-04-2009, 20:46
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
|
|
Mutezile selam,
Kur'an'ın içeriği konusunda derinlemesine bilgim yok. Ancak Allah'ın sözünün her nedense Hicret sonrasında sertleştiği, Mekke günlerindeki naif ve hoşgörülü İslam'ın affetmez ve astığım astık, kestiğim kestik olduğu açıkça belli.
Hatta sonradan değişen bu yaklaşım farkı Allah ağzından doğrulanır ve bazı ayetlerin mensuh olduğu ifade edilir.
Dinde zorlama ile ilgili ayetlerde de Hicret öncesi ve Hicret sonrası ayrımı olması gerekiyor. Bu ayrım ayetlerin dilinden belli olur sanırım. Bu ayrım olabildiğince net olarak yapılıp konu* o şekilde ele alınabilir mi acaba?
A.
* tabi sadece bu konu değil birçok tartışılması gereken konuda bu ayrım gerekli, aksi halde sapla saman birbirine karışıyor.
The meek shall inherit nothing! - FZ
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:30 .
|