
27-12-2005, 01:10
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
CEZA GÜNÜNDE KİMDEN ŞEFAAT UMULUR?
Hz.Muhammed'den mi?
Bilerek Hakka şahitlik edenlerden mi?
Sadece Allah'tan mı?
|

27-12-2005, 01:25
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Eee, her yazdigina nasil cevap yetistirelim panteidar. Biraz yavas yavas sor. Hem bu konu beni asar. Arastirma yapmam lazim.
|

27-12-2005, 02:12
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Birkaç soru başlığım daha vardı Sargon.Ama haklısın,yavaş gidelim arada kaynamasın.
Bunları böyle başlık yapmazsak konu aralarında eriyip gidiyor yoksa.Bu sorular,bu çelişkiler aydınlatılmadan kimse kimseyi haksızca suçlamasın,aşağılamasın?!!
|

27-12-2005, 17:47
|
|
|
selam kardes : bize sefaat edecek hz muhammeddir allah bizleri affeder seffat de hz muhammedden : çünki mirac gecesi cenabi allah dile benden ne dilersen dediginde hz muhammed ben dilegimi istegimi kiyamete o güne sakliyorum dedi ... bu dilegide ümmetine seffaat etmesiyle son bulacaktir ...
|

27-12-2005, 19:21
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Burkay, Hz.Muhammed diyor ama bakın kur'an ne diyor:
"O gün,kimse kimsenin yerine birşey ödeyemez" "kimsenin şefaati kabul edilmez""Allah tan başka kimsenin dostluğu fayda vermez"
(2:123,6:51,82:18-19)
6:51)"Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Onlar için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır, Umulur ki Allah'tan korkarlar."
Ancak, bazı ayetlerde ise "Allah'ın izin verdikleri müstesna" deniyor.Yani fikir değişiyor.Örneğin;
(43:86)...Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilir.
( Herhalde bunlar içinde Hz.Muhammed de var)
|

27-12-2005, 23:41
|
|
|
selam . bu yukarida yazdigin ayet de inanmayan allaha es kosan lar için geçerli dir ... yoksa bir ufacik yasda ölen bir bebegin bile sfaat edecegi rivayet ediliyor ... ki hz muhammed haliyle edecek ... sen olmasaydin bu cihani kainati yaratmazdim diyen bir allah ümmetine sefaat etme istegini geri çevirmeyecekdir ... sen ne düsünürsün bu konuda ?
|

28-12-2005, 00:11
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
|
|
şefaat: lügatta, araya girmek, aracılık etmek, iltimas etmek, yardım etmek, ricada bulunmak, destek olmak ve tavassut etmek gibi anlamlara gelir. kur'an'da da lügat anlamında kullanıldığı yerler vardır.
kim güzel bir (işe) destek olursa (şefaat ederse), onun da o işten bir payı olur. kim kötü bir (işe) destek olursa (şefaat ederse), onun da o işten payı olur. allah herşeyi gözetip karşılığım verir. (4:85)
şefaat kelimesi cahiliyye döneminde de çok iyi bilinen ve kullanılan bir kelimeydi. ancak, araplar şefaatı bugün olduğu gibi dini anlamda da kullanıyorlardı. kendi putlarını allah'a yaklaştırıcı kabul ettikleri gibi, hesap günü de şefaat edeceğine, kendilerini azaptan kurtaracağına inanıyorlardı.
“allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilen şeylere kulluk ediyorlar ve: "bunlar allah katında bizim şefaatçılarımızdır." diyorlar. de ki,: "allah'ın göklerde ve yerde bilmediği birşeyi mi allah'a haber veriyorsunuz?" o, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.” (10:18)
İslami dönemde de aynı anlayış zamanla yeniden ortaya çıktı ve müslümanların akidesinde önemli bir yer aldı. müslümanlar şefaati.. ''kıyamet günü bir kimsenin suçunun affedilmesi dil, veya derecesinin yükseltilmesi için, hüküm sahibi ve dinde sözü geçen birinin rica etmesi ve yalvarması.'' olarak anlamaya başladılar. İslam alimlerinin ''allah'ın kulunu affetmesi gerektiğinde, bunun şefaat yoluyla olacağı'' şeklindeki anlayışları zamanla kur'an ayetlerinin de bu anlayışa göre şekillenmesine neden oldu.
şimdi kur'an'ın hesap gününü nasıl değerlendirdiğine bir bakalım:
kimsenin kimseden yana bir şey ödeyemediği, hiç kimseden fidye alınmadığı ve hiç kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamadığı ve yardımın kesildiği bir günden sakının. (2:123)
öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine birşey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez. (2:48)
kur'an çerçeveyi bu şekilde daraltmış ve o korkunç günde insanların yalnızlıklarını ifade etmiştir. ayrıca, yukardaki ayetlerden kıyamet gününde insanların yardım görecekleri, şefaat görecekleri bir merci olmadığını da anlıyoruz. zümer suresinin 44. ayeti de bu anlayışı pekiştirmekte. ve anlamı netleştirmektedir;
" de ki: ''bütün şefaat allahındır. göklerin ve yerin mülkü o'nundur. sonra o'na döndürüleceksiniz. (39:44) .
yukarda verilen ayetlerle genel hatları çizilmiş olan ''şefaat'' olaylara ve inanış biçimlerine göre yine ayetlerle ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. akaid kitaplarının hemen hemen hepsinde ''hesap gününde şefaatın olmayacağı'' şeklindeki ayetlerin aslında kafirleri kastettiği, müslümanları kastetmediği ve müslümanlar için şefaatın mutlaka varolduğu anlatılmaktadır. delil olarak ise ''allah'ın izin verdiği kimselerin şefaat edebileceği'' şeklindeki ayetler . (20:109, 34:23, 21:28, 2:255, 19:87, 53:26) verilmektedir. bu ayetler tek tek okunduğunda, siyak ve sibakına bakılmadığında hepimize aynı anlayışı verebilir, bir de ayet tercümelerinin dikkatli yapılması ve bir takım anlayışların etkisi altında kalınmaması gerekir. yukarda numaraları verilen türden ayetleri yazımızın son bölümünde inceleyeceğiz. şimdi az önce söz konusu edilen şefaatin kafirler için olmayacağı iddiasına dönelim. önce aşağıdaki ayetlere bir göz atalım:
rab'leri (nin huzuru) na toplanacaklann (a inamp bu durum) dan korkanlan onunla uyar ki; kendilerinin, o'ndan başka ne velileri ne de şefaatçılan yoktur. belki korunurlar. (6:51) "
ey inananlar, alışverişin, dostluğun ve şefaatın olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz nzıktan infak edin, kafirler, zalimlerin ta kendileridir. (2:254)
bu ayetleri okuduktan sonra şefaatla ilgili ikazların müslümanlara yapılmadığını söyleyebilir miyiz? allah şefaatçının da, velinin de kendisi olduğunu apaçık ilan edip dururken bunun karşısında beşeri iddiaların ne önemi olabilir? vahiyden uzak toplulukların kurtuluş olarak gördükleri çeşitli şefaat kapıları kaçamak bırakılmayacak şekilde kapatılmıştır. burada mü'minlere düşen görev kendilerine hiçbir şekilde fayda ya da zarar veremeyecek olan kendileri gibi birer insan olan kimselere değil, allah'a yalvarmaktır.
kur'an bazı dönemlerde ise müşriklerin bu anlayışına kesin bir tavır takınmaksızın 'allah dilemedikçe kimse şefaat edemez." şeklinde ayetler ile kur'ani ifadenin temelini atmıştır.
rabbiniz allah'tır ki, gökleri ve yeri altı safhada yarattı, sonra arşa istiva etti (kuruldu). buyruğunu icra eder. o'nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez. İşte rabbiniz allah budur. o 'na kulluk edin, düşün müyor musunuz? (10:3)
bu ayet, allah'tan başkalarına şefaat atfeden kimselere meydan okumakta ve şefaatin onun izni olmadan asla gerçekleşmeyeceğini bu yüzden de gerçek şefaat sahibi allah'a kulluk etmelerini istemekte ve ardından da bunun düşünülmesi gereken bir olay olduğunu hatırlatmak için ''düşünmüyor musunuz?" diye sormaktadır.
şefaatın ancak ''izinle'' olabileceğini ifade eden böyle ayetler, ''izin'' söz konusu olduğuna göre şefaatın da söz konusu olduğu imajını bizlere vermektedir. fakat, kur'an bu şefaatı da muallakta ve insanların müdahalesine açık bırakmamıştır. önce aşağıdaki ayeti okuyalım:
"rahman çocuk edindi" dediler. haşa; hayır; melekler şerefli kılınmış kullardır. allah'tan önce söz söyleyemezler; ancak o'nun emri üzerine iş işlerler. allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. onlar allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; o'nun korkusundan titrerler. İçlerinden her kim, "ben o'nun dışında bir ilahım" derse böylesini cehennemle cezalandırırız. zalimleri işte böyle cezalandırırız biz. (21:26-29)
müşrikler, melekleri allah'ın çocukları sayıyorlar ve onlardan da şefaat bekliyorlardı. yani melekleri de allah'a eş koşuyorlardı. işte bu ayet önce meleklerin de kul olduklarını, allah'tan önce konuşmalarının ve herhangi bir teklifte bulunmalarının da mümkün olmadığını ortaya koymaktadır. ''allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler." kısmı ise bizlere meleklerin kendi başlarına şefaat edemeyeceğini ancak allah'ın kendilerine emir verdiği taktirde, razı olduğu mü'min kullarına yardım (şefaat) edebileceklerini anlatmaktadır. bu anlayış içinde '.. aşağıdaki ayetlerin de yeniden tercüme edilmeleri ve kur'an'ın kastettiği şekilde anlaşılmaları gerekmektedir.
göklerde nice melek var ki onlann şefaatı hiçbir işe yaramaz. meğer, allahın dilediği ve razı olduğu kimseye izin vermesinden sonra olsun. (53:26)
o gün rahmanın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasına şefaat fayda vermez. (20:109)
o'nun huzurunda o'nun izin verdiği kimselerdenİ başkasına şefaat fayda vermez. (34:23) ."
yukardaki ayetlerden rahman'ın "izin vermesi''nin 'meleklerin mü'minlere yardım etmesine izin vermesi" anlamında olduğunu rahatlıkla anlayabilmekteyiz. son olarak şunu söyleyebiliriz; müslümanlar şefaatı ancak allah'tan beklemelidirler. bizlere yardım edecek ve bağışlayacak olan da ancak o'dur. İşte bu yüzden namazlarımızda;
''yalmz sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz (1:4)
kaynak: kalem dergisi
|

28-12-2005, 00:11
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Apr 2005
Mesajlar: 611
|
|
Ancak, bazı ayetlerde ise "Allah'ın izin verdikleri müstesna" deniyor.Yani fikir değişiyor.Örneğin;
panteidar neden böyle peşin hükümlüsün.delillerini topladın üzerinde düşündünmü.yoksa ''bana öyle geldi''ylemi hüküm verdin?
Allah'ın izin verdikleri dışında şefaat edecek yoktur demek bu..Kimseye Allah'ın izni olmadan şefaat edebilme yetkisi verilmemiştir..
|

28-12-2005, 00:29
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Burkay;
Aspartamın metninin arasında geçen,kafirlere şefaatin ancak Allah'a mahsus olduğu,ümmetine ise peygamberinin şefaat isteyebileceği ihtimali güçlü.
Ensareo;
Acele etmiş olabilirim.Bu konuda tefsirleri incelemem gerekirdi. Dolayısıyla "burada fikir değişiyor" sözünü;
Allah'ın fikir değiştirdiği şeklinde değil,"müslümanlar için Allah'ın izin verdikleri müstesna şeklinde açıklanıyor "diyelim.
|

28-12-2005, 00:39
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
|
|
Aspartamın metninin arasında geçen,kafirlere şefaatin ancak Allah'a mahsus olduğu,ümmetine ise peygamberinin şefaat isteyebileceği ihtimali güçlü.
-------------------------------------------------------------------------------------
Panteidar ben öyle demiyorum.Akaid kitaplarında öyle geçiyor.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:42 .
|